Bak ne demek? | Bak anlamı nedir? | Bak

Bak anlamı nedir?

Bak ne demek?

Bak anlamı nedir?

Bak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bak

Türkçe Sözlük

(I. F.). Korku, havf, bîm, ihtiraz, çekinme. Bî-bâk = Korkmayan, korkusuz, ihtiraz etmeyen, emin, sâlim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باک] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- İlhanlı hükümdarı Hülagu’nun oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski çağlardan beri basit hesap işlemleri yapmakta kullanılan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus. abacus sayıboncuğu. çörkü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kulu-Allah’ın isimlerinden, (bkz.Baki).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(Lupine, Lupin, Lupine): 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir. Memleketimizde üç türü bulunmaktadır. - Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir. - Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır. - Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir. Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloid taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabak), (bk.) Tabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarları yan kesilmiş akik cinsi, ayn-ı bakar (öküz gözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Zehirsiz ve ıslık çalar bir cins yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt gibi kanatlan kırmızı bir cins kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baksana!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BAKAA) (bk. beka) (i. A.). Bulunduğu halde kalma, devam, sebat, yok olmama, fenâ mukabili: Baka bulmak — Daim ve sâbit olmak. D»r-ı baka = Ahret, dâr-ı fenâ (dünya) zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in wonder. to gawp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in bewilderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Kıç altında olan top delikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baklagillerden bir ağaç; odunundan kırmızı boya çıkarılır Anavatanı Brezilya’dır. 2. Has olmayan her türlü boya (Hamatoxylon compeachianum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümet üyelerinden her biri. Devletin görmekle mükellef bulunduğu hizmetlerden birini idare etmek üzere başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya dışarıdan seçilen ve devlet başkalarınca tasdik edilerek iş başına getirilen kimse, nâzır, vekil: Devlet bakanı, millî eğitim bakanı v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. onlooking. minister. secretary of state. secretary. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. minister. secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister. secretary. state secretary. cabinet officer. officer of state. viewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk. Bakkar) (i. A.). Sığır, öküz, inek, manda cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnek, Kur’an’ın en uzun ve İkinci sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to/with. by comparison with. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bakıyye). (bk.) Bakıyye. Bakıyyeler, artmış olanlar. (Maliye) Tahsil olunamayıp ertesi seneye kalan vergi ve varidat. (Askerlik) Kur’a bakayası = Kur’a isabet edip de silâh altına alınmaları geciktirilenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remnants. arrears. arrears of taxes. in arrears. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fırında pişirmek, kızartmak; ateşte kurutmak. baking (i). fırında pişirme; bir pişim. baking powder krem tartar ve karbonat karışımı kabartıcı toz, baking powder. baking soda sodyum bikarbonat, karbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fırın, ekmekçi dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tic. mark. bakalit; telefon ahizeleri v.b. yapımında ve elektrik veya hararet tecridi için kullanılan bir çeşit plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmekçi, fırıncı; portatif fırın. baker's dozen on üç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya Kuzey Pasifik Okyanusunda mercanada.

Coğrafi konumu: 0 13 Kuzey enlemi 176 28 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 129 km².

Kara: 129 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 4.8 km.

İklimi: Az yağışlı sabit rüzgarlı yakıcı güneşli ekvatoral iklim hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 8 m - isimsiz bölge.

Doğal kaynakları: Guano karada ve suda vahşi doğa.

Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %0.

Sürekli ekinler: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100.

Sulanan arazi: 0 km² (2005).

Doğal afetler: Mercanadayı çevreleyen kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Baker adası ıssızdır. 1942 yılında II Dünya savaşında adaya yapılan hava saldırıları sırasında buradaki tüm siviller adayı terk ettiler. Su anda ada sadece avlanma amaçlı kullanılmaktadır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Baker Adası.

ingilizce: Baker Island.

Bağımsızlık durumu: ABD’ye bağlıdır; Washington tarafından yönetilir.

Hukuk sistemi: ABD hukuku uygulanmaktadır.

Bayrak: ABD bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

Ulaşım ve Taşımacılık

Deniz yolları: yok.

Limanları: yok; sadece denizin ortasında demir atma imkanı var.

Hava alanları: 1665 metrelik alanda II Dünya savaşı sonrası terkedilmiş bir uçak pisti var üzeri tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır ve şu anda kullanılmamaktadır. (2006 verileri).

Ulaşım notu: Batı yakasında bir gündüz feneri bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fırın, ekmekçi dukkânı..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «beka» dan if.) (mü. bâkîye). 1. Daimî, ebedî, ölümsüz, geçici olmayan, fenâ bulmaz: Dünya fânî, ahret bâkîdir. 2. Kalan, artan. (Her ne kadar kalmak mefhumunu da içine alırsa da, yine kalmak fiiliyle kullanılır): Hesaptan bâkî kalan miktar. Alt taraf, mâbad: Bâkîsi mâlûm olamadı. Artık, bundan başka, Ahır: Bâkî dua.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bükâ» dan lf.). Ağlayan, giryan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect. fortune fal. inspection teftiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanent. everlasting. remaining. remaining. enduring. everlasting. remaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everlasting. permanent. remaining. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باقی] kalıcı, ölümsüz. 2.artan, geri kalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın isimlerindendir. Genellikle “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2.Artan, kalan, geriye kalan. 3.Korunmuş. Baki: - Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdülbaki Mahmud’dur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakan, hizmet eden, bir işle meşgul olan. 2. Fala bakan adam, falcı, remilci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. nurse. keeper. caretaker. care-taker. watcher. companion. companionway. dry nurse. nursemaid. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. keeper. guard. nurse. fortune teller falcı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. nurse. fortune teller. examiner. supervisor. surveillant. overlooker. guardian. caretaker. handler. minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcılık, remilcllik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harmanda kabuktan çıkan çürük tane: Burçak bakıldağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nazar ve müşahede olunmak: Buradan denize bakılır. 2. Nazar-ı itibare alınmak, dikkat olunmak: Dostlar arasında öyle merasime bakılmaz; bir bakımla bakılırsa ve (sadece) bakılırsa bu, daha iyidir. 3. Hizmet olunmak, yapılmasına çalışılmak ve ihtimam olunmak: Bu hayvana iyi bakılmıyor; bu çocuklara bakılmak lâzım gelir. Yüzüne bakılmaz, yüzüne bakılır şey değildir = Pek çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken care of. to be maintained and kept in repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakma, bakış, nazar. 2. Mütalaa, düşünme. 3. Besleyiş, timar. 4. Veçhe, cihet, suret: Bir bakıma = Mincihetin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. respect. regard. aspect. point of view. care. attention. maintenance. nursing. attendance. custody. handling. keep. keeping. nurse. nurseling. nursling. nurture. overhaul. upkeep. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. attention. care. charge. maintenance. respect. standpoint. trust. upkeep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maintenance. care. servicing. upkeep. attention. attendance. control. overhaul. nursing. curing. after care. after sales service. charge. fosterage. keeping. staff management. provident care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who takes care of sb. caretaker. maintenance person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşkünlerin, müzmin hastalığı olanların sürekli olarak bakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursing home. home. hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensatory. clinic. nursing home. dispensary. welfare home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. with regard to. in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi bakılmış, semiz hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-groomed. well-kept. snug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleek. well-cared for. well-kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well cared for. well kept. crisp. well groomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emek verilmemiş, bakılmamış: Bakımsız bir bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. uncared-for. bedraggled. ragged. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. squalid. uncared-for. neglected. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. unkept. disorderly. squalid. uncared for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrepair. neglect. lack of proper care. want of care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. lack of good care. want of care. dilapidation. lack of care. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

«Hele bak, olacak şey mi bu?» gibi şaşkınlık anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he looked about him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi üstüne veya etrafına bakmak: Bakınıp duruyordu. 2. Şaşırmak, şaşa kalmak: Bakınıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Cu senbolüyle gösterilen bir eleman. 1. Kırmızıya yakın renkte maruf maden ki çeşitli kap kaçak imaline ve kalay vesaire ile birleştirilerek prinç ve tunç gibi mürekkep madenler teşkiline girer. 2. Bakırdan kap kaçak, mutfak takımları: Bakırları kalaycıya vermek; bakır takımı. 3. Bakır pası, jenkâr: Bu sahanlar bakır olmuş; bu yemek bakır çalmış. Bakırdan yapılmış: Bakır leğen, bakır akça = Sikke-i nuhâssiyye, fülüs-i ahmer; bakır kaplama. Bakır paıı = Bakıra ekşi bir şey dokunduğunda hasıl olan yeşil pas. Bakır çalmak = Bakır pasının yiyeceğe bulaşması. Bakırtaşı = Malakit. Bakır tuzu = Kıbrıs zaçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bozulmamış, el değmemiş, temiz kalmış.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Cu

Atom Numarası:29

Kütle Numarası:63,546

Yoğunluk:8,96g/cm3

Erime Sıcaklığı:1084 °C

Kaynama Sıcaklığı:2927 °C

Kırmızımsı renkte, parlak, elektrik ve ısı iletkenliği yüksek bir metaldir.

Elektrik endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılır.

Pirinç ve bronz gibi alaşımları eşya ve alet üretiminde kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper. cupric. cuprous. copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virginal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virginal. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باکر] el sürülmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2.Arslan. 3.Hz.Hüseyin’in Zeyne’l-Abidin’den torununun adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Sony DVD oynatıcılar, elektriksel parazitlere karşı mükemmel bir dayanıklılık sağlayan bir bakır kaplı şasi ile donatılmışlardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakırdan kablar yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppersmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copperworking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BAKİR (i. A.). Kız oğlan kız (aslı «blkr» dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virgin. maiden. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maiden. virgin. chaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. maiden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باکره] kızoğlan kız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginhood. virginity. maidenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginity erdenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maidenhood. virginity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakmak fiili ve tarzı: Bu nasıl bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. glance. eye. blink. view. dekko. gander. regard. slant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. look. regard. squint. view. glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. view. blink. gaze. overlook. prospect. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrears. remainder. effects. remaining balance. balance. rest. residuum. arrear. remnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. remainder. remnant. arrears. residue. outstanding balance. amount of balance. odd- come shorts. remaining amount. residual amount. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Stand-by Underwriting)

Sermaye piyasası araçlarının, aracı kuruluşlarca halka arz yoluyla satışında, satılmayan kısmın tamamının, bedeli satış süresi sonunda tam ve nakden ödenerek satın alınacağının satışı yapana karşı taahhüt edilmesini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bakayâ). 1. Artıp kalan şey: Zahire bakiyesi. 2. Alt taraf, geri taraf, devam: Bakıyye-i ahvâli mâlûm değildir (sonraki halleri bilinmiyor). 3. Mahv ve yok olan bir şeyin geriye kalan kısmı: Bir eski mâbedin bakıyyesi: Bakıyyet-üs süyûf = Bir muharebede mağlûp taraftan kurtulup sağ kalanlar, kılıç artıkları, (bk.) Bakayâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 4 koma değerinde bir aralık ki diyez ve bemolü de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقيه] geriye kalan, bakiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «baki» dan imüb). Zahire ve yiyeceğe ait şeyler satan esnaf. (Asıl Arapça’da mânâsı sebzeci olup, Arabistan’da ekseriya sebze ve zahire bir dükkânda satıldığı münasebetle, sonra yalnız zahire satanlara da söylenmiş ve bizce bu mânâya hasredilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocer. grocery. groceteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocer. grocer. grocer's. grocery. grocery shop. grocery store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience store. grocer. grocery store. small dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocers and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakkal dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Bakkal dükkânında satılacak cinsten eşya. 2. Büyük bakkal dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries. grocery store. grocer's wares. grocery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bakkal İşi ve ticareti: Bakkallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business of a grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) Sığır çobanı, sığırtmaç. (bk. Bakar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (yine bu mânâda olan «bakla» dan. Sebze demek olan «bek» den zannolunması hatadır). Maruf sebze ki, erken yetişip, fasulyeye benzer iri taneleri olur ve taze iken kabuğu ile beraber, kurusunun da taneleri yenir ve hayvanlar için pek gıda vericidir, ful: Sıkız baklası = En iyi cinsi, ingiliz baklaaı = Pek uzunu, acı bakla. Yahudi baklası = Kıbt fulü. Hlnd baklası = Enfiyeye koydukları güzel kokulu bir tohum ki Hlnd’den gelir. Baklayı ıslatmak = Sükût etmek, dilini tutmak. Ağzında bakla ıslanmaz = Boşboğazdır. Baklayı çıkarmak = Her şeyi söylemek. Bakla çiçeği = Açık yeşil. Bakla dökmek = Fala bakmak. Bakla kırı = Atın bakla rengini andırır kır donu (at hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bukul). t. Sebze, yeşillik. 2. Yeşil kabuklu, iri taneli mâlOm sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. horse bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. bean. link of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. horsebean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ful): Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu v.s. gibi pek çok sebze ve ağaçları içine alan büyük bir bitki familyası. Baklagiller, ikiçenekll ayrı taçyapraklılardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminosae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminous seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Baklan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hamurdan ceviz, badem veya kaymakla yapılan maruf tatlı, Antep, Şam baklavası. 2. Baklava dilimleri şekli, maîn şekli. Baklava şeklinde, maİn şeklinde parçalara bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baklava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very sweet dessert made of layers of flaky pastry filled with a mixture of ground nuts and sugar The pastry is sliced, baked, and brushed with a honey syrup flavored with lemon or rose water. [Middle Eastern - Greek] A very sweet dessert made of layers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Eastern rich dessert of flaky pastry, honey and nuts. rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legumes. pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Baklagiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. watch. survey. attendance. superintendence. feeding. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking. look. nursing. search. trial. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bakmak, görmek üzere gözleri bir yana çevirmek, nazar. nigâh etmek: Nereye bakıyorsun? Şuna bak, bakmadım ki göreyim. 2. İtibar etmek, nazar-ı itibara almak: Siz bizim kusurumuza bakmayın. 3. Tâbi olmak, tetebbû etmek, uymak: Ördek, kaza bakarak çatlar, irat sahiplerine bakarak masarif kapısını o kadar açmayın. 4. Dikkat ve itina etmek, gözleri açmak: Bakın yolda bir şey çıkmasın. 5. Mütalâa ve tetkik etmek. Derse bakıyor. 6. Hizmetini görmek: Bu hayvana kim bakıyor, iyi baksalar güzel bir at olur. 7. Beslemek, geçindirmek: Çoluk çocuğuna iyi bakıyor, karısına bakmaktan Acizdir. 8. Tedavi etmek: Bu hastaya kim bakıyor? Her vakit bakan doktor kimdir? 9. Denemek, muayene etmek: Bakmadan alınmaz, bir, İki gün bende dursun bakayım da, İşime gelirse alırım, yemeğe bakmak. 10. Aramak, tutmak veya almak üzere araştırmak ve muayene etmek: Eve bakmağa gittiler, kıza bakıyorlar. 11. (Hastayı) ziyaret etmek, hastaya Bakla bakmak şarttır, hasta yatıyor da gidip bakmaya vakit bulamadım. 12. Bağlı olmak: Böyle işler tabiata bakar, artık orası dirayete bakar. Ağıza bakmak = Birinin sözüne ehemmiyet verip tâbi olmak. Eğri bakmak = Kin ve garazını belli etmek. İşine bakmak = Kendi işiyle meşgul olup başka şeye karışmamak. İyi bakmak = Dikkat etmek. Dört yana bakmak = Tam ihtiyatla hareket etmek. Fala bakmak = Fal açmak. Bakakalmak = Şaşkın bakmak, şaşmak, şaşıp kalmak. Yan bakmak, yan yan bakmak — Kinle, düşmanca bakmak. Yüze bakmak = iltifat etmek: Yüzüme bakmadı = İltifat etmedi. Yüz yüze bakmak = Utanacak bir macera olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front on to. have a frontage on. look. look at. set eyes on. take a gander. give a look. look upon. see. take a look. take a look at. watch. supervise. superintend. attend. keep. consult. look after. care for. feed. maintain. nurse. behold. concern o.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. check. contemplate. face. foster. get. glance. look. maintain. mind. nurse. nurture. overlook. oversee. rear. regard. search. service. support. survey. tend. view. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refer. to look. to look at. to look for. to overlook. to face. to take care of. to examine. to inspect. to check. to be in charge of. to depend on. to see to sth. to see that sth is done. to pay attention. attend. behold. care for. command. feel. to care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakırdan kulplu kap: Kuyu, küp, süt bakracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper bucket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bahşiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacillus. bacteria. bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İstenmeyen bakterileri öldürmek için kullanılan kimyasal bileşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baktırmak, bakmaya sevk, mecbur veya müsaade etmek: HSrem tarafına açıldığı için o pencereden baktırmazlar. 2. Hizmet ettirmek, iyi idare ettirmek: Bu ata iyi baktırmalı. 3. Hekime göstermek: Siz kendinize baktırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb look at sth. take care of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mevsiminden evvel yetişen meyve, turfanda.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Hükümet başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. premier. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. chancellor. minister president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başında saçı olma yan veya saçı dibinden kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanarya yemi denilen bir cins tohum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkusuz, korkmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as it were.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after a fashion. in a sense. somewhat. in a way. in one way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç kuşunun bir türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby-sitter. baby-minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister of state. Secretary of State.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fix with. glare. glower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. sâbık’tan itaf.) Bundan önce, kendisinden eski olan, bir görevde bir evvelkinden önce bulunmuş olan: Esbak vali, esbak bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسبق] önceki, daha önceki, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower ayçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yarı pişmiş; iyi düşünülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Çöpleme. Harbak-ı ebyaz = Ak çöpleme. Harbak-ı esved = Kara çöpleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hekim direktifine göre hastalara bakmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastabıkıcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ders arkadaşı. Bir ders okuyanların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). İnsanın düşünme yoluyla kendi kendini müşahedesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar). Uyma, uygun ve tıpkısı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. adaptation. accommodation izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. adjustment. adaptation. conformation. suitability. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انطباق] uyum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to adjust oneself to. to conform to. adjust oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maladjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun, karpuz ve hıyar cinsinden olarak yere sürünen iri yapraklı bir bitki ve verdiği meyve ki, sebzeden sayılır, çeşitli yemeklere girer ve birçok türü vardır. 2. Sarışın, maviş: Kabak bir oğlan. 3. Tatsız, lezzetsiz: Bir kavun kestik kabak çıktı. 4. Çıplak, açık: Yalın ayak, başı kabak, kabak kafalı adam: Armutkabağı = Armut biçiminde yalnız süs için dikilen bir kabak. Sakızkabağı = Taze yenen en küçüğü. Asmakabağı = Çardak üzerine alınıp pek fazla uzayanı ki, mayhoşça olup yine tâze yenir. Balkabağı = Tatlısı yapılan bir cinsi. mec. Bir şey bilmez, ukalâ ve ahmak adam. Helvacıkabağı = Kışın kurusu yenen ve hayvanlara yem edilen pek iri ve yuvarlak cinsi. Sukabağı = İçi boş ve ortası ince olup kurutulduktan sonra su vesaire koymaya yarayanı. Kabak başta patlamak — Bir işin cezasını kendi çekmek, ziyanı kendine gelmek. Barut kabağı = Barutluk, barut mahfazası. Kabak bağlamak = Yüzmek için koltukların altına su kabağı koymak. Kabak tadı vermek = Bıktırmak, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. unripe. pumpkin. zucchini. squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zucchini. marrow. vegetable marrow. marrow squash. squash. courgette. gourd. pumpkin. bold. bare dazlak. tüysüz. unripe. tasteless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. squash. not ripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cucurbita): Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iklçeneklilerden bir bitki familyası. Kabak, hıyar, kavun, karpuz bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long. shallow. oval dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elite. socialite. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird's eye view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.) (mâ-beka yerine galat tâbirdir). Kalan ,bakıyye, küsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edâtı, sebak «sebk» den geçmiş zaman, 3. müz. şahıs). Sebk eden, geçen, geçmiş: Mâ-sebakı unutmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماسبق] geçen, geçmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماسبق] geçen, geçmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «müşebbek» den galat.). Kafesli, kafes ve ağ şeklinde (nakış veya telkâri işlemeli gümüş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSABAKA) (i. A. «sebk» ten masdar). Birbirini geçmeye ve birbirinden ileri olmaya çalışma, yarış, yarışma, rekabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yarış, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. race yarış. yarışma. karşılaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contest. competitive bidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar) (Arapça terkiplerde: mutâbaka). T. Uygunluk, muvafakat, birbirini tutar halde olma. 2. (gramer) Fiil ile fail veya sıfat ile sıfatlananlar arasında dişilik, erkeklik, sayı vesairece uygunluk: Sıfat ile mevsuf arasında mutabakat şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. agreement. agreement uyuşma. anlaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum of understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «beka» dan if.) (mü. mütebâkıyye). Geri kalan, artan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسابقه] yarışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متباقی] kalan, geriye kalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yaban kirazı.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Net Balance Principle)

Hisse Senetleri Piyasası’nda gün içinde yapılan iki seansta gerçekleşen işlemlerin netleştirilmesidir. Üyelerin, hem aynı menkul kıymet üzerinde yaptıkları alım satımları ve hem de nakit olarak borç ve alacakları birbirine mahsup edilir. Üyeler, takasa kalan net tutar kadar borçlu veya alacaklı olurlar. Böylece her aracı kuruluş için gün sonunda ve tüm işlemleri üzerinden net nakit borç/alacak tutarı ile her menkul kıymet için ayrı ayrı net bir kıymet borcu/alacağı bulunur.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esbak). Ders, öğrencinin bir defada öğretmenindeln alıp öğrendiği şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Geçti. Mâ-sebak = Geçen, daha önce olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبق] ders.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sebk»ten). 1. Bir şeyin geçmişi, üst tarafı. 2. Kayıt, bağ, ilgi. Sıbâk ve sıyik = İbârenln gelişi, sözün alt ve üstü ile uygunluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياق و سباق] sözün gelişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam pişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etbaak). 1. Yemek vesaire koymaya mahsus az derin ve yayvanca kap. 2. İnce yufka, ince kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «debbâğ» dan). Derileri sepileyip meşin, sahtiyen ve kösele vesaire yapan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate. dish. serving. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. dish. plate. tanner sepici. tanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate. saucer. dish. course. ovenware. platform. tanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tobacco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبق] tabak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. debbâğ-hâne). Derileri sepileyip meşin vesaire yapılan fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tabakaat). 1. Sıra, birbiri üstüne konan sıraların herbiri, kat, yufka. Tabakaatü’l-arz = Jeoloji. 2. Sınıf, zümre, derece. Tabakaatü’f-şuarl = ŞAir sınıfları, şâir biyografileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tütün ve sigara kutusu. 2. İnce kat, levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer. ply. stratum. lamina. coating. coat. sheet. bed. cigarette case. collection. covering. order. rank. sphere. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

class. coat. coating. crust. layer. order. plate. rank. seam. sheet. sphere. stratum. sheet. category. coat. tobacco box. cigarette box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. coat. layer. stratum. sheet. category. group or class. film. case. sheeting. coating. lamination. leaf. lamina. ledge. tier. plate. tobacco case. formation. band. course. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبقه] kat. 2.katman. 3.sınıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. tabaka). Tabakalar, (bk.) Tabaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبقات] katlar. 2.katmanlar. 3.sınıflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبقة الارض] jeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük tabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanyard. tannery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبق خانه] derilerin sepilendiği yer, tabakhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derileri sepilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tabak koymaya yarayan raf. 2. Tabak kurutmaya yarayan mutfak Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser. tanning sepi. sepicilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to taste. to sample a food. sample. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Debbağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altınla karışık veya altın kaplamalı bakır veya tunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tombac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an alloy of copper and zinc used to imitate gold in cheap jewelry and for gilding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tombac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişmemiş, çiğ; toy, olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zanbak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. fleur-de-lis. lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zanbak): Zambakgiller familyasından; soğanı pullu, dik gövdeli, güzel ve iri çiçekli bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Beyaz zambak 1 metre kadar boylanabilir. Çiçekleri beyazdır. Kırmızı zambak yüksek dağlarda bulunur. Trabzon zambağı Doğu Karadeniz bölgesinde yetişir. Ev ilaçlarında beyaz zambak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücut ağrılarını dindirir. Diş ağrılarını ve iltihaplarını giderir. Şişlikleri indirir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel ve iri çiçekli bir süs bitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبق] zambak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Soğanlj ve uzun saplı büyük ve güzel kokulu bir çiçek ki, en meşhur cinsi beyaz olanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden çiğdem, lâle, pırasa gibi bitkileri içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cıva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, A.) (mü. zeybakıyye) Uimya)cıvayla a)as.a)ı, tıvaaan yapılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زیبق] cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by