Azu ne demek? | Azu anlamı nedir? | Azu

Azu anlamı nedir?

Azu ne demek?

Azu anlamı nedir?

Azu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: azu

Türkçe Sözlük

(bk.) azı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] adaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş, azar görmüş. Dil-izürde, aıürde-dil = Gönlü incinmiş, hüzünlü, kederli, Ar. mahzun, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gücendirilmiş, incitilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). gökyüzü, sema; gök mavisi; (s). gökmavisi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(jeol). bir çeşit bakır cevheri; fazla değeri olmayan bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزرده] incinmiş, gücenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kolun omuz ile dirsek arasındaki yukarı kısmı, Osm. Karâce, adud.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازو] kol. 2.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâzû = Kol, benden = Bağlamak). Süs için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden mahfaza ki, ekseriya içinde bir muska veya sûre-i şerife vesaire bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tüfek gibi omuza dayanarak kullanılan bir hafif silâh. Bu silâh roket atımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü incinmiş, kalbi kırık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’a sığındık, Allah esirgesin, maâzallah, neûzübillâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazab›dan imüb.). Öfkeli, kızgın, hiddetli, şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطر آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm’dan imüb.). 1. Çok hazmeden, hazmı kuvvetli. 2. mec. Çok tahammül eden, içi geniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kazûre, dilimizde kullanılmaz). Pislik, Ar’, necaset.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gök mavisi renginde bir taş, lâcivert taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مازو] mazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den imef.) (c. mâzûlîn). Görevinden çıkarılmış, azl olunmuş, memuriyetsiz kalmış: Üç sene mâzûl kaldı, mâzûlîn maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معزول] görevden alınmış, azledilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olarak, azlolunduğu halde, memuriyetinden çıkarılarak; MAzûlen döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olanın hâl ve sıfatı, mâzulluk: Mâzûliyyet maaşı, mâzûliyeti çok sürmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den imef.) (mü. mâzûre). Özrü olan, özrü kabûl olunan: Ziyaretinize gelmek istiyordu, ama mâzûrdur. Onu mâzûr tutunuz, ben sizi mâzûr görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذور] özürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mâzûr olanın hâli, özür: Gösterdiği mâzûriyyet makbûl değildin,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca). Bir çeşit Leh dansı ve bunun havası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Leh. dansı veya dans havası, mazurka..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm badge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gözünde büyüme, büyük görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine arka ve omuz verip yardım etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fazUdan). 1. FazI ve fazilette yarışma 2. (matematik) Miktar fazlası, farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tefâzuliyye) (matematik). İki rakamın arasında miktarca olan farktan doğan nisbet: Hesâb-ı tefâzulî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb»den). Karşılıklı yalan söyleme, birbirini aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar). Kavga, çatışma, çekişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). 1. Birbirine karşı bulunma, birbirine bakma. 2. (matematik), iki açı vesairenin karşı karşıya bulunması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظر] bakışma, bıkışım, simetri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظری] bakışık, simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترازو] terazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vaz’» dan). Alçakgönüllülük, kibirsizlik, Ar. mahviyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. humbleness. humility. unpretentiousness. nobleness. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. modest. lack of conceit. modesty alçakgönüllülük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. modesty. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواضع] alçakgönüllülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kibirsizlikle, alçakgönüllülükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezn» den). Tartıda bir olma, denk olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توازن] denklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by