Ber-pa Yahut Ber-pay ne demek? | Ber-pa Yahut Ber-pay anlamı nedir? | Ber-pa Yahut Ber-pay

Ber-pa Yahut Ber-pay anlamı nedir?

Ber-pa Yahut Ber-pay ne demek?

Ber-pa Yahut Ber-pay anlamı nedir?

Ber-pa Yahut Ber-pay | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ber pa yahut ber pay

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berr’in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Berr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Nuh’un erkek torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sapma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aberration

gök b. ve ruh b.sapınç

1. Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık. 2. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu .arasındaki fark. 3. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Al) batıl itikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hata, dalâlet, doğru yoldan ayrılma, inhiraf; yan delilik, akıl hastalığı; sapıklık; (astr) sapınç, sapma; adese veya ayna sisteminde bütün ışınların bir noktaya toplanamaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book / booklet. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roket, güdümlü mermi ve uzay gemilerinin çalışması konusunda tek bir tabaka sayılan atmosfer ve onun dışındaki boşluk. aerospace industry uzay gemileri ve bunların teçhizatlarını imal eden sanayi kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). doğumdan sonraki ağrılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kıç taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوبره] ceylan yavrusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2.Eski Türklerde bir rütbe adı. 3.Eski Türklerde bir kurt adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elinde fazla bir parmağı olan (Adam). 2. Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3. Yol yol bir cins kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Körlük, görmezlik, (Fars. nâbinâİ): Gözlerine amâ târi oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume. fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yellowish translucent resin resembling copal, found as a fossil in alluvial soils, with beds of lignite, or on the seashore in many places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It takes a fine polish, and is used for pipe mouthpieces, beads, etc., and as a basis for a fine varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By friction, it becomes strongly electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber color, or anything amber-colored; a clear light yellow; as, the amber of the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ambergris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The balsam, liquidambar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Consisting of amber; made of amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resembling amber, especially in color; amber- colored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To scent or flavor with ambergris; as, ambered wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To preserve in amber; as, an ambered fly. a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair' a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair'. a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry. a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first shadow of the primal plane of Order, the city of A is the archtype of all cities The Palace of A is the seat of the King of A , the ruler of Order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fossilised resin from ancient trees It is clear, translucent, varying in colour from yellow to brown From it are carved beautiful and expensive pipe stems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Naturally occurring, yellow to gold gemstone, fairly soft, which is the fossilized remains of tree resin Used in jewelry, mostly in the Roman period. A chromatic color of glass or plastic containers It is used principally to protect the contents of the co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecular modeling package AMBER produces an output that it refers to as 'PDB' but differs from true PDB in several areas, enough so to warrant a separate set of handling routines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very hard fossilized plant resin Yellowish in color it is often used for semiprecious gem stones. one of the four only true realities, all else is but an influence reflection or shadow of these realities The second oldest of the known realities Amber is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown color of glass that absorbs nearly all radiation with wavelengths shorter than 450mm Amber glass offers excellent protection from ultraviolet radiation This is critical for products such as beer and certain drugs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assisted Model Building with Energy Refinement molecular simulation programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifts the spirits High electrical charge for positive energy Harmonizes Yin and Yang Powerful healing stone with large amount of organic energy In ancient times, ground to a powder and mixed with honey or oil of roses for various physical problems Filters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obtained from fir trees Gives a fragrance a very rich, warm fragrance tone It is commonly used in fragrances that fall into the 'oriental' category.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber is a fossilised resin The most commonly found colours are brown and yellow However, there are also specimens found in red, green and close to white. a hard, translucent, yellow, orange, or brownish-yellow fossil resin, used for making jewelry and ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VLTI Instrument. light yellowish-brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New name for Acrobat See entry above. a white wine gets approximately this colour after a long ageing or an early oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lager, or an ale, with a colour halfway between pale and dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fossilized resin of conifer trees Colors range from honey through yellow to reddish brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A student at Sunnydale High School, Amber was seen in 'The Witch' trying out for the cheerleading team, during which she spontaneously combusted due to a witch's spell She trained with one of the best cheerleading coaches money could buy , and the rumor i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Danburite Lapis Lazuli Periclase Tourmaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A translucent fossilised resin that comes in a range of colours including, yellows, reds, whites, blacks and blues When rubbed, amber produces static electricity The best quality amber is clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lightweight fossilized sap, resin, or gum from ancient trees, which can be cut, etched, faceted, or carved Amber can be translucent or opaque and range in color from shades of yellow, brown, and red to gray or green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kehribar; kehribar rengi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esmeramber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal. capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Adabalığının midesinden çıkardığı güzel kokulu siyah bir madde ki, Hind Okyanusu sahillerinin bazı sığ mahallerinde bulunur. Misk ü anber. 2. Güzel koku: Anber kokuyor. 3. mec. Zülf-i dilberden kinaye olur. Anber balığı = Balinaya benzer ve karnından anber çıkan bir çeşit balık, adabalığı. Fr. Cachalot. Anber çiçeği = Hubb-ül-misk denilen yuvarlak, sarı renkli ve pek hoş kokulu bir cins çiçek ki, küçük bir ağacın üzerinde olur. Misk ile anber = Pek Alâ, pek münasip, isteğe uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنبر] amber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve misk gibi kokan, kül renginde madde. 2.Güzel koku. 3.Güzellerin saçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. anber, F. bârîden: Yağdırmak). Anber yağdıran, güzel koku yayan: Zülf-i anber-bâr = Güzel kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. anber, F. bûy: Koku). 1. Anber kokulu. 2. Hint’ten, Iran ve Irak’tan gelen bir cins kokulu, uzunca ve iri taneli makbul pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عنبربو] amber kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anberden ibaret, anber gibi kokan: Zülf-i anberîn = Anber kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yayla çiçeği. 2. Güzel kokulu veya anberli iksîr. 3. Ayyaşların rakıya verdikleri isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. by the way. between brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çabuk, süratle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD' nin güneybatısında bulunan Kızılderili kabile gruplarından biri; (k.h.). pariste gece soyguncusu,külhanbeyi, apaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tombul ve iri küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anatomi). Körbarsağın ince bir parmak gibi olan 4-12 cm. uzunluğundaki son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendix. vermiform appendix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Telâş ve acele ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a panic. headlong. headfirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alıp götürmek: «Geçme nâmert köprüsünden, ko aparsın su seni».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry away. to make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). ayrı, bir tarafa, bir yana, bir tarafta; münferit olarak, birbirinden ayrı; bağımsız olarak, müstakil bir şekilde; parça parça; (s). ayrı, farklı. drift apart sürüklenmek ; uzaklaşmak; tedricen ayrı düşmek.,set apart ayırmak, bir tarafa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da ırk ayırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Külhanbeyi, hayta.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apache

hayta

Başıboş, bir baltaya sap olamamış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). duygusuzluk, duyumsamazlık , hissizlik, kayıtsızlık; soğukluk, cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: Hapaz). 1. Kapalı avuç, yumruk, muşt. 2. Kapalı avuca sığan miktar: Bir apaz buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). appal (f). dehşete düşürmek , korkutmak, yeise düşürmek. appalling (s). korkunç, müthiş. appallingly (z). dehşete düşürecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve: (f). giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina-da Akropol'ün yanında bulunan bir tepe; o tepede toplanan yüksek hukuk meclisi. Areopagite (i). Aeropagus meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerden, ekmek ve bira yapımında kullanılan, yem olarak hayvanlara verilen tahıl. Arpa saman = Hayvan yemi. Arpa ekmeği = Arpa unundan yapılan ekmek. Çorba, frenk, Nemçe arpası = Çorbalık kırılmış arpa. Peygamber arpası = Bir cins adi buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. barleycorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. money. dough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The agency which initially sponsored the development of the ARPAnet, the forerunner of the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advance Research Projects Agency. Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The governmental organization responsible for creating the beginnings of the Internet. sponsored a wide area network called ARPANET Today ARPA is called DARPA and the network is called The Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Now called DARPA, the U S government agency that funded the ARPANET.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The US governmental agency responsible for creating the ARPANET, the ancestor of the Internet Now known as Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and development organization for the Department of Defense It manages and directs selected basic and applied research and development projects for DoD, and pursues research and technolo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency of the U S Department of Defense ARPA funded research and experimentation with ARPANET, the predecessor to the Internet See also TCP/IP. 'The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and developme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency of the Department of Defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Research and development organization that is part of Department of Defense ARPA is responsible for numerous technological advances in communications and networking ARPA evolved into DARPA, and then back into ARPA again S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency USA's defense department agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

US Advanced Research Projects Agency This agency developed the first system of networked computers in the United States [week 1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Advanced Research Projects Agency , founded in 1957 by President Eisenhower and controlled by the U S Department of Defense, was part of the U S reaction to the Soviet Union's launch of Sputnik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the U S Advanced Research Projects Agency. US governmental organization responsible for creating an experimental network which heralded the beginning of the Internet Now known as Defence Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency An agency of the U S Department of Defense responsible for the development of new technology for use by the military ARPA was responsible for funding much of the development of the Internet we know today, including the Be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hordeum vulgare): Buğdaygillerden; taneleri ekmek ve bira yapmakta kullanılan bir bitkidir. Hayvan yemi olarak da verilir. Nişastası boldur. Kavrulup kahveye de karıştırılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve idrar yollarındaki iltihapları temizler. Böbrek ve kum taşlarının dökülmesine yardım eder. Prostat büyümesini önler. Asabi kusmaları durdurur. Boğaz ve yarımbaş ağrılarını dindirir. Dil iltihaplarını giderir. Temriye ve mayasılda haricen kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa ve umumiyetle hayvan yemi satan adam. mec. Arpacı kumrusu gibi düşünmek = Endişeli ve derin düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık. 2. Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Hafifletilmişi «arpa»). 1. Şaman Türkleri’nin din büyüklerinin hastalara okuduğu afsun, sihir. 2. Yılanı kovuğundan çıkarmak için veya zehirinin tesirini gidermek için okudukları afsun. (Doğu Türkçesi’nde afsun etmek, mânâsiyle «arpalmak» fiili dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yulafa benzer bir nebat. Yaban arpası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Efsun-ger, sihirbaz, üfürükçü, efsuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), rülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı. 2. Osmanlı devrinde ilmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat. 3. Toprağı kuvvetli (tarla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley field. a person from whom a sponger benefits. benefice. sinecure. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa vesaire bazı hububattan çıkarılan maruf gıda verici içki, bira.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. asparagus

uydurma

Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşkonmaz, (bot). Asparagus officinalis. asparagus fern perçemli kuşkonmaz. wild asparagus dişi kuşkonmaz, (bot). Asparagus acutifolius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. au pair

bakıcı

Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (Fr). hizmetçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay meyvası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam ay, sağlam kişilik. 2.Şimşek, ay’ın şimşek gibi parlaklığı. 3.Yaprak, ay yaprağı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.b.i.) (Kadın İsmi) - Ay parçası.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. iceberg

coğ. buz dağı

Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg buzdağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Haberi olan. 2. Akıllı, zekî. 3. ihtiyatlı, tedbirli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). daktiloda geri gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt gibi kanatlan kırmızı bir cins kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Rabt ve kayd ve bend olunmuş. Bağlı, merbut, düğümlü: Kazığa bağlı at. 2. Sed ve bend olunmuş, kapatılmış: Bağlı kapı, geçit. 3. Dayalı, alâkalı, mütevakkıf: Bunun anlaşılması kelimelerinin bilinmesine bağlıdır. 4. Cinsî iktidarı olmayan, cinsî iktidarını kaybeden. Eli, ayağı bağlı = İstediğini yapamayan. Başıbağlı = Nişanlı, nikâhlı. Basireti bağlı = Gafil. Dili bağlı = Dilsiz, ebkem. Gözü bağlı = Ummî, habersiz, gafil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باربر] hamal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). berber; (f). tlraş etmek. barbers itch birkaç cins parazit mantarın yüzde ve boyunda meydana getirdiği bir deri hastalığı. barbershop (i). berber dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diken üzümü; kadıntuzluğu, amberbaris, sarıçalı, (bot). Berberis vulgaris

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Ney’de ağıza alınan kısım ki, kamıştan değil, bağa, kehribar gibi sert bir maddedendir. Batı musikisinin nefesli sazlarında da böyle bir kısım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb. big toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne v.b. ağaçların meyvası; mum ağacı, (bot). Myrica cerifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. by-pass

1. devre dışı, 2. tıp köprüleme

1. Konudan uzak, ilgisiz. 2. Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyunundaki çok kısa adamın adı. Bundan kinaye olarak kısa boylu erkekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak lâzımlığı; yatak ısıtacak kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teninde ve bilhassa yüzünde tabiî bir küçük lekesi olan, Fars. hâl-dâr. 2. Lekeli (üzüm vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel pump. gas pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Üst olmayı bildirir. Üzre, alâ. (Bazı Farsça terkiplerde). Bervech-i bâlâ = Yukarda yazılı usûl üzre. Ber-mûtâd = MÜtâdı üzre. Ber-tarz-ı nevîn = Yeni üslûb üzre. Ber-mûeib = MUcibince. Ber-taraf = Ayrı, müstesnâ, şöyle dursun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Göğüs, sine: Şİmînber = Gümüş göğüslü. (Gümüş gibi) (Ezber ve berâber bunun gibidir). 2. Yemiş, meyve: Dıraht-ı bî-ber = Meyvesiz ağaç. Ber-Aver = Meyve veren, meyveli, semereli, verimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «berden» fiilinden emir olup sıfat terkîbi teşkiline girer). İleten, götüren, alan: Dil-ber = Gönül alan. Kebûter-i nâme-ber ss Mektup götüren güvercin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERR) (i. A.). 1. Kara, deniz mukabili: Berr ü bahrda = Karada ve denizde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بر] üzeri. 2.üzere. 3.göğüs. 4.meyva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F. Farsça ber = yükselme edatı, Arapça aks = ters). Tersine, aksine, hilâfına, bilâkis: Kendisi ne kadar cahil ise, oğlu beraks o kadar Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yerinde, münasip. Nâ-bercâ = Münasip değil, münasebetsiz, yersiz. Pâ-bercâ = SAbit-kadem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = istilâ edatı, dâr = salb ağacı). Dâr ağacına çekilmiş, asılmış, Ar. maslûb. Berdâr etmek: Salbetmek, asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = meyve, dâr = mülkiyet edatı). Yemişli, meyvedar, meyveli, semereli, verimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = yükseltme edatı, Arapça devâm = dâim olma). Devam üzre bulunan, süren dâim, bâkî: Sıhhat ve Afiyette ber-devam olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «berendâhten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yukarıya atan, def ve bertaraf eden: Mevâni ber-endâz = Engelleri bertaraf eden, Ar. dâfî-ül-mevânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tersine dönmüş, mâkûs, ters: Baht-ı ber-geşte = Aksi ve kötü talih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Havaya gitmiş, uçurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Sağ, diri, hayatta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha yüksek, daha üstte, Alâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Fazilet. 2.Seçkin olma vasfı. 3.Olgunluk. el-Bera’ b. Azib: Ashabdandır. (Küfe-691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey ve Kazvin’i fethetti. Kufe’de vefat etti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akran ve emsale üstünlük. Berâat-ı istihlâl. (bk.) istihlâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal. dismissal. exoneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to prove innocent / not guilty. to beat the rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquit. exonerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Birlikte bulunan: Onunla berâber idik. 2. Müsavi, eşit: Sen onunla berâber değilsin. Sen kendini onunla berâber mi tutuyorsun? 3. Bir hizada olan: Kayık su ile berâber idi. 4. Birlikte: Berâber geldik, berâber oturuyoruz. 5. Refakat, birlik, maiyyet: Onun berâberindedir. Berâberince geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. co-. with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. equal. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. accompanying. abreast. even. together with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابر] birlikte. 2.eşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoreless. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. draw. drawn. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Berâberlik, farksızlık, eşitlik, müsâvilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابری] birliktelik. 2.eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsavi olma, Ar. tesâvî, eşitlik, müsâvât. 2. Bir hizada olma. 3, Muvazene, denklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. togetherness. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unity. cooperation. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Beri ve ilgisiz olma, bir işle ilgili olmama: Berâetini ispat etmek. 2. Muaf ve müstesnâ olma, muâfiyet, istisna. 3. (Hukuk). Bir davanın neticesinde pâk ve ilişiksiz çıkma: Berâet kazandı. Berâet-i zimmet: Zimmetinde bir şey görünmeyip, zimmetten uzak olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berevât). Rütbe ve nişan veya bir imtiyaz verildiğini tasdik eden ferman. Gemi beratı: Geminin tâbiiyyetini gösteren kâğıt. Leyle-i berât = Peygamberimiz’e peygamberliğin Cebrâil vasıtasıyle tebliğ buyrulduğu gece ki, ŞAbân’ın on beşine tesadüf eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. charter. franchise warrant. title of privilege. practicing certificate. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2.Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). İçin, Ar. liecll, maksadıyla: Berây-ı tenezzüh: Tenezzüh (gezinti) için, liecli-tenezzüh: Gezmek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beriyye). Beriyyeler. (bk.) Beriyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برای] için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برائت] aklanma. berâ’et etmek aklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Berbat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برباد] mahvolmuş. 2.kötü, pis, berbat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanarya yemi denilen bir cins tohum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amberbâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BArbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = yükseltme edatı, bâd = hava). 1. Havaya uçmuş gibi perişan. 2. Harap, viran, telef olmuş. Türkçe. 1. Pis, kirli: Berbat adam. Üstünü başını berbat etti. 2. Kötü, fena.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horrible. terrible. awful. miserable. bad. rotten. spoilt. destroyed. stinking. abominable. abysmal. accursed. accurst. appalling. atrocious. bum. chronic. crappy. dashed. deuced. devilish. disgusting. dread. dreadfull. egregious. execrable. fierce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. abysmal. appalling. atrocious. awful. beastly. chronic. diabolical. dire. dreadful. execrable. foul. frightful. ghastly. grotty. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. miserable. nasty. poisonous. putrid. ropy. rotten. shabby. sh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. dreadful. very bad. soiled. spoiled. arrant. awful. damnable. egregious. execrable. ghoulish. hellish. horrendous. infernal. lamentable. miserable. offending. putrid. rotten. shitty. terrible. unspeakable. venomous. villainous. yucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoil. vitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. balls up. botch. butcher. foul up. fuck up. to make a hash of it. to cause havoc. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Pislik, mülevveslik, telvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıraş etmek ve saç kesmek sanatını icra eden adam. (Yeni tarzda saç kesenlere Fransızca’dan alarak «perukâr» demek abestir). Geveze berber = Çok söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Afrika’nın Mısır hariç bütün kuzeyindeki ülkelerde oturan bir kavim ki, en büyük kısmı, şimdi Araplaşmıştır ve Arapça konuşmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdresser. barber. shaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barber. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a race somewhat resembling the Arabs, but often classed as Hamitic, who were formerly the inhabitants of the whole of North Africa from the Mediterranean southward into the Sahara, and who still occupy a large part of that region; called also

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the language spoken by this people. a cluster of related dialects that were once the major language of northern Africa west of Egypt; now spoken mostly in Morocco an ethnic minority descended from Berbers and Arabs and living in northern Africa a me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barber. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A loose term given to various peoples who have inhabited North Africa since before the 7th century Arab conquest of the region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A loop-pile carpet that offers great durability, a full comfortable texture and a casual, informal look Often, these carpets incorporate flecks of color that contrast with the primary hue The term Berber has expanded to include many level and multi-level

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carpeting using flecked yarns and loop styles from large nubby to small tight loops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Berber, an ethnic group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Race of dark-skinned North African people Lived in Morocco before the influences of Arabic and Islamic culture reached the area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Loop-pile carpet tufted with thick yarn, such as wool, nylon or olefin Often having random specks of color in contrast to a base hue, this floor covering has a full, comfortable feel, while maintaining an informal, casual look Currently, this term has exp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbershop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Berber kavminin tarz ve usul veya dilinde olan. Berber dilinde veya Berberler’e mahsus tarzda: Berberce söylemek. 2. Berber dili: Berberce’ nin hangi dil ailesinden olduğu henüz bilinmemektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. berberiyye). Berber kavmine mensup ve müteallik: Memâlik-i Berberiyye = Berber ülkeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a barber. hairdressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdressing. hairdressing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجا] yerinde, uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجسته] seçkin, seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Seçilmiş, beğenilmiş. 2.Güzel, hoş, latif.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Toplayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğuk, sermâ. Berd-ülaeûz = Kocakarı soğuğu ki, ilkbaharın sayılı günlerinde vuku bulur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برد] soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Kocakarı soğuğu (RÜmî şubatın 26’sından İtibâren 7 gün şiddetle devâm eden bir soğuk).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برده] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuing. going on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بردوام] sürekli, devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ber = yükseltme edatı, dûş = omuz). Omuzların üzerinde olan. Hâne-berdûş == Evi omuzunda. Varı yoğu omuzundaki seccade veya pöstekiden ibaret, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. tramp. hobo. bum. vagrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بردالعجوز] kocakarı soğuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Vurma ve incitme eseri ola130 rak bedenin bir tarafında hasıl olan çürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sipersiz ve yumuşak bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. skullcap. wound. flesh wound. hurt. balmoral. barret. bruise. contusion. lesion. tammy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. bruise. lesion. weal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley; the six-rowed barley or the four-rowed barley, commonly the former.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pierce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bear, barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beret. bruise. chafe. graze. hurt. indentation. lesion. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بره] kuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahrum etmek; merhametsizce elinden almak bereavement i. mahrumiyet. bereft s. mahrum edilmiş. the bereaved geriye kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime). 1. Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam. 2. Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برهنه] çıplak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکات] bereketler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât). 1. Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye. 2. Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var. 3. Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle. 4. Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin. 5. Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık. 6. Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. blessing. richness. plentifulness. plenteousness. copiousness. cornucopia. fertility. fruitfulness. plenitude. plenty. profusion. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. plenty. increase. fruitfulness. blessing. divine gift. rain. fortunately. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکت] bolluk. 2.uğur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk. 2.Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bereket ve meymeneti olmayan, kâfi ölçüde olduğu halde yetişmeyip hayrı görülmeyen: Alnın teri ile kazanılmadığı için bereketsiz bir paradır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfruitful. scanty. meagre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Vurup çürütmek, bere hasıl olacak surette vurmak: Yüzünü berelemişler. 2. (Meyve vesaireyi) vurmak, zedelemek, çürütmek: Erikleri sepetin içinde çok sallayıp berelemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. contuse. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurulmaktan çürümek, çürük ve bere peyda etmek: Bütün yüzü berelenmiş. 2. (Meyve). Bir şeye dokunmaktan vurulup bir tarafı zedelenmek: Şeftali berelenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beresi, hafif yarası olan. 2. Başına bere giymiş insan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bere, ufak ve yuvarlak bir çeşit yumuşak şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Berât’ın c.). Eskiden rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren fermanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروات] beratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برف] kar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buzhâne; karlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برفين] karlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kardan yapılmış. 2.Tertemiz, kar gibi beyaz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برگ] yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aysberg, buzdağı; bak. iceberg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Belgizar). Yadigâr olmak üzere verilen hediye: Bu kutu falanın bana bergüzârıdır. Bu da benden size bergüzâr olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hediye, hatıra, andaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, irâdesine sahip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, beğenilmiş makbul.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برگذار] hatıra, hediye, yadigâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Barhâne). Büyük ve muntazam olmayan konak ve daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخانه] harap vaziyetteki ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz, haylaz, hayta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برحيات] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHURDAR (i. F.). Çalışma ve himmetinin neticesini alan, iyi bir işin mükâfatına nail olan: Berhurdâr olsun. Berhudâr ol oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dağarcık, torba.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخوردار] mutlu, muradına ermiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Siir konusu etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜ (i.). Bu tarafta, yakında, daha yakın, öte mukabili: Beri gel, beride dur, beriye gel, beriden geç. Ötede beride, öteye beriye, öteden beriden: Uzak ve yakın çeşitli yerler. Yakında bulunan, bu cihette olan, yakın, öte mukabiM: Beri taraf. Yakında ve bu cihette olan yer: Berisi ötesinden geniştir. Zaman zarfı — dan beri: Bir vakitten başlayarak devamlılık gösterir. —dan itibaren: Uç seneden beri görüşmedik. O günden beri hastayım. Görüşeliden beri: Görüştüğümüz vakitten itibaren. Öteden beri: Eskiden beri, Ar. minel-kadîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet»den smüş.). 1. Kurtulmuş, Ar. sâlim, Fars, Arî, Azâde: Her hastalıktan beridir. 2. Pâk, temiz, münezzeh: Cenâb-ı Hak, gözle görmekten ve kulakla işitmekten beridir. 3. Hiç bir ilgisi ve medhali olmayan, berâet kazanan. Beriyyüz-zimme = Zimmetinde bir şey olmayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. from. on. onward. onwards. down. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the near side. this way. since. ever since. for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. near. since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بری] arınmış, temiz, uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Salim, kurtulmuş. 2.Temiz, Arınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Seylanca). Asya’nın güney doğusu ile Okyanusya, Senegal ve Brezilya’nın yerli halklarında görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beriberi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acute disease occurring in India, characterized by multiple inflammatory changes in the nerves, producing great muscular debility, a painful rigidity of the limbs, and cachexy. avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beriberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar, posta, ulak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برید] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜKÜ (i.). Bu taraftaki, yakındaki, öteki mukabili: Beriki, ötekinden büyüktür. Öteki beriki = Her kim olursa, herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zümrüt gibi bazı taşların bileşiminde bulunan bir elemandır. Be senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERRİN) (i. F.). Yüksek (daha çok manevî mânâda): Kasr-ı barîn (berrin) = Yüksek saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برین] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.En yüksek, çok yüce. 2.Soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bering Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çöl, Ar. sahrâ, Fars. beyâbân: Beriyye-tüş-ŞAm = (Suriye) Şam çölü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berâyâ). Halk, Ar. nâs, enâm, insanlar: Hayrül-beriyye = İnsanların en iyisi olan Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şimşek (elektrik mânâsına dahi getirilip Iran ve Hint’ te telgrafa «TAr-ı berki» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaprak, varak. Berk-i gül: Gül yaprağı. Gül-i sadberk = Bir nevi gül. Berk ü bâr = Yaprak ve meyve. Bîberk ü neva = Elde, avuçta yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pek katı, sert. 2. Sağlam, metin, muhkem, e. Pek, sağlam olarak. («Pek» sözü bunun hafifletilmişi olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. solid. firm. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into a mess when he should have known better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into the mess when he should have known better. a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برق] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, kuvvetli. 2.Katı, sert. Şiddetli. 3.Hızlı. 4.Orman. 3.Arı, şimşek, yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kuzey Afrika’da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = istilâ edatı ve karar). Kararlı, kararlaşmış, yerleşmiş, devamlı, dâim: Şimdiki hâlinde berkarâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برقرار] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kama. 2.Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3.oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir çeşit fayton, oturulacak kapalı yeri olan at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Berlin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun kenarındaki toprak kısım; kalelerde siper ile hendek arasmdaki toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برماه] matkap, burgu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağ tepesi, doruk. - (bkz.Şahika, zirve).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برموجب] uyarınca, gereğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Hamilton.

Nüfus: 59.300.

Yüzölçümü: 54 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nda ada.

Önemli Şehirleri: Hamilton.

Dil: İngilizce, Portekizce.

Yönetim Biçimi: Koloni.

Tarih: Bermuda’nın ilk sömürge oluşu, İngiliz Sir George Somers ve beraberindekilerin 1609 yılında bir deniz kazasına uğramalarıyla başlar. Bermuda 1684’te İngiliz Kraliyeti’nin buyruğuna girdi ve 1968’de öz yönetimli sömürge haline geldi. Bermuda’da ABD’nin bir deniz ve hava üssü vardır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kısa pantolon, Bermuda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برمعتاد] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bern, isviçre'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç, delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برنا] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Genç delikanlı, yiğit. - Kadın ve erkek için kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sen Bernar'a veya onun tarikatma ait; i. bu tarikat mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برپا] ayakta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بر] toprak. 2.kara. 3.kıta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Doğru sözlü, hayır işleyen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den imüb.). Su, şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus kap, karlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berk» dan imüb.). 1. Pek parlak. 2. Bulanık olmayan, durulmuş, saf: Berrak su. Bulutsuz, açık: Berrak hava (bu ikinci mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. unclouded. limpid. brillant. crystalline. crystal. bright. just. liquid. lucent. lucid. pellucid. serene. speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. limpid. lucid. transparent. unclouded. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براق] duru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Duru, saf, bulanık olmayan, nurlu. 2.Şimşek, parıltı. 3.Kulağa hoş gelen ses.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru hâle gelmek, berrak olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear. to be limpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kesen, kesici, keskin: Tİğ-ı berrân: Keskin kılıç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kesen, kesici, keskin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berr» den imüb.). 1. Sahra ve kıra mensup ve müteallik, yabanî. 2. Haricî, zahirî. 3. Din emirlerine uymayan. (Bu üçüncü mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Karadan, kara yoluyla, bahren mukabili: İstanbul’dan Haleb’e berren gitti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برا] kara yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. berriyye). Karaya mensup ve müteallik. Bahrî mukabili: Asâkir-i berriyye = Kara ordusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بری] kara ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Berîn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yüksek yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kara askeri, kuvve-i berriyye, bahriyye mukabili. İngiltere’ nin berriyyesi (kara kuvvetleri), bahriyesinden (deniz kuvvetlerinden) çok azdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., bot. tohumlardan oluşmuş yumuşak meyva; çilek, kiraz, ağaç çileği gibi etli ve zarlı kabuksuz tane; f. bu seçit meyvayı toplamak. hound's berry tilki üzümü, bot. Solanum nigrum. terebinth berry çitlembik. berried s. yemişi zarsız ve kabuksuz olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten yaprağı ile yapılmış afyonlu şurup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برسابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul ve tasdik eden kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hep, bütün, çok.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskandinav efsanelerinde adı geçen cesaret ve kuvvetiyle meşhur bir kahraman; sş bu kahraman gibi çılgınca hareket eden go berserk çıldırmak, tahripkar bir hal almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. berserk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saç ve sakalı düşüren, kel nevinden bir İllet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برتر] daha üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Üstün, yüksek nitelikli, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برترین] en üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f yatak, ranza (taşıtlarda); den. manevra veya rıhtımda palamar yeri; gemici ranzası; iş, vazife; mevki; f., den. manevra yaparak yer vermek (gemiye); yatacak yer vermek; rıhtıma yanaşmak (gemi). give the land a wide berth karadan çok uzakta bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların omuzlarına attıkları dantel veya diğer bir kumaştan yaka veya atkı. Big Bertha Almanlann Birinci Dünya Savaşmda Paris'i dövmek için kullandıklan çok büyük top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kişileri, bilhassa suçluları, vücut ölçülerine göre teşhis eden bir sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEREVAT) (i. A. c.) (m. berât). Beratlar (fermanlar), (bk.) Berat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بروجه] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zümrüt gibi birkaç çeşit kıymetli taşı da içine alan bir maden; nil rengi, cam göbeği. beryline s. zümrüt nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. berilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İki şey arasındaki aralık. 2. Ölülerin ruhlarının kıyamete kadar duracakları yer ki, dünya ile ahret arasında farz olunur. 3. (Coğrafya). İki karayı birbirine bağlayan ve iki denizi birbirinden ayıran dar dil: Panama berzahı. 4. mec. Azap çekilen yer, cehennem. Bu mânâ ile mecâzen sıfat gibi de kullanılır: Berzah yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برزخ] cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Kasım b. Muhammed. - Arap tarihçilerinden-dir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برزگر] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salya bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pul veya payet ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisidikenlilerden . bir deniz hayvanı. Beş ışınlı yıldız şeklindedir. Beşpençe (uraster).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanesi ve taze iken kabuğu dahi yenen nohuda benzer maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Başsız ve ayaksız, mec. Perişan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayyaş kimse, içkiye düşkün kimse..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BÜBER) (i. Hindce’den gelir). Hind’den ve o cihetteki adalardan gelen yakıcı bir habbe ki tozu yemeğe konur. Ar. fülfüt. Kara biber dahi denilir. Asıl Türkçesi ısıot. Kırmızı biber = Arnavut biberi. Yeşil biber = Bunun tazesi. Tuz biber = Baharat, mec. Lezzet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper. paprika. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver , beavers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(filfil): Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kırmızı biber ile hazırlanan ilaç, nevralji, lumbago ve romatizmada faydalıdır. Ayrıca biber, mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler. Cinsel arzuları kamçılar.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuşdili): Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklîl-i cebel denilen bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biber saçılmış: Bu külbastı çok biberli, mec. Çok pahalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. peppery. peppered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppery. peppered. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine biber konan küçük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caster. castor. pepper-castor. pepperbox. shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper-pot. pepper-shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper shaker. papper mill. caster. pepper pot. sifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Emzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby bottle. nursing bottle. feeding bottle. feeder. bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding bottle. baby's bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini, bot. Vaccinium myrtillus; dağ mersini, buna benzer birkaç cins fidan ve meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçen sene, bir sene evvel: Bıldır bu kadar sıcak olmadı; bıldır gitti idim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malûmat, vukuf, ilim, mârifet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki yana ait mihver; zool. ikiz doğuran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki bölümlü, iki kısımlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پایان] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen, bot. Rubus fruticosus; ayı dutu, diken dutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. balina yağı; ağlayış; f. hüngür hüngür ağlamak; ağlarken (bir şeyler) söylemek; s. şişkin, kalın. blubberer i. hüngür hüngür ağlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzursuzluk, kavga, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman uçağı; bomba atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small change. broken money. small cash. small currency. bit. loose cod. fractional coin. fractional coins. fractional currency. loose cash. loose change. loose money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasmantarıgilerden asalak bir mantar (puccinia graminis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). atlama; dolaştırma;kestirme yol; elektrik şube devresi; aşma borusu; (f). bertaraf etmek, atlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel yol, dolaylı vasıta veya yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoçya'da oynanan bir oyunda fırlatmak için kullanılan değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک پا] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın üst kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi deniz böceği. Yahudi çalparası: Bunun lekeli ve renkli nev’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (F. «çâr-pâre» den). Zil gibi çalınmak üzere parmaklara takılan tahtacıklar, şakşak (halk dilinde: çalpara).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپاره] çalpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kavis meydana getirmek; hafifçe bükülmek; dışbükey yapmak; (i). kavis, bükümlülük; (hav). kanadın bükümlülüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sarımsı yumuşak peynir, kamamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sefer, seferberlik; kampanya; belirli bir sonuca ulaşmak için mücadele: (f). mücadele etmek; kampanyaya katılmak. campaigner (i). kampanyaya katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. campaniles, campanili) çan kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını teslim eden, canını fedâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını fedâ edercesine: Gayret-i cân-sipârâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can fedâ edicilik, fedâkârlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Canberra, Avustralya nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça). 1. Bir tarafı düz ve bir tarafı çatal bahçıvan kazması: Çapa vurmak = Çapa ile üstünden kazıp zararlı otları ayıklamak, çapalamak. 2. Harç karıştırmaya mahsus büyük gelberi. 3. (denizcilik). Kulaklı demir, lenger: Gemi çapası. 4. Denizcilerin üniformalarında yahut bahriyeye ait başka şeylerdeki lenger resmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoe. grubber. spud. anchor. drift anchor. pecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. hoe. mattock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoe. palmed anchor. anchor sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabiliyet, yetenek; istidat; iktidar, güç; kapasite; ehliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muktedir, ehliyetli, kabiliyetli. cspableness (i). muktedir olma. capably (z). kabiliyeti sayesinde başararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapa ile çalışan rençber. 2. Yeniçeri askerinin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük, içi çok şey alan. capaciously (z). geniş bir şekilde. capaciousness (i). genişlik, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hacim, oylum; istiap haddi; yetenek, kabiliyet; güç, iktidar; mevki, sıfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasaklı, bol paça, çulpa, biçimsiz, kıyafetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. slovenly. disordered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözden akıp kenarlarında ve kirpiklerde birikerek kuruyan şey: Göz çapağı. 2. Dökme demir vesairenin etrafında kalan pürüz. Çapak balığı = Sazan familyasından iri pullu, yassı bir cins göl balığı; boyu yarım metreye kadar uzar (abramis brama).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream. crust round the eyes. burr. gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscous crust round the eyes. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum. dried mucus. crust. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göz çapak tutmak. Gözden akan suyun göz kapağı kenarlarında ve kirpiklerde kurulması: Sabahları gözlerim çapaklanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapağı olan göz, çapağı olan demir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumy. crusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazmak: Bağı vaktinde çapalayamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazılmak: Bu mevsimde bağ çapalenmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa vurdurmak, çapa ile kazdırmak: Bağı kime çapalatıyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar, ulak, çapar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tatar, ulak, postacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılmış mal, kaçak mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin umulmadık kötü tarafı, insanı derde sokacak hal: İşi kurcalayınca altından çapanoğlu çıkacağını biliyordum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar, ulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaparız, çapari.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاپار] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cçeprast» tan gelir, sağ ve sol demektir). Engel, mâni: Sizin gecikmeniz işimize çaparız verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkı askeri, akıncı, ılgarcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kapadokya (merkezi Kayseri olan eski bir Roma devletinin üzerinde bulundugu bölge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çar = dört, pâ = ayak). Dört ayaklı (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, pâre = parça. Türkçe’si çalpara). Raksederken parmaklara takılıp çalınan dört parçalı kaşık, kastanyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kaplumbağa gibi hayvanların üst kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپا] dört ayaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). el bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lia) bilek kemiklerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde çarpılanın kaç kere tekrarlanacağını gösteren sayı: 8 X 4 = 32 işleminde 4 sayısı 8’in çarpanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. heady. multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. multiplier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne basıldıkça veya yere sürtüldükçe hafif patırtılar çıkaran bir eğlence fişeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dili şivesiz ve yalan yanlış söylemeyi tasvir eder tâbirlerdendir: Çatra patra Türkçe söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kibir, azamet, celâl. (Allah’a mahsus bir sıfat olup, insana yakışmadığı için, insan hakkında ancak kötüleme niyetiyle kullanılır). Alem-i ceberOt = Bu dünyanın ötesi, yücesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - İbranice “kudret” anlamına gelmektedir. Yeni Eflatuncu filozoflar ile işraki felsefesine tabi olan mutasavvıflara verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haç, Ar. salîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چليپا] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çenber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. ring. bail. circuit. girth. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. wooden ring. metal strip. large printed kerchief. basket ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. band. hoop. orbit. ring. rim. strap. encirclement. bandage. ball. loop. girdle. iron. fillet. drum. perimeter. periphery. circular. peripheral. runner. wreath. hasp. ferrule. annulus. clip. ribbon. brasting. toroid. torodial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strapped. hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 24 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)”. 1. Daire, def ve kalbur gibi şeylerin tahtadan olan dairesi. 2. Fıçı ve tekerlek gibi şeylerin takviye edip dağılmalarını önlemek için etrafını çevirecek surette geçirilen demir veya tahta halka ve daire. Fıçı, tekerlek çenberi. 3. Boyun ve alna bağlanan yemeni: Çenber bağlamak. 4. (mimarlık). Bîr direk ve sütuna geçirilen demir halka veya halka şeklinde yapılan kabartma daire: Çenberli taş (Çenberlitaş). 5. Eski astronominin inancına göre felek dairesi: Feleğin çenberinden geçmek = Tecrübe görmek, Osm. tecrübedîde olmak, feleğin germ-ü-serdini görmüş olmak. 6. Kıçı yuvarlak (odun kayığı). Çenber kayık. 7. (geometri) Merkez noktasından aynı uzaklık ve düzlemdeki noktaların meydana getirdiği kapalı ‘eğri. Sırt çenberi = Herhangi bir gök cismi ile gök küresi kutuplarından geçen çenber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چنبر] çember. 2.kasnak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenber geçirmek, daire ve halka ile kuşatıp takviye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çenberi olan, çenber denilen daire ve halkaları bulunan: Demir çenberli fıçı, çenberli direk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). cehennemin kapısını bekleyen üç başlı köpek; uyanık ve sadık bir bekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Layık, uygun, münasip, yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oda, yatak odası, özel oda; daire; saray veya resmi ikametgah odası; hâkimin oturum dışı konularda çalıştıgı oda; mahkeme, komisyon; bölme; teşrii meclis, yasama meclisi; fişek yatağı (silâhlarda); (f). odaya koymak; odaya kapatmak; oda verme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mabeyinci, teşrifatçı; kâhya, kethüda; muhasebeci, haznedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampanya; şampanya rengi, uçuk veya yesilimsi sarı renk; (s). şampanyaya ait; bu renkte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gür çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklik üzümu, (bot). Gaultheria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). cimri; (i). peynir kabuğu; önemsiz bir şey; hasisçe bir davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şempanze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tespihağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı veya yeşil renkte olan ve bazen de kuyumculukta kullanılan bir mineral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD)., (argo). cüret, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin sığır, koyun gibi parmakları çift olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer parçası, çok sevilen, mec. Evlât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرپاره] ciğer parçası. 2.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهل پا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Po nehrinin güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kesilip koyulaşmış süt; (f). kesilip koyulaşmak (süt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak, güçlükle tırmanmak; clamberer (i). el ve ayakla tırmanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırmanan sarmaşık; (k.dili).; toplum hayatında yükselmek isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ABD)., (argo). kıyasıya dövmek; yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bir ayağı sakat olan: Çolpa adam. 2. Yürürken İlk defa sol ayağını atan, ayak İtibariyle solak:-Çolpa adam, at. 3. mec. Beceriksiz. Eli yakışıksız ve ayağı dolaşır: Pek çolpa bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çulpan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çoban yıldızı. 2.Aciz, beceriksiz, zavallı. 3.Zühre, venüs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Berenisin saçı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tarak, yün, keten vb'ni tarayan kimse; uzun ve tümsekli dalga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). (i). yoğun, kesif, sıkı, sık; ince taneli; kısa özlü; of ile -den mürekkep; (f). tazyikle yoğunlaştırmak; (i). pudriyer, pudralık; (oto). küçük araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sözleşme, sözlü anlaşma; (f). sözleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. compact disc

bl. yoğun disk

Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). arkadaş, yoldaş, ahbap; eş; elkitabı, rehber; (astr). kendisinden daha parlak bir yıldıza çok yakın olan ikinci bir yıldız; (f). arkadaşlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaş gibi; müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). den. kamara iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grup; misafir grubu; misafir; şirket, kumpanya, ortaklık; beraberindekiler, arkadaşlar; eşlik, refakat, arkadaşlık; tiyatro oyuncu topluluğu; (ask). bölük; (den). mürettebat tayfa. company manners görgü kurallarına uygun davranışlar. company store bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşılaştırılabilir, karşılaştırması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). mukayeseli, karşılaştırmalı; nispi, orantılı; (gram). (sıfat veya zarflann) üstünlük derecesini gösteren; (i)., (gram). üstünlük derecesi. comparative anatomy karşllaştlrmall anatomi compnrative linguistics karşılaştırmalı dilbilim. in comparat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese, kıyas, karşılaştırma .beyond compare, without compare fevkalade, eşsiz, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile karşılaştırmak, karşılaştırılabilir olmak, kıyas kabul etmek; to ile benzetmek, benzemek; (gram). (sıfat veya zarfın) üstünlük derecesini göstermek. compare notes görüş ve fikir teatisinde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafını dolaşmak; şamil olmak, kapsamak; çevirmek, sarmak, kuşatmak; başarmak; kavramak, anlamak; gizli plan kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusula; pergel; çevre; sınır; saha, alan, menzil; devir, deveran, süre. compass card, compass rose pusula kartı, rüzgargülü. compass needle pusula ibresi, pusula inesi. compass saw delik testeresi. beam compass büyük daire çizmeye mahsus sürgülü perg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şefkat, merhamet, acıma, sevecenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şefkatli, merhametli, sevecen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis ve polis görevlisi asilerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelesenk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vernik imalâtında kullanılan bir reçine, kopal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ domuzu yavrusu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taydaş; karşılık, tamamlayıcı herhangi bir şey; kopya, ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmızı yaban mersini, (bot). Vaccinium vitis-idaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Certified Public Accountant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bataklık yerlerde yetişen kızılcığa benzer bir meyva, (bot). Vaccinium macrocarpum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıvrımlı, bukleli, dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ters ve huysuz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hıyar, salatalık, (bot). Cucumis sativus. cool as a cucumber kendine hakim, soğukkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çolpa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, kabahatli. culpabil'ity (i). kabahat, kusur, suçluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. astronomi). Utarit’ten sonra güneşe en yakın olan gezegen, Çobanyıldızı, Zühre, Venüs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük olmak, ağırlık vermek, sıkıntı vermek, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akar su, nehir, dere, çay.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony Dijital Fotoğraf Makinesi serisine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot®, yüksek kaliteli fotoğraf makineleridir. Fotoğrafların yanı sıra hareketli görüntüler ve ses de kaydedilebilir. Kayıt ortamı olarak Memory Stick™ kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sibernetik, kibernetik, ayarlama-yönleme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Konsollarda kullanılan baş parmak oyunda sağa sola, aşağı yukarı ve diagonal hareket etmemizi sağlayan düğme.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (z)., (f)., (A.B.D)., argo anlamsız bir yüz; (s). boş ve anlamsız yüz ifadesi olan; (z). duygularını açığa vurmadan, anlamsızca; (f). duygularını belli etmeden hareketetmek veya konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aralık, birinci kânun, kânunuevvel. Decembrist (i). 1825 tarihinde Rusya'da meşrutiyet hükümeti kurmak isteyenlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasti, önceden düşünülmüş,mahsus ; düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır. deliberately (z). kasten, düşünerek, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek. delibera'tion (i). üzerinde düşünme, kafa yorma, mütalaa; müzakere; tartışma; karar vermekte ihtiyat. deliberative (s). düşünceli, ihtiyatlı; düşünen, müzakere eden, kara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü, bir çeşit: Ne denli? Ne türlü? Nasıl? 2. Bir miktar ve derecede olan: Ne denli = Ne miktarda, ne derecede, ne kadar? 3. itinalı, dikkatli, mûtenâ. Sayılır, itibarlı, mûteber (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. départ

sp. çıkış

Verilen bir işaretle yarışa başlama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrılmak, gitmek; hareket etmek; ölmek, göçmek vefat etmek; from ile sapmak, inhiraf etmek ayrılmak; bir yeri terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geçmiş, müteveffa, vefat etmiş. the departed ölmüşler. ölmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yeis, üzuntü, keder, ümitsizlik; (f)., sık sık of ile ümitsiz olmak, meyus olmak. despairingly (z). üzüntüyle, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). El ve ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Fakir. 2. Dindar. 3. Mendil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). ahenk; bir çalgı veya sesin en ince perdeden en kalın perdeye kadar olan sesleri; iki kollu çelik ses öIçüsü, diyapazon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Musikide belirli bir sesi veren küçük Alet ki çatal ve düdük şeklinde iki çeşidi vardır. 440 çift titreşimli lâ sesini verir ve sazlar yahut ses, buna göre düzenlenir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(DİL-BER) (i. F. dil = gönül, berden = götürmek). Gönül alan, gönül çeken, güzel, sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belle. captivating. charming. beautiful. comely. beautiful girl. beautiful woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلبر] gönül alan, güzel, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül alıp götüren, güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dil-ber). Dilberler, güzeller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevilen kimseye yakışır surette: Dilberâne bir yürüyüşü vardır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dilberler, güzell(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilberlik, güzellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas market. outside market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük veya sıkıntıdan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalamak, uzuvları bedenden ayırmak. dismemberment (i). parçalama, parçalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Hastalara ayakta bakılan yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dispensaire

sağlık ocağı

Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient clinic. dispensary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aleyhinde bulunmak, kötülemek, itibarını sarsmaya çalışmak, küçük görmek, küçük düşürmek, takdir etmemek. make disparaging remarks küçük düşürücü sözler söylemek, bozmak. disparagement (i). aleyhinde bulunma, kötüleme. disparagingly (z). tenkit e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eşit olmayan, birbirine benzemeyen, tamamen ayrı, farklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşitsizlik, müsavatsızlık, fark, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarafsız, hislerine kapılmayan, serinkanlı, sakin. dispassionately (z). tarafsızlıkla, hislerine mağlup olmadan. dispassionateness (i). tarafsızlık; serinkanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gönderme, sevketme, çekme (telgraf); öldürme, idam etme; acele, sürat; yazışma, mektup; telgraf; (f). göndermek (kurye veya mektup), çekmek (telgraf); sevk etmek; idam etmek; süratle bitirmek. dispatch boat resmi mektupları taşıyan devlet gem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, israf etmek, ziyan etmek, har vurup harman savurmak; dağılmak; müsrif olmak; ziyan olmak, harcanmak; sefahate dalmak. dissipated (s). müsrif, sefih; ayyaş; dağılmış, israf olunmuş. dissipa'tion (i). dağıtma, dağılma, zihin dağınıklığı;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Diapazon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diz mafsalının ön tarafı ve burada bulunan yassıca, oynak, kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tür kızılcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F). İki ayaklı HAr-ı dü-pâ = İki ayaklı eşek, mec. Eşek gibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanım, k’adın (eski tâbir olup sonradan başlıca Ermeni kadınlarına ve bunların yaşlılarına denirdi).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bütün, tam. 2. Kuvvetli, tüvânâ, dinç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya kalın kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Omuz omuza. 2. Kalabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelinin veya yeni doğmuş çocuğun başına takılıp yüzünü örten tülden süslü örtü. Gelin, çocuk duvağı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok ince, nispeten hafif ve özellikle duvara monte edilebilen televizyonlar. Mevcut düz panel televizyonlarda plazma veya LCD teknolojisi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hayırlı, şerefli, faziletli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imas., sıfat terkîbi teşkiline girer). Düşüren, yere atan, yığan, salan: Şİrefken = Arslanı yere atmaya muktedir. Sâye-efken = Gölge salan. Fars. sâye-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar... Olsa da... vâkıa... ise de: Eğerçi öyle ise de... Gerçi öyledir ama... Bazan bunu eki, kim» bağlama harfi takip eder: Gerçi kim şiir değildir ol kelâm — Nazm-ı şâirde ne mümkin ol nizâm. Şiirde sonra gelmesi de câizdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden bir nevi teğelti, eğer altı örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kebîr’den itaf.) (mü. kübrâ) (c. ekâbir). 1. Daha yahut pek büyük, en büyük. Ar. Azam: Ekber evlâd = En büyük oğul. Allahü Ekber = Hak teâlâ hazretleri her şeyden büyüktür. Şeyh-i Ekber = Muhiddîn Ibni’l-Arabî. Hadîcet-ülKübrâ = Müminlerin annesi Hazreti Hadice. 1. (c.). Büyük adamlar, yüksek makamlarda bulunanlar. Ar. rüesâ, eşrâf: Ek8bir-i ümmet = Milletin büyükleri. Mantık, (bk.) Kübrâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکبر] en büyük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azam. -Allah’ın sıfatlanndandır. Kur’an-ı Kerim’de 23 yerde geç(Erkek İsmi) İsim olarak kullanılması iyi değildir. Hindistan’a hakim olan Türk hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mutasavvıfların en büyüklerinden Muhyiddîn İbni’l-Arabî tarafından kurulan tarîkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Davetsiz ziyafete giden, dalkavuk (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of bread. modest livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. andız otu, bot. ınula helenium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (elmas, pâre = parça). Elmas parçası, mec. Pek güzel ve parlak kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak; huk. aile hakimiyetinden kurtarmak. emancipa'tion i. azat etme, özgür kılma, serbest bırakma; aile hakimiyetinden kurtarma. emancipa'tionist i. koleleri azat etme taraftan. eman'cipator i. azat eden veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kor, koz; ,coğ. sönmekte olan ateş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. askerlik). Emir eri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impanel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir başkasının duygularını anlayabilme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empathie

ruh b. duygudaşlık

1. Aynı duyguları paylaşma. 2. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. geçerken, sırası gelmişken, akla gelmişken. take the pawn en passant (satranç) piyadeyi an pasan vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, etrafını sarmak, çevirmek; içine almak, ihtiva etmek . encompassment i. kuşatma, sarma, sarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, incumber f. engel olmak, mani olmak; yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak. encumbrance i. yük, engel, mâni; çocuk, bakımından sorumlu olunan kişi; huk. borç, ipotek . without encumbrances çocuksuz; ipoteksiz, ilişiksiz. encumbrancer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir hayvanın iç organlarında yaşayan asalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt tarafı. Çeneyi örten kısmı. Ene kemiği = Us t çene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt yanı, çeneyi örten yer. Enek ağacı = Zaptolunmaz hayvanların orasına kıstırdıkları yavaşa. Sapan eneği = Sapan ağacına geçirilen ufkî ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ABD Çevre Koruma Kurumu ( Environmental Protection Agency )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ve ay yılları arasındaki gün farkı (genellikle on veya on bir gün); yeni doğan aydan itibaren geçen günlerin yılın ilk gününe eklenen sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da vali; Rum Ortodoks kilisesinde piskopos. eparchy i. eski ve bugünkü Yunanistan'da vilâyet; Rum Ortodoks kilisesinde piskoposluk bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. apolet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kiliseyi piskoposlar vasıtasıyla idare usulü; piskoposluk; piskoposlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait; piskoposlar tarafından idare olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait piskopos idaresi usulüne ait episcopalianism (i.) piskoposlarla idare usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piskoposluk; piskoposlar sınıfı; piskoposluk süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) kabarcık hası1 eden; (i.) yakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) levazım; konak arabası (atlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yaramazlık, haylazlık; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bahç.) meyva ağacı dallarının yelpaze şeklinde büyümesi için tek yüzeyli kafes; böyle açılmış ağaç veya ağaç sırası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), esparto grass halfa otu, (bot.) Stipa tenacissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espace

aralık

Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek; geliştirmek,inkişaf ettirmek; şişirmek; genişletmek, tevsi etmek; açmak, yaymak; büyümek, gelişmek,inkişaf etmek; genişlemek, şişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş saha veya meydan;açılma, yayılma; genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etraflıca yazmak veya söylemek. expatia'tion (i). etraflıca yazma veya söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). coşkunluk, taşkınlık; bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, taşkın; bol, mebzul, bereketli, çok. exuberantly (z). coşkunlukla; bollukla, mebzulen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). coşmak, taşkınlık yapmak; taşmak, bereketli olmak, bol bol bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ez-ber, göğüsten yahut üstten). Kitaba bakmadan okuma ve buna alışma. Ar. Hıfz: Dersini ezber etti; ezberini öğrendi. Kitaba bakmayarak = Ezberden okuma. Ezbere = Düşünmeden, diline geleni söyleyerek: O, ezbere söz söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rote. by heart. memorization. learning by heart. memorizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by heart. memorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dersi anlar anlamaz ezber etmeyi Adet etmiş talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who learns parrot fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without knowing. by heart. by rote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by heart. without comprehending (what one is saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezbere öğrenmek, Osm. hıfzetmek: Bir günde koskoca bir şiiri ezberledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learn by heart. memorize. commit to memory. learn by rote. commit memory. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorize. to learn by heart. to commit to memory. to memorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to learn by heart. to memorize. commit to memory. get by heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezbere öğrenilmek, Osm. hıfz olunmak: Günde on sahlfe ezberlenir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezbere öğretmek, Osm. hıfz ettirmek: Bu kitabı size ezberleteceğim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). kusur, kabahat, pot,toplum kurallarına aykırı davranış. make afaux pas pot kırmak, çam devirmek, kusurlu bir davranışta bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). feldispat. feldspathic (s). feldispata ait, içinde feldispat bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feldspar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Granitin ve başka birçok ilkel kütlelerin birleşimine giren bir silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). feldspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fermân = buyruk, berden = almak) (fermân-berdâr dememeli, zira ya fermân-ber veya fermândâr olup, ikisi beraber olamaz). Verilen emri alıp icra eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Lif, tel, bitki veya cam liflerinden yapılmış mukavva veya tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibre. fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the delicate, threadlike portions of which the tissues of plants and animals are in part constituted; as, the fiber of flax or of muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any fine, slender thread, or threadlike substance; as, a fiber of spun glass; especially, one of the slender rootlets of a plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sinew; strength; toughness; as, a man of real fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general name for the raw material, such as cotton, flax, hemp, etc., used in textile manufactures. a leatherlike material made by compressing layers of paper or cloth a slender and greatly elongated solid substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiberboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical fiber is made of flexible glass and can support very high data transfer rates An individual glass fiber, roughly the thickness of a human hair, is capable of carrying a distinct signal transmitted in the form of pulses of light A single strand of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An optical fiber transmits information using light waves, rather than electrons as in copper wires An optical fiber consists of a thin core, which carries the light signal, surrounded by a thicker transparent cladding, which keeps the light within the cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What it's good for: Lowers cholesterol and blood sugar levels, helps move waste through the intestines Diets rich in plant fiber are related to a reduction of heart disease, colon cancer and diabetes Where you get it: Fruits, vegetables and whole-grains T

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance found in foods that come from plants Fiber helps in the digestive process and is thought to lower cholesterol and help control blood glucose The two types of fiber in food are soluble and insoluble Soluble fiber, found in beans, fruits, and oa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the fiber optic cable used to carry high volumes of data in the form of light pulses Fiber optic cable forms the backbone of networks such as the one Conxion uses to connect datacenters around the world. optical fiber: a very long, narrow, flexi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single, separate optical transmission element characterized by a core and cladding, with an outside diameter of 125 microns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fiber-optic cable is made of glass fibers instead of copper strands Data, expressed as pulses of lighter rather than electrons, is transmitted by lasers or other devices Optical fiber can carry billions of bits a second, many times more than coaxial or co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Network cabling that uses optical fibers to carry information as light instead of as electricity Fiber-optic cable carries information farther, faster, and more reliably than other types of cable Fiber-optic cable is much less likely than coaxial or twist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fiber - also known as fiber optic - is made up of threads of pure glass Lasers attached to the end of each cable transmit digital patterns of light pulses at extremely high speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lightweight thread, introduced in Windows NT 4 0, that makes it easier for developers to optimize scheduling within multithreaded applications See thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made of very pure glass, it is used in fiber optic communications It carries a digital signal made of modulated light It can carry much more much faster that the traditional copper lines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General term for a filamentary material The single unit of substance that is broken into parts fit to form threads to be woven; a filament Any material whose length is at least 100 times its diameter, typically 0 10 to 0 13 mm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shortened term for 'fiber optic,' fiber is made of very pure glass Digital signals, in form of modulated light, travel on strands of fiber for long distances Fiber can carry far, far more information over much, much longer distances than traditional cop

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An optical transmission medium consisting of thin plastic or glass strands which reflects light pulses along the inside To light a fiber activation of a fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of indigestible carbohydrates found in plant foods, does not supply calories or nutrients but aids in digestion and elimination Tomatoes are a source of fiber; people who eat diets high in fiber have a lowered risk of heart disease Fiber may als

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single, separate optical transmission element characterized by core and cladding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elongated and thickened cell found in xylem tissue It strengthens and supports the surrounding cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical fiber: a very long, narrow, flexible piece of glass Used for high-speed communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of matter characterised by having a length at least 100 times its diameter or width The fundamental component used in making textile yarns and fabrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is found in foods that come from plants Fiber helps your body digest food and control blood sugar Types of fiber are beans, fruits, and oat products, whole-grain products and vegetables. a slender and greatly elongated solid substance. the inherent c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif, iplik, tel; karakter. fibered (s). Iifli, telli. fiberboard (i). komprime liflerden yapılmış tahta. fiberglass (i). cam elyafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiberglass. fibreglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiberglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiberglass , fibreglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fındık, (bot). Corylus avellana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise, diş vesaire temizlemeye, boya vesaire sürmeye mahsus kıldan veya sama. ve hasır gibi şeylerin tellerinden yapılmış Alet: Elbise, saç fırçası, diş, fırçası, boyacı, badanacı fırçası, ressam fırçası, zamk fırçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve fasılasız dönüp dolaşmayı tasvir ve taklit eder: Fırıl fırıl dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). ikiye bölünme suretiyle üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilir bilmez söz söyleyen, düşüncesizce söylenmiş (söz). flippancy (i). küstahlık. flippantly (z). düşüncesizlikle, küstahca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (A.B.D)., (k).dili safsata saçma; züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(foto). diyafram ayarı öIçüsü,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş yürüyüş; merdiven sahanlıgı; ufak sahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yaya dolaşan haydut, yol kesen eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçi yolu, patika; (ing). yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frangipani (i). bir çeşit yasemin ıtırı; alyasemin kokusu; (ahçı). badem ve krema ile yapılan bir çeşit pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. flashy. attractive. eye-catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürûhten yahut efrûhten fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Parlatan, aydınlatan, tenvir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. fütâde-gân, üftâde-gân). Düşmüş, düşkün, mübtelâ. mec. Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i palto, aba; ortaçagda bilhassa Musevilerin giydiği bir çeşit kaba ve bol cüppe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bahçede yapılan eğlence, bahçede verilen ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü, gebermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvan) Ölmek, telef olmak. Osm. mürd olmak: Araba atlarının biri geberdi. Bu hayvan açlıktan geberecektir. 2. mec. Telef ve mahv olmak: Kendisine bakmıyor, bir gün geberip gidecektir (insan için küfür ve hakaret yerine kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die. to peg out. to pop off. to kick the bucket. to croak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kick the bucket. to die like a dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvanı) Öldürmek, telef etmek, gebermesini mucib olmak: Siz bu hayvanı geberteceksiniz. 2. mec. Çok dövmek, çok eziyet etmek: Onun bana ettiğine karşı, ele geçirsem geberteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Böcek vesaire sokması, geveleme (aslı geğeleme) Geğeç arı = Zehirli bir cins arı. Geğeçotu = Bir cins bitki. Geğeçkuşu = Atmacanın bir cinsi, seksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi çekmeye mahsus çeşitli şekillerde Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tomurcuk hâsıl eden; tomurcuklarla çoğalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevher seçici, saçan. 2. Çok güzel söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok çabuk ve anlaşılmaz şekilde konuşmak: i. bu şekilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çabuk ve anlaşılmaz söz, karışık söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşınmakla beraber yanma hissi: Boğazımda bir gıcık vardır. Gıcığı yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerin birbirine sıkı sıkı sürülmesi gibi sert ve keskin bir sesi taklit ve tasvir eder: Dişlerini gıcır gıcır gıcırdatıyordu. Yeni potinleri gıcır gıcır ediyordu. Tahtalar gıcır gıcır ötüyordu. Gıcır gıcır giyinmek = Yeni kundura ve elbise giymek: Gıcır gıcır giyinmiş gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. mıknatıs işletme gücü ölçü birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. İngiliz tuzuna benzer müshil bir toz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavşan yavrusu. 2. Benekli tavşan. 3. Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. Amerikan fıstığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bektaşi üzümü, (bot.) Ribes grossularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye lid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. güften fiilinden imas. olup sıfat terkipleri teşkiline girer). Diyen, söyleyen: Rlst-gO = Doğru söyleyen. GOft ü gû = Dedikodu, Ar. kıyl ü kaal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) valiye ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Elmas parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevahir saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cevher parçası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). GUI yaprağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türlü, çeşit, nevi: Bir gûnâ. Bir güne = Bir türlü, bir veçhile (ve menfi cümle) hiçbir suretle. Bu gûnâ, güne = Bu türlü, böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yerin güneşe en yakın bulunduğu nokta .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلبرگ] gül yaprağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ciroskoplu pusula, topaç pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahbâr). I. Bir vakanın tebliği, bir hâdiseden, hazır bulunmayanlara verilen malûmat, bilgi, havâdis, asıl Türkçe’si: Salık. Haber gelmedi; o işden bize haber veren olmadı; bir şey olursa ben size haber ederim. 2. İlim, vukuf, malûmat, bilgi: Fenden, senattan haberi yoktur; bu işden haberim olmadı. 3. Hadîs-i şerif = Peygamberimiz’in sözleri ve fiilleri: Haberde böyle denmiştir. 4. (edebiyat) Gramerde bir isme yakıştırılan sıfat, müsnet: «Allah büyüktür» denildiğinde «Allah» mübtedâ ve «büyük» haberdir. 5. (edebiyat) Olayı bildiren bir fiil veya cümle; mukabili: İnşâ. Bî-haber = Bir işten haber ve bilgisi olmayan, vukufsuz, malûmatsız, gafil (tersi olan «bâ-haber» tâbiri kullanılmayacak kadar soğuktur). İlmühaber = 1. Bir şeyin alındığını gösteren resmî senet. 2. Bir hususu göstermek üzere ekseri muhtarlarca verilen resmî kâğıt. Kara haber — Birinin ölümü hakkında akrabasına verilen haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. information. knowledge. report. communication. datum. gen. griff. griffin. info. item. message. word. tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. information. message. news. notice. report. steer. tidings. word. knowledge. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information. message. news. word. aviso. broadcast. communication. dope. gen. griff. hearsay. intelligence. news item. piece of views. predicate. report. tidings. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبر] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staple of news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. declare. notify. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber veren, haber getiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. forerunner. courier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. harbinger. herald. precursor. reporter. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. forerunner. herald. messenger. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herald. messenger. forerunner. courier. delivery boy. floor manager. harbinger. message bearer. monitor. precursor. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. haber, Fars. dâşten = tutmak, mâlik olmak). Bir işten haber ve malûmatı olan, Ar. habîr, malûmatlı, vâkıf, Fars. Agâh: Vaktiyle haberdar olamadım; beni işden haberdar ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. hip. knowing. on to. cognizant. au fait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. knowing. aware of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. aware. cognizant. in the known. in the know. in the swim. well- informed. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خبردار] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer) (mü. haberiyye) Bir olayı haber veren (fiil ve cümle): Haberi fiil, cümle-i haberiyye. Mukabili: inşâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence. intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine haber göndermek, biribirine malûmat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond. communicate. intercommunicate. speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. communicate. to communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to communicate with one another. communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haberi olan, haberi olarak: Haberli gelseydiniz, hazırlanırdık. Onlar haberli geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. having been notified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber almamış, haberi olmayan, haber verilmemiş: Her şeyden habersiz bir halde... Haber vermeden: Habersiz geliverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. not knowing. uninformed. unannounced. ignorant. insensible. insensible of. oblivious. unbeknown. unbeknownst. unconscious. unknowing. unwitting. without notice. in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. unaware. unawares. uninformed. without warning. without a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant of. without warning. without giving advance notice. oblivious. unaware. unknowing. unwitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly. unawares. at unawares. unbeknown. unbeknownst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without warning. without telling anyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canbaz ayaklığı, Fr. 6chasse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hâk = toprak, pây = ayak). Ayağın toprağı, tozu, yahut ayağın bastığı toprak, yer (saygı mübalağası olarak kullanılır): Hâkpâyinize geldim, hâkpâyinize takdim ettim («hâkpayiniz geldiniz» suretinde yanlış kullanılırsa saygı değil hakaret olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) HAk-i pâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden kullanılan baltalı kargı, teber. halberdier' (i.) bu silâhı kullanan kimse, teberdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölkerli oda kilimi: Halı döşetmek: Uşak, Gördes halısı, halı seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni hal peydâ etmek, değişmek, başka bir hale geçmek: Bu hâl ile hallendiğimiz vakit. 2. İyi hâl peydâ etmek, hâli iyileşmek. 3. Zikir sırasında kendinden geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hempâ’dan galat). Fenalıkta arkadaş ve yardımcı, yardakçı, kafadar (iyilik için kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yıkıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâne, ev yıkacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ev yıkıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). «Evi omuzunda»: Yersiz, yurtsuz, serseri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) hilekârlık, sinsilik; ABD, argo zina .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânümân, ev, bark, ocak mahvedici, eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yun). Ancak bir kere görülen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money illegitimately acquired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sert toprak, killi toprak: işlenmemiş sert toprak; sağlam temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakma, yanma, yanıklık. Harkat-ül-bevl — Belsoğukluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arpağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alay yollu bir okşama sözü; en çok kız ve kadınlar için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minx. baggage. pert young woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizme burnunun kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready cash. ready money. ready cash / money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakdaş, yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir pâye ve rütbede bulunanların beheri, akran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederate. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همپا] arkadaş, kafadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karacigere ait; karaciğer renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis. hapatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaciğer iltihabı, kara sarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez, yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılıp muhafaza olunmak üzere bir sapa geçirilmiş meyve bağı: Bir hevenk üvez, üzüm, elma, incir. Hevenk üzümü = Asılıp kış için muhafaza olunmuş üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan ki, o dilde madde demektir). 1. Eski filozoflara göre ilk madde ve hayal Alemi. 2. mec. Var sayılamıyacak kadar zayıf veya ehemmiyetsiz şahıs veya şey. 3. Ürkütücü, belli belirsiz karaltı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزارپا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hibernaculum (i). hayvanın kış uykusuna yattığı in; tabiatın çiçek budakları üzerine koyduğu kışlık örtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kışa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kış uykusuna yatmak, kış uykusuna girmek. hiberna'tion (i). kış uykusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). irlanda'ya ait; (i). irlandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğaz tıkanarak ve derinden iç çekerek ağlamak: Hıçkırıp duruyordu. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırpalamak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to be buffetted. to have sb roughed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan kılıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. raggedly dressed. careless in one dress. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ispanyol, ispanya'ya ait, ispanyolcaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden bir ağaç. Hint hıyarı da denir (cassia fistula).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıyarşembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arslan, şîr. mec. Cesur adam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2.Cesur, yürekli adam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

homoeopath i., tıb. hastalığı benzeri ile tedavi eden doktor. homeopath'ic s. benzeri ile tedavi olunan hastalığa ait. homeop'athist i. hastalığı benzeri ile tedavi usulüne inanan kimse veya bu usul ile tedavi eden doktor. hcmeop'athy i. bu şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hoparlörün performansı, önemli ölçüde diyaframda kullanılan malzemeye bağlıdır. HOP (High Oriented Polyolefine) hoparlör diyaframları çok sağlam ve serttir. Çok hafif olduklarından mükemmel yüksek frekans tepkisine sahiptirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Oparlör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loudspeaker. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speaker. loud-speaker. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hop diye her şeye girişen, düşüncesiz ve hafif mizaçlı, çocuk mizaçlı, delişmen: Hoppa bir adam, pek hoppa alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flyaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flighty. frivolous. cronk. flyaway. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birdenbire atlamayı tasvir ve taklid eder: Pencereden hoppala aşağıya atladı. 2. Damdan düşer gibi münasebetsiz bir söz söyleyen hakkında alay yollu kullanılır: Hoppala! Hoppala beyim. 3. Küçük çocukları sıçratır veya uyuturken söylenir: Hoppala oğlum! Uyusun çocuğum hoppala!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there you go ! that's it ! how strange ! what an idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoppa olma hâli, hoppaca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini ve çay yemişine benzer Amerika'da yetişen bir cins ufak ve siyah meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. chutzpah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidropati, su kürü. hydropath'ic(al) s. hidropatik, su kürü ile yapılan. hy'dropath i. hidropatist, su ile tedavi uzmanu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hypethral s. üstü açık, damsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. uykuda telkinle öğretme metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ibret). İbretler, ders alınacak şeyler, bk. İbret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - İbretler, alınan kötü dersl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İberya; İberik yarımadası; eski Gürcistan. Iberian s., i. iberik yarımadasında yaşamış olan eski bir Avrupa kavmine ait; İberya'ya veya orada bulunan kavme ait; i. İberyalı; İberya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schizoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz adası, buzdağı, aysberk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstabbing. two-faced. hypocritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. başka bir hastallktan ileri gelmeyen veya sebebi bilinmeyen hastallk; alerjik hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idiopathie

tıp kapan duygu

Yalnız başına ilerleyen, belli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. patent right. letters patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri; dar görüşlü; kültürsüz, bilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of proof. certifications. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarında unvan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, vuruş; vuruşma, çarpışma; etki, tesir. impact crater gök taşının çarpmasıyle açılan krater.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştlrmak, pekiştirmek. impac'tion i. sıkıştırıp birbirine kaynatma; tıb. inkıbaz, peklik. impacted tooth disçi. çene kemiğine kaynamış diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zaylflatmak; eksiltmek, azaltmak (kuvvet). impairment i. bozulma, zarar, noksan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan bir ceylan zool. Aepyceros melampus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kazıklamak kazığa sokarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulunca hissedilmez; kolay kavranılmaz. impalpably z. kavranılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, empanel f. (-ed, -ing veya -led, -ling) huk. jüri heyeti listesine kaydetmek; bu listedeki isimlerden jüri heyetini seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Latince: İmperator). Büyük kral, hâkan: Roma, Almanya, Rusya imparatorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. imperial. kaiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça nisbet ye’ si ile), imparatora ait: Bâ-emr-i imperatorî, zât-ı imparatorî (zevksiz ve yanlış bir Osmanlıca kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorun eşi: Almanya imparatoriçesi. 2. İmparatorluk tahtında oturan kadın: İngiltere kraliçesi Victoria, Hindistan imparatoriçesi unvanını da taşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir. 2. Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. emperorship. imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. reich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, musavatsızllk; oransızlık, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koru haline getirmek; park içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bildirmek, tebliğ etmek, söylemek; vermek, pay vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarafsız, bitaraf; kendi çıkarını düşünmeyen. impartially z. taraf tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçilemez, aşlıamaz, geçit vermez. impassabil'ity i. geçit vermezlik. impassably z. geçit vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinden çıkılmaz durum, kördüğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; ağrı duymaz; ıstıraba maruz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hırslandlrmak, hırsını tahrik etmek,kızdırmak, çileden çıkarmak; heyecanlandlrmak. impassioned s. ateşli, heyecanlı, kabına sığmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; etkilenmez, müteessir olmaz, vurdumduymaz; sakin; cansız, ruhsuz, heyecanse; ağrıduymaz. impassively z. heyecan duymayarak; heyecan göstermeyerek. impassive - ness, impassiv'ity i. vurdumduymazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yoğurmak, macun haline getirmek; macunla kaplamak; güz. san . koyu renk boya vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. koyu boya tabakası; koyu boya vurma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabırsız, tahammülsüz, içi tez, tez canlı; hoşgörü sahibi olmayan, müsamahakar olmayan; titiz, sinirli. impatience i. sabırsızlık. impatiently z. sabırsızllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, korkusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeteneksiz, kudretsiz, iktidarsız, ehliyetsiz, kabiliyetsiz, âciz. incapabil'ity i. güçsüzlük. incapably z. kabiliyetsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ih kabiliyetsizlik, ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyas kabul etmez; emsalsiz, eşsiz; with veya to ile klyaslanamaz, mukayese edilemez. in comparably z. kıyas kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suçsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. inculpa'tion i. itham, suçlandırma. incul'patory s. suçlama türünden, suçlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. encumber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kökünden sökülemez, kökleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastanede yatan hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmaz; bağlı; gram. ayrılmaz surette kullanılan (önekler). inseparables i. ayrılamayan şeyler, çok yakın dostlar. inseparableness i. ayrılmazlık. inseparably z. birbirinden ayrılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(-ned,- ning) arabaya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ara vermek, aralık bırakmak; (i.) ara, aralık, fasıla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi işlerde dalaverecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) International Phonetic Alphabet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtrak çiçekleri, kurusa bile uzun süre kokusu gitmez. 2.Güzel koku, misk, anb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamir olunamaz, çaresiz, telâfisi imkânsız. irreparabil'ity (i.) tamir kabul etmeme. irrep'arably (z.) tamir veya telâfi edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefinger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemiyi toptan kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ispanakgillerin örnek bitkisi (spinacia oleracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(spinacia oleracea): Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Kullanıldığı yerler: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ıspanaktır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). Batı Avrupa’da bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiting. whitening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiting. whitening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa, Biskay Körfezi, Akdeniz, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında ve Pyrenees Dağları sınırında, Fransa’nın güneybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 4 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 504,782 km².

Sınırları: toplam: 1,917.8 km.

sınır komşuları: Andorra 63.7 km, Fransa 623 km, Cebelitarık 1.2 km, Portekiz 1,214 km, Fas (Ceuta) 6.3 km, Fas (Melilla) 9.6 km.

Sahil şeridi: 4,964 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Geniş, düz platolar engebeli tepeliklerle çevrilidir, dağlar kuzeyde yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico de Teide Tepesi (Kanarya Adalarında) 3,718 m.

Doğal kaynakları: Kömür, linyit, demir, uranyum, cıva, alçıtaşı, çinko, kurşun, tungsten, bakır, kaolin, potas, hidro enerji, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.18.

daimi ekinler: %9.85.

Diğer: %62.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 37,800 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 40,397,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.13 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.99 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.65 yıl.

Erkeklerde: 76.32 yıl.

Kadınlarda: 83.2 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,000 (2003 verileri).

Ulus: İspanyol.

Nüfusun etnik dağılımı: Akdeniz ve Nord uluslarının karışımından oluşuyor.

Din: Roma Katolikleri %94, diğer %6.

Diller: Castilia İspanyolca’sı (resmi) %74, Catalan %17, Galician %7, Basque %2.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İspanya Krallığı.

kısa şekli : İspanya.

yerel kısa şekli: Espana.

ingilizce: Spain.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Madrid.

İdari bölümler: 17 özerk bölge; Andalucia, Aragon, Asturias, Baleares (Balearic Adaları), Canarias (Canary Adaları), Cantabria, Castilla-La Mancha, Castilla y Leon, Cataluna, Communidad Valencian, Extremadura, Galicia, La Rioja, Madrid, Murcia, Navarra, Pais Vasco (Basque Bölgesi).

Bağımsızlık günü: 1492.

Milli bayram: İspanya Günü, 12 Ekim.

Anayasa: 6 Aralık 1978.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankas


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). ispanyalı, İspanya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İspanyol tarz, usul veya dilinde: İspanyol lisanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spanish. spanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasındaki tutamak vasıtasıyle işleyen demir sürgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette. cremone bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Halatın üzerine sarılmış ip ve kendir. 2. Halat meydana getiren üç boy bükmenin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Karagöz familyasından bir balık (sargus anularis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i ). Birkaç zincirin deniz içinde birbirine dolaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Denizin içinde birkaç zincirin birbirine karışması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. spermaceti = balina döl suyu). 1. Balinanın başından çıkan beyaz bic yağ. 2. Tasfiye edilmiş yağdan yapılmış, mum. bk. İspermeçet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSBAT) (i. A. «sübût» tan masdar). 1. Sağlamlaştırma. 2. Delil gösterek, senet ve şahitle doğruluğunu apaçık meydana çıkarma: Davasını isbat edemedi. Söylediğiniz şeyi ispat edebilir misiniz? 3. Var etme, mevcut bırakma, mahvetmeyiş: Filân kitabı mahv ve isbat yoluyla (yani bazı yerlerini kaldırıp bazı yerlerini bırakarak) kendi adına bastırdı. 4. Meydana çıkarma, gösterme, belirtme= Isbât-ı hüner. 5. Bir dava veya meselenin doğruluğunu göstermek için söylenen açık delil: Bu davaya isbatım yoktur, bunu isbat edemem. Gramerde menfînin zıddı. İsbât-ı vücOd = Hazır ve mevcut olduğunu göstermek için bir kere görünme (Fr. acte de prisence).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. confirmation. demonstration. substantiation. demo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. proof. proving. evidence. confirmation. demonstration. taking of evidence. line of argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. bring home. declare. evidence. father on / upon. justify. manifest. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarının yonca yaprağı şeklinde benekleri olanı, sinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerde kullanılan kalın bir sicim çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemilerde kullanılan bir çeşit kalın sicim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. stampe). Mürekkeple veya kuru olarak bir şeyin üzerine basılan büyük damga, kalıp: Istampa vurmak, )asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink pad. stamp. stamp pad. stamp. imprint. inkpad. stamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hızlı konuşmak, çabuk çabuk konuşmak; anlaşılmaz şekilde söz söylemek; anlamsız laf etmek; (i.) çabuk konuşma; anlaşılmaz veya manasız laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya. Sea of Japan Japon denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iaka parlak ve sert cilâ, Japon verniği; Japon tarzında işlenmiş ve cilâlanmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ned, ning) Japon lakası ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Japon, Japonya halkı; Japon dili, Japonca; (s.) Japonya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehlikeye atmak, tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike, nazik durum; huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali. in jeopardy of his life idam cezası tehlikesine maruz; hayatı tehlikede. double jeopardy huk. aynı suç için ikinci defa yargılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toptancı, toptan mal satan tüccar, toptan dağıtımcı; parça başına çalışan işçi; resmi görevinden özel çıkar sağlayan politikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl deriden ve ona benzetilerek çuhadan, sarıksız, düz başlık: Tatar, Çerkeş, Bulgar, Acem kalpağı; süvari kalpağı; post, samur kalpak. Karakalpak (hi.) = Siyah kalpak giymeleri bu adı almalarına sebep olmuş bir büyük Türkmen boyu ki, Harzem (Hıyve)’de otururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap. calpac. kalpak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. calpac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak yapan ve satan esnaf: Kalpakçılar çarşısı; Kalpakçılarbaşı: İstanbul çarşısının vaktiyle kalpakçılara mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başında kalpak bulunan, kalpak giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalb = değiştirip bozma, Fars. zeden = vurmak). 1. Yalandan taklit para yapan, sahtekâr: Kalpazanın cezası büyüktür. 2. Yalancı, her hâli sahte, güvenilmeyecek: O, kalpazan bir adamdır (Farsça okunuşu «kalb-zen», Türkçe deyimi kalpazan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forger. counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter. false coiner. swindler. unreliable person. money forger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalpazan işi, para taklidi yapmak suçu, sahtekârlık. 2. Yalancılık, sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiting. false coining. money forging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâNBER) (i.). Her işin içinde bulunan kimseler hakkında söylenen «kambersiz düğün olmaz» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Sadık dost, köle. 2.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Sıkı bir faaliyet devresi: Şeker kampanyası. 2. Sıkı ve maksatlı uğraşma: Gazeteler pahalılığa karşı kampanya açtı.

Türkçe Sözlük by