Ber-ca ne demek? | Ber-ca anlamı nedir? | Ber-ca

Ber-ca anlamı nedir?

Ber-ca ne demek?

Ber-ca anlamı nedir?

Ber-ca | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ber ca

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yerinde, münasip. Nâ-bercâ = Münasip değil, münasebetsiz, yersiz. Pâ-bercâ = SAbit-kadem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alâkart, yemek listesine göre, her yemeğin ayrı ayrı fiyatı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir muzu, (bot) Musa textilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek ; (özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek abdica'tion (i) tacını ve tahtını terk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berr’in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Berr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Nuh’un erkek torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sapma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aberration

gök b. ve ruh b.sapınç

1. Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık. 2. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu .arasındaki fark. 3. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Al) batıl itikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hata, dalâlet, doğru yoldan ayrılma, inhiraf; yan delilik, akıl hastalığı; sapıklık; (astr) sapınç, sapma; adese veya ayna sisteminde bütün ışınların bir noktaya toplanamaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler; muska; anlamsız söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Amca, ağabey. 2.Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3.Büyük

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Şüphe ve tereddüt beyan eder: bekledikleri misafir geldi mi acaba? Acaba o da gelecek midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if. i wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whether. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I wonder. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Duman. 2. Bulut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener. any device used to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) akasya; aksalkım ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğitimle ilgili; ilmi; soyut, mücerret, pratiğe dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademisyen, terbiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademi, yüksek okul: ilim adamları cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجائب] tuhaf, ilginç, acaip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. acîbe). (bk.) Acîbe. (Müfred gibi)’ acip, garip, tuhaf, şaşacak: Acâip iş; acâip adam; garip şey: Acâip, öyle mi dedi? (bk.) Acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1. Mısır’ ın ehramları. 2. Bâbil’in asma bahçeleri. 3. Zeus’un heykeli. 4. Rodos heykeli. 5. Efes’ te Artemis mâbedi. 6. Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi. 7. İskenderiye deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Acâyip şeyler. 2. Anormal varatılmış mahlûklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Eceller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجالة] alelacele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fundagillerden, güzel renkli çiçekler açan bir bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Açmak işini yapan 2. (i. anatomi). Mafsallar arasındaki açıları genişletmeye yarayan kaslar, basıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that opens extensor. tensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger otu, ayı yoncası,(bot), Acanthus;(mim). sütun başlıklarında kullanılan akantos yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). çalgı eşliği olmadan söylenen (şarkı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılgan, kabına sığmaz, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anahtar, (Anahtar Rumca olup, asıl Türkçesi açar’dır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Becerikli. 2.Atılgan, ele avuca sığmaz. 3.Halk. 4.Yeni, taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik bulunan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acâip»). 1. Alışılanlara aykırı, garip, yadırganan: Acayip kılık. 2. Acayip hava. 3. Ünlem olarak hayret gösterir: Demek öyle ha? Acayip!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. weird. odd. unusual. curious. out-of-the-way. bizarre. queer. antic. kinky. freak. screwball. comical. crotchety. droll. exotic. fanciful. fantastic. fantastical. flaky. freakish. grotesque. incongruous. kooky. novel. outlandish. peculiar. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awfully. bizarre. bloody. cranky. curious. droll. extraordinary. fantastic. freak. freakish. funky. funny. futuristic. grotesque. kinky. nifty. odd. offbeat. outlandish. peculiar. queer. singular. specimen. strange. uncanny. uncommon. weird. astonishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Acebü’l acâib» den galat). Pek acayip, pek garip, çok tuhaf ve gülünç: acelacâib bir kıyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outright. frankly. outspokenly. straight out. directly. clearly. clear. openly. plainly. above-board. nakedly. avowedly. bluntly. cloudlessly. declaredly. definitely. distinctly. downright. evidently. expressly. fairly. flatly. manifestly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. frankly. freely. openly. outright. plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. above-board. bluntly. above board. evidently. expressly. frankly. obviously. openly. point blank. straight from the shoulder. simply. straight out. unreservedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly speaking. strictly speaking. in plain words. to tell the truth. in plain english. frankly. strictly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in plain words. to tell the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in all honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merhamete şayan, teessüf veren: Acınacak bir haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable. lamentable. pitiable. pitiful. regrettable. sad. sorry. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitiable. deplorable. miserable. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılkantarongillerden bir bitki. Acı olan yaprakları hekimlikte kullanılır (Menyantes trifoliata).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki. Yaprakları çay gibi haşlanılarak içilir. Yurdumuzda çok yetişir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvia officinalis): Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

insaniyete yakışır surette, insaniyetle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book / booklet. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Afet-i cân» den galat). Pek yaramaz ve tek durmaz (çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. rascal. impish. puckish. pickle. urchin. little perisher. little monster. imp. guttersnipe. scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey. urchin. unruly. mischievous. naughty. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicked cub. impish. prankster. rogue. unruly. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفت جان] can belası. 2.güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Afrika. African (i)., (s). Afrikalı; (s). Afrika'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz tenli kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kara ayit, (bot). Vitex agnus castus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as friends. laid back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hacer). Taşlar, (bk.) Hacer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احجار] taşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorally. corruptly. indecently. obscenely. perversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ahmak, ahmakımsı, ahmağa benzer, ahmaklar tarzında, ahmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doltish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishly. stupidly. like an idiot. silly. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوبره] ceylan yavrusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Akıntılı bir hastalık. 2. Küçük akarsu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle kullanılan küçük gümüş sikke, pul. 2. Nakid, para, zenginlik. Ak akça = Gümüş meskukât. Ufak akça = Bozuk para: Akça etmez. Bir akça = Pek değersiz. Akça tahtası = Sarrafların para saydıkları kenarlı ve bir tarafı dar ve açık tahta. Bir kese akça = Beş yüz kuruş meblağ. Akça kesesi = Para kesesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Beyazımsı, beyazca, akrak, akımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Oldukça ak, beyazca. 2.Eskiden kullanılan küçük gümüş para, nakit. 3.Temiz, saf, iyi niyetli kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins orman ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple. maple isfendan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir kiraz çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Paraya bağlı, paralı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Temiz, dürüst kimse

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - iyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık, züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor. spin doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisely. cleverly. intelligently. judicious. no-nonsense. sagacious. sane. sensible. shrewd. wisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. advisable. advisedly. cleverly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as he sees it. he imagines (by mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Karışık renkli, rengârenk: Alaca kumaş. Alaca bulaca. Deli alacası : Zevke uygun olmıyan birbirini tutmaz parlak renklerle boyanmış. Alacakaranlık = Akşam ve şafaktan evvelki yarı karanlık. Fr. Cr puscule. 1. Karışık renkler: Deli alacayı sever, insanın alacası içinde, hayvanın dışındadır. 2. Birkaç renkte iplikten imal edilmiş bir dokuma ki Anadolu’nun birçok yerlerinde yapılır: İplik alacası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured. piebald. pied. speckled. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speckled. pied. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir anlaşma veya hesaba göre alınması gereken para,, mal veya başka şey. Alacağı olsun = Günün birinde ona gösteririm anlamında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable. money owed to one. debt owed to one. credit. holding. claim. chose in action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. money owed to one. credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. credit. receivable. chose in action. adjusted trial balance. lien. money on account. receivable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renklerde, rengârenk. Alacalı bulacalı = istenmiyecek, hoşa gitmiyecek surette çok renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mottled. pied. motley. multicoloured. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. speckled. mottled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parlak kırmızıya çalar renkte. 2. Ala çalar doru (At).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de yer, toprak demek olan «al» dan yahut «alt» tan;. 1. Yüksek karşılığı, aşağı, pes. 2. Boyu kısa, kısır, (mec.) 1. Karakteri ve nesli aşağı, kötü huylu, zelil, dûn. 2. Hasis, pinti, cimri. 3. Korkak, nâmerd. Alçak gönüllü = Mütevazı, kibirsiz. Alçaktan görüşmek = Kibir etmemek, tevazu göstermek. Yalımı alçak = Kibri olmayan, tevazu sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az alçak, pek yüksek olmayan. Alçaklıkla, zillet ve tenezzülle: Alçakça yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükseklik karşılığı, pestî. 2. Boy kısalığı, (mec.) Zillet. 2. Mübalağalı hasislik, cimrilik. 3. Korkaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alçalmak işi. 2. (coğrafya) Toprağın çökerek oturması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmak maksadıyle yapılan oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. trick. feint. legerdemain. shiftiness. sleight. sleight-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. trick. catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. trick. con. funny business. hockey pokey. hype. jookerie. sell. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Derecelerine göre, sırasıyle. (bk.) Alâ: Alâ-merâtibihim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek F. câh = mansıb). Büyük mesnet ve mansıpta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i) (Erkek İsmi) - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz.Ali ve Can).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume. fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yellowish translucent resin resembling copal, found as a fossil in alluvial soils, with beds of lignite, or on the seashore in many places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It takes a fine polish, and is used for pipe mouthpieces, beads, etc., and as a basis for a fine varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By friction, it becomes strongly electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber color, or anything amber-colored; a clear light yellow; as, the amber of the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ambergris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The balsam, liquidambar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Consisting of amber; made of amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resembling amber, especially in color; amber- colored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To scent or flavor with ambergris; as, ambered wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To preserve in amber; as, an ambered fly. a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair' a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair'. a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry. a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first shadow of the primal plane of Order, the city of A is the archtype of all cities The Palace of A is the seat of the King of A , the ruler of Order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fossilised resin from ancient trees It is clear, translucent, varying in colour from yellow to brown From it are carved beautiful and expensive pipe stems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Naturally occurring, yellow to gold gemstone, fairly soft, which is the fossilized remains of tree resin Used in jewelry, mostly in the Roman period. A chromatic color of glass or plastic containers It is used principally to protect the contents of the co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecular modeling package AMBER produces an output that it refers to as 'PDB' but differs from true PDB in several areas, enough so to warrant a separate set of handling routines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very hard fossilized plant resin Yellowish in color it is often used for semiprecious gem stones. one of the four only true realities, all else is but an influence reflection or shadow of these realities The second oldest of the known realities Amber is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown color of glass that absorbs nearly all radiation with wavelengths shorter than 450mm Amber glass offers excellent protection from ultraviolet radiation This is critical for products such as beer and certain drugs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assisted Model Building with Energy Refinement molecular simulation programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifts the spirits High electrical charge for positive energy Harmonizes Yin and Yang Powerful healing stone with large amount of organic energy In ancient times, ground to a powder and mixed with honey or oil of roses for various physical problems Filters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obtained from fir trees Gives a fragrance a very rich, warm fragrance tone It is commonly used in fragrances that fall into the 'oriental' category.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber is a fossilised resin The most commonly found colours are brown and yellow However, there are also specimens found in red, green and close to white. a hard, translucent, yellow, orange, or brownish-yellow fossil resin, used for making jewelry and ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VLTI Instrument. light yellowish-brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New name for Acrobat See entry above. a white wine gets approximately this colour after a long ageing or an early oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lager, or an ale, with a colour halfway between pale and dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fossilized resin of conifer trees Colors range from honey through yellow to reddish brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A student at Sunnydale High School, Amber was seen in 'The Witch' trying out for the cheerleading team, during which she spontaneously combusted due to a witch's spell She trained with one of the best cheerleading coaches money could buy , and the rumor i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Danburite Lapis Lazuli Periclase Tourmaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A translucent fossilised resin that comes in a range of colours including, yellows, reds, whites, blacks and blues When rubbed, amber produces static electricity The best quality amber is clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lightweight fossilized sap, resin, or gum from ancient trees, which can be cut, etched, faceted, or carved Amber can be translucent or opaque and range in color from shades of yellow, brown, and red to gray or green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kehribar; kehribar rengi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esmeramber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yahut amuca. (i.) (A. «amm» dan). Babanın erkek kardeşi: Amcam, amcamın oğlu, kızı; onunla amca oğullarıyız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avuncular. paternal uncle. uncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle. uncle. a familiar address to an older man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle. collateral ancestors. related in the collateral line. special cousins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amateur Motorcycle Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Maritime Safety Authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alaskan Malamute Club of America is the 'parent' club for the Malamute breed in the USA Club members are expected to follow a Code of Ethics in breeding and competing with Alaskan Malamutes The AMCA and it's members are also responsible for maintainin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Amca olma hali. 2. Uvey amca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amca oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dostane, dostça amicably (z). dostçasına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high street. main street. main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Adabalığının midesinden çıkardığı güzel kokulu siyah bir madde ki, Hind Okyanusu sahillerinin bazı sığ mahallerinde bulunur. Misk ü anber. 2. Güzel koku: Anber kokuyor. 3. mec. Zülf-i dilberden kinaye olur. Anber balığı = Balinaya benzer ve karnından anber çıkan bir çeşit balık, adabalığı. Fr. Cachalot. Anber çiçeği = Hubb-ül-misk denilen yuvarlak, sarı renkli ve pek hoş kokulu bir cins çiçek ki, küçük bir ağacın üzerinde olur. Misk ile anber = Pek Alâ, pek münasip, isteğe uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنبر] amber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve misk gibi kokan, kül renginde madde. 2.Güzel koku. 3.Güzellerin saçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. anber, F. bârîden: Yağdırmak). Anber yağdıran, güzel koku yayan: Zülf-i anber-bâr = Güzel kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. anber, F. bûy: Koku). 1. Anber kokulu. 2. Hint’ten, Iran ve Irak’tan gelen bir cins kokulu, uzunca ve iri taneli makbul pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عنبربو] amber kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anberden ibaret, anber gibi kokan: Zülf-i anberîn = Anber kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yayla çiçeği. 2. Güzel kokulu veya anberli iksîr. 3. Ayyaşların rakıya verdikleri isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Onun gibi, onun kadar, o kadar, öylece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshly. ill. just. narrowly. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much. that much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anti-Neutrophil Cytoplasmic Antibody Found as cANCA or pANCA The former is found in Wegener's granulomatosis whereas the latter is more non-specific. is an abbreviation for anti-neutrophil cytoplasmic antibody This is a type of antibody that is associated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antineutrophil cytoplasmic antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airport Noise and Capacity Act of 1990, prohibits U S airports from adopting overly restrictive or outright punitive anti-noise ordinances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Nature Conservation Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Anca ve ancılayın gibi «an» suretini alan «o» işaret ismiyle «cak» edatından). 1. Tek, yalnız, sade, mücerret: İbâdete müstahak, ancak Cenâb-ı Hak’ tır. 2. Mahzâ, sırf hassaten: Ancak ilim öğrenmek ve terbiye için mektebe gidilir. 3. Tamamı tamamına, dara dar, güç hal ile: Bu iş ancak akşama kadar biter. Bu çuval ancak bir kile alır. 4. Lâkin, fakat, ama: Ava gidecektim, ancak hava müsaade etmedi. 5. O kadar, onun gibi, ancılayın: Kalenderlik ise ancak o kadar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

only. barely. hardly. merely. purely. scarcely. however. on the other hand. but. nevertheless. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barely. but. hardly. only. merely. just. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

however. on the other hand. but. just. hardly. barely. only. solely. merely. bare. just about. nevermore. scarcely. simply. by the skin of one's teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melekotu, (bot). Angelica,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ingiliz kilisesine mensup kimse, Anglikan; (s). İngiliz kilisesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek arkalıklı sandalyede oturulunca başın geldiği kısmı örten bez parçası; koltuk örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşte ısınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzik eşliğinde su revüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) -1.Gönül rahatı. 2.Sevgili, sevilen güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Araplar’ın tarz ve haline uygun ve bunlara mensup ve müteallik: Arapça lisan, Arapça yaşayış, Arapça şarkı. Araplar’ın dilinde veya hal ve tarzlarında: Arapça söylemek, Arapça yaşamak. 2. Lisân-ı Arabî: Arapça pek vâsî bir lisandır. Mısır Arapçasının Şam Arapçasından hayli farkı vardır, mec. Anlaşılmayan meçhul şey: Bu, benim için Arapçadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Arabic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (arec’in müennesi). t. Aksak, topal. 2. Sırtlan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -1.Temiz, namuslu. 2.Aksak, topal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mim). sıra kemerler; kemer altı, üstü kapalı çarşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke; cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian (s). bu ülkeye ait; sakin, asude; sade, basit; pastoral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sırri, gizli, saklı, herkesçe bilinmesi caiz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sır, muamma; eski simyacıların çözmeye çalıştıkları doğal sırlar; kuvvetli ve niteliği meçhul ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hemen arkasından, arkası sıra, ardı sıra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç çeşit hurma ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topal aksak adamın yürümesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arnavut dili. 1. Arnavut dilinde: Arnavutça söylemek. 2. Arnavutlar’a mahsus tarzda: Arnavutça kuzu pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) arnika, dağtütünü, öküzotu, (bot). Arnica montana; bu bitkiden elde edilen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Utanmayarak, utanmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). American Society of Composers, Authors and Publishers.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmaya müstahak, pek kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s ).,çok fazla, muazzam, aşırı astronomik; astronomi ile ilqili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» fan). Alıştırılarak kuşlara saldırtılan bir cins yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow hawk. goshawk. hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. sparrow hawk. slingshot sapan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic age. nuclear age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tipik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uğur getireceğine inanılan törenlerle açmak, açış töreni yapmak, başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğru olduğunu ispat etmek, sıhhatini tevsik etmek. authentica'tion (i). doğru olduğunu ispatlama , sıhhatini tevsik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudunda hâsıl olan zehirli maddeden zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. fighter plane. fighter airplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., avocado pear perse ağacınn meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay meyvası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam ay, sağlam kişilik. 2.Şimşek, ay’ın şimşek gibi parlaklığı. 3.Yaprak, ay yaprağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent. new moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel, ışıklı, parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ayın yeni doğduğu günlerdeki şekli, yeni ay, hilal. 2.Cami kubbelerine ve minare külahlarına konulan hilal şeklindeki süs. 3.Ay kadar güzel, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi parlak güzel ve sevimli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrı olarak, ayrı bir önem verilerek. 2. Bundan başka, üstelik: Çocuğu fena halde azarladılar, ayrıca dayak ea yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. otherwise. in addition to. then again. additionally. again. also. else. on the side. into the bargain. to boot. extra. farther. further. furthermore. item. likewise. over and above. thereto. withal. yea. beyond. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. also. besides. further. furthermore. likewise. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. besides. furthermore. separately. accountancy. again. wage economy. to be further enacted that. what is more. moreover. plus. a a- s. then. thereto. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. iceberg

coğ. buz dağı

Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg buzdağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tunca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Azerbaijan) Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Hazar Denizi’nin kıyısında İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey enlemi 47 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: Toplam: 86600 km².

Kara: 86100 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 2013 km.

Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km Gürcistan 322 km İran (Azerbaycan sınırı) 432 km İran (Nahçıvan sınırı) 179 km Rusya 284 km Türkiye 9 km.

Sahil şeridi: 825 km (Hazar denizi).

İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9’unun hüküm sürdüğü Azerbaycan’da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan’da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi’nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm) en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.

Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan’ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ’in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m; en yüksek noktası: Bazardüzü dağı 4485 m.

Doğal kaynakları: petrol doğal gaz demir yatakları metaller alüminyum.

Toprakları: Tarıma elverişli: %20.

sürekli ekilen: %5.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %11.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 14550 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları deprem.

Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga Ural Kür Aras Terek Samur Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar’ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 7961619 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.8 (erkek 1046501; bayan 1011492).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 2573134; bayan 2706275).

65 yaş ve üsleri: %7.8 (erkek 246556; bayan 377661) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.66 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.38 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.65 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 63.85 yıl.

Erkeklerde: 59.78 yıl.

Kadınlarda: 68.13 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Azeri.

Nüfusun etnik da


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Haberi olan. 2. Akıllı, zekî. 3. ihtiyatlı, tedbirli.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz kalender davranıştı, cana yakın, güvenilir erkek: Ahmet Bey çok babacan adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avuncular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherly. kindly. friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherly. good-natured. dependable old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Ocağın dumanı çekmek için damdan yukarı çıkan kısmı: Zelzeleden bütün evlerin bacaları yıkıldı. 2. Tepe penceresi, kulübe ve damlara, yukarıdan ışık vermeye mahsus delik. Kapıdan atsalar bacadan düşer = Ayrılmaz ve kovulduğu halde yine gelir. Iz’Ac edenler hakkında söylenir. Kapı baca = Her taraf. Baş bacadan aşmak = Çok boylanmak. 3. Su yolu ve lâğım gibi zeminden aşağı şeylerin yukarıdan açılır kapanır deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney. flue. funnel. shaft. chimney stack. pipe. smokestack. stack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney. funnel. smokestack. stack. flue. skylight. smoke hole. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney. monitor. stack. flue. funnel. skylight. smoke hole. shaft. delivery canal. mitre. uptake. hood. lantern. lunette. manhole. pit. mine shaft. tunnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Isıdaki değişmenin gazlarda yol açtığı yukarıya yönelik hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan sonra bacalardan çıkan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buharı, sülfür oksitleri, parçacıklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumiyet üzere kalçadan tabana kadar olan uzva ve bilhassa kalçadan dize kadar olan kısmına denir. Hayvanlarda ön, art, kıç bacak. 2. Oyun kâğıtlarının oğlan resimli olanı, vale, fanti. 3. Bir çeşit av köpeği. Alabacak = Sekili (at). Eğri bacak, kılıç bacak = Çarpık bacaklı, ahnef. Şeytanın kıç yahut art bacağı = Yaramaz çocuk. Bacak kalemi = İncik kemiğinden düdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crural. leg. limb. pin. shank. shin. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack. leg. limb. shank. knave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. leg. shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boylu, yüksek, uzun. Ar. tavîl-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having legs. long legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacakları ve boyu kısa, boysuz. Ar. kasîr-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no legs. short-legged. who tries sth he / she is too young to do. pint- sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, kısa boy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BACANAK veya BECANAK (i. «bacı» dan müştak olarak aslı «bacınak» tır. Arapça ve Farsça’dan mürekkep «bâcenâh» olduğunu kabûl ve öyle yazmak beyhûde külfettir). Birbirine nisbetle iki kızkardeşln kocaları: Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ile bacanak idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. wife's sister's husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the husband of one's wife's sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakalorya; mezuniyet törenlerinde yapılan dini ayin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil kâgıdı ile oynanan bir Fransız kumarı, bakara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çileğe benzeyen etli ve çekirdeksiz meyva gibi; böyle meyva veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değiştirerek patlıcan dediğimiz maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocers and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kabzasının siperi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baldan).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. L. T.). Barbarlara yakışacak şekilde: Adam, çocuğu barbarca dövdü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باربر] hamal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). berber; (f). tlraş etmek. barbers itch birkaç cins parazit mantarın yüzde ve boyunda meydana getirdiği bir deri hastalığı. barbershop (i). berber dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diken üzümü; kadıntuzluğu, amberbaris, sarıçalı, (bot). Berberis vulgaris

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir hisar veya şatonun damında bulunan müdafaa kulesi; gözleme kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün, cümle, hep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Büyük sandal, eski zamanda cenk sandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BALÇAK (i.). Kılıç kabzasının eli muhafaza etmeye mahsus siperi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barış).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). barikat, siper; mânia, engel; (f). siper yapmak; barikatla önünü kesip müdafaa etmek. barricader (i). barikat yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞClĞAZ (i.). Küçük çıban başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbe sıralamasında üsçavuşla başgedikli arasındaki assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master sergeant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrıca, ayrı olarak, tek başına, müstakillen: O, başkaca geldi. 2. Mahsusan, re’sen, suret-i mahsusada: Sizin için başkaca getirteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat different. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En ehemmiyetli, en esaslı, en seçkin: Sâdî’nin başlıca eserleri Gülistân’ıyle, Böstân’ıdır. En ziyade, en evvel: O, başlıca bu işle meşgul olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. main. primary. prime. cardinal. essential. leading. ruling. staple. mainly. primarily. mostly. principally. chiefly. largely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential. mainly. primary. prime. principal. ruling. uppermost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chiefly. mainly. principally. grand. largely. leading. for the most part. pre eminently. primal. primarily. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne v.b. ağaçların meyvası; mum ağacı, (bot). Myrica cerifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Zengin, varlıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baybaş).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (be: birleştirme edatı, câ: yer). Yerinde olan, münasip, lâyık, şâyeste. Nâ-becâ = Münasebetsiz, (Osm.) nâ-bemahal, nâ-sezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyunundaki çok kısa adamın adı. Bundan kinaye olarak kısa boylu erkekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجا] yerinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Yerli ve yersiz, iyi ve kötü uygun ve uygunsuz olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teskin etmek, yatıştırmak; den. rüzgarsızlıktan yelkenliyi kımıldatamamak. becalmed (s). yatışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). become.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( bağlaç) çünkü, zira, -den dolayı, sebebiyle, için. because of -den dolayı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı, yâ’nın fethiyle becâyiş, yani onun yerine mânâsiyle bizde kullanılan ve künye defterindeki kayıttan alınma bir tâbir olup Farsça’da kullanılmaz). iki memurun biribirinin yerine gelip görev değiştirmesi, kendi talepleriyle her biri diğerinin yerine nasbolunması: Becâyiş oldu. Becâyişi icra edildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of positions by mutual consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of offices between two officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجایش] yer değişimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). italyada eti çok sevilen birkaç cins küçük kuştan biri; bir çeşit ötleğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, fercam = encâm). Encamı kötü, sonu fena.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدفرجام] kötü sonlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Üst olmayı bildirir. Üzre, alâ. (Bazı Farsça terkiplerde). Bervech-i bâlâ = Yukarda yazılı usûl üzre. Ber-mûtâd = MÜtâdı üzre. Ber-tarz-ı nevîn = Yeni üslûb üzre. Ber-mûeib = MUcibince. Ber-taraf = Ayrı, müstesnâ, şöyle dursun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Göğüs, sine: Şİmînber = Gümüş göğüslü. (Gümüş gibi) (Ezber ve berâber bunun gibidir). 2. Yemiş, meyve: Dıraht-ı bî-ber = Meyvesiz ağaç. Ber-Aver = Meyve veren, meyveli, semereli, verimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «berden» fiilinden emir olup sıfat terkîbi teşkiline girer). İleten, götüren, alan: Dil-ber = Gönül alan. Kebûter-i nâme-ber ss Mektup götüren güvercin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERR) (i. A.). 1. Kara, deniz mukabili: Berr ü bahrda = Karada ve denizde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بر] üzeri. 2.üzere. 3.göğüs. 4.meyva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F. Farsça ber = yükselme edatı, Arapça aks = ters). Tersine, aksine, hilâfına, bilâkis: Kendisi ne kadar cahil ise, oğlu beraks o kadar Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yerinde, münasip. Nâ-bercâ = Münasip değil, münasebetsiz, yersiz. Pâ-bercâ = SAbit-kadem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = istilâ edatı, dâr = salb ağacı). Dâr ağacına çekilmiş, asılmış, Ar. maslûb. Berdâr etmek: Salbetmek, asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = meyve, dâr = mülkiyet edatı). Yemişli, meyvedar, meyveli, semereli, verimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = yükseltme edatı, Arapça devâm = dâim olma). Devam üzre bulunan, süren dâim, bâkî: Sıhhat ve Afiyette ber-devam olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «berendâhten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yukarıya atan, def ve bertaraf eden: Mevâni ber-endâz = Engelleri bertaraf eden, Ar. dâfî-ül-mevânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tersine dönmüş, mâkûs, ters: Baht-ı ber-geşte = Aksi ve kötü talih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Havaya gitmiş, uçurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Sağ, diri, hayatta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha yüksek, daha üstte, Alâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Fazilet. 2.Seçkin olma vasfı. 3.Olgunluk. el-Bera’ b. Azib: Ashabdandır. (Küfe-691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey ve Kazvin’i fethetti. Kufe’de vefat etti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akran ve emsale üstünlük. Berâat-ı istihlâl. (bk.) istihlâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal. dismissal. exoneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to prove innocent / not guilty. to beat the rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquit. exonerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Birlikte bulunan: Onunla berâber idik. 2. Müsavi, eşit: Sen onunla berâber değilsin. Sen kendini onunla berâber mi tutuyorsun? 3. Bir hizada olan: Kayık su ile berâber idi. 4. Birlikte: Berâber geldik, berâber oturuyoruz. 5. Refakat, birlik, maiyyet: Onun berâberindedir. Berâberince geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. co-. with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. equal. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. accompanying. abreast. even. together with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابر] birlikte. 2.eşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoreless. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. draw. drawn. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Berâberlik, farksızlık, eşitlik, müsâvilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابری] birliktelik. 2.eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsavi olma, Ar. tesâvî, eşitlik, müsâvât. 2. Bir hizada olma. 3, Muvazene, denklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. togetherness. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unity. cooperation. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Beri ve ilgisiz olma, bir işle ilgili olmama: Berâetini ispat etmek. 2. Muaf ve müstesnâ olma, muâfiyet, istisna. 3. (Hukuk). Bir davanın neticesinde pâk ve ilişiksiz çıkma: Berâet kazandı. Berâet-i zimmet: Zimmetinde bir şey görünmeyip, zimmetten uzak olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berevât). Rütbe ve nişan veya bir imtiyaz verildiğini tasdik eden ferman. Gemi beratı: Geminin tâbiiyyetini gösteren kâğıt. Leyle-i berât = Peygamberimiz’e peygamberliğin Cebrâil vasıtasıyle tebliğ buyrulduğu gece ki, ŞAbân’ın on beşine tesadüf eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. charter. franchise warrant. title of privilege. practicing certificate. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2.Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). İçin, Ar. liecll, maksadıyla: Berây-ı tenezzüh: Tenezzüh (gezinti) için, liecli-tenezzüh: Gezmek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beriyye). Beriyyeler. (bk.) Beriyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برای] için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برائت] aklanma. berâ’et etmek aklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Berbat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برباد] mahvolmuş. 2.kötü, pis, berbat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanarya yemi denilen bir cins tohum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amberbâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BArbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = yükseltme edatı, bâd = hava). 1. Havaya uçmuş gibi perişan. 2. Harap, viran, telef olmuş. Türkçe. 1. Pis, kirli: Berbat adam. Üstünü başını berbat etti. 2. Kötü, fena.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horrible. terrible. awful. miserable. bad. rotten. spoilt. destroyed. stinking. abominable. abysmal. accursed. accurst. appalling. atrocious. bum. chronic. crappy. dashed. deuced. devilish. disgusting. dread. dreadfull. egregious. execrable. fierce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. abysmal. appalling. atrocious. awful. beastly. chronic. diabolical. dire. dreadful. execrable. foul. frightful. ghastly. grotty. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. miserable. nasty. poisonous. putrid. ropy. rotten. shabby. sh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. dreadful. very bad. soiled. spoiled. arrant. awful. damnable. egregious. execrable. ghoulish. hellish. horrendous. infernal. lamentable. miserable. offending. putrid. rotten. shitty. terrible. unspeakable. venomous. villainous. yucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoil. vitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. balls up. botch. butcher. foul up. fuck up. to make a hash of it. to cause havoc. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Pislik, mülevveslik, telvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıraş etmek ve saç kesmek sanatını icra eden adam. (Yeni tarzda saç kesenlere Fransızca’dan alarak «perukâr» demek abestir). Geveze berber = Çok söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Afrika’nın Mısır hariç bütün kuzeyindeki ülkelerde oturan bir kavim ki, en büyük kısmı, şimdi Araplaşmıştır ve Arapça konuşmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdresser. barber. shaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barber. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a race somewhat resembling the Arabs, but often classed as Hamitic, who were formerly the inhabitants of the whole of North Africa from the Mediterranean southward into the Sahara, and who still occupy a large part of that region; called also

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the language spoken by this people. a cluster of related dialects that were once the major language of northern Africa west of Egypt; now spoken mostly in Morocco an ethnic minority descended from Berbers and Arabs and living in northern Africa a me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barber. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A loose term given to various peoples who have inhabited North Africa since before the 7th century Arab conquest of the region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A loop-pile carpet that offers great durability, a full comfortable texture and a casual, informal look Often, these carpets incorporate flecks of color that contrast with the primary hue The term Berber has expanded to include many level and multi-level

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carpeting using flecked yarns and loop styles from large nubby to small tight loops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Berber, an ethnic group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Race of dark-skinned North African people Lived in Morocco before the influences of Arabic and Islamic culture reached the area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Loop-pile carpet tufted with thick yarn, such as wool, nylon or olefin Often having random specks of color in contrast to a base hue, this floor covering has a full, comfortable feel, while maintaining an informal, casual look Currently, this term has exp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbershop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Berber kavminin tarz ve usul veya dilinde olan. Berber dilinde veya Berberler’e mahsus tarzda: Berberce söylemek. 2. Berber dili: Berberce’ nin hangi dil ailesinden olduğu henüz bilinmemektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. berberiyye). Berber kavmine mensup ve müteallik: Memâlik-i Berberiyye = Berber ülkeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a barber. hairdressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdressing. hairdressing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجا] yerinde, uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجسته] seçkin, seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Seçilmiş, beğenilmiş. 2.Güzel, hoş, latif.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Toplayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğuk, sermâ. Berd-ülaeûz = Kocakarı soğuğu ki, ilkbaharın sayılı günlerinde vuku bulur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برد] soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Kocakarı soğuğu (RÜmî şubatın 26’sından İtibâren 7 gün şiddetle devâm eden bir soğuk).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برده] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuing. going on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بردوام] sürekli, devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = yükseltme edatı, dûş = omuz). Omuzların üzerinde olan. Hâne-berdûş == Evi omuzunda. Varı yoğu omuzundaki seccade veya pöstekiden ibaret, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. tramp. hobo. bum. vagrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بردالعجوز] kocakarı soğuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Vurma ve incitme eseri ola130 rak bedenin bir tarafında hasıl olan çürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sipersiz ve yumuşak bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. skullcap. wound. flesh wound. hurt. balmoral. barret. bruise. contusion. lesion. tammy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. bruise. lesion. weal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley; the six-rowed barley or the four-rowed barley, commonly the former.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pierce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bear, barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. bruise. chafe. graze. hurt. indentation. lesion. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بره] kuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahrum etmek; merhametsizce elinden almak bereavement i. mahrumiyet. bereft s. mahrum edilmiş. the bereaved geriye kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime). 1. Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam. 2. Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برهنه] çıplak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکات] bereketler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât). 1. Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye. 2. Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var. 3. Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle. 4. Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin. 5. Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık. 6. Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. blessing. richness. plentifulness. plenteousness. copiousness. cornucopia. fertility. fruitfulness. plenitude. plenty. profusion. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. plenty. increase. fruitfulness. blessing. divine gift. rain. fortunately. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکت] bolluk. 2.uğur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk. 2.Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bereket ve meymeneti olmayan, kâfi ölçüde olduğu halde yetişmeyip hayrı görülmeyen: Alnın teri ile kazanılmadığı için bereketsiz bir paradır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfruitful. scanty. meagre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Vurup çürütmek, bere hasıl olacak surette vurmak: Yüzünü berelemişler. 2. (Meyve vesaireyi) vurmak, zedelemek, çürütmek: Erikleri sepetin içinde çok sallayıp berelemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. contuse. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurulmaktan çürümek, çürük ve bere peyda etmek: Bütün yüzü berelenmiş. 2. (Meyve). Bir şeye dokunmaktan vurulup bir tarafı zedelenmek: Şeftali berelenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beresi, hafif yarası olan. 2. Başına bere giymiş insan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bere, ufak ve yuvarlak bir çeşit yumuşak şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Berât’ın c.). Eskiden rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren fermanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروات] beratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برف] kar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buzhâne; karlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برفين] karlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kardan yapılmış. 2.Tertemiz, kar gibi beyaz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برگ] yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aysberg, buzdağı; bak. iceberg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Belgizar). Yadigâr olmak üzere verilen hediye: Bu kutu falanın bana bergüzârıdır. Bu da benden size bergüzâr olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hediye, hatıra, andaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, irâdesine sahip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, beğenilmiş makbul.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برگذار] hatıra, hediye, yadigâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Barhâne). Büyük ve muntazam olmayan konak ve daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخانه] harap vaziyetteki ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz, haylaz, hayta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برحيات] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHURDAR (i. F.). Çalışma ve himmetinin neticesini alan, iyi bir işin mükâfatına nail olan: Berhurdâr olsun. Berhudâr ol oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dağarcık, torba.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخوردار] mutlu, muradına ermiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Siir konusu etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜ (i.). Bu tarafta, yakında, daha yakın, öte mukabili: Beri gel, beride dur, beriye gel, beriden geç. Ötede beride, öteye beriye, öteden beriden: Uzak ve yakın çeşitli yerler. Yakında bulunan, bu cihette olan, yakın, öte mukabiM: Beri taraf. Yakında ve bu cihette olan yer: Berisi ötesinden geniştir. Zaman zarfı — dan beri: Bir vakitten başlayarak devamlılık gösterir. —dan itibaren: Uç seneden beri görüşmedik. O günden beri hastayım. Görüşeliden beri: Görüştüğümüz vakitten itibaren. Öteden beri: Eskiden beri, Ar. minel-kadîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet»den smüş.). 1. Kurtulmuş, Ar. sâlim, Fars, Arî, Azâde: Her hastalıktan beridir. 2. Pâk, temiz, münezzeh: Cenâb-ı Hak, gözle görmekten ve kulakla işitmekten beridir. 3. Hiç bir ilgisi ve medhali olmayan, berâet kazanan. Beriyyüz-zimme = Zimmetinde bir şey olmayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. from. on. onward. onwards. down. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the near side. this way. since. ever since. for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. near. since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بری] arınmış, temiz, uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Salim, kurtulmuş. 2.Temiz, Arınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Seylanca). Asya’nın güney doğusu ile Okyanusya, Senegal ve Brezilya’nın yerli halklarında görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beriberi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acute disease occurring in India, characterized by multiple inflammatory changes in the nerves, producing great muscular debility, a painful rigidity of the limbs, and cachexy. avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beriberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar, posta, ulak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برید] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜKÜ (i.). Bu taraftaki, yakındaki, öteki mukabili: Beriki, ötekinden büyüktür. Öteki beriki = Her kim olursa, herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zümrüt gibi bazı taşların bileşiminde bulunan bir elemandır. Be senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERRİN) (i. F.). Yüksek (daha çok manevî mânâda): Kasr-ı barîn (berrin) = Yüksek saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برین] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.En yüksek, çok yüce. 2.Soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bering Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çöl, Ar. sahrâ, Fars. beyâbân: Beriyye-tüş-ŞAm = (Suriye) Şam çölü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berâyâ). Halk, Ar. nâs, enâm, insanlar: Hayrül-beriyye = İnsanların en iyisi olan Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şimşek (elektrik mânâsına dahi getirilip Iran ve Hint’ te telgrafa «TAr-ı berki» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaprak, varak. Berk-i gül: Gül yaprağı. Gül-i sadberk = Bir nevi gül. Berk ü bâr = Yaprak ve meyve. Bîberk ü neva = Elde, avuçta yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pek katı, sert. 2. Sağlam, metin, muhkem, e. Pek, sağlam olarak. («Pek» sözü bunun hafifletilmişi olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. solid. firm. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into a mess when he should have known better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into the mess when he should have known better. a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برق] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, kuvvetli. 2.Katı, sert. Şiddetli. 3.Hızlı. 4.Orman. 3.Arı, şimşek, yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kuzey Afrika’da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = istilâ edatı ve karar). Kararlı, kararlaşmış, yerleşmiş, devamlı, dâim: Şimdiki hâlinde berkarâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برقرار] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kama. 2.Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3.oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir çeşit fayton, oturulacak kapalı yeri olan at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Berlin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun kenarındaki toprak kısım; kalelerde siper ile hendek arasmdaki toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برماه] matkap, burgu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağ tepesi, doruk. - (bkz.Şahika, zirve).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برموجب] uyarınca, gereğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Hamilton.

Nüfus: 59.300.

Yüzölçümü: 54 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nda ada.

Önemli Şehirleri: Hamilton.

Dil: İngilizce, Portekizce.

Yönetim Biçimi: Koloni.

Tarih: Bermuda’nın ilk sömürge oluşu, İngiliz Sir George Somers ve beraberindekilerin 1609 yılında bir deniz kazasına uğramalarıyla başlar. Bermuda 1684’te İngiliz Kraliyeti’nin buyruğuna girdi ve 1968’de öz yönetimli sömürge haline geldi. Bermuda’da ABD’nin bir deniz ve hava üssü vardır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kısa pantolon, Bermuda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برمعتاد] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bern, isviçre'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç, delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برنا] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Genç delikanlı, yiğit. - Kadın ve erkek için kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sen Bernar'a veya onun tarikatma ait; i. bu tarikat mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برپا] ayakta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بر] toprak. 2.kara. 3.kıta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Doğru sözlü, hayır işleyen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den imüb.). Su, şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus kap, karlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berk» dan imüb.). 1. Pek parlak. 2. Bulanık olmayan, durulmuş, saf: Berrak su. Bulutsuz, açık: Berrak hava (bu ikinci mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. unclouded. limpid. brillant. crystalline. crystal. bright. just. liquid. lucent. lucid. pellucid. serene. speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. limpid. lucid. transparent. unclouded. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براق] duru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Duru, saf, bulanık olmayan, nurlu. 2.Şimşek, parıltı. 3.Kulağa hoş gelen ses.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru hâle gelmek, berrak olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear. to be limpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kesen, kesici, keskin: Tİğ-ı berrân: Keskin kılıç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kesen, kesici, keskin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berr» den imüb.). 1. Sahra ve kıra mensup ve müteallik, yabanî. 2. Haricî, zahirî. 3. Din emirlerine uymayan. (Bu üçüncü mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Karadan, kara yoluyla, bahren mukabili: İstanbul’dan Haleb’e berren gitti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برا] kara yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. berriyye). Karaya mensup ve müteallik. Bahrî mukabili: Asâkir-i berriyye = Kara ordusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بری] kara ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Berîn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yüksek yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kara askeri, kuvve-i berriyye, bahriyye mukabili. İngiltere’ nin berriyyesi (kara kuvvetleri), bahriyesinden (deniz kuvvetlerinden) çok azdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., bot. tohumlardan oluşmuş yumuşak meyva; çilek, kiraz, ağaç çileği gibi etli ve zarlı kabuksuz tane; f. bu seçit meyvayı toplamak. hound's berry tilki üzümü, bot. Solanum nigrum. terebinth berry çitlembik. berried s. yemişi zarsız ve kabuksuz olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten yaprağı ile yapılmış afyonlu şurup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برسابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul ve tasdik eden kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hep, bütün, çok.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskandinav efsanelerinde adı geçen cesaret ve kuvvetiyle meşhur bir kahraman; sş bu kahraman gibi çılgınca hareket eden go berserk çıldırmak, tahripkar bir hal almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. berserk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saç ve sakalı düşüren, kel nevinden bir İllet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برتر] daha üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Üstün, yüksek nitelikli, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برترین] en üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f yatak, ranza (taşıtlarda); den. manevra veya rıhtımda palamar yeri; gemici ranzası; iş, vazife; mevki; f., den. manevra yaparak yer vermek (gemiye); yatacak yer vermek; rıhtıma yanaşmak (gemi). give the land a wide berth karadan çok uzakta bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların omuzlarına attıkları dantel veya diğer bir kumaştan yaka veya atkı. Big Bertha Almanlann Birinci Dünya Savaşmda Paris'i dövmek için kullandıklan çok büyük top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kişileri, bilhassa suçluları, vücut ölçülerine göre teşhis eden bir sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEREVAT) (i. A. c.) (m. berât). Beratlar (fermanlar), (bk.) Berat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بروجه] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zümrüt gibi birkaç çeşit kıymetli taşı da içine alan bir maden; nil rengi, cam göbeği. beryline s. zümrüt nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. berilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İki şey arasındaki aralık. 2. Ölülerin ruhlarının kıyamete kadar duracakları yer ki, dünya ile ahret arasında farz olunur. 3. (Coğrafya). İki karayı birbirine bağlayan ve iki denizi birbirinden ayıran dar dil: Panama berzahı. 4. mec. Azap çekilen yer, cehennem. Bu mânâ ile mecâzen sıfat gibi de kullanılır: Berzah yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برزخ] cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Kasım b. Muhammed. - Arap tarihçilerinden-dir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برزگر] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salya bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Beybolat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ümit ile korku arası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Yersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cansız, ruhsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bî-çâre’nin c. bîçâreler, zavallılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mecalsiz, kudretsiz, dermansız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayyaş kimse, içkiye düşkün kimse..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BÜBER) (i. Hindce’den gelir). Hind’den ve o cihetteki adalardan gelen yakıcı bir habbe ki tozu yemeğe konur. Ar. fülfüt. Kara biber dahi denilir. Asıl Türkçesi ısıot. Kırmızı biber = Arnavut biberi. Yeşil biber = Bunun tazesi. Tuz biber = Baharat, mec. Lezzet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper. paprika. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver , beavers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(filfil): Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kırmızı biber ile hazırlanan ilaç, nevralji, lumbago ve romatizmada faydalıdır. Ayrıca biber, mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler. Cinsel arzuları kamçılar.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuşdili): Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklîl-i cebel denilen bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biber saçılmış: Bu külbastı çok biberli, mec. Çok pahalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. peppery. peppered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppery. peppered. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine biber konan küçük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caster. castor. pepper-castor. pepperbox. shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper-pot. pepper-shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper shaker. papper mill. caster. pepper pot. sifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Emzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby bottle. nursing bottle. feeding bottle. feeder. bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding bottle. baby's bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e ait veya bunda bulunan. Biblically z. Kitabı Mukaddes'le ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kitap kataloğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيجا] yersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bıçmak, biçmek» ten). Kesecek Alet ki, hançerin küçüğü ve çakının büyüğüdür. Çeşitleri vardır: Aşçı bıçağı, bahçıvan bıçağı, cerrah bıçağı, kasap bıçağı. Bıçak bıçağa = Bıçakları çıkararak birbirine hücum etme: Bıçak bıçağa geldiler. Ağzını bıçak açmaz = Pek meyus ve mükedder. Burun bıçağı = Oymacı Aleti. Yan bıçağı = Kınında olduğu halde, silâh makamında bele asılan bıçak, cenbiye.. (İki tarafı keser cinse kama derler). Bıçak yarası = Sahtiyanda ve ayakkabıda çatlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. chive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. guillotine. knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. couvert. cutlery. dagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back of a knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıçak yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki meclisi içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی جان] cansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cansız, ruhsuz. 2.Canını esirgemeyen, şehit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bicarbonate of soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Bİ-ÇARE) (i. F.). Çaresiz, çaresi kalmamış, zavallı. Fars. derdmend, miskin: Ne yapsın biçare. Biçare bir adamdır. Biçare kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچاره] çaresiz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bifokal, çift odaklı. bifocal glasses, bifocals i. bifokal camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. iki kola ayırmak iki kola ayrılmak; çatallanmak; s. iki kola ayrılmış, çatallaşmış. bifurca'tion i. iki kola ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini, bot. Vaccinium myrtillus; dağ mersini, buna benzer birkaç cins fidan ve meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Şuuraltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. subliminal. id. the subconscious. depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. unconscious. the subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مجال] takatsiz, dermansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayat hikayesine ait, biyografiyle ilgili biographically z. bir kimsenin hayatıyla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biyoloji ilmine ait, biyolojik biological warfare biyolojik savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lâzım olduğu için, gerekli görüldüğü için.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen, bot. Rubus fruticosus; ayı dutu, diken dutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. balina yağı; ağlayış; f. hüngür hüngür ağlamak; ağlarken (bir şeyler) söylemek; s. şişkin, kalın. blubberer i. hüngür hüngür ağlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. boarding card

uçuş kartı

Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzursuzluk, kavga, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaşak, karakulak, zool. Lynx rufus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Birden çevirip boşaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lee side. lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators - Publishes the National Building Code every three years, with yearly supplements Most commonly referred to in the northeast United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Country Club Hills, IL One of the U S model code organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Conference of America, an organization that writes the guidelines for basic community building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minimum model regulatory code for the protection of public health, safety, welfare and property by regulating and controlling the design, construction, quality of materials, use, occupancy, location and maintenance of all buildings and structures within

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators- One of the various U S agencies that write building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medium-sized Thean rodent, generally found in large herds which can devour all vegetation in sight like overgrown cicadas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn the helm to the lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins börek, kuru boğaça (halk telâffuzu: Poğça). (bk.) Poğaça

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğaça ile börek pişirip satan adam. (bk.) Poğaçacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğazı tıkar gibi olan bir çeşit şiddetli öksürük ve bu öksürükle teşhis edilen hastalığın adı. Daha çok çocuklarda görülür: Boğmaca öksürüSö.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki adı Pertussis’dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar, nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda yumuşak yiyecekler verilmelidir. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri tedavi maksadıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, bal

Hazırlanışı : 1 adet yumurta, katılaşıncaya kadar kaynatılır. Sarısı ile bir çorba kaşığı bal yenir. Günde bir kere uygulanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whooping-cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whooping-cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dört köşesi bir yere gelip bağlanmak üzere eşya sarmaya mahsus dört köşeli kumaş. 2. Böyle bir kumaşa sarılmış hediyelik kumaş vesaire. 3. Dört köşeli şal. 4. Seçme ve ufak denk suretinde tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. pack. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. pack. package. packet. parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bohça ile eşya gezdirip satan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bohçaya sarmak, bohça içinde istif etmek, paket yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. abundantly. quite loose. quite wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman uçağı; bomba atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitaplık, kitap rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel tabanlı Mac’lerde Windows’dan boot etmeye olanak sağlayan uygulama.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili çeşidinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Rumeli derelerinde kullanılan yekpare kütükten mamul tekne gibi balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlık, çalılık, koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı Müslümanların konuştuğu Sırp Hırvat lehçesi ki, son zamanlara kadar Arap alfabesi ile yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paintbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. during. down. along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boz rengine çalar, bozumsu. 2. İşlenmemiş, ham ve çalılık halinde toprak. Bozcaada = Çanakkale Boğazı dışında küçük bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tenedos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kertenkele.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrak cantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s., z. radyo ile yayınlamak, neşretmek; saçmak; etrafa yaymak (dedikodu v.b.); radyo ile yayın yapmak, haber iletmek; saçma suretiyle tohum ekmek; i. radyo yayını; neşriyat, radyo programı; s. yayınlanmış, neşredilmiş; neşriyata ait; saçılmış; z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. brokar, bir yüzü kabartmalı kumaş; f. desenli olarak dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kabartmalı bir çeşit kumaş; özellikle ispanya ve italya'ya has bir çeşit renkli süs mermeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köşe, Osm. zâviye: Bir bucağa tıkılmak. Ucu bucağı yok = Pek geniş. Bucak bucak = Her taraf. Köşe bucak = Her taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. township. burg. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. corner. nook. subdistrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook. subdistrict. corner. community district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. yanağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan, deniz eskiyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahmakça, eblehçe: Budalaca bir harekette bulundu. 2. Az ahmak, ahmağa benzer, pek akıllı olmayan: Budalaca bir adamdır. Ahmahça, ahmahlıkla, eblehlikle: Budalaca hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloddish. foolish. preposterous. senseless. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bulgar dilinde ve on. ların tarz ve usûlünde olan: Bulgarca kitap, e. Bulgar dilinde veya Bulgarlar’a mahsus tarz ve usûlde: Bulgarca söylemek, Bulgarca hora tepmek, i. Bulgarların konuştukları dil: Bulgarca, güney Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarisch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. crossword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. crossword puzzle. crossword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross word puzzle. crossword puzzle. crossword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («bu» zamiri ile «ca» ekinden mürekkeptir). Bu kadar, bu derecede, çok, fazla: Bunca zamandan beri, Hergün bunca faydalı keşifler yapılıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen yuvarlak taneli hububat çeşidi. Cılban, ak burçak, kara burçak: Bunun cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. vetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lathyrus): Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer. Kullanıldığı yerler: Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bürkâniyye). Yanardağa ait, mensup ve müteallik: Alâim-i bürkânîye = Volkanik işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosted glass. ground glass. focusing screen. porcelain glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial epoch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial period. ice age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça Cemaziyelevvel ayına alâmettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جا] yer. 2.mevki. 3.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yer, mahal, mekân, mevki: Câ-be-câ = Yer yer, mevki mevki, bazı yerlerde: Câ-be-câ ateş yakmışlardı. Cây-ı mülâhaza = Düşünce yeri, düşünmeye değer. Bazı sıfat terkiplerinde de bulunur: BOıe-ciy = Öpecek yer. Cânişîn = Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CA.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Kaaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taksi; tek atlı binek arabası; lokomotif veya kamyon sürücüsünün oturduğu üstü kapalı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bedava, karşılıksız: Al işte, bir tane de caba. 2. Üstelik, fazla olarak: O kadar emek çektim, üzüntüsü de cabal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç, cehd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. endeavor. endeavour. working. try. diligence. exertion. industry. nerve. push. strenuousness. struggle. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. effort. exertion. ginger. glow. mettle. push. spurt. strain. stroke. struggle. zeal. zip. endeavour. striving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. endeavor. endeavour. energy. exertion. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi cabadan edinmek isteyen kimse, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bedava olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fitne, komplo, entrika; gizlice çalışan küçük bir grup entrikacı; (f). böyle bir grup kurmak; komplo hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle Musevilerce Kitabı Mukkades'in bâtıni tefsiri; bâtıni bilgi, sır. cabalism (i). Kitabı Mukaddes'in Musevilerce bâtıni tefsiri. cabalist (i). bu çeşit tefsir yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çabalamak İşi. (bk.) çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El, ayak oynatıp direnmek: Çamurun içine düşmüş çabalayıp duruyordu. 2. Çok çalışmak, uğraşmak, cehd etmek: Derse çabalıyor. Boş yere çabalama, o işi nasıl olsa başaramazsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. scramble. strive. endeavour. struggle. work. go for. exert oneself. go after. hump oneself. strain. strain at. study. tug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavour. labour. seek. strive. struggle. to endeavour. to strive. to struggle. to labour. to labor. to exert oneself. to make an effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make efforts. to strive. to struggle. endeavour. essay. labour. seek. shoot at. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ayak oynatarak deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol efendisi;ABD süvari, atlı; kavalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabare, gece kulübü;show programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iahana. drum-head cabbage top lahana, (bot). Brassica oleracea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ing). çalınmış bir şey,özellikle terzilerin kumaşlardan çaldıkları parça; (f). çalmak, aşırmak, yürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cebbar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili sürücü, şöför.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir cevap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جابجا] yer yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoçya'da oynanan bir oyunda fırlatmak için kullanılan değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, 2.Bey. 3.İleri gelen, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibâyet» ten). Eskiden Evkaf gelirlerini ve zekâtı toplayan tahsildar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evkaf gelirlerini toplayan tahsildarın vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kulübe; kamara, kabin;(f). kabin veya kamarada yaşamak; küçük bir yere kapamak, tahdit etmek. cabin boy kamarot. cabin class ikinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). camlı ve raflı olan dolap; kabine, bakanlar kurulu; küçük özel oda;(s). dolap ile ilgili; gizli. cabinetmaker (i). ince iş yapan marangoz. cabinetwork (i). ince marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kırık ve çıkıkları bağlayıp yerine koyan cerrah, kırıkçı, çıkıkçı (zorlayıcı mânâsiyle kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جابر] zorlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cebreden, zorlayan. 2.Galip gelen. 3.Aziz ve kuvvetli olan. Allah’ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4.Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el-Ensari: Sahabedendir (603-697). Birinci Akabe Bey’atından sonra müslüman oldu. Rasulullah’ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cabir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hazine (bkz.Semahat). 2.Şam’ın güneybatısında, Çavlan’da bir y(Erkek İsmi) 3.Havuz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kablo; (den). gomene, palamar, telgraf. cable car teleferik; kablo ile çekilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kablo ile raptetmek bağlamak;kablo döşemek sualtı kablosu ile telgraf çekmek. cablegram (i). sualtı kablosu ile çekilen telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(den). hafif gomene, ince gomene, palamar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog cabmen) arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Praia.

Nüfus: 428.000.

Yüzölçümü: 4.033 km2.

Komşuları: Moritanya, Senegal.

Önemli Şehirleri: Mindelo, Praia.

Din: Katolik.

Dil: Portekiz (resmi dil), Crioulo.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Cabo Verde, 1450’li yıllarda Portekizlilerce keşfedildi. İlk Portekizli sömürgeciler 1462’de yerleşti; çok geçmeden Afrikalı köleler getirildi. Cabo Verdelilerin çoğunluğunu bu iki grubun torunları oluşturur. 5 Temmuz 1975’te bağımsız olan Cabo Verde’de 1991 yılında Antonia Mascarenhas ulusun ilk özgür başkanlık seçimini kazanmıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiş kebabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili takım. the whole caboodle güruh; hepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD yük katarında tren memurlarının kullandığı en sona takılı vagon; (ing).gemi mutfağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı ve körüklü hafif araba, kabriole; üstü açılabilen iki kapılı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek süratle, süratle ve gürültüsüzce, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippy. quickly. apace. at no time. in no time. in a snap. with a rush. double-quick. fast. hand over fist. by leaps and bounds. lickety-split. nimbly. in short order. posthaste. quick. readily. slick. speedily. swiftly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. quickly. in a flash. like a flash. in no time. in less than no time. chop-chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swift fashion. sharpish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâbük» ten. Daha doğrusu Farsça’sı bu Türkçe kelimeden alınmıştır). Hızlı, tez, aceleli, hafif: Eli, eline çabuk, ayağına çabuk. Çabuk olun, çabuk davranın, geç kalmayın. Süratle. Ar. aceleten: Çabuk gel. Çabuk’ çabuk = Acele ile. Çarçabuk ss Pek süratle, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seri, hafif, çabuk: Çibük-dest = Eli hafif, eline çabuk. Çâbükpâ = Ayağı hafif. Ar. serî-ül-hareke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. swift. hasty. speedy. early. expeditious. hurry-up. light-footed. lissom. lissome. nimble. precipitous. presto. prompt. rapid. ready. sharp. snappy. quick-action. quickly. swiftly. soon. apace. early. pronto. in good time. in double time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. swift. hasty. speedy. early. expeditious. hurry-up. light-footed. lissom. lissome. nimble. precipitous. presto. prompt. rapid. ready. sharp. snappy. quick-action. quickly. swiftly. soon. apace. pronto. in good time. in double time. crisp. imm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. hasty. quick. soon. quickly. speedily. expeditious. impetuous. at a rate of knots. like the clappers. mercurial. pressing. prompt. promptly. speedy. swift. like the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eline çabuk kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El çabukluğu, eline çabuk olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çabukluk, çeviklik. 2. Sür’atli giden at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabukluk kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sürat, acele. Elçabukluğu = Hokkabazlık, meharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity. quickness. rapidness. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness. speed. rapidity. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک] kıvrak, çevik, çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابکی] kıvraklık, çeviklik, çabukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک پا] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک رو] hızlı giden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «çaçmak» yayılmak ve koşmak demektir). Gemici. Acıçaça = Yenilmeyen bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). kasten ağır tempo ile çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kakao ağacı, (bot). Theobroma cacao. cacao bean kakao tanesi. cacao butter kakao yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Lüzumsuz ve münasebetsiz yere çok söyleyen, geveze, şarlatan, lâfazan, çan çan eden.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. chiacchierone

geveze

Çok konuşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaçaronca davranış; çaçaron olma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balina, kadırga balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (Fr). erzak, hazine vb saklanan gizli yer; (f). böyle bir yere gizlemek, saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mühür, damga; alameti farika, marka; kapsül, kaşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden zayıflığı, kaşeksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).yüksek sesle gülmek; isterik kahkahalar atmak. cachinna'tion (i). isterik kahkahalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağıza hoş bir koku veren pastil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp).canlı ve neşeli bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla hıyar veyahut diğer bir sebzeden yapılmış salata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of chopped cucumber in garlic-flavoured yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Aba, kebe gibi kaba bir yün dokuma. 2. Türlü renkli ipliklerden dokunan bir çeşit kilim, cicim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Meksika ve Batı Hint adalarında kızılderili kabile reislerine verilen ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gıdaklamak; kesik kesik gülmek; gürültülü bir şekilde konuşmak, gevezelik etmek; (i). gıdaklama; gevezelik cackler (i). geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis kokulu ve zehirli bir kimyasal karışım, kakodil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü alışkanlık, kötü iptilâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü el yazısı; bozuk imla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenksiz, kulağa hoş gelmeyen, bozuk (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksiz ses, kulağa hoş gelmeyen ses;(müz). akortsuzluğun sık sık olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. cactuses, cacti) kaktüs, atlas çiçeği, (bot). Cactus. cactus pear Mlsır inciri. Christmas cactus, crab cactus subayra, (bot). Epiphyllum grandiflora. spine cactus dikenli frenkinciri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşağılık adam, efendice davranmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadastro, çap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadastroya ait. cadastral map kadastro haritası. cadastral survey kadastronun araziyi ölçmesi, kadastro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceset, kadavra. cadaverous (s). kadavra gibi, soluk, pörsümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulu yol, geniş yol. Fars. şâh-râh, Osm. tarik-ı sultânî: Bağdad caddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street. highroad. avenue. street. road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street. main road in a city. avenue. highroad. highway. thoroughfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاده] ana yol, cadde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). golf oyununda oyuncunun taklmlannl taşlyan kimse; f oyun slrasında oyuncunun sopalarım taşımak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), şayak. caddis fly dort kanath bir böcek, (zool), Trichoptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha ziyade çay koymaya mahsus küçük kutu, teneke veya çekmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). annesi tarafından terkedilmiş ve elde büyütülmüş (hayvan yavrusu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani ardıç, katran ardıcı, (bot). Juniperus oxycedrus. oil of cade bu ağaçtan çıkarılan ve cilt hastalıklarının tedavisinde kulanılan bir yağ, ardıç yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ritim, ahenk; sesin yavaşlaması; (müz). perdenin derece derece inmesi, nagmenin sonu, kadans. cadenced (s). derece derece inen; ahenkli, ritmik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). bir solo kısmın sonunda sesin gösterişli bir şekilde yükselmesi, kadenz, durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çadır. 2. Kadınların başlarına büründükleri örtü, çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادر] çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harp okulu talebesi; küçük erkek kardeş veya oğul; en küçük erkek çocuk. cadet corps harp okulu taburu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili dilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «câdC» dan). 1. Halkın bâtıl inancına göre gûyâ mezardan çıkıp geceleri korkutucu bir surette ve cin gibi gezen hayal, vampir, karakoncolos. 2. mec. Kötü huylu ve çirkin kocakarı, acöze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewish. termagant. witch. hag. ghoul. bitch. old cat. hellcat. gorgon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewish. termagant. witch. hag. ghoul. bitch. old cat. hellcat. gorgon. vixen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witch. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. magic. spell. cantankerousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebelerin evi yerinde olup ordugâhlarda askerlerin, bekçi ve ko rucu gibi adamların da geçici ikametgâhıdır. Kalın bezden yahut keçe veya deriden yapılır. Ekseriya mahrut (piramid), bazen üçgen biçiminde olur ve bir direkle kurulup etekleri ip parçalarıyla kazıklara bağlanır. Oba, hayme, hargâh, çetr: Çadır kurmak, çadırda yatmak. Çeşitleri olup, en büyüğüne otak, en küçüğüne çerge derler. Tatar çadırına «alaçık», Türkmen çadırına «derim», halı ve kilimden yapılanına da «oba» denir. (F. çetr, çadır’dan gelir). Çadır altı = Sefer, ordugâh: Çadır çiçeği = Şekli çadıra benzer bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. beach operator. canvas. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادر] çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır yapıp satan adam. Çadırcılar = Çadırcı esnafının çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan efsanelerinde adı geçen Fenikeli kahraman Kadmus'a ait. Cadmean victory yenilenlerin olduğu kadar yenenlerin de zarar gördüğü savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (kim). kadmiyum. cadmium yellow limon sarısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). kadro, yeni yetişen subayları eğitecek subaylar heyeti; çerçeve, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyücü, Ar. sâhir, sihir, sihirbaz, mec. Çok güzel. (bk.) Cadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جادو] büyücü. 2.cadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog caducei) Yunan mabudu Hermes'in tanrıların habercisi olarak elinde taşıdığı asa; tıp ilminin sembolü olarak kullanılan yılanlı asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; halsizlik, zayıflık; fanilik, geçicilik,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جادوگر] büyücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sihirbaza lâyık olan veya lâyık surette, sihirbazâne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cecum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sezar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kayseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cesarean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cesium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı, şatafatlı söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şatafatlı, gösterişli, tantanalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimcrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. pompous. flowery. garish. grandiloquent. meretricious. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iokanta, kahvehane, pastane, bar; kahve. cafe curtain pencerenin alt yarısını kapatan perde. cafe society bar ve kulüpleri dolaşan sosyete grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı es-Sadık olup 12 imamın 6.’ncısıdır. Muhammed b. el-Bakır’ın yerine imamete geçmiştir. Cafer-i Tayyar: Hz.Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câfer» den). İmâm CAfer-i Sadık bin Zeyn-ül-Abldîn bin Hüseyin bin Ali Ebî TAlib mezhebine intisap davasında bulunanlar, onların mezhebieri: Câferî mezhebi ki, İran’ın resmî mezhebidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafeterya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafein, kahve ve çayda bulunan uyarıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CAV (i.). Tekerleğin çenberinden poyraya vasıl olan parmaklarının beheri, tekerlek mili. (bk.) — Cık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zaman, vakit, esnâ, hengâm, mevsim: Gül çağı, sabah çağı. 2. Yaş: Yirmi çağında bir delikanlı, orta çağda bir adam. 3. Boy, kad, kamet, tenâsüb, lüzumu derece semizlik: Demir tavında insan çağında yaraşır. 4. Devir, tarih çağları: İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ (eskiden Ar. kurun kullanılırdı). Jeoloji devirleri için «zaman» kullanılmaktadır: Birinci Zaman, İkinci Zaman...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇAK (e.). Tâ, hattâ, — ce, değin: Çağ ortada, çağ bu kadar, çağ akşamadek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çah «kuyu» dan galat). Bulaşık çukuru, lağım, su yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. times. period. time. epoch. era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. day. epoch. era. period. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. era. period. time. epoch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağ açacak kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağı yakalayan, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çağla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın ve sağlam deve kösteği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayram, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çengi defçiği, bir nevi çalpara.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Körfez, liman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz yengeci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bayram. 2.Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3.Doğan kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Maverâünnehr taraflarında oturan Doğu Türkleri’ ne ve edebî dil olarak kullandıkları Doğu Türkçesi’ne verilen isimdir: Çağatay kavmi. Çağatay lehçesi. Bugünkü Türkistan Türkleri ve lehçeleri için kullanılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yavru at, tay. 2.Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. - Çağatay Han: Cengiz Han’ın 2.oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çağatay kavmine mensup veya lâyık olan: Çağatayca lisan, Adet. Çağatay kavmi tarz ve usûlünde veya dilinde: Çağatayca muamele ediyor, Çağatayca konuşuyorlar. Çağatay lisanı. Doğu Türkçesi: Çağatayca Uygurca’nın devamıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aynı çağda yaşayan insan veya geçen hadiselerin her biri, hem-asr. 2. Çağımızda olan. Ar. muâsır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. contemporary. contemporaneous. up-to-date. coeval. latterday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. modern. modern muasır. coeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneous. contemporary. modern. coeval. latter day. modernistic. neoteric. neotric. present day. switched on. up to date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization. becoming contemporary / contemporaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized. to become contemporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become contemporary. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernism. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kafes; hapishane; asansör; iskele (inşaatlarda); (f) kafese kapamak, hapsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafese kapanmış kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kurnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Suyun kaynayıp fışkırmasını taklit ederek arka arkaya kullanılır: Sular çağıl çağıl akıyor, çağlıyordu. Sel, çağıl çağı İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle. purl. ripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. gurgle. purl. ripple. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çağla ilgili. 2.Çakıl. 3.Çağla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Taşlara, kayalara veya setlere çarparak hızla düşen suyun çıkardığı ses: Suların çağıltısı bülbüllerin şakırtısına karışıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plash. purl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yıldırım, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok çağıran, yaygaracı. 2. Çok bağırır saksağan cinsinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet etme, gelmesini isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağırma, haykırma, seslenme. 2. Türkü söyleme, tegannî: Ali güzel türkü çağırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. summons. calling. evocation. invitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak. 2. Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma çağırma sesi: Bağırtı, çağırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çağırmaya sevk etmek, zorlamak veya müsaade etmek. 2. Bağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb called. to send for sb. send for. summon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, dinamik, çalışkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşil kabuğu ile beraber ham bâdem vesair bu gibi meyve: Çağla bâdemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Olgunlaşmamış meyve, bazı meyvelerin olgunlaşmadan, henüz yeşilken yenen hali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağlamak işi. (bk.) Çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇAĞILDAMAK (f.) (Su) kaynayarak ve köpürerek, taşlara ve kayalara çarparak düşmek veya köpürerek taşmak: Dağlarda sular çağlar; dere çağlayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. cascade. to burble. to murmur. to babble. to cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayalara ve setlere çarpıp tabaka tabaka yerlerden köpürerek düşen su. Şelâle, çağlayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çağlayan, şelale (bkz.Şelale). - Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sun’İ olarak köpürerek ve ses çıkararak akan su, sunî şelâle (Fr. cascade).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. fall. cascade. cataract. chute. linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falls. overfall. waterfall. cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden sesle kaynayarak çıkan su, kaynarca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).). Çağlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendisine has boyu ve tenasübü olan: Pehlivan çağlı bir adam. 2. Sağlam yapılı, toplu, düzgün vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurmak (gün ışığı için kullanılır): Güneş çağdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağın insanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağın nuru, zamanın nuru. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). (bk.) Davet. ÇâĞRILMAK (f.). Çağrılmak, davet edilmek, çağırma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invitation. citation. summons. call-up. call. calling. convocation. garnishment. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. convocation. invitation. summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invitation. summons. call button. convocation. sos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çakır gözlü. 2.Mavi hareli göz. Çağrı bey (990-1060). Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul beyin kardeşi. Çağrı bey müslüman olduğunda Davud ismini aldı. Kardeşi Tuğrul ise Muhammed ismini almıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling. being called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağrılmak, seslenilmek: Oyle çağrılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be called. to be invited. to be summoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her çeşit fizyolojik ve psikolojik vakanın bir başkasını uyandırması hali, tedâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association of ideas. connotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirine seslenmek. 2. Hep birden çağırmak, haykırıp yaygara etmek: Biri öldüğü için kadınlar Çakal çağrışıyorlardı. Çocuklar bağrışıp çağrışıyorlar, bir şey söyleyin şunlara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to call out in unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چغز] kurbağa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «gâh»dan). 1. Mansıb, makam, itibar: Cenvcth = Cemşit kadar. 1. Hürmet: Be-cth-ı Seyld-il-Mürselin = Peygamberimizin hürmetine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuyu, Ar. bi’r. 2. Çukur, yeraltı zindanı. Çâh-ı nisyana atmak = Unutmak. Çâh-ı YÜsuf = Hazret-i Yusuf’un, kardeşleri tarafından atıldığı kuyu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاه] makam, mevki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاه] kuyu. 2.çukur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den). Cehd eden, çalışan, savaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهد] çalışıp çabalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir demet kağıt; muhtıra, rapor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den) (mü. cahihiie) (c. cühelâ, cihâi, cehele). 1. Bilmeyen, bilmez, nâdân, bî haber: Cahil adam. 2. Okumamış, ilimden mahrum, ümmt: Şu çocuğu okutun cahil bırakmayın. 2. Genç, tecrübesiz, acemi: O, cahil bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. unlettered. unlearned. benighted. nescient. rude. unenlightened. unilluminated. uninformed. unknowing. unread. untutored. yahoo. ignoramus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. inexperienced. clueless. philistine. pig. raw recruit. uncultured. unenlightened. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهل] bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cahile yakışır, cehaletle vaki olan: Gayret-i cahilin = Cahillikle, cahilcesine: Pek cahilâne hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاهلانه] cahilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhile mensup ve mütealik: Gayret-i cShlIiyye. 2. (hi.) İslâm’dan evvelki küfür ve dalâlet devrine müteallik: Şuariy-ı Cihiliyye = CAhiliyye devri (Arap) şairleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhillik. Ar. cehl, Fars. nâdânî: Câhiliyyet alâmetidir. Arabistan tarihinde İslâm’dan evvelki devir ve hal, halkın putperestlikte bulundukları zaman: Zamân-ı CAhiliyet’te, Câhiliyyet şâirleri (yalnız Araplar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). 1. Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur. 2. İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3. Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem. (T.) Tamu: N4r-ı cahim = Cehennem ateşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2.Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câl» den) (mü. câile). Yapan, eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cayman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kabil, Adem ile Havva'nın kardeş katili olan ilk oğulları; katil. raise Cain ABD, argo karışıklık çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cenozoic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık, sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). cephane sandığı, cephane arabası; sualtı temel islerinde kullanllan sandık; batan gemileri yüzdürmek için kullanılan duba. caisson disease (bak). bends.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak, zelil adam; (s). bayağı, aşağılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan). 1. İşlemesinde beis olmayan, icrası emir veya nehy olunmayıp cevaz verilen, müsaadeli, ruhsatlı: Özür halinde niyetle namaz kılmak câizdir. 2. Mümkün, kabil: Câizdir ki bugün gelsin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religiously permissible. proper. right. acceptable. allowable. legitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جائز] uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Geç(Erkek İsmi) 2.Caiz, İslam’ın mumaleta taalluk eden 5 ahkamından biridir. 3.İşlenmesi, yapılması “müsaade alınabilir” anlamında olup, şeran yasaklanmayan her fiili içerir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan) (c. cevâtz). Takdim olunan bir şiire veya diğer bir sanat eserine karşılık verilen hediye para veya başka şey: Osmanlılar şairlere pek büyük câizeler verirlerdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جائزه] ödül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Armağan, hediye. 2.Yol yiyeceği, azık. 3.Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, yüzüne gülerek kandırmak. cajolement, cajolery (i). kandırma. cajoler (i). kandırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Tâ, hattâ, dek, —ce: Çak bu kadar, çak sabaha dek. (bk.) Çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Kazma ve çekiçle vurma gibi fiillerin sesini taklit ve tasvir eder: Çak çuk, çakır çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Yarık, yırtık, çatlak. Çâk etmek = Yırtmak, paralamak: Perde-i nâmûsunu çâk etti. Girîbân-çâk = Yakası yırtık, keder ve üzüntüden yakasını paralamış. Çâk çâk = Parça parça. Yırtık yer: Çâk-i girîbânımdan = Yakamın yırtığından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاک] yırtık. 2.yırtmaç. çâk etmek yırtmak. çâk olmak yırtılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Sona gelen edat olup «—ye dek, —ye kadar» mânâsını ifade eder: Sabihacak = Sabaha kadar, sabâha dek. Şehrecek = Şehre kadar, şehredek. Yalnız dahi kullanılırdı: Cak bu kadar = Ta bu kadar, bu kadara varınca (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş, çalım. Caka satmak: Çalım, gösteriş yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. show off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. ostentation. monkey tricks. splash. swank. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şegal). Köpeğe benzer yabanî bir hayvan ki, ekseri sürü ile gezer ve çok yaygara ederler (canis aureus). Çakal eriği = Eriğin en Adi ve ekşi cinsi, yabanî erik (prunus spinosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal. coyote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka ile yapılan, cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık denizlerde alamana tarzında kullanılan bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashing. revolving lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parıldayan, ışık veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kalıplaşmak, kalıp seklini almak; katılaşmak, şekil almak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pasta, kek, çörek; kalıp; küspe. take the cake (k).dili birinci gelmek. That takes the cakel Aşk olsunl cakes and ale hayatın neşesi; rahat içinde yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul, köle, Ar. abd (eski yazı dilinde zarafet tabiri olarak konuşan şahıs kendisi için kullanırdı). Çâkerleri = Bendeleri, bendeniz. Mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Bendenizin arzettiğim demektir ki, eskiden yazı dilinde sadrâzamlara böyle hitap edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکر] kul. 2.hizmetkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nezaket ve tevazu tâbiri: Kul ve bendenin yani konuşan şahsın evi, bende-hane, fakir-hâne: Çâkerhâneyi teşrif buyurursanız...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, zade = doğmuş). Kul ve bendenin yani konuşanın evlâdı: Çâker-zâdenizi takdim ediyorum (eskiden nezaket ve tevazu makamında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye mensup ve müteallik veya lâyık (zarafet tabiri olarak, konuşan şahıs kendisi hakkında kullanırdı): Mâruz-ı çâkerânemdir, arîza-i çâkerânem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve bendeye mensup ve müteallik (konuşan şahıs nezaket ve tevazu alâmeti olarak kendisi hakkında kullanırdı). Mârûz-ı çâkerîdir, sûy-i çâkerîye irsal buyurulması (tarafıma gönderilmesi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکری] kulluk. 2.hizmetkârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Amerikan zencilelerinin oynadığı bir çeşit oyun; (f). çalımla dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanan ve tırnak, kalem vesaire kesmeye mahsus olan küçük cep bıçağı (Farsça’da «çâkî» denilirse de Türkçe’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket-knife. penknife. pocketknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penknife. pocketknife. jackknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacknife. pocketknife. chatelaine. jack- knife. penknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irmak ve deniz kenarlarında suyun çalkayıp yuvarlattığı ufak taşlar ki, muhtelif renklerde olup, ev önlerinin ve bahçe yollarının döşenmesine yarar: Çakıl döşemek, çakıltaşı. Çakıl pidesi = Kızgın çakıl üzerinde pişmiş pide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble. shingle. gravel. ballast. hard core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglomerate. gravel. grit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel. pebble. grit. coarse. aggregate. silex. broken stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su değirmeni üst taşının üzerine dokunarak devamlı bir çağıltı çıkaran tahta parçası. 2. Değirmen şeklinde ve döndükçe gürültü eden bir çocuk oyuncağı. 3. Keçi vesair bazı hayvanların arkasındaki kıllara asılıp kuruyan kaka veya çamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çakıl taşlarının gürültüsüne benzer ses çıkarmak: Cevizler çuval içinde çakıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailed. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl düşmüş veya birikmiş yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa bağlanmak. 2. Mıhlanıp yerleşmek: Çingene horozu gibi ayağından çakılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed down. to be driven into place. to be pegged down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşları ve onlara benzer şeylerin, hareket ettirildikleri zaman çıkardıkları gürültü: Cevizlerin çakıltısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çakın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşek, berk (k kalın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Mavi çizikli ela renginde, mavi çizgili çil: Çakırgöz = Ar. aynı zerka. Pençesi iri ve pek keskin bir cins doğan. Çakırper.çe = Tuttuğunu bırakmaz, her şeyden istifade eder, harîs. Çakırdiken = Bir cins bitki. Çakırkanat = Kanatları çizgili bir nevi ördek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap, içki, mey, bâde. Çakır keyif (doğrusu çakır keyfi) = Düşmeyecek derecede sarhoş. Fars. nîm-mest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grayish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş avında çakırı tu. tan adam. Çakırcı başı = Çakırcıların reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan cinsinden bir yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı sarhoş, içki İçerken sarhoşluğun ilk demlerinde olan adam. (bk.) Çakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half tipsy. mellow. merry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakmak fiili ve tarzı. 2. Şimşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakmak işi. (bk.) Çakmak. 2. Vurup çakmakla yapılmış kuyumcu işi: Erkek çakma = Bunun kabartmalısı. Dişi çakma = Bu işin çukurlusu, yani kabartmanın tersi. 3. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı. 4. içki içmek, kadeh yuvarlamak (argo): İki kadeh çakalım!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pounding. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. nailed on. striking sth. driving. striking. embossing. ignition. flashing. lighting. beaming. glance. sparking. percussion. winking. hit-and-miss. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalıp çakmakla gümüşün üzerine’ kabartma şekiller yapan kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakacak Alet, çakmak taşına vurup kıvılcım çıkararak kavı yakan çelik Alet, zend. 2. Çakmaklı tüfeğin zembereği. Çakmak taşı = Çakmağa vurulunca kıvılcım çıkaran ve cam imaline yarayan parlakça taş, kadh. Çakmak kav ve kesesi = Bunları koymaya mahsus bir kese. Çakmak gibi kavisli şekilde olan: Çakmak pabuç, çakmak başlı kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kakmak, kakarak bir yere sokmak: Kazık çakmak. 2. Kazık kakıp hayvanı ona bağlamak: Atı çayıra çaktı. 3. Zembereği çekip, çakmağı çakmak taşına vurmak: Tüfek, zemberek, çakmak çakmak. 4. Kabûl ettirmek, geçirmek, vermek: Kalp parayı çaktı. 5. Isırmak (diş) geçirmek: Diş çakmak. 6. Vurmak: Suratına tokadı çakmak. 7. Farkına varmak, sezinlemek: İşi çakmak. Uzun müddet sakladık, ama sonunda işi çaktı (argo). 8. Anlamak, bilgisi olmak: Her işten çakar (argo). 9. Parlamak, birdenbire pırıltı saçmak: Şimşek çakıyor. 10. Birbirine geçmek, çitişmek: Dişler çakmak. 11. İçip keyif yetiştirmek: Akşamları çakıyor. 12. imtihanda başarı kazanamamak: Uç dersten çaktı. Çakaralmaz = 1. İşe yaramayacak halde olan, bozuk. 2. «Şaka» tabanca. Ateşlenmeyen silâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kuruyunca kalın kabuk bağlayan kabarcıklardan ibaret olan ve en çok yüzde çıkan bir deri hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighter. gaslighter. drive in. drive. hammer. stick. understand. be aware of. beetle. cotton on to. flash. flunk. ground. land. pitch. ram. root. rumble. strike. tack. tack down. twig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. clout. drive. hammer. lighter. nail. savvy. strike. tack. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nail on. to drive sth in with blows. to hit. to strike to strike. to light. to know sth about. to comprehend. to flash. to fail. to fail. pocket lighter. cotton on. to fail i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak yapan sanatkâr. Çakmakçılar = Bu esnafın çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan (eski tüfek). Çakmaklı tüfek, fitilliden sonra ve kapsüllüden evvel icat olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işe yaramaz (tabanca ve tüfek). Şimdi kullanılan kimyevî kibrite vaktiyle bu isim verilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Amacına erişen, ulaşan kimse. 2.Süt mavisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yarı uykulu bakış. 2.Sert taş. 3.Pinti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ince kumaşlı uzun bir çeşit şalvar. 2. Kuşların ayağındaki tüy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakşır denilen şalvarı giyen. 2. Ayağı tüylü güvercin vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily. on the sly. on the quiet. surreptitiously. secretly gizlice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kakdırmak, mıhlatmak, sokmak: Buraya bir çivi çaktırmalı, kazık çaktırmak. 2. mec. İçirmek, işret ettirmek: Kendisini çok çaktırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail. to let be noticed. to fail. to pluck. to pip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hammered down. to let people take cognizance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Bir isimden evvel kullanılarak onun durmayıp hareket ettiğine ve devamlı şekilde, oynamakta bulunduğuna delâlet eder: Çalçene = Muttasıl çene oynatan, durmaksızın söyleyen, çok söyler, geveze. 2. Keza bir isimden önce şiddetle kapmaya delâlet eder: Çalyaka etmek = Şiddetle yakalamak, yakasından kapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). California.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakasına yapışarak, yakapaça: Serseriyi çalyaka götürdüler, (bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bir isimden önce kullanılarak onun devamlı şekilde, muttasıl, şiddetle ve pervasız olarak kullanılmasına delâlet eder: Çalakılıç = Devamlı kılıç çalarak. Çalakırbaç = Şiddetle ve devamlı kırbaç vurarak. Çalakalem = Süratli ve gelişi güzel, itinasız yazmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukabağı; sukabağından oyulmuş su kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, (k).dili hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by