Bel Bel ne demek? | Bel Bel anlamı nedir? | Bel Bel

Bel Bel anlamı nedir?

Bel Bel ne demek?

Bel Bel anlamı nedir?

Bel Bel | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bel bel

Türkçe Sözlük

(e.). Hayretle, şaşkın şaşkın: Bel bel bakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) akçakavak (bot) Populus alba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. receipt in full / in full discharge. final / full receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Lat). harpten evvel (özellikle Amerikan iç harbinden evvel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil şehri ve kulesi; yüksek bina; (kh). kargaşalık, ana baba günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sakallı tatlı su balığı; karakeçi, zool. Barbus fluviatilis; balığın dudağındaki sakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuisance. pain. sod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. nuisance. pain in the arse. pest. scum of the earth. thorn in one's flesh. troublemaker. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEL’) (i. A.). 1. Yutma: Bel’etti, yuttu. 2. Emmek, cezb ve massetmek: Toprak suyu bel’etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı: Bil). 1. Bedenin ortası, kuşak bağlanan yeri, göğüs ile karnın arası, hasr, miyân: Bele bağlamak, ince bel, belim ağrıyor. 2. İnsan ve hayvanda karnın arkası, sağrı ile omuzlar arasındaki yer, sulb: Beli bükülmüş, bu atın beli düşükçe. 3. Yüksek dağın iki zirvesi arasındaki kavisli kısmı veya alçakça olan geçit ve boğazı. Dağ beli ve belan dahi denilir. Bel ağrısı: Osm. Vecâ-ı ktnî. Belbağlamak = Bir işe azmetmek ve bu işten büyük bir şey ummak: Himmetinize bel-bağladım. Bel bükülmek = İhtiyarlıktan kanburlaşmak. Bel bükmek = Çok yormak, yahut fütura düşürmek: Bu gaile belini büktü. Belsoğukluğu = Tenasül uzvu hastalığı, Osm. seyelân-ı muhâtî. Belkemiği Osm. Amûd-ı fıkarî. Bel vermek = Eğilmek, kavisli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı: Bil). Ayakla basarak yere batırmakla toprağı kazmakta kullanılan bahçıvan ve bağcı Aleti. Çeşitleri vardır: Arnavut, sakız, bostan beli, kürek bel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Baal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist. loins. the small of the back. sperm. spade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belarus ).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Equal to 10 decibels, see decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Establishment Listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stylized creeper pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بل] belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلع] yutma. 2.yutulma. bel’ edilmek yutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kls Belgium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

: Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek gerekir. Yorgunluktan doğan bel ağrılarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Bele; dört kat lahana yaprağı konur, üstü sıkıca sarılır. İstirahat edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Hayretle, şaşkın şaşkın: Bel bel bakmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Gonore denilen bir çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su

Hazırlanışı : Yarım tencere suya, 1 demet maydanoz konur. Kaynatılır. Buğusunun üzerine oturulur. Aynı işleme iyileşinceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. nüktedan insan, zarif kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Evet, hay hay, pekî. Kalû-belâ = Evet dediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Cem’i kullanılmayıp «belâyâ» ise «beliyye» nin cem’idir). 1. Gam, keder, tasa. 2. Afet. 3. Adamın ne yapacağını bilmediği ağır ve sıkıntılı iş veya şahıs. 4. Ağırlık, sıklet, sıkıntı, müşkülât. 5. Ceza, mücazât, hak edilen ceza: Belâsını bııldu. Belâya uğramak = Istemiyerek biriyle kavgaya girişip başına sıkıntı celbetmek. Belâya uğratmak = Tehlikeli ve gaileli bir işe sokmak. Baş belâsı = Uzaklaştırılması müşkül gaile, tâciz eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugger. evil. hassle. mess. scourge. scrape. tartar. trouble. calamity. misfortune. nuisance. plague. pest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. misfortune. calamity. evil. aggro. cancer. curse. damnation. deep trouble. disaster. firework. fuck up. hot water. plague. predicament. scourge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلا] felaket, musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلی] evet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. belâ = mihnet, Fars. keşiden = çekmek). Mihnet ve meşakkat çeken, mihnetkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça belâ = musibet, Farsça zede = vurulmuş). Musibete uğramış, felâkete düşmüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmahlık, kalın kafalılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلادت] dangalaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلادیده] belaya uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Meramın iyi suretle, düzgün ve san’atlı sözlerle ifadesi. Fesâhat dahi belâgatın şartlarından olmakla, her söz fasîh ve belîğ değilse de, her beliğ sözün fasîh olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence. rhetoric. declamation. fluency. oratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاغت] kusursuz söz söyleme

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eblehlik, hamâkat, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاهت] eblehlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müşkülât, eziyet ve sıkıntıyı mucib, müşkül: Belâlı bir iştir. 2. Bir Aşüfteye cebren ve tehditle kendini dost tutturan haşarı adam: Bir belâlısı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaguesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. toughy. bully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. quarrelsome. pimp who lives off a prostitute. thorny. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2.Hz.Musa hakkında İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz.Musa’ya beddua etmesiyle tanınmış olan “Bel’am b. Baura” adında İsrail kabilesinden bir zatın adı. İsim olarak konulmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gecikmiş, geç kalmış. belatedly z. gecikerek, vaktinden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. halatı volta etmek; bağlamak. belaying pin den. armadora çeliği, bağlama direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beliyye). Musibetler. (bk.) Beliyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلایا] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geğirmek; püskürtmek, fırlatmak; i. geğirme; fırlatma, püskürtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Fransızca Belgique). Batı Avrupa’da bir devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian. belgium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belgium. benelux countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral 3. Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Belçika ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kocakarı, acuze; (eski) nine, büyükanne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kasaba, şehir. Ar. medîne: Belde-i tayyibe= Medîne-i Münevvere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلده] kent. 2.diyar, memleket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muhasara etmek, kuşatmak, etrafını çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. büldân, bilâd). 1. Yer, memleket, hıtta. 2. Kasaba, şehir: Beled-i emin (el-beled-ül-emîn): Mekke-i Mükerreme. Şeyh-ül-beled = Arap ülkelerinde belediye reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلد] kent. 2.memleket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beled» den imen.) (mü. belediyye). 1. Şehir ve kasabaya mensup ve müteallik. 2. Şehir ve kasaba ahalisinden olan, şehirli. Bedevi veya köylü olmayan. 3. Yerli, mahallî. 4. Belediye idaresine mensup ve müteallik: Meclis-i beledî, nizâmât-ı belediyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yukarıdaki Arapça kelimeden). Yerli kumaş, çit bezi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلدی] kentli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şehir veya kasabanın sokaklarıyla başka umumî işlerine, temizlik vesair ihtiyacına bakan idare: Belediye nizamları, belediye reisi, meclis-i belediye, belediye dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipality. city hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipality. municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city hall. municipal borough. municipality. township. civic government. civil government. community. municipal corporation. incorporated town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the town council. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the business of governing a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلدیه] belediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hediye, armağan. 2.Selçukluların Dersim, Gere, Harput ve Halep emiri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinden yol geçen tepe

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuğu kundaklamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koni biçiminde olan bir çeşit fosil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Dağ beli, dağın aşılacak yeri, dağlık y(Erkek İsmi) 2.Akdeniz bölgesinde İskenderun’da Suriye’nin Kuzeye ulaşan büyük yolun Amanos dağlarım aştığı geçit üzerinde bulunan kasaba. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(BERELMEK) (f.). Gözü, akı iri iri görünecek şekilde açılmak: Gözü belerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERELTMEK) (f.). Gözü hiddetle çok açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. e.) (Arapça «bilâşey»den galat). Ücretsiz, meccanen, bedava, caba: Bunu beleş aldım. Beleş at kusurlu olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. buckshee. on the house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. gratis. for nothing. freebie. freebee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Pelesenk ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasız geçinmeyi huy edinen, lüpçü, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader. sponge. sponger. cadger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. free loader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çan kulesi, çan kulesi sahanlığı; çanın üzerine asıldığı tahta iskele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Belyium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1926'da kullanılmaya baslanan beş Belçika frangı degerindeki para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir halin, bir hadisenin veya sözün doğruluğunu gösteren, inandırıcı şey, vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document. certificate. voucher. brief. card. deed. instrument. letter. muniment. note. present. record. reference. sheepskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. deed. record. voucher. voucher copy. instrument. paper. process. proof. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir gerçeğe tanıklık eden şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. authenticate. be a record of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. document. to document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be documented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documented. certificated. qualified. documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary. documented. dismissed from school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. film archive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary. documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film. documentary picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Belçikalı; s. Belçika'ya ait. Belgian hare büyük bir çeşit evcil tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. precise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

klar. deutlich. offen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Alamet, nişan, mar(Kadın İsmi) 2.Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belgrad, Yugoslavya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ur.). - Belh şehrine mensup (Afganistan). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.). Evet, hay hay. (Farsça’dan gelir ve bazı Doğu ülkelerinde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلی] evet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan, iblis; kötülük, şeytanet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâdet» den smüş.). Akılsız, ahmak, bön.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalancı çıkarmak, tekzip etmek, yalanlamak; iftira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inanç, itikat, iman, kanaat, akide, doktrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. inanmak, güvenmek, itimat etmek; iman etmek; zannetmek; in ile güvenmek, itimat etmek Believe me! Sözüme inan ! believable s. inanılır believer i. iman eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «belagat» dan smüş.). 1. Kâfi derecede, çok fazla. 2. Belâgatla yani düzgün ve süslü ibare ile meramını ifade eden: Şair-i belîğ. 3. Belâgatla ifade olunan düzgün ve süslü: Kelâm-ı belîğ = Belâgatli söz, mektûb-ı belîğ = Belâgatli mektup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بليغ] fasih konuşan. 2.fasih, düzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fasih ve düzgün konuşan. 2.Açık, yeterli, tam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. plait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saç örgüsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözlerini açıp bakakalmış, şaşkın. Ar. mütehayyir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f). Gözlerini açıp şaşkın şaşkın bakmak, şaşa kalmak. Uykudan sıçrayarak kalkıp etrafa şaşkın şaşkın bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. manifest. distinctive. blazing. upfront. clear-cut. distinct. evident. explicit. marked. positive. prominent. pronounced. salient. sharp-cut. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct. explicit. prominent. salient. evident. marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. marked. pronounced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. definition. specification. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. define. specify. state. identify. assign. limit. adjust. appoint. assess. condition. decide. detect. dictate. establish. peg. set. set down. settle. single out. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. determine. fix. pinpoint. predicate. set. to determine. to designate. to set. to fix. to assign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. to determine. to designate. to fix. condition. modify. state precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli belli olan, muayyen: O günden sonra belirli bir iş tuttu. Belirli bir yerde buluşalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. definite. given. particular. set. specific. determined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergence. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. appearing. becoming visible / distinct. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belirmek, açık ve aşikâr olmak, meydana çıkmak. 2. (Gözler) hiddet veya hayretle çok açılıp bakmak, (bk.) Belermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. become clear. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to emerge. to loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to become definite. emerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belirsiz, belli olmayan, fark olunmaz, bellisiz. 2. İyi farkolunmaz: Zâhir ve açık olmayan, şüpheli. Ar. meşkûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. uncertain. unclear. undetermined. undefined. unsettled. cloudy. shadowy. foggy. indefinite. ambiguous. backhanded. clouded. dubious. dusty. equivocal. fuzzy. hazy. indefinable. indescribable. indeterminate. inglorious. lax. misty. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. ambiguous. borderline. dim. distant. equivocal. fuzzy. inarticulate. indecisive. indefinite. indeterminate. nebulous. vague. uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. uncertain. undetermined. imperfection. ambiguous. in the background. chancy. dicey. dim. doubtful. dreamy. equivocal. foggy. hazy. inappreciable. indeterminate. vague information. misty. recondite. shadowy. vague. woozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverb. adverb zarf. determinant. indicator. reagent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinative. indicative. diacritic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telling. modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modifier. defining word. qualifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirti, alâmet, Arâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. indication. symptom. mark. clinic. evidence. foretoken. glimpse. impression. note. prognostic. prognostication. spark. spark of. stamp. strain. streak. tinge. token. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. indication. mark. precursor. sign. symptom. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. symptom. symbol. augury. badge. distinction. foretoken. indication. indicator. mark. omen. prognostication. show. spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Belirtili, belirtisi olan, belirtilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtisiz, belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtme, belirli hale getirme, tebârüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. clarification. clear revelation. clearly revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. full definition. denotation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belirtmek, açıklamak, açıp göstermek. 2. (Gözleri) açıp hayretle veya hiddetle bakmak: Göz belirtmek. (bk.) Belertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specify. point out. define. remark. represent. signify. deliver oneself. denote. embody. emit. enumerate. evidence. exude. feature. import. indicate. manifest. predicate. purport. show. sign. state. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. betray. couch. define. denote. designate. emphasize. enumerate. expound. express. frame. indicate. mark. predicate. register. remark. signify. state. stress. suggest. tinge. underline. to indicate. to state. to denote. to express. to remark. to fr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, küçümsemek; alçaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بليات] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. belâyâ, belâyat). Belâ, musibet, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Belmopan.

Nüfus: 209.000.

Yüzölçümü: 8.867 km2.

Komşuları: Kuzey’de Meksika, Batı’da ve Güney’de Guatermala.

Önemli Şehirleri: Belize City.

Din: %62 Katolik, %32 Protestan.

Dil: İngilizce, İspanyolca, Maya ve Garifuna dilleri.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: Belize (eski İngiliz Hondura’sı) Amerikan kıtalarındaki son İngiliz kolonisidir. 21 Eylül 1981’de bağımsızlığını kazanan Belize’de İngiliz birlikleri güvenlik sağlarlar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurga kemiği. Bir şeyin esas kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. spine. basis. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. back bone. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.), ihtimal, muhtemel, olabilir, umulur: Belki bu akşam yağmur yağar. Evvelâ, hattâ: Onu yalnız diğer ahbaplarına değil, belki akrabasına da tercih eder. Kuvvet ile değil, belki ilimle galebe çalınır. (Halk dilinde galat olarak «belkim» ve «belkileyim» de derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maybe. perhaps. possibly. contingently. mayhap. peradventure. perchance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maybe. perhaps. possibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maybe. perhaps. it all depends. peradventure. possibly. perchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بلکه] olabilir, belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Belki.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. - Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz.Süleyman’a biat ederek kendisiyle evlenmiş ve müslüman olmuştur. Kur’an’da ismi lafzen geçmemiştir. Fakat Hz.Süleymanla arasında geçen olaylar Neml suresinde anlatılır. Kur’an’da bahsedilen kadının o olduğu rivayet edilir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çıngırak veya zil takmak; böğürmek, bağırmak (geyik v.b.); çan şekline girmek; i. kösnüme devresinde geyiklerin çıkardlığı ses, böğürme. bell the cat tehlikeli bir işi başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çan, kampana; çan şeklinde herhangi bir şey; zil, sıngırak; den. gemide saati belirtmek için çanın vuruş sayısı. bell buoy çanlı samandıra. bell jar çan şeklindeki kavanoz. bell metal çan yapımında kullanılan bakır ve teneke karışımı bir metal. bell pu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayvan ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. i. botanik). Güzelavratotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herbaceous European plant with reddish bell-shaped flowers and shining black berries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole plant and its fruit are very poisonous, and the root and leaves are used as powerful medicinal agents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its properties are largely due to the alkaloid atropine which it contains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also deadly nightshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of Amaryllis ; the belladonna lily. an alkaloidal extract or tincture of the poisonous belladonna herb that is used medicinally perennial Eurasian herb with reddish bell-shaped flowers and shining black berries; extensively grown in United State

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perennial Eurasian herb with reddish bell-shaped flowers and shining black berries; extensively grown in United States; roots and leaves yield atropine. an alkaloidal extract or tincture of the poisonous belladonna herb that is used medicinally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzelavratotu, belladon, bot. Atropa belladonna; bu bitkiden çıkarılan zehirli ilaç. belladonna lily nergis zambağı, bot. Amaryllis belladonna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. otellerde oda hizmetçisi çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzellidiyle tanınan kadın veya kız, dilber; salon kadını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). Hafıza, (bk.) Hafıza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. core memory. mind. recollection. retention. store. engram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. mind. storage. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage. memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın belini örtmek üzere eğerin altına konulan fanila, çul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenme, zaptetme, ezberleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öğrenmek, zihne koymak, ezberlemek, zapt ve hıfz etmek: Dersi bellediniz mi? 2. Zannetmek, bir zanda bulunmak: Ben öyle bellemiştim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (MAruf bahçıvan Aletinin ismi olan «beliden). Bel ile işlemek, kazmak: Bağı bellemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit to memory. to learn by heart. to suppose. to observe sth well so as impress it on one's mind. to turn over with a spade or fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek, ezbere okumak, zapt ve hıfz olunmak: Bu ders kolay bellenmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bel ile işlenmek, kazılmak: Kuraklıktan bağlar bellenemiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,çoğ., Fr. edebiyat, gökçe yazın; güzel sanatların bir kolu olarak edebiyat; edebiyatın seçme örnekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dergi. bulletin board ilân tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, öğretmek, zihnine koymak: Çocuğa alfabeyi belletmek. 2. Aşikâr ve belli etmek, meydana çıkarmak: Kalbindekini belletmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bel ile kazdırmak: Bağı bellettiniz mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenme, zihne koyma, ezberleme, zapt ve hıfz etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Zahir, aşikâr, ayan, meydanda olan, bedihî: Bunun böyle olacağı belli idi. Zekâ kuvveti, alnının genişliğinden bellidir. Belli etmek = İzhâr eylemek, göstermek: Düşmanlığını belli etmiyor. Bell i başlı = MAruf, itibarlı. Besbelli = Pek aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şöyle veya böyle beli olan: İnce belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. clear. certain. specific. particular. known. avowed. broad. conspicuous. explicit. express. given. manifest. noticeable. palpable. patent. perspicuous. precise. prominent. self-evident. shadowless. stated. translucent. unmistakable. upfront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. broad. concrete. manifest. obvious. palpable. prominent. unmistakable. evident. certain. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. clear. visible. certain. definite. broad / adj ,. express. notable. signal. unmistakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. eminent. notable. well-known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, dövüşken, mücadeleci; savaşmayı seven. bellicosely z. dövüşkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dövüşkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi gibi çan çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; kükremek; yüksek sesle konuşmak; bağırmak; i. böğürme, kükreme, bağırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek., çoğ. körük; akciğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Belli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kösemen, boynunda çan asılı olan koç; ne yaptığını bilmeyen bir topluluga önderlik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. karın; oburluk; rahim; herhangi bir şeyin içi veya Sişkin olan kısmı; anat. adalenin yumuşak (etli) kısmı; müz. keman veya benzeri bir sazın ön kısmı; f. şişmek, şişirmek. bellyache i., f. kann ağrısı; (argo) sızlanış; f., (argo) şikayet etmek, sızl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ait olmak, mensup olmak. It belongs to me Benimdir. belongings i., çoğ. (bir kimsenin) şahsi eşyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sevgili, aziz; i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) aşağı, aşağıda, alt katta; dünya yüzünde; cehennemde; altında; (edat) -den aşağı. below par ikt. başabaştan aşağı, paritenin altında. watch below den. palavra nöbetsisi, rahatçı vardiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Pelesenk yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. belsemiye, kimya). Pelesenk yağına mensup ve müteallik veya onunla mürekkep, (botanik). Fasile-i belsemiye = Pelesenk ağacı nevinden ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üreme organlarının bulaşıcı bir hastalığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemer bağlamak; kuşatmak; etrafını çevirmek; kayışla dövmek. belted s. kuşaklı, çemberlenmiş. belting i. kayış; kayış tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşak, kemer, bel kayışı; kayış (argo) darbe. belt buckle toka, kayış bağlaması. belt line çevre yolu; şehrin etrafımı dolaşan demiryolu, tramvay v.b. hattı. belt pulley kayış kasnağı. belt saw şerit şeklinde sonsuz çelik testere. hit below the belt b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Belûcistanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلوط] pelit, palamut. 2.meşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it., mim. tepe köşkü, binaların özellikle üst kat taraçaları; manzara seyredilmesi için yapılmış bina. the Belvedere Roma'daki Vatikan sanat galerisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Gırtlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.küçük süs eşyası, biblo, antika küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in exchange for. and the same to you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمقابله] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Karşılık olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit çançiçeği, (bot). Campanula medium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekicilik kudreti ve hassası olan, herkesin gönlünü çeken, celbeden, sevimli. Fars. dilrübâ, dilkeş: Pek cazibeli bir kızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. enticing. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charming. appealing. attractive çekici. alımlı. albenili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catching. charming. inviting. prepossessing. seductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Cibâl). Dağ. Cebel-i TArik ss Sebte boğazı ve bu boğazın İspanya tarafındaki müstahkem limanı ki, İngilizlerin elindedir. (Meşhur TArik bin Ziyâd’ın ismini taşır). Cebel-i Lübnan = Lübnan’ın dağlık kısmı. Cibâl-i müteselsile, silsile-i cibâl = Zincir gibi uzanan dağlar sırası, sıradağlar: Kafkas silsile-i cibâlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبل] dağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dağ. 2.Tarıma elverişsiz arazi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebel» den) (mü. cebeliyye). Dağa mensup ve müteallik, dağlı, dağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi gizlice kendisine mal etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-lums,-la). (anat) beyincik, küçük beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cezbeye tutulmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). dirsek. corbel block kısa dirsek tahtası. corbel out böyle bir dirseğe dayanıp çıkmak. corbel table böyle dirseğe dayanan çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ineklerin boynuna asılan çıngırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’e gerek kalmadan depolama imkanı sağlayan yerleşik bellek

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinelerinin artık yedek saklama çözümü sağlamak için dahili bir belleği vardır. Birçok Cyber-shot fotoğraf makinelerinde bellek boyutu en az 32MB’dir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Titreşimlerden kaynaklanan veri okuma sorunlarını telafi ederek sürekli ve hatasız müzik çalımını sağlayan bir tampon hafıza.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tantanalı, gösterişli, şanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand. grandiose. pompous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arka üstü yatıp iki yana çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to struggle and kick about while lying on one's back. to struggle desperately. flop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıtık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). sesin şiddetini öIçme birimi, desibel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inanmamak, iman etmemek. disbelieve in itimat etmemek. disbelief i imanslzlık, güvensizlik, itimatsızlık. disbeliever (i). inanmayan kimse, aksine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brad , dowel , screw anchor , pegs , dowels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit darbuka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. tabor. timbal. silly. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebenin sanatı ve mesleği. Ar. kıbâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midwifery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midwifery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek; (hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak. embellishment i. süsleme, güzelleştirme; süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneven. rough. bumpy. rugged. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. rough. rugged. uneven. bumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep and broken. bumpy. hilly. rugged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzleştirilmemiş yamrı yumru (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulating ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Perde, entari gibi şeylerin kenarına dikilen büzgülü veya kırmalı süs, fırfır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Veri saklamak için kullanılan bellek çipi. Flash Bellekli ürünler dolayısıyla küçük ve kompakt olabilir tasarlanabilmektedir. Flash bellek ürünlerinin bir diğer avantajı da sağladığı tutarlılıktır. Hareketli parça bulunmadığı için ani hareket nedeniyle oynatma esnasında asla atlama yapmaz. Bununla birlikte, Flash bellek ürünleri sabit disk ürünlerinden daha küçük saklama kapasitesine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına gereksinim duymadan veri depolayabilen ve silinip tekrar yazılabilen hafıza türüdür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f farbala, saçak; şa tafatlı süs, cicili bicili şey; f farbala ile süs!e mek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın veya dişi hayvanın karnında yavru taşıması. Ar. hami, habâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy. gravidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gestation. maternity. pregnancy. gestation hamilelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy. gestation. utero gestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Rumca’dan). Bacaksız çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÖBELEK) (i.). Yemeği yapılan bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ve genç zağar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) goblen duvar halısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Göçebe olma hali. 2. Devamlı bir yeri olmayıp sık sık yer değiştirme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomadic life. migration. wandering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Güçlükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hanbelt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanbeliyye) (c. hanâbile). Dört sünnî mezhebten biri. Bu mezhebe mensup veya ait olan: Mezheb-i Hanbelî, fıkh-ı Hanbelî, hanâbile müftüsü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place filled with ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çançiçeği, yaban sümbülü, (bot.) Campanula rotundifolia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. accidentally tesadüfen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب القدر] kaderden ileri gelen, kadere bak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuzunda heybesi olan. Heybeliada = istanbul’daki adaların büyüklük ve nüfus bakımından ikincisi (Yunanca Halki’den).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kureyşliler’in en büyük putu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsrail kralı Ahab'ın karısı İzabel; şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahpelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükülmüş bel kanburu. Kanbelotu = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Kaset Belleği, DV biçiminde kullanılan isteğe bağlı bir özelliktir. DV/MiniDV kasete bir bellek yongası yerleştirilir ve kamera bilgisi, dizin verisi, kayıt tarihi/saati ve fotoğraf verileri gibi ek bilgileri hafızaya kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument of accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation certificate. declaration of accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Taraf, cihet, nezd: Kıbel-i hükümetten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل] taraf, yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of identity. identification card. certificate of identification. identify certificate. identity certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kitâbesi olan mezar, Abide vs. 2. Şekiller ve çiçeklerle nakışlı: Kitâbeli tavan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Damı yarım küre şeklinde olan: Kubbeli câmi, kubbeli hamam; bu yüzüğün taşı pek kubbeli. 2. Kubbe şeklinde olan: Kubbeli dam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaulted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ed, ing veya led, ling) yafta, etiket; nitelendirici isim veya cümlecik; (f.) etiket yapıştırmak, etiketlemek; tasnif etmek, sınıflandırmak; (mim.) kapı veya pencereye saçak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ.bella) (bot.) dudak şeklinde bir korol kısmı, dudakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD araba emniyet kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. (-ed, -ing veya -led, -ling) huk. şeref kırıcı neşriyat, kötüleyici yerme; yazılı iftira; huk. arzuhal, istida; f. iftira etmek; huk. arzuhal vererek davaya başlamak. libel(l)ous s. if tira kabilinden. libel(l)ously z. iftira ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir bitki cinsi (lobelia).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yalandan inanma; s. sahte, samimi olmayan, sahtekâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Süprüntü yeri, süprüntülük («mezbelelik» dememeli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filthy and messy place. dump. pigsty. refuse heap. garbage dump. hovel. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزبله] çöplük, döküntü alanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itikat etmemek, inan mamak, kâfir olmak. misbelief i. küfür, umumun kabul ettiğine aykırı itikat, yanlış kanaat. misbeliever i. kafir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bilâğ» dan if.) (mü. mübelliğa). Tebliğ eden, bir emir veya haberi yerine yetiştiren. Büyük camilerde son cemaate imamın ve müezzinin sözlerini tekrar ederek yetiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2.Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kabl» den mufâale). 1. Karşı karşıya bulunma, karşılık, karşılama: Biri diğerinin mukabelesindedir («mukabilinde» de denir). 2. Karşı gelme, karşılık verme, karşı durma, aynen karşı koyma: Bana pek ağır sözler söyledi amma ben mukabele etmedim; bana o kadar ikramlar etti, ben mukabelede bulunamadım. 3. İki şeyi, meselâ müsvedde ile temizini yan yana koyarak veya okuyarak uygunluğuna bakma, tatbik etme, karşılaştırma: Yazdığınızı mukabele edelim. 4. Karşı karşıya yapılan zikir ve semâ: Eskiden Mevlevî-hânelerde mukabele olurdu. 5. Camilerde hafızlarla Kur’an’ı açık tutanların karşılıklı Kur’an okumaları: Mukabele okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responding. response. reciprocation. retaliations. comparing. comparison. collating. give and take. interchange. payment. reply. requital. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKAABELE-Bİ’LMISL) (i. A.). Fena bir harekete, aynı şiddette bir başka hareketle cevap verme, misilleme («mukabele-i bi’l-misl» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir kalemde temize çekilen yazıları müsveddeleriyle karşılaştıran kâtip. (bk.) Mukabele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabl» den imef.) (mü. müstakbele). 1. Gelecek, önde bulunan, ilerdeki: Müstakbel zaman. (I. A. c. müstakbelât). 2. Gelecek zaman, istikbâl. (edebiyat) Fiilde gelecek zaman kipi, istikbal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future. intended. prospective. unborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan if.) (mü mütebellire) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Billûr şekil ve suretinde donmuş olan, tebellür etmiş.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. obélisque

dikili taş

Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four- sided pillar, gradually tapering as it rises, and terminating in a pyramid called pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is ordinarily monolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egyptian obelisks are commonly covered with hieroglyphic writing from top to bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Dagger, n., 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark or designate with an obelisk. a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top. a character used in printing to indicate a cross reference or footnote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright 4-sided usually monolithic pillar that gradually tapers as it rises and terminates in a pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering, four-sided pillar of stone which was usually inscribed with hieroglyphs to honour a pharaoh Most were made of granite The biggest Egyptian obelisk now stands in Rome and is nearly 31 metres tall The biggest still in Egypt is 29 5 metres high a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four-sided pillar, gradually tapering as it rises, and ending in a pyramid called a pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering four-sided pillar made of stone It is said that some of the obelisk at the Temple of Karnek were plated in gold, to catch the sun's rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vertical stone pillar of needle shape with pyramidion on the top Its origin ties it to the Egyptian sun cult They are always carved from a single stone The tapered top part of them were usually covered with gold or electrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Though the name is derived from the Greek obeliskos, meaning 'a small spit',. tall, tapered, four-sided monolith with a pyramid-shaped peak, associated with the power of the sun god; most were carved from pink granite quarried in Aswan and were either cap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikili taş, dört köşeli sütun; (matb.) başvurma işareti, (+).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (marka adı). Büyük boy otomatik bir tabanca çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkness. pinkishness. blush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renk hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göbek, büyük ve şiş karın; şişkin karınlı adam, göbekli kimse; kenarları şişkin soba. potbellied s. göbekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a peck of trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) isyankâr, zorba, serkeş; (i.) asi, şaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (led, ling) isyan etmek, ayaklanmak, karşı gelmek; zorbalık etmek, serkeşlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) isyan, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) asi, serkeş, isyankâr. rebelliously (z.) asice, isyan ederek, isyankâr şekilde, serkeşçe. rebelliousness (i.) asilik, isyankarlık, serkeşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızamıkçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb). Gözde meydana gelen hafif bir perde ki, dumanlı görmeye sebep olur, Fr. pannus.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Buğday başağı. 2.Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. 3.Eski Türklerdeki bir tanrıça.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach base before sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan sabit disklerin aksine hareketli parça bulundurmayan, yüksek başarımfı, tak ve çıkar depolama alanı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's license. driving license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Asker ve okulların tayinatları miktarını gösteren cedvel. 2. tfastehanelerde hastanın günlük durumunu gösteren levha. 3. Dükkân ve benzeri yerlere asılan ve ne işle uğraştığını gösteren levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facia. signboard. sign. name plate. plaque. plaquette. shingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaque. sign. signboard. list of food. card of treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signboard. sign. door plate. name plate. outdoor sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvrım, kat, buruşuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: teberleş). Birbirine geçmiş, karışmış, karmakarışık. Tebelleş olmak = Birine dadanıp devamlı musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pester. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tebellügaat) 1. Yetişme, erişme. 2. Anlayıp alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being notifed / informed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan masdar) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir) Billûrlaşma: Tebellür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization. becoming clear or manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبلغ] alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bizzat almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. sophisticated. handsome. practised. versed. versed in. vet. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. experienced deneyimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. worldly wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lazy. idle. do-nothing. inactive. asleep. bonelazy. indolent. inert. laggard. languid. languorous. slack. slothful. sluggard. sluggish. stagnant. tired. torpid. workshy. lazy person. lazybones. idler. drone. do-little. slug. do-nothing. idle fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. indolent. inert. lax. layabout. lazy. shiftless. slothful. slouching. sluggard. sluggish. inactive. slothfu. lounger. lazybones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. lazy. supine. slothful. lame / lazy dog. gadabout. inert. lackadaisical. laggard. lymphatic. no-work. remiss. shiftless. slow coach. torpid. work shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow lazy. to get lazy. rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. laze. sloth. laziness. inaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. sloth. laziness. idleness. laze. sluggishness. torpor. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنبل] tembel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’da da kullanılır). 1. Üşenen, üşengen. 2. İşte ağır davranan, ağır yürüyen: Tenbel hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fertleri tenbel olan ev, memurları iş görmez daire, tenbeller yuvası, sığınağı ve topluluğu: Orası bir tenbel-hânedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tümbelti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel olmak, tenbel hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üşenme hâli, Ar. kesel. 2. Ağırlık, Ar. batâet.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Certificate of Registration)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim ortaklıklarda, sermaye artırımı işlemleri tamamlandıktan sonra sermaye artırımının tescili için, Sermaye Piyasası Kurulu’nca verilen ve ödenmiş hisse senedi tutarını gösteren belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi yapmamaya yeminli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitent. repentant. repentant sinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has sworn off doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tubeless

içsiz

İç lastiği olmayan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iç lastiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart alec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sayvan şeklinde çiçek biçimi, şemsiye durumu, umbel. umbellated s. sayvan biçiminde. umbellet i., bot. umbelcik. umbellif'erous s. sayvan biçiminde çiçekleri olan; maydanozgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imansızlık, inançsızlık; inanmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz, akla sığmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inanmayan kimse; imansız, kafir, gâvur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanmayan, şüpheci; iman etmeyen, imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşağını çıkarmak; kemeri açarak çıkarmak (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karnın alt kısmı; hücum veya zarara açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Mutual Fund Participation Certificate)

Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(argo) ödlek, korkak; sarı göğüslü(kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Authorization Certificate)

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracı kuruluşlara verilen ve icra edecekleri sermaye piyasası faaliyetini gösteren belgeye denir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zebellâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek iri ve korkunç, pek uzun boylu, izbandut.

Türkçe Sözlük by