Bid ne demek? | Bid anlamı nedir? | Bid

Bid anlamı nedir?

Bid ne demek?

Bid anlamı nedir?

Bid | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bid

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيد] söğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. müzayedede fiyat arttırmak; (briç), deklarasyon yapmak; teklif vermek; i. teklif; kalkışma, teşebbüs; (briç) deklarasyon. bideler i. teklif veren kimse;(briç) deklarasyon yapan kimse. bidding i. müzayedede fiyat artırma; (briç); deklarasyon serisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i. emretmek, kumanda etmek; demek, söylemek; davet etmek; i., k. dili davet. bid fair ihtimal dahilinde olmak. bid farewell veda etmek. do as one is bid boyun eğmek, itaat etmek. bidding i. emir; davet, arzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Abd’ler, kullar köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibadet» ten if.) (mü. Abide) (c. abede). Tapan, tapınan, ibadet eden, takvâ ehli, zâhid: Abid adamdır, Abide bir kadın, Abidin ibadeti. Abede-i evsân = Puta tapanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عابد] ibadet eden. 2.erkek adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبيد] kullar. 2.köleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, kölel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abid ve zâhide yakışır surette, Abidce: Bir Abidâne tavır ile; Abidâne ömür sürüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدات] anıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Abidât). Bir hadiseyi gelecek nesillere hatırlatmak için inşa edilen yapı, heykel, anıt (mecazî mânâda da kullanılır: bu kitap bir Abidedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial anıt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait; to pause; to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stay; to continue in a place; to have one's abode; to dwell; to sojourn; with with before a person, and commonly with at or in before a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain stable or fixed in some state or condition; to continue; to remain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; to be prepared for; to await; to watch for; as, I abide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To endure; to sustain; to submit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear patiently; to tolerate; to put up with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand the consequences of; to answer for; to suffer for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. cenotaph. memorial. edifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'. put up with something or somebody unpleasant; 'I cannot bear his constant criticism'; 'The new secretary had to endure a lot of unprofessional remarks'; 'he

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبده] anıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) bir yerde kalmak; sabit durmak; tahammül etmek, dayanmak, çekmek; ikamet etmek, oturmak, sakin olmak, mukim olmak abide by sebat etmek; itaat etmek durmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Abide gibi, Abideyi andırır. 2. Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İbadet edenler-Zeyne’l-Abidin’den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz.Ali’nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيداد] zulüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدادگر] zalim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyanık, uykusuz, uyumayan. Ar. yakzân. Baht-ı bîdâr = Yaver ve müsaid, uyanık talih. Dil-i bîdâr = Uyanık gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyanık, uykusuz, uyumayan. Ar. yakzân. Baht-ı bîdâr = Yaver ve müsaid, uyanık talih. Dil-i bîdâr = Uyanık gönül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدار] uyanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيداربخت] talihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Uyanıklık. 2. Uğraşma. 3. Dikkatlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Uyanıklık. 2. •Uğraşma. 3. Dikkatlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübaşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübâşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایت] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başlama, başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) d] başlangıçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, muti, söz dinleyen; (briç) deklarasyon yapmaya müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavuk; (argo) kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dwell; to inhabit; to abide; to stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain; to continue or be permanent in a place or state; to continue to be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To encounter; to remain firm under ; to endure; to suffer; to undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; as, I bide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Abide. dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.dayanmak, yıkılmamak; oturmak, beklemek. bide one's time uygun zamanı beklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bidey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tubby. squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيدل] aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hindistan’da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی دین] dinsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. jerry can. skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. can. drum. metal barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil drum. metal barrel. plastic jerry can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French term for a water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yeni olan şey. 2. Dine müteallik olup Peygamber’den sonra ortaya çıkan şey: Bid’at-ı hasene, bid’at-ı seyyie (iyi ve kötü bid’at).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yeni olan şey. 2. Dine müteallik olup Peygamber’den sonra ortaya çıkan şey: Bid’at-ı hasene, bid’at-ı seyyie (İyi ve kötü bid’at).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدعت] sonradan ortaya çıkma. 2.dinde yeni getirilmiş şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bade, bidden, bidding) menetmek, yasaklamak, yasak etmek. God forbid ! Allah esirgesin ! forbidden (s). yasak, yasaklanmış. Forbidden City Tibet deki Lhasa şehri; Pekin'deki eski yasak bölge. forbidden degrees nikâh düşmeyen akrabalık dereceleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, haşin, ürkütücü nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hâbîde-gân). Uyuyan, uyumuş, uykuya dalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâbîde). Uyuyanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. evvelce bahsedilen yerde, aynı kitapta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, nefsine tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. psikoloji). 1. Cinsiyet veya yaşama gayretiyle ilgili her türlü istek. 2. Çocukluk çağındaki belirsiz aşk duygusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libido.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Freudian term for sexual urge or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological energy that is finalistic and founded not on substances but their relations and movements Always in advance of consicousness, calling us into new activity Libido in turn is a part of the life energy that drives all organisms to grow and deve

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The desire for sexual activity In psychoanalysis, the psychic energy associated with the life instinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet; psik. cinsiyet içgüdüsü veya yaşama iradesi gibi esas içgüdü, libido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (mü. mâbed). Mâbedler, tapınaklar, (bk.) MAbed.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معابد] mabetler, ibadet yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyan; hastalıklı, hastalığa ait, marazi; bozuk. morbidly z. marazi olarak morbidness, morbid'ity i. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyma; hastalığa yakalananların sayısı, hastalık oranı, morbidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Farsça talâffuzu: MâBİD) (i. F.). Zerdüşt dininde papaz. Mûbid-i mûbidân = Başpapaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ebd» dan |f.). Osm. İstib’Ad eden, kul edinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibâdet» ten if.) (mü. müteabbide). Tanrı’ya kulluk ve ibâdet eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستبد] despot.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada fiyatı artırmak, fazla fiyat vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada başkalarından fazla fiyat vermek, gereğinden fazla fiyat artırmak; briç. deklarasyon yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kudurmuş, çok kızmış; mutaassıp; tıb., bayt. kuduz, kuduz hastalığına ait. rabidly z. aşırı derecede; deli gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. rubidyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. kimya). Rb senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ebed» den). Ebedîleştirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulanık, çamurlu; yoğun; karışık, düzensiz. turbid'ity, turbidness i. bulanıklık; yoğunluk; karışıklık. turbidly z. bulanıkça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davet olunmamış, davetsiz; kendiliğinden gelen (fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bid, -ding) öne sürülen fiyattan daha aşağı fiyat teklif etmek; (briç) eldeki değeri söylememek. underbidder i. aşağı fiyat teklif eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İbadet edenlerin süsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pejmürde, yırtık pırtık: Zibidi kıyafetli. 2. Miskin, mıymıntı: Zibidi adam.

Türkçe Sözlük by