Azl ne demek? | Azl anlamı nedir? | Azl

Azl anlamı nedir?

Azl ne demek?

Azl anlamı nedir?

Azl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: azl

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزل] görevden alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızartmak veya ütülemek. 2. Kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızarmak. 2. Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of understanding about a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. odds. incompatiblity. disaccord. discord. fight. mix-up. conflict. controversy. discordance. dissension. disunion. disunity. divided counsel. division. embroilment. friction. imbroglio. quarrel. run-in. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altercation. argument. conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. dissidence. friction. quarrel. variance. misunderstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. misunderstanding. conflict. difference. disaccord. discord. embroilment. friction. incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşk-bâzî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gece ayazında üşümek, gevremek. 2. Ayazda beklemek. 3. Üşümek, soğuk almak. 4. Boş yere beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gece ayazından müteessir olup soğuk almak, ayaz işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gecenin ayazına bırakıp üşütmek, ayazda bekletmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zılf) (pabontoloji). Bazı hayvanlardaki çatal tırnaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zil). ZıMar (gölgeler ). (bk.) zil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dismissed. to be discharged / removed from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zalim» den itaf.). Daha veya pek zalim ve haksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supersession from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Birini işinden atmak, çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depose. recall. to dismiss. to discharge. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate. discharge/dismiss/terminate. to dismiss. to discharge from office. to depose from office. unseat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fewness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarity. scarcity. rareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcity. minority. paucity. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry fanaticism. bigotry. zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçta pişirilmiş pide. 2. Tatlısı bol, kalın gözleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tatlısı bol, kalın sac gözlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağarmak, beyaz olmak: Amerikan bezi, kullanıldıkça beyazlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağartmak, beyaz yapmak: Şu mermerleri ovarak beyazlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. bleach. blanch. chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whiten. to bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with white. wearing white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklık, beyaz: Karın beyazlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, alıcının fazladan ses ve / veya video sinyallerini 2’nci / 3’üncü bölgeye / odaya gönderme yeteneğidir. Modele bağlı olarak, farklı ses sinyalleri ya zaten güçlendirilmiştir ya da harici amplifikasyon gerektirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini boğazlarcasına kıyasıya dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight violently with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have someone slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok yemek yiyen, sık sık acıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a throat. having a neck. gluttonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big eater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürkten boğaz sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2. At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı. 3. Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı surette olan, çapraz şeklinde olan: Çaprazlama fişeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. transverse. crosswise. diagonally. transversely. crossbreeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crosswise. diagonally. across. athwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cross obliquely. cross. interplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çapraz hale gelmek. 2. İçinden çıkılmaz hale gelmek: İş çaprazlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become involved and confused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. halk ağzında: çehizlemek). 1. Geline cihaz vermek, gelinin cihazını tedarik etmek ve hazırlamak. 2. (bir fakire) Muhtaç olduğu şeyleri vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any longer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Flikaların küpeştesine baştan kıça kadar boyuna konan tahta. (bk.) Talazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başının tepesinde saçı olmayan, başının tepesi çıplak. Ar. aslâ: Dazlak adam. 2. Çıplak, Ar. Arî, Fars. bürehne. (bk.) Taslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. hairless. baldhead. coot. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. skinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.)! Usul vurma sazları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best. full. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximal. at the most. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efdal). 1. Değer, asılda olan meziyet. 2. Hüner, marifet, kemal, olgunluk, ahlâk ve akide doğruluğu ile beraber ilim, bilginlik: Onun ilim ve fazlı bellidir, t. Cömertlik, yardım, inayet, ihsan. 4. Üstlük, artıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضل] erdem. 2.üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fazalât). 1. Artık, Ar. ziyade, zâid: Sizde bundan fazla bir şey var mıdır? Bendeki eşya bundan fazladır. 2. Artan, kalan miktar, bakiye: Bundan fazlasını ne yapalım? Yemeğin fazlalarını topluyor. 3. Artık ve lüzumsuz şey: Bundan ziyadesi fazladır, bana fazla geliyor. 4. Kazurat (bu mânâ ile lisanımızda yalnız cemi ve o da nâdiren kullanılır). Bundan fazla = Bundan başka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. superfluous. spare. plus. much. extra. unneedful. de trop. supernumerary. surplus. thick. too. over. big. in excess of. excess. surplus. super-. over. out. rising of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. excess. extra. heartily. much. redundant. spare. superfluous. surplus. too. excessive. more. too much. too many. excessive. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too. too much. too many. more (than. acute. devilish. in excess. great. heavy. residual. residuary. spare. steep. superlative. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضله] çok. 2.artık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir. Sinir bozukluğu veya fazla sıcaktan kaynaklanan terleme ve ter kokularını engellemek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke

Hazırlanışı : Vücudun terleyen kısımları sirke ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more than needed. too much. adscititious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. jolly. darned. extremely. in spades. exceedingly. far better. jolly. amply. damned. eminently. more than enough. largely. parlous. precious. strongly. superfluously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloody. exceedingly. heartily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. dreadfully. exceedingly. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2.Fazla, ziyade, artık, baki. 3.İki sayının birbirinden olan farkları. 4.İlim ve irfan sahibi. 5.Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6.Olgunluk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın fazlı, erdemi, lütfü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme). 2. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotfoot. travel. to smear with kerosene. to accelerate. to smear with paraffin. to step on the gas. to travel. to run away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear or sprinkle with kerosene. to accelerate an automobile. gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır. Aşağıdaki reçeteler, gazı boşaltmak için kullanılır. Çocuklara uygulanmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Fındık.

Hazırlanışı : Kabukları temizlenmiş bir avuç fındık havanda iyice dövülür. Yemeklerden yarım saat sonra bir çorba kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous. gassy. gas-filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing gas. containing kerosene. gaseous. gassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.) (Fransızca gaze’ den.O da vaktiyle bu dokumanın imal edildiği Güney Filistin’in Gazze şehrinin adından). Pek ince tül, tülbent, bürümcük: Gaz ile sarmışlar. Yüzünü gaz ile örtmüş. Gaz bezi veya gazlı bez = Yaraları sarmakta kullanılan tül, bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze dressing. surgical gauze. aceptic gauze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz atma, ima ile söylenilen dokunaklı söz, takılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a nuisance. to make mischief. to get lazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işsizlik, tenbellik, hayırsızlık, serserilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublemaking. laziness. idleness. devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make mischief. to loaf. dally. to lie down on the job. lollygag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terketmek. 2.Allah ilminde, Allah’ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmtiyazı olan, başkalarından ayrı tutulan seçkin, üstün. İstisnâİ haklar taşıyan, bazı mükellefliklerden müstesna: Bu aşîret imtiyazlıdır. 3. Hususî surette ve başkaları yapmamak şartiyle ruhsat ve müsaade almış: Kibrit fabrikası imtiyazlıdır. 4. Idârî muhtariyeti olan: Bulgaristan, 1878-1908 arasında imtiyazlı bir Osmanlı eyaleti idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. licensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Preferred Stock)

Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onerous. involving consideration. lucrative. for a valuable consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kiraz ağaçları çok olan yer. 2. Kiraz bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekârlık. 2. Aldanmazlık, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adamın mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madrabazın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zalak» dan im.). 1. Ayak kayacak yer. 2. mec. Yanlışa düşüren iş ve durum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den imef.) (mü. mazlûme). 1. Zulüm görmüş, zulme uğramış. 2. (Türkçe) Sessiz, yumuşak huy-1 lu, sakin: Pek mazlûm bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressed. aggrieved. inoffensive. underdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. wronged. oppossed. inoffensive. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوم] zulme uğramış. 2.sesiz sedasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zulüm görmüş. 2.Halim, selim, sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zulüm görmüş adama lâyık bir suretle: Yaralı, mazlûmâne şikâyet ediyordu. 2. Sessizce, sükûnetle: Pek mazlûmâne bir tavrı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مظلومانه] mazlumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوميت] mazlumluk, zulme uğramışlık. 2.sesiz sedasız olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zulme uğrama hâli: Mazlûmiyyetini söylüyordu. 2. Sessizlik, çekingenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sitem ve zulüm görmüş adamın hâli. 2. Sessizlik, çekingenlik: O çocukta bir mazlûmluk görünür.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VAIO tarafından desteklenen çeşitli video ve ses biçimlerinin oynatılmasını/çalınmasını sağlayan bir yazılım.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Bir milimetreküp menide en az yirmi milyon sperm bulunur. Spermin miktarı spermogram ile tespit edilir. Erkeğin menisi içindeki sperm mikroskop altında sayılır. Yirmi milyondan az sperm bulunduğu takdirde, sperm azlığından söz edilir. Sperm miktarını arttırmak için aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı anason konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) misavirseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde namaz kılınan seccade vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kendini beğendir, nazlı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nâz, cilve ve işve etmek. 2. İstemez gibi yapıp yalvarmaya mecbur bırakmak. 3. Seven birine karşı şımarmak: Anasına, babasına nazlanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coy. feign reluctance. to feign reluctance. to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly. to act coyly. to feign reluctance. make bones about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cilveli. 2. Naz ve nimetle alışıp şımarmış olan, şımarık: Nazlı alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. delicate. rose-water. wayward. spoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. coy. coquettish. spoilt. petted. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. sb who feigns reluctance. petted. coddled. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı.)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Okşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy orders. priesthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eti ateşe koymadan önce soğan ve baharatla ovup kendi hâline bırakmak. 2. (argo) Pohpohlamak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçalarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci on ila yirmi yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlaşmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlaşmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede bayazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Troid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.), iki taraf arasında karşılıklı saldırmama hâli: Saldırmazlık antlaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression treaty. treaty / pact of non-aggression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmetsizlik, tahkir (saymamazlık yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving sth out of account. to take no account of sth. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz biten yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rush-bed. reed-bed. reeds. morass. sedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed bed. marshy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rushy. sedgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyücülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. witchcraft. wizardry. devilry. medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. withcraft. conjuration. devilry. wizardry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness. shamelessness. ease of manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfekçilik, sllâhendâz görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe bastırarak el sürmek: Birinin sırtını, kolunu sıvazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroke. pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. caress. pet. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb stroke or caress oneself / itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deniz vesaire) Dalgalanmak. 2. (koyunler) Sürü ile yürürken dalgalı bir şekil göstermek. 3. (ipek vesaire) Kabarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kayık ve mavnaların küpeştesine baştan kıça kadar eklenen tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. washtroke. wasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ipeğin) Tel tel pürüzleri çıkmak, pürtükleri kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ravel. to fuzz. to frizz. to become frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dallıdan masdar). Doğru yoldan çıkarma, azdırma, ayartma («ıdlâl» daha çok kullanılmıştır), (bk.) Tadili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» dan masdar). Gölgelendirme, gölge altına alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürdürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. F. T.) (musiki). Piyano gibi tuşa dokunularak çalınan sazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Düşünce ve fikirlerin birbirine uymaması, anlaşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. disaccord. clash. contrariety. disagreeableness. discrepancy. disunity. divergence. divergency. division. incompatiblity. incongruity. intransigence. rupture. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. incompatibility. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaccord. disagreement. dispute. dissension. disunity. incompatibility. incongruity. infighting. intransigence. run in. unconformity. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Dispute Committee)

Borsa işlemleri ile ilgili olarak; üyeler arasında veya üyeler ile müşterileri arasında çıkan uyuşmazlıkların idari yoldan çözülmesine yardımcı olan komitedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of jurisdictional disputes. court of jurisdictional disputes. arbitral tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Jurisdictional conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick-headedness. stupidity. callousness. insensivity. stolidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Vurularak çalınan musiki Aletleri: Davul, def gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi beğenmeyip daima şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escapade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. uselessness. naughtiness. rudeness. unsuitability. misbehaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughtiness. mischievousness. devilment. devilry. escapade. misbehaviour. mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summerlike. summerly. summery. seaside resort. summer resort. seaside place. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for the summer. summer clothing. summer house rent. summer villa. summer cottage. summer residence. summer clothes. summer dress. summer suit. summery. summer. used in summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yobaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by