Bûr ne demek? | Bûr anlamı nedir? | Bûr

Bûr anlamı nedir?

Bûr ne demek?

Bûr anlamı nedir?

Bur | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bûr

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بور] kumral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. burr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.es-Sabur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsiz ve sıhhate muzır olarak dikkatsiz pişmiş adi yemekler: Aburcubur yemekler, aburcubur yemeyip iyi beslenmeli. 2. Ağızdan gelen, dikkatsin, adi söz, saçma sapan, hezeyan: Aburcubur laf etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). art yakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Burak)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kumral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Böbürlenme. 2.Hükümdar. - Babürşah. Zahirettin Muhammed (1483-1530). Hindistan’daki Türk-Hint İmparatorluğu’nu kuran kişi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمجبئریه] zorunlu olarak, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak ülkelerde yaşayan, benekli derili, yırtıcı bir memeli hayvan (hyrax syriensis). (bk.) Bebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bebr gibi kurulup kabarmak, (bk.) Bebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast. assume an arrogant air. brag. dramatize oneself. flash. plume oneself on. plume oneself upon. vapor. vapour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast. brag. crow. to boast. to brag. to crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boast. brag. crow. plume. to put on side. swank. swing the lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu mahal, bu yer: Bura adamları çalışkan olur. Buranın meyvesi boldur. Burayı bırakacak mısınız? Buraları da görmüş olduk. Ekseriya zamire eklenerek kullanılır: Buram ağrıyor. Buranız kararmış. Burası çok ucuzluktur. Burası, buraları: Bu hal, bu suret, bu keyfiyet: Asıl burası matlûptur. Buraları iyice anlatmalı. Yakın yere işaret içindir: Ar. hâ, hunâ, Fars. incâ: Buraya gel, burada kal, buradan geçti, buraca bilinmiyor (uzak yeri işaret için «ora» ve orta yer için «şura» kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. this spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

British Urban Regeneration Association. vi : to ask. a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. in this place. in this quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from here. from this place. from hence. hence. herefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

away. hence. from here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A) Mİrâc’da Tanrı tarafından Peygamberimiz’e tahsis edilen binek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz.Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native of this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) Dönüp dolaşarak şiddetle ve havada kasırga gibi bir nevi girdaplar teşkil ederek yağmayı tasvir ederek arka arkaya kullanılır: Buram buram kar yağıyordu. Buram buram duman çıkıyordu. Buram buram terlemek = Fazlasıyle terlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in clouds. in great quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) Yel, şimşek ve gökgürültüleri ile karışık yağan ve kısa süren zorlu yağmur: Yazın sık sık buranlar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Bura, bu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither. to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fıkırdamak, mırıldanmak;i fıkırtı, mırıltı; hav. kanadın kenarındaki hava çalkantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. morina balığına benzer bir balık, zool. Lota lota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kalelerin köşelerine ve yan taraflarına yapılan yüksek kulelerden her biri. 2. (astronomi) Zodyak üzerindeki on iki takım yıldızın her biri: Akrep burcu, Boğa burcu vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horoscope. sign. sign of the zodiac. constellation. tower. bastion. dungeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horoscope. sign. tower. bastion. zodiacal constellation. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. a zodiacal constellation. sign of the zodiac. bastion. bush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برج] burç. 2.yıldız kümesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2.Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3.Yuvarlak bina. 4.Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5.Tek hisar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen yuvarlak taneli hububat çeşidi. Cılban, ak burçak, kara burçak: Bunun cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. vetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lathyrus): Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer. Kullanıldığı yerler: Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Burç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). Geyiğin dişisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dişi geyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ıtır. Burcu burcu güzel güzel kokarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapların üstten giydikleri bir çeşit elbise, hırka. Kasîde-i bürde = Arab şairlerinden KAb bin Züheyr’in Peygamberimiz’in huzurunda okuduğu ünlü kasîde ki fevkalâde makbûle geçmekle, kendi bürde-i saâdetlerini omuzlarından çıkararak şairin sırtına atmasıyla, kasîde bu isimle şöhret bulmuştur. Sonra onu tekliden yazılan diğer bir hayli kasidelere dahi bu isim verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbise. 2.Ka’b b. Züheyrin yazdığı kaside. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak şaire giydirmiştir. Bu yüzden bu kaside “Kaside-i bürde” olarak tanınır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yük, ağırlık; sorumluluk, mesuliyet; yük taşıma kapasitesi; f. yüklemek; yüklenmek, sıkıntı vermek; üstüne çullanmak. burden of proof ispat kulfeti, ispat etme mecburiyeti. burdensome s. külfetli, sıkıntı verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. esas konu, ana fikir; nakarat. burden of a song bir şarkının nakarat kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dulavratotu, bot. Arctium lappa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büro, yazıhane, acente, daire, şube; çekmece, çekmeceli dolap; ing. yazı masası, yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bürokrasi, devlet dairelerine mahsus formaliteler, kırtasiyecilik; devlet memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet dairesinde memur olan kimse; kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çıplak, açık, yalın: Bürehne-ser = Başı açık. Bürehne-pâ = Yalın ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başıaçık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. büret, sıvı ölçmeye mahsus cam tüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili kasaba, ufak şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Burgacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirlpool. eddy. maelstrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGAŞIK (i.) Karışık ve dolaşmış şey: Kargacık burgacık yazı = Okunması çok zor elyazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşup kar ma karışık olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski), huk. birkaç çeşit gayri menkul mülk hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 0.0255 metreye eşit bir uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatlarda kullanılan ucu çatallı bayrak, çatal gidon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tomurcuk, filiz; f. tomurcuk ve filiz vermek, sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba veya nahiyede oturan kimse; tar. ingiltere parlamentosundaki kasaba, nahiye veya üniversite temsilcisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskoçya'da kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasabada oturan vatandaş, kasaba sakini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız .burglar alarm hırsıza karşı konan alarm tertibatı.burglar proof hırsıza karşı emniyet tertibatı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ait, ev soygunuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.ili ev soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ev soyma, hırsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.ili ev soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.Hollanda, Almanya veya Avusturya'da belediye başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yulaf ezmesi; A.B.D., leh. etli çorba; çorba ziyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Alman) tar. hisar muhafızı; bir kale veya şehrin babadan oğula geçen valilik makamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönerek tahta vesaire delmeye mahsus Alet. Büyüğüne ve iğreti bir sapla döndürülenine matkap derler. 2. Tıpa vesaire çıkarmaya mahsus, yine döndürülerek kullanılan Alet. Vida burgusu: Vida çevirecek Alet ki, ucu yassıca bir demir kalemden ibarettir, tornavida.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew. wimble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimlet. screw. corkscrew. drill. auger. twist drill. rotary drill. wimble. screw auger. helix. artesian borer. bore. bit. tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı bulgur). Kaynatılıp kurutulduktan sonra kırdırılıp pirinç yerine pilav pişirmeye yarayan buğday: Burgul pilavı, (bk.) Bulgur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'da bir eyaletin ismi, Burgonya; burada yapılan şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BÜRHAN) (i. A.) (c. berâhîn). Delil, ispat, hüccet Mantık: Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Delil. 2. (mantık). Bir hükme varan muhakemenin dayandığı gerçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. indisputable argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برهان] kanıt, delil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Delil hüccet. 2.Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3.İlahi aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari’dir. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gömme, defin, cenaze töreni. burial ground mezarlık, kabristan. burial service cenaze töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (F. bürîden = kesmek, kesilmek). Kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı kesik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakkak kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Babafingonun yaka ipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Hasır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوریا] hasır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr). Burjuvaziye mensup kimse, şehirli sınıfından.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeois

kent soylu

Orta sınıftan olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois kentsoylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. middle class. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). 1. Avrupa’da vaktiyle asilzadelerle köylüler arasında yer alan şehirliler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeoisie

kent soyluluk

Burjuva sınıfı


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie kentsoyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie. communist bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. volkan’dan). Yanardağ, ateş, lav saçan dağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yanardağ, volkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkçe’de: 1. Heykel, put. Ar. sanem, Fars. büt. 2. Put hâne, Fars. nigâr hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Su birikintisi, havuz, gölcük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak, vücutta iz bırakmadan öldürmek; dolambaçlı bir davranışla bir seyden sıyrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Martı. 2.Havuz, gölcük.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Put, heykel, Buda heykeli. - İsim olarak kullanılması yanlıştır.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Başkent: Ovagadovgov.

Nüfus: 10.135.000.

Yüzölçümü: 105.946 km2.

Komşuları: Kuzeybatı’da Mali, Kuzeydoğu’da Nijer, Güneyde Benin, Togo, Gana, Cate d’Ivoire.

Önemli Şehirleri: Ovogadougov, Bobodiovlasso.

Din: %65 yerel inançlar, %25 Müslüman, %10 Hıristiyan.

Dil: Fransızca, kabile dilleri.

Yönetim Biçimi: Askeri Yönetim.

Tarih: Mossi kabilesi bölgeye 11. İle 13. Yüzyıllar arasında girdi. Krallıkları, Mali ve Sanahai imparatorlukları tarafından bozguna uğratılana kadar yönetimde kaldı. Fransız hakimiyeti 1896’da başladı, fakat Yukan Volfa (4 Ağustos 1984’te Burkina Faso olarak ismi değiştirildi). 1947 yılına kadar ayrı bir bölge olarak görülmedi. Tambağımsızlık 5 Ağustos 1960’ta kazanıldı ve Fransa yanlısı bir hükümet seçildi. Ordu 1980’de yönetimi ele geçirdi. 1987’deki darbe bugünkü rejimin temellerini attı. 1990’larda da sınırlı demokrasiyi ülkeye getirdi. Bugün, yüzbinlerce çiftçi Löte d’Ivoire ve Gana’ya göçetmektedirler. Ülke, yoğun biçimde dış yardıma bağımlı durumdadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (uzvun biri) burulup incinmek: Kol, ayak burkmak. 2. (buğday) Değirmende kırılıp burgul olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. turn. distort. luxate. rick. sprain. strain. wrench. wrick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. twist. to twist. to sprain. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist / to sprain a joint. sprain. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. buckling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. twist. wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURKULMAK (bk.) Burkmak, burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rick. to be twisted. to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

El ve ayak bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır. Sonra aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Burkulan yere çiğ lahana yaprağı sarılır. 15 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGUTMAK (f.). Uzvun birini burup incitmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kumaş veya iplikte rastlanan düğüm; yumru, ağaç ,gövdesinde oluşan yumru; f. dokunmuş kumaştan düğümleri temizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çuval bezi, kenevirden dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. hicvederek güldüren; gülünç, komik; i. hicviye, taşlama; f. hicvetmek, alaya almak, taklidini yapmak. burlesque show A.B.D. striptizli ve taşlamalı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iriyarı, kocaman, sağlam yapılı; palavracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burmak işi, çevirme, döndürme, kıvırma. 2. Eneme, iğdiş etme. 3. Burulmuş şeyin şekli, helezonî şekil. 4. Vidalı ekser, vida. 5. Mide veya bağırsaklar buruluyormuş gibi karında hissolunan şiddetli ağrı. 6. Musluk,_ lüle. 7. Açılmış hamuru kıvırarak yaptıkları bir çeşit hamur tatlısı ki, sarığıburma dahi denir. 1. Burulmuş, kıvrılmış, kıvrık: Burma sarık. 2. Burulmuş gibi helezon şeklinde, helezonî, burmalı: Burma minare, direk. 3. Enenmiş, iğdiş: Burma at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Burma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountainous republic in southeastern Asia on the Bay of Bengal; 'much opium is grown in Myanmar'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birmanya. Burmese s., i. (tek. ve çoğ.)Birmanyalı; i. Birmanya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Burma fiili, döndürüp bükmek, kıvırmak: Bıyık burmak. 2. Parmak arasında kıvırıp koparmak, sıkmak, çimdiklemek: Etini burdu. 3. Kıvırıp incitmek: Kolunu, ayağını burdu. 4. Enemek, iğdiş etmek, Osm. ıhsâ etmek: Atı burmak. Delmek, sakbetmek. 6. Sancımak: Karnım buruluyor. Burun burmak = Beğenmemek, istihfaf etmek. Bıyık burmak = Kurulmak. Dil burmak = (Kekre şey) dili buruşturmak. Dudak burmak = Ağlayacak olmak. Kol burmak = Galebe çalmak. Kulak burmak = ihtar ve ikaz etmek. Bura bura oynamak = Parmakları şıkırdatarak raksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to screw. to wring. to castrate. to give one's mouth acrid taste. contort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş ve kıvrılmış gibi helezon şeklinde: Burmalı direk, minare, sarık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişirmek : A.B.D., (argo) aldatmak; A.B.D., (argo) elektrikle idam etmek. burn the candle at both ends kuvvetini fazla israf etmek. burn t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanık, yanık yeri; pişirme (tuğla veye kiremit); iskoç çay, ırmak, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük burnu olan adam: Burnaz Hasan Çelebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakıcı şey, yakan kimse; gaz memesi, bek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesine, küçük mesine, salatalık sebze, bot. Sanguisorba. great burnet aptes bozan otu, bot. Poterium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yakma, yakış; fırınlama; s. yanan, yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen, hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet, büyük ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cilalamak; parlatmak; i. cilâ, parlaklık revnak. burnisher i. cilâcı perdahçı; mühre perdah kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketde yanmanın bitmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. burn; s. yanık, yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı renk. burnt sienna kırmızımsı kahverengi boya. burnt umber kırmızıya çalan kahverengi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack- in-office. jumped up. snooky. puffed up with wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Araplar’ın üstten giydikleri bir libas ki, pek geniş ve kare şeklinde olup yukarıdan iki ucunda kol yerini tutar iki deliği ve başlığı vardır. 2. Eskiden kadınların kırlarda ve gezinti yerlerinde giydikleri bir nevi yeldirme. 2. Banyodan sonra giyilen cübbeye benzer bir giyecek. (bk.) Bornuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yazıhane, kalem odası. 1. Çekmeceli veya çekmecesiz yazı masası, yazıhane. 2. İçinde yazı masasının bulunduğu oda, yazıhane. 3. Resmî veya hususî iş yeri: Bu akşam bürodaki arkadaşlarla toplanacağız. 4. Umumun hizmetine açık tesis: Seyahat bürosu, istihbarat bürosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office. desk. clerical. office. bureau. chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. office. bricks and mortar. desk. ecritoire. merchant's office. business office. work premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau , office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Bir işin görülmesinde çok dolaşık yollardan uzun muameleler yapılması usulü, kırtasiyecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucracy. red tape. red-tapism. officialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. bureaucracy. officialdom. officiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D. k.dili geğirme; f. geğirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı meyva tohumlarının dikenli kabuğu; kozak, kozalak; sırnaşık adam; çapak, pürüz; ayla, hale; dişçi. frez, ufak daire testeresi; kalem pürüzü; çiğ ipekten kalan iplik; r harfinin titrek olarak söylenmesi; bir çeşit sert değirmen taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşek merkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyuk, in, yuva; barınak, sığmak; f. tünel kazmak, yuva yapmak, oyuk açmak; bir oyuk veya yuvada gizlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y). Belirli bir müddet için yapılan muntazam para yardımı. Daha çok öğrencilere yapılan aylık para yardımları «burs» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholarship. bursary. grant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bursar. grant. scholarship. bursary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholarship. study grant. fellowship. schol. stipend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bursa city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sac or saclike cavity; especially, one of the synovial sacs, or small spaces, often lined with synovial membrane, interposed between tendons and bony prominences. a small fluid-filled sac located between movable parts of the body especially at joints

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sac filled with fluid located between a bone and a tendon or muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small serous sac between a tendon and a bone. fluid-filled sac that allows smooth motion of muscles or tendons over a bone or joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluid-containing sac near or involving a joint or bony prominence that reduces friction between a tendon and a bone, or between a bone and skin during movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluid-filled sac that is located in areas where friction is likely to occur, then minimizes the friction; for example between a tendon and bone Capsule - An enclosing structure which surrounds the joint and contains ligaments which stabilize that joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluid filled sac, usually located at areas of friction e g between tendon and bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A closed fluid-filled sac that functions as a gliding surface to reduce friction between tissues of the body The major bursae are located adjacent to the tendons near the large joints, such as the shoulders, elbows, hips, and knees. - a fluid-filled sac t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluid-filled sac that is located in areas where friction is likely to occur, then minimizes the friction; for example between a tendon and a bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Bursa is a fluid filled sac that is located in and around the joints It is the lubricant that allows joints to move freely. fluid-filled sac, usually located at areas of friction such as between a tendon and bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bursa is a fluid filled sac that acts as a cushion between tendons, bones, and skin Like the joint, the bursa is lined by synovium and contains synovial fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluid-filled sac They are found between tissue planes where shearing forces may act - e g at the knee and elbow They are lined by synovium and contain synovial fluid - like the joint Bursitis occurs when they are inflamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fibrous sac that contains fluid The bursa acts as a cushion that allows tendons to move smoothly over the bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lateral circular extensions present at the posterior end of males of some nematodes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pouch or sac. a city in northwestern Turkey. a small fluid-filled sac located between movable parts of the body especially at joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kese, bursan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci, veznedar (özellikle bir yüksek okulda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır veznedarlığı; iskoç bir kolej tarafından verilen burs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bursan iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiving a scholarship. bursar. scholar. scholarship student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. patlama, çatlama, ileri atılma; mermi atılması; bir el silah atımında yapılan atış; açılma; göz önüne serilme; f. yarılmak, ayrılmak, ileri fırlamak; boşanmak (göz yaşı, kahkaha); had safhaya gelmek; gözle görülür hale gelmek; patlatmak, birdenbire

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Burst modu, bir tampon bellek kullanarak çekimler arasındaki veri iletimini geçici olarak hızlandırır. Arka arkaya görüntüler, fotoğraf makinesinin her birini kaydetmesini beklemeye gerek olmadan hızlı biçimde kaydedilebilir. Bu özellikle spor, hareket ve vahşi yaşam fotoğraflarında olduğu kadar, hayatta bir kez karşılaşılabilecek görüntülerin çekilmesinde de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bürkâniyye). Yanardağa ait, mensup ve müteallik: Alâim-i bürkânîye = Volkanik işaretler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. burden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Domuz yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşlık, çakıllık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz buruşturmak, somurtmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. takım, alet, edevat, palanga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz buruşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Bağırsakları kıvırıp koparır gibi şiddetli karın ağrısı. Buruntu, burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç). Burçlar, (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç.). Burçlar (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروج] burçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğukluk, soğuk, Ar, berd, Fars. sermâ: Havanın burûdet şiddeti. mec. İnsan münasebetlerinde soğukluk, sevişmeme, düşmanlığa yakın anlaşmazlık, karşılıklı nefret: Aralarında burûdet vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برودت] soğukluk. bûs etmek öpmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). 1. Burulup incinmiş: Buruk kol. 2. Ağız buruşturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. acrid. subacid. sec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. puckery. astringent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. astringent. twisted. sprained. bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astringency. being upset. resentment. acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmak işi. (bk.) Burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twist. sharp stomach pains. sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bükülmek, çevrilmek, kıvrılmak. 2. Dönmek, dolanmak: İp ayağına buruldu. 3. Çevrilip incinmek: Kol, ayak burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be twisted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cramp. to give intestinal pain. to twist around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («burmak» tan). Burma, kıvırıp yarma. (e.). Kıvırıp koparmayı belirtir: Burum burum koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bürüme, katlama, katlayış. 2. Bürülmüş, katlanmış şey: Bir bürüm kaymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koza gibi yumaklanmış şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme. 2. Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü. 2. Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüzün ortasında, iki kaşın arasından ağzın üstüne kadar ve iki yanak ve gözün arasında uzanan ve solunuma ve koklamaya yarar iki deliği olan çıkıntılı organ. 2. Uç: Kalemin burnu, mumun burnunu kesmek. 3. Denizin içine girmiş ve dağlık taşlık kara ucu. Ar. Re’s: Boz burun (alçağına dil derler). 4. mec. Kibir, gurur, nahvet: Burnu büyük = Kibirli, gururlu. İtburnu = Yabanî gül, Burunotu = Enfiye. Burnu ucunda = Pek yakın, ta karşısında, yanıbaşında. Burun buruna = Başbaşa, yakından karşı karşıya. Burunperdesi = Burnun iki deliği arasındaki zar. Burundan düşmek = Çok benzemek. Kıh (hık) elemiş burnundan düşmüş = Ana, babaya çok benzeyen hakkında kullanılır. Burun sürtmek = Alçakçasına sokulmak, dalkavuklukta bulunmak, çanak yalamak. Burun şişirmek = Tekebbür etmek, kibirlenmek. Burun kabarmak = Kibir taslamak. Kibirli olmak. Burun kanadı = Burun deliklerinin kapakları. Burundan gelmek = Huzurdan sonra aksine bir hal görüp zahmet çekmek: Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Çiçeği burnunda = Pek tâze (meyve). İnsanlar hakkında da biraz alaylı olarak kullanılır: Çiçeği burnunda genç kız. Danaburnu = Yer altında bitkilerin köklerini kesen muzır bir böcek. Karga burnu = Bir çeşit pens.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasal. rhinal. nose. smeller. beak. bill. tip. cape. headland. promontory. foreland. conk. hooter. ness. nozzle. prominence. snoot. rhino-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. cape. conk. headland. nose. promontory. spout. hooter. beak. pride. arrogance. arrogancecape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. headland. mull. nose. point. tip. cap. snout. peg. beak. hook. promontory. neck. spit. cam. nozzle. foreland. head land. point of land. prominence. snitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. İpekböceği kozasının teli, ham ipek. 2. Böyle ipekten yapılmış ince bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika. of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Burundi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert atları tımar ederken, zaptetmek için burunlarını sıkmaya mahsus tahta kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burunluk, (bk.) Burunduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burnu olan: Büyük, küçük, basık burunlu. 2. Sivri ucu olan, uçlu. 3. mec. Kibirli, böbürlenen, azametli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (karın). Bağırsaklar kıvrıliyormuş gibi şiddetli sancımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Örtünmek, sarılmak: İhrâma büründü. 2. Yaşmak tutunmak: Hanımlar hüründüler mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap oneself up. to play the role of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap sth around oneself. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burunsalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Bağırsakları burar gibi karında duyulan şiddetli sancı, burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L) («burmak» tan). Karnın şiddetle ve bağırsaklar kıvrılıp koparılır gibi sancıması, buruntu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok buruşuk: Yüzü buruş buruştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badly wrinkled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Türkçe «buruşmak» tan). Dil buruşturan şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buruşmak işi. (bk.) Buruşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creasing. buckling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip toplanmak, takabbuz etmek: ihtiyarlıktan yüzü buruşmak. 2. Ütüsü ve düzlüğü bozulup kat kat ve kırma kırma olmak, sülpümek: Kâğıt, esvap buruştu. 3. Kuruyup toplanmak, solmak: Çiçek buruştu. 4. (dil) Ekşi bir şeyden kamaşıp toplanarak çekilmek: Erikten dilim buruştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contort. crease. crinkle. crumple. ruck. shrivel. to crumple. to crease. to crinkle. to ruck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become wrinkled / crumpled / ruffled. to get a sour taste in one's mouth. contract. crease. crinkle. pucker. ruck. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak. 2. Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu. 3. (dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekilip toplanmış, Osm. takabbuz etmiş: Buruşuk yüz. 2. Ütüsü ve düzgünlüğü bozulmuş: Buruşuk kâğıt, kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wizened. crinkly. wrinkled. crumpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. crumpled. ruffled. wrinkled. crease. crinkle. crinky. crisp. furrow. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydana, çıkma, zuhur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gömmek, defnetmek; gizlemek, saklamak, örtmek, ölüm sonucu ile kaybetmek; bertaraf etmek. bury the hatchet geçmişi unutup barış yapmak. bury one's sorrows kederini saklamak, bağrına taş basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kebap. (bk.) Biryan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gömme, defnetme. burying ground burying place mezarlık, kabristan; mezar, kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit çançiçeği, (bot). Campanula medium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). karbon ile birleştirmek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbon ile birleştirmek. carburiza tion (i). karbon ile birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peynirli köfte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dulavratotu; kazık otu; pıtrak, (bot). Xanthium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topluca, hep bir arada: Cümbür cemaat gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together. the whole kit and caboodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Ağır cisimlerin suya düşmesi veya atılmasıyle çıkardığı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Bir şeyin suyun içine düştüğünde çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder. Canbur cunbur = Gürltü ve patırdı ile, karma karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Varil ve tulum içinde suyun oynayıp canbur cunbur etmesi. 2. Çok gürültü ve patırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). 1. Suyun içine düşen bir şeyin veya çalkanan suyun çıkardığı ses. 2. Gürültü, patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, üstünlük, zafer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tediye etmek, ödemek, kasadan para vermek; harcamak; para dağıtmak; israf etmek. disbursement (i). tediye, ödeme; harcama; ödenen meblâğ; harcanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kıç, Ar. mak’ad, süfre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arap'ların giydiği kukuleteli cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - 1.Kafkaslarda en yüksek dağ. 2.Uzun boylu yakışıklı kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «enber»den). Ateşi karıştırıp tutuşturmaya mahsus demir öksü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnivorous. carnivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (uyd. k.). Memelilerin arslan, kaplan, kedi, köpek gibi çeşitlerini içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalbur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hamburg; bir çeşit kara üzüm; bir çeşit ufak tavuk; bir çeşit erkek şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun. beef that has been ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen of Hamburg , hamburger , inhabitantnative of Hamburg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sığır kıyması; bu kıymadan yapılmış köfte, hamburger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıskançlık, kin, gizli husumet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Karbonlu hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sevinç, Ar. sürür, mesrûriyyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültülü karışıklık; arbede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yabanî gülün meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Göğüs kemiklerinin her biri: Zayıflıktan kaburgaları çıkmış. Bu kemiklerin bel kemiğine bağlanmak suretiyle meydana getirdikleri şeklin bütünü: Kaburga dolması = Kuzu kaburgasının pirinç, kuru üzüm ve fıstıkla dolması. Gemi veya kayığın, hayvan kaburgasına benzeyen ve omurga üzerine kaldırılan eğri ağaçları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rib. frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rib. framet imber of a boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “gırbal”dan). Tahıl vesaireyi içinden geçirip, toz, toprak ve saman vesaireyi ayırarak temizlemek ve tasfiye etmek üzere tahtadan bir daireye geçirilmiş delikli deriden veya çeşitli derecelerde sık tel kafesten ibaret Alet ki, eleğin kabası sayılabilir. Kalburüstü olmak = Seçilmiş ve seçkin olmak. Kalburüstüne gelenler = İleri gelenler. Kalburkemıği = Burunda bir kemik, Osm. azm-i gtrbâlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riddle. screen. sieve. coarsely meshed sieve. tammy. sifter. bolter. griddle. colander. grate. garbler. shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Kalbur yapan ve satan adam. 2. Kalbur kullanarak bir şeyi kalburlayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirip elemek, kalbur kullanmak: Şu buğdayı, şu kömürü kalburladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sift. to screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirilmek, kalburla elenmek: Buğday bu kalburla kalburlanmaz; bu kömür çok tozlu olduğundan kalburlanmadan sobada kullanılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sifted. to be screened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sifted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. elite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanbur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humpback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunchback. hunch. humpback. humpbacked. hunchbacked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. humpback. hunchback. bulge. projection. hunchbacked. stooped. bulging. projecting. bunch. gibbious. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beli bükülmek, arkası çıkmak, kanbur olmak, Osm. tahâdüb etmek: Bu tahta kanburlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hunchbacked. to bulge out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being hunchbacked. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAMBUR) (i.). 1. Arkası çıkık, arkası tümsek. Ar. ahdeb: Kanbur adam. Çok yazı yazmaktan kanbur olmuş. 2. Bükülrpüş, eğri, tümsek, Ar. muhaddeb: Arkası kanbur. 3. Bir tarafı çıkmış, bel vermiş: Kanbur duvar. 4. Kanburluk, Ar. hadebe: Kanburu çıkmış. 5. Yumru, tümsek: Orasında bir kanburu vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beli bükülmüş ve arkası çıkmış olma, kanbur adamın hâli, Ar. hadebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karbonun basit bir cisimle birleşmesinden meydana gelen madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Patlamalı motorlarda, akaryakıtı hava ile karıştırarak silindirlere gönderen Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburettor. carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor. carburetor. carburettor. carburetter. carbureter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tel bükmekte kullanılan, uçları sivri koni şeklinde bir çeşit kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrawly. bad. in a scrawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kabr). Kabirler, mezarlar, bk. Kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. içi boş, dar ve uzun üstüvane şeklinde kab ki, bir tarafı kapa lı veya iki tarafı açık olur: Kalem kuburu. Eğer kuburu = Eğere bağlı tabanca kılıfı. Ok kuburu = Okların konduğu mahfaza, Fars. tîrkeş. 2. Abdesthane deliğinden lâğıma inen künkler. Pek dar olan üstüvânî şeylere denir: Kubur pantolon.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبور] mezarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut kabı. 2. Tabanca kılıfı, bk. Kubur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî gül ağacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosehip. hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fructus rosa canina): Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, ishali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ağır kokulu ve yumuşak bir çeşit peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa ile Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 45 Kuzey enlemi, 6 10 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 2,586 km².

Sınırları: toplam: 359 km.

sınır komşuları: Belçika 148 km, Fransa 73 km, Almanya 138 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal ve ılıman iklim arasında değişiklik gösterir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Moselle Nehri 133 m.

en yüksek noktası: Buurgplaatz 559 m.

Doğal kaynakları: Demir, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %23.94.

Sürekli ekinler: %0.39.

Diğer: %75.67.

Sulanan arazi: 10 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 474,413 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.23 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 8.75 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.74 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.89 yıl.

Erkeklerde: 75.6 yıl.

Kadınlarda: 82.38 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.78 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Lüksemburg’lu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kelt Kökenliler, Portekizler, İtalyanlar, Slavlar ve Avrupalılar.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler ve Müslümanlar.

Diller: Lüksemburg ca (ulusal dil), Almanca (resmi dil), Fransızca (resmi dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2000 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lüksemburg.

Yerel tam adı: Grand Duche de Luxembourg.

yerel kısa şekli: Luxembourg.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Lüksemburg.

İdari bölümler: 3 bölge; Diekirch, Grevenmacher, Lüksemburg.

Bağımsızlık günü: 1839 (Hollanda’dan).

Milli bayram: Milli gün 23 Haziran.

Anayasa: 17 Ekim 1868.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslarar


Ülke by

Türkçe Sözlük

(MECBÜR) (I. A. «cebr» den İmef.) (mü. mecbûre). Zor görmüş, zorla bir işe sevkolunan, zorlanmış olan: Bu mecburdur, böyle yapmaya mecbûrum, bent gitmeye mecbûr ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mecbûr olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compelled. forced. bound. doomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. compelled. forced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced to. obliged to. bound. bound to. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجبور] zorunlu. 2.zora koşulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to force / to oblige sb to do sth. coerce. compel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Mecbur olarak, mecburiyet altında, zorla: Gitmek istemezdim ama mecbûren gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsive. compulsory. forced. obligatory. necessary. mandatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory. obligatory. binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجبوری] zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECBURIYYET) (i. A.). Mecbur olma, mecburluk, zor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. compulsion. exigence. exigency. indispensability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. compulsion. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being forced to. being compelled to. to have to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجبوریت] zorunluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ji.). Hayırsız, haylaz, Aciz, yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mezbûre). Adı söylenmiş, Ar. mezkûr: Şahs-ı mezbûr..

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزبور] anılan, belirtilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Multi Burst, dijital fotoğraf makinesinin otomatik olarak 16 fotoğraf çekmesini ve bunu bir JPEG dosyası olarak kaydetmesini sağlar. Bu fotoğrafları, fotoğraf makinesinde 0,8 saniyelik aralıklarla veya PC ekranında 16 görüntülü bir kurgu halinde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nal, çivi ve benzeri şeyler yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware dealer. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardwareman. hardware dealer. ironmonger. builder's hardware merchant. ironmonger's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نعلبر] nalbur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİŞABÜR, NIŞAPÜR) (i. F) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da Horasan’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde Nişâbûr makamında kullanılan üçlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doymayan, çok yiyen, pisboğaz. 2. Doymazlık, oburluk (abur cubur’un da aslı obur cubur olsa gerektir, (bk.) Abur cubur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diğer, öteki. 2. Yarından sonraki: Öbür gün. Öbür dünya = Ahi ret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttonous. glutton. greedy. gourmand. voracious. edacious. esurient. lickerish. open-mouthed. piggish. ravenous. glutton. gormandizer. guzzler. cormorant. hog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glutton. gluttonous. insatiable. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttonous. edacious. glutton. greedy. insatiable. insatiate. piggish. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the other. other. alternative. second. far. another. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far. other. second. the other. the next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day after tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diğeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, yemek hususunda tamahkârlık, pisboğazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony. greediness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diğeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Serçegillerden uzun gagalı bir kuş (calao).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass eating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass eating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birdenbire patlayış, patlak verme; feveran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek; fazla sıkıntı vermek, fazla sorumluluk yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. remboursement

tic. geri ödeme

Alınan bir borcun ödenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarfolunmuş parayı tediye etmek, parasını geri vermek. reimbursement i. ödeme, masrafını iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sabr»dan imüb.). Çok sabırlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبور] çok sabırlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geminin alt anbarına, dengeyi tutmak için konulan ağırlık, safra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burma biçimi verilerek yapılan bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب و روز] gece gündüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. favori (saçlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varoş, dış mahalle; çoğ. şehir civarı, banliyö. suburban s. varoşta olan, kenar mahallede oturan; banliyöye ait. suburban train banliyö treni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış mahallede oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış mahallede oturanların toplum hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güneş yanığı; f. güneşten yanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellikle bulutlar arasından yayılan şiddetli güneş ışığı; güneş şeklindeki mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: TâPGUR) (i.). 1. Birbirine arkasını vermiş dört diziden mürekkep kare şeklinde asker veya top birliği. Her taraftan düşmana karşı koyup bir istihkâm teşkil eder: Tabur olmak. 2. Bölük’le alay arasındaki birlik ki, binbaşının kumandası altında bulunur: Bir tabur asker, onuncu alayın ikinci taburu. Tabur ağası = Zaptiye binbaşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battalion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battalion. troop. line. row. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battalion. line. row. file. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şifa bularak hastahaneden çıkmış veya çıkması kararlaştırılmış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharged from a hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharged / dismissed from a hospital. released from jail. person who has been discharged from a hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arkalıksız iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. footstool. taboret. tabouret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. footstool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. classical lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TANBÜR) (i. A.) (c. tanâbîr) (musiki). Türk musikisinin en tanınmış mızraplı çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبور] tambur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanbura çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanbur çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبوری] tanbur virtüözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebr» den masdar). Kibir edinme, kibirlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kibr» den). Kibirlenme, büyüklük taslama, Ar. taazzum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişilik ve iki tekerlekli hafif araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Londra'da bir idam meydanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geçme, atlama, bir suyun öte yakasına geçme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبور] geçiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükten kurtarmak; derdini dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartopu, bot. Viburnum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (asıl mânâsı yazılmış şey, mektup’tur). Hazret-I DAvûd’a vahyolunan ilâhî kitap. «Mezâmîr-i DAvûd» adıyla da anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşekarısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبور] eşek arısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by