Bahtı Siyehkar | Bahtı Siyehkar ne demek? | Bahtı Siyehkar anlamı nedir?

Bahtı Siyehkar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bahti siyehkar

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ahterân). Yıldız. Baht, tali; bed-ahter = Bedbaht, talisiz, nîg-ahter = Bahtiyâr, talihli.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bahtı yüksek, çok tâlihli.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bahtı açık şanslı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Talih, kısmet, ikbal: Bahtı var imiş; bahtı yoktur; bah»-ı siyah = Kara talih. Bedbaht = Talihsiz. Nîgbaht = İyi talihli. Baht-ı bîdâr = Uyanık yani uygun talih. Baht-ı hâb-alûd = Uyumuş gibi, müsaid olmayan talih.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bahtla, kaderle ilgili. 2.Kimi Divan şairlerinin ortak mahlası.

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.). 1.Bahtlı, talihli. 2.Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942-978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bahtiyarlık, mes’ud olma. 2. İran’da büyük bir kabîle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بختياری] bahtiyarlık.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (be = bağlama edatı, kâm = istek). İsteğine, meramına kavuşan, nail olan, arzu ettiğine erişen, mesut, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, baht = talih). Talihi yâver, bahtı uyanık, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(i. A.)” (e. düvel). 1. Baht, talih, saadet: Devlet ve ikbal İle. 2. Makam ve nimet, servet ve varlık: Devlete nâil olmak. 3. Müstakil olarak idare edilen hükümet ve ülkesi: Türkiye, Avusturya, Fransa devleti. 4. Saltanat süren sülâle, hükümdarlık eden hânedan: Devlet-i Selçukıyye, Devlet-i Abbâsiyye. Ne devlet = Ne saadet, ne bahtiyarlık (Arapça tâbirlerde «devle» şeklinde kullanılır: Sâhib-üd-devle = Devlet sahibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek, mutlu etmek, neşelendirmek, coşturmak, gururlandırmak. elated s. mutlu, memnun, sevinçli, bahtiyar. elation i. gurur, sevinç, kıvanç, mutluluk, saadet.

Türkçe Sözlük

(i. A. saîd’den itaf). Daha veya en saîd, pek mesut, daha bahtiyar veya uğurlu.

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Toprak ekici. 2. Başarılı ve bahtiyar. 3. Şöhret, ün.

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Kurtuluş, selâmet: Ebeveynine itaat etmeyen çocuk hiçbir vakit felâh bulmaz. 2. Saadet, bahtiyarlık: İnsan için doğru yolun dışında felâh yoktur. Hayye-alel-felih = Haydin saadet ve selâmete.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bahtı açık, tâlihl uğurlu.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça pîrOz’den) Bahtiyar, mes’ut, mutlu, sevinçli, iyi bahtlı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Uğurlu, bahtı açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk, bahtiyarlık; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mutlu, mesut, talihli, memnun, bahtiyar, sevinçli; şen, neşeli; uygun, yerinde olan; ABD, argo ...delisi ( msl. girl happy kız delisi. ) happygolucky (s.) kaygısız; bir şeye aldırmaz, neşeli .

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi hal). Hal ve vakti iyi, mes’ut, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurlu, mübarek, mes’ud: Hüceste-fâl, hüceste-tâlî = FAl ve bahtı mes’ud ve mübarek, (bk.) huceste.

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Hazır olma, mevcut bulunma, gıyab zıddı: Sizin mecliste huzûrunuz elzemdir. 2. On, Fars. pîşgâh: Filânın huzûruna çıktı; huzûruna kimseyi kabûl etmiyor; huzûrunuzda terbiyesizlik etti. 3. Rahat, Fars. Asâyiş, Asûdegî, Arâm: Büyük rahat ve huzûr ile; huzûr-i kalb ile. 4. Padişah tarafından kabûl: Huzurdadır; huzûra çıktı (nezaketen ve saygı mübalâğası olarak başka büyükler hakkında da kullanılır: Huzûrunuzda bulunmakla bahtiyârım). Huzûr dersi = Osmanoğulları devrinde Ramazanda padişah huzurunda verilen din dersi ve ilmî münakaşa. Hişâ huzurdan = Huzurunuzdan uzak olsun (çirkin ve açık bir söz söylenmesine mecburiyet elverdiğinde saygı ve nezaket maksadıyla kullanılır).

Türkçe Sözlük

(I. A. «kabûl» dan masdar). 1. Talih ve bahtın açılması, müsaadesi: Bu adamın İkbali vardır, ikbali açıktır. 2. Bir adamın işlerinin yolunda gitmesi, yükselmesi, gözde olması; idbâr’ın zıddı: Filân şimdi ikbaldedir. 3. Birine doğru dönme, yüz çevirip bakma, Ar. teveccüh: O saadet bana ikbal ederse. 4. istek, yüz çevirip bakma, arzu: ikbal var mı, ikbal buyrulur mu? (bu son iki mânâda masder mânâsı saklı olup, dördüncüsü ekseriya yiyecek ve içecek hakkında kullanılır). 5. Osmanlı padişahının kadınefendi olmayan eşleri ki, sayıları dört olurdu ve «hanımefendi» denip prenses sayılırlardı.

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Talihi uygun, bahtiyar. 2. Refaha, büyük bir makama erişen, Ar. mukbil.

Türkçe Sözlük

(i.). Talihi uygun, bahtı açık, işleri yolunda.

Türkçe Sözlük

(I. F.). Muradına, isteğine erişmiş, bahtiyar, ikballi.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmkâr, bahtiyar insana yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmkârlık, bahtiyarlık, saadet.

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. kâmrân). Kâmrânlar, kâm sahipleri, bahtiyar insanlar.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmrân olarak, bahtiyarca.

Türkçe Sözlük

(i. F.). isteğine erişmiş, bahtiyar, ikballi.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(i. F. «kâm = istek, rinden = sürmek»). Meram ve arzusuna erişen, bahtiyar (Türkçe’de talâffuzu: kâmuran).

Türkçe Sözlük

(i. F.). isteğine erişme, bahtiyar, ikballi olma.

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Kâm sürücü, süren, arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. 2.Arzusuna erişen, bahtiyar, mutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A. «kanâat» ten if.) (mü. kaania). Kanaat eden, nail olduğu şeyi kâfi bulup fazlaya tamah etmeyen: Kısmetiyle kant olan bahtiyardır.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fars. siyah, Ar. esved: Kara boya, kara at: Yağız. Kara toprak. 2. mec. Matemli, gamlı, kederli, Ar. meş’ Üm, menhûs: Kara gün, kara haber, kara talih. 3. mec. Ayıp, arlı: Kara yüz, yüzü kara. 4. Esmer: Kara Ahmed, kara ekmek. 5. Siyahlık, siyah boya: Karaya boyamak, karası kara, akı ak. 6. Siyâhî, zenci, Afrika’nın siyah adamı. (c.). Karalar = Yas kıyafeti, mâtem: Karalar giymek. Alın karası = Talihsizlik, Osm. baht-ı siyâh. Kara et = Geyik, tavşan vesaire gibi av eti. Karaoğlan = 1. Çingene. 2. Ayı. Karaiğne = Bir cins ufak karınca. Kara baş = Evlenmeyen manastır kesişi. Siyah sarık saran tarikat dervişi. 3. İlkbaharda açan güzel kokulu mor bir çiçek. Karabasan (başkan) Ağırlık, kâbus. Karabiber = Hindistan’dan gelen maruf bahar ki, kırmızı biberden bu isimle ayrılır. Kara buğday = Buğday çeşidi. Karaboya = Zaçyağı. Karapazı, karapelin = Pazı ve pelin çeşitleri. Karaciğer = Midenin sağ tarafında bulunan iç organ. Karacümle = 1. Çarpma işlemi. 2. Ezberden hesap yapabilme kabiliyeti. Kara cehennem = Pek esmer ve yüzü gülmez adam. Karaçam = Çam ağacı çeşitlerinden biri. Karaçalı = Bir cins dikenli çalı. Karahummâ = Tehlikeli bir çeşit tifüs. Karahaber = Birinin ölüm haberi. Karadeniz = Türkiye’nin kuzeyindeki büyük deniz, Osm. Bahr-i Siyâh. Karadiken = Bir cins bitki. Karasakız = Zift. Karateydi — MAlihulyâ, melankoli. Karasöğüt = Söğüt çeşidi. Karasungur = Doğanın bir cinsi. Karatavuk = Avlanan bir cins tavuk. Karataban — 1. Horasan demiri. 2. Bir çeşit sığır hastalığı. 3. Ipekböceğinin kararıp kırılması illeti. Karadut = Dutun siyah cinsi. Kara Arap = Zenci, siyâhî. Karakarga = Büsbütün siyah olan karga. Karakaş = Kaşları siyah. Karakalem = 1, Yalnız siyah çiçekleri olan İdî porselen. 2. Siyah kurşun kalemiyle yapılan resim. Kara koca = Ağarmamış ihtiyar. Kara kurbağa = Siyahımsı bir cins kurbağa. Karakış = Kışın ortası ve pek soğuk mevsimi. Aradan karakedi geçmek = Bozuşmak: Aramızdan kara kedi mi geçti? Karayazı = Bahtı siyah. Karayüzlü = Bir ir ve namussuzluğu olan. Akı ak, Karası kara = Beyaz çehreli ve siyah gözlü, kaşlı, ablak. Akla karayı seçmek = Çok zahmet çekmek. Is karası = Kurum boyası. Kestane karası = Açık siyah renk. Yüz karası = Namussuzluk, Ar.

Türkçe Sözlük

(i. A.) («karn»dan masdar). 1. Yakınlık. 2. (astronomi) İki gezegenin, bilhassa Zühre (Satürn) ile Müşteri (Jüpiter) gibi eskiden uğurlu olduğu kabûl edilen iki gezegenin bir burçta birleşmesi. Sahib-kırSn = Böyle iki gezegenin bir burçta tesadüfü sırasında dünyaya gelmiş olan mes’ut ve bahtiyar insan. mec. Cihangir, çok kudretli.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, hayırlı. 2.Mübarek. 3.Mesut, bahtiyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talih, şans, baht, ikbal; uğurlu şey. as luck would have it şansıma. down on one's luck talihsiz, bahtsız. for luck uğur getirsin diye. in luck talihli, şansı açık, bahtiyar. just my luck tam benim şansıma. out of luck talihsiz. try one's luck şans

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(MES’ÜD) (i. A. «sa’d» dan imef.) (mü. mes’Üde). Saadetli, kutlu, bahtiyar: Daima mes’uddur.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسعودانه] mesutça, bahtiyarlıkla.

Türkçe Sözlük

(I. A. «sa’d»dan mîmli masdar). Saadet, kutluluk, bahtiyarlık.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bahtiyarlık, kutluluk, mes’Üd olma: Mesûdiyet içinde yaşıyorlar.

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den mimli masdar) (c. meyâmîn). Uğur, bahtiyarlık, saadet, kutluluk, mutluluk, bereket: Bu işde meymenet vardır, çiftçilik meymenetli bir şeydir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den imef.) (mü. meymûne). Uğurlu, bereketli, mes’ ut, bahtiyar, kutlu, mutlu.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibâhe» den imef.). Helâl, haram ve mekrûh olmeyan, yapılıp yapılmaması eşit olan: At eti mübâhtır.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ebede kadar, sonsuz: Müebbeden bahtiyar olsunlar’. 2. Ömrü oldukça, ömrünün sonuna kadar: Müebbeden hapse mahkûmdur.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabl» den lf.) (mü. mukbile). ikballi, kuvvetli, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İkballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mes’ud.

Türkçe Sözlük

(i. A. «imas.»). 1. Mertlik, yiğitlik; İnsanlık, fazilet. 2. (Türkçe) Çocukların yetişip evlenmek ve baba olmak gibi sevinçleri ve ana babanın bundan hâsıl olan bahtiyarlığı: Şimdi torunlarınızı mektebe başlatıyorsunuz, ne mürüvveti Bİ-mürüvvet = İnsaniyetsiz.

Türkçe Sözlük

(I.). Uğurlu, kutlu, mes’ut, bahtiyar: Ne mutlu adamdır.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Talihli, uğurlu. Bahtiyar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Nimet, refah, bolluk ve bahtiyarlıkla yaşayış. 2. Cennet’in bir kısmı. Dârü’n-naîm = Cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebahtı limanı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi, hoş (c. nîkân). iyi adam. Nîk-ahter, nîk-baht = Bahtiyar, talihli. Nîk-haslet, nîk-hû = İyi tabiatlı. Nîk-hâh = Herkesin iyiliğini seven, iyiliğinde bulunan. Nîk-fâl = Talihli. Nîk-fercâm = Sonu iyi. Nik-manzar = Görünüşü güzel. Nîk-nâm = İyilikle ismi çıkmış, ismi hayırla anılan.

Türkçe Sözlük

(SAADET) (i. A.) (terkiplerde: saâde). Bahtiyarlık. BâbüVsaâde = MAbeyn-i HümSyûn kapısı. Bâb-ı Hümâyûn. Vakt-i saâdet, zamân-ı saâdet = Peygamberimiz’in yaşadığı çağ. Saadetle = «Allahaısmarladık» diyenlere söylenen nezaket tâbirlerinden.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlık.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saadetli, bahtiyar, mes’ut.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bahtiyar, mes’ut. 2. İmparatorluk devrinde rütbe-i Olâ ile Rumeli beylerbeyi ve mtr-i mtrân, ferîk ve mlrlivâ rütbelerinde (tuğgeneral korgeneral ve eşit rütbedeki mülk? görevlilere) bulunanlara verilen unvandır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سعادتمند] mutlu, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(SA’D) (i. A.). 1. Bahtiyarlık, kutluluk, uğur. 2. Uğur getiren şey, müneccimlere göre uğur sayılan şey. Sâd-ı Ekber = Müşteri (Jüpiter) gezegeni. Sâd-ı Asgar = Zühre (Venüs) gezegeni.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’d»dan smüş.) (mü. saide) (c. suadâ). 1. Bahtiyar, uğurlu, mübârek, mes’ud: Bayramınız sâİd olsun. 2. Tanrı katında makbûl ve Ahıreti mamur olan: Cenâb-ı Hak saidler zümresine kata.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Saîd). Saîdler, bahtiyarlar, (bk.) Saîd.

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtı uygun olan, bahtiyar.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğur, kut, mut, bereket, bahtiyarlık, Ar. sa’d, meymenet.