Beş Parasız ne demek? | Beş Parasız anlamı nedir? | Beş Parasız

Beş Parasız anlamı nedir?

Beş Parasız ne demek?

Beş Parasız anlamı nedir?

Beş Parasız | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bes parasiz

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kadınlar manastırının baş rahibesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Faydasız iş, oyuncak çeşidinden beyhude ve boş iş, saçma: abesle iştigal etmek, buna zihin yormak abestir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vain. absurd. nonsense. unreasonable. meaningless. nugatory. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senseless. unreasonable. foolish. unnecessary. useless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futile. meaningless. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبث] saçma, abes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyazlaşan; akçıl, beyaza çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslemede kullanılan bir tezyinat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Musikide Arap stiline’ benzetilmiş, içiçe giren nağmelerle yapılmış parça. Balede bir pozisyonun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arabesk, çiçekli ve yapraklı süsleme; (s). arabesk tarzında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Jeoloji). Oldukça yumuşak ve ateşte niteliği değişmeyen lifli bir madde. Tremolitin bozulmasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asbestos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalıtıcı özellikleri nedeniyle, özellikle 19. yüzyılda inşaat malzemesi, su boruları ve elektrikli aletlerde yaygın olarak kullanılan, doğal olarak ortaya çıkan lifli silikatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).amyant,asbest, yanmaz taş dağ keteni, taş keten, yeşil taş pamuğu. asbestos packing asbest salmastrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Be ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalağa ve kuvvetlendirme gösterir: Besbelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Elverir, kâfi, yeter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dağıtma, saçma, neşir. 2. İzhar, fâşetme, açığa çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Dörtten sonra gelen sayı. Ar. hamse, Fars. penc, 5: Beş tane, beş kişi, on beş, yirmi beş, yüz beş. Beşbıyık = Muşmulanın bir cinsi, döngel. Beşparmak = Çakır dikeni, arfec, bekmûn (bitki). Beşpençe = Deniz hayvanlarından bir deniz böceği. Beş çifte = On kürekle çekilir felke. Beşte bir = Beş kısımda bir kısım, Ar. hums, Fars. penc-yek. Beşkardeş = Sille, tokat. Beşibiryerde = Beşliralık yani beş yüz kuruşluk altın sikke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

five. five. cinque. penta-. quin-. quint-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

five.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

five.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بس] yeterli. 2.çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beş yüz, beş kere yüz. Ar. humsmâye, Fars. pânsad: Beş yüz kuruş, beş yüz kişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan). 1. Arnavut yemini. Besa vermek: Taahhüt etmek. 2. Kan güden hasımlar arasında yeminle akdolunarı anlaşma: Aralarında iki aylık besa vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسا] nice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şecaat, cesaret, yiğitlik, bahadırlık: Ibraz-ı besâlet etti = Yiğitlik gösterdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Korkusuzluk, yüreklilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güleryüzlülük, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müjde, bir iyi haber tebliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yukardaki kelimeden galattır). Yeni çıkma garip şey, Ar. bid’at, kabîha, Ücûbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشارت] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Müjde, muştu, iyi hab(Erkek İsmi) 2.Güler yüzlülük, gülümseme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Müjdeci, haberci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güler yüzlülük: Izhâr-ı beşâşet etmek = Güler yüzlü davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bostan). Bostanlar, sebze bahçeleri, (bk.) Bostan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بساتين] bahçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(macis): Hindistancevizi çekirdeğini örten özlü zardır. İçeriğinde esans ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Teskin edici iştah açıcı ve vücudu kuvvetlendiricidir. Tavsiye edilen milktarı aşmamalıdır Aksi halde zehirlenme belirtileri görülebilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Beterin beteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri cins muşmula.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zooloji). Atmaca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalvarmak, rica etmek, istirham etmek, niyaz etmek. beseecher i. rica eden kimse. beseechingly z. yalvararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uygun olmak munasip olmak, yakışmak, yaraşmak; yakışık almak. beseeming s. yakışır, münasip. beseemingly z. yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسند] yeterli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسنده] yeterli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beşer, her birine veya her defasında beş: Mevcut parayı taksim ettiklerinde beşer lira düştü. Beşer beşer saymalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvân-ı nâtık (konuşan mahlûk, yani insan. İstanbullu mânâsına da gelir). Nev’I beşer = İnsan cinsi. Ebul-beşer = Hazret-i Adem. S«yyil-ül-beşer = Peygamberimiz (insanlığın efendisi). Ilm-ül-beşer = Antropoloji ve etnoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. mankind insanoğlu. insan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. mankind. five each. five a piece. humanity. mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشر] insan. 2.insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Derinin dış tabakası: Beşere-i dâhiliyye, beşere-i muhâtiyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشره] deri, dış deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. beşeriyye). İnsana mensup ve müteallik. Ahvâl-ı beşeriyye = İnsanlık halleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشری] insanlıkla ilgili, insanî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEŞERİYET) (i. A.). İnsanlık, insanın tabiî hâli: Beşeriyyet icabı. «Beşeriyyet» ile «insaniyyet» arasında çok fark vardır. Beşeriyyet, insanın her türlü tabiî hallerine, insaniyyet ise yalnız faziletlerine ve mânevî büyüklüklerine aittir. Meselâ unutkanlık, korku, iştaha, şehvet gibi haller beşeriyyet; kerem, cömertlik, vefa, kanaat gibi haller ise insaniyyet vasıflarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mankind. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. humankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریات] antropoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریت] insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسر و چشم] başüstüne, başım gözüm üstüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, etrafını almak; rahat vermemek, üzerine varmak; üzerine koymak, nakşetmek. besetting s. yakayı bırakmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Birbiri ardından gelen ve kapalı olarak uç uca eklenmiş beş kenarın meydana getirebileceği çeşitli şekillerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan semirtecek yer. Besiye koymak: Semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çokluk, ziyâdelik, fazlalık. 2. Birçok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fattening. nutrition. nourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrition. fattening. nourishment. nurture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسی] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş altınlık eski para, beşibiryerde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livestock fattening. stockfarming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) yanyana, yanında; -e nazaran; üstelik, -den başka, dışında. beside oneself kendinden geçmiş çılgınş beside the mark söz dışı; munasebeti olmayanş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat). bundan başka, ayrıca, yanı sıra; üstelik: (edat) -den gayri, -den hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak muhasara etmek; üstüne varmak. besiegement i. kuşatma. besieger i. kuşatan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Eski Türkçe’de sallamak demek olan «bişmek» den). Küçük çocukları yatırıp sallayarak uyuttukları maruf kerevit. Ar. mehd, Fars. gehvâre. Ecel beşiği = Tehlikeli ve boşluktaki iskele vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib. bassinet. cradle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cot. cradle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cradle. nacelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşik yapan doğramacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BESİLÜ (i.). Husus! surette semirtilmiş, tavlatılmış. Fars. perverde: Besili kaz, buzağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. fleshy. well-fed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besmuden smüş.). Güler yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بسيم] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güleryüzlü, güleç adam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Besim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıkların yaşaması, gelişmesi ve çalışması için gerekli olan türlü madde: Azık, gıda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. food. nourishment. nutrition. sustenance. nutriment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food. nourishment. nutrient. nutriment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Beşinci, dördüncüden sonra gelen, beş derecesinde olan, Ar. hâmis, Fars. pencüm: Beşinci ev, beşinci fasıl, beşinci gün, on beşinci, yüz beşinci IH.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fifth. intermediate grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «beşâret» den smüş.). İyi bir haber getiren, müjde yetiştiren, müjdeci. Beşir-i nezir = Peygamberimiz. (Güzel ve güler yüzlü mânâlarıyla dilimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشير] müjdeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Müjde getiren müjdeci. 2.Güleryüzlü güleç adam. Kur’ani bir kavramdır. İnsanlara Allah’ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur’an için kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Müjde getiren, müjdeci. 2.Güleryüzlü, güleç hanım

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir karında doğan beş kardeş, beşiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplets. quins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beslemek işi. (bk.) Beslemek. 2. Boğazı tokluğuna tutulan ve evlâtlık gibi alınan hizmetçi kız. 3. Altı doldurulmuş şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş saz veya ses için bestelenmiş çoksesli musiki eseri. Fr. quintette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş kat etme, tahmis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead-in. supply. feeding. sustenance. sustentation. handmaid. servant girl. nurse. alimentation. nourishment. nurture. nutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid. sustenance. feeding. nourishing. nutrition. feed. servant girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. feeding. nourishing. girl servant brought up in the household. nourishment. nurse child. nutrition. servant. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yiyip içeceğini tedarik etmek: Çoluk çocuğunu beslemek için çalışıyor. 2. Semirtmek, tavlandırmak, şişmanlatmak: Kazları kesmeden evvel beslemeli. 3. Yetiştirmek, idare etmek: Çiftliğinde hayvan besliyor. 4. Kalınlaştırmak, kabartmak, altını doldurmak: Altını pamukla beslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to be fed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimentary. nutritive. nutrition. alimentation. nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrition. alimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrition. feeding. aliment. alimentation. nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietetician. nutrition expert. nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yiyip, içip gıdalanmak. Bu adam iyi besleniyor. Etle beslenmek. 2. Semirmek, tavlanmak: Hindiler cevizle beslenir. 3. Kabartmak, şişmek, kalınlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. to feed. to be fed. to be nourished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to take nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yiyip, içirtmek, Osm. İaşe ve infak ettirmek: İhtiyarın kendisini evlâdına besletmesi tabiîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıda verici, Osm. İnfak ve tagdiye eden, mugaddî: Fasulya besleyici bir sebzedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritious. nutritive. nutrient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeder. nutritive. nutritious. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıda veriş, Ar. infak, tagdiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). 1. Beş sesin biriblri ardınca yaptıkları dizi (dizi beşlisi). 2. Aralarında beş ses farkı olan iki nota (beşli aralığı). 3. Ustüste beşli aralıkla konmuş, aynı anda duyulan iki nota (beşli uygu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş pul vesairesi olan, Ar. humâsî, muhammes. Oyun kâğıtlarının beş beneklisi: Kupanın beşlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintet. fivefold. the five.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fivefold. having five parts. the five. quintet quintette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beş (kuruş vesaire) kıymetinde olan: Beşlik basma. 2. Beş (metre vesaire) boyunda olan: Beşlik direk. 3. Beş parçadan mürekkep veya beşe bölünmüş. Ar. humâsî. Beş kuruşluk veya liralık para. Bir beşlik verdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salya bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bulaştırmak, kirletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Bismillâhirrahmânirrahîm» cümlesi. Besmele ile işe giriştim. Besmele-hân = Bu cümleyi okuyan, bir işe başlayan. Besmele-hân olarak = Besmele okuyarak. Besmele demek — Başlamak. Besmele çekmek = Bismillâh cümlesini okumak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kirletmek, rengini attırmak; şerefine halel getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalı süpürgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarhoş etmek, sersemletmek; bunaltmak. besotted s. sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. beseech.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pul veya payet ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisidikenlilerden . bir deniz hayvanı. Beş ışınlı yıldız şeklindedir. Beşpençe (uraster).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Ismarlamak, talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşparmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benek benek lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örtmek, yaymak; kaplamak, saçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., şiir örtülü, saçılmış, serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serpmek, saçmak, lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. büsûr, tıp). Bir çeşit küçük sivilce. Besre-i rediye, besre-i habise = Çıktığı yeri kangren eder tehlikeli bir sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güler yüzlü, çok gülen adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. en iyi, en hoş, en uygun, en elverişli; i. en iyisi. best beloved en çok sevilen; çok sevgili. best man sağdıç. the best part yarısından fazla, çoğunluğu. Maybe it's all for the best Belki de böylesi daha hayırlı olur. at best olsa olsa taş çatlasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkından gelmek, yenmek; baskın çıkmak, geçmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde şu mânâlara gelir: 1. Herhangi bir musiki parçası. 2. Güfteli büyük klasik form. 3. Makamların adlarının başına geldiği takdirde, o makamın ırak dörtlüsü ile karar verdiğini gösteren tâbir. Bestenigâr, Beste-lsfahân gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «besten» fiilinden imef.). Bağlanmış, bağlı, Ar. me”rbut: Dil-beste = Gönül bağlamış. Bir şarkı veya manzum tiyatro oyununun makam ve ahengi. Mukabili: Güfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. tune. melody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. tune. melody. music. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته] kapalı. 2.beste.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kapalı, bağlı, bitiştirilmiş bağlanmış. 2.Müzikte, şarkının makam ve ahengi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde Devr-i Revân usûlünün bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. yardım etmek, işine yaramak; faydalı olmak; s., (eski) konmuş, yerlestirilmiş durumda olan hard, ill veya sore bestead müşkül durumda, sıkışık halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Beste yapan kimse, bestekâr (kullanılmaması lâzım. Doğrusu: Bestekâr).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer. melodist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beste yapan müzisyen. Fr. compositeur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته کار] besteci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beste yapma san’atı ve ilmi. Fr. composition (musicale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Beste yapmak, Fr. composer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. to compose. to set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compose. make up. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته نگار] Türk mûsikîsinde bir makam adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayvan gibi, hayvana ait; vahşi; kaba. bestially z. hayvanca, hayvana yakışır şekilde; vahşice, kabaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vahşilik, canavarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yazılan ve hayvanlara ait hikâyeleri içine alan kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harekete geçirmek, yerinden oynatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hediye etmek, vermek, ihsan etmek, yerine koymak;( kız) vermek. bestowal, bestowment i. ihsan, verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saçmak, kaplamak, dağıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek; üzerinden geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bestseller

çoksatar

En çok satılan yayın.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kakma işiyle süslemek, kakmak; pullarla süslemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü mânâsiyle «beşâşet» den mübalağa ismi olmak üzere kullanılıyorsa da, Araplar’ca kullanılmadığı için galat sayıldır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشوش] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Okşadıkça süt veren deve. 2.Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بشوشانه] güleryüzle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş yüz liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Selebes adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susmuş, kapanmış ağız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهان بسته] suskun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susmuş, nefesi tutulmuş, soluğu kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

DER-BESTE (i. F.). 1. Kapalı kapı. 2. Kapanmış, susmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, beste = bağlı). Gönlü birine bağlı olan, Aşık, müptelâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلبسته] gönlü bağlanmış, aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül bağlamış, aşık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T). Tavlada iki zarın birden beşi gösteren taraflarının üste gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), insanların babası yani Adem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابوالبشر] Âdem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbecile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırmızı, kızaran, kızarmış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanüstü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق البشر] insan üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık gece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koyunun erkeği, koç. mec. Akılsız, ahmak adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chunky. stupid. half-witted. goofy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boynu bağlı, itâatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Doğu Afrika’da bir memlekettir ki, ahalisi zenci olmadıkları halde esmer ve Hıristiyan’dır. Aslında birkaç ayrı ırktır. 2. Habeş ahalisinden olan veya onlar gibi siyah ile beyaz arasında koyu esmer renginde bulunan adam: Habeş bir köle, bir cariye (doğrusu Habeşî’ dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Abyssinian. an Ethiopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبشه] Habeşistan. 2.Habeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Habeşiyye). Habeş memleketi ahalisinden veya bunlara mensup ve ait yahut bunların renginde olan: Habeşîler, zenci değildir; lisân-ı Habeşî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanlık İcâbı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanların en hayırlısı; Hz. Muhammed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Hatır sorma çeşidinden söylenen sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confab. chat. talk. gossip. confabulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief and friendly chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koyunun erkeği, koç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâdeddin Arel’in hesaplarını yapıp imal ettiği biribirinden büyük beş (soprano, alto, tenor, bariton ve bas) kemençe ki, keman ailesine tekabül eder.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «habs» den imef.). Hapishane, insan hepsine mahsus bina, zindan (bu mânâ ile «mahbus» dememeli). Cezaevi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبس] hapishane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. melâbis). Giyilecek şey, giyecek, Ar. esvâb, Fars. câme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epitaph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beşâret» den imef.) (mü. mübeşşere). Tebşîr olunmuş, müjde verilmiş, bir iyi haberle sevindirilmiş: Af ile mübeşşer. Aşere-i Mübeşşere = Peygamber’in hayatlarında cennetle müjdelediği en seçkin 10 sahâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beşâret» den if.). Tebşîr eden, müjde veren, iyi bir haber vererek sevindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forerunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Müjdeci, muştucu. - Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabs»dan imef.) (mü. muktebese). Bir yerden alınan, faydalanılan: Bu haber diğer bir gazeteden muktebestir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقتبس] alıntı yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten masdar). 1. Benzeyen iki şeyin biribirinden farkolunamayıp karışması, Ar. iltibâs. 2. Münasebet: Bu mülâsebetle; akrabalık mülâbesesiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten imef.) (mü. mülebbese). 1. Giyilmiş. 2. İltibastı, farksız, karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm»den if.) (mü. mütebessime). Gülümseyen, tebessüm eden, güler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبشر] müjdeci, müjdeleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبسم] gülümseyen, tebessüm eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu makamda kullanılan beşli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok şişman. obesity (obi'sıti, obes'ıti) (i.) şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayağı bağlı, hareketsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابسته] ayağı bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parası, mal ve serveti olmayan, züğürt, müflis. 2. Para karşılığında olmayan: Parasız okul, mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary. free. impecunious. pushed. short. stranded. without money. penniless. broke. badly-off. complimentary bedava. gratis. for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of charge. free. penniless. sb who has no money. poor. gratis. bust. complimentary. destitute. fundless. gratuitous. impecunious. out of cash. without payment. stony. in stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Para ve servet yokluğu, züğürtlük, para kıtlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of money. penury. impecuniosity. want of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erginleşme, buluğa erme; biyol. hayvan veya bitki üstünde bulunan ufak tüyler. pubescent s. ergin, erin, buluğa ermiş: biyol. tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamierın teşkilinde kullanılan bir beşi’.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızılık, kızartı. rubescents kızartıcı; kızarmaya yüz tutmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صف بسته] sıralanmış, sıra olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Saf bağlanmış, sıra sıra dizilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i,.). Yük hayvanına takılan gem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سنه بسنه] yıldan yıla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı bağlı veya örtülü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سربسر] bir baştan bir başa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kayıtsız, hür. Ar. muhtar. 2. mec. Mahcup olmayan, utanmayarak hareket eden, sıkılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier. disengaged. easy. exempt. fetterless. footloose. free. freehearted. freewheeling. go-as-you-please. independent. latitudinarian. leisure. liberal. at liberty. loose. open. permissive. quit. unattached. unbound. unchecked. unconfined. uncons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footloose. free. leisured. liberated. loose. rakish. spare. unattached. welcome. unreserved. frank. unconstrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. unrestricted. open. unobstructed. at ease. who behaves in too free-and-easy way around men. at large. broad / adj ,. disengaged. floating. footloose. go as you please. independent. at leisure. leisured. liberal. quit. spare. unchecked. uncon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سربست] özgür. 2.kayıtsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipate. free. liberate. loose. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deallocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free trade zone. free zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all-in wrestling. catch-as-catch-can wrestling. all in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self employment-. professional service. professional occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vers libre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free kick. free-kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely. loose. with ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serbestlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سربستی] serbestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe easily. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hür ve serbest olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exemption. independence. latitude. looseness. permissiveness. unconstraint. unrestraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude. loose. freedom. independence. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slack. lack of restriction. easy manner. ease. ease of manners. facility. freedom. independence. latitude. leisure. unrestraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سر بسجود] alnı secdede.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [شش بش] altı ve beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırık dökük, şöyle böyle

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکسته بسته] kırık dökük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوبسو] her taraf, her tarafta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. müzmin hastalıklarda gittikçe zayıflama; frenginin son safhasında vücut hareketlerindeki intizamsızlık tabes dorsalis omuriliğin zayıflaması. tabetic bu hastalığa ilişkin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solan eriyip zayıflayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D/A dönüştürücü için dijital ses sinyallerini işleyen bir IC yongası. Fazla örnekleme işlemi sırasında matematiksel bir operasyonun yardımıyla kuantizasyon paraziti en aza indirilir ve ses kalitesi en üst düzeye çıkartılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Kireç ve alçıdan daha yumuşak beyaz bir madde; siyah tahta ve taş levha üzerine yazı yazmak için kullanılır. 2. Tebeşir parçası. Tebeşir tahtası = Tebeşirle yazmaya mahsus siyah tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. piece of chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. piece of chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm» den masdar). Gülümseme. Tebessüm etmek = GÜlümsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile gülümseme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gülümseme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبسم] gülümseme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gülümsemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fledgling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. inexperienced deneyimsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. callow. jackaroo. naive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümit bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyin arkasına veya birinin rızasına bağlı: Sizin tasvibinize vâbestedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وابسته] bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وابستگان] bağlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یخ بسته] buzlanmış, donmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by