Bakış Açısı (viewpoint, Vant ne demek? | Bakış Açısı (viewpoint, Vant anlamı nedir? | Bakış Açısı (viewpoint, Vant

Bakış Açısı (viewpoint, Vant anlamı nedir?

Bakış Açısı (viewpoint, Vant ne demek?

Bakış Açısı (viewpoint, Vant anlamı nedir?

Bakış Açısı (viewpoint, Vant | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bakis acisi viewpoint vant

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar

1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakmak fiili ve tarzı: Bu nasıl bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. glance. eye. blink. view. dekko. gander. regard. slant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. look. regard. squint. view. glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. view. blink. gaze. overlook. prospect. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. lüks hayatı seven kimse, keyfine düşkün adam; neşeli arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sabık, eski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventory. certificate of inventory. stock ledger. stock sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewpoint. point of view. angle of vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlaklık kaybı ya da renk kayması olmadan bir monitörü görebileceğiniz maksimum açıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). İnsanın düşünme yoluyla kendi kendini müşahedesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart-rending. heartbreaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz, etrafına dikkat etmez, dalgın. inobservance i. dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) konu dışı, sadet dışı; mevzu ile alâkası olmayan, günün mühim konularıyle ilgisi olmayan. irrelevance (i.) konu dışı olma. irrelevancy (i.) konu dışı olan şey. irrelevantly (z.) konu ile ilgisi olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird's eye view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rancour. spite. malice. grudge. desire for vegenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. lavanda). 1. Ufak mor bir çiçek veren bir cins ot ki, bahçelere tarla ve yol kenarlarına dikilir: Lavanta suyu. 2. Güzel kokulu su: Bir şişe lavanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Kadın İsmi) - Lavanta çiçeğinden elde edilen güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akdeniz'in doğu sahili ve bu sahildeki memleketler; kitap ciltlemeye mahsus özel meşin. levanter i. Akdeniz'de esen doğu rüzgarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yakın Doğu’da yerleşmiş veya evlenerek soyu karışmış Avrupalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

levantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Levantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Yakın Doğu'ya ait; Yakın Doğu'da ticaret yapan; i Yakın Doğulu kimse, bilhassa anası veya babası Avrupalı olan kimse, Levanten; bir çeşit ipekli kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. menservants) uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dikkat eden, dikkatli, riayet eden; itaatli, kanuna riayetkâr. observantly (z.) dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Zafiyete uğramış kimselerin bakıldığı sağlık evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Liste tutan; elindeki listeye işaret yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun, münasebeti olan, alâkalı, ilgili. relevance, relevancy i. münasebet, ilgi, alaka, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin, hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmetçi, uşak; köle, kul; besleme, yanaşma. servant boy uşak. servant girl hizmetçi kız. fellow servant kapı yoldaşı. public servant memur, devlet memuru. your humble servant, your obedient servant bendeniz, kulunuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük; (tenis) düsten sonra gelen puvan. avantaj vantage ground üstünlük sağlayan alan. coign of vantage iş veya gözleme elverişli yer veya saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava akımı sağlayan elektrikli fırıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airexhauster. blower. fan. fanner. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. radiator fan. air propeller. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive / fan belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ventriloque). Karnından konuşan, başkası söylüyormuş gibi konuşma marifeti gösteren kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ventrilogue

karnından konuşan

Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ventouse

çekmen

Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupping glass. sucker. cupping-glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber suction cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görüş noktası, bakış açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by