Baz İstasyonu ne demek? | Baz İstasyonu anlamı nedir? | Baz İstasyonu

Baz İstasyonu anlamı nedir?

Baz İstasyonu ne demek?

Baz İstasyonu anlamı nedir?

Baz İstasyonu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: baz istasyonu

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny. randy. raunchy. abkhasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. - Abaza Hasan Paşa, Osmanlı vezirlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny. randy. raunchy. poor. destitute. hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüzgeç, yüzücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aşk = sevgi, F. bâhten = oynamak). Yalandan Aşıklık satan, aşk-ı kâzib = Yalancı aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalandan Aşıklık satma, aşıkbazlık, aşk-ı kâzib = Yalancı aşk, birine Aşık görünüp de bu yolla isteğe erişmeye çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşk-bâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-bâhten). Ateşle oynayan hokkabaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشباز] fişekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(t). başıbozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Açık, Ar. meftûh, Fars. küşâde: Ser-bâz = Başı açık. 2. («BAhten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer): Oynayan; kumarbaz: Kumar oynayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğan denilen yırtıcı kuş ki, av tutmaya alıştırılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. base

temel

En önemli, belli başlı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. alcali. alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باز] tekrar. 2.açık. 3.doğan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Base Price)

Bir hisse senedinin seans içinde işlem görebileceği üst ve alt fiyat limitlerinin ve fiyat adımlarının belirlenmesine esas teşkil eden fiyattır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAZ-GUNE bk VAj-gûn, vâjgûne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pazar, çarşı, içinde çeşitli mallann satıldığı çarşı; kermes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazı fazla olan tuz veya baz vasıfları taşıyan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basal. basic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Oldukça koyu renkte, bir çeşit yanardağ kültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı kere, kimi vakit: Bazan okur, bazan yazar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâz = geri Averden getirmek. Galatı: Pazar). 1. Alış-veriş, Osm. ahz ü İtâ, dâd ü sitâd. Pazar ola = Alış-veriş sahiplerine selâm yerine söylenen temenni ve duadır. 2. Alış-veriş yeri, üstü açık yer ki, hergün veya belirli günlerde herkes, satacağını oraya çıkarıp pazarlıkla veya müzayede ile satar. Sûk. At pazarı, tavuk pazarı, balık pazarı, çiçek pazarı, salı, perşembe pazarı. 3. Fiyat kararlaştırılıp alış-verişte uyuşmak için yapılan konuşma veya çekişme, pazarlık. Pazar etmek, pazar bozmak. Pazarbaşı = Pazarda kâhyalık gibi bir vazifesi olan adam. Pazar bozmak = Nifak koymak, zarar vermek. Pazara kaldırmak = Satmak, satmaya çıkarmak. Pazar kayığı = Ücretle herkesin eşyasını alıp nakleden büyük kayık, Pazar kesmek = Fiyat kararlaştırmak. Pazar yapmak = İş düzeltmek, ıslah etmek. Şikâr pazarı = Götürü ve maktû pazarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازارگاه] pazar yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. betweentimes. betweenwhiles. from time to time. between whiles. ever and anon. now and again. off and on. sometime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes. from time to time. now and then. now and again. every so often. on and off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. between whiles. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعضا] kimi zaman

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Oynayan, oynayıcı, dansör veya dansöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birtakım, birkaç, bir miktar: Bazı adamlar bu fikirde bulunurlar. Bazı eşya alacağım. Bazımız gidelim, bazımız da burada kalalım. (Galat olarak bazı gibi kullanılıp: Bazısı, bazıları denilir. Ekseriya cem’e ait olup sanıldığı gibi «bazı şey» ve «bazı hakîm» denilmez. Bununla beraber bazı kere, bazı defa, bazı gece, bazı sene gibi zamana delâlet eden tabirlerde müfrede izâfeti caizdir). Bu Arapça kelimenin mânâsı ve kullanılış sureti farklıdır. İsim gibi kullanıldığında «küll» mukabili olarak cüz ve kısım demektir. Kinâye gibi kullanıldığında ise «biri» mânâsını ifade eder. Meselâ Araplar «bâz-üş-şuarâ» dedikleri vakit «şairin biri» mânâsını kastederler. Biz ise «BAzı şuarâ» tâbirinden «Birtakım şairler» mânâsını çıkarırız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعض] kimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازی] oyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now and then. from time to time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, çocuk oyuncağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازیچه] oyuncak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Bazitli mantarların sporlarının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bezel» den if.) (cerrahî). Göğüs ve karnın içinde hasıl olan gaz veya su şişlerinin mahfazasını delmeye mahsus, boru içinde mahfuz bir nevi mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazitli mantarların üremesine yarayan sporları veren hücreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçta pişirilmiş pide. 2. Tatlısı bol, kalın gözleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tatlısı bol, kalın sac gözlemesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. bazuka, bir çeşit tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kolun omuz ile dirsek arasındaki yukarı kısmı, Osm. Karâce, adud.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازو] kol. 2.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâzû = Kol, benden = Bağlamak). Süs için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden mahfaza ki, ekseriya içinde bir muska veya sûre-i şerife vesaire bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tüfek gibi omuza dayanarak kullanılan bir hafif silâh. Bu silâh roket atımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeriksiz, ortaksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeriksiz, ortaksız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çözgüsü ipek ve atkısı yün olan ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ) (i. F. cân = ruh, bâhten = oynamak). 1. Tehlikeli oyunlarda bulunmakla sanki canı ile oynar adam: İp cambazı = İple oynayıp tehlikeli maharetler gösteren oyuncu. At cambazı = At üzerinde muhtelif oyunlar yapan maharetli adam. 2. At oynatıp talim ve terbiye etmede mahir binici ve at alıp. satmakla meşgul adam: Cambazdan bir at aldım, cambazların eline düşen at alınmaz. 3. Kurnaz, hîlekâr: Çok cambaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. stunter. coper. distortionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. rope dancer. horse dealer. sly. cunning. crafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rope-walker. acrobat. horse-dealer. swindler. rope dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ-HANE) (i. F.). Cambazların temsil verdikleri tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2. At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı. 3. Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cambaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانباز] canını hiçe sayan. 2.fedai. 3.cambaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. chatterer. talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Erkek şâhin yahut akdoğan. 2. Hızla uçan ok. 3. Atmaca (kuş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hîleci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دغل باز] hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça tabl-bâz’dan galat ki, davulcu demektir). Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire; yan kamaralar da bunların altında bulunurdu: Davlumbazın üstüne çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney hood. paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood fume. hood uptake. fume cupboard. mantel flue. cowl. drum. paddle wheel. paddle box. side paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söylemeye hazırlanan, ağız oynatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, bâhten oynatmak). Gönül eğlendiren, işi latif ve hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. dil = lisan, F. bâhten = oynamak). Söz bulup tatlı tatlı söyleme; karşılığı: Pısırık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلباز] gönül şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gönül eğlendiren. 2.Güzel söz söyleyen. 3.Yüze hoş görünen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit Feldispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Davulcu. 2. Doğancıların kuşları uçurtmak için kullandıkları küçük davul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortak, şerik: Tanrı’nın enbâzı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyunda hile yapan. Fr. tricheur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubz» den imüb.). Ekmekçi: Habbtzin = Eekmekçi esnafı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خباز] ekmekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همباز] ortak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hîle, Fars. bâhten = oynamak). Hîle yapan, hîlekâr, mekkâr, dubârâcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. fraud. swindler. cardsharp. cardsharper. deceitful. tricky. wily hileci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence man. faker. falsificator. sharper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله باز] hilekâr, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hokka = kutu, Fars. bâhten = oynamak). El çabukluğu ile bir takım hokkalar vesair şeyler evirip çevirerek oyunlar ve marifetler gösteren adam. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. conjuror. cheat. confidence trickster. clown. shyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. cheat. illusionist. magician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقه باز] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan masdar). 1. Çekilip toplanma, büzülme: Soğuktan bütün cisimlerde az çok inkıbâz olur. 2. Sıkıntı, kasvet. 3. Tutukluk, peklik, kabızlık; ishalin zıddı: inkıbaza uğramak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقباض] kabızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. inkıbâziyye). Peklikle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak bulunmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha ‘uygun olabilirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, kalıtımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yansının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her iki yarısının da bir birinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşitli görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özdeştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki ‘left’ kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan ‘lyft’ kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki ‘right’ ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak olmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabailirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, katılımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yarısının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her, iki yarısının da birbirinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşiti görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özleştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki “left” kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan “lyft” kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki “right” ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropedancer. tightrope walker. tightrope dancer. wire walker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(j. A. F.). 1. işveyle oynayan, işveli. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عشوه باز] işveli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güvercin yetiştiren veya besleyen, güvercin sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul-mouthed. foul-spoken. swearing. abusive. scurrilous. vituperative. swearer. blackguard. obscene talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abusive. foul-mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kımâr = oyun, Fars. bâhten = oynamak). Kumar oynayan: O, kumarbazın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler. player. gamester. plunger. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aleator. gambler. common gambler. punter. sport. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUŞ-BAZ) (i.) (Türkçe kuş, Fars. bâhten = oynamak’tan mürekkep yanlış tâbir). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adamın mesleği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کفرباز] küfürbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. lûbet = hayal, kukla, Fars. bâhten = oynamak). Hayal ve kukla oynatan, hayalci, kuklacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لعبت باز] kuklacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Fars. matrak-bâz = deynekle oynayan). Hayvan ve başka şeyleri ucuz alıp pahalı satan adam: Madrabaz elinden mal alınmaz. Madrabaz kayığı = Iğrıblardan ve ağcılardan balık toplayıp satan balıkçı kayığı, mec. 1. Hilekâr. 2. Pahacı, pahalı mal satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. swindler. buyer up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. swindler. buyer up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madrabazın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mürg = kuş, bâhten = oynatmak). Döğüştürmek veya ava alıştırmak için kuş besleyip terbiye eden (galatı: kuşbaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tıp). Damar vurması, nabız atması.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(OYUN-BAZ) (i.) (Türkçe oyun ile Farsça bâzîden fiilinden yapılmıştır ve galattır). 1. Sıçrayıp oynayan ve yaltaklanan (yavru hayvan): Oyunbaz kedi. 2. mec. Hile yapan, dubaracı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پاکباز] fedai. 2.canını hiçe sayan aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Takla atan veya takla oyunları yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station. broadcasting station. radio / wireless station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. Şâbeze = Hokkabazlık, F. Bâhten = Oynamak). El çabukluğu ile hünerler gösteren, hokkabaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-BAZ) (i. F.). 1. İri bir cins beyaz doğan. 2. Yiğit ve şanlı adam, kahraman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Beyaz ve iri doğan. 2.Yakışıklı. Yiğit, serdengeçti. 3.Kabadayı. 4.Cömert. 5.Büyük, gösterişli, güzel mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhbâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Korkusuz, cesur, pervâsız. 2. İran’da bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyücülükle, büyücü gibi, cadılıkla veya fettanlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. sihr = Büyü, Fars. bâhten = oynamak). Büyü yapan, büyücü, gözbağıcı. Ar. sâhir, sehhâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magician. witch. sorcerer. wizard. charmer. conjurer. conjuror. illusionist. mage. warlock. wise man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. magician. sorcerer. wizard. sorcerer büyücü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. illusionist. magician. magus. sorcerer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyücülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. witchcraft. wizardry. devilry. medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. withcraft. conjuration. devilry. wizardry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ سحرباز] sihirbaz. 2.büyücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيوه باز] işveli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شعبده باز] hokkabaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tabi = davul, Fars. bâhten = oynamak). Davul çalan, davulcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe takla ile Farsça «bâhten» fiilinden mürekkep), (bk.) Taklacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.) (musiki). Eski Türk sazlarından tas’ı çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nehirlerde çalışan, altı düz ve güvertesiz kayık. 2. Köprü altına konan veya şamandıra gibi kullanılan fıçı şeklinde küçük duba: Köprü, vapur tombazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri ve kaba, kuvvetli, zıpır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yobaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by