Bay ne demek? | Bay anlamı nedir? | Bay

Bay anlamı nedir?

Bay ne demek?

Bay anlamı nedir?

Bay | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bay

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin. Bay ü gedâ = Zengin, fakir herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir saygı ifadesi olarak erkeklerin öz veya soyadlarının başına getirilir: Bay Ahmet, Bay Celâl. Adı bilinmeyen bir erkekten bahsederken isim yerine kullanılır: Bir bay beni aramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esquire. mister. mr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reddish brown; of the color of a chestnut; applied to the color of horses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inlet of the sea, usually smaller than a gulf, but of the same general character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small body of water set off from the main body; as a compartment containing water for a wheel; the portion of a canal just outside of the gates of a lock, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or indentation shaped like a bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A principal compartment of the walls, roof, or other part of a building, or of the whole building, as marked off by the buttresses, vaulting, mullions of a window, etc.; one of the main divisions of any structure, as the part of a bridge between two piers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compartment in a barn, for depositing hay, or grain in the stalks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of mahogany obtained from Campeachy Bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A berry, particularly of the laurel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The laurel tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, in the plural, an honorary garland or crown bestowed as a prize for victory or excellence, anciently made or consisting of branches of the laurel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tract covered with bay trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bark, as a dog with a deep voice does, at his game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bark at; hence, to follow with barking; to bring or drive to bay; as, to bay the bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deep-toned, prolonged barking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state of being obliged to face an antagonist or a difficulty, when escape has become impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bank or dam to keep back water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dam, as water; with up or back. a horse of a moderate reddish-brown color a compartment in an aircraft used for some specific purpose; 'he opened the bomb bay' a compartment on a ship between decks; often used as a hospital; 'they put him in the sick b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sir. man. mister. monsieur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an indentation of a shoreline larger than a cove but smaller than a gulf. the sound of a hound on the scent. small Mediterranean evergreen tree with small blackish berries and glossy aromatic leaves used for flavoring in cooking; also used by ancient Gree

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or inlet in the shore of a sea or lake between two capes or headlands, not as large as a gulf but larger than a cove See also bight, embayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide, curving indentation, recess, or arm of a sea or lake into the land or between two capes or headlands, larger than a cove, and usually smaller than, but of the same general character as, a gulf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide area of water extending into land from a sea or lake San Francisco, California, is on the Golden Gate Bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vertical division of a vessel from stem to stern, used as a part of the indication of a stowage place for containers The numbers run from stem to stern; odd numbers indicate a 20 foot position, even numbers indicate a 40 foot position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess in the shore or an inlet of a sea between two capes or headlands, not so large as a gulf but larger than a cove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal division of building marked by roof principals or vaulting piers; A unit of interior space in a building, marked off by architectural divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The opening between two columns or walls that forms a space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body of water partially enclosed by land, but with a large outlet to the sea or ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of an ocean or lake extending into the land. a unit of a building marked by vaulting or roof compartments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a sea or lake that advances inland of the shoreline. place in a computer case to put drives and other devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sections into which the nave of a church is divided, generally by columns or pillars Can be counted by following the longitudinal axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide area of water extending into land from a sea or lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or INLET in the shore of a sea or lake between two capes or headlands, not as large as a GULF but larger than a COVE See also BIGHT, EMBAYMENT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An opening in the chassis used for installation of mass storage equipment such as a CD-ROM drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or INLET in the SHORE of a SEA or lake between two capes or HEADLANDS, not as large as a GULF but larger than a COVE See also BIGHT, EMBAYMENT See Figure 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The distance between the main frames of a building. part of the sea or lake extending into land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Space between two bents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unfinished area or space between a row of columns and the bearing wall Usually the smallest area into which a building floor can be partitioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A telephone industry term for the space between the vertical panels or mounting strips of the rack One rack may contain several bays A bay is another place you put your equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A regularly repeating division of a facade, marked by fenestration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vertical division of the exterior of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space between the primary frames measured parallel to the ridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne, defneye benzer birkaç cins ağaç; zafer nişanesi olarak verilen defneden yapılmış taç; (çoğ). şöhret, ün. bay leaf defne yaprağı. bay rum bir çeşit güzel kokulu losyon, defne ispirtosu bay tree defne ağacı. wild bay tree fil burnu, yaban defne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). doru rengi; doru at; (s). doru, kızıl doru, kızıl kahverengi. bay horse doru at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzun havlama sesi, uluma; (f). havlamak, ulumak. at bay av köpekleri tarafından kıstırılmış; sıkışık durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koy, küçük körfez; pencere çıkması, cumba; duvar bölmesi; bölüm. bay window cumba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarbay ile tuğgeneral arasındaki askerî rütbede olan üssubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rank of colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Çavuş, üstçavuş ve başçavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petty officer. sergeant. junior officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-commissioned officer (NCO. noncommissioned officer. petty officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Azerbaijan) Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Hazar Denizi’nin kıyısında İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey enlemi 47 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: Toplam: 86600 km².

Kara: 86100 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 2013 km.

Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km Gürcistan 322 km İran (Azerbaycan sınırı) 432 km İran (Nahçıvan sınırı) 179 km Rusya 284 km Türkiye 9 km.

Sahil şeridi: 825 km (Hazar denizi).

İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9’unun hüküm sürdüğü Azerbaycan’da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan’da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi’nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm) en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.

Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan’ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ’in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m; en yüksek noktası: Bazardüzü dağı 4485 m.

Doğal kaynakları: petrol doğal gaz demir yatakları metaller alüminyum.

Toprakları: Tarıma elverişli: %20.

sürekli ekilen: %5.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %11.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 14550 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları deprem.

Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga Ural Kür Aras Terek Samur Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar’ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 7961619 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.8 (erkek 1046501; bayan 1011492).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 2573134; bayan 2706275).

65 yaş ve üsleri: %7.8 (erkek 246556; bayan 377661) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.66 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.38 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.65 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 63.85 yıl.

Erkeklerde: 59.78 yıl.

Kadınlarda: 68.13 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Azeri.

Nüfusun etnik da


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı ve vakarlı adama yakışır surette olan: Babayâne tavır, kıyafet = Yaşlı ve vakarlı adama yakışır bir surette: Babayâne giyiniyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابایانه] babaca, babacan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Babayâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinenden, alışılandan hiç bir farkı olmayan: Basbayağı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. entirely. simply. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adî, has olmayan, avam-kârî: Bayağı kâğıt. 2. Aşağı, dûn: Bayağı adam, pek bayağı mal. Adetâ, düzce: Benim bayağı sıtmam vardır. Mübalağa ve tekid için «bas» edatını alır: Basbayağı bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. banal. ordinary. coarse. vulgar. camp. cheap. no class. coarse-grained. common as dirt. commonplace. corrupt. dastardly. goodish. inferior. lewd. little. low camp. low class. menial. plebeian. prosaic. run-off-the-mill. shoddy. tawdry. quite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal. coarse. common. low. mean. menial. poor. shoddy. vulgar. ordinary. plain. quite. simply. just. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse. vulgar. low. banal. characterless. cheap. dreadful. ignoble. inferior. low camp. mundane. ordinary. pitiful. plebeian. poor. profane. rumdum. servile. simple. tawdry. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar fraction. common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adîlik: Bu kâğıdın, bu yazının bayağılığı meydandadır. 2. Aşağılık, dûnluk: Bu adamın bayağılığı ilk sözünden anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarity. coarseness. banality. inferiority. platitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir saygı ifadesi olarak kadınların öz veya soyadlarının başına getirilir: Bayan Fatma, Bayan Yücel. Adı bilinmeyen bir kadından bahsederken isim yerine kullanılır: Beni bir bayan aramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. lady's. mrs. mrs. ms. ms. lady. madam. madame. missis. mistress. dame. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. madam. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ulu, yüce saygın, soylu. 2.Ekilmemiş toprak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesur ve namuslu adam.(15.,16.yüzyıllarda yaşamış kahraman vir fransız şovalyesinin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortaçağ kahramanlık destanlarında adı geçen efsanevi at; kahramanlık göstermiş herhangi bir ata verilen isim; k.h. doru at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiyip tazeliğini kaybetmiş, tazenin zıddı: Bayat ekmek. 2. Eski, modası geçmiş, artık kullanılmaz: Bayat mal, eşya 3. Tatsız, lezzetsiz, soğuk. Dükkân bayatı = Eskiden, dükkânda kalıp satılmayan hurda eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fresh. dated. stale. old. corny. cut-and-dried. threadbare. trite. twice-told. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corny. rancid. stale. old. trite. hackneyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale. old. fogy. cold. corny. mouldy. shopworn. threadbare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir basit makam. Uşşak makamının inici şeklidir. Adını Oğuzlar’ın Bayat kabilesinden almıştır ve «Beyâtî» telâffuzu saçmadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakıp eskitmek: Suyu bayatlatmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz, Bayezid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü’l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, ileri gelen, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baybaş).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne v.b. ağaçların meyvası; mum ağacı, (bot). Myrica cerifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Zengin, varlıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baybaş).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. «piyade» den Arapçalaştırılmış). Satranç oyununda piyade taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baydur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat’ın Gülçiçck Hatun’dan olma oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış, kendinden geçmiş. 2. Gevşek, mecalsiz, cansız. 3. Soluk, fersiz. 4. Mahmur, mestâne (göz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. senseless. unconscious. languorous. faint. languid. amorous. fond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. unconscious. languid. in love with. cold. gone. insensible. languishing. low. plummy. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cast amorous glances. to become listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2. Gevşeklik, mecalsizlik. 3. Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4. Susuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipek böceklerinin çalıya çıkamayıp koza yapamamaları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin ve güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bey’» den if.). Satan, satıcı, Osm. bey’ ve füruht eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller. subsidiary. vendor. dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. supplier. retailer. seller on commission. licensed retailer of beverages and tobacco from the government monopolies. wholesale distributor of newspapers. seller. selling party. commercant. concessionnaire. dealer's buyer. retail dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بایع] satıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) İmam bayıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. being the holder of a franchise. franchise. the territory in which a franchiser has the right to sell a company's product. franchiser's place of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealership. distributorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayılmak işi. (bk.) Bayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. blackout. faint. fainting. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. rhapsody. heeling. listing. fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendini kaybetmek, kendinden geçmek, gaşyolmak: Kömürden bayılmıştı. 2. Solmak: Bu çiçekler bayılmıştır. 3. Çok sevmek, hoşa gitmek: Bu atın yürüyüşüne bayılırım. 4. Çok gülmek, yorulmak vesaireden kinaye olur: Gülmeden bayıldık. Yürümeden bayıldım. Susuzluktan bayılacağım. (Biriyle alay için «Aman bayılayım» terkibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. collapse. faint. gush. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteleden biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuzlu su, havlu.

Hazırlanışı : Küçük bir havlu, tuzlu suya batırılır ve hastanın alnına konur. Sık sık değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. nauseating. causing to faint. narcotic. anaesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overpowering. narcotic. anesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bayılmasına sebep olmak, kendinden geçirmek: Ayağını kesmek için kendisini klorformla bayılttılar. Bizi gülmeden bayılttı. 2. Soldurmak: Bu çiçekleri güneşte bırakıp bayıltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stun. to make swoon. to cause to faint. to anaesthetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb faint. to anesthetize. knock cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide senkop’un Türkçe’si. Kuvvetli zamanın zayıf zaman hâline gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az inişli yer, sath-ı mâII: Dağların eteklerindeki bayırların cümlesine bağa tahvil etmişlerdir. Bayırkuşu = Bayırcın dahi denilen bir cins kuş. Kırkbayır = Bazı hayvanların üçüncü midesi. Bayırturpu = Baharlı ve iri bir nevi turp. mec. Kaba ve terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothill. slope. ascent. acclivity. brae. declivity. glacis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. incline. ridge. rise. slope. ascent. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascent. slope. acclivity. descent. downslope. elevation. hill. inclination. ridge. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönderin ucundaki bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayırkuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayıra benzer, az mail: Bayırımsı bir yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise. to get steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bay» dan). Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asya Türk ülkelerinde bulunan yaban kısrağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baygüç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur’un 1386’da Kars’ı Karakoyunlular’dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. Anadolu-Azerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kerkes nevinden yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Helak olma, mahvolma. 2.Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3.Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur’un torunu Şeyh Ömer’in oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykoca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kukumav kuşu, bûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl. night owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykut).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(s.) (Kadın İsmi) 1.Nazlı, şımarık. 2.Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zenginlik, varlık ve kudret. 2. Döl yatağı, rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Derman bırakmamak, dermansız bırakmak. 2. Efsane ve efsunla aldatmak, büyü etmek (terkedilmiş kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). süngü, kasatura; (f). süngülemek. bayonet clutch bayonet kavramı. spade bayonet kazma şeklinde süngü. trowel bayonet mala şeklinde ufak süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. bir nehir veya gölün bataklıklı kolu veya çıkış noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. by-pass

1. devre dışı, 2. tıp köprüleme

1. Konudan uzak, ilgisiz. 2. Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir sapın ucuna bağlı ve devletin belirli alâmetlerini havi belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde bez. Bandıra. Ar. râyet: Türk bayrağı, Fransız, italyan bayrağı. 2. (Eski askeri tâbirlerde) Tabur = Bir bayrak asker. Bayrak açmak = Asker toplamak. Bayrak altı = Hayme-gâh, ordu-gâh. Bayrak donanması ve alay bayrakları = Gemilerin, şenlik günlerinde açtıkları çeşitli renklerde parçalar. Bayrak askeri = Nefîr-i Am, halktan toplanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. ensign. standard. colors. banner. oriflamme. pennon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banner. colours. flag. standard. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. banner. ensign. flag. standard. colours. jack. fishplate. bracket plate. angle piece. gusset. gussetplate. colo u rs. national colours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bayraktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيدقدار] bayraktar, sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir dinde mübarek addolunan gün, Ar. lyd: Şeker bayramı = lyd-ı fıtr. Ramazan ayının bitmesiyle başlayan bayram. Kurban bayramı = Hacıların bayramı, lyd-ı adhâ. Mûsevîler’in kamış, hamursuz bayramı. Millî günlerde bayram olur: Cumhuriyet bayramı vs. mec. Sevinç, şenlik. Şehr-Ayîn = Bayram etmek, şenlik etmek, sevinç gösterilerinde bulunmak. Kara bayram = Yas ve matem günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. festal. hols. holiday. holidays. festival. feast. fete. fiesta. gala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feast. fiesta. bairam. festival. holiday. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival. religious festival. national holiday. festivity. bean feast. fiesta. flag- day. gala. general holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair grounds. holiday ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Birbirine bayram tebriki etmek, Osm. muâyede eylemek. 2. Bayram tebriki için öpüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings on the occasion of a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrama mahsus, bayramlık elbise. Bayram hediyesi, bahşişi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunday clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayrı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, ünlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baysan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir bayt, 8 bitten oluşur. Bir bit, 256 karakteri, sayıyı ya da renk değerini tanımlayabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısrak. 2.Bayır, yokuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). At vesair hayvanların hastalık ve tedavisine ve bakımı usûlüne vâkıf adam, hayvan doktoru, veteriner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. veterinarian. vet. horse doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the veterinary art or profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baytal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tugay)-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüze).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ülgen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cibâyet’in c. câbîllkler, vergi ve gelir toplamalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Republican Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda, susığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, ünlü aileye mensup erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

boşa gitmek, yazık olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with tomatoes and onions. eaten cold with olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish prepared with eggplant. onions and olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kamar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, tabib, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kayıtbay el-Zahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyiliksever, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevişgetiren hayvanların midelerinin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Kemirgenlerden tavşandan küçük bir hayvan (cavia cobaya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig. cavy. laboratory animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumuk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Feast of the Sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mubayaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. purchasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bey» den masdar) (c. mubâyaât). Satın alma: Bir araba mubâyaa ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mubâyaa eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchasing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mubâyaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn» den masdar). 1. Ayrılık, gayrılık, muhalefet, uyuşmazlık, ihtilâf. Miibiyenet-i efkâr = Fikirlerin uyuşmazlığı. 2. iki şeyin birbirinin zıddı ve eksi olması, zıtlık: Bu İki söz arasında mübâyenet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. clashing. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbeyn» den if.) (mü. mübâyine). 1. Başka türlü olan, diğerlerinden ayrı ve gayri olan, muhalif. 2. Diğerinin aksi ve zıddı olan: Bu sözünüz demin söylediğinize büsbütün mübâyindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »beyn» den if.) (mü. mütebâyine). Birbirine zıt olan, birbirinin aksi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular officer. active officer. military / professional officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبایعه] satın alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak, satın alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

almak, satın almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Klavuz, rehber, önder kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ordu komutanı. Ordu beyi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, Türk Alpi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Pars gibi güçlü ve çevik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid-al-Fitr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid Al Fitr the Celebration of Breaking the Fast, marks the end of Ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zakkum, ağıağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kentli, şehirli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıalp).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سه با دو] üç ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SE BA DÜ) (i. F ). Tavla zarlarından birinin üçü, öbürünün ikili düşmesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. gemi reviri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduya katılan asteğmenden orgenerale ve büyük amirale kadar rütbelere yükselebilen asker. Subaylar; subay, üstsubay ve general.veya amiral diye üç sınıfa ayrılır. Osm. zâblt. Birçok ülkede zâbıta Amirleri ve ticaret gemisi zâbitleri hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army officer. officer. commissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of an officer. being an officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabîat). Tabiatlar. (bk.) Tabiat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبایع] tabiatler, huylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - bay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn» den masdar) (c. tebâyünât). 1. İki şey arasındaki tezat («mübâyenet» daha çok kullanılmıştır). 2. (matematik) Bir rakamla bölünmesi mümkün olmayan iki rakam arasındaki ilgi: 7 ile 9 gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تباین] zıtlık, aykırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birikimli, kişiliği gelişmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Su sığırı dişisi, dişi manda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tugay komutanlığı yapan albay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eskiden tugay komutanlığı yapan albay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tur bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sınır beyi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu -bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, saygın, erdemli kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü, bilgili, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Üründü).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üstsubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Binbaşı, yarbay, albay rütbelerindeki subay.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Üstün bay. 2.Seçkin, başarılı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, becerikli, temiz, akıllı ve saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi tanınan, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Rütbesi binbaşı ile albay arasında olan üstsubay, kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیبایی] güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by