Azm ne demek? | Azm anlamı nedir? | Azm

Azm anlamı nedir?

Azm ne demek?

Azm anlamı nedir?

Azm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: azm

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. ızâm). Kemik, Fars. üstühân. Şam’a yerleşmiş büyük Osmanlı vezir ailelerinden Konyalı Kemikoğulları’na Araplar’ca verilmiş ad: Osm. Azm-zâde. (bk.) Azım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزم] azim. 2.niyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عظم] kemik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Rumca mübarek nazariyle bakılıp ziyaret edilen çeşme veya pınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy spring of orthodox greeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azmak işi. iki ayrı cinse mensup iki hayvandan doğma: Azma kedi, Van azması, çakal azması bir köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. hybrid. half-breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Coşmak, tehevvür ve heyecana gelmek, şımarmak: Bu adam azdı. 2. Taşmak, yatağından çıkmak: Dereler azmış. 3. Doğru yoldan çıkmak, taşkınlık etmek. 4. Şiddetlenmek: Rüzgâr azdı. 5. Şehveti fazlalaşmak: Bu adam azdı. 6. Fenalaşmak, iltihap peyda etmek: Yarası azdı. 7. Kudurmak: Köpek azdı. 8. Sararıp temizlenemiyecek hâle gelmek: 8u çamaşır azmış. 9. İki ayrı cinsten, iki ayrı haynandan doğmak: Bu koyun merinosla kıvırcıktan azmıştır. Bu köpek çakaldan azmıştır. Döş azmak = İhtllâm olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run riot. take the bit between one's teeth. go astray. run wild. become unmanageable. rut. overflow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rampage. romp. to go too far. to get out of hand. to overstep the mark. to be on the rampage. to go on the rampage. to get wild. to become furious. to become depraved. to go astray. to feel horny. to rut. to get rough. to be in flood. to get infla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wild. to get rough. to become infected. to be sexually excited. fester. spoil. to kick over the traces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cins ve nevinin icabından fazla büyümüş, pek İri: Azman koç. 2. İki ayrı cins iki hayvadnan doğma, melez: Van azmanı bir kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. monstrous. enormous. overgrown. hybrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormous. overgrown. of mixed breed. colossus. monstrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «Azmûden» fiilinden imas). Deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمایش] deneme, sınama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمند] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Engeller ne olursa olsun bir işi başarmaya karar vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be determined to. to resolve upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decide firmly (to do something. determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb to resolve firmly (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Kasıt, niyetlilik karar. 2.Kemikli. 3.Güçlü, kuvvetli. Azmi Pir Mehmet (-1583): Şehzade Mehmed’in ve III. Mehmed’in hocalığını yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gönül yüceliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Azmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) «Azmûden» filinden imef.). 1. Tecrübe olunmuş, denenmiş. Ar. mücerreb. 2. Tecrübe görmüş. Kâr-Azmûde: İş görmüş, tecrübeli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Deneme, sınama, tecrübe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş tecrübesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manuscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manuscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sindirme, midede eritme: Yediğini hazmedemiyor, hazmı kolay, hazmı zor. 2. mec. Tahammül etme, yutma, cevap vermeme: Dayımdan o kadar sözler işittim, hepsini hazmettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Basiretli davranmak, işini sağlam tutmak, ihtiyatlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حضم] sindirim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hazm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digest. stomach. get over. tolerate. bear. accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digest. to digest. to stomach. to put up with. to be able to bear/stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to stomach / to endure sth. assimilate. stomach. take lying down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hazmiyye). Hazma ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Y. biyoloji). Tekhücreli canlılarda protoplazmanın merkezine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay in lieu of notice. payment in lieu of notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt ve kayıttan çalma sırasında oluşabilecek ciddi zararları önlemek için gelişmiş döküm ve birleştirme teknolojisi, titremeyi azaltıp istikrarlı yazmaya ve yüksek hızda kopyalamaya olanak sağlayan düz bir diski güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. kâr = iş, Azmûden = denemek). Görgülü, bk. Kâr-Azmûde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İş bilirlik, görgülü olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iş denemiş, iş görmüş, görgülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gazap ve hiddeti zabtetme, hırsını yenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprağı eşme, Osm. hafr: Onun kazması pek sathî. 2. Oyma, hâk: O hâkkâkın mühür kazması pek mahiranedir. Hâk ile yapılmış, mahkûk: Kazma nakışlar, yazılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprağı kazmaya mahsus Aletlerin en sadesi ve en eskisi olup sap geçecek deliği olan düz ve keskin bir demirden ibarettir, ancak diğer tarafının külünk gibi sivri, çapa gibi çatal veya balta gibi çeşitli şekillerde oluşlarına göre adları vardır. Kazma, kürek = Toprak kazmak için Aletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickaxe. pickax. pick. mattock. digger. digging. dig. excavation. pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. mattock. pick. pickaxe. spud. pickax. digging. excavation. fool. idiot. ass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digging. mattock. pick. pickaxe. excavation. dug. excavated. pickaxe pickax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazma vesair Aletle yoprağı eşmek, açmak, Osm. hafretmek: Bahçeyi kazdım, bir kuyu kazacağım, tarlanın etrafına hendek kazmalı. 2. Çelik kalem vesaire ile oymak, hâk ve nakşetmek: Mühür kazmak, bir mermer levhanın üzerine bir münasip yazı kazmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig. excavate. trench. cave. cave in. disinter. grub. hole. hollow. hollow out. mine. pick. pick up. sink. spud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dig. to excavate. to trench. delve. dike. engrave. pick. plant. scrape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mucidinin ismiyle anılmıştır). Yünden erkek elbisesi yapılan bir çeşit kumaş: Fransız kazmiri, İngiliz kazmiri. Bu kumaştan imal edilmiş: Kazmir pantolon, ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (fıkıh) Abdestte ağza su alma, ağız çalkama: Mazmaza etmek. 2. (tıp) Ağızda çalkalanmak üzere verilen sıvı ilâç, gargara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضمضه] gargara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gargara yapmak, ağızda su çalkalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zamm» dan imef. (mü. mazmûme). Zamme ile okunan, zamme harekeli, ötreli, u seslerini veren: Harf-i mazmûm, kâf-i mazmûme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan imef.) (c. mazâmîn). 1. Mânâ, mefhum: Bu beytin mazmûnu pek geniştir. 2. Nükteli ve cinaslı güzel söz: Bir mazmûn söyledi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضمون] kavram. 2.ince söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Borçluluk, kefalet. 2.Ödenmesi gereken şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıra, tertip. 2. Nesir olmayan yazı, ölçülü ve kafiyeli söz ve yazı, şiir: İnsanlar nesirden önce nazma rağbet etmişlerdir. «Nazm» ile «şiir» arasında fark vardır: Nazm, ölçülü ve kafiyeli sözdür; halbuki şiirde vezin ve kafiye ile beraber estetik ve lirizm, fikir ve hayal kudreti de olmalıdır. Bediî değer taşımayan şiir, manzumedir. Şiirde ölçü ve kafiye de olmayabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نظم] dizme. 2.düzenleme, tertip etme. 3.vezinli ve kafiyeli söz söyleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nazm ile, manzum olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظما] manzum olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. - Vezinli, kafiyeli söz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naz-mi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Marazî gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Marazî gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيازمند] muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avert death narrowly. almost to die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climax. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climax. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir UDF sürücü kullanan paket yazma, verilerin sıralı olarak boş CD-R’lara yazılmasına olanak tanır. Bu işlev, yazma işlemlerinin istendiği zaman kesilmesini ve devam ettirilmesini sağlar. CD sonlandırılana kadar geleneksel CD-ROM sürücülerde okunamaz. Sonlandırılmamış CD-R’lar, yalnızca uygun yazılımla CD-R/RW sürücüler tarafından okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Kanın sıvı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood plasma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasma. plasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı hücrenin asıl kısmını meydana getiren albüminli madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZMİN) (i. A. «zımn, zımân»dan masdar) (c. tazmînât). I. Sebep olduğu zarar ve ziyanı ödeme: Arabanın camını kıran yolcu, tazmin etmeye mecburdur. 2. (edebiyat) Başkasının seçilmiş ve meşhur bir sözünü yahut bir mısrâ ve beytini kendi söz veya şiirine alma. Tazminât-ı harbiyye = Harpte yenilen devletin galip devlete ödediği savaş tazminatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. indemnity. recovery. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restitution. satisfaction. indemnification. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indemnification. making good or loss. compensation. restitution. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضمين] zarar ödeme, tazminat verme, zarar karşılama. 2.bir başka şaire ait beyti sahibinin adını da bildirerek kendi şiirinde kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tazminat verilmek, zarar karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indemnify. recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compensate. to indemnify. to make up for. to recoup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tazminat vermek, zararı karşılamak. 2.içinde bulundurmak, içermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZMİNAT) (i. A. c.) Zarar ödemeler, (bk.) Tazmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. amends. indemnity. damages. reparations. indemnification. award. guerdon. recompense. redress. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. damages. indemnity. recompense. redress. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. indemnity. damages. compensation or reparations. severance pay. atonement. claim. damage. indemnification. total loss. consideration money. recoupment. reparation. smart money. redress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضمينات] zarar ödemeleri, tazminat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو العظم] büyük peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mispell. misspell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock up. commit to paper. compose. conceive. write down. draw. draw up. enroll. enter. grind out. indite. inscribe. note. note down. pen. put down. put on paper. record. reduce to writing. register. set. set down. take down. write. write out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. contribute. enter. inscribe. pen. put. record. write.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn-in. type. write. print. register. to write. to enroll. to register. to enlist. to sign sb on. to write articles for. to write for (a newspaper. cover. indite. inscribe. make out. make up. mark. matriculate. put down. record. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by