Bis ne demek? | Bis anlamı nedir? | Bis

Bis anlamı nedir?

Bis ne demek?

Bis anlamı nedir?

Bis | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bis

Türkçe Sözlük

(i. I.). Tekrar. Musikide bir parçanın tekrarı veya konser programında program dışı bir parçanın icrâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iki defa, tekrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آبستنی meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin dokuz bin metreyi geçen derinlikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشخور] sulama yeri. 2.nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâmile, gebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gebe, 2. Dişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستن] gebe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gebelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap terimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One well versed in the Arabic language or literature; also, formerly, one who followed the Arabic system of surgery. a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap dil ve edebiyatı âlimi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arap memleketi. Arap ahali ile meskûn yer, Cezîre-t-ül-Arab = Arabistan yarııVıadası: Arabistan’da çok dolaştığı için güzel Arapça söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskopos. archbishopric (i) başpiskoposluk makamı veya bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Esir tutsak. 2.Altın, gümüş kakmalı işlemel(Erkek İsmi) 3.Saçılan şey, saç. 4.Güçsüz, dermansız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).) Döşeme, kilim, seccade, halı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بساط] yaygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bisküvit, çörek, kremasız pasta; açık kahverengi; perdah vurmadan evvelki haliyle fırınlanmış çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيشه] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Avrupa,nın bazı bölgelerinde, kuzey ve kuzey doğudan esen kuru ve soğuk rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ثبات] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی سبب] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikiye bölmek; geom. iki eşit parçaya ayırmak. bisection i. ikiye bölme. bisector i., geom. açıortay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سر] başsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شرم] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı tarafından bir peygamberin, bilhassa Peygamberimiz’in halkı Hak dinine davete memur buyurulması: Bİset-i Nebeviyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. piskopos; satranç fil; sıcak ve baharatlı şarap; f. piskopos tayin etmek. bishop's miter shell firavun tacı, zool. Mitra episcopalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piskoposluk rütbe, görev ve bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). İki veya üç tekerlekli ve tekerlekleri pedal vasıtasıyle çevrilen tek kişilik taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel. pushbike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ride a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bishkek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BİSKÜİ, BİSKÜİT (i. Fr.). Bir çeşit ufak ve gevrek peksimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cracker. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bizmut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bizon, bir çeşit Kuzey Amerika yabani sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç çeşit koyu çorba; av etiyle veya deniz mahsulleriyle yapılan çorba; bir çeşit dondurma; tenis gibi oyunlarda oyuncuya tanınan fazladan bir vuruş veya buna benzer bir hak; sırsız çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera’: Sahabedendir. Babası Bera’ b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BISRIK (i.). Cılız, cansız, utangaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. artık yıla ait; i. artık yıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yirmi, 20.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيست] yirmi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki sabit durumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mercan taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bistem). - Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Horasan eyaletinde El-Bürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2.Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بستر] yatak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kahverengi bir çeşit boya; kurum boyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurt pençesi, yılankökü, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşter, bisturi, teşrih bıçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small informal restaurant; serves wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small informal restaurant; serves wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bistro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili küçük bar, taverna, gece kulübü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Neşter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lancet. scalpel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سود] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شعور] bilinçsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شبهه] kuşkusuz, şüphesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شمار] sayısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسيار] çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski kambiyocu, kambiyo uzmanı; kambiyo el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendir, kenevir, haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıl yolmaya ve batan diken vesaireyi tutup çıkarmaya yarayan maşa şeklinde düz Alet, cımbız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kübizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kımıldanma, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنبش] kıpırtı, hareket, sallanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektep, medrese.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exhibitionnisme

ruh b. göstermecilik

Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. libâs). Libaslar, giyecekler, (bk.) Libas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. costume. clothes. clothing. garment. attire. apparel. gown. habit. raiment. robe. tire. tog. toggery. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attire. clothes. dress. togs. wear. frock. garment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. garment. cloth. suit of clothes. clothes press. costume. gear. habit. raiment. stich. vesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [البسه] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothespress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye elverişli, elbise yapmaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. suitable for clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f parlatmak, tazelemek, yeni gibi yapmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülden yatak, mec. Sevgilinin yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubs» dan smüş) (mü. habîse). 1. Kötü, fena, fasit: Ervâh-ı habise = Kötü ruhlar, cinler. 2. Habâset eden, fesatçı, yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. vicious. wicked. malignant kötücül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. malicious. malignant. felon. pernicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبيث] kötü, pis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. habâis). Fenâ huy, fenâ hal, çirkin şey, kötü hareket, kötü iş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber çiçeği; bamya ve ona benzeyen birkaç çeşit bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortaoyunu ve kuklada şahıslardan biri. Yüzü ve tavırları ibiş gibi gülünç olanlar için de söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or Nile-bird The Egyptians call the sacred Ibis Father John It is the avatar' of the god Thoth, who in the guise of an Ibis escaped the pursuit of Typhon The Egyptians say its white plumage symbolises the light of the sun, and its black neck the shadow of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of electronic indexes in a variety of subject areas, available at library terminals, from campus networked terminals, and from home computers using a modem. or Nile-bird The Egyptians call the sacred Ibis Father John It is the avatar' of the god Tho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inter-Bank Information System A screen based German domestic electronic dealing systemused in the German Federal Republic for trading bunds Initial Margin The funds required when a futures position is opened Initial Performance Bond The funds required whe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Image Based Information System. wading birds of warm regions having long slender down-curved bills.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balıkçıl familyasından bir kuş; çeltik kargası, parlak ibis, zool. Plegadis falcinellus. sacred ibis eski Mısirlıların kutsal saydıkları aklı karalı balıkçıl; yılancıl, zool. Threskiornis aethiopica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) l. Ortaoyunu ve kukla tiplerinde gülünç şahıs. 2.Avanak, sersem. Daha çok takma isim olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. ıbast» tan masdar). Yayılma, açılma; Kurşun, dövüldükçe inbisat eder. 2. İç açılma, ferahlanma, Osm. inşirâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kebs» ten smüş.). Sene-i kebîse = Bir gün fazlası olan yıl ki, şubat 29 çeker. c. Kebâis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمابيش] az çok, aşağı yukarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten if.). Giyen, giymiş: Resmî üniformasını lâbis olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لابس] giyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملابس] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabs» dan if.) (mü. muktebise). Birinin bilgi ve tecrübesinden faydalanılan (asıl Arapça’da «ateş yakmak için birinden ateş alan» demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lebs» ten lf.) (mü. mültebise). İltibastı, diğer bir şeyden farkolunmayan, şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaltaklanarak, yaltaklanmakla olan, tabasbusla: Mutabasbısane yanına vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan if.). Tabasbus eden, yaltakçı, yaltaklanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan if.) (mü. mütelebbise). Giyinmiş («lâbis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebes» den İf.) (mü. müteşebbise). Teşebbüs eden, yapışan, girişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. enterprising. entrepreneur girişimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. enterprising. go ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبصبص] yaltakçı, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متلبس] giyinmiş, kuşanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متشبث] girişen, teşebbüs eden. 2.girişimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zavallı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iyice boğazlanmamış, yarı kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Döşek, yatak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plebisit, bir mesele hakkında bütün halkın oy kullanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir mesele üzerinde yurttaşların evet veya hayır şeklinde oylarını alma işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kasık kemiği, çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رطب و یابس] yaş ve kuru. 2.düşünmeden konuşan, boşboğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress. formal dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çerçöp, süprüntü, döküntü; saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski iranlılar’da harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شبستان] yatak odası. 2.harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Artık yıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serbia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serbia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kibarlık taslayan, züppe tavırlı, snop. snobbishly z. züppecesine. snobbishness i. züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şaşılık. strabismal, strabismic(al) s. şaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Yemen’in kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 25 00 Kuzey enlemi, 45 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 1,960,582 km².

Sınırları: toplam: 4,415 km.

sınır komşuları: Irak 814 km, Ürdün 728 km, Kuveyt 222 km, Umman 676 km, Katar 60 km, Birleşik Arap Emirlikleri 457 km, Yemen 1,458 km.

Sahil şeridi: 2,640 km.

İklimi: Sert ve kuru çöl iklimi.

Arazi yapısı: Issız çöller büyük bir bölümü kapsamaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Jabal Sawda’ 3,133 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, altın, bakır.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %56.

Ormanlık arazi: %1.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 4,350 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın kum ve toz fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 22,757,092 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.27 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 1.32 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 51.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.09 yıl.

Erkeklerde: 66.4 yıl.

Kadınlarda: 69.85 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (1999 verileri).

Ulus: Suudi Arabistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %90, Afrika-Asyalı %10.

Din: Müslüman %100.

Diller: Arapça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %62.8.

erkekler: %71.5.

kadınlar: %50.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Suudi Arabistan Krallığı.

kısa şekli : Suudi Arabistan.

Yerel tam adı: Al Mamlakah al Arabiyah as Suudiyah.

yerel kısa şekli: Al Arabiyah as Suudiyah.

Yönetim biçimi: Mutlak Monarşi.

Başkent: Riyad.

İdari bölümler: 13 bölge; Al Bahah, Al Hudud ash Shamaliyah, Al Jawf, Al Madinah, Al Qasim, Ar Riyad, Ash Sharqiyah (Doğu Bölgesi), ‘Asir, Ha’il, Jizan, Makkah, Najran, Tabuk.

Bağımsızlık günü: 23 Eylül 1932 (Krallığın kuruluşu).

Milli bayram: Krallığın kuruluşu, 23 Eylül (1932).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Parlama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابش] parlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaz, Ar. sayf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابستان] yaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yaz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابستانی] yazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten) (c. telbîsât). Bir şeyin ayıbını örterek sahte hâle getirme; hile, sahtekârlık: Birtakım telbîsâtla...

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلبيس] hile yaparak aldatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurutma, kurulama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. yukarıda adı geçen sayfa veya yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yebs»ten) (mü. yâbise). Kuru, nemli, ıslak, yahut taze olmayan: Yâbis ot.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یابس] kuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by