Ayet ne demek? | Ayet anlamı nedir? | Ayet

Ayet anlamı nedir?

Ayet ne demek?

Ayet anlamı nedir?

Ayet | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ayet

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ayât). 1. Alâmet, nişan, eser. 2. Kur’an-ı Kerîm’de beher sûrenin mürekkep bulunduğu cümlelerin beheri: Ayet-i Kerîme, Ayât-ı Kur’anîye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. verse of the Koran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse of the Koran. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آیت] ayet. 2.işaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم رعایت] uymama..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın ayetleri. 2.Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah’ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirl(Erkek İsmi) 3.Mucizeler, hikmetl(Erkek İsmi) 4.İz, nişan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (e. F.) (F be = bağlama edatı, A. gayet = son). Son derecede, pek ziyade: Begayet zeki bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بغایت] çok, son derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübaşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübâşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایت] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başlama, başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) d] başlangıçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاشکایت] şikayet etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câriyelik hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fıkh). 1. İnsanın nefsine yahut Azâsına veya mal veya ırzına taallûk eden yasak fiil. 2. (hukuk) Ağır cezayı gerektiren fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. murder. homicide. killing. crime. enormity. felony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. murder. homicide. killing. crime. enormity. felony. assassination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. murder. homicide. felony. foul play. manslaughter. murdrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cinayet denilen ağır cürmü işleyen, cânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cânîye yakışır hal ve surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جنایتکار] câni, cinayet işleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Sarayın kızlar ağasına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ, malûmat, bilgi, ilim ve tecrübe, beceriklilik, iktidar: Dirayetli olduğu için kendisine filan vazife verildi. Yalnız kıdeme bakılmayıp en ziyade dirayete dikkat edilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. skillfulness. discernment. perception. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Zeka, bilgi, kavrayış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dirâyetli, kavrayışlı, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayet sahibi, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayeti olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. gayât) (Arapça terkiplerde gaye şeklinde de kullanılır). 1. Son, bitim, nihayet. Fars. encâm: Bu işin gayeti budur. 2. Netice, maksat, Fars. merâm: Bunun gayeti nedir? 3. (Türkçe’de) Çok, ziyade, son derecede, nihayet derecede: Gayet büyük, gayet güzel. Gayetle, gayette = Son derece: Gayetle yüksek bir minare. Gayette güzel bir bahçe. Begayet = Son derecede: Begayet faydalı bir kitap. Bigayet, bi-gaye, bî-gayât = Sonsuz, pâyânsız, pek çok, hesapsız, hadsiz. Gayet-ül-gaye = En son derecede, Ar. nihâyet-ün-nihâyet: Günde gayet-ül-gaye dört ders okunabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite. very amaç. erek. hedef. very. extremely. greatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very. extremely. greatly. immensely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غایت] son. 2.çok. 3.son derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Sonsuz, pâyânsız, nihayetsiz, pek çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru yolu arama, doğru yola girme. 2. Tanrı tarafından birinin kalbine ilhâm olunan hak yolunu aramak arzusu: Kendisine hidâyet geldi. 3. Hak dini, islâm dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the right way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هدایت] doğru yolu gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hak yoluna doğru yola girme. 2.Müslüman olmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

doğru yolu göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) hikâye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایت] öykü, hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inâyât). 1. Dikkat, gayret, çalışma, yardım. 2. Lutuf, iyilik, Osm. kerem, ihsan: Lutuf ve inayetinize sığınıyorum. İnayet ola = Sadaka verilmeyen dilencileri uzaklaştırmak için kullanılır. «Allah’tan sana inâyet olsun» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. benevolence. grace of God. blessing. charisma. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنایت] iyilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Dikkat. 2.Gayret, özenme. 3.Lütuf, ihsan, iyillik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Lütfeden, yardım eden, lutuf ve kerem sahibi. Osm. kerem ve muavenet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnayetti kimseye yakışır şekilde, lutufkârâne, merhametle. Lutuf ve keremle: Inâyetkârâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf ve keremle, lütfen: Inâyeten bu ricamı kabul buyrun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Lutuf ve kerem sahibi. Nesir dilinde devletlû ile beraber DArüssaâdet’-iş-Şerife ağasıiçin söylenirdi: Devletlû, inâyetlû efendim hazretleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın ihsanı. İnayetullah Kenbu: Şah Cihan dönemini anlatan, Şahcihanname isimli yapıtın sahibi. Hintli tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sufficiency. efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sufficiency. adequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کفایت] yeterli olma. 2.yararlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yetişme, el verme, kafi gelme. 2.Bir işi yapabilecek yetenekte olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suffice. to be enough. settle for sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Yetişme, yetişir miktarda olma: Bu kadar kifâyet eder; kifâyet miktarı. Derece-i kifâye = Yetişecek miktar ve derece. 2. İktidar, liyakat, ehliyet, bir işe yetip başkasına ihtiyaç göstermeme; O adamın kifâyet! vardır, kifâyeti kabûl edilmiştir (Iktifâ ve kanaat mânâsıyle «kifâyet etmek» demek pek doğru değildir, «Iktifâ demeli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeterli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yetersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inadequate. insufficient. incompetent. inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insufficiency. inadequacy. inadequateness. deficiency. inability. penury. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yetersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لایتجزا] parçalanmaz, ayrılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لایتغير] değişmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتناهی] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتزلزل] sarsılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeni doğmuş çocuğun çamaşırları ile elbiseleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİHAYET), NİHAYE (i. A.) (c. nihâyât). 1. Son, bitim, uç, Akıbet: Bu işin nihayeti ne olacak? 2. Son derece: O kadar yaramazlık etti ki, sabrım nihayete vardı. Ilâ-nihâye = Son dereceye kadar. Nihâyetü’l-emr = Akıbet. Nihayet bulmak = Bitmek, tükenmek. Bî-nihâye = Bitmez, tükenmez, sonsuz, pâyânsız. Nihâyetü’n-nihâye = En son derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finally. at last. at the end. after all. eventually. lastly. in the upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. finally. end son. at last. at long last. in the end. in the long run. at length sonunda. after all / at last.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion. end. finish. termination. outcome. result. at last. in the end. expiration. finally. lastly. at length. limit. in the long run. terminus. upshot. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نهایت] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Son. Sonunda. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sona ermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonsuz, sonu gelmez, bitmez, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbounded. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râyât). Sancak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایت] sancak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Bayrak. Sancak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gözetme, saklama. 2. Sayma, saygı, itibar. 3. İkram, ağırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. observance. deference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. esteem. conformity. obedience. consideration. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observance. respect. esteem. consideration. regard. observance deference. compliance. conformance. obeying. hospitality. homage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رعایت] uyma. 2.sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Gütme, gözetme. 2.Sayma, saygı, itibar. 3.Ağırlama. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obey. observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to comply with. to observe. to defer to. to respect. to show respect for. to show consideration for. abide. obey. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uymak. 2.saymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hürmet ve riayet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hürmet ve itibarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayarak, hürmet ve itibar ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رعایتکار] saygılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful. inconsiderate. sb who doesn't comply with. irreverent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. lack of consideration. noncompliance. non observance. nonobservance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Übertretung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Atıcılık, ok, kurşun, gülle gibi şeyleri almada usta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rivâyât). 1. Bir haber, söz anlatma, hikâye: Birtakım haberler rivâyet etti. 2. Nakil ve rivayet olunan hikâye ve haber, halk ağzına düşen söz: Bir rivâyet işittim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumor. rumour. tale. narrative. story. fame. grapevine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapevine. report. rumour. hearsay söylenti. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearsay. relating. passing on sth heard from sb else. account. on the cry. report. rumbling. scuttlebut. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ روایت] nakletme, hikaye etme. 2.söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAYED) (e. F.). Farsça’da «gerekmek, lâyık olmak» demek olan «şâyesten» masdarından teklik üçüncü şahıstır). 1. Şart gösterir: Eğer, şâyet bu akşam gelecek olursanız... 2. ihtimal gösterir: Belki, olur ki: Şâyet sizi evde bulamam ihtimaliyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if ever. peradventure. if perchance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سعایت] çekiştirme, dedikodu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şikâyât). 1. Kendi hâlinden veya başına gelen bir dert ve acıdan yanıp yakılma: Hâlinden, sıhhatinden, hastalığından şikâyet ediyor. 2. Birinden hoşnutsuzluk gösterip aleyhinde söz söyleme: Arkasından şikâyet ediyor. 3. Birinin haksızlık ve tecavüzünü belirterek aleyhinde dâvâ etme: Şikâyetleri, şikâyeti dinlenildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. bellyache. complaint. grievance. grouse. grumble. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکایت] sızlanma, şikayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine içecek su verme vazifesi. 2.Ka’be sakalığı, Mekke’de hacılara zemzem dağıtma işi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complain. crab. grouch. grumble. remonstrate. report. sneak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini şikâyet ve dâvâ eden, Ar. şâkî, müştekî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complainant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçme, bulaşma: Nezle çabuk sirâyet eden bir hastalıktır. 2. Geçme, Ar. İntikal, yayılma, bulaşma: O adamlarla otura otura onların Adeti bize de sirâyet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. spread of sth from one person to another. extension. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرایت] bulaşma, geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek, bulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. sainthood. alieni juris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ولایت] velîlik. 2.dostluk. 3.otorite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) l. Velilik, ermişlik. Veli ve ermiş olan kimsenin hali ve sıfatı. 2.Başkasına sözünü geçirme. 3.Dostluk, sadakat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vasiyet. 2. Vasîlik. 3. Emir, tenbih, tavsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vilâyât) 1. Valilik, bir ülkenin en büyük idarî kısımlarından biri ve buranın idaresine memur şahsın resmî sıfat ve vazifesi. 2. Memleket, ülke, diyar: Horasan, Bengal vilâyeti. 3. Vatan, memleket: Vilâyetten mektup almış, vilâyetine gidecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eparchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province il. province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief administrative divisions or provinces of the Ottoman Empire; formerly called eyalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province. vilayet. county.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vilayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahali3 nden olan, memleketli, hemşehri (hemşeri): Bir vilâyetlisi gelmiş.

Türkçe Sözlük by