Bat ne demek? | Bat anlamı nedir? | Bat

Bat anlamı nedir?

Bat ne demek?

Bat anlamı nedir?

Bat | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bat

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski yazarlarımız «Bit pazarı» tabirini kullanmaktan iğrendikleri için, kamusu arayarak Arapça’da bu kelimeyi bulmuşlarsa da, bunun mânâsı «zayıf, ahmak, sarhoş olup, münasebet almadığı gibi, biraz münasebet alan «betât» kelimesi de o kadar nadirdir ki, bizim bit pazarına kadar düşmesi umulamaz. Bunun için bu uydurma kelimeyi lügat kitaplarımızdan çıkarıp, söylediğimiz gibi «Bitpazarı» yazmaktan çekinmemeliyiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large stick; a club; specifically, a piece of wood with one end thicker or broader than the other, used in playing baseball, cricket, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shale or bituminous shale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sheet of cotton used for filling quilts or comfortables; batting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a brick with one whole end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike or hit with a bat or a pole; to cudgel; to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To use a bat, as in a game of baseball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Cheiroptera, an order of flying mammals, in which the wings are formed by a membrane stretched between the elongated fingers, legs, and tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common bats are small and insectivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cheiroptera and Vampire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Tical, n., 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bate or flutter, as a hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In badminton, tennis, and similar games, a racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke; a sharp blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rate of motion; speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spree; a jollification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manner; rate; condition; state of health. a turn batting; 'he was at bat when it happened'; 'he got 4 hits in 4 at-bats' nocturnal mouselike mammal with forelimbs modified to form membranous wings and anatomical adaptations for echolocation by which they

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nocturnal mouselike mammal with forelimbs modified to form membranous wings and anatomical adaptations for echolocation by which they navigate. a turn batting; 'he was at bat when it happened'; 'he got 4 hits in 4 at-bats'. a small racket with a long hand

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Filename extension for a batch file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A file with this extension is most likely a batch file for either CP/M or MS-DOS and is not likely to work on a different platform than the one for which it was originally written It should be simple ASCII however, so it might be possible to figure out wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Techniques BAT Standards are used to judge the performance of industrial processes and to provide a target for improvement plans They are gathered in a BAT Reference Document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluffy layer which is composed of interlaced and matted strands of fibrous material used for filling or insulating articles such as mattresses or comforters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension which indicates the file is a batch file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many people in Europe use the term 'bat' to refer to kiln shelves Thus 'bat wash' is kiln wash However in North America, 'bat' most often refers to wood, plastic, or plaster disks which are used on the potters wheel A bat is held in place by pins, an inte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Techniques BP/RAC: Blue Plan Regional Activity Centre BUR: Bureau. a creature of the night, which uses sound rather than light to find their way, their basic message is when you cannot 'see', 'listen' for direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bay Area Theatre CAT: Chicago Area Theatre Chicago Showcase CORST: Council on Resident Stock Theatres COST: Council on Stock Theatres Guest: Guest Artist HAT: Hollywood Area Theatre LA 99-Seat Plan LOA: Letter of Agreement LORT: League of Resident Theatre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bandwidth Allocation Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baths Advanced Trainer, a small kayak with round ends and designed for use in swimming pools Used as the mount for Canoe [sic] Polo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beam Auto Tracker A feedback mechanism used to compensate electronically for outboard antenna misalignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Goddess with the form of a cow, from the Middle Kingdom on merged with Hathor. the only mammal that can fly, known for its use of echolocation to move and hunt in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flat disk that sits on the wheel Used for heavy pieces that would be difficult to separate from the wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brilliant Anti-armor Technology BAT is an artillery-delivered anti-armor submunition that uses acoustic and infrared sensors to detect targets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common name for the racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cylindrical equipment piece players use when hitting All Major League Baseball bats are wooden; most are 34-40 inches long and weigh 31-40 ounces On non-major league levels, most hitters use aluminum bats, which provide more power than wooden bats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sound heard when a flying mammal flies overhead and excretes on one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an Artificial Aid that a Rider may use to backup the Natural Aids of Seat and legs Its purpose is to encourage reluctant or lazy horses to move forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Batch bestand - List of commands, necessary to run a program or application, for example the autoexec bat In this file the computer find the configuration for the soundcard, drivers for the cd-rom and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor. beysbol, kriket vb oyunlarda topa vurmak için kullanllan sopa; pingpong ve tenis raketi; tokmak, değnek. go on a bat bütün gece kafayı çekmek. go to bat for yardımına koşmak, müdafaa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). spor. beysbol sopası veya diğer bir değnekle vurmak; beysbol v.b. oyunlarda sopa ile vurma sırası gelince oynamak; kırpmak (göz). bat around (argo) dolaşmak, gezmek; münakaşa etmek, tartışmak. without batting an eye şaşkınlığını belli etmeden; şaşmad

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa, zool. Chiroptera blind as a bat tamamen kör. have bats in the belfry A.B.D., (argo) delirmiş olmak. horseshoe bat seytan kuşu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) azaltmak, indirmek; kısmen yahut tamamıyla kesmek; azalmak, eksilmek, hafiflemek, çekilmek; hükmü kalmamak abatement (i) azaltma, azaltılma, azalış, tenzil; kesilmiş yahut indirilmiş meblâğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) tepe penceresi; panjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Fr) mezbaha, salhane, kasaplık hayvanların kesildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Acâyip şeyler. 2. Anormal varatılmış mahlûklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). acılaştırmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrobat, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akbatu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). El üzerinde denge hareketleri, tehlikeli sıçramalar yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobate

cambaz

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. acrobat cambaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat , equilibrist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yumuşak ve beyaz bir çeşit mermer, kaymak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albatross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pek iri bir cins deniz kuşu, albatros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atebe’nin c. 1. Eşikler, basamaklar. 2. Iranlılar’ın mukaddes ziyâretgâhı. 3. Eşiği öpülen mukaddes yerler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتبات] eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامضبطه] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca «perapetto»). Kale korkuluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., zool., (bot). kıllı sakallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ten bellik, ağırlık, yavaşlık, ağır davranma, sür’at zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطائت] ağırlık, yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «batmak» tan). 1. Batacak, mahvolacak, kurtarılması mümkün olmayan, ümitsiz: Batak mal, batak bir şirket. 2. Batıcı, suya batan: Karabatak. 1. Batılan yer, çamurluk mahal, vahal. 2. Hamam havuzu. 3. Hayvanları sokmağa mahsus küçük göl. Karabatak = Ördeğe benzer, suya batıp çıkan bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. miry. in carey street. bog. quagmire. marsh. gutter. mire. morass. quag. quicksand. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. hotbed. slough. swamp. marsh. swampy. marshy. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swamp. march. unsound. unstable. floundering. spades. marsh. morass. nonsolvent. quagmire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vermemek niyetiyle borç alan, işi batak olan, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. fraudulent borrower. cheat. crook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcılık, işi batak olmakla herkesin de malını batıran adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devam eden akılsızları soymaya ve bazan büsbütün mahvetmeye mahsus kumarhane ve fuhuş yeri: Orası Adî bir batakhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. gambling den. den of thieves. den of vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakları ve sulak yerleri çok yer: Bataklı ovaların temizlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باتقریر] rapor halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşsizlik, işlemezlik, battallık, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi eğrelti otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batterie, askerlik). 1. Altı (veya dört) top ile asker ve levazımından mürekkep bölük: Bir batarya top. (mec.) Sert muamele, şiddetli tekdir, alabanda: Bataryayı yemek 2. (fizik) Birkaç cihazın bir araya getirilerek usulüne göre bağlanmasından meydana gelen takım: Elektrik bataryası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir fırın dolusu ekmek; bir defada alman miktar; takım, alay; yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nefesini tutmak; azaltmak, indirmek, tenzil etmek, kesmek. with bated breath nefesi kesilerek, soluk soluğa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Caz orkestralarında davul, zil, vurma sazların meydana getirdiği grup.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batterie

müz. davul

Orkestrada vurmalı çalgı takımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. drums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batteriste

müz. davulcu

Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). banyo, hamam, banyo küveti, banyo dairesi, sıcak; kaplıca; fotoğraf, filim v.b. banyosu; (f)., ing. banyo etmek, yıkamak. bathhouse (i). hamam. bathrobe (i). bornoz. bathroom (i). banyo dairesi; tuvalet. bathtub (i). banyo kuveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranilerde eskiden kullanılan bir sıvı öIçü birimi, takriben 40 litre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yıkamak, banyo etmek; ıslatmak, suya batırmak; banyo yapmak, yıkanmak; deniz banyosu almak; etrafı su veya diğer bir sıvıyla çevrili olmak bathing beach plaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., jeol. derinde bulunan bir çeşit volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz derinlik ölçeği, iskandil aleti, batometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). orduda yük beygiri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üslüpta gülünç bir şekilde yüksekten düşme; herkesce söylenmiş ve adi konulan işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bathurst, Gambia'mn başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz dibi tetkiklerinde kullanılan küre biçiminde dalgıç aleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «batmak» tan). 1. Güneşin battığı taraf, garb, mağrib. 2. Garpten esen rüzgâr. Batı karayel: Kuzeybatı cihetinden esen rüzgâr. Batı lodos: Güneybatı cihetinden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batâet» den smüş.) Ağır hareketli, yavaş, serî zıddı, geç. Batî-ül hazm: Geç hazmolunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

western. occidental. west. occident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

west. western.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

west. the west. western. the occidental westwind. occidental. occident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. the west. the occident. western. occidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطی] ağır, yavaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkel(Erkek İsmi) Erkek ve kadın adı, birleşik isim yapılarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Western Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Apra.

Nüfus: 204.000.

Yüzölçümü: 11093 km2.

Komşuları: Batı’da Fiji, Güneyde Tonga.

Önemli Şehirleri: Apra.

Din: %70 Protestan, %20 Romen Katolik.

Dil: Samoaca ve İngilizce (her ikisi de resmi).

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Batı Samoa 1914’de Yeni Zelanda askerleri girip, yönetimi ele alıncaya kadar (1899’dan bu yana) Alman kolonisi idi. 1945 yılında BM’in Yeni Zelanda Vesayeti olarak Common Wealth içinde Yeni Zelanda mandası altına girdi. 1959 Ekim’inde seçilmiş yerli hükümet görev başına geldi. 1 Ocak 1962’de ülke tamamen bağımsız oldu.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mizacı, karakteri, tabiatı, davranışı, huyu ağır, yavaş olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı’da açan yetişen gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmış, çökük: Batık gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submerged. submersed. ingrown. ruined. lagan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aground. sunken. sunk. submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submarine / submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted dye with wax; 'Indonesian fabrics are often batiked'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of applying dye to cloth which is covered in part with a dye resistant, removable substance such as wax After dying, the wax is removed, and the design appears in the original color against the newly colored background The cloth itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originated in Java; a method of dyeing textiles Wax is applied to sections of material which are to remain uncolored; the dyes do not penetrate wax Once dyed, the wax can be removed by various methods, one of which is boiling Repeated waxing and dyeing re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-directional geometric type design with an East Indian influence The background has a tie-dyed appearance The word itself refers to a method of dyeing designs on cloth by coating with removable wax the parts not to be dyed. an Indonesian method of pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technique using hot wax as a resist applied with a tjanting tool; a drawing instrument with a cup and spout from which molten wax is poured onto fabric in a design Dye is then applied in progressive layers over the wax Batik is traditionally done on eithe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay word, it refers to a method of creating designs by laying downwax on the parts of the surface not to be dyed. a traditional dyeing process in which portions of cloth are coated with wax and therefore resist the dye Batik fabrics are characterised

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste or wax resist dyeing technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fabric is dyed over wax resist in simple patterns. is a method of dyeing fabric by covering parts of the cloth with a wax design The cloth is dipped into cool vegetable dye which dyes the uncovered cloth, but does not melt the wax When the design is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Centuries-old fabric dyeing technique that uses wax to resist dyes Original designs are hand traced, then hand painted on both sides of the fabric using brushes or droppers Hot wax is applied to the design in the areas where color is not required The fabr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of dyeing cloth which involves the use of removable wax to repel the dye on parts of the design, where dye is not desired Batik originated in Indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric dying process that uses wax as a resist, usually with layers of wax and colors applied, one over the other When the image is completed, the wax is removed to reveal the gradients of color in the image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of producing printed effects by resist- dying, developed in Java A design is drawn on both sides of a cloth and the parts not to be colored by the first dye are covered with molten wax, which on solidification resists dyeing The cloth is crushed

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Indonesian method by which fabric is printed by coating with wax the parts of the textile that are not to be dyed; also, a patterned fabric created by such method. a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted. dye with wax; 'Indon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i batik, kuma51 boyama iSi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «butlan» dan if.) (mü. bâtıla). 1. Sıhhat ve hakikate aykırı, doğru olmayan, halk mukabili: Din-i bâtıl. itikaadât-ı bâtıla = Bâtıl din, bâtıl (boş) itikadlar (inanışlar). 2. Boş, beyhude, nâfile: Fikr-i bâtıl = Boş, doğru olmıyan, hak olmayan fikir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstitious. unreasoningwesterner. occidental. unreasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. non valid. absurd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. fallacious. null.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باطل] hükümsüz. 2.boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

western. occidental. westerner. occident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernwesterner. occidental. western. westerner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westerner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize. to adopt European practices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Batn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batın» dan if.) (mü. bâtına). 1. İç, dahifî, gizli, zâhir mukabil: Havâs-ı bâtına = İç hassalar. 2. İç yüz, dahil: Bâtını zâhire (içi dışına) benzemez. 3. Sır, Fars. râz: Bâtına vakıf: Ehl-i irfân. Ehl-i bâtın = ilâhî sırlara vâkıf Arifler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdomen karın. generation göbek. kuşak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطن] karın. 2.kuşak, nesil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), iç yüzden. İçe ait, sırra ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باطنا] işin iç yüzünde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.) (mü. bâtıniyye). 1. İç, dahilî: Havâss-ı bâtıniyye. 2. Sır ve gerçeğe mensup ve müteallik, zâhirî mukabili: Ayât-ı Kerîme’nin mânâ-yı bâtınîsi. (Kur’ An Ayetlerinin bâtınî mânâsı). Hakaayık-ı bâtıniyyeye vâkıf. Bâtıniyye = İslâm’da aşırı ve sapıtmış mezheplerden biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esoteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal. inward. mystic. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kur’an’daki kelimelere asıl mânâsını değil de mecaz yolu ile birtakım mânâlar vererek dinî emirleri başka türlü tefsir eden bir mezhep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savaşlarda cesareti ve kuvveti ile üstünlük kazanan kimse, yiğit, bağatur, bahadır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, kahraman, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokulmak, idhal edilmek: Suya, çamura batırıldı. 2. Girdirilmek, delmek ve geçirilmek: Şırınganın iğnesi derinin altına batırılmalıdır. 3. Garkedilmek: Düşmanın üç gemisi batırıldı. 4. Mahv ve kaybedilmek: O kadar servet kısa zamanda nasıl batırıldı? 5. iflâsa sevk ve mecbur edilmek: O banka, böyle muamelelerle batırıldı. 6. Mağlûbiyete uğratılıp mahvedilmek: Kumandanın dirayetsizliğiyle bir alay asker batırıldı. 7. Büyük ve tam zarar ziyana uğratılmak: O adam, ortakları tarafından batırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. prick. sinking. submerging. sticking. thrusting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. plunging. sinking. pricking. sticking into. losing. running down. defaming. causing the ruin of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokmak, bir şeyin içine indirmek, daldırmak: Suya, çamura, yere batırmak. 2. Girdirmek, delmek ve geçirmek; iğne, şiş batırmak. 3. Garketmek, mustağrak etmek: Kaptan gemiyi batırdı. 4. Mahvetmek, kaybetmek: Malını, servetini batırdı. 5. İflâsına sebep olmak, iflâs ettirmek: Bu muameleler bankayı batıracaktır. 6. Bozguna uğratıp mahvetmek: Tedbirsizliğiyle bir alayı batırdı. 7. Mahvetmek, çok zarar ve ziyana uğratmak: O adamı oğulları batıracaklardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. sink. submerge. to sink. to founder. to submerge. to dip. to dunk. to immerse. to stick. to thrust. to dig sth into. to plung into. to scupper. to scuttle. to disparage. to dirty. to ruin. to spoil. to bankrupt iflas ettirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sink. to plunge. to dip. to soil. to prick. to stick into. to lose. to run down. to defame. to cause the ruin of. decry. founder. ruin. steep. submerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmak işi ve tarzı. (bk.) Batmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. sinking. setting. decline. downfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinking. foundering. setting. decline. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patiska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). batist, ince ve renkli patiska.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batmış, çökmüş, çökük. 2. Çukur, derin. 3. İşi harap. 4. Müflis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. hallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batıp çökmüş şeyin hali, çöküklük. 2. Çukurluk, derıniik. 3. Müflislik, iflâs. 4. İşi harap olmaktık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. hallowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmak işi. (bk.) Batmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decadence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. setting. shipwreck. smash. sting. stitch. sinking. foundering. setting. decline. decay. financial collapse. bankruptcy. piercing. entry. prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinking. foundering. end. decline and fall. decadence. immersion. set. sting. submergence. submersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. müzârî: Batar). 1. Bir şeyin içine sokulmak, aşağıya gitmek, dalmak: Suya, yere, çamura batmak. 2. Girmek, hulûl ve nüfuz etmek: Ayağıma iğne, diken battı. 3. Girer gibi hissolunmak, acıtmak: Gözüme bir şey batıyor. 4. Ufuktan aşağı gitmek, gurub, ufûl etmek: Güneş battı, ay batacak. 5. Garkolmak, denizin dibine çökmek: Gemi battı. 6. Mahvolmak, kaybolmak: Bütün malı, serveti battı. Filân bankada birkaç bin lirası battı. 7. İflâs etmek, müflis olmak, bir şeyi kalmamak: O adam battı. Filân şirket, banka batmak üzredir. 8. Bozguna uğrayıp mahv ve perişan olmak: Bütün bir tümen battı. 9. Görülmez ve işitilmez olmak, eseri kalmamak: Onun adı battı. 10. Dalmak, müstağrak olmak: Borca, tere, al kanlara batmak. II. Fena tesir etmek, dokunmak: Onun lâkırdısı bana batmaz. Kandil batıp çıkmak = Sönmek derecesinde olmak. Çağatayca’da yardımcı fiillerden olup devam ve istimrar beyan eder: Bağırıp batmak = Bağırıp yatmak, durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belly up. swim like a brick. go over the cliff. be in carey street. go to rack and ruin. sink. submerge. set. go bankrupt. break. burst up. cave. crash. decline. dip. fail. founder. go down. gravitate. hang. plunge. slide into. be swamped with. go un.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. founder. lapse. prick. set. sink. smash. submerge. wane. to sink. to submerge. to founder. to go down. to go under. to set. to go bankrupt. to go bust iflas etmek. to prick. to get dirty. to hurt. to offend. to be ruined. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sink. to be plunged into. to be soiled with. to set. to disappear altogether. to be lost. to go bankrupt. to penetrate. to become ingrown. to go to the bottom. dip. dive. fall away. founder. make shipwreck. to go phut. prickle. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sular ve hububat için bir ölçü ki, mahalle göre, iki okkadan sekiz okkaya kadar değişir. Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weight used in the East, varying according to the locality; in Turkey, the greater batman is about 157 pounds, the lesser only a fourth of this; at Aleppo and Smyrna, the batman is 17 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man who has charge of a bathorse and his load. an orderly assigned to serve a British military officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orderly assigned to serve a British military officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ing. emir eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. butûn). 1. Karın, şikem. 2. Kucak, soy, sülâle, nesil. 3. Bir kuşaklık, nesillik zaman: Takriben 33 yıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطن] karın. 2.kuşak, nesil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. batniyye) (anatomi). Karına mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.) rütbe veya mevki alameti olan asa; değnek, sopa, baston; (müz). orkestra şefinin değneği, baton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patrik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kurbağalara ait; (i). kurbağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Unf ve şiddetle tutup kapma ve yakalama. 2. Kuvvet, şiddet, galebe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krikette topa vurma sırası kendisinde olan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بط] kaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batâlet» den imüb.). 1. Hükümsüz, hükümden sâkıt, boş: Battal evrak. 2. İşlemez, muattal: Battal bir değirmen. 3. Kolay kullanılamıyacak kadar büyük, hantal: Battal küp. (Bu mânâ Türkçe’ye mahsustur. Kahraman ve bahadır mânâsiyle dilimizde kullanılmaz). Bir işe müteallik hükümsüz evrak: Battalda hıfzetmek, saklamak, battal etmek, battal çekmek (yani üstüne battal kelimesini yazmak): Hükümsüz bırakmak, hükümsüz evraka katmak. Battal kâğıt = Son devir Osmanlı tarihinde 57 X 82 sm. eb’adında basılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large and clumsy. oversize. void. canceled. abrogatedto put out of service. make unusable. abrogated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over-size. useless. void. cancelled. abrogated. lapsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطال] yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesur, kahraman. 2.Pek büyük. 3.İşe yaramaz, hantal. 4.İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans’a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgan yerine veya yorganın üstünde kullanılan kalınca örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bedclothes. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince tahta parçası, tiriz, takoz: den. tiriz, yelkenleri düz tutmak için içine geçirilen ince tahta parçası. batten down den. ambar muşambalarını çekip tirizini vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).semirmek, iyi beslenme sonucunda şişmanlamak; başkalarının sırtından geçinerek lüks bir hayat sürmek; semirtmek, Sişmanlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sert darbelerle vurmak, hırpalamak; dövmek; eskitmek tahrip etmek; hamle yapmak. battered baby büyükleri tarafından hırpalanmış küçük çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sulu hamur; matb. bağlanmış sayfa halindeki dizilmiş harflerde bozukluk; bu bozukluğun meydana getirdiği yanlış; spor topa vuran oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (mim). temelden yukarı doğru meyletmek; (i). bu şekilde meyilli duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kale duvarlarını ve kapılarını yıkmak için kullanılan kalın kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., elek. pil, elektrik bataryası; akümülatör, akü; ask. batarya; (beysbol) atıcı ve tutucu; vuruş, dövme; (huk). kötü davranış; müessir fiil; bir şahsın haksız yere dövülmesi veya bedeni ezaya maruz bırakılması; dizi, seri, takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tabaka halinde pamuk (yorgan veya şiltede kullanılır); spor. bazı top oyunlannda vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). muharebe, savaş; dövüş; (f). savaşa katılmak; mücadele etmek, savaşmak. battle array harp safı. battle-ax (i). cenk baltası, teber; argo huysuz kocakarı. battle cruiser ağır kruvazör. battle cry savaş narası; herhangi bir kampanyada kullanılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. sürgün avı, sürek avı; katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo) çatlak kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün gelen, gücü yeten, galip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han’ın torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitler yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Musikide bir ölçülük nota ki, diğer ölçüden bir çizgi ile ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BArbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = yükseltme edatı, bâd = hava). 1. Havaya uçmuş gibi perişan. 2. Harap, viran, telef olmuş. Türkçe. 1. Pis, kirli: Berbat adam. Üstünü başını berbat etti. 2. Kötü, fena.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horrible. terrible. awful. miserable. bad. rotten. spoilt. destroyed. stinking. abominable. abysmal. accursed. accurst. appalling. atrocious. bum. chronic. crappy. dashed. deuced. devilish. disgusting. dread. dreadfull. egregious. execrable. fierce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. abysmal. appalling. atrocious. awful. beastly. chronic. diabolical. dire. dreadful. execrable. foul. frightful. ghastly. grotty. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. miserable. nasty. poisonous. putrid. ropy. rotten. shabby. sh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. dreadful. very bad. soiled. spoiled. arrant. awful. damnable. egregious. execrable. ghoulish. hellish. horrendous. infernal. lamentable. miserable. offending. putrid. rotten. shitty. terrible. unspeakable. venomous. villainous. yucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoil. vitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. balls up. botch. butcher. foul up. fuck up. to make a hash of it. to cause havoc. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Pislik, mülevveslik, telvis.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki loplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ثبات] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban aldatan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bekâr; (s). özellikle dini sebeplerle evlenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevâb). Sorulan şeylere verilen karşılıklar. Ecvibe şeklinde de cem’i yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cezbe). Cezbe’nin c. cezbeler, (bk.) Cezbe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ecza). ikinci defa damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dövüş, mücadele, çarpışma, savaş; (f). dövüşmek, savaşmak, çarpışmak, mücadele etmek. combat fatigue harp tesiriyle meydana gelen psikonorotik bozukluk. close combat göğüs göğüse çarpıma single combat düello.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

savaşçı, kavgacı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kavgacı, hırçın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). küre şekline sokmak; (s). küre şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehirlerin genişleyip birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. darbe). Vuruşlar, vurmalar, çarpmalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضربات] darbeler, vuruşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soruşturulması gereken, munakaşa edilebilir; şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tartışmak, münakaşa etmek, müzakere etmek; çok düşünmek; (i). tartışma, münakaşa, müzakere, fikir mücadelesi. debating society münazaralar tertip eden kurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ufak şey; fırlatılan şey; ismi unutulan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DİVAN-I MUHASEBAT) (i. F. A.). Muhasebeler dîvânı, Sayıştay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensions. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. dimensions. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bâtıl). Bâtıllar, (bk.) BAtıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباطل] saçma sapan sözler, ipe sapa gelmez şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sıbt). (bk.) Sıbt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şiddetlendirmek, kızıştırmak; kızdırmak, sinirlendirmek. exacerba'tion (i.) şiddetlendirme, kızıştırma, şiddetlenme; hiddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz, kaba. (bk.) Kubat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batı. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest. southwestern. southwesterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبات] hava kabarcıkları. 2.haplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (harâbe’nin çokluğu ise de, o mânâda kullanılmayıp teklik gibi geçer): Meyhane, devam edenleri harâb eden derbeder ve sefâhat yeri. Tasavvuf ve şiirde: Rind ve olgun insanların buluşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابات] meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hârâbâtî-yân). t. Meyhaneye devam eden, ayyaş, sarhoş ve pejmürde. 2. Eline geçen parayı içki ve sefâhat yoluna harcayıp kendine, evine, barkına bakmayan düşkün adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, derbederlik, israf ve sefâhat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. savaşamaz halde, savaş dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. habbe). Habbeler, taneler, tahıl. (bk.) Habbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HUBÜBAT) (i. A.). Tahıl. Ekmek yapmaya mahsus taneler: Buğday başta olmak üzere mısır, arpa, çavdar, darı, kuşyemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cereal. cereals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. cereals. grains. cereal grains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cereal. grain (seeds of cereal plants. cereals. corn grain. grist. corn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبوبات] tahıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board and lodging. room and board. bed and board. board and residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving lodging to. sheltering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباته] gece yatırma, geceyi geçirtme, barındırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. İcâb). İcaplar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایجابات] gereklilikler, gerekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (yarım rüzgâr mânâsiyle Farsça «nîm-bâd» veya deniz rüzgârları mânâsiyle Arapça Farsça «yem-bâdt» tâbirlerinden gelmiş sayılması yanlıştır. «Batı» dan olması ihtimali daha kuvvetlidir). Ekseriya batı veya kuzey batıdan esen serin deniz rüzgârı: İmbat esiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etesian winds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onrush wind. onshore wind. sea breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebat» tan masdar). Bitirme, bitmesini gerektirme: Fidanları inbât eden kuvvet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuluçkaya yatırarak veya suni araçlarla civciv çıkarmak; mec. kafasında (plan) kurmak, belleğinde tasarlamak; tıb bir hastalığın bedene girmesiyle belirtisinin meydana çıkması arasındaki zaman boyunca gelişmek (mikroplar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuluçkaya yatma; civciv çıkarma; tasarlama; tıb bir hastalığm bedene girmesiyle belirtisinin meydana çıkması arasmdaki zaman boyunca mikropların gelişmesi, kuluçka devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuluçka makinası; suni olarak mikroorganizma geliştirme aygıtı; tıb içi her zaman doğal beden ısısını koruyan ve erken doğmuş bebekleri koymak için kullanılan kutu biçiminde bir aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انهباط] düşüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. incubateur

kuluçkalık

Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتخابات] seçimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) boğaz gibi bir nefes alma organının içine boru sokmak (difteride). intubation (i.) boru sokma ameliyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zabt» dan masdar). 1. İntizam, yolunda olma: Dairenin işlerini inzibât altına almaya çalışıyor. 2. Asâyişin yolunda olması. 3. Askerî polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline sıkıdüzen. military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انضباط] zapturapt altında bulunma, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnzibata ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan masdar). 1. Bir şeye bağlı ve merbut oluş, bağlanma, ilgi: Kalbî irtibat. 2. Münasebet, birbirini tutma: Bu iki cümle arasında irtibat yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. connection. liaison. concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. communications. connection. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. contact. connection link. communication. connection. liaison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتباط] bağlantı, ilişki, ilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثبات] kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bir yerde bulunmak, varlığını göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir söz veya işten gizli bir mânâ çıkarma, tahminen anlama: Sözünden bunu istinbât ediyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنباط] anlam çıkarma, hüküm çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin teferruatına inmeden ana çizgilerini belirtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. rude. sketchy. roughly sketched out/outlined. crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough draft. rough copy. rough sketch. raw. blank. coarse. preliminary design. preliminary. diagrammatic sketch. roughly drawn. in outline. without details. crude. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir kısmı tek saz, bir kısmı saz hey’eti tarafından icrâ edilen peşrev çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ördeğe benzer siyah bir cins deniz kuşu. 2. mec. Bir görünüp bir ortadan kaybolan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cormorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kasaba). Nefes boruları, bronşlar. Iltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında meydana gelen kızarma ve öksürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba, battal, hantal. 2. Telâffuzu ve şivesi kaba: Kubad bir şive, kubad bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northwest. northwestern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içilen içkinin mabutların şerefine bir kısmının yere dökülmesi, bu nedenle dökülen içki; şaka içki, işret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. kenarlı, başka renkte kenarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. yuvarlak kısımları olan, loplu; kenarları sarkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. buttocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. buttocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istimna etmek. masturba'tion i. istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlub.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ayıp şeyler, ayıplanacak kusur ve noksanlar: Herkesin mâyûbatını yüzüne vurmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “«zabt» tan) (c. mazâbıt). Bir meclis veya heyetin müzakere ve kararlarını, makama vermek üzere kaleme alınan ve bütün heyet tarafından imza edilen kararname: ŞÜrây-ı devlet mazbatası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضبطه] tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutanak düzenlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتوبات] mektuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Mensuplar: Çiftliğin mensûbâtından birkaç hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçecekler, şerbet cinsinden içecek şeyler, (bk.) Meşrûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. beverage. drink. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. squash. soft drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. soft drinks. beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروبات] içilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâyîb olunan şeyler, ayıp ve müstehcen işler: Muayyebâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tecrübe olunmuş işler, görgü: O adamın ilmi yoksa da mücerrebâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «gayb» den imef.) (tekliği dilimizde kullanılmamıştır). Gizli ve görünmez şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاربات] harpler, muharebeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hesap işleri. Dîvân-ı Muhâsebât = Sayıştay, (bk.) Muhâsebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. c.). Edinilen bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâsebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seçilmiş eserler veya fıkralar, bir veya birkaç müellifin eserlerinden seçilmiş kısımlar, antoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Birkaç parçadan yapılmış maddeler. 2. iki veya fazla kelimenin birleşmesinden yapılmış kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Maaş ve tâyinât: Hazineden mürettebatı vardı. 2. (denizcilik) Savaş gemisinin insan mevcûdu; yolcu vapurları ve şilebleri kullanan vazifelilerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. complement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. flight crew. ship's crew. man. member of the crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. müstenbata). Örtülü olarak, dolayısıyle anlaşılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Talep edilen şeyler, İstekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالبات] istekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتسبات] bilgi birikimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناسبات] münasebetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخبات] seçki, antoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEBAT) (i. A.) (c. nebâtât). Ot, ağaç ve çiçek gibi yerden biten şey, bitki, (c.) İlm-i nebâtât = Botanik. Nebâtât bahçesi = Bitki çeşitlerini bir araya taplayan bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant bitki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نبات] bitki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نبات] nöbet şekeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nebat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نباتات] bitkiler. 2.botanik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nebâtiyye). Nebata, bitkiye ait ve bitki cinsinden, (i. A. c.). Nebâtiyyûn. Botanik bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. botanical. botanical bitkisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. botanical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نباتی] bitkisel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (ask.) geri hizmetlerde görevli kimse; savaş zamanında sivil olan kimse; (s.) savaşta kullanılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz batu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatslzlık, huzursuzluk, ıstırap; karışıklık; heyecan; astr . bir gökcisminin hareketinde başka bir gök cisminin etkisi ile meydana gelen düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden tatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. onaylama yetkisine ait; i. vasiyetnamenin resmen onaylanması; f. vasiyetnameyi resmen onaylatmak. probate court veraset mahkemesi. probate duty bir nevi veraset vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hafif bir suçtan dolayı gözaltına alınma; (memuru) deneme süresi; gözaltı; kanıtlama; huk. vasiyetnamenin onaylanması. probation officer hafif suçluyu gözaltında bulunduran memur. probational, probationary s. deneme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözaltında olan hafif suçlu; deneme devresinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rabat, Fas'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) iskonto etmek, indirim yapmak, tenzilât yapmak, bir kısmım geri vermek; (i.) indirim, tenzilât, iskonto, geri verilen kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) rabbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. tövbesiz, günahkâr, sefil, melun; i. kötü yola sapmış kimse, ahlâkı bozuk kimse; f. ebedi ceza vermek (günahkâra); uygun görmemek, tensip etmemek; lânetlemek. reproba'tion i. lânetleme; tensip etmeme; melunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağ, râbıta, ilgi. 2. Sağlam bina. 3. Ortaçağ İslâm Aleminde dervlş-gazilerin barındığı büyük, müstahkem tekke. 3. (anatomi) Organları bağlayan bazı sinirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رباط] konak. 2.han, kervansaray. 3.tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., müz. bir notanın başka bir nota yerine uzatıldığını gösteren; i. bu şekilde uzatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumartesi veya pazar gününü kutsal kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebt günü; Musevilerce cumartesileri, Hıristiyanlarca pazarları uygulanan kutsal dinlenme günü; dinlenmegünü veya zamanı. Sabbathday's journey on beş dakikalık yol; kısa yolculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebt gününe ait; tatile ait sabbatical i., sabbatical year üniversite öğretim üyelerinin çoğunlukla yedi senede bir yaptıkları ücretli izin yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Osman Beyin kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yerinde durma, sâbit ve kararlı olma, devamlılık, yerinden veya sözünden oynamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perseverance. constancy. permanency. fastness. persistence. pertinacity. strenght of purpose. resoluteness. steadfastness. steadiness. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. perseverance. persistence. tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The eleventh month of the ancient Hebrew year, approximately corresponding with February.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmness. perseverance. tenacity. constancy. persistence. decision. determinatedness. determination. insistence. patience. permanency. stability. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثبات] yerinden kımıldamama, kararından vazgeçmeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sabit).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold fast to one's purpose. to show resolution. to persevere. hang in. persist. stand. stand one's ground. stand to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sebatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثباتکار] sebat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perseverant. constant. stable. pertinacious. sedulous. steadfast. sturdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. permanent. sedulous. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is not steadfast. erratic. inconsistent. infirm. variable. various. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of steadfastness or perseverance. infirmity of purpose. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثيبات] dul kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oturularak yıkanılan küvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. temel. stereobatic s. temele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. sıra halindeki sütunların ortak tabanı, ortak sütun oturmalığı, ortak seki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعبات] şubeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. Süryântce’den). 28 ve dört yılda bir de 29 gün çeken, takvimin 2. ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feb. february.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

February.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. atomdan küçük, atom içindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعبات] şubeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. güneş banyosu yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tahrîb’in c.). Harab etmeler, yıkıp bozmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroying. destruction. devastation. havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ravages. destruction. devastation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. destruction. depredation. havoc. ravages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخریبات] yıkmalar, yıkımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’KİBAT) (ka ile) (i. A. c.) (m. tâkıyb). Kovuşturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution kovuşturma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings. legal action. prosecution of a case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tayyibe). İyi şeyler, (bk.) Tayyibe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعقيبات] kovuşturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kovuşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترکبات] oluşumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting. gear. setup. arrangement. disposition. apparatus. installation. arrangements. dispositions. appliances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setup. the manner in which sth is organized. disposition of troops. mechanism. apparatus. system. appliance. contrivance. gear. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترتيبات] düzenlemeler, düzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurilik hastalıklarından meydana gelen dengesizlik ve sendeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç loplu, üç kısımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقوبات] cezalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ulan-Bator (Urga), Moğolistan'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., eski azalmamış, kesilmemiş; ucu körlenmemiş (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واجبات] gerekenler, yapılması gerekli olanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. kelimesi kelimesine, aynen harfi harfine; s. kelimesi kelimesine yapılmış, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vombat, Avustralya'ya özgü keseli bir hayvan,zool. Wombatidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by