Ayak ne demek? | Ayak anlamı nedir? | Ayak

Ayak anlamı nedir?

Ayak ne demek?

Ayak anlamı nedir?

Ayak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ayak

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa). 1. İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır. 2. Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı. 3. Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı. 4. Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven. 5. Çay ağzı, mansab. 6. Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır. 7. Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam. 8. On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem. 9. At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltan: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak = 1. Bir memlekete girmek Ar. Kudüm. 2. İsrar ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı — Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = İsrar etmek. Baştan ayağa ı= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencere altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek =fc Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Dsmuzayağı fc Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa). 1. İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır. 2. Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı. 3. Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı. 4. Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven. 5. Çay ağzı, mansab. 6. Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır. 7. Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam. 8. On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem. 9. At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltası: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak = 1. Bir memlekete girmek Ar. Kudüm. 2. Israr ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı = Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = Israr etmek. Baştan ayağa f= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencerS altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek = Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Domuzayağı ±= Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayak ağrıları; çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ağrıyan yerler iyice ovulur. Ayak ikinci parmağının üçüncü parmakla birleştiği noktanın iyice ovulması da çok faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrive at. to enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekikyağı, ayva

Hazırlanışı : Çıbanın üzeri, kekikyağı ile yağlanır. Sonra, orta büyüklükte bir ayva ortasından kesilerek üzerine konur. Sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. footprint. footstep. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot mark. foot print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant who runs errands. delivery boy. footboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear. pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footwear. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. shoe-seller. shoe-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. shoerepairer's shop. shoe repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. uprising. breach of the peace. commotion. insurgence. insurgency. insurrection. mutiny. putsch. revolt. riot. rising. upheaval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurrection. mutiny. rebellion. revolt. riot. rising. uprising. rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. revolt. civil commotion. emeute. insurgence. insurrection. mutiny. riot. ruction. stampede. upheaval. uprise. uprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot. to rebel. to revolt. to start walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise in rebellion. to rise in revolt. to break out in revolt. to rebel. to revolt. to get on one's feet. to begin to walk. bear arms against. to rise in insurrection. mutiny. riot. run riot. squeal. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footed. walking. footed. podous. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking. footed. legged. movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foot or leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloii). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. up. afoot. afoot. on one's legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. on foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dayanacak değnek, asâ, sopa. 2. Dövmekte kullanılan değnek veya sopa, kötek. 3. Kapı arkasına veya başka bir şeye dayatılan destek, payanda: Kapı dayağı. 4. Darbe, darp, vurma, dövme: Dayak atmak, dayak yemek, dayak cezası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. corporal punishment. whipping. rod. prop. bashing. basting. birching. caning. chastisement. dressing-down. drubbing. dusting. flogging. fustigation. hiding. lacing. licking. sock. trimming. wallop. whacking. whaling. the works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. thrashing. whacking. beating. going-over. prop. support. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. prop. support. backing. back rest. abutment. backstay. backstop. bar. bearing. bearing pile. strut. holdfast. fulcrum. reinforcement. leg. horse. column. stand-by. stock. pillar. stirrup. ground swell. auto seat pad. corporal punishmen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. chastise. cudgel. flog. to tan sb's hide. lam. lambaste. larrup. lather. lay in. lick. tan. trounce. wallop. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Merdiveni veya inilip çıkılacak kısmı olmayan ev yahut yol, yer.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek üzere iken: Giderayak bunu yapmıyacaktınız!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the last moment. just before leaving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kar üzerinde kayarak gitmek için ayaklara takılan, hususî olarak yapılmış uzun tahta kızak, ski. 2. Kayakla kayma sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light canoe, made of skins stretched over a frame, and usually capable of carrying but one person, who sits amidships and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is peculiar to the Eskimos and other Arctic tribes. a small canoe consisting of a light frame made watertight with animal skins; used by Eskimos travel in a small canoe; 'we kayaked down the river'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski. skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a decked boat propelled with a two-bladed paddle from seated position Contrast with canoe, an open boat propelled with a single bladed paddle from a kneeling position. a one-person watercraft covered in skins with a small central opening for the user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow covered boat, pointed on both ends, propelled by the rider paddling with an oar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small boat propelled with a double blade paddle, from a seated position Most kayaks are decked Kayaks are derived from the frame and sealskin hunting boats of the Arctic LR above: Polo BAT, 2 53m long; white water play boat , about 3 5m long; touring ka

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of fully-decked canoe The paddler is seated and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, decked watercraft usually paddled by one or sometimes two paddlers The paddler sits in the boat and paddles the craft with a double bladed paddle Based on the traditional watercraft of the native peoples of the North American Arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, low-profile boat similar to a canoe, and increasingly used for wilderness travel. A canoe-shaped boat in which the frame is completely covered except for an opening in the middle for the paddler. a small canoe consisting of a light frame made wat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimo balıkçı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayak sporcusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Kullanıldığı yerler: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çokayaklılar takımından olan böceklere verilen ad. 2. Kasık biti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millepede. millipede. polypod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millipede. crab louse kasıkbiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millipede millepede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. A. Ar. «zayk» dan mas.). Sıkıntı, yokluk, parasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyk» dan masdar). 1. Darlık, sıkıntı, güçlük, müşkilât. 2. Yokluk, züğürtlük, geçinmede darlık, sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrasment. the state of being in financial difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaz ve ördek gibi parmaklarında perde bulunan kuşlar

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: sacayağı). Üstüne sec örtülen tepsinin ve tencere vesairenin altına konularak altında ateş bulunan demirden sehpâ. mec. Biribirine menfaat veya dostlukla iyice bağlı üç kişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunması verev, kabaca çuha: Yerli şayak, İngiliz şayağı 2. Şayaktan yapılmış: Şayak esvab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by