Baffin Island, Baffin Land ne demek? | Baffin Island, Baffin Land anlamı nedir? | Baffin Island, Baffin Land

Baffin Island, Baffin Land anlamı nedir?

Baffin island, Baffin Land ne demek?

Baffin island, Baffin Land anlamı nedir?

Baffin island, Baffin Land | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: baffin island baffin land

İngilizce - Türkçe Sözlük

Baffin arazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naming. denomination. terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aleut adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yabani acimarul, Karahindiba, Taraxacum officinalis, Dent de lion, Dandelion): Bileşikgiller familyasından, yol kenarlarında, çayır ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri sarıdır. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Gögsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Karaciger şişkinliğini indirir. Böbrek ve safra taşlarını düşürür. Sarılıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze filizleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anavatanı Çin olan bir ağaç. Kısa zamanda yetişip boy attığı için gölge ağacı olarak dikilir. Kokusu kötü olduğundan «pis kokulu» da denir (Ailanthus glandulosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarağaç): Sedefotugillerden; bir çeşit süs ağacıdır. Çiçekleri uzun salkım şeklindedir. Kokusu keskindir. Meyveleri sonbaharda dökülmeden önce kızarır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde birçok vadi bulunan çorak arazi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Baffin arazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Balear adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bal gibi tatlı etmek. 2. Koyulaştırıp yapışkanlık peyda ettirmek. 3. Çok öğmek ve güzel tavsif edip imrendirmek: Tarif ederken o kadar ballandırdı ki, ağzımızın suyunu akıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak, mülâyim; şahsiyetsiz, donuk. blandly z. yumuşak bir şekilde. blandness i. yumuşaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yağcılık etmek. blandishment i. yağcılık; albeni, çekici davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. refreshing. enlivening. animator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. crisp. enlivening. refreshing. stimulant. stirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing to life. vitalization. impersonation. animation. enaction. interpretation. renaissence. renascense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. animation. activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animation. resuscitation. personification. refreshment. rouse. shot in the arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring to life. characterize. animate. play the role of. perform. personate. personalize. personify. refresh. uplift. enliven. brace. exhilarate. inspire. liven up. spirit up. spirit. quicken. accelerate. arouse. brisk. brisk up. drum up. enact. forti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. arouse. boost. brighten. enliven. exhilarate. fire. foster. galvanize. impersonate. invigorate. liven. portray. refresh. relieve. renew. resuscitate. revitalize. revive. rouse. spirit. stimulate. stir. stoke. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. to animate. to enliven. to resuscitate. to personify. to bring to life. arouse. bestir. brighten. brisk. crank up. exhilarate. fire. freshen. galvanize. galvanize into life. ginger. hearten. inform. jazz up. leaven. light. play. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırlangıç otu,(bot). Chelidonium majus. Iesser celandine mayasıl otu, basurotu, (bot). Ranunculus ficaria; kediayası, (bot). Ficaria ficaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastisement. correction. penalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, mahrem, el altından. clandestinely (z). gizlice. clandestineness (i). gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, kevgir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başkalarını hile ile kandırarak soymayı sanat edinen namussuz. Ar. ayyar, tarrar. Osm. müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. fraudulent. crooked. sharp. swindler. cheater. cheat. confidence trickster. double-dealer. confidence man. shark. adventurer. bilker. carpet bagger. chiseler. chiseller. crook. faker. fakir. fiddler. fraud. grifter. gyp. hustler. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. embezzler. cheat. cheater. chevalier d'industrie. chiseller. conman. crook. crooked. defrauder. faker. falsificator. fraudulent. gammoner. highflyer. knave. maladministrator. confidence man. masquerader. rogue. shark. sharper. shaver. spiv. take

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Güney Afrika'ya mahsus iri bir geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çelenkle süslemek, çelenk takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Thorshawn.

Nüfus: 1399 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nun Kuzeyinde Takımada.

Önemli Şehirleri: Thorshawn, Sandur, Sandvik, Klaksvik.

Din: Çoğunlukla Hıristiyan.

Dil: İzlanda Dili, Faroe Dili.

Yönetim Biçimi: Danimarka’ya Bağlı Özerk Bölge.

Tarih: Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde 22 volkan adasından oluşan takımada. İzlanda ile İngiltere arasında yer alan bu takımadanın merkezi Thorshawn’dır. Adalardan yalnızca 17’sinde insan yaşar. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bir süre İngiliz denetimine geçti. 1946’da Faroe parlamentosu bağımsızlık ilan etti ama yeni meclis kararı değiştirdi. 1948’de özerkliği tanınan Faroe 1953’ten bu yana Danimarka meclisinde 2 üye ile temsil edilmektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anavatan, yurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fiji adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kara baldıran (bitki).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (İtalyanca: flandra). Flamanın uzunu, beylik gemilerin grandi direğine çekilen, direğin yarısı uzunluğunda parça şalı ve mızrak ucuna takılan uzun ve ensiz bayrak. Fılandıra balığı = Testere balığının bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flandra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Finlandiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finland. finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Helsinki.

Nüfus: 5.069.000.

Yüzölçümü: 338.145 km2.

Komşuları: Kuzeyde Norveç, Batıda İsveç, Doğuda Rusya.

Önemli Şehirleri: Helsinki, Espoo, Tampere.

Din: %89 Lutherci.

Dil: Fince, İsveçce (resmi).

Yönetim Biçimi: Anayasal Cumhuriyet.

Tarih: Finliler, büyük olasılıkla Hristiyan çağının başlarında Urallar’dan göç ettiler. 1154’ten Finlandiya’nın Rus İmparatorluğunun özerk bir dükalığı haline geldiği 1809’a dek İsveçli yerleşikler hakimdi. Rusların zorla topladığı vergiler güçlü bir ulusal bilinç yarattı. Finlandiya 6 Aralık 1917’de bağımsızlığını ilan etti ve 1919’da Cumhuriyet oldu. 30 Kasım 1989’da SSCB ülkeye saldırdı ve Finliler topraklarının büyük bölümünü kaybettiler. İkinci Dünya Savaşı sonrası toprak kayıpları arttı. 1948’de Finlandiya SSCB ile Karşılıklı Yardım Andlaşması imzaladı, iki ülke (Finlandiya ve Rusya) Ocak 1992’de imzalanan yeni bir pakt ile bu andlaşmayı iptal etti.

Finli seçmenler 16 Ekim’de Avrupa Birliği’ne (eski adıyla Avrupa Topluluğu) üyelik konusunda bir halk oylamasına katıldılar ve üyelik 1 Ocak 1995’te yürürlüğe girdi.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn. finlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricing. inventory pricing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. i. denizcilik). Devlete alt gemilerin grandi direğine çekilen flama. Bu flama, direğin yarısı uzunluğunda olur. Flandra balığı = Vücudü flandra biçiminde pembe renkli bir balık (cepola rubescens).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant. streamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). burun, çıkıntı; bir şeyin önündeki arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çelenk; antoloji, derleme eser; f. çelenkle süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, glandulous s. gudde gibi, guddeye ait. glandular fever öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otlak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Gronland Adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Buz Denizi ile Atlas Okyanusu arasında, Kanada’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 72 00 Kuzey enlemi, 40 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Arktik Bölge.

Yüzölçümü: 2,166,086 km².

Kara komşuları: 0 km.

Sınırları: 44,087 km.

İklimi: Kuzey kutbu iklimi. Ortalama sıcaklığın 7 C olmasına karşın iklim kuru ve güneşlidir. Kışlar soğuktur ve buzlu bölgelerde sıcaklık yazın bile donma noktasının altındadır.

Arazi yapısı: Ülkenin beşte dördü buz tabakasıyla kaplı olup adanın ortalarına doğru buzlar bir hayli irtifa kazanır ve ada, kocaman bir beyaz kubbe görünümü alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Gunnbjorn 3,700 m.

Doğal kaynakları: Çinko, kurşun, demir, kömür, molibden, altın, platin, uranyum, balık, fok balığı, balina, hidro enerji, petrol ve doğal gaz.

Coğrafi Not: Grönland Buz Katmanı, Antarktika`dan sonra dünyanın ikinci büyük buz kütlesidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 56,361 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar.

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -8.37 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.4 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.94 yıl.

Erkeklerde: 66.36 yıl.

Kadınlarda: 73.6 yıl (2006 veriler).

Ortalama çocuk sayısı: 2.4 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 (1999).

Ulus: Grönlandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Grönlandalı %88, Danimarka ve diğerleri %12 (Ocak 2000).

Din: Evangelist Luthercilik.

Diller: Grönlandaca (Eskimo dialekti), Danimarkaca, İngilizce.

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Grönland.

yerel adı: Kalaallit Nunaat.

ingilizce: Greenland.

Bağımsızlık durumu: Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı bir adadır. Grönland’ın savunmasında ve dışişlerinde Danimarka söz sahibi olmakla beraber Grönlandlılar 1979’da yer alan bir anlaşma sonunda içişlerinde krallığa bağlı olmaktan kurtuldular.

Yönetim biçimi: Federal Demokrasi.

Başkent: Nuuk (Godthab).

İdari bölümler: 3 bölge; Avannaa (Nordgronland), Tunu (Ostgronland), Kitaa (Vestgronland).

Bağımsızlık günü: yok (Danimarka Krallığı’na bağlıdır).

Milli bayram: Haziran 21 (en uzun gün).

Anayasa: 5 Haziran 1953 (Danimarka Anayasası).

Hukuk sistemi: Danimarka.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), NC, NIB (İskandinavya Yatırım Bankası).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Topraklarının ancak %1’i tarıma elverişli olduğundan buranın yerlileri olan Eskimolar balıkçılık ve avcılıkla geçinmektedir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 1.1 milyar $ (2001 veriler).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.6 (1999 veriler).

İş gücü: 24,500 (1999 veriler).

İşsizlik oranı: %10 (2000 veriler).

Endüstri: Gıda maddeleri, el sanatları, post, küçük tersaneler.

Elektrik üretimi: 295 milyon kWh (2004).

Elektrik tüketim


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to group. to separate into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerator. breather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. airing. air-conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. air condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanın denize uzanan çıkıntısı, burun; tarlanın bir ucunda sürülmeden bırakılan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heyecan vermek, heyecana düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excite. electrify. stir up. stir. thrill. turn on. warm up. work up. carry away. exalt. ferment. flush. hot up. impassion. inebriate. key up. spike. sweep away. sweep off. tickle up. transport. unsettle. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrify. excite. ferment. fire. send. thrill. titillate. warm. windfall. to excite. to thrill. to turn sb on. to titillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get excited / enthusiastic / upset. to arouse sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). dağlık yer, dağIık memleket; (b.h). Kuzey iskoçya. Highlander (i). Kuzey iskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. AL). Arka ülke, bir limanın merkezi durumunda bulunduğu çevre: İzmir’in geniş bir hinterlandı vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hinterlant, iç bölge, arka bölge; büyük şehirden uzak yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. accelerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. speeding up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Batı Avrupa’da Felemenk memleket ve devleti. Kolanda peyniri, sünbülü = Bu memlekete mahsus çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda, Felemenk. Hollander (i). Hollandalı, Felemenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. hollandish. netherlandish. holland. netherlands. netherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holland. the netherlands. dutch. netherlands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holland. holland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Denizi kıyısında, Belçika ve Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 52 30 Kuzey enlemi, 5 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 41,526 km².

Sınırları: toplam: 1,027 km.

sınır komşuları: Belçika 450 km, Almanya 577 km.

Sahil şeridi: 451 km.

İklimi: Ilıman; deniz iklimi, yazlar serin ve kışlar ılıman geçer.

Arazi yapısı: Çoğunlukla kıyı bölgesinde alçak ovalar ve düzlükler, güneydoğuda tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Prins Alexanderpolder -7 m; en yüksek noktası: Vaalserberg 322 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %21.96.

daimi ekinler: %0.77.

Diğer: %77.27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 5,650 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 16,491,461 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.49 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.72 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.96 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.96 yıl.

Erkeklerde: 76.39 yıl.

Kadınlarda: 81.67 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2003 verileri).

Ulus: Hollandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Hollandalı %91, Faslı, Türk ve diğer %9.

Din: Roma Katolikleri %31, Protestan %21, Müslüman %4.4, diğer %3.6, inançsız %40.

Dil: Flemenkçe.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hollanda Krallığı.

kısa şekli : Hollanda.

Yerel tam adı: Koninkrijk der Nederlanden.

yerel kısa şekli: Nederland.

ingilizce: Netherlands.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Amsterdam - Den Haag.

İdari bölümler: 12 bölge; Drenthe, Flevoland, Friesland, Gelderland, Groningen, Limburg, Noord-Brabant, Noord-Holland, Overijssel, Utrecht, Zeeland, Zuid-Holland.

Bağımlı toprakları: Aruba, Hollanda Antilleri.

Bağımsızlık günü: 1579 (İspanya’dan).

Milli bayram: Kraliçe günü, 30 Nisan.

Anayasa: 1814; bir çok kez yenilenmiştir, son düzenlenme tarihi 17 Şubat 1983.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. dutch. hollander. dutchman. netherlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchman. dutch. dutchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi cin (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana vatan, yurt, memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut etmek, sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İslanda adası. Iceland moss soğuk memleketlere mahsus yenebilen bir cins liken, İslanda likeni, ciğerotu, bot. Cetraria islandica. Iceland spar min. İslanda necefi. Icelander i. İslandalı. Icelan'dic s., i. İslanda'ya mahsus; i. İslanda dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. bir memleketin denizden uzak yerleri; memleketin içerisi, dahil; s. memleketin içeri kısımları olan, dahili, denizden uzak; z. içeriye doğru, içerilerde, denizden uzakta. Inland Sea Japon adaları ile çevrilmiş kapalı deniz. inlander i memleke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irish. ireland. eire. emerald isle. erin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ireland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Kuzey Atlas Okyanusunda, İngiltere’nin batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 53 00 Kuzey enlemi, 8 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 70,280 km².

Sınırları: toplam: 360 km.

sınır komşuları: İngiltere 360 km.

Sahil şeridi: 1,448 km.

İklimi: Ilıman deniz iklim. Kuzey Atlas Okyanusu akımı ile değişiklik görülmektedir. Kışlar ılıman, yazlar serin geçer, yıl boyunca nemli hava hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Carrauntoohil 1,041 m.

Doğal kaynakları: Çinko, kurşun, doğal gaz, bakır, alçıtaşı, kireçtaşı, bataklık kömürü, gümüş.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.82.

daimi ekinler: %0.03.

Diğer: %83.15 (2005 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,062,235 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.15 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 4.87 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.31 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.73 yıl.

Erkeklerde: 75.11 yıl.

Kadınlarda: 80.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.86 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,800 (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: İrlandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Keltler, İngiliz.

Din: Roma Katolikleri %88.4, diğer %11.6 (2001).

Diller: İngilizce, İrlandaca (gaelce).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: İrlanda.

ingilizce: Ireland.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Dublin.

İdari bölümler: 26 bölge; Carlow, Cavan, Clare, Cork, Donegal, Dublin, Galway, Kerry, Kildare, Kilkenny, Laois, Leitrim, Limerick, Longford, Louth, Mayo, Meath, Monaghan, Offaly, Roscommon, Sligo, Tipperary, Waterford, Westmeath, Wexford, Wicklow.

Bağımsızlık günü: 6 Aralık 1921.

Milli bayram: Saint Patrick Günü, 17 Mart.

Anayasa: 29 Aralık 1937; 1 Temmuz 1937 tarihinde değiştirilmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irishwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ada, ada gibi yer. islander (i.) adalı kimse, adada oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse appetite or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Kuzey Avrupa’da, Grönland Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında, İngiltere’nin kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 65 00 Kuzey enlemi, 18 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Arktik Bölge.

Yüzölçümü: 103,000 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 4,970 km.

İklimi: Ilıman iklim, Kuzey Atlas Akımı ile değişkenlik gösterir, ılıman, rüzgarlı kışlar, yağmurlu, soğuk yazlar görülmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Hvannadalshnukur 2,119 m.

Doğal kaynakları: Balık, hidro enerji, termal kaynaklar.

Doğal afetler: Deprem ve volkanik etkinlik.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 299,388 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.87 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.74 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.31 yıl.

Erkeklerde: 78.23 yıl.

Kadınlarda: 82.48 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.92 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 220 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den fazla (2003 verileri).

Ulus: İzlandalı.

Din: Evangelist Luthercilik %93, diğer Protestanlar ve Roma Katolikleri, diğer.

Diller: İzlandaca, İngilizce, Nord lehçeleri, Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İzlanda Cumhuriyeti.

kısa şekli : İzlanda.

Yerel tam adı: Lyoveldio Island.

yerel kısa şekli: Island.

ingilizce: Iceland.

Yönetim biçimi: Anayasal Cumhuriyet.

Başkent: Reykjavik.

İdari bölümler: 23 bölge ve 14 şehir; Akranes, Akureyri, Arnessysla, Austur-Bardhastrandarsysla, Austur-Hunavatnssysla, Austur-Skaftafellssysla, Borgarfjardharsysla, Dalasysla, Eyjafjardharsysla, Gullbringusysla, Hafnarfjordhur, Husavik, Isafjordhur, Keflavik, Kjosarsysla, Kopavogur, Myrasysla, Neskaupstadhur, Nordhur-Isafjardharsysla, Nordhur-Mulasys-la, Nordhur-Thingeyjarsysla, Olafsfjordhur, Rangarvallasysla, Reykjavik, Saudharkrokur, Seydhisfjordhur, Siglufjordhur, Skagafjardharsysla, Snaefellsnes-og Hnappadalssysla, Strandasysla, Sudhur-Mulasysla, Sudhur-Thingeyjarsysla, Vesttmannaeyjar, Vestur-Bardhastrandarsysla, Vestur-Hunavatnssysla, Vestur-Isafjardharsysla, Vestur-Skaftafellssysla.

Bağımsızlık günü: 17 Haziran 1944 (Danimarka’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 17 Haziran (1944).

Anayasa: 16 Haziran 1944.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Ul


Ülke by

Şifalı Bitki

(izlandayosunu): Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde “Lichenin”, “Dekstrolikenin” ve “Cetrarin” vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefesdarlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikayetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. cevizgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm bükmek. 2. Çaresiz râzı olup kabûl etmeye mecbur eylemek: Hastalık zavallıyı çocuklarından ayrılmaya da katlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Positioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruşa çevirmek, paraya çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itemize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karaya çıkarmak; tutup karaya getirmek (balık); durdurmak, yere indirmek; isabet ettirmek, aşketmek, indirmek; elde etmek, kazanmak; karaya çıkmak, durmak, yere inmek; isabet etmek, düşmek. land up (k.dili) eninde sonunda varmak, boylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kara, arz; toprak, yer, arsa; memleket, diyar; (huk.) emlâk, arazi. land agent emlak simsarı, emlâk komisyoncusu. land bank emlak bankası. land breeze karadan esen rüzgâr. land crab kum yengeci. land force (ask.) kara kuvveti. land grant hükümet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemi ana çarmıhlarının bogatalarını bordaya bağlayan demir kollar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lando, açılıp kapanır körüklü at arabası. landaulet (i.) ufak lando.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazisi olan, arazi sahibi; araziden ibaret. land property gayri menkul mülk, arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (denç) sahile yaklaşan gemicilerin karayı ilk görüşleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haksızlık veya hile ile başkasının arazisine tecavüz eden kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden bazı Alman prenslerinin unvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arazi sahibi; emlâk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) iniş; iskele; merdiven sahanlığı; karaya çıkma veya çıkarma. land (İng.) beam (hav.) iniş kılavuzu, radyo işareti. landing craft çıkartma gemisi. landing field havaalanı. landing gear (hav.) iniş takımı. landing place, landing stage iske

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pansiyoncu kadın; evini kiraya veren mal sahibi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazisi olmayan, arazisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kara ile kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mucir kimse, emlâkini kiraya veren mal sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) deniz ve gemiler hakkında bir şey bilmeyen kara sakini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınır taşı, hudut işareti; herhangi bir şeyin yerini gösteren işaret; dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. landeau). İki taraftan açılır kapanır körükleri olan ve her tarafında ikişer kişi oturabilen araba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) emlâk ve arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazi sahibi olduğu halde fakir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kır manzarası, peyzaj. landscape architect bahçe mimarı. land scape gardener bahçeyi düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kayması, heyelan; seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denizci olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) topyekün seferberlik; böyle seferberlikte toplanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karadan karaya atılan ( roket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) ihtiyat askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Laponya. Laplander, Lapp (i.) İsveç ve Finlandiya'nın kuzeyinde bulunan Laponya ahalisinden biri, Lapon, Laponyalı; Lapon dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kenarında rüzgâr ile oluşan kumlu tepelerin bulunduğu alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., s. düz arazi, ova; s. ovaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana kara, ada olmayan toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. atlarda dizin iç taraflnda meydana gelen çatlak veya yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Maldiv Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. memleketin iç kısmında bulunan; ingiltere ortasında bulunan eyaletlere mahsus; kara ile çevrili; i. bir memleketin iç kısmı; çoğ, b.h. ingilterenin iç eyaletleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kır, bozkır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda, Felemenk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeni Zeland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hint Okyanusunda Nikobar adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuhaf, acayip; k.dili saçma, uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kara yolu ile yapılan; z. karada, karadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşmenin musluk taşı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان دوز] semerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Palan diken ve yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

paratiroid bezleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kur yapmak, flört etmek, kadın peşinde koşmak. philanderer i. kur yapan adam, kadın peşinden koşan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Filipin Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polonya, Lehistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehrinin batısındaki Alman toprakları; Renanya eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .imparator Şarlmanın efsanevi yeğeni ve en yiğit şövalyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlandırmak, kuvvet ve tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak işini yaptırmak. 2. Asarak idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rock. to cause sth to sway or shake. to hang sth on. to hang sb. to make sb swing. to oscillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). Parlaklık ve gösteriş kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya Scotland Yard Londra Emniyet Müdürlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Şetland adaları. Shetland pony midilli. Shetland wool Şetland yünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. categorization. cue sheet. grading. labelling. sorting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorize. class. classify. grade. label. sort. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to classify. to sort out. assort. categorize. class. grade. label. place. range. rank. rate. reduce to classes. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. delimit. delimitate. line off. pale. pale in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. confine. limit. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrict. to check. to circumscribe. line off. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözle iftira, bühtan; f. iftira etmek, buhtan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iftira niteliğinde; if tira kabilinden havadis yayan. slanderously z. iftira ederek. slanderousness i. iftiracılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uykuda hayal edilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD-R’ın CD-ROM tarafından okunabilmesi için, tek ya da çoklu kayıt oturumlarından sonra diskin “sonlandırılması” (finalised) gerekmektedir. Bu işlem, CD’nin içindekiler tablosunun yazılmasını içermektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Okyanusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güney bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting with water. dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su vermek, yaş ve nemli yahut çok sulu etmek. Ağız sulandırmak = Ağzın suyunu akıtmak, imrendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. to water down. to make watery. to dilute. to water sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plato, yayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavo u ring. sweetening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeten. to sweeten. to flavour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve the taste of sweet (by ripening it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tava getirmek, semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Asya, Andaman Denizi ve Tayland Körfezi kıyısında, Burma’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 15 00 Kuzey enlemi, 100 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 514,000 km².

Sınırları: toplam: 4,863 km.

sınır komşuları: Burma 1,800 km, Kamboçya 803 km, Laos 1,754 km, Malezya 506 km.

Sahil şeridi: 3,219 km.

İklimi: Tropikal.

Arazi yapısı: Orta kısımlarda ovalar, doğuda Khorat Platosu, ülke genelinde dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tayland Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Doi Inthanon 2,576 m.

Doğal kaynakları: Kalay, kauçuk, doğal gaz, tungsten, tantal, kereste, kurşun, balık, alçıtaşı, linyit, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %34.

daimi ekinler: %6.

Otlaklar: %2.

Ormanlık arazi: %26.

Diğer: %32 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 44,000 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yer çökmeleri, kuraklıklar, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 61,797,751 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.49 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.86 yıl.

Erkeklerde: 65.64 yıl.

Kadınlarda: 72.24 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.87 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.15 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 755,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 66,000 (1999 verileri).

Ulus: Taylandlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Tay %75, Çinli %14, diğer %11.

Din: Budizm %95, Müslüman %3.8, Hıristiyanlık %0.5, Hinduizm %0.1, diğer %0.6 (1991).

Diller: Tay, İngilizce, etnik ve bölgesel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.8.

erkekler: %96.

kadınlar: %91.6 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tayland Krallığı.

kısa şekli : Tayland.

Eski adı: Siam.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Bangkok.

İdari bölümler: 76 bölge; Amnat Charoen, Ang Thong, Buriram, Chachoengsao, Chai Nat, Chaiyaphum, Chanthaburi, Chiang Mai, Chiang Rai, Chon Buri, Chumphon, Kalasin, Kamphaeng Phet, Kanchanaburi, Khon Kaen, Krabi, Krung Thep Mahanakhon (Bangkok), Lampang, Lamphun, Loei, Lop Buri, Mae Hong Son, Maha Sarakham, Mukdahan, Nakhon Nayok, Nakhon Pathom, Nakhon Phanom, Nakhon Ratchasima, Nakhon Sawan, Nakhon Si Thammarat, Nan, Narathiwat, Nong Bua Lamphu, Nong Khai, Nonthaburi, Pathum Thani, Pattani, Phangnga, Phatthalung, Phayao, Phetchabun, Phetchaburi, Phichit, Phitsanulok, Phra Nakhon Si Ayutthaya, Phrae, Phuket, Prachin Buri, Prachuap Khiri Khan, Ranong, Ratchaburi, Rayong, Roi Et, Sa Kaeo, Sakon Nakhon, Samut Prakan, Samut Sakhon, Samut Songkhram, Sara Buri, Satun, Sing Buri, Sisaket, Songkhla, Sukhothai, Suphan Buri, Surat Thani, Surin, Tak, Trang, Trat, Ubon Ratchathani, Udon Thani, Uthai Thani, Uttaradit, Yala, Yaso


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Tayland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit sınırları arasındaki arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanlık arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tonga adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (Güney Afrika Cumhuriyeti) ecnebi, yabancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüksek arazi, yayla; s. yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını başına getirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma yetiştirmeye mahsus arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harikalar diyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ormanlık, ağaçlı arazi; s. ormanlık; ormanda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzmece olarak. 2. Ustünkörü, derme çatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda adalar, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 41 00 Güney enlemi, 174 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 268,680 km².

Antipodes Adalarını, Auckland Adalarını, Bounty Adalarını, Campbell Adalarını, Chatham Adalarını ve Kermadec Adalarını içine alır.

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 15,134 km.

İklimi: Keskin bölgesel çelişkilerle birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dağlar ve geniş kıyı ovaları ağır basmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cook Dağı 3,764 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, demir, kum, kömür, kereste, hidro enerji, altın, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %9.

daimi ekinler: %5.

Otlaklar: %50.

Ormanlık arazi: %28.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 2,850 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler ülke genelinde ortaya çıkmalarına rağmen şiddetli değiller, volkanik etkinlik fazladır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,864,129 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.36 (erkek 442,738; kadın 421,462).

15-64 yaş: %66.11 (erkek 1,281,781; kadın 1,272,674).

65 yaş ve üzeri: %11.53 (erkek 193,895; kadın 251,579) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.04 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.77 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.28 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.99 yıl.

Erkeklerde: 75.01 yıl.

Kadınlarda: 81.1 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.8 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Yeni Zelandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Yeni Zelanda Avrupalıları %74.5, Maori %9.7, diğer Avrupalılar %4.6, Pasifik Adalılar %3.8, Asyalılar ve diğerleri %7.4.

Din: Anglikan %24, Presbyterian %18, Roma Katolikleri %15, Methodist %5, Baptist %2, diğer Protestanlar %3, belirlenemeyen veya dini inancı olmayan %33 (1986).

Diller: İngilizce (resmi), Maori.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Yeni Zelanda.

kısaltma: NZ.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Wellington.

İdari bölümler: 93 yöre, 9 bölge, and 3 şehir bölgesi; Akaroa, Amuri, Ashburton, Bay of Islands, Bruce, Buller, Chatham Adaları, Cheviot, Clifton, Clutha, Cook, Dannevirke, Egmont, Eketahuna, Ellesmere, Eltham, Eyre, Featherston, Franklin, Golden Bay, Great Barrier Adası, Grey, Hauraki Ovaları, Hawera, Hawke’s Bölümü, Heathcote, Hikurangi, Hobson, Hokianga, Horowhenua, H


Ülke by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere yerleştirmek, iskân etmek: Göçmenleri yurtlandırmak istiyorlar. 2. Arazi kazandırmak.

Türkçe Sözlük by