Binet Test ne demek? | Binet Test anlamı nedir? | Binet Test

Binet Test anlamı nedir?

Binet Test ne demek?

Binet Test anlamı nedir?

Binet Test | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: binet test

İngilizce - Türkçe Sözlük

Binet sistemine göre zekâ ölçme testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,( i). resmen ve açıkça söylemek, iddia etmek; şahadet etmek, tasdik etmek, ispat etmek, delil göstermek, beyan etmek; (i). şahadet, tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) şahadet, tasdik; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Binet sistemine göre zekâ ölçme testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel makinasında dokunan bir çeşit tül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). camlı ve raflı olan dolap; kabine, bakanlar kurulu; küçük özel oda;(s). dolap ile ilgili; gizli. cabinetmaker (i). ince iş yapan marangoz. cabinetwork (i). ince marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karşı koymak, muhalefet etmek, itiraz etmek. contest with, contest against (bir kimse ile) mücadele etmek, çekişmek. contestable (s). münakaşa edilebilir,itiraz kaldırır. contested election yeterinden fazla aday bulunan seçim; (A.B.D). itiraz edilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müsabaka; mücadele, çekişme; tartışma, münakaşa; iddia, bahse tutuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarışmacı; bir seçimin sonucuna itiraz eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nefret etmek, iğrenmek, tiksinmek. detestable (s). nefret uyandıran, iğrenç, tiksindirici. detestably (z). iğrenilecek bir şekilde, tiksindirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. malum, bilinen, su götürmez, itiraz kabul etmez, inkar edilemez. incontestably z. itiraz kabul etmez şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) vasiyetname bırakmadan ölen; vasiyetnameye girmemiş; (i.) vasiyetname bırakmadan ölen kimse. intestacy (i.) vasiyetsiz öIme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dahili, memleket içinde vuku bulan (özellikle kötü şeyler için kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağırsak. Iarge intestine kalın bağırsak. small intestine ince bağırsak. intestinal (s.) bağırsaklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kamineto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fretsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret / scroll saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit parlak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. rahim kanserini teşhis için yapılan test.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. protesto etmek; itiraz etmek; temin etmek, ciddi olarak taahhüt etmek, kuvvetle iddia etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto; itiraz, itiraz beyannamesi; den. sig. bir kazadan sonra gemi limana gelince bu kazadan hiç kimsenin mesul olmadığına dair kaptan tarafından verilen resmi takrir, prova di fortuna; bir vergiyi istemeyerek ödediğine dair mükellefin itirazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. protestant). Protestanlık mezhebi mensubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evangelical. protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. itiraz eden kimse; b.h. Protestan; s. itiraz eden; b.h. Protestanlara ait. Protestantism i. Protestanlık, Protestan mezhebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto etme, itiraz; temin, teyit, doğrulama, taahhüt; itirazname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. proteste). 1. (hukuk) Bir kimsenin, menfaati aleyhinde verilen kararı tanımadığını resmen beyan etmesi. 2. Böyle bir karara karşı verilen resmî beyanname: Protestosunu verdi. 3. Zamanında ödenmeyen bir poliçe veya senedin ödenmesi için alacaklının gönderdiği ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to protest against sth. to enter / to lodge / to raise a protest against sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

psik. Rorşah testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. huk. borçlunun senedi protesto etmesinden sonra kefilin ödemeyi kabul etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir kimsenin kabiliyetlerini, bilgisini, karakterini yoklamak için yapılan deneme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. testing. test. quiz. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cupel or cupelling hearth in which precious metals are melted for trial and refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Examination or trial by the cupel; hence, any critical examination or decisive trial; as, to put a man's assertions to a test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means of trial; as, absence is a test of love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That with which anything is compared for proof of its genuineness; a touchstone; a standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Discriminative characteristic; standard of judgment; ground of admission or exclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Judgment; distinction; discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reaction employed to recognize or distinguish any particular substance or constituent of a compound, as the production of some characteristic precipitate; also, the reagent employed to produce such reaction; thus, the ordinary test for sulphuric acid is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refine, as gold or silver, in a test, or cupel; to subject to cupellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put to the proof; to prove the truth, genuineness, or quality of by experiment, or by some principle or standard; to try; as, to test the soundness of a principle; to test the validity of an argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To examine or try, as by the use of some reagent; as, to test a solution by litmus paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a testament, or will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The external hard or firm covering of many invertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The outer integument of a seed; the episperm, or spermoderm. the act of testing something; 'in the experimental trials the amount of carbon was measured separately'; 'he called each flip of the coin a new trial' the act of undergoing testing; 'he survived

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. proof drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any standardized procedure for measuring sensitivity or memory or intelligence or aptitude or personality etc; 'the test was standardized on a large sample of students'. the act of testing something; 'in the experimental trials the amount of carbon was me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A test message, usually posted by newbies Test messages should only be sent to newsgroups specifically designed for this purpose, such as misc test Warning: put 'Ignore' in your test message's subject or body, unless you want lots of automatically generat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A test is a measure that provides information about a person's knowledge, skill, competence, or behavior Tests or 'assessments' are often used to monitor education systems for public accountability, help improve instructional practices, evaluate program e

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measuring instrument for assessing and documenting student learning The traditional test is a single-occasion, timed exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of determining performance by exercising or operating a system or item using instrumentation or special test equipment that is not an integral part of the item being tested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of activating one or more sensors, devices, controls, communicating devices, or other components of an alarm system in an effort to confirm proper operation of the equipment. A discipline in the software-engineering process whose purpose is to int

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cross - A cross of a dominant with homozygous recessive; used to determine whether the dominant is homozygous or heterozygous If two or more genes are involved, the test cross is used to determine the linkage relationship between the different genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Period of time in which a number of cases are completed for analysis and management decisions as to whether or not a particular project or program is viable. 1 A crucial part of program development in which program behavior is exercised in an attempt to f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of questions or situations designed to permit an inference about what an examinee knows or can do in an area of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of questions that may be divided into subtests that measure abilities in an area or in several areas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of exercising a product to identify differences between the expected and actual behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or technique used to measure the performance, skill level, or knowledge of a learner on a specific subject matter It usually involves quantification of results-- a number that represents an ability or characteristic of the person being tested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of questions or situations designed to ascertain what an examinee knows or can do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any procedure designed to obtain, verify, or provide data for the evaluation of a system, service or product. a formal measure of skill, announced in advance and requiring a substantial amount of time to complete For example, a test might include a readin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standardisation and controlled method for measuring abilities, knowledge or personality of applicants based on a sample of behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check , test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) deniz kestanesi gibi hayvanların sert kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) imtihan, tecrübe, muayene; ölçü, ayar; (fiz.), (kim.) deney, tecrübe; maden arıtmada kullanılan pota; (kim.) çözümleme, tahlil; tahlil için kullanılan ecza; (f.) tasfiye etmek; mihenge vurmak; imtihan etmek, tecrübe veya muayene etmek; dene

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. deneme. test. deneme. mıyar. ölçü. krıter. tahlıl. denetım. sinav. deney. maden erıtme potasi. sert kabuk. test yapmak. denemek. kontrol etmek. sinamak. analızını yapmak. yoklamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Testament.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istiridye veya midye gibi kabuğu olan; (biyol.) kırmızımsı kahverengi. testaceans (i.), (çoğ.) kabuklular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) vasiyetname bırakmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) vasiyetname; (KM) ahit. New Testament Yeni Ahit. Old Testament Eski Ahit. testamen'tary (s.) vasiyet kabilinden; vasiyetnamede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) öIdüğü zaman vasiyetnamesi bulunmuş. testa'tor (i.) vasiyetname sahibi, kalıt bırakan kimse. testa'trix (i.) vasiyetname yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatak veya türbe tentesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kenarı diş diş olan ve katı şeyleri biçmekte kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw. handsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsaw fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan bir balık (pristis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. pitcher. crock. earthenware jug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware jug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) erbezi, testis, husye, haya, taşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) testis şeklindeki, yumurta şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şahadet etmek; delil olmak, ispat etmek, kanıtlamak; açığa vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) şahadetname, belge; tavsiye mektubu, bonservis; takdirname; onaylama; (s.) belgeleyen; takdirlerini bildiren. testimonial dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şahadet, şahitlik; kanıt; leh veya aleyhte tanıtlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Setretme, örtme, gizleme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. er bezi

Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spermatic. testicle. testis. spermary. stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A testicle. one of the two male reproductive glands that produce spermatozoa and secrete androgens; 'she kicked him in the balls and got away'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. one of the male gonads located in the scrotal sac that are the site of sperm production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Male reproductive organs that make sperm. one of the two male reproductive glands that produce spermatozoa and secrete androgens; 'she kicked him in the balls and got away'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. testes) anat. erbezi, testis, husye, taşak, haya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısım ve şubelere ayırma, dağıtma, tefrik, çatallama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) on altıncı yüzyılda kullanılan bir Fransız gümüş parası; aynı yüzyılın İngiliz şilini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyokim.) testosteron, erkeklik hormonlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. dines) RomaIıların kuşatma harekâtında kullandığı dam gibi siper; askerlerin yanaşık nizamda hücum ederken başları üzerinde tuttukları kalkanlardan meydana gelen siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters, hırçın, sinirli, alıngan, huysuz. testily (z.) hırçınlıkla. testiness (i.) terslik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamanla iyiliğini ispat etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. frengi teşhis testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde ‘zeka testi’ olarak geçen, İngilizcesi ‘zeka bölüm puanı’ gibi bir anlama gelen ‘Intelligence Quotient Score’ veya kısaca 1Q olarak adlandırılan bu test, İngilizcesinde belirtildiği gibi, bir insanın bazı branşlardaki akademik yeteneğinin ve bilgi derecesinin karşılaştırmalı olarak üstünlük derecesini ölçmeye yarayan bir testtir.

Aslında insan yüzlerce değişik zihinsel yeteneklere sahiptir. Bu yeteneklerin bir kısmı bu testlerle doğru olarak ölçülebilir, insanların bazı akademik yetenekleri ortaya çıkartılabilir. Zeka testleri ile insanların zeka derecelerinin diğer yeteneklerine etkisi hakkında az çok bilgi edinilebilir.

IQ test soruları genelde sözcük sorularını, mantık, akıl yürütme ve sayı dizisini tamamlama gibi soruları içerir. Çocuklara uygulanan zeka testlerinde önce çocuğun zeka yaşı hesaplanır.

Çocuğa normal yaşının altındaki ve üstündeki yaş gruplarına ait sorular sorulur. Hangi yaş grubunun sorularını tümüyle bildiyse (birden fazlaysa en yükseği) o yaş grubu çocuğun tavan yaşı olarak kabul edilir. Bunun üstündeki gruplarda bildiği soru sayısı, toplam soru sayısı göz önüne alınarak, ay bazında tavan yaşına ilave edilir.

Zeka yaşının ve zeka seviyesinin bulunmasını bir örnekle açıklayalım. 9 yaşındaki bir çocuğa 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 yaş gruplarından 12’şer soru soruluyor. 6, 7 ve 8 yaş grubu sorularının hepsini biliyor. 9 yaş grubundan 10, 10 yaş grubundan 8, 11 yaş grubundan ise 6 soruyu doğru cevaplıyor. 12 yaş grubu sorularını bilemiyor. Buna göre çocuğun zeka yaşı :

8 yaş + 10 ay + 8 ay + 6 ay = 8 yaş + 24 ay = 10’ dur.

Zeka seviyesi (IQ) ise zeka yaşının 100 ile çarpılıp, doğum yaşına bölünmesi ile elde ediliyor. Bu örnekte zeka seviyesi:

IQ = (zeka yaşı x 100)/ doğum yaşı = (10xl00)/9 = 111’dir.

Zeka seviyesinin değerlendirilmesi ve toplumda bulunma oranı ise şöyle:

Bir kişinin 1Q seviyesini ölçmenin en iyi nedeni, onun gelecekteki akademik yeterliliğini değerlendirmek olabilir. Eğer bir konuda IQ puanı yüksek ise, o konuya yöneltilebilir, eğitim gösterilip eksikler tamamlanabilir. Puan düşükse o konu ile fazla uğraşmayıp bir başka konuya yönlendirilebilir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir husus şudur ki, IQ testleri insanların müzik, sanat yeteneklerini, his, psikolojik ve ruhsal durumlarını ölçemez. Yüksek IQ puanı o kişinin ilerde mutlu olacağını, akıl sağlığını ve ruhsal gelişimini garanti edemez. Düşük 1Q puanı da o kişinin ilerde zenginlik, his ve ahlak bakımından başarısız olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenlerle günümüzde zeka testleri ile beraber bir de ‘duygusal zeka’ (emotional intelligence) yani EQ testleri de yapılmaktadır. Bu test özellikle kurum ve kuruluşlarda, takım çalışmalarında verimi arttırmak, bireysel başarıyı toplu başarıya dönüştürmek için önem kazanmaktadır.

Dünyada normal insanların yapabilecekleri bütün işler için 50 ve üstü IQ puanı yeterlidir. Zaten insanların çoğu bu seviyededir. Dünyada bu seviyede IQ puanına sahip olup da önemli görevlere gelmiş, büyük iş adamı ve zengin olmuş bir çok insan vardır.


Genel Bilgi by