Bec ne demek? | Bec anlamı nedir? | Bec

Bec anlamı nedir?

Bec ne demek?

Bec anlamı nedir?

Bec | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bec

Türkçe Sözlük

(hi.) (Macarca’dan). Vaktiyle Viyana şehrine verilen isimdir. Bec ördeği = Mercan gözlü, siyah bir nevi ördek. Bec tavuğu = Hindi ile sülün arasında bir cins tavuk ki, asıl yeri Sudan olup, İstanbul’a Viyana’dan getirildiği” için bu isimle tanınmıştır. Gargara. (Fransızcası: Pintade). Bec lavlası = Ördeğin sayvanlı nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bec.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script. alphabet alfabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. the ABC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) çok basit;(i) okumayı yeni öğrenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kuzu v.b.'nin bütün olarak çevrildiği açık hava toplantısı; bütün çevrilmiş koyun, kuzu ve oğlak gibi hayvan; bu işe mahsus portatif ızgara; baharatlı ve salçalı bir et yemeği; (f). açık havada bütün hayvan çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجا] yerinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Yerli ve yersiz, iyi ve kötü uygun ve uygunsuz olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teskin etmek, yatıştırmak; den. rüzgarsızlıktan yelkenliyi kımıldatamamak. becalmed (s). yatışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). become.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( bağlaç) çünkü, zira, -den dolayı, sebebiyle, için. because of -den dolayı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı, yâ’nın fethiyle becâyiş, yani onun yerine mânâsiyle bizde kullanılan ve künye defterindeki kayıttan alınma bir tâbir olup Farsça’da kullanılmaz). iki memurun biribirinin yerine gelip görev değiştirmesi, kendi talepleriyle her biri diğerinin yerine nasbolunması: Becâyiş oldu. Becâyişi icra edildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of positions by mutual consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of offices between two officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجایش] yer değişimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). italyada eti çok sevilen birkaç cins küçük kuştan biri; bir çeşit ötleğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بچه] çocuk. 2.yavru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. beçegân). İnsan veya hayvan yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Beççe ve beçe’nin çokluğu). Yavrular, çocuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bir kuş ki, ötmesi bu kelimeye benzer. Beced kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. accomplishments. attainments. skill. know-how. accomplishment. address. adroitness. art. artfulness. artifice. craft. cunning. deftness. dexterity. faculty. feat. finesse. ingeniousness. ingenuity. knack. resource. savoir faire. science. sle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. artistry. asset. competence. facility. faculty. flair. knack. skill. stunt. trick. ability. dexterity. agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. cleverness. being in shape. art. artifice. device. hand. ingenuity. knack. technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi başarı ile halletme, muvaffakiyyet, kâr-güzârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelir, tuttuğu işte muvaffak olur. Fars. kâr-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resourceful. capable. efficient. skilful. skillful. skilly. dextrous. adept. adroit. agile. clever. deft. designing. dexterous. facile. gifted. handsome. ingenious. knowing. light-handed. neat. nimble-fingered. performing. practical. pushful. pushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. adroit. clever. deft. dexterous. efficient. good. ingenious. practical. practised. proficient. skilful. skilled. capable. resourceful. accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroit. clever. skilful. resourceful. able. adept. deft. dexterous. diplomatic. facile. great at. handy. hot and strong. ingenious. inventive. savior faire. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelmez, bir işde muvaffak olamaz. Ar. Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu. ama

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yaptırmak, birinin işini bitirmek. 2. Katlettirmek: Tutulan haydutları becertmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beced.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.), (ahçı) beyaz sos, beşamel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaki olmak, başa gelmek; zuhur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). başla yapılan işaret; (f). birisini işaretle çağırmak. at one's beck and call birisinin emrinde, daima karşısındakinin arzusunu yerine getirmeye hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. küçük ip halkası, ilmek, ilik, sancak veya iskota bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). baş veya el işareti ile çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutlandırmak, karartmak; kaplamak; içinden çıkılması zor hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). olmak: yakışmak, yaraşmak, gitmek What became of ? ne oldu ? nereye gitti ? ne yaplyor? become due vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cazip, çekici; uygun, münasip; (i). oluş, gelişim becomingly (z).uygun bir şekilde. becomingness (i). uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جابجا] yer yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Osmanlı ordusunda ordu donatım sınıfı. Cebecibaşı = Bu sınıfın başı olan general.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). fasulye familyası. fabaceous (s). fasulye familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa mızrakla silâhlı eski bir askerî sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. budala, ahmak, bön, aptal (kimse). imbecil'ity i ahmaklık, aptallık, budalalık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşkembe çorbası yapan ve satan adam: İşkembeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe seller. tripe restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bücûl»den imef.) (mü. mübeccele). Ululanmış, saygı gösterilmiş

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yücelmiş, saygı gösterilmiş yüce, ulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparatorluk devrinde bir nezâretin (bakanlığın) hesap ve para işlerine bakan yüksek memur: Maliye, maarif muhasebecisi. 2. İmparatorluk devrinde bir sancağın (vilâyet = ilin) hesap ve para işlerine bakan memur: Saruhan, Kütahya muhasebecisi (vilâyetinkine «eyalet» defterdâr ve kazânınkine mal müdürü denirdi). 3. Bir şirkette aynı işle uğraşan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. controller. chamberlain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. bookkepeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeper accountant. bookkeeper. bursar. chamberlain. bookkeeping clerk. entering clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bakanlık veya resmî dairenin yahut bir vilâyetin muhasebe işlerine ve mâlî işlerine başkanlık eden zatın memuriyet ve vazifesi: Dahiliye, adliye, posta ve telgraf, Amasya muhasebeciliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accountant. bookkeeping. the profession of an accountant. clerkship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yerinde olmayan, yanlış, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نابجا] yersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. altın taklidi olarak kullanılan bakır ve çinko alaşımı; taklit şey; s. taklit, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rebap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat. bağ. trabecular, trabeculate s. bağ gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, yakışmaz; uygunsuz, münasebetsiz. unbecomingly z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. istidâc’tan). Kurşun boyası denilen beyaz mâdenî bir madde ki, boyacılıkta kullanılır. Kaba üstübeç = Boya astarı için üstübeç yerine kullanılan beyaz bir toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akdeniz'e mahsus üç direkli yelkenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by