Baha ne demek? | Baha anlamı nedir? | Baha

Baha anlamı nedir?

Baha ne demek?

Baha anlamı nedir?

Baha | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: baha

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paha, kıymet, değer, semen: Bunun bahâsı nedir? Bu sene zahirenin bahâsı çoktur, yüksektir; düşük bahâ ile satmak. Bahâyı çıkmak = Kıymeti artmak. Bahâdan düşmek = Ucuzlamak. Ateş bahâsına = Pek yüksek fiyatla. Us bahâsı = Bir geçmiş hatâdan ders alma. Kan bahâsı = Diyet. Yok bahâya = Pek ucuz, hemen hemen meccanen. Bî-bahâ = Bahâ takdir olunamıyacak derecede değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بها] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzellik, zariflik. 2.Parıltı. 3.Alışma, dadanma. - Bahailik mezhebinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıymetli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادار] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bahadırân) (Türkçe’de dahi buğadur ve batur kullanılıp ikisi arasındaki münasebet açık ise de, hangisinin hangisinden çıktığını kestiremedik). Yiğit, cesur, kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. gallant. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادر] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAHADIR-ANE (i. F). Yiğitçe, dilâverce, kahramanca: Bir tavr-ı bahadırâne ile; bahadırâne bir yürüyüşü vardır. Cesur adamlara yakşır surette, yiğitçe: Bahadırâne yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da hürmet ifade eden ve bey kelimesinin karşılığı olan unvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the sect of the Babis consisting of the adherents of Baha , the elder half brother of Mirza Yahya of Nur, who succeeded the Bab as the head of the Babists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baha in 1863 declared himself the supreme prophet of the sect, and became its recognized head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are upwards of 20,000 Bahais in the United States. a teacher of or believer in Bahaism of or relating to Bahaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a teacher of or believer in Bahaism. of or relating to Bahaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Bahai; (s). Bahai mezhebine mensup olan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), islâm dininden ayrılmış, İran’dan başka Avrupa ve Amerika’da da yayılmış bulunan BAbîlik’ten doğmuş bir din.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bahailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(The Bahamas) Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Kuzey Atlas Okyanusunda adalar grubu Florida eyaletinin güneydoğu kıyısı açıklarında Küba ve Hispaniola`nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 24 15 Kuzey enlemi 76 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 13940 km².

Kara: 10070 km².

Su: 3870 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 3542 km.

İklim: İki mevsimli yumuşak astropik iklimi büyük ölçüde Stream Körfezi Akıntısı ile Atlas Okyanusu meltemlerinin etkisi altındadır. Kasırga mevsimi Temmuz ortalarından kasım ortalarına kadar sürer.

Arazi yapısı: Bahamalar güney ve batısındaki karalardan derin kanallarla ayrılan bir denizaltı yükseltisinin su üstüne çıkmış uzantılarından oluşur. Adaların kıyıları mercan kayalıklarıyla çevrilidir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Alvernia dağı 63 m.

Doğal kaynakları: tuz kereste tarıma elverişli topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %1.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %32.

Diğer: %67 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal kasırgalar su baskınlarına neden olarak zarar vermektedir.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 303770 (2006).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.5 (erkek 41799; kadın 41733).

15-64 yaş: %66.1 (erkek 98847; kadın 102074).

65 yaş ve üzeri: %6.4 (erkek 7891; kadın 11426) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.64 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.17 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.02 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.97 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.96 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 24.68 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.6 yıl.

Erkeklerde: 62.24 yıl.

Kadınlarda: 69.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.18 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 5600 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 (2003 verileri).

Ulus: Bahama.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %85 beyaz ırk %12 Asyalılar ve Hispaniola’lılar.

Din: Baptistler %32 Anglikanlar %20 Roma Katolikleri %19 Methodistler %6 diğer %23.

Dil: İngilizce(resmi) Creole (hem Avrupa hem de Asya soyundan gelen kişilerin konuştuğu dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.6.

Erkek: %94.7.

Kadın: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Bahama.

ingilizce: Bahamas The.

Yönetim Biçimi: meşruti monarşi.

Başkent: Nassau.

İdari bölümler: 21 bölge; Acklins ve Crooked Adaları Bimini Cat Adaları Exuma Freeport Fresh Creek Governor›s Limanı Green Turtle Cay Harbour Adası High Rock Inagua Kemps Bay Long Adası Marsh Limanı Mayaguana New Providence Nicholls Şehri ve Berry Adaları Ragged Adası Rock Sound Sandy Burunu San Salvador ve Rum Cay.

Bağımsızlık günü: 10 Temmuz 1973.

Milli bayram: Kur


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Irak’ta bir y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bahane, vesile, sebep: Falan hususu yakınlık göstermeye bahane ittihaz ettim. 2. Asılsız özür, sahte itizar: İşine devam etmemek için bahane arıyor; ecel geldi baş ağrısı bahane. Bîbahane = Kusursuz, noksansız, özürsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. cover. pretext. allegation. blind. cavil. cloak. cop-out. evasion. guise. peg. plea. pretence. putoff. rise. salvo. shift. stalking-horse. subterfuge. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. shift. stall. subterfuge. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. blind excuse. cloak. cop- out. cover. poor excuse. handle. stalking horse. idle pretext. peg. pretense. professed excuse. put off. rationalization. slim evidence. subterfuge. thin excuse. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه] bahane. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه جو] bahaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İlk yaz, (Arapça: Rebl), ilkbahar: Bahar mevsimi. Bahar açmak = Ağaçlar ve çiçekler açılıp bahar olmak. Sonbahar, köhnebahar = Güz, hazân, fasl-ı harîf. Herdem bahar = Herdem tâze (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring. springtime. springtide. may. flower. youth. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice. spring. verdure. flowers. blossoms. blossomsspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weight used in certain parts of the East Indies, varying considerably in different localities, the range being from 223 to 625 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. flowers. youthful period of life. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهار] ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart’la Haziran arası, ilkyaz. 2.Güzellik, güzel. 3.Sığır gözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. 4.Put, çelipa, sanem. 5.Atılmış pamuk. 6.Ölçek. 7.Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bahârat) (Arapça’ da sarı papatya mânâsına olup, dilimizdeki mânâsı şöyledir): Tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve ısıtıcı tohumlar ki, bazı yiyecek ve içeceklere karıştırılır: Arablar yemeklere çok baharat korlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. seasoning. spicery. spice. condiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. seasoning. spice. spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. mull. season. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice-seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهاری] ilkbahar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bahardan Arapça teşkil edilmiş galat bir tâbirdir). Bahar tavsifini ve çok defa bu münasebetle bir zatın medhinl ihtivâ eden kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahârat konmuş (yemek vesaire): Tuzlu, baharlı köfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Allah katında değer ve kıymet sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهایم] dört ayaklı hayvanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paha biçilemeyecek kadar değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی بها] çok değerli, paha biçilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اول بهار] ilkbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akasma ve Meryem Ana asması da denilen bitkinin bir adı (elematis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, pek değerli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Bahar gülü. 2.Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.’nin hanımı. Bayezid II ve Gevher Sultan’ın annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, bahâ = değer). Kan bahâsı, diyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباحت] helal sayma, mübah görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Mart, nisan, mayıs aylarını içine alan mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. vernal. spring. springtime. springtide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring bahar. ilkyaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. springtime. spring time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yılın ilk mevsimi, bahar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( KABAHAT) (i. A.) (c. kabâhât). 1. Çirkin iş ve hareket, yakışıksız davranış: Bunu yaptımsa, bunu söyledimse bir kabahat mi ettim? Bu da bir kabahat mi? 2. Hafif suç, kusur: Bu kabahatin cezası nedir? Kabahatimi bileyim de cezama razıyım. Kabahat etmek = Kusur etmek, yanılmak: Size danıştığıma kabaha ettim. 2. mec. Yellenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. guilt. blame. sin. delinquency. demerit. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdeed. offence. sin. fault. offense. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdemeanour. blame. fault. sin. minor offense. guilt. misconduct. crime. debt. delinquency. demerit. misdeed. misdoing. minor offence offense. trivial offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قباحت] suç, kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden, etli çiçekleri sebze olarak yenen bir bitki (brassica deracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(karnabit): Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir. Kullanıldığı yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = az, baha = kıymet). Kıymeti az, kıymetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvan kesim yeri. (bk.) Mezbah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. slaughter house. abattoir. butchery. shambles. packing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abattoir. shambles. slaughterhouse. abattoir kesimevi. kanara. salhane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. butchery. meat house. shambles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahs» ten masdar) (c. mübâhasât). 1. Bir iş hakkında iki kişi erasındaki söz, İki taraftan birinin, diğerinin sözünü çürütmeye kendi fikrini ispata çalışarak tartışması. Mübâhase sonunda kavgaya döndü. 2. Dava ve muhalefet suretiyle olmayarak bir madde hakkında sözleşme, herkes fikrini ve bildiğini söylemek üzere karşılıklı konuşma: İlme dair mübâhase ediyorduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahâ» den masdar). Övünme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Günahı, sevabı olmayan, işlemesi ne haram, ne de helal olan (mubah).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Övünme, iftihar etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rebaha» dan) (Arapça’da «kâr ve tamâ» mânâsına gelir). Tefecilik: Murâbaha kanunen yasaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. landing money at an illegal rate of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contract of sale between the bank and its client for the sale of goods at a price plus an agreed profit margin for the bank The contract involves the purchase of goods by the bank which then sells them to the client at an agreed mark-up Repayment is usu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a contract whereby a financial institution buys goods for a customer from a third party and then resells the goods to the customer at a pre-agreed price on deferred payment terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the most controversial type of transaction, it is a contract of sale in which payment is made some time after delivery of the goods transacted Used as the basis of modern Islamic banking since the amount charged for deferred payment is in excess of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şanı ve şerefi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şan, şeref. 2. Şan ve şeref sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Şan, şeref, onur. 2.Şan, şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İlkbahar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوبهار] ilkbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlkbahar. Yeni bahar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [رباخوار] tefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güzellik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, letafet.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sabahat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumnal. autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طباخت] aşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Aşçılık, yemek pişirmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimenta): Mersingiller familyasından; Amerika’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen ve baharat elde edilen bir bitkidir. Her tarafı kokuludur. Kokusu ve tadı; tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizininkine benzer. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Unutkanlığı giderir. Vücudun direncini artırır.

Şifalı Bitki by