Ayn ne demek? | Ayn anlamı nedir? | Ayn

Ayn anlamı nedir?

Ayn ne demek?

Ayn anlamı nedir?

Ayn | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ayn

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkçe alfabenin yirmi birinci harfi olup, boğazdan olan mahreci sâmî dillere mahsus olmakla, dilimizde yalnız Arapça’dan gelen kelimelerde bulunur. Elifbânın asıl tertibinde ebced sırasında on altıncı harftir. Asıl eski şekli bir daire ve halkadan ibaret olmakla SAmî dillerde göz demek olan bu isimle adlandırılmıştır. Ebced hesabında değeri 70’ tir. Arapça olmayan araba, Aleksandr gibi kelimeleri a yerine ayn ile yazmak yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uyûn, Ayân) (Arapça’da müennestir). 1. Göz, Fars. çeşm, dîde: NÜr-ı aynim = Gözümün nûru, Ayn-ı vâhid = Bir gözlü, bir gözü kör. 2. Pınar, kaynak. 3. Bir şahıs veya şeyin kendisi, zâtı, aslı: Bu at, bu araba o vakit gördüğünüzün aynıdır. Bu kâğıdın aynı nı bana ver de suretini sen al. 4. Bir şeye çok benzeyen misali, tıpkı, tamamiyle benzer şahıs veya şey: Bu da onun aynıdır. Bunun aynını çıkarmalı. 5. Tıpkı, sırf: Ayn-ı keramet, ayn-ı hatâ. 6. Bir memleketin muteber kimseleri, eşrâfı (Dilimizde müfredi bu mânâ ile kullanılmaz). Ayân-ı memleket, (bk.) Ayân. 7. Şekli esasen göze benzeyen ayn harfinin ismi. (Hukuk). Ev ve at ve tencere gibi belirli olan şey. Isâbet-i ayn = Göz değme, nazar. İnsân-ül-ayn = Gözbebeği, Farsça, merdümek-i çeşm. Bi-aynihi = Ayniyle, tıpkı, ta kendisi veya pek benzeri. Ayn-ı bakar = iri cins, etli ve sulu bir erik. Any-üs-sevr = Sevr burcunda bir yıldız. Re’y-ül-ayn = Gözle, kendi gözüyle: Re’yül-ayn gördüm. Kendi gözümle gördüm. Ayn-üş-şems = Bir cins kıymetli taş. Ayn-ı safâ = Ayçiçeği. Kurrat-ül-ayn = Göz aydınlığı, sevinç, iftihar. Karîr-ül-ayn = Gözü aydın. Ayn-ülher = Kıymetlice bir taş. Ayn-ül-yakîn = Görmüş gibi: Bu işi ayn-ül-yakîn bilirim. Ayniyle = Tıpkısı, biaynihi, tamamiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين] göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mir’At.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne düşen ışınları yansıtacak şekilde parlatılmış, bir tarafı sırlı cam. (bk.) Ayine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. glass. looking glass. looking-glass. reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking glass. disc. disk. facing. mirror. reflector. panel. blade. chuck. headstock. head. pane. plate. frontpiece. dial. table. apron. face. headboard. foil. riser. head board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of mirrors. seller of looking glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna veya aynalarla süslü. Aynalı çarşı, gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a mirror. with a mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with mirror. paneled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerin kıçı tarafındaki az yuvarlak veya düz kısım. Buraya geminin bağlı bulunduğu limanın adı yazılır. Aynalık tahtası —Sandalların kıç tarafına. oturanın dayanması için konulan tahta.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun gitmeyen, ters, düzensiz: İşler aynasız gidiyor. 2. Külhanbeyi ağzında polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. cop. copper. fuzz. pig. without a mirror. bad. unpleasant. awry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. unpleasant. policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t..i.) - Pınar, su, kaynak. - Antakya-Halep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin kendisi ve aslı olarak: Kendisinden aldığım akçayı aynen iade ettim. Getirdiği malın gümrüğünü aynen verdi: Bedel ve nakid olmayarak malın kendisinden. 2. Tıpkı tıpkısına tamamiyle, hiç bir şeyi değiştirmeksizin: Söylediği sözleri aynen nakletmeli. Kanunun o maddesini aynen yazmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do. exactly. just as. just the same. the same. ditto. with fidelity. so. to a t. sic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. verbal. exactly the same. all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. in kind. in ready money. without changing anything. according as. exact. faithfully. for all the world. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينا] tıpkı, aynen, olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tıpkı kendisi, yine o: Biz de aynı okulda okuduk. 2. Ayırdedilemiyecek kadar benzeri: Bu otomobil sizinkinin aynı. Aynı ağzı kullanmak = Aynı şeyi söylemek, (bk.) Aynî. Aynı ile = Değişiklik olmadan, olduğu gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. aynîyye). 1. (Anatomi, tıp). Göze mensup ve müteallik: Emrâz-ı aynîyye = Göz hastalıkları, tabakaat-ı aynîyye = Göz tabakaları. 2. Tıpkı, tamamiyle, kendisi: Bu mal gördüğünüzün aynısıdır. (Aynıdır demek daha doğrudur). Aynı ata binmiş. 3. Nakid ve bedel olmayarak, kendisinden olan: Eşyây-ı aynîyye = Tüccarın getirdikleri maldan gümrük hakkı olarak, para yerine bıraktıkları şeyler. Tıpkı, farksız, çok benzer: Bu da onun aynı gibidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. alike. identic. same. equal. in rem. like. look-alike. one. self. selfsame. uniform. very. the same. of a piece. to a hair. idem. all of a piece. similarly. as much as. the same. no change. facsimile. like. homo-. homeo-. homoeo-. like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alike. even. identical. image. one. same. uniform. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. the same. alike. equal. facsimile. one. parallel. self-same. true. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in rem. in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayn’a ait. 2.Pınar, kaynak, göz. 3.Karşılığı mal olarak ödenmiş. el-Ayni, (1360-1451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right in rem. real right. real claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. both. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the same time. simultaneously. also. backwardation. compensatory damages. concurrently. concurrently with. downstick. equally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) – Hayatın gözü, hayat pınarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. property. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any change. as it is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيه] taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şey veya şahsın aynı veya kendisi olması: Bu malın, bu adamın aynîyyeti anlaşılamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيت] aynılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Güneş kaynağı. 2.Mısır’da bir kasaba. 3.Bir cins değerli taş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayniyle, olduğu gibi: O yazıyı biayniha dercetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşyayı olduğundan pek büyük gösteren ayna. Dev aynasında görmek = Olduğundan büyük ve önemli saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear-view mirror. driving mirror. rearview window. rear view mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. design

tasarım

1. Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı. 2. Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. müennes). Eski elifbâda 22. harf. Kalın ve boğazda söylenen g. Ebcedde 1000 sayısını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of income. source of income / revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power supply. source of power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik) («gusn» = dal kelimesinin küçültme ismi). Dalcık, küçük dal veya budak: Gusayn-ı müzehher Çiçekli dalcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İki şeyin yapıştıkları yer, kenet yeri: Bunun kaynağı nerede? 2. Sırt etlerinin but etlerine yapıştığı yer: Kaynakları çıkık. 3. Bir şeyin çıkageldiği ilk yer, menşe. 4. Ar. me’haz: Başvurulan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden kaynayıp çıkan su pınarı, ufak pınar, Ar. menbâ, ayn: Orada bir kaynak vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı ve büyük kuşun keskin pençesi, bk. Kıynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı y(Erkek İsmi) 2.Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography bibliyografya. bibliyografi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynak yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder's work. welding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaynamak işi, kaynayış. bk. Kaynamak. 2. Kaynamış, kaynamakla pişmiş: Kaynama et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. boiling. ebullition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. surging up. bubbling up. knitting. boil. bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı bir şey ateşte fıkır fıkır etmek, Osm. galeyân eylemek, cûş ve hurûşa gelmek: Bu su kaynadı mı? 2. Kaynar suyun içinde pişmek: Bu et daha kaynamadı. 3. Şişip kabarmak, ekşimek, Osm. tahammur etmek: Şıra kaynamaya başladı, midesi kaynıyormuş. 4. Yerden şiddetle fışkırmak, Osm. feverân etmek: Yerden su kaynıyor. 5. Çok bulunup kaynayan su gibi hareket etmek: Bu dolapta karıncalar kaynıyor. 6. Birleşmek, yapışmak: Kırılan kol kemiği kaynadı. 7. Gizlice ve el altından düzenlenmek: Burada bir iş kaynıyor. 8. Rahat durmamak, Osm. cûş ve hurûşta olmak, deprenmek: Deniz kaynıyor, bu adam kaynayıp duruyor. 9. Suyun içinde batmak, denizin dibine inmek: O koca gemi beş dakikada kaynadı. 10. Mahvolmak: Bizim paralar kaynadı gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. broil. crawl. seethe. to boil. to ferment. to effervesve. to burn. to sour. to surge up. to seethe. to swarm with sb/sth. to teem with. to crawl with. to be alive with. to abound in/with sth. to knit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to ferment. to surge up. to seethe. to swarm. to teem. to knit. to become welded. to be wasted. gate crashing. bubble. stew. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin annesi; kayınvâlide. Kaynana zırıltısı = Bir sap çevresine1? çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran oyuncak. Kaynanadili = Bir kaktüs çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law. in laws. mother- in-law. old and bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle-toy. clapper. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaktüs): Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. very hot. piping hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak maden suyu banyosu, üstü açık, sıcak maden suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynaşma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşmek, ayrılmayacak surette uyuşmak, yekpare olmak: Kemikleri kaynaşıp mafsalı oynamaz olmuş. 2. mec. Sıkı sıkı münasebet kurup birleşmek: Onlar kaynaştılar. 3. Kıpırdaşmak: Kaynaşıp durmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. agitation. surge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. joining together. merging. becoming close friends. swarming. teeming. great excitement. uproar. combination. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unite. coalesce. blend. fuse. socialize. commingle. knit. knit up. merge. mill about. mix. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. integrate. knit. mix. teem. to fuse. to amalgamate. to unite. to coalesce. to swarm with. to teem with. to combine. to become friendly at once. to click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join with. to merge. to become close friends. to swarm. to teem. to combine. blend. click. commingle. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yapıştırmak: Şu iki parça madeni kaynaştırmalı. 2. Birleştirmek: Bu akrabalık o iki aileyi kaynaştırdı. 3. Kaynaşmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join. to merge. together. to cause people to become closer friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin babası, kayınpeder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brew up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir sıvıyı ateşte haşlamak, fıkır fıkır ettirmek: Sütü iyice kaynatmalı. 2. Bir şeyi suda pişirmek, kaynar suda bulundurmak: Lekesi çıkar rılacak çamaşırı saman suyu içinde kaynatmak lâzımdır. 3. Yapıştırmak, yekpâre etmek, tek parça hâline getirmek: İki parça madeni birlikte kaynatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. to boil. to weld. to chat. to gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to weld. to waste a lesson. to gab about. to nick. to steal. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi diğeri vasıtasıyle suda haşlatmak, suda pişirmek: Kahveciye güzel bir kahve kaynattırmak, şu mendilin lekesini çıkarmak için saman suyunda kaynattırmalı. 2. Bir sıvıyı ateşte haşlattırmak: Sütün mikroplarını öldürmek için iyice kaynattırmak gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki) (c. kaynât, kıyân). Eski Arap musikisinde kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermit ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Göz bebeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. İ. denizcilik). 1. Yelkenlerin indirilmesi, kapanması, fora zıddı: Yelkeni mayna etmek. 2. mec. Bırakmak, terk, tatil: Muharebe mayna oldu. Mayna alimeti = Bayrak İndirme, vlre etme.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün güç kaynağındaki MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör) anahtarlamalı cihazlar, etkili, yüksek güçlü bir çözüm sağlarlar. Yüksek verim sayesinde, daha az ısı açığa çıkarırlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Göz nûru, pek sevgili kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) kâfir veya putperest kimse; Hristiyan olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses performansı sunan, sürücü için ayrı çıkışlara ve güç çıkışı aşamalarına sahip bir verimli amplifikatör güç kaynağı.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفة العين] göz açıp kapayıncaya dek, bir anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainia. ukraine. ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ukraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Ukrayna Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa’da, Karadeniz kıyısında, Polonya ile Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 00 Kuzey enlemi, 32 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Doğu Avrupa.

Yüzölçümü: 603,700 km².

Sınırları: toplam: 4,663 km.

sınır komşuları: Beyaz Rusya 891 km, Macaristan 103 km, Moldova 939 km, Polonya 428 km, Romanya (güney) 169 km, Romanya (batı) 362 km, Rusya 1,576 km, Slovakya 90 km.

Sahil şeridi: 2,782 km.

İklimi: Ilıman kıtasal; Akdeniz iklimi sadece güney Kırım sahillerinde görülmektedir.

Arazi yapısı: Verimli ovalar ve platolar, batıda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m.

en yüksek noktası: Hora Hoverla 2,061 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, manganez, doğal gaz, tuz, sülfür, grafit, titanyum, magnezyum, kaolin, nikel, cıva, kereste, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %58.

daimi ekinler: %2.

Otlaklar: %13.

Ormanlık arazi: %18.

Diğer: %9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 26,050 km² (1993 verileri).

Ukrayna Nüfus Bilgileri

Nüfus: 46,710,816 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.43 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.98 yıl.

Erkeklerde: 64.71 yıl.

Kadınlarda: 75.59 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.17 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.4 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 360,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 20,000 (2003 verileri).

Ulus: Ukraynalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Ukraynalı %77.8, Rus %17.3, Beyaz Rus %0.6, Moldovalı %0.5, Krım Tatarları %0.5, Bulgaristanlı %0.4, Macar %0.3, Romen %0.3, Polonyalı %0.3, Yahudi %0.2, diğer %1.8 (2001 verileri).

Din: Ukraynalı Ortodoks - Moskova Patrikhanesi, Ukraynalı Ortodoks - Kiev Patrikhanesi, Ukraynalı Autocephalous Ortodoks, Ukraynalı Katolik, Protestan, Musevi.

Diller: Ukrayna, Rus, Romanya, Polonya, Macar.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.7.

erkekler: %99.8.

kadınlar: %99.6 (2003 verileri).

Ukrayna Yönetimi

Ülke adı: Ukrayna.

Eski adı: Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Kiev.

İdari bölümler: 24 bölge, 1 özerk cumhuriyet, ve 2 belediye; Cherkas’ka (Cherkasy), Chernihivs’ka (Chernihiv), Chernivets’ka (Chernivtsi), Dnipropetrovs’ka (Dnipropetrovs’k), Donets’ka (Donets’k), Ivano-Frankivs’ka (Ivano-Frankivs’k), Kharkivs’ka (Kharkiv), Khersons’ka (Kherson), Khmel’nyts’ka (Khmel’nyts’kyy), Kirovohrads’ka (Kirovohrad), Kiev, Kyyivs’ka (Kiev), Luhans’ka (Luhans’k), L’vivs’ka (L’viv), Mykolayivs’ka (Mykolayiv), Odes’ka (Odesa), Poltavs’ka (Poltava), Avtonomna Respublika Krym (Simferopol’), Rivnens’ka (Rivne), Sevastopol’, Sums’ka (Sumy), Ternopil’s’ka (Ternopil’), Vinnyts’ka (Vinnytsya), Volyns’ka (L


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian. ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by