Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu? ne demek? | Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu? anlamı nedir? | Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu?

Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu? anlamı nedir?

Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu? ne demek?

Beyin Kapasitemizin Yüzde Onunu Kullandığımız Doğru Mu? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: beyin kapasitemizin yuzde onunu kullandigimiz dogru mu

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafatasının en büyük kısmını kaplayan, kalınca ve dayanıklı bir zarla örtülmüş bir sinir organı. Yumuşak ve beyazımsı bir kitle olan beyin, duyum ve bilinç merkezidir. Beyni atmak = Birdenbire ve pek fazla öfkelenmek. Beyni bulanmak = Sersem hale gelmek. Beyni sulanmak = Bunamak. Beyninden vurulmuşa dönmek = Beklenmedik bir durum karşısında çok büyük bir şaşkınlık ve üzüntüye uğramak. Beyin yıkamak = Bir insana zorla ve hileyle evvelce reddettiği bir fikri kabul ettirmek, mec. Akıl, şuur, Ar. fehm, zekâ. Beyin bırakmamak = Zihin yormak, şaşırtmak. Beyin delinmek, sarsılmak = Gürültüden mustarip ve sersem olmak. Beynine girmemek = Anlayamamak. Beyni dağılmak = Aklı perişan olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral. brain. encephalic. brain. cerebrum. brains. intelligence. gray matter. grey matter. loaf. mastermind. sensorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. brain. cerebrum. head. loaf. mind. brains. cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain. mind. intelligence. noddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain storming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafatasının iç arka kısmında, beynin altındaki organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beyne benzer: Beyinsi boğumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Akılsız, ahmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. stupid. addle-headed. dim witted. rattle-pated. rattlebrained. rattleheaded. brainless. stupid. addle-brain. addle-pate. pinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. gormless. soft headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. so. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğri olmayan, düz, bir uçtan bir uca bir istikamet üzere giden. Ar. müstakim, Fars. râst: Doğru yol, doğru direk, doğru duvar. 2. Yalan olmayan, gerçek. Ar. sahih, muhakkak: Doğru söz, doğru havadis. 3. Yalan söylemez, doğruluktan ayrılmaz, sâdık. Fars. rast-gû: Doğru adam. 4. Doğruluk üzere hareket eden, namuslu. Ar. müstakim: Doğru bir veznedar. 5. Hile bilmeyen, iyi niyetle hareket eden, hâlis: Kalbi doğru; doğru yürekli. 6. Hatâsız, yanlışsız, sağlam: Doğru hesap. 7. Doğru olarak, bir tarafa ve istikamete, sapmayarak ve eğrilmeyerek: Bu yol doğru oraya çıkıyor; doğru yürümek, gitmek. 8. Yalan olmayarak, gerçekten, sahiden: Doğru söyle; doğru haber alabildiniz mi? 9. Hilesiz, temiz kalble, iyi niyetle: Doğru düşünmek. 10. Doğruluk, hakikat, gerçek: Doğruyu sevmek. Doğrudan ayrılmamak 11. Semt ve cihet bildirerek yönelmeyi gösterir: O tarafa doğru hareket etti. 12. Derece bildirerek yaklaşmayı gösterir: Otuz yaşlarına doğru. Doğrudan, doğrudan doğruya Vasıtasız. Doğrusu = Yalansız, Osm. el-hak, bilâ-hilâf. Gün doğrusu = 1. Doğu, şark. 2. Güney doğu rüzgârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. straight. through. thru. thro. due. true. right. ar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. through. thru. thro. due. ar. aboveboard. base. becoming

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. f. hakiki sahi, gerçek, doğru; halis, katkısız, som, safi; sadık, samimi, içten; tam, aym; asıl; meşru; z. doğru olarak, hakikaten, gerçekten; doğru; f. doğrultmak, düzeltmek, tam şeklini vermek. true bill muhakeme lüzumu kararı. true-false tes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current. continuous current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

properly. as straight as a tie. straight and narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya, dolaşmayarak, vasıtasız: Bu yoldan doğruca oraya çıkarsınız; doğruca kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. full. right. slap. straight. directly. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima doğru söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. righteous. true-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğrucu olma hali. 2. (felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first-hand. immediate. face-to-face. first hand. first-hand. sheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. corroboration. affirmation. verification. correction. avowal. defence. defense. recognition. support. testification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation. confession. corroboration. protestation. redress. vindication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğruyu söylemek, hakikati kabûl ve itiraf etmek: İşte şimdi doğruladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. confirm. corroborate. attest. certify. verify. affirm. avouch. bear out. correct. homologate. justify. predicate. substantiate. support. sustain. testify. vouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. confirm. corroborate. substantiate. testify. to confirm. to verify. to affirm. to bear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. confirm. to verify. to corroborate. to confirm. attest. certify. confess. correct. own. predicate. vouch for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğik veya eğri iken doğru hale gelmek. 2. Yönelmek: Çocuk, öğretmeni görünce okula doğruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straighten up. straighten. straight oneself up. get on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to straighten out. to be straightened. to become erect. to sit up. to be righted. to be put to right. to direct oneself towards. stand. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (eğri şeyi) Doğru hale getirmek: Eğri bacaklı doğan çocukların bacaklarını doğrultmak mümkündür. 2. (yanlış şeyi) Doğru hale getirmek, hatasını gidermek, tashih etmek: Şu ifadeyi Doğrultmalı. 3. Temin etmek: Gündeliği doğrulttu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to straighten. to correct. to aim. to point sth at. to direct. redress. right. square. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (matematik), istikamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. istikamet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru olma hali, düzlük, istikamet. Fars. rastî: Bu yolun, bu direğin doğruluğu. 2. Gerçeklik, sıhhat. Fars. dürüstî: Bu haberin, bu sözün doğruluğu. 3. Yalan söylemeyen adamın hali. Ar. sıdk, Fars. rast-gûluk: Bu adamın-doğruluğu. 4. Namus, iyi niyet, istikamet, dürüstlük, doğruluktan ayrılmamalı. 5. Hilesizlik, temizlik: Kalbimin doğruluğu. 6. Hatâ yokluğu, yanlışsızlık, sıhhat: Hesabın doğruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. accuracy. exactness. authenticity. rectitude. honesty. truthfulness. straightness. straightforwardness. candor. candour. correctitude. correctness. directness. evenness. exactitude. faithfulness. fidelity. integrity. justice. justness. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. authenticity. honesty. integrity. justice. precision. probity. propriety. rectitude. righteousness. truth. validity. straightness. uprightness. rightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. honesty. truth. uprightness. straightness. candour. correctitude. correctness. exactitude. exactness. fairness. fidelity. integrity. justness. orthodoxy. precision. probity. rightfulness. validity. veracity. verity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. as a matter of fact. honestly. to tell the truth. in all conscience. frankly speaking. strictly speaking. the straight of it. frankly. honest. indeed. in sooth to say. strictly. verily. of a verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the truth of the matter. to speak honestly. indeed. frankly. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. straight. correct. honest. straight ahead. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight ahead. crow line. as the crow flies. dead ahead. direct. right as nails. outright. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic brain. computer. devil box. thinking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğu. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim wit. featherbrain. hare brained. pudding head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamberlain. gentleman in waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünden temiz, dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bitki kök ve saplarının yerçekimi tesiriyle belli bir istikamet almalar! hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per centum. percent. per cent. percent. percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. percentage. per cent. percent. rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per cent. percent. bear interest at. percent. percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir alışverişte aracıya yüzde hesabiyle verilen ü’eref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by