Bask ne demek? | Bask anlamı nedir? | Bask

Bask anlamı nedir?

Bask ne demek?

Bask anlamı nedir?

Bask | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bask

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lie in warmth; to be exposed to genial heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To warm by continued exposure to heat; to warm with genial heat. be exposed; 'The seals were basking in the sun'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive or receive pleasure from; get enjoyment from; take pleasure in; 'She relished her fame and basked in her glory'. be exposed; 'The seals were basking in the sun'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşlenmek, tatlı bir slcaklığın karşısında uzanmak; zevk verici bir durumun tadınl çıkarmak; bir şeyi güneşe veya ateşe tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) güneşte ısınarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.). İkinci başkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen başka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. utterly different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. odd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father of the bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «baş» tan). 1. Diğer, gay rı, Ahar, şâir, özge: Başka adam, başka iş, başka yerde, başka defa. 2. Başka türlü, diğer-gûn, farklı: O iş başkadır. Başkası = Diğeri, gayrı, diğer biri. Başkaları: Diğerleri, diğer adamlar. ... dan başka = istisnâ bildirir: Senden başka bunu herkes işitti. Bundan başka yoktur. Başka başka = Ayrı ayrı, tek tek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. another. atypical. different. else. further. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elsewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrıca, ayrı olarak, tek başına, müstakillen: O, başkaca geldi. 2. Mahsusan, re’sen, suret-i mahsusada: Sizin için başkaca getirteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat different. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞKALAŞMA (i.) (y. k.). 1. (jeoloji). Bir kültenin fizik ve kimya bakımından değişmesi, istihale. 2. (biyoloji). Bazı hayvanların hayatı boyunca uğradığı biçim veya yapı değişimi, istihale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. transfiguration. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. metamorphism istihale. metamorfizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başka türlü olmak, değişmek, tagayyür etmek, gayrılaşmak, diger-gûn olmak: Ben görmeyeli bu adam başkalaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to metamorphose. to change. to alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to grow different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contumacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolt. riot. uprising. rebellion. muting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırılık, ihtilâf, muhalefet, karşı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. alteration. change. dissimilarity. diversity. exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir topluluğun, bir derneğin veya bir toplantının başında bulunan kimse, reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president. chairman. chieftain. chairperson. chief executive. dean. head. moderator. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairman. chief. head. leader. president. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. president. chairman / chairwoman. chairman. chieftain. front. governor. chief magistrate. moderator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkan olma ha li. 2. Başkanın vazifesi veya makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka biri, başka bir şey: Bunu beğenmedi, başkasını istedi. Başkası olsa böyle yapmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other. someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. someone else. alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir dairedeki kâtiplerin başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir devletin idare merkezi olan şehir, başşehir, devlet merkezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolitan. cap. capital. metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital city. seat of government. capital of a country. capital. metropolis. principal city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel made of osiers or other twigs, cane, rushes, splints, or other flexible material, interwoven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The contents of a basket; as much as a basket contains; as, a basket of peaches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bell or vase of the Corinthian capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two back seats facing one another on the outside of a stagecoach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put into a basket. a score in basketball made by throwing the ball through the hoop a container that is usually woven and has handles horizontal hoop with a net through which players try to throw the basketball the quantity contained in a basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a container that is usually woven and has handles. the quantity contained in a basket. horizontal hoop with a net through which players try to throw the basketball. a score in basketball made by throwing the ball through the hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basket applies to derivative instruments in the marketplace A basket is a group of stocks that is formed with the intention of either being bought or sold all at once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Applies to derivative products Group of stocks that is formed with the intention of either being bought or sold all at once, usually to perform index arbitrage or a hedging program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A group of currencies normally used to manage the exchange rate of a currency Sometimes referred to as a unit of account. the hoop with the net hanging from it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cup at the bottom of a ski pole, which encircles a sharp tip that bites into the snow to prevent slipping. an outer row of millefiori canes, pulled together underneath the motif to form a staved enclosure for the decorative element; a latticino ground

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of measure for rice One basket is 16 pyi The standard weight for a basket of rice is 46 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic RfootS on the end of a pole shaft that provides a pushing platform for the poling motion Smaller and lighter on performance equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large group of patterns which in some way resemble basket work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arrangement of steel bars, and panels that form a basket-like cage around the grip These are most commonly found on Scottish basket-hilted swords, and European rapiers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Men's arms joined around outside of ladies waists, ladies rest arms on men's shoulders, all lean out slightly and step sideways to rotate to the left Many dances only basket in one direction If needed basket in reverse direction always leave enough time t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A designated sum below which claims will not be made for breaches of representation and warranties. the metal frame of a speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Show shopping basket image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The frame to which a driver's cone is mounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fancy setting with numerous side piercings to provide a lacy or basket-looking appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A swing for 2 couples, with the men's hands supporting their partners' backs and with the ladies' hands resting on their partner's shoulders In a properly balanced set the men's hands will take almost no weight at all The feet are used as in a normal swin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sepet, küfe, zembil; sepet dolusu; spor sayı, basket. basketball (i). basketbol; basketbol topu.basket fern eğreltiotu, (bot). Sarhasia basket hilt eli muhafaza etmeye yarayan yarım küre şeklinde kafesli kılıç kabzası. basket weave iki veya daha fazl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Sepet topu mânâsına gelen bir top oyunu. Beşer kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunda tarafların amacı topu karşı tarafın sepetine sokmaktır. Sepet, üst tarafı daire şeklinde çemberli, altı açık bir ağdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. basketball

sp. sepet topu

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basketballbasketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketballer. basketball player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sepetçilik, sepet örgüsü işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Basıp sıkacak, tazyik edecek şey Mengene, cendere, mâsara. 2. Sıkı, tazyik. Baskı altında olmak. 3. Basan, ağırlık veren şey: Saban baskısı. 4. Kalıp, damga. 5. Bir eserin yeni basılışlarının her seferi: Büyük Türk Sözlüğü ikinci baskısını yaptı. 6. Bir basmanın bir defada basılan miktarının tamamı: Bu gazetenin baskısı 350.000’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographic. edition. print. printing. press. the press. oppression. pressure. restraint. discipline. arm-twisting. coaction. coercion. compulsion. constraint. crackdown. crush. duress. force. heat. impression. leverage. repression. screw. squeeze. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coercion. compulsion. constraint. edition. force. hem. impression. issue. oppression. press. pressure. printing. repression. restraint. stress. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edition. impression. imprint. press. pressure. printing. number of copies printed. bailing press. stamp. constraint. restraint. compression. brake. squeezing. squeezer. set hammer. mintage. punch. swage block. actual coercion. implied coercion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodblock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven, basamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tülbende baskı yapan

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressive. overbearing. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one that exerts pressure. stamper of fabrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır, sakîl. 2. Basıp geçen, galip, faik, üstün: Bu, hepsinden baskın çıktı. 3. Ansızın hücum, birden basıp gafil tutma, şebhûn. Baskın vermek = Ansızın hücuma uğramak, kabahat işlerken tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. prepotent. predominant. preponderant. overpowering. heavy. raid. sudden attack. descent. forage. foray. incursion. inroad. irruption. surprise. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. descent. foray. incursion. inroads. predominant. raid. surprise. inroad. bust. descent. unexpected visit. dominant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. unexpected visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük ağırlıkları, küçük bir ağırlık yardımıyle tartmayı sağlamak üzere birkaç kaldıracın uygun bir tarzda birleştirilmesi ile meydana getirilmiş ilet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. weighing machine. platform scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. platform balance. platform scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighting machines. scales. bascule. platform. weighlock. track scale. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Türkler’in Kıpçak koluna mensup bir soy. Başkurtlar Ural dağları bölgesinde yaşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt’tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. further. furthermore. moreover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furthermore. moreover. thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of state. head of / of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Emdikleri kütlelerin tesiriyle, püskürük magmaların birleşimlerinde değişiklik olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için, çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deluge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water flood. inrush of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöp sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by