Azı ne demek? | Azı anlamı nedir? | Azı

Azı anlamı nedir?

Azı ne demek?

Azı anlamı nedir?

Azı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: azi

Türkçe Sözlük

(i.). Yiyeceği çiğnemeye mahsus düz ve yassı diş ki ağzın iki tarafında altlı üstlü olur: Azı dişi. Gemi azıya almak = Serkeşlik etmek. (Mecazen insan hakkında dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Azamlar, büyükler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah’ın kulu. (bkz.Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32.Osmanlı padişahının adı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konuşmaya ve yazışmaya yarayan yazılı veya sözlü çeşitli senbolleri anlama ve kullanma kabiliyetinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aphasie

tıp söz yitimi

Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apex aphasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i (astr). gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. araziye). Zâtî ve cibillî olmayıp iğreti ve sonra hasıl olma, tahsili, değişmesi mümkün: Şişmanlık arazî bir haldir, (bk.) Arızî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arz), (bk.) Arz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all-ter'rain. land. territory. estate. landed property. soil. country. terrain. premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. holding. land. moor. property. soil. terrain. tract. country. ground. domain. real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land. terrain. territory. country. soil. real estate. realty. possession. ground. property. premises. plowland. domain. inclosed land. law of real property. country property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اراضی] yerler, arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- road vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Polonya, Rus ve Alman Yahudileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalandan Aşıklık satma, aşıkbazlık, aşk-ı kâzib = Yalancı aşk, birine Aşık görünüp de bu yolla isteğe erişmeye çalışma.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Kurtagzı, Tavşandudağı, Anthirinum, Linaire, Muflier): Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pek az miktarda: Bana azıcık ekmek verin. 2. Pek az zaman: Azıcık bekleyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a little. few. sprinkle of. bare. fractional. slight. slim. spot of. sprinkling of. thimbleful. little. a little. only just. dollop. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. fractionally. niggardly. slightly. very small. very little. a modicum of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very small amount. just a litttle bit. for a moment. dab. niggardly. in a small way. trifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AZUK (i.). 1. Yiyecek, yiyinti, yemek, kuvvet, gıda. 2. Zahire, rızk, Ar. mekûlât, yiyecekler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k kalın okunur). Hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provisions. food. bait. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yemek, gıdalanmak, tagaddi etmek. 2. Zahire tedarik etmek, kuvvet edinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhtaçlara yiyecek veren, aç doyuran, ikram eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâzil, izâl). Azarlayan, paylayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İnatçı, ıslah kabul etmez, serkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: azl) (i. A.). Bir memuru memuriyetinden çıkarma, izin verme: Azlettiler, azloldu. Türkçe’de mâzûl (Azledilmiş) mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Bana, bugünden itibaren azilsin dediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. dismissal. removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss from office. deposal. dismissal. supersession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزل] görevden alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözü bir şeyden yılmayan, azgın: Azılı haydut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. ingrained. unruly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. ferocious. wild. savage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. wild. tough and dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kemik), (bk.) azm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Azm) (i. A.). 1. Kesin niyet, kasıt ve karar: Bu sene hacca gitmeye azmettim. 2. Kesin niyetli yola girme, hareket etme, müteveccih olma: Azm-i sefer eyledi, Şam’a azmeyledi. Ulul-azm = Kavimlerini Hak dinine davetle, İlâhî emirleri kabul ettirmek hususunda azim ve sebat eden büyük peygamberlerden Hazret-i Nuh, Hazret-i ibrahim, Hazret-i MÜsâ ve peygamberimiz Hazret-i Muhammed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. azîme). (c. ızâm). 1. Büyük, ulu. Ar. kebîr, cesîm, Fars. büzürg: Bir cebel-i azîm = Büyük bir dağ. Ebniy»-i azîme = Büyük yapılar. 2. Yüksek, derece ve mertebesi büyük: Vallahül’azîm. Selitîn-i izim = Büyük sultanlar. Vüzeri-yı izim = Büyük vezirler, sadrâzamlar. 3. Ehemmiyetli, mühim: Emr-i azîm = Büyük iş. Harb-ı azîm = Büyük savaş Azîmüş-şân = Şan ve mertebesi büyü: Kur’8n-ı azîm-üş-şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azm» den if.). 1. Kasit ve niyet eden, kat’i karar veren: Azim-i sefer oldu. 2. Bir yere hareket eden: Azim-i dir-ı bakaa oldu = Öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. determination. firm intention. will. strenght of purpose. purpose. constancy. devoutness. doggedness. pep. perseverance. resoluteness. resolve. steadfastness. tenacity. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. determination. grit. guts. heart. perseverance. resolution. resolve. tenacity. perseverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. resolution. tenacity. determinatedness. grand. perseverance. firmness of purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عازم] kararlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عظيم] büyük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ulu, cesim, iri, muhteşem. 2.Kuvvetli, şiddetli, derecesi yüksek. 3.Ehemmiyetli, mühim, müthiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. azâim). Büyük ve fevkalâde, çok mühim iş: Azâim-i umûrla (büyük işlerle) meşgul olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. azâim). Yukarıdaki kelimenin aynı olduğu halde dilimizde bu mânâda kullanılmayıp, isim gibi ve başka mânâ ile kullanılıyor. Cinleri veya yılanları vesair muzır şeyleri, musallat oldukları adamın yakasını bırakmaya mecbur etmek iddiasıyle yapılan tılsım ve dua vesaire, efsun: Azâim ile kendisini iyi etmek iddiasında bulunuyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2.Cin, yılan ve benzeri şeylerin şerrinden kurtulmak için okunan dua. 3.Büyük iş, büyük günah, büyük bela.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da «azm» ile bazı yerlerde aynı mânâda kullanıldığı ve «azîme» ile aynı kelime olduğu halde, dilimizde her birinin mânâsı ve kullanılış yeri ayrılmıştır). Bir yere müteveccihen hareket, yola çıkma: Hlcâz’a azimet etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزیمت] gitme, yola çıkma. azimet etmek gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına gelmektedir. 2.Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolute. determined. dogged. strong-minded. single-minded. stubborn. set. dauntless. decided. decisive. flat-footed. hellbent. high-pressure. militant. peppy. persevering. pertinacious. professional. resolved. single-eyed. single-hearted. stable. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. bound. determined. earnest. intent. resolute. sedulous. sturdy. unbending. unflinching. dogged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolute. determined. decisive. hell- bent on. patient. pertinacious. purposeful. resolved. scrappy. stable. strong minded. stubborn. sturdy. tenacious. unbending. unswerving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resoluteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disdain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az görüp beğenmemek, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard as too little. to consider insufficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard sth as too little to undervalue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak of purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (astr). azimut, gök küresinin herhangi bir noktası ile güney yönü arasmdaki açı. azimuth compass bir gök cisminin mıknatıssal başucunu tayin için kullanılan pusula, semt pusulasu. azimuth tables semt cetvelleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cuma günü. 2. Bayram günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir cemiyette herhangi bir vasıf bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar; çoğunluğun aksi, ekalliyet. 2. Bir memleketin nüfusuna göre sayıca az olan kendilerini ayrı bir milletten sayan topluluk, ekalliyet. Azınlıkta kalmak = Bir toplulukta belli bir düşünceyi tutanlar sayıca az çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az vermek, esirgemek, dlrîğ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tedricen azmak, şiddet kesbetmek: Kavga azıştı. 2. Tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tedricen şiddetlendirmek: Kavgayı azıştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok uzamak, hadden ziyade boy peyda etmek. 2. Yoldan sapmak, taşkınlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get out of control. to get wild. to go too far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make worse. to aggravate. to exacerbate. lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Azîz) (i. A. «izzet» ten smüş.) (mü. azîze). 1. Kıymettar, kıymetli: Nİn-ı aziz = Ekmek, yâr-ı azîzim = Sevgili dostum, aziz dostum. 2. Hürmetli, Ar. muhterem, muazzez, mükerrem. 3. Yüksek dereceli, çok seçkin: O zat oralarca pek azizdir. 4. Kuvvet, kudret ve celâl sahibi: Azîz-ullah = Tanrı’nın adlarındandır. Abdülaziz. 5. Velî, keramet sahibi mübarek zât: Bu türbede bir aziz yatıyor. Aazz-ı kirimdan = Azizlerin büyüklerinden bir zât. 6. Bazı milletlerde evliyâ addolunarak namına Ayinler icra olunan ve belirli günleri yortu ittihaz edilen adam. Yunanca ayos: Rumlar’ın birçok azizleri vardır. Katolikler’in azizleri çok olup Protestanlar bunları tanımazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. dear. mighty. glorious. saintly. august. reverend. st. st. saint. ducky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beloved. dear. reverend. saint. saint ermiş. eren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beloved. dear. sacred. saint. saintly. holy. valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزیز] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhterem, sayın. 2.Sevgili. 3.Veli, evliya, ermiş. 4.Az bulunur. 5.Allah’ın izzetli kıldığı, mü’min. - Aziz (İmadettin Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-’nin II. oğlu. Kardeşi el-Efdal, Melik iken kendisi Şam’ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عزیزان] değerliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزیزه] sevgili. 2.saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aziz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aziz’e ait. - XVI. yy.’da yaşamış Türk şairi. “Yedikuleli Azizi’ lakabıyla tanınır. Asıl adı Mustafa’dır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aziz olma hali. 2. Muziplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay a trick on a friend for fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan sonra bacalardan çıkan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buharı, sülfür oksitleri, parçacıklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Başmakale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. editorial. leading article. leader başmakale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz, Bayezid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birtakım, birkaç, bir miktar: Bazı adamlar bu fikirde bulunurlar. Bazı eşya alacağım. Bazımız gidelim, bazımız da burada kalalım. (Galat olarak bazı gibi kullanılıp: Bazısı, bazıları denilir. Ekseriya cem’e ait olup sanıldığı gibi «bazı şey» ve «bazı hakîm» denilmez. Bununla beraber bazı kere, bazı defa, bazı gece, bazı sene gibi zamana delâlet eden tabirlerde müfrede izâfeti caizdir). Bu Arapça kelimenin mânâsı ve kullanılış sureti farklıdır. İsim gibi kullanıldığında «küll» mukabili olarak cüz ve kısım demektir. Kinâye gibi kullanıldığında ise «biri» mânâsını ifade eder. Meselâ Araplar «bâz-üş-şuarâ» dedikleri vakit «şairin biri» mânâsını kastederler. Biz ise «BAzı şuarâ» tâbirinden «Birtakım şairler» mânâsını çıkarırız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعض] kimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازی] oyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now and then. from time to time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, çocuk oyuncağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازیچه] oyuncak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Bazitli mantarların sporlarının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bezel» den if.) (cerrahî). Göğüs ve karnın içinde hasıl olan gaz veya su şişlerinin mahfazasını delmeye mahsus, boru içinde mahfuz bir nevi mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazitli mantarların üremesine yarayan sporları veren hücreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ak, aka çalar, beyaz gibi görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beyazımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Yezid, Yezid’in babası, kısaltılmıştır. - Arapça’dan Türkçeleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BEZİSTAN bk. Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Emsalsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نظير] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çözgüsü ipek ve atkısı yün olan ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirinç işleri yapan kimse; mangal, maltız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brezilya. Brazil nut Brezilya kestanesi. Brazilian i., s. Brezilyalı; s. Brezilya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). 1. Avrupa’da vaktiyle asilzadelerle köylüler arasında yer alan şehirliler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeoisie

kent soyluluk

Burjuva sınıfı


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie kentsoyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie. communist bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canbazlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاذب] ilginç. 2.çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAZİBE) (i. A.) (Kuvve-i câzibe veya hâssa-i câzibeden kısaltılmış olarak). 1. İnsanın gönlünü cezbeden hassa, gönül kapıcılık: O kadar güzel değil ise de fevkalâde bir câzibesi vardır. 2. Diğer bir cismi kendisine doğru çekmek kuvveti: Güneşin cazibesi, mıknatıstaki cazibe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness. attraction. fascination. appeal. charm. charms. feminene charms. witchery. enchantment. enticement. allure. allurement. desirability. draw. drawing power. gilt. glamor. glamour. gravitation. it. lure. magnetism. oomph. romance. seduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. allure. attractiveness alım. alımlılık. attraction çekim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attraction. charm. attractiveness. temptation. affinity. enchantment. fascination. gravity. lure. magnetism. witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاذبه] çekicilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Câzibeli, alımlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاذبه دار] çekici, cazibeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekicilik kudreti ve hassası olan, herkesin gönlünü çeken, celbeden, sevimli. Fars. dilrübâ, dilkeş: Pek cazibeli bir kızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. enticing. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charming. appealing. attractive çekici. alımlı. albenili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catching. charming. inviting. prepossessing. seductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاذبيت] çekicilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezm»den) (mü. câzime) (c. cevâzim). 1. Cezm eden, kesen, kesin karar veren. 2. (Arap gramerinde) fiilin muzârî (geçiş) zamanına ait terimdir: Harf-i câzim, hurûf-ı câzime. İtikad-ı câzim = Hiç şüphe ve tereddüt bulunmayan kesin inanç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kesin. 2.Kesin kararlı. Cazim Mehmed: Türk şair (1725).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb»den) (mü. câzibe). J. Kendine doğru çeken, cezb ve celb eden: Güneşin cazibesi. 2. Cazibesi olan, adamın gönlünü çeken, sevgi uyandıran: Pek câzip gözleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. appealing. attracting. catchy. alluring. catching. conspicuous. endearing. enticing. inviting. piquant. taking. tempting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. attracting. charming. attractive çekici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. alluring. catchy. engaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed at the funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Müstacel, tez, acele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaşlık, dostluk; sırdaşlık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose. prose nesir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların ve video görüntülerin i.LINK™ ile bağlanmış DV kaynaklarından okunmasını sağlar. Okunan görüntüler, işlenmek üzere çeşitli biçimlerde kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعاظم] büyükler, ileri gelenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افاضل] seçkin insanlar. 2.bilginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Efadıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi: ekzube dilimizde kullanılmaz). Yalanlar, yalan sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. longhand. script. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. cursive script. hand. long hand. writing hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki halde, bugünkü günde, elyevm, hâlâ, henüz: Necd’in bedevî Arablar’ı el-hâletü hâzihi Arapça’nın fasihini söylüyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الحالة هذه] şimdiki, günümüzdeki

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اراضی] arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. erzel). Erzeller, reziller, (bk.) Erzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اراذل] reziller, aşağılıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergalip).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. faraziyye). Farz ve takdir esasına dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suppositional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive. conjectural. suppositional. suppositious. theoretical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Farzetme, var sayma, ipotez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis. supposition. assumption. conjecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Doğru gerçek olmayıp farz ve takdir esasına dayanan şeyler: Faraziyatla uğraşıyor. Faraziyât-ı gayri mümkine = Gerçekleşmesi imkânsız düşünce ve fikirler. Fr. utopies.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرضيه] varsayım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fazîha) (fezâhet’ ten smüş.). Rezil, rüsvây, rezîlâne, kötü, kaba, çirkin, yolsuz: Kavl-i fazîh = Kötü iş. Amâl-i fazîha = Kötü işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضيحه] rezillik, skandal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fâzıla) (c. füzelâ) (fazl’dan if.). 1. Fazîlet sahibi, ahlâklı, iyi huylu, olgun: Fâzıl adam. 2. İlim ve irfanıyle akranından üstün, ilim sahibi: Fâzıl bir adamdır, fuzelây-ı asrdan (asrın fâzıllarından) bir zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاضل] erdemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Faziletli, fazilet sahibi. 2.Erdemli, faik, üstün. - (bkz.Faik, Fadıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fazıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fazâil). 1. Değer, kadir, meziyet: Bunda ne fazîlet var anlayamıyorum. 2. Hüner, marifet, ilim, irfan: Fazîleti, fazâili meşhur bir zat. 3. İyi ahlâk, iffet, ismet ve nâmus: insanın itibarı faziletiyle ölçülür, artar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. merit. prig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. excellence. grace. honour. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضيلت] erdem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf. 2.Kişiyi, ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. 3.İnsanın yaratılışındaki iyilik, iyi huy, erdem. 4.İyi anlak, iffet. - (bkz.Erdem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Faziletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Fazîlet sever, fazîlet sâhlbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلتکار] erdemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous erdemli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet sahibi. (bk.) Fazilet. Yazı dilinde de din adamlarına İstanbul ve Haremeyn pâyelerini haiz olanlarına verilen unvandı: Fazîletlû Mustafa efendi hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلت پرست] erdem yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجرکاذب] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yükseklik. Ser fîrâzî = Seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gazâ’dan if.). 1. Gazâ eden, düşmana karşı harbetmeye giden, bir memleketi fetheden veya zafer kazanan asker, kumandan ve hükümdar. Ar. mücahid, fâtih: Osman Gazi, Orhan Gazi, Gazi Osman Paşa. Ya gazi, ya şehid. 2. Türkçe: Gerdana asmaya mahsus yazılı altın. Gaziler helvası = Bir çeşit un helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war veteran. wounded veteran. ghazi. ataturk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veteran. warrior for the faith or islam. ghazi. war veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who fights on behalf of Islam. war veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atatürk. old campaigner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غازی] savaşmış, gaza yapmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah yolunda savaşan kişi. 2.Gaza sırasında yaralanan kimse. 3.Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4.2.Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Gazi sıfat ve unvanı: Gaziliği falan muharebede kazanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: kazino). Müşterilerine yemek ve temsil veren yahut kumar oynatan müessese (kelime Türkçe’de büyükçe kahvehane ve birahaneler için de kullanılmaktadır), (bk.) Kazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. cafe. large coffee house. refreshment bar. night-club. club. officers' mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor café. a big night club. casino. gambling resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazâret’ten smüş.) (mü. gazîre). Bol, kesretli, ziyade, fazla. Ar. vâfir (en fazla su, süt vesaire hakkında kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gazir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Yanma hadisesi olmadan meydana gelen ışık, Ar. lem’a (Fr. luminescense).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı anber çiçeği ağacı, mimoza çeşitlerinden bir küçük ağaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipwreck. wrecked ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. camcı; perdahçı, sırcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) çoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (müz.) Iatif olarak, letafetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yanma, yakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. extant. present-day. the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present time. the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حال حاضر] şimdiki durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hınzîr). Hınzırlar, domuzlar, (bk.) Hınzır (hınzîr).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنازیر] domuzlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ev yıkıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isı veya ışık temin etmek maksadıyle yakılarak kullanılan bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzû» dan if.) (mü. hâzıa). Tevazû gösteren, mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاضع] alçakgönüllü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazâkat» ten if.) (mü. hâzıka) (c. huzzak). Mahir, maharetli, ilim veya san’atında, bilhassa tıpta vukuf ve malûmatı tam olan: Tabîb-i hâzık, huzzâk-ı etibbâdan = Tabiblerin en mahirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاذق] usta, yetenekli, ehil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. F.) (yanlış tâbir). Hazâkatle, mahirâne. Doktorum pek hâzikane ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm»dan if.) (mü. hâzıma). Sindiren, hazmettiren, bu su pek hâztmdır, hâzım bir ilâç içmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezm» den if.). Düşmanı yenip hezimete uğratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm» den if.) (mü. hâzime). Hazm ve ihtiyat sahibi, çok dikkatli, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hazm» dan smüş.). İşini sağlam tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Midenin yenilen şeyleri hazmetmek kuvvet ve hassası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sindirici kuvvet, (bkz.Hazim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Tahammüllü, tolerans sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patient. tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Dokunaklı sözü kaldıramıyan kimse. Tahammülsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unable to adapt to those around him / her.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hazım işinin yolunda olmaması hali. (bk.) Hazım.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 2 kahve kaşığı karbonat konup, eritilir. Yemekten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia. indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZİN) (i. A. «hüzn»den) (mü. hazîne). I. Hüzün ve kedere düşmüş; hüzünlü, gamlı, Ar. mağmûm, mükedder, üzüntülü: Kendisini pek hazin gördüm. 2. Hüzün ve kedere delâlet eden, hüzünlü: Hazin bir çehresi, bakışı vardır. 3. Hüzün ve keder verici: Hazin bir manzara, hazin bir makam, bir yer, hüzün ve kederle, mahzun ve gamlı olarak: Hazin hazin bakıyordu, çoban hazin hazin kaval çalıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazâne» den if.). 1. Hazinedar, hazine emini, hazine muhafızı. 2. Umumiyetle muhafız, bekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. sorrowful. pathetic. dolorous. lugubrious. mournful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. pathetic. melancholy. touching. moving. sorrowful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. pathetic. touching. moving. funereal. piteous. pitiful. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حزین] hüzün dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خازن] haznedar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2.Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hazâin) (Türkçe: hazne). 1. Para konan ve saklanan yer, vezne, sandık: Devlet hazinesi (maliye bakanlığına yalnız hazine de denir). 2. Değerli şeyler saklamak üzere yapılmış muhafazalı yer depo. 3. Akar suyun veya yağmur suyunun birikip saklandığı yer, sarnıç, depo, su hazinesi de denir (Türkçe’de bu mânâda daha çok «hazne» denir). 4. Top ve tüfek barutunun konduğu yer. 5. Gönjülü mal, defîne. 6. İrin biriken yer. 7. Para vesair değerli şeylerden ibaret yük. 8. Vaktiyle on altı bin altın kurüş miktarı. Hazîne-i hâssa = Osmanlı hükümdarına ait emlâk, arâzi vesairenin gelir ve masraf dairesi. Hazîne kethudâsı — Eskiden Enderûn-ı Hümâyûn’daki değerli mal ve eşyanın muhafaza ve idaresine memur zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffers. treasure. exchequer. stores. riches. coffer. repertory. store. storehouse. thesaurus. treasure house. trove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchequer. treasure. treasury. strong room. treasure trove. national treasury. source. public treasury. excgequer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury. exchequer. purse. strongroom. treasure-trove. national treasury. a treasure. a much-valued person / thing. storage place. depot. treasury department / house. repertory. safe deposit. coffers. gazophylacium. jewel house. repository. storeroom. th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خزینه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Devlet malının parasının saklandığı y(Erkek İsmi) 2.Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bills. certificate of indebtedness. treasury bill. treasury bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Treasury Bill)

Hazine tarafından vadesi bir yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçesi: haznedar). Bir hazinenin idare ve muhafazasına memur adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keeper of a treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خزینه دار] haznedar, hazinenin birinci derecede sorumlusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. haznedarlık). Hazinedar vazife ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being the keeper of a treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dayak atma; fazla veya zor iş; şaka olarak munasebetsiz işler yaptırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZIR) (i. A. «huzûr» dan if.) (mü. hâzıra) (c. huzzar, hâzırûn). 1. Bahis mevzuu olan yerde mevcut olan, bizzat bulunan, Ar. kaaim; gaaip zıddı: Bu söz olurken o da hazırdı Hazır bulunanlarla konuştu. Huzzâra dert yandı. Hâzır-ı bi’l-meclis = Mecliste mevcut bulunan. 2. Tedarik edilip göz önünde bulunan, Ar. müheyyâ, Fars. Amâde: Bütün sefer levâzımı hazırdır. 3. Her bakımdan tamamlanan ve her türlü malzemesi tedarik olunup bir iş için müheyyâ olan: Ben hazırım, araba daha hazır olmadı, yemek hazırdır. 4. Yapılmış ve dikilmiş halde satılan ısmarlama olarak yaptırılmayan: Hazır gömlek, elbise, ayakkabı. 5. Hât-i hâzır = Şimdiki hal. Latince: statquo yani durumun muhafazası demek olan ve siyasî dilde kullanılan tâbirin tercümesinde de «hâl-i hâzır» terkîbi kullanılmıştır. Emr-i hâzır = Gramerde emir sigasının muhatâbı: Yap, yapın gibi (Arapça gaaiplerini başka siga suretinde ayırıp «emr-i gaaip» denir). Hazır etmek = Hazırlamak, el altında tutmak. Askerlikte: Hazır ol! Hazır dur! (galatı: Has dur!) = Başka bir kumandayı almak için hazır bulunmak kumandası. Hazırcevap = Derhal münasip cevap bulup söyleyen çabuk kavrayışlı adam. Hazıra konmak = Miras suretiyle veya başka yolla emeksiz servete mâlik olmak: Zaten, tam sırasıdır: Hazır gelmişken şu işi de görelim, hazır kalem elimizde iken filâna da bir mektup yazalım, c. Huzzâr = Mecliste hazır bulunan kimseler, cemaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. prepared. ready-made. quick. present. available. stand-by. up for. willing. agreeable. content. cut and dried. cut-and-dried. disposed. finished. forthcoming. forward. game. go. handy. on. on hand. on tap. operational. prompt. reach-me-down. r.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming. game. handy. immediate. prepared. ready. ripe. set. willing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. present. prepared. in attendance. attending. ready-made. available. in the can. finished. forthcoming. geared up. handy. immediate. ready made. mounted. prompt. ripe. actual stock. on tap. on toast. willing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاضر] huzurda. 2.hazır, mevcut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-mixed concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attend. to be present. to stand by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready wear. ready-to-wear. off the peg clothes. ready to wear. ready- to-wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready cash. ready money. ready cash / money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared food stuffs. package food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZİRAN) (i. Süryânîce’ den). Yılın dördüncü ayı ki, yaz mevsiminin ilk ayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

june.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

june.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZIR-CEVAB) (i. A.). Her söze, derhal, düşünmeksizin uygun cevap veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick at repartee. witty. good at repartee. quick-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good at repartee. quick to answer back. quip. ready reply. ready wit. witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wittiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş, hemen giyilebilecek elbise satan adam. Kapamacı (eski tabir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of ready-made clothing. one who expects everything to be handed to him / her on a silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş, hazır esvap satanın sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tendency to expect everything to be handed to one on a silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حظيره] etrafı çevrili yer (mezarlık vs.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(c. hazâir) (yanlış olarak hatîre de denir). Etrafı duvar veya çitle çevrilmiş küçük mezarlık vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concoction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hazır etmek, Osm. tehie etmek: Aşçıya söyleyin, yemeği hazırlasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip. prepare. make ready. arrange. coach. concoct. engross. groom. knock up. lay. lay out. set. set by. stage. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. dispose. do. fit. get. install. lay. make. prepare. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setup. to prepare. to make ready. arrange. brew. to compile a catalog ue. coach sb for an examination. equip. fit. forearm. get. set. square away. tailor. tee up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereğini tedarik edip hazır olmak: Ben yolculuk için hazırlanıyorum. Osm. tehie edilmek, hazır bulundurulmak: Yemek hazırlandı mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gird up one's loins. get ready. be prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get ready. to be readied. cook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hazır ettirmek, Osm. tehie ettirmek: Hayvanları erkenden hazırlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth made ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işe hazır olmak için lâzım gelen işler, Ar. tedârikât: Yolculuk için hazırlık görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparative. preparatory. stand-by. preparation. arrangement. provision. providence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. preparation. providence. provision. readiness. preparatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparatory period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prep school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared. well-prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared. well-prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprepared. extempore. extemporaneous. unready. unprovided for. offhand. at half cock. extemporary. incautious. off-the-cuff. offhanded. unprovided. unrehearsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extempore. impromptu. offhand. unprepared. ad lib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprepared. impromptu. unscripted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu içinde suda pişip katılaşmış yumurta. Sıfat gibi de kullanılıp: Hazırlop yumurta denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. hâzır). Meydanda, göz önünde olanlar, bizzat bulunanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاضرون] bulunanlar, hazır olanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. En aşağı ve alçak yer, evc’in zıddı. 2. (astronomi) Bir gezegenin güneşten en uzak bulunduğu yer ve astronomide güneş, ay ve gezegenlerin arza en uzak bulundukları nokta, Fr. p£rig4e.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mesud, mutlu. 2.Hisse ve nasibi olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Haziz).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Dijital yüksek tanımlı TV biçimlerini görüntüleyebilen ve ayrı bir HDTV tunerine bağlanan televizyonları tanımlamak için kullanılan terim. Bu televizyonlar 720p ve 1080i HD biçimlerini görüntüleyebilir, hem analog komponent hem de dijital HDMI™ bağlantısına sahiptir ve en az 720 satırdır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنازیر] domuzlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hicâziyye). 1. Hicaz’a ait olan. 2. Hicazlı Arap. 3. Hicâz makamının şimdi kullanılmıyan diğer adı. (bk.) Hicâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایفای وظيفه] görev yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görev yapmak, görevini yerine getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sakınma ve çekinmeye ait. Kayd-ı ihtirâzî = BAzı hakları kullanabilme şartı, ilerisi için düşünülen şart ve sınırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ihtizâziyye) (fizik). İhtizâz (titreşim) denilen hafif titremeye ve dalgalanmaya ait: Hareket-I ihtizâziyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air-conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. imtiyâziyye). İmtiyaz ve istisna veya hususî müsaadeye ait: Hukuk-ı imtiyâziyye = İmtiyaz hakları. Şerâit-i imtiyâziyye = İmtiyaz şartları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. inkıbâziyye). Peklikle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak bulunmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha ‘uygun olabilirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, kalıtımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yansının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her iki yarısının da bir birinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşitli görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özdeştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki ‘left’ kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan ‘lyft’ kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki ‘right’ ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak olmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabailirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, katılımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yarısının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her, iki yarısının da birbirinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşiti görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özleştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki “left” kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan “lyft” kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki “right” ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropedancer. tightrope walker. tightrope dancer. wire walker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kazm»dan if.) (mü. kaadıma). Kemirici: Hayvân-ı kadım; hayvânât-ı kadıma = Kemirici hayvan, hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kare alın yazısı, kara talih yazısı: Alnımıza karayazı yazıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazılan yer veya toprağı kazma işi, hafriyat. 2. Tahta, maden gibi şeyler üzerine yazı veya resim oyma işi, hâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig. diggings. excavation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation. dig. carving. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation. excavating. digging. dig. act of engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی] kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. ince ve düz budak, fidan. 2. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb» den if.) (mü. kâzibe). 1. Yalan söyleyen, sözü doğru olmayan, yalancı: O adamın kâzib olmasını asla tasavvur etmezdim. 2. Doğru ve sahih olmayan, sâdık zıddı, yalan, sahte: Kavl-i kâzib, haber-i kâzib. Şöhret-i kâzibe = İktidar ve fazileti olmaksızın her nasılsa ün yapan adamın haksız ve asılsız şöhreti. Subh-ı kâzib = Güneş doğmadan önce ışığın aksi ile görünen az aydınlık. Subh-ı sâdık zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاذب] yalancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazan, eşici, çukur açan: Mezar kazıcı. 2. Hâk ve nakşeden, oyan: Mühür kazıcı, taş kazıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. engraver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yere kakılmak üzere ucu kazılıp sivriltilmiş odun, Ar. veted: Kazık kakmak, kazığa bağlamak. 2. Suyun içinde veya batak ve çürük toprakta bina temeline dayanak olmak üzere sıra ile yere sokulan direklerin her biri: Kazık üzerine bina etmek. 3. Vaktiyle idam için kullanılan şiş ki, suçlunun kıçından sokup başından çıkarırlardı: Kazığa vurmak. 4. mec. Hile, hud’a, dubara, zarar verme: Kazıklamak, kazık atmak. 5. Kazık gibi dimdik şey, donmuş şey: Kazık kesildi, (astronomi) Demirkazık = Küçük Ayı’nın ucundaki sabit kutup yıldızı, arzın kutbu karşısında olduğundan, daima bir yerde gözükür. Sağlamkazık = Delil, güvenilecek, itimat olunacak şey. Kazık kakmak = Yerleşip kalmak. İpten, kazıktan kurtulmuş = CAnî, katil, idama lâyık. Kazık kök — Kazık gibi aşağıya giden bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stake. pale. post. picket. ramp. deceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. con. extortionate. picket. pile. post. pricey. ramp. stake. trick. pale. swindle. rip-off. exorbitant. dear. costly. too expensive. pricy. hard. difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. stake. pile. trick. swindle. unreasonably expensive. outrageously high. highway robbery. fraudulent overcharge. overreaching. pale. bad pennyworth. picket. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekâr, dubaracı, aldatarak zarar veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. who sells goods at outrageous prices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa vurmak, kazık cesasıyle idam etmek. 2. mec. Alışverişte aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do smb. brown. take for a ride. cheat. overcharge. skin. bunco. chisel. clip. fleece. fob. fob smb. off. gouge. have smb. on. jew. nick. put it on. put it over on. rook. sell. soak. sting. stuff smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboozle. cheat. con. do. dupe. fleece. fob. foist. fox. overcharge. soak. to stake off. to stake out. to deceive. to cheat. to have on. to do. to con. to overcharge. to soak. to screw. to fleece. to rip sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enclose with palings. to impale. to swindle. to cheat. mulct. rip off. rook. sell. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa oturtulmak. 2. mec. Alışverişte aldatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay through the nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cheated. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp) (kazıklı humma teriminde geçer). Kazıklı humma (tetanos) = Kasların sürekli ve ağrılı kasılmalarıyla kendini gösteren ateşli, çok tehlikeli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having or made of stakes. poles or piles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being excavated / engraved / scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşilmek, açılmak, Osm. hafrolunmak: Bu toprak zor kazılır, bahçe şimdi kazılmaz, kuyu derin kazılmalı. 2. Oyulmak, hâk ve nakşedilmek: Maden mühür bu taşla kolay kazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be excavated. to be engraved. to be scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kezm» den if.) (mu. kâzıme). Hiddetine bağlı olmayan, öfkesini ve hırsını yenen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2.Kinini yenen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k’lar uzun) (i. A.). Kemirici hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazımak işi. bk. Kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrape. scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curettage. scraping. engraving. shaving. curetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Keskin bir Aletle kaşır gibi yaparak yüzeydeki şeyi oymak: Şu tahtanın boyasını, şu kâğıdın yazısını kazımak lâzımdır. 2. Fazla ve sert kaşımak: Artık arkanı kazıyıp durma. 3. Yüzmek, yolmak, fena tıraş etmek: Meşin yapmak için derileri önce kazırlar, sen şu sakalı kazımalısın, kör bir ustura ile yüzümü kazıdı. 4. Oymak, çukur yaparak nakşetmek veya yazmak, hâk etmek: Mühür kazımak san’atını çok iyi bilir, şimşir üzerine resim kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incise. scrape. to scrape. to scrape off. to shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape. to scrape sth off. to shave. to engrave. erase. incise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. kâzım). Öfkesini, hırsını yenenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla deriyi kazırcasına fazla kaşınmak: Kazınıp duruyor. 2. Kör ustura ile fena ve deriyi yüzercesine tıraş olmak. 3. mec. Ne var ne yoksa arayıp bulup vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape oneself. to scratch oneself hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. casino). Alafranga kahvehane, gazino, bk. Gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazinoyu idare eden adam, gazinocu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyi kazımaktan çıkan parça, yonga ve talaş: Tahta, kösele kazıntısı. 2. Yazının kazılmış, hâk ve tashih olunmuş yeri: Sunulacak kâğıtlarda kazıntı olmamalı. Kazan kazıntısı = Kazanın dibine yapışıp kazımakla çıkarılan şeyler: Mahallebinin kazan kazıntısı daha lezzetli olur. Barsak kazıntısı = Şiddetli ishal. Tekne kazıntısı = Ana babanın ihtiyarlığında doğan son çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. erasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. mark resulting from scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazılmış, hâkkedilmiş yerleri olan: Kazıntılı mektup gönderilemez, tekrar yazılmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing scrapings. having scraped-out places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazmak ve oymak işi ve tarzı. bk. Kazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hâkkettirmek, keskin bir Aletle aşındırmak veya çukurlatmak: Su kelimeyi kazıtmalı, bir mühür kazıtacağım. 2. Tıraş ettirmek: Sakalı berbere kazıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth scraped or scraped off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kazâyâ). 1. İş, husus, madde, mesele, dava: Bu, mühim bir kazıyyedir, halli müşkil bir kaziyye. 2. Doğru veya yanlışlığına hükmolunabilen söz: «İnsan, hayvân-ı nâtıktır» sözü bir kazıyyedir. 3. İddiayı ispat için ileri sürülen dava, Fr. lemme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قضيه] mesele. 2.önerme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thesaurus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden bir bitki ki, reçeli ve likörü yapılır (Lat. cerasusavium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). En fazla çocuklarda olan mikroplu, bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalık, difteri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Benzeri olmayan, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Eşsiz, benzersiz. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûk» tan if.) (mü. lâzıka). Yapışan, yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüzûm»dan if.) mü. lâzime). Gerekli, lüzumu olan şey, lüzumlu, terki mümkün olmayan: Ziyaretine gitmek lâzımdır, sizin varlığınız lâzımdır. 2. Varlığına ihtiyaç duyulan, eksik olup da edinilmesi icabeden: Bana bir araba lâzım, bu kalemi veremem, bana lâzımdır. 3. (gramerde) Müteaddî olmıyan fiil: Gelmek, gitmek gibi. Lâzım-ı gayri mufârık = Terki mümkün olmayan, varlığı şart olan. Lâzım gelmek = 1. Gerekmek, icap etmek: Önce bizim kendisine gitmemiz lâzım gelir, lâzım gelirse bahçesinin de bir kısmını satacaktır. 2. Netice şeklinde ortaya çıkmak, neticelenmek: Aldığı emri yerine getirmezse ne lâzım gelir? Amirinin emrini dinlemeyen memurun azli lâzım gelir. Lâzım-ı melzûm = Biribirine bağlı olan iki şey, biri olunca diğerinin de olması şart olan: Hokka ile kalem lâzım-ı melzûm çeşidindendir. Neme, nene, nesine, nemize, nenize, nelerine lâzım = Neme gerek, nene gerek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requisite. needed. required. wanted. needful. necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. required gerek. gerekli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. needed. required. needful. requisite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لازم] gerekli. 2.geçişsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerekli şey. Gerekçe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. levâzım). 1. Yapılması gerekli şey, vecîbe, vazife: Böyle yapmak lâzıme-i insâniyettir. 2. Yaşamak ve geçinmek için veya yolculuk vesaire için gerekli şeyler, Ar. tedârikât, ihtiyâcât, havâic (bu mânâ ile en fazla cem’i kullanılır): Levâzım-ı seferiyye, levazımını ikmal edip hazırlandı, bk. Levazım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لازمه] gerekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lazım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. commode. jerry. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Lazlar’ın oturduğu ülke. 2. Osmanlı devrinde Rize sancağına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müf. lâzime) (cem’ül-cem’i: levâzımât) (askerlik). Askerin yiyecek ve giyeceği ile uğraşan askerî sınıf: Levazım sınıfı, subayı, bk. Lâzıme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplies. necessities. requisites. material. equipment. paraphernal property. purveyance. stores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لوازم] gereçler, gerekli şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levazım sınıfından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâzeret). Mazeretler. (bk.) Mazeret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مغازی] savaşlar, gazalar. 2.savaş öyküleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. A.) Geniş kitleleri ilgilendirecek çeşitli konulardan söz eden resimli mecmua.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dergi, mecmua; depo; cephane deposu; silahta fişek hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخازن] mahzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاذیر] sakıncalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «marazadan imen.) (mü. mareziyye) (tıp). Hastalığa ait, hastalıktan ileri gelen: Marazı hâl, Fr. pathologique. (i. A. c.). Maraziyyûn = Patoloji mütehassısı doktor, Fr. pathologiste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرضی] hastalıklı, hastalkla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamışların, böcek sokmasından hâsıl olan bir cins uru ki, debâgatta, saç boyamakta ve başka işlerde kullanılır. Mazı ağacı — Mazıya benzer bir küçük kozalak veren, çama benzer ve muntamaz yapraklı bir küçük ağaç ki, çeşitleri vardır ve ekseri bahçelerde çit gibi sıralanır veya top top dikilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mezâ» dan if.) (mü. mâziyye). 1. Geçen, geçmiş, Fars. güzeşte: Zamân-ı mâzî. 2. Geçmiş, zaman: Mâzî daima güzel görünür, mâzîyi unutmak, anmamak. 3. (gramer) Fiilde geçmiş zaman. Fiil-i mâzî, mâzî-i şühûdî = Geldi ve yazdı gibi basit geçmiş zaman kipi. Mâzî-i nakli = Gelmiş ve yazmış gibi geçmiş zamanın hikâye kipi. Nakl-i mâzî ilel-istikbâl = Gelmiş olacağım kipi. Nakl-i istikbâl-ilel-mâzi = Gelecek oldum kipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bygone. antecedents. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the past. bygone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the past. long ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماضی] geçmiş, geçmiş zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(thuja): Servigiller familyasından; pul yapraklı daima yeşil, ağaç veya ağaçcık halinde bulunan bir bitki cinsidir. Ev ilaçlarında yaprakları ve kozalağı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları siğilleri yok etmekte kullanılır. Kozalağından bağırsak solucanı düşürücü ilaç yapılır. Gebe kalmayı önlemek için kullanılır. Bazı zehirlenmelerde, panzehir olarak kullanılır. Basur memelerinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zayaka» dan im.). Dar yer, sıkıntılı yer, Fars. tengnâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann»dan). 1. Hakkında zan ve şüphe olunan, şüpheli, şüphe götürür. Mazınne-ı sû = Kendisinden bir fenalık beklenen adam. Mazınne-ı hayr = Kendisinden yalnız iyilik beklenen adam. 2. Veliliği tahmin olunan insan: Bu adam mazınne-i kirâmdandır (dilimize mahsus olan bu ikinci mânâ ile c. gibi kullanılıyorsa da Arapça’da müfrettir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mecâziyye): Mecazlı sözlere alt, mecâz yoluyla kullanılan: Mecâzt mânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figurative. metaphoric. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegorical. dry. figurative. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figurative. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.). Gazâlar, gazveler. Ebu’l-feth ve’l-megaazî = Fetih ve gazâları çok olan büyük kumandan veya hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahzen), (bk.) Mahzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahzûr). Mahzurlar, (bk.) Mahzur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhzır), (bk.) Muhzır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menzil). Menziller, duraklar, (bk.) Menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منازل] konaklar. 2.aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi manzam dilimizde kullanılmıyor). Diziler, sıralar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A c.) (m. manzara). Manzaralar, görünüşler, (bk.) Manzara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناظر] manzaralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mevzî). (bk.) Mevzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîzSn). (bk.) Mİzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Biz şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hizâ» den) (mü. muhâziyye). Birbirinin karşısında ve bir hizada bulunan, muvazi, Fr. paralele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan if.) (mü. muhtazıra). Ihtizar hâlinde bulunan, can çekişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan if.) (mü. mülâzıme). 1. Bir yere veya bir şahsa yapışıp ayrılmayan. 2. Bir sınıf veya heyete dahil olmak maksadiyle maaşsız devam ve hizmet eden, staj gören: Filân kalemde mülâzımdır. Şûrây-ı devlet mülâzımı = (eskiden) Üye namzedi. 3. (askerlik) MGIIzım veya müllzım-ı sini yahut ikinci mülâzım s Teğmen. Müllzım-ı evvel yahut birinci mülâzım = Üsteğmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Stajyerlik. 2. Teğmenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Mümtazlık, seçkinlik, yücelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den if.) (mü. münâziyye). Kavga eden, kavgacı, ağızla kavgaya girişen, dalaşmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm»dan) (mü. münhezime). Hazmolunan, sinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan if.) (mü. münkazıyye). Bitmiş, tükenmiş, ardı kesilmiş, son bulmuş: Davanın müddeti münkazî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan if.) (mü. muntazıra). Bekleyen, gözeten, intizâr eden, yaklaşan: Gelmesine muntazırım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظر] bekleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bekleyerek, gözeterek, bekler olduğu halde: Yazdığı kâğıdın kurumasına muntazıran bir sigara yaktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den if.) (c. mün’azile). 1. Ayrılan, bir tarafa çekilen. 2. Azledilmiş, memuriyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mürekkep püskürtmeli, bir görüntü yaratmak için küçük bir diyafram açıklığından mürekkep damlalarının optik bir diskte belirtilen bir konuma doğrudan püskürtüldüğü, etkisiz bir nokta grafikli baskı teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan İf.) (mü. mustazıye). Işık alan, aydınlatılan: Ay, güneşten müstazîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zıll»den if.) (mü. müstazile). 1. Gölgelenen, gölge altına girmiş. 2. mec. Birinin himayesi altına girj miş, birisine sığınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan if.) (mü. mütenâzıra). Birbirine bakan, birbiri karşısında bulunan. Zevâyây-ı mütenâzıra = Karşılıklı açılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vaz.dan if.) (mü. mütevâz’a). Kendini aşağı tutan, alçak gönüllü, kibirsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezy» den if.) (mü. mütevâziyye) (tes. mütevâziyeyn). (matematik, geometride) Asla blrleşmemek üzere birbirine karşı eşit aralıkta uzayıp giden. Mütevâzlyü’l-adlâ, mütevâziyü’s-sutOh = Kenarları ve yüzeyleri eşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. humble. unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. modest. low. obscure. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. humble. unpresuming. demiss. meek. pudent. small. unassuming. unobtrusive. unpretending. unpretentious. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. unpretentious. unsophisticated. parallel koşut. paralel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vezn» den İf.). Muvazeneli, ölçülü, denk olan, tartıları bir, ağırlığı denk, dengeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Asla birleşmekslzln birbirine karşı bir aralıkta uzanıp giderek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vezeye» den İf.). (mü. muvâziyye). Biri diğerinin karşısında olarak birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmaksızın uzanan, paralel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muvâzi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازی] paralel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzûb.dan if.) (mü. muvâzibe). Bir işe devamla çalışan, bir işle bir düzüye uğraşan: Tahsile muvâzib bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezin» den if.) (mü. muvâzine). 1. Ağırlıkta bir ve eşit olan. 2. Muvazeneli, Ahenkll, dengeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم] teğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم اول] üsteğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم ثانی] teğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متناظر] birbirine bakan. 2.simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متواضع] alçakgönüllü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوازن] oranlı, uyumlu, dengeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متواضيانه] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Nazizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party. relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'. relating to a form of socialism; 'the national

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman Sosyalist- Milliyetçi partisi üyesi, Hitler taraftarı, Nazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül nazı, gönül cilvesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezâfet» den smüş.) (mü. nazîfe). Temiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظيف] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: NâZÜK) (i. F.). 1. ince 2. Güzel, zarif, kaba olmayan. 3. Terbiyeli, sözü ve muamelesi düzgün, herkese iltifat ve zarafetle muamele eden: Pek nâzik adamdır. Nâzik-edâ = Tavır ve hâli nâzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite. courteous. gentle. kind. affable. obliging. delicate. attentive. brittle. civil. civil-spoken. civilized. complaisant. considerate. dainty. debonair. debonaire. decent. distingue. douce. eggshell. exquisite. fair. genteel. gracious. kid-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. brittle. civil. courteous. decent. delicate. diplomatic. fragile. genial. genteel. gentle. graceful. gracious. kind. nice. polite. suave. sugary. tactful. thoughtful. ticklish. tricky. urbane. refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courteous. fragile. polite. of delicate build. delicate which calls for finesse. bland. chivalrous. civil. civilized. considerate. critical. cultivated. dainty. decent. delicate. gallant. gentle. graceful. gracious. kind. mannerly. pol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازک] ince. 2.kibar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnce, narin. 2.Terbiyeli, saygılı. 3.Güzel zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nâzik endamlı, güzel vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naziklikle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازکانه] kibarca, nazikçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. lightly. gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politely. polite. courteously. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become polite. to become courteous. to become delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. incelik, dikkat, nârinlik. 2. Güzellik, letafet, kabalık zıddı. 3. Zarafetle iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politeness. courteousness. polite act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl den). 1. Yukarıdan aşağı inen, inici. 2. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نازل] inen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نازله] nezle. 2.inmiş. 3.sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nazm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «nazm» dan if.) (mü. nâzıme). 1. Tertip eden, nizama koyan, düzenleyen. 2. Manzum yazan, manzume sahibi: Bu manzumenin, bu mesnevinin nâzımı kimdir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry. poetry koşuk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. versification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناظم] düzenleyen. 2.nazmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar, nezâret» den if.) (mü. nâzıre) (c. nuzzâr). 1. Bakan, nazar eden: Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nazırdır. 2. Nezaret eden, idare eden. 3. Yüzü veya cephesi bir tarafa dönmüş olan, müteveccih, nezareti olan: Denize nazır bir oda. 5. Bir işin idaresine bakan kimse: Rüsûmât nâzın; reji nazırı; çiftlik nâzın; mekâtib-i askeriyye nâzırı; muhâsebât-ı umûmiyye nâzırı. 5. Vekil, bakan, kabine, hükümet üyesi: Dâhiliye, hâriciye, maârif, mâliye nazırı. Hey’et-i nuzzâr = Hükümet, kabine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan smüş.) (mü. nazîre). Benzer. Bi-nazîr = Emsalsiz, benzersiz, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facing. overlooking. minister bakan. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlooking. looking out on. facing. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناظر] bakan. 2.nezaret eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظير] benzer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2.Vekil bakan. 3.Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - (Erkek İsmi) 1.Taze. 2.Altın. 3.Benzer eş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nezâir.). 1. Bir şeye benzetmek üzere yapılan şey, örnek, mesel, karşılık. 2. (edebiyat) Bir şâirin bir şiirini takliden söylenilen şiir ki aynı vezin, redif ve kafiyede olur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Örnek karşılık. 2.Manzum eserde ayrı vezin ve kafiyede benzer olma hali.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Hitler’in ve Nasyonal Sosyalist Partisinin doktrini, nasyonal sosyalizm (NAZI sözü, Almanca bir kısaltmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazizm. nazism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi «nâzile» kullanılmamıştır). 1. Hadiseler, olaylar, felâketler. 2. (Türkçe m. nezle): Nevâzile uğradım, nevâzil oldum (bu mânâ ile nezlenin cem’i sanılarak kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama, okşayış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوازش] okşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

okşamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayan, okşayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayarak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Niyaz). 2.Yalvarıcı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. 18.yy.’da yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Sesleri belirtmeye yarayan musiki yazısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. euthanasie

ölme hakkı

İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi gömleklik bez, fabrika bürümceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. psikoloji). Kelime karışıklığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paraphasie

ruh b. söz karışıklığı

Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Başka bir canlının üzerinde yaşayan bitki veya hayvan (uyd. k. asalak). 2. Radyo yayınına karışan yabancı ses.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parasite

biy. asalak

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasital. parasitical. parasitic. parasite. interference. atmospherics. strays. noise. cestode. cestoid. helminth. vermin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. drone. interference. leech. parasite. static. atmospherics. sponger. cadger. jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babble. interference. parasite. static disturbance / distortion. atmospherics. sponger. noise. sponge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu parazitler olan ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parasitologie

asalak bilimi

Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini ve yaptığı hastalıklarla bu hastalıklara karşı girişilecek savaşı konu alan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

LCD monitörde kristal netliğinde dondurulmuş görüntü ve yavaş gösterimin izlenmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabani pancar. Kara pazı = Bir çeşit sarmaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bâzû). Kolun omuz ile dirsek arasındaki yukarı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biceps. upper arm. muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biceps. chard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yabani ıspanak): Ispanakgiller familyasından; kırlarda kendiliğinden yetişen veya bahçelerde yetiştirilen otsu bir bitkidir. Yaprakları iri ve çok, kökleri dallı ve az etlidir. Yapraklarında bol miktarda A ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İdrayollarında hissedilen yanmayı giderir. Haşlanmış yaprakların suyu kabızlığı giderir. Yaprakları yanık, apse, şişlikler ve basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) BAzû-bend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband. armlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(RAZİ) (i. A. «rızâ» dan if.) (mü. râziyye). 1. Rızâ veren, kabûl eden, engel olmayan: Sahibi razı oldu. Buna razı değilim. 2. Hoşnutluk: Allah senden râzı olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. râziyye). iran’ın Rey şehrine ait veya bu şehrin ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sırra, sırlara alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. content. willing. consentient. agreeable. ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreeable. willing. ready. contented. satisfied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راضی] rıza gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. İslam dünyasında meşhur bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. acquiesce. comply. consent. lump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. accede. acquiesce. agree. allow. cave in. concur. to swallow one's medicine. permit. settle for sth. to say yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızk» dan if.). Rızık veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رازق] rızık veren Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir üzüm cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (halk dilinde: rezene). Dereotu çeşidinden bir bitki ki, hıyar turşusuna konur. (bk.) Rezene.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rezene): Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. riyâziyye). Matematiğe alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ریاضی] matematikçi. 2.matematiksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریاضيات] matematik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) matematikçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mathematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Riyaziye ile uğraşan matematikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Matematiğe lit ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Matematik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریاضيون] matematikçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şadiye).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şezâyâ). 1. Yay, kavis. 2. Bir şeyden kopmuş parça (ağaç kıymığı gibi). 3. incik kemiği ve bu kemiğin yanındaki ince uzun kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vers libre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir. Aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon tohumu, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kimyon tohumu konur. 10 dakika bekletilir. Yemeklerden sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Şîrâzlı, Şİrâz şehrinden: Hâfız-ı Şİrâzî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water gauge. spirit level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. spin plots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Su.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تخطيط اراضی] topoğrafya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ince ve zayıf bir cins köpek ki, başlıca tavşan avına yarar (aslı Farsça olup «Arap zağarı» demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound. beagle. bloodhound. harrier. hound. whippet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound. hound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازی] Arapça. 2.tazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azab» dan masdar) (c. tâzîbât). Azap ve eziyet verme: Tâzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Tazı gibi kuru ve zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azm» dan masdar) (c. tâzîmât). Büyütme, ağırlama, hürmet ve ikram etme: Kendisine çok tâzîm ettiler, arz-ı tâzîmât etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revering. homage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ululama, büyük sayma. Saygı gösterme, ikram etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAzîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tazim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hürmet ve ikrâm ederek, saygı maksadıyla: Tâzîmen ayağa kalktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den masdar). Esassız özürler öne sürme, vesile ve bahane arama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تازیان] araplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Karrtçı, kırbaç. 2. Tanbur ve benzeri çalgıların tellerine dokunmaya mahsus kemik veya boynuz parçası, Ar. mızrâb (galatı: tezene). 3. mec. Vasıta, Alet, sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازیانه] kırbaç. 2.tezene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azv» dan masdar). Bir yakını ölene teselli verme, başın sağ olsun deme: Tâziyeye gitmek (Farsça «tâziyet» de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathies. condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), izzet verme, şerefli kılma, yüceltme, ağırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERAZÜ) (i. F.). t. Terazi, tartı Aleti. 2. mec. Denge, muvazene, itidal. Teraziye vurmak = Ölçmek. Terazi dili = Terazinin ortasında olup bir tarafa eğikliğini gösteren dilcik. 3. mec. istediği tarafa dönen şey. Terazi gözü = Kefe. Hizâ terazisi = Bir satıh hizasının doğru olup olmadığını tâyine mahsus Alet ki, içi su ile dolu ve biraz havayı havi bir şişe borudan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirini razı etme, taraflar arasında anlaşma. B’it-terâzî = Karşılıklı anlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. scales. a pair of scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. scale. scales. weighing machine tartı. pair of scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. scales. pair of scales. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh sth in one's hand. to balance. to poise. to arrange as if in a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezy»den) (geometri). İki çizginin birbirine dokunmadan sonsuza kadar yan yana uzanması, paralellik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واضع] koyan, koyucu. 2.hazırlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. incumbency. mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. service. task. charge. situation. post. obligation. function. homework. classwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. charge. duty. responsibility. homework. job. employment. task. business. commission. function. jurisdiction. office. position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وظيفه] görev. 2.ödev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وظيفه دار] görevli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be charged with a duty. to be assigned. to be entrusted with (a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with (a duty a task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in charge görevli. on duty görevli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with a duty / task ; on duty ; employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وظيفه شناس] görevine düşkün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. clear. easily understood. perspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واضح] açık, net.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واضحا] açıkça, açık olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. position. set. state. things. circumstance. situation. attitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition , state ; situation , circumstances , plight ; position. aspect. ball-game. circumstance. condition. demeanour. fixed position. footing. juncture. occasion. picture. pose. posture. set up. state. status. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضعيت] durum, konum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وضيع] alçak, aşağı. 2.mütevazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. contribution. paper. tail. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing table. writing desk / table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recording. clerk. printer. scribe. scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. scribe. secretary. soldier who does the typing. screenwriter. scriptwriter. recording. professional writer. clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. scribe. copyist. transcriber. clerk secretary. penny-a-liner. recorder. sign writer. pattern designer. sign painter. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escritoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. office. office desk. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. a pity. a shame. what a pity!. what a shame!. pity. alas!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame. so much the worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. programme. software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım, bir program çalıştırılırken bilgisayar tarafından kullanılan talimatları içerir. Yazılım, resimlerin indirilmesi ve görüntülenmesini sağlamak için Sony dijital fotoğraf makineleriyle birlikte sağlanan bir aksesuardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling. method of writing spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. the way sth in written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be down for. enrol. be enroled. enroll. be enrolled. enter. go down. register. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written be registered. to be written. to be enrolled. to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written. to be enrolled in. to be registered in. to be enlisted in. to be signed on. enrol l oneself. matriculate. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthographic. orthographical. orthography. spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthography. spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling. act of writing. orthography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. correspondence muhabere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epigraph. inscription. legend. scripture. tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscription. tablet. inscription kitabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscription. epitaph. tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emniyet genel müdürü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zelzele), (bk.) Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلازل] depremler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by