Belin Eş Seslisi | Belin Eş Seslisi ne demek? | Belin Eş Seslisi anlamı nedir?

Belin Eş Seslisi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: belin es seslisi

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı: Bil). 1. Bedenin ortası, kuşak bağlanan yeri, göğüs ile karnın arası, hasr, miyân: Bele bağlamak, ince bel, belim ağrıyor. 2. İnsan ve hayvanda karnın arkası, sağrı ile omuzlar arasındaki yer, sulb: Beli bükülmüş, bu atın beli düşükçe. 3. Yüksek dağın iki zirvesi arasındaki kavisli kısmı veya alçakça olan geçit ve boğazı. Dağ beli ve belan dahi denilir. Bel ağrısı: Osm. Vecâ-ı ktnî. Belbağlamak = Bir işe azmetmek ve bu işten büyük bir şey ummak: Himmetinize bel-bağladım. Bel bükülmek = İhtiyarlıktan kanburlaşmak. Bel bükmek = Çok yormak, yahut fütura düşürmek: Bu gaile belini büktü. Belsoğukluğu = Tenasül uzvu hastalığı, Osm. seyelân-ı muhâtî. Belkemiği Osm. Amûd-ı fıkarî. Bel vermek = Eğilmek, kavisli olmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Gözlerini açıp bakakalmış, şaşkın. Ar. mütehayyir.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.

Türkçe Sözlük

(i.). Atın belini örtmek üzere eğerin altına konulan fanila, çul.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüksek boğaz, dağ sırtının alçakça, lâkin yine yüksek bir belinden geçen yol. 2. Atın boğazına vurulan boyunduruk.

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurtulmak, Osm. rehâ bulmak: Mahbesten boşandı. 2. Kesret ve şiddetle döğülmek, akmak, yağmak. Bir yağmur boşandı, burnundan kan boşandı. 3. (silâh) Patlamak, kaza İle ateş almak: Belinde tabancası boşandı. 4. Eşlerden birinin diğerinden ayrılması. Eşinden ayrılmak: O kadın kocasından boşanmış. 5. (Dolmuş adam) coşmak, içinde ne varsa söyleyip sükûn bulmak: Sabretti etti, nihayet bir boşandı kil

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ. 2. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafına döndürüp çevirmek, sarmak: Başına bir şal, beline bir kuşak doladı. 2. Ağır ve zor bir işi birinin başına sarmak: Bu işi be nim başıma doladılar.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Akıl, zekâ, us. 2. His, duygu. 3. Sağlamlık, sıhhat. 4. Koku.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çift teşkil eden iki şeyin, çiftin beher teki: Bu atın eşi öldü. 2. Bir şeye tamamiyle benzer ve her bakımdan eşiti olan. Osm. misil, pıenend, adîl, hemtâ: Bunun, dünyada eşi bulunmaz. 3. Eşit, Osm. müsavi, akran, küfüv: Cenâb-ı Hakk’ın eşi yoktur. 4. Arkadaş, refik, karı kocadan beheri: Eşinden ayrılmıştır. 5. Dost, muhib, yâr: Kendime vefadâr bir eş bulamadım. Eş etmek = Bir tekin benzerini bulup çift etmek: Hayvanlarımı eş edemedim. Döl eşi = Cenini içine alan zar ki, birlikte çıkar. Ar. meşime.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a radioactive transuranic element produced by bombarding plutonium with neutrons.

Türkçe - İngilizce Sözlük

End System: A system where an ATM connection is terminated or initiated An originating end system initiates the ATM connection, and terminating end system terminates the ATM connection OAM cells may be generated and received.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system where an ATM connection is terminated or initiated An originating end-system initiates the ATM connection, and terminating end system terminates the ATM connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Employment Service: usually a branch of a state's employment security agency responsible for matching job-seekers with job orders placed with the agency through its substate offices.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fund investment strategy involving investment in companies for product development and initial marketing, manufacturing and sales activities.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen element A proof intended to illustrate the image development of the finished print The screenprint element is shown singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two-character ISO 3166 country code for SPAIN.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Equipment Support. the letter 'S' OE - Faeroe Islands whirlwind YE - you.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errored Second. Any second that contains one error events.

Türkçe - İngilizce Sözlük

EMPLOYEE SHIFT BETWEEN SITES - Employer policy/program to allow employee transfer to a work site closer to their home to reduce miles traveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Expert System. electronic warfare support. a system in which an ATM connection is terminated or initiated An originating end system initiates the ATM connection, and a terminating end system terminates the ATM connection OAM cells may be generated and rec

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extensive sharing of right of way.

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. similar. matching. identic. identical. coequal. correspondent. corresponding. duplicate. fellow. spousal. dutch. one of a pair. match. pair. couple. partner. spouse. husband. wife. better half. placenta. coequal. companion. compeer. consort. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. consort. double. equal. husband. image. match. partner. peer. spouse. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük

peer. fellow. match. spouse. one of a pair. mate. husband. wife. analogue. counterpart. doublet. twin end. tally. concurrent. matched. symmetric. identical. level. homologous. colleague. comrade. equal. conjugate. duplicate. battered wife. companion. comp

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bebeklerin beline, zıbının üzerine sarılan genişçe sargı.

Sağlık Bilgisi

Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağır şeyleri tartmaya mahsus tartı Aleti kl, ağırlık rakamlar yazılı bir sapla onun üzerine hareket edecek surette asılı bir toptan ve tartılacak şeyi kaldıracak iki zincirli çengelden ibaret olup bir yere asılı olur veya iki kişinin omuzlarına koydukları bir sırığa takılır. El kantarı = Bunun küçüğü. 2. Başlıca kırk dört okkadan ibaret olan ve bölgeye göre değişen ağırlık miktarı: On kantar kireç. Maden kömürünün kantarı kaçadır? Yeni kantar = Yüz kilogramdan ibaret ağırlık. Kantar ağası = Eskiden ölçülerin teftişine memur görevli. Kantarı belinde = Gözü açık, aldanmaz adam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuşak, mıntaka (dilimizde birkaç defa sarılıp bağlanan kuşağa kemer denilmeyip, beli yalnız bir kere saran ve toka ile bağlanana denir): Sırmalı kemer; kayış kemer. 2. Kapı ve pencere gibi bir açıklığın üstünde yarım daire mimârî şekli, tâk: Kapı, pencere, köprü, su yolu kemeri; üç kemerli köprü. Altın kemeri = Eskiden içine altın doldurulup bele sarılan yolcu kemeri. Kemerbeste = Belini bağlamış, hizmete hazırlanmış, birinin hizmetine kendini adamış olan. Kemerpatlıcanı = Uzun, ince patlıcan.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Enli örme kuşak, yassı ip. 2. Hayvanın eyer ve semerini üstüne bağlamak üzere belinin altından geçirilerek bağlanan örme veya kayış bağ: Eyerin kolanını sıkmak, gevşetmek. 3. Salıncak ipi. 4. Çadır kenarına dikilen enli ve kalın şerit. Kolan vurmak = Salıncakta ayak üstü karşılıklı sallanmak. Kolan yeri = Atın belinin ortası.

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşak bağlamak, beline kuşak, kemer, kılıç vs. sarmak: Kuşak kuşanmak, kılıç kuşanmak, mec. Kuşak kuşanmak = Bir işe namzet olmak. Giyinip kuşanmak = Hazırlanmak. İpten kuşak kuşanmak = Son derece fakir düşmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuşak bağlatmak, beline kemer bağlatmak: Çocuğu giydirip kuşattı (eski kıyafette kuşağın ehemmiyeti fazla olduğundan ekseriya giymek ve giyinmek kelimesiyle beraber geçer). 2. Bele bağlanacak bir şeyi bağlatmak: Kılıç kuşatmak. 3. Etrafını almak, sarmak, muhasara etmek: Kaleyi kuşattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bel; etin fileto kısmı. loincloth i. peştemal, kuşak. fruit of the loins nesil, kuşak. gird up one's loins beline kuşağını sarmak; büyük bir işe hazırlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belinden aşağısı balık şeklinde olan efsanevi denizkızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belinden asağısı balık şeklinde olan efsanevi deniz adamın.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kılâde» den İf.) (mü. mütekallide). 1. Boyna takan. 2. Kuşanan, beline bağlayan. Mütekailid-i seyf = Kılıç kuşanmış. 3. mec. Üstüne alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. belin iki kasından biri.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Taşlama, taşla vurma. 2. Suçluyu beline kadar toprağa gömüp taşlayarak öldürme cezası.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarılmak, üstüne alı»ak. 2. Kuşanmak: Kemer sarınmak. 3. Sarık vesaire bağlamak: Başına sarık, beline şal sarınıyor.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafını çevirip dolamak. 2. Bir şeyin İçine dolayıp bağlamak: Şu kitabı bir kâğıda sar. 3. Kucaklamak. 4. Etrafını almak: Ateş etrafımızı sardı. 5. Bağ ve sargı İle bağlamak: Başını, belini, elini, ayağını, yarayı sardı. 6. (iplik vesaireyi) Yumak yapmak: Şu ipliği sarmalı. 7. Tırmanmak, sarılmak: Asma çardağa sardı. 8. Yakışmak, münasip olmak, gelmek, uygun olmak: Bu kıyafet sizi sarmadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.), (tıb.) zona, belin etrafını kabarcıklarla kuşatan bir sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bele kadar çıkan, yarı beline kadar; adi, bayağı.