Bali ne demek? | Bali anlamı nedir? | Bali

Bali anlamı nedir?

Bali ne demek?

Bali anlamı nedir?

Bali | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bali

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Eski, koca, köhne.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Abası olan, aba giymiş olan. 2. Hırpalanan veya hakkı çiğnenen kise: Vur abalıya!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefala benzer bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل بالغ] ergin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hısımlık, yakınlık: Aramızda akrabalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. alliance. blood. kindred. relationship. kinship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinship. cognation. blood. connection. kindred. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arabaların konduğu yer. 2. Bir arabayı dolduracak miktarda eşya vesaire. Burada bir arabalık odun var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cart shed. garage. carload. wagonload. truckload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sar’ası ve bir çeşit cinneti olan (zenci).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a father. in a rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Babalık, pederlik, übüvvet. 2. Ahiret babası. 3. Uveypeder. 4. Kayınpeder. 5. Doğru ve saf, hile bilmez, mutedil fikirli ve safderun: Babalık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. parenthood. paternity. pop. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. paternity. stepfather. father-in-law. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhead. stepfather. adoptive father. father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a father to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni’nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbülOğ» dan) (mü. baliğa). 1. Erişmiş, vasıl: Yaşı yetmişe baliğ oldu. 2. Rüşt ve bulûğ yaşına erişmek: iki oğlundan biri bâliğ ve diğeri sabîdir. Câriye-i bâliğa = Rüşt yaşında cariye. 3. Varan, bir miktarı bulan (meblâğ): Maaşı üç bin kuruşa baliğ oldu. 4. Nihayet mertebeyi bulan, faik, kâmil: Hikmet-i bâliğa, Kudret-i bâliğa. 5. Yekûn, mecmû, toplam. Bâliğan mâbelâğ = Fazlasıyla, ferah ferah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالغ] erişkin. 2.tutan, varan. bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su içinde yaşayıp solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen omurgalıların genel adı. Ar. semek, Fars. mâhî: Deniz balığı, tatlısu balığı. Balık cinsinden olmayıp memeli oldukları halde suyun içinde yaşayan bazı hayvanlara dahi denir: Kadırga balığı gibi. Atbalığı = Suaygırı. Adabalığı = Kadırga balığı. Ayıbalığı = Fr. phoque (fok) denilen bir cins deniz hayvanı. Ak, alabalık = Bir nevi balık. Balık avcısı = Balıkçı. Balıketli = Narin olduğu halde Azâsı etle örtülü ve eti sıkı (şahıs), şişmana yakın. Balıkotu = BAhizühre denilen bir cins nebat, balıkları avlamıya mahsus bir terkip. Balıksırtı = Ortası yüksekçe kabarık yol. Balıkyağı = Morina balığından çıkan ve semirmek için içilen yağ. Balık baştan kokar = Kötülüklerin başta olanlardan başladığını anlatan atasözü. Baltknefesi = Balinagillerin başından çıkarılan bir çeşit yağ. Balık istifi gibi = Son derece sıkışık bir durumda. Balık kavağa çıkınca = Olmayacak işler için söylenir. Balık yumurtası = Bazı cins balıkların, eritilmiş balmumuna bandırılarak saklanan yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. finny. piscine. fish. ichthyo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curry. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. hack. pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod liver oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod oil. cold-liver oil. codfish oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık tutan ve satan adam, balık avcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turna çeşidinden, balıkla beslenir bir çeşit kuş, butimar, ebülhazin, sebiter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyophagous. piscivorous. heron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. fish-eating. piscivorous. egret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı sanatı. Sayd-ı mâhî = Balık avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing. fishery. fishing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery. fishing. fisheries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık yiyerek beslenen bir cins küçük deniz kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman denmiyecek, zayıf da sayılmayacak derecede toplu vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is neither thin nor fat. plumpish. fleshy. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither fat nor thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık saklamaya mahsus büyük depo. 2. Vaktiyle balık avcılığı emininin idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centre for the marketing and taxation of fish. fish market. fishstore. fishhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başaşağı olarak suya dalma tarzı. Bu atlayışta vücut dümdüz ve gergin olur, kollar baş hizasında birleşmiş durumdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık gibi gerinip sıçramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BALIKLAĞA) (i.). Deniz veya gölün balık yatağı olan tarafı, sahili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık pulu gibi parıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık kılçığı şeklinde, yol yol iç içe geçmiş açılar biçimindeki çizgilerden meydana gelen kumaş deseni. 2. Ortası yüksek olup iki tarafa doğru hafifçe alçalan: Balıksırtı yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herrignbone. diagonal. round-up. crossfall. herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Kardeş. 2.Çok sevgili, samimi arkadaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yastık. İskemle yerine kullanılır yuvarlak yastık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالين] başucu. 2.yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Balım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. Balinagillerden, denizlerde yaşayan bir memeli hayvan. Balinanın uzunluğu 25 metreyi, ağırlığı da 15 tonu geçebilir. Bunlara kadırga balığı denir (balena mistycetus). 2. Gömlek yakası, korse v.s. nin düzgün durması için kumaşın altına dikilmek üzere balina çubuğundan yahut sert ve esnek başka maddelerden yapılan dar ve uzun safiha. Balina çubuğu = Balinanın ağzına aldığı suyu dışarıya süzüp içindeki deniz hayvanlarını tutmasına yarayan ve üst çenesinin iki yanında tarak dişleri gibi sıralanmış bulunan safihalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale. whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Denizde yaşayan memeli hayvanlar familyası. Bunlar balık biçiminde olur. Başlıca örneği balinadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالش] yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir diğerini tamir etmek için bozulmuş araba, uçak vb'nden parçalar almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorba yapmaya mahsus, çorbaya yarar: Çorbalık irmik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonguefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

john dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iblis). İblisler, şeytanlar, (bk.) İblis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Öl: 1325). Osman Gazi’nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırbâliyye) (anatomi). Kalbur gibi olan. Gırbaliyy-üşşekl = Kalbur şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istikbâliyye). Gelecek zamana veya karşılamaya alt: Te’ mînât-ı istikbâliyye, teşrîfât-ı istikbâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır olmadığı halde hacmi büyük olan şeyin hâli, az ağırlıkta hacim büyüklüğü: Bu şiltenin kabalığı insanı rahatsız eder. 2. Zarafet ve naziklikten uzak muamele ve davranış, terbiyesizlik, yakışıksız söz ve iş: Bu adamın kabalığı çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. audacity. bestiality. discourtesy. disrespect. faux pas. gall. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. abruptness. asperity. crudity. discourtesy. incivility. indelicacy. roughness. unrefinement. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İzdiham, çokluk, kesret, Osm. cemm-i gafîr: Çok kalabalık vardı: Bu kadar kalabalığı ne ile doyuracağız? 2. Gürültü, patırtı, şamata: Çocuklar kalabalık etmesinler. 3. Bağlı olanlar, maiyette bulunanlar: Yanında çok kalabalığı var mıdır? 4. Yük ve eşya, ağırlık veren şeyler: Kalabalığı hana gönderip bizfilâna misafir olduk. 5. Kesretll, izdihamlı, çokluk: Biz hayli kalabalık idik. 6. Ahalisi çok, nüfus kesafeti fazla: Orası kalabalıktır. Ağız kalabalığı = Çok söyleyip söze boğma: Ağzı kalabalık bir adam. Kalabalık etmek = Lüzumsuz ve fazla olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment. dense

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowdedness. assemblage. concourse. confluence. congested. congestion. cram. crammed with people. crew. crowd. crowded. crush. dense. flock. heap. horde. host. legion. mob. numerous. peopled. press. ruck. squash. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congest. overcrowd a room. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get crowded. to get cluttered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaba ahalisinden olan adam: Kasabalılar köylülerin işini göremezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rockfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erik, kayısı gibi ağaçlardan sızan zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spearfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amberfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coastal fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark. dogfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd of idle onlookers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kenarı biribirine kavuşacak şekilde yivli, biribirine geçecek surette erkekli dişili hazırlanmış: Lambalı döşeme, tavan tahtaları; lambalı pervaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da «umursamam» demektir). 1. Her hususta umursamam» diyerek bir şeyi vazife edinmeyen, kayıtsız, kaygısız. 2. Teklifsiz, saygısız, çekinmez: Lâubâlî bir adamdır. Ben onunla lâubâlîyim. Teklifsiz, merasimsiz: Ben kendisiyle lâubâlî görüşürüm, oraya lâubâlî girip çıkıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too familiar. familiar. informal. reckless. offhand. cavalier. unceremonious. unconventional. unbuttoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier. familiar. free. perky. rakish. saucy. pert. familiar. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too familiar. too free-and-easy. intimate. informal. frc- and-easy. frc- form. unceremonious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too familiar. familiar. informal. reckless. offhand. cavalier. unceremonious. unconventional. unbuttoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier. familiar. free. perky. rakish. saucy. pert. familiar. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

too familiar. too free-and-easy. intimate. informal. frc- and-easy. frc- form. unceremonious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاابالی] kayıtsız, gamsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâubâlî olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. levity. sauciness. pertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being too free-and-easy. frc- and-easiness. freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. levity. sauciness. pertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being too free-and-easy. frc- and-easiness. freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) kayıtsızlık, gamsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) LAubâlî şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meblağ). Mebleğlar. (bk.) meblağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. cuttlefish. cuttlefish supya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halibut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsaw fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan bir balık (pristis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Torbası olan, torba taşıyan: Torbalı dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turba yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stricken with plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz; anlatım; boş laf; laf kalabalığı. verbalist i. kelimelere önem veren kimse; laf ebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sözle ifade etmek; açıklamak; fiil şekline koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolphinfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolphin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zorla muamele, kuvvete dayanıp kapıp vurarak hakka riayet etmeyenin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyranny. violence. bullying. despotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyranny. extortion. despotism. highhandedness. overbearance. rule of force. violence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by