Bit Otu ne demek? | Bit Otu anlamı nedir? | Bit Otu

Bit Otu anlamı nedir?

Bit Otu ne demek?

Bit Otu anlamı nedir?

Bit Otu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bit otu

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. Gelişmiş 10-bit LCD panel teknolojisi, 1024 gölge geçişi sunmak için Sony tarafından BRAVIA TV’ler için geliştirilmiştir. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve her şeyin aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses, 6 ses bölümünde kaydedilir (= 1/2 kare, 1 stereo kanal). 32 kHz örnekleme frekansı ca. 16 kHz çalma frekansına izin verir. 12 bit modu genellikle ses ekleme ve ses üstü kayıt için kullanılır; ek stereo kanallar, ör. orijinal 6 ses bölümüne müzik ya da konuşma eklenebilir. Toplam 2 stereo kanal (her biri 16 kHz çalma frekansında).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses kalitesi için genişletilmiş 24 bit çözünürlüklü yüksek kalite Dijital Analog Dönüştürücü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). koymak, yapıştırmak, vermek (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden topları ateşlemek için, arka deliğin ağzına konan barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğreltiotu çeşidinden tıbda kullanılan bir bitki, iskolopenderyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çevre, muhit, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, ihtiras (iyi şeyler için olunca makbul sayılır); heves; şiddetle arzu olunan şey. ambitious (s). haris, hırslı; çok istekli, tutkun; başarma isteği olan; büyük işler peşinde koşan. ambitiously (z). ihtirasla, hırsla, hevesle. ambitiousn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Atgözü, Kızılağaç, Inula, Inula helenium, Annuèe inule): Bileşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, 1 metre kadar sapı olan bir çesit ottur. Yaprakları büyük, yumuşak ve yuvarlaktır. Çiçekleri sarı renkte olup, acı ve kokuludur. Kökü kalındır. Meyveleri küçük, fıstık kozalağına benzer. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikropları öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, İdrar yolları hastalıklarında faydalıdır. Nefes darlığıını giderir. Karaciğer hastalıklarını tedavi eder. Kaşıntıları keser. Fazla kullanıldığı zaman, mide bulantısı yapar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakem, iki taraf arasındaki bir mesele hakkında kesin karar verme yetkisi olan tarafsız kimse: son söz sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). bir borsada satın alınan tahvilatı aynı zamanda diğer bir borsada kâr ile satma; arbitraj; hakem vasıtası ile bir davayı halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tahviller, hisse senedi, yabancı para v.s. yi daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arbitrage

tic. ara kazanç

Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital consumption allowances. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Arbitrage)

Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). indi, kendince, ihtiyari , keyfi. arbitrarily (z). keyfi olarak. arbitrariness (i). keyfi hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek; karar vermek; hakem kararıyla halletmek.arbitra'tion (i). hakem kararıyla halletme. arbitration court (huk) hakem mahkemesi. arbitrator (i). hakem, iki taraf arasındaki bir meselede kesin karar verebil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden zehirli bir bitki (Adonis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaytmetal, mil yataklarında kullanılan bir alaşım; buna benzer herhangi bir alaşım. babbitt bearings bu maden ile yapılan mil yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gıyabındaçekiştirmek, arkasından konuşmak, iftira etmek. backbiter (i). dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henbane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(konca): Patlıcangiller familyasından; yol kenarlarında, gölgelik yerlerde yetişen, 80 santimetre kadar boyunda uyuşturucu ve zehirli bir bitkidir. Açık yeşil renktedir. Her tarafında beyaz, uzun tüyler vardır. Çiçekleri sarımtırak, kırmızımsı mor renktedir. Meyvesinin içinde yüzlerce tohumu vardır. Ev ilaçlarında kullanılması tavsiye edilmez. Kullanıldığı yerler: Teskin edicidir. Titreme ve çarpıntıyı giderir. Uykuyu kaçırır. Keyif verir. Beyin hastalıkları, kore hastalığı ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(küçük kırlangıç otu): Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizliğe riayet etmeyen adamların üstünde ve başında ve tavuklarla sair hayvanlarda hasıl olan ve ısırdığı yeri kaşındıran küçük bir cins böcek, kehle. Bit tutmak, baş biti, tavuk biti. Buğday biti = Buğdayda hasıl olan bir küçük böcek. Tahtabiti = Tahtaların aralıklarında barınan, kokan ve tâciz eden böcek, tahtakurusu. Çiçek biti = Çiçeklerde hasıl olan küçük bir böcek. Kasık biti = Kene. Külek biti = Kulağa kaçan, çatal kuyruklu bir böcek. Kâğıt biti = KAğıdı ve kitapları delip harabeden güve. Bltotu = Bite karşı kullanılan bitki. Ar. haşîşetülkamle. Bitpazarı = Çarşının eski elbiseler satılan yeri. (Batpazarı yazmakta mânâ yoktur). Bityeniği = Gizli ayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. headlouse. cootie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. nit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a bridle, usually of iron, which is inserted in the mouth of a horse, and having appendages to which the reins are fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Anything which curbs or restrains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of anything, such as may be bitten off or taken into the mouth; a morsel; a bite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A small piece of anything; a little; a mite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somewhat; something, but not very great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tool for boring, of various forms and sizes, usually turned by means of a brace or bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a key which enters the lock and acts upon the bolt and tumblers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cutting iron of a plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the Southern and Southwestern States, a small silver coin formerly current; commonly, one worth about 12 1/2 cents; also, the sum of 12 1/2 cents. 3d sing. pr. of Bid, for biddeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the British West Indies, a fourpenny piece, or groat. the cutting part of a drill; usually pointed and threaded and is replaceable in a brace or bitstock or drill press; 'he looked around for the right size bit' piece of metal held in horse's mouth by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small quantity; 'a spot of tea'; 'a bit of paper'. a small fragment of something broken off from the whole; 'a bit of rock caught him in the eye'. an indefinitely short time; 'wait just a moment'; 'it only takes a minute'; 'in just a bit'. an instance o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digIT A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidthis usually measured in bits-per-second See also: Bandwidth, Bit, bps, Byte, Kilobyte, Megabyte. -- A single digit number in base-2, in ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for binary digit The smallest unit of information a computer can have The value of a bit is 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BInary digiT The smallest unit of information in a computer, either on or off, represented in binary as either 1 or 0. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviated with small 'b' Binary Digit The smallest unit of data in a computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digit, the smallest unit of information in a computer, represented as a 0 or 1 One character is typically seven or eight bits in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit; a zero or one The basic unit of storage and information transfer in a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of data processing information A bit assumes the value of either 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contraction of binary digit, a bit is the smallest unit of information that a computer can hold Eight bits is equivalent to a byte The speed at which bits are transmitted or bit rate is usually expressed as bits per second or bps. -- A single digit numb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information on a computer network; a binary digit Data is transmitted in bits per second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest element of computerized data A full text page in English is about 16,000 bits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information in a computer, equivalent to a single zero or a one The word 'bit' is a contraction of a 'binary digit ' Eight bits are needed to create a single alphabetical or numerical character, which is called a 'byte '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single-digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero A bit is the smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit ; it is the most basic unit of data that can be recognized and processed by a computer. A bit is the smallest unit of data in a computer A bit has a single binary value, either 0 or 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information a computer can manipulate A bit is either 0 or 1 Eight bits combine to make one byte Abbreviated 'b '. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement that represents one figure or character of data A bit is the smallest unit of storage in a computer Since computers actually read 0s and 1s, each is measured as a bit The letter A consists of 8 bits which amounts to one byte Bits are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayarın işleyebileceği en küçük veri parçası. 0 ve 1 olmak üzere yalnızca iki değere sahip olabilir (“açık” ya da “kapalı” olarak da bilinmektedir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir aletin keskin olan ucu; matkap; gem; anahtarın kilide giren kısmı; f. gemlemek; tahdit etmek, sınırlamak. take the bit in one's teeth idareyi eline almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. parça, lokma, kırıntı, küçük bir kısım; kısa zaman; bilgi iletme birimi, elektronik beyin vb ile muhaverede en ufak birim;(sahnede) ufak rol; A.B.D., (argo) numara; ing. pek az değerli ufak para; A.B.D. yirmibeş sentin yarısı: two bits yirmibeş sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşvik ederek, kışkırtarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بيتاب] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيتابانه] bitkince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بتمامها] tümüyle, tamamen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. feeble. weary. dead-beat. tired out. all in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dişi köpek veya kurt; kancık; (argo) Şirret kadın; kötü kadın; f., (argo) şikâyet etmek; acemice iş yapmak. bitchy s. orospu tabiatlı, şirret

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısırmak, dişlemek; sokmak (arı v.b.); oltaya vurmak (balık) ; yakmak ; aşındırmak, yemek; ısırık, parça lokma; diş izi; keskinlik (içki,biber,soğuk). bite off more than one can chew başından büyük işe girişmek. bite the dust düşüp ölmek biting s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güllerin bitmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Bütün, yekpâre, tekmil. Bir düziye, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. incessantly bidüziye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı, tahrir, kitabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, fena bulmuş, ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mektup, yazılmış şey Ar. muharrerât, Fars. nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finished. exhausted. worn out. bad. serious. in trouble. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. in love. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. conclusion. end. epilogue. termination. ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. end. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. limitless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirilmek, tamamına erdirilmek: Başlanılan mektep daha bitirilemedi. 2. Mahv ve helâk edilmek: O memleket kıtlıktan bitirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitirme, tamamlamak. 2. Son Ahır, encâm, pâyân. 3. Müthiş, anasının gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashing. crack. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlama, götürü, kesme, maktû, mezun olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing. ending. graduation. closure. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. graduation. conclusion. finishing. finishing off. perfection. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirmek, tamamlamak, ikmal ve itmam etmek: Ben işimi bitirdim. 2. Mahv ve helâk etmek, yok etmek, kuvvet bırakmamak: Bu sıtma beni bitiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı büttirmek). Tohumun filizlenip topraktan dışarı çıkmasına sebep olmak, yeşertmek. Bu yağmur ekilen tohumları çabuk bitirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. leave off. complete. bring to an end. end. terminate. graduate. run out. sign off. call it off. break up. carry through. cease. clean up. clear off. close. bring to completion. conclude. consume. deplete. drink. make an end of. put an end to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. complete. conclude. deplete. end. exhaust. finish. heal. scotch. spend. terminate. transact. to finish. to end. to conclude. to break sth up. to break sth off. to get through. to consume. to use up. to complete. to accomplish. to exhaust. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quit. end. to finish. to complete. to accomplish. to terminate. to exhaust. to destroy. arrange. carry through. clean up. close. conclude. consume. deplete. determine. devour. eat. to make an end of. finalize. fulfil. get through. pack in. perfect. sap. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. finale. termination. expiration. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. expiration. finish. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. windup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmış, kavuşuk, Ar. muttasıl, mülâsık, Fars. peyveste: Vapur iskeleye bitişikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. touching. next to. next-door. next-door house. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. attached. next door. adjoining. coterminous. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kökleriyle bittiği yere tutunarak yaşayan bütün canlıların genel adı, nebat. Ağaç, yosun, ot, mantar hepsi birer bitkidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable. herb. wort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. herb. plant. plant nebat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haulm halm. stalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkiye benzeyen, bitkiyi andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, hal ve tâkati kalmamış: O bitkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careworn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. fagged. groggy. haggard. jaded. listless. prostrate. shot. spent. weary. wonky. worn-out. tired out. dog-tired. all-in. dead beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. bushed. dead beat. dead tired. down- and-out. effete. gone. jaded. knackered. out on one's feet. peaky. played out. pooped. prostrate. spent. worn. worn out. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. weariness. deadness. fag. fatigue. frazzle. languor. lassitude. over-fatigue. prostration. staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediculosys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi bitini ayıklayıp kırmak: Güneşte oturup bitleniyordu. 2. Bitlenmek, bitli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünde bit bulunan, kehlesi olan, pis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy. infested with lice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitme, bitiş. (bk.) Bitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona ermek, tamam olmak, Osm. pâyâna varmak, hitâm bulmak: Yapmaya başladıkları cami bitti, yazdığınız mektup bitti mi? 2. Tükenmek, kalmamak: Mürekkebim bitti, kandilin yağı bitti. 3. Mahv ve harap ve perişan olmak, fenâ bulmak, bozulmak: Muharebede düşman tümeni bitti. 4. Kalakalmak. 5. Yorulup kalmak, bıkmak, bezmek: Sabahtan beri uğraşa uğraşa bittim. 6. İstihza ile hayret etmek, şaşmak: Söylediği şiire bittim. 7. Nihayet derecede sevmek: Şu güzel ata bittim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum filizlenip topraktan dışarıya çıkmak, nâbit olmak: Ot biter, ekinler bitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. come to an end. finish. be at an end. expire. run out. adore. be very fond of. break off. break up. cease. conclude. die down. drop. end off. end up. fag. lapse. lay off. leave off. be out of smth. quit. sprout. stop. surcease. terminate. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. crack. die. discontinue. end. finish. lift. pass. peter. stop. terminate. wane. to finish. to end. to be over. to give out. to run out. to run out of sth. to be exhausted. to grow. to sprout. to fall for. to be fond of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to be finished. to come to an end. to be completed. to be exhausted. to be worn out. to grow. to sprout. cease. culminate. die. draw to close. draw to an end. to draw to an end. finish. pass. pine. run out. surcease. to be through. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. unfailing. unrelieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. departed. done. finished. over. past. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. done for. terminated. finished. all over. clapped out. complete. cut and dried. done. all to pieces. spent. wrapped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Sıracalıgillerden bir bitki. Birçok çeşidi vardır ve kuzey yarımküresinde yetişir (pedicularls). 2. Bitlere karşı kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAK (i. putrak). Çok şık, pek sık bitmiş, yeni bitip yüzünü büsbütün örtecek surette sık olan. Bıtrakotu = Demirdiken. Demirbıtrak = Eski cenk Aletlerinden olarak düşmanın ayağına batmak üzere yolun üzerine bırakılan üç köşeli demir diken. Kuzubıtrağı = Bir nev’i nebat, ganj. Bıtrak gibi kaynamak = Pek sık ve kalabalık olmak. Bıtrak gibi = Dallar üzerinde pek çok meyve olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., den. geminin kablosunu biteye bağlamak, biteye vurmak; i., den., sık sık çoğ. güverte babası, bite, bita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالطبع] doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتفصيل] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتمام] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AA turn of the cable which is round the bitts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a peculiar, acrid, biting taste, like that of wormwood or an infusion of hops; as, a bitter medicine; bitter as aloes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing pain or smart; piercing; painful; sharp; severe; as, a bitter cold day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing, or fitted to cause, pain or distress to the mind; calamitous; poignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Characterized by sharpness, severity, or cruelty; harsh; stern; virulent; as, bitter reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mournful; sad; distressing; painful; pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that is bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make bitter. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops proceeding from or exhibiting great hostility or animosity; 'a bitter struggle'; 'bitter enemies' expre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth. the property of having a harsh unpleasant taste. make bitter. extremely and sharply; 'it was bitterly cold'; 'bitter

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solution of quinine, caffeine, and certain other alkaloids Perceived primarily at the back of the tongue Generally normal characteristics of coffees connected with their chemical constitution, influenced by degree of roastin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually considered a fault in but characteristic of such wines as Amarone and certain other Italian reds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavour If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavor If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant, biting flavor usually an aftertaste A bitter aftertaste is sometimes associated with variations in manufacturing and curing or aging procedures It is more prevalent in cured cheeses having higher moisture contents Bitterness is often confus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic of over-extracted brews as well as over-roasted coffees, and those with various taste defects; it is a harsh, unpleasant tasted detected towards the back of the tongue Dark roasts are intentionally bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A harsh, unpleasant taste detected on the back of the tongue, found in over-extracted brews , as well as in over-roasted coffees and those with various taste defects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of ale which originated in England Typically pale to copper colored, with a pronounced hop character Some people consider bitter to be synonymous with pale ale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes one of the four basic tastes A common source of bitterness is tannin or stems Although a mild bitterness can often be a pleasant addition it is usually an indication of a flawed wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste sensation, usually sensed on the back of the tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste you get at the back of the tongue which should not be confused with the taste of tannins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The taste imparted by the resins of hops, best if balanced by other flavors; hop bitterness is generally responsible for the drinkability of beer. promotes appetite and aids digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant taste associated with raw teas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to stimulate the appetite Bitters stimulate the secretion of saliva and gastric juice reflexively by exciting the taste buds They are not effective if given directly into the stomach, as in the for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bitter is a style of ale which provides a strong hops taste to the palate In color, they normally range from gold to a coppery red Originally, every brewery in England generally had two ales, a bitter and a mild Compared to the mild, bitters were both dry

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Style of English beer that is dry and usually served draft Should not be served too cold. adj bitter [OE biter]. stimulates secretions of digestive and encouraging appetite. adj pahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that stimulates secretion of digestive juices and encourages appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject , acrimoniously , bitter , bitterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acı keskin; sert, şiddetli; kötü. to the bitter end iş bitinceye kadar; ölünceye kadar. a bitter pill yenilir yutulur cinsten olmayan durum. bitterish s. acımsı. bitterly z. acı olarak. bitterness i. acılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik balığı, zool. Rhodeus amarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balaban kuşu, okar, zool. Botaurus stellaris. little bittern cüce balaban, zool. Ixobrychus minutus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. içine acı otlar da karıştırılan bir nevi içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden bir bitki (aconitim). Bu bitkinin her tarafında bilhassa kökünde akonitin adlı çok tehlikeli bir zehir vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bazen esrarla alınan amfetamin içitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ağır gıda zehirlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da halbe denilen bir bitki ki tohumuna da «boy tohumu» derler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manastırda yaşayan tarikat mensubu. cenobit'ical (s). bir tarikata ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarsedefotu): Sedefotugillerden, çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve sarı renklidir. Çiçekleri dallarının dışına çıkmış demetler şeklindedir. Keskin bir kokusu vardır. Acıdır. Kullanırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp çarpıntılarını giderir. Mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çıbanların üstüne konulacak olursa, olgunlaştırır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(pulmonaria officinalis): Nodangiller familyasından; 10-15 santimetre boyunda çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri; önceleri kırmızımtıraktır. Sonradan morumsu-maviye dönüşür. Gövdesi dik ve tüylüdür. İçeriğinde tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ vardır. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler:Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(sarızambak): Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan çiriş yapılır. Nisan - Temmuz aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Memeli basuru tedavi eder. Mafsal ağrılarını dindirir. İdrar ve adet kanı söktürür. Saçkıran tedavisinde de kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilmiş bir ağacın toprağın üstünde kalan kısmı. 2. Dışarıda kalmış ağaç kökü: «Ummadığın çotuk araba devirir.» 3. Asma kütüğü, teğek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yassı. 2. Yassı burunlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çutra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk öIçüsü, gez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabakgillerden bir bitki; (kim). Iaboratuvarda kullanılan kabak şeklinde bir kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zimmet, borç; (f). zimmet kaydetmek; birinin zimmetine kaydetmek. debit an account bir hesabı zimmetine kaydetmek. debit balance zimmet bakıyesi. debit a person with a sum, debit a sum against a person, debit a sum to a person bir meblağı bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Maydanozgillerden, güzel kokusundan dolayı bazı yemeklere konulan bitki (anethum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tereotu): Maydanozgillerden iplik biçiminde yaprakları olan güzel kokulu bir bitkidir. Sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Hazmı kolaylaştırır, midenin gereği gibi çalışmasını sağlar. Hıçkırık ve hava yutmayı önler. Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Aybaşı kanamalarının kolay olmasını sağlar. Anne sütünü artırır. İştah açar. Ağız kokusunu giderir. Çocuklardaki gaz ağrılarını giderir. Yemeklere ve salatalara tat vermek için konur. Hamileler kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Kurak yerlerde yetişen, ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüphe, tereddüt. dubitative (s). şüpheli, ,şüphe veya kararsızlık belirten .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pıtrak): Bileşikgillerden; yol kenarlarında ve seyrek koruluklarda yetişen bir bitkidir. 1-1,5 metre boyundadır. Kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını giderir. Mide iltihaplarını iyileştirir. Kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzamanın tedavisinde ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan1 bir bitki (artium lappe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Eğreltiotugillerden, kumlu yerlerde yetişen, bir bitki cinsi (nepkrodium filix mas). Kartallı eğreltiotu = Enine kesiti iki başlı bir kartalı andıran bir eğreltiotu türü (pteris aquilina).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(nepkrodium filixma): Eğreltiotugillerden; kumlu yerlerde yetişen bir cins bitkidir. Çok çeşidi vardır. Boyu 120 cm. kadardır. Kökü kalındır. Dışı siyahi, içi beyazdır. Zehirlidir. Tavsiye edilen miktarı aşmamak gerekir. Hekimlikte erkek eğreltiotu kullanılır. Gebeler ve kansızlar kullanamaz. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanları ve tenyaları düşürür. Memeli basur ve variste de faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acılaştırmak; gücendirmek, acı hisler uyandırmak. embitterment i. acılaştırma; gücendirme darıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili familyasından, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen yaprakları sert tüylü bir ot (echium vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâhya, her işi gören memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden Amerika’da yetişen bir bitki meyvesi; fareleri zehirlemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flebit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Toplardamarlarda iç zar iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (parmak, yüz, kulak) soğuk ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, soğuktan çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Familyanın örnek bitkisi gebreotu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dittany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkaya doğru, gerisin geri, büyük bozgun ile (ekseriya arka arkaya kullanılır): Götün götün döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Götün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Götürmek işi. (bk.) Götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-out. carrying. carriage. traction. conveyance. conduct. dispatch. haul. elimination. cancel. removal. shift. transportation. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Götürmek, yakından uzağa sevk ve nakletmek, getirmek mukabili: İzin verdiğimiz uşak, eşyasını alıp götürdü. On defa eşyasını getirip götürdü. 2. Koparıp almak, Osm. ref ve İzale etmek: Gülle bir kolunu götürdü. Atını su götürdü. 3. Kaldırmak, tahammül etmek, kabil ve mütehammil olmak: Bu pirinç çok su götürür. Sert adamdır, lakırdı götürmez. 4. Almak, taşıyabilmek: Bu kap iki okka götüremez. Su götürmek = Tevile müsait olmak. Başka türlü ifadeye müsait olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. carry. take away. carry away. lead. guide. bear. bear away. conduce. get. lead on. put across. remove. take off. usher. whip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. deliver. drive. ferry. get. lead. sail. take. transport. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take (away. to carry (off. to convey. to accompany. to remove. to destroy. to cause the death of. to stand for. to bear. to put up with. to lead to a result. to take off to jail. to take with. to lead. to guide. to shift. to conduct. to eliminate. to w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Götürmek işini yaptırmak: Şu eşyayı yerine götürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur. 2. Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez. 3. Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubut» tan if.) (mü. hâbite). Aşağı inen, düşen, hubut eden. Tedrîc-i hâbit (edebiyat) = Bir şeyi tarif ederken vasıf bakımından yukarıdan başlayıp aşağıya inmek: Alim, kâtip, hoşgû bir edam (aksine tedrîc-i sâid denir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy; iptila, düşkünlük; zihni yapı, kafa; yaradılış, tıynet; elbise, kıyafet, kılık; din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet; (biyol.) özel olarak büyüme veya yetişme. habitforming (s.) iptilâ hası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) giydirmek. habited in giymiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) oturulabilir, ikamete elverişli habitabil'ity, hab'itableness (i.) oturulacak halde olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural abode, locality or region of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Place where anything is commonly found. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a plant or animal species naturally lives and grows; or characteristics of the soil, water, and biologic community that make this possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which an organism or biological population lives or grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place and conditions in which an organism lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which a population or individual lives; includes not only the place where a species is found, but also the particular characteristics of the place that make it especially well suited to meet the life cycle needs of that species Habitat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or environment where a plant or animal naturally or normally lives and grows. the natural home of an animal or plant; the sum of the environmental conditions that determine the existence of a community in a specific place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population lives and its surroundings, both living and non-living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural environment/area/location in which where an organism normally grows. the area in which an animal, plant, or microorganism lives and finds the nutrients, water, sunlight, shelter, living space, and other essentials it needs to survive Habitat l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific area or environment in which a particular type of plant or animal lives Components of a habitat include food, water, and shelter. the place where an organism lives and/or the conditions of that environment including the soil, vegetation, water,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or community where a plant or animal lives and grows. the place where an organism naturally lives, grows, and interacts. the place where an animal or plant lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific area or environment in which a particular plant or animal lives An organism's habitat provides all of the basic requirements for the maintenance of life For example, typical coastal habitats include beaches, marshes, rocky shores, bottom sedi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where an animal or plant naturally lives and grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population or community lives and its surroundings, both living and non-living. The native environment or specific surroundings where a plant or animal naturally grows or lives The surroundings include physical factors such as temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural home or environment of an animal or plant. the place where a species normally lives. the place or type of site where an animal or plant naturally or normally lives and grows; the arrangement of food, water, shelter, and space suitable to an an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific environment in which an organism lives and on which it depends for food and shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The location and environmental conditions in which a particular organism normally lives. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) âdet, itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müdavim, daimi ziyaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitude; mode of life; general appearance. person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'. constitution of the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, serkeş, bildiğini okuyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ayrıkotu (andropogon).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içine çekme, massetme, emme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerefsizlik, iffetsizlik, dürüst olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphe kaldırmaz, kati, kesin. indubitably z. şüphesiz, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakin olmak, ikamet etmek, içinde oturmak. inhabitable s. içinde oturulur, oturmaya elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutmak, bırakmamak, mani olmak, kendini çekmek. inhibited s. ruhsal etkenler yüzünden hareketlerinde serbest olmayan, çekingen. inhibitory s. menedici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutan şey, bırakmayan özellik; yasak, memnuiyet; psik. etrafın tesiri ile hareketlerdeki çekingenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(urtica urenus): Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavadula stoechas): Ballıbabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu yahut dip kısmı odunsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkarır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden karabaşyağı denilen bir esans çıkarılır. Yurdumuzda alçak makilerde bulunur. Kullanıldığı yerler: Ağrıları geçirir. Kalbe kuvvet verir. Damar sertliğinde faydalıdır. Balgam söker. Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Uyuşukluğu giderir, zindelik verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asetilen gazı çıkarmakta kullanılan ve karbonla kalsiyum bileşiği olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ya Arapça kanabit yahut Rumca’dan). Lahanaya benzer bir cins sebze ki, karnabahar da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(kedi tırnağı): Bir çeşit çalıdır. Fransa’da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Turşusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i ). İkiçeneklilerden, kökü hekimlikte kullanılan bir bitki (valeriana). bk. Kedi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(valeriana): İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır. Tıbbi kediotu: Avrupa ve Kuzey Asya’da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili iskambil oynayanların arkasında durup ellerindeki oyun kağıtlarını gören seyirci; istenmedik öğüt veren kimse, başkalarının işine burnunu sokan kimse. kibitz f. böyle hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sarıkantaron): Kılıçotugiller familyasından; Mayıs - Eylül ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları sapsızdır. Koyu yeşildir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Çiçek dallarında; pinen, cadinen, tanen, reçine, zamk, acı maddeler ve boya maddeleri vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. İdrar ve balgam söktürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştah açar. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi yaraları iyileştirir. Filizlenmiş uçlarından yapılan haşlama, bağırsak kurtlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(hilaliye): Gelincikgiller familyasından, Nisan - Mayıs ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 70 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuzey Anadolu bölgesinde yetişir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Bitkinin tamamında ve özellikle yapraklarında sarı renkli boya maddesi ve alkoloidler vardır. Sapı kırıldığı zaman sarı renkli bir süt akar. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Sütü siğil ve nasırların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi olmayan, fena, Fars. bed: Kötü mal; kötü adam; kötü iş («fena» kelimesini yerli yersiz kullanıp «kötü» kelimesini unutmamalıdır). 2. Kötülükle, kötü surette: Kötü yazıyor; kötü söylüyor. 3. Kötülük, fenalık. İyi kötü = Ar. hayr-ü şer, Fars. nîk-ü bed; iyiyi kötüden fark etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolence. malicious. mala fide. bad faith. bad intention. bad will. ill- will. wicked will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak. 2. mec. Zayıflamak, hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtham olunmak, adı kötüye çıkmak, zarara sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disparaged. to be run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, kibirli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kotuz).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(peucedanum ostruthium): Dantela gibi güzel yeşil yapraklı bir bitkidir. Çiçekleri pembe ve beyaz renkte olup, dallarının ucuna toplanmıştır. Yaprakları ilkbahar, kökü ise sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Kanı temizler. Damar sertliği ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dişotu): Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, tırmanıcı bir bitki (aristolochia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nilüfer çiçeği, bot. Nymphaea lotus; hünnap, çiğde, bot. Zizyphus jujuba; ark. eski binaların üstüne süs olarak yapılan nilüfer çiçeği şekli; mit. meyvasının yiyenlere tatlı bir uyuşukluk verdiği farzolunan ağaç. lotus eater kendini hayali bir uyu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(egzamaotu): Ballıbabagillerden; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, beyaz tüylerle kaplı, alçak bir bitkidir. Yaprak kenarları alta doğru kıvrıktır. Çiçekleri beyazdır. Ev ilaçlarında çiçekli bitki kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide rahatsızlıklarını giderir. Sinirleri uyarır. Ateşi düşürür. Egzamaya faydalıdır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mazbata). Mazbatalar, tutanaklar, bk Mazbata.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (kompütor) bir milyon bilgi birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hübût» tan im.). Düşecek yer, inilen yer.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(angelica): Maydanozgiller familyasından; dere kenarlarında, çayırlarda ve ormanlardaki ağaçsız alanlarda yetişen, boyu 3 m kadar, hoş kokulu, otsu bir bitkidir. İstanbul, Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Beyşehir dolaylarında yetişir. Boyu 1- 1,5 m kadardır. 2 veya çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi silindiriktir. Boyuna çizgiler vardır. İçi boştur. Mavimtırak yeşil veya kırmızı renktedir. Çiçekleri beyazdır. Kökü ve rizomlarında uçucu bir yağ ve tanen ihtiva eder. Yaz ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Spazmları giderir. Astım nöbetlerini giderir. Kuvvet ve iştah verir. Nekahat devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kandolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu, dövülüp başa sürülecek olursa, bitleri öldürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâbit). Bir şeyin bittiği, ekilip yetiştiği yer.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(): (mübarekotu): Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(amberçiçeği): İkiçenekliler sınıfından; 50-100 cm boyunda, sarımtırak renkli, güzel kokulu bir bitkidir. Yapraklarında şekerler, uçucu yağ, A ve B vitaminleri vardır. Çiçekli dalları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı tutukluğunu giderir. İştah açar. Safra ifrazatını artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. rich. generous. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. münbite). Ekilen şeyi güzel yetiştiren, her şeyin bitmesine müseit, ürün veren: Münbit yer. Gayri münbit = ürün vermeyen (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hübût tan if.) (mü. münhebita). Yukarıdan aşağıya inmiş, düşmüş, Osm. hubût etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuzey Afrika dervişlerine verilen ad. Murâbıt kuşu = Leyleğe benzer bir kuş (Lat. leptoptilu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan f.) (c. mürâbıtîn). Kendini ibâdete veren zâhid (Fas’ta dervişe verilen unvandır), (c.). Mürâbıtîn = Mürâbıtlar. Ortaçağ’da Fas ve Endülüs’te saltanat sürmüş büyük bir Arap hanedanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if, iftiâl). Irtibâtı olan, bağlantılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEBİDD) (i. A. if.). İstibdatla hareket edenemrindekilere söz hakkı tanımayan: Müstebit bir Amir, müstebit bir kı rai.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotic. tyrannical. despot. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منبت] verimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. nâbite). Biten, yerden çıkıp gelişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nâbite). Yerden bitenler, yerden çıkıp büyüyenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toadflax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(linaria): Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Kanı temizler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.) (uyd. k.). Nötr hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili), (bak.) obituary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) bir hakim tarafından resmi olmayarak ileri sürülen fikir; rasgele söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) bir öIü hakkında yazılan kısa biyografi; (s.) birinin öIümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistletoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ökseotugillerden, parazit olarak yaşayan, zararlı bir bitki (viscum albüm).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gökçe): Ökseotugiller familyasından; genç sürgünleri yeşil, ufak çalı halinde bir bitkidir. Adi ökseotu ve Zeytin ökseotu yurdumuzda doğal olarak yetişir. Yapraklarında tanen, urson, inosit, saponin ve viscine adı verilen gayet yapışkan, elastiki, yumuşak bir reçine vardır. Kullanıldığı yerler: Yüksek tansiyonu düşürür. Nabzı yükseltir. Kalbin atışlarını artırır. Damar kireçlenmesinde faydalıdır. Sara ve Akciğer kanamalarında kullanılır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Fazla kullanıldığı takdirde zararlıdır. Bilinci uyuşturur. Adaleleri zayıflatır ve ishal yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tussilago farfara): Bileşikgiller familyasından; yurdumuzda gevşek topraklı ve nemli sırtlarda yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dairemsi-köşeli, etlice ve alt yüzü sık tüylü, beyaz görünüştedir. Yapraklarında müsilaj, acı bir glikozit, tanen, inülin, şekerler ve fitosterol vardır. Çiçeklerinde de aynı maddeler ve bunlara ilave olarak da uçucu bir yağ vardır. Ev ilaçlarında yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söker. Diğer solunum yolu hastalıklarında da yumuşatıcı olarak faydası görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Emr-i vâki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pembe pireotu): Bileşikgiller familyasından; Doğu Anadolu’da yetişen, 60 cm kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi dik ve seyrek tüylüdür. Çiçekleri dil biçiminde olup, gül rengindedir. İçeriğinde “piretrin” vardır. Kuvvetli bir böcek öldürücüdür. Kullanıldığı yerler: Bit, pire, tahtakurusu gibi böceklerin öldürülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlanmış olup artık değiştirilemeyen iş, Osm. emr-i vâki’, (bk.) Oldubitti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yörünge; çember; anat. göz çukuru; zool. kuşların gözleri etrafındaki deri; f. bir gökcismi etrafında dönmek veya döndürmek; bir yörüngede dönmek. orbital s. gezegen yörüngesine ait; göz çukuruna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolgun ve berrak sesli, gümrah ve ahenkli; tumturaklı (yazı veya söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel, çok öten: Ötücü kuşlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge. 2.Moğolca’da yer Tanrıçası. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oturma, dinlenme, dernek: O kış Erzurum’da oturak tuttular. 2. Oturulacak yer, oturulan yer, merkez, makam. 3. Oturulacak yer, sıra, sofa. 4. Konak: Beş gün askere oturak verdi. 5. Bir şeyin yere değecek ciheti, kaide. 6. Kayıkta kürek çekilirken oturulan yer. 7. Aptes etmek için kullanılan kap, lâzımlık. 8. Seferde istirahat hâlinde olan, konaklayan: Beş gün oturak kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. saddle. chamber pot. bottom. foot. stand. seat. badpan lazımlık. thwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. slop jar. potty. low stool. bottom. base. foundation. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe. 2. Gösterişli: Oturaklı ev, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitant. sitting. snug-fitting. inhabitant sakin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resident. residentiary. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oturmak işi. (bk.) Oturmak. 2. Altından bir şeyin üzerine kakılmış büyük elmas veya diğer taş. 3. Sebze üzerine kondurulmuş kuşbaşı kebap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting. sitting. staying. stay. fit. residence. occupation. inhabitation. living. habitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitation. residence. sitting. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. settlement. stay. sitting. housing. living. lodging. residing. resting. settling. quatering. precipitation. deflation. sinking. sedimentation. fit. deposition. habitation. residence. rest. seating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. living / sitting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakları toplayıp kıç üzerine yerleşmek, vücudun yalnız yukarı kısmı dik olacak şekil almak: Yere oturmak, sandalye üzerine oturmak. 2. Hareket etmeyip durmak, kalmak, vakit geçirmek, eğlenmek: Burada kaç gün oturacağız? 3. İkamet etmek: Bu evde oturuyorum, yazın Boğaziçi’nde oturur. 4. Hiç bir işle meşgul olmayıp istirahat etmek, işsiz vakit geçirmek. 5. Çökmek, aşağı inmek. 6. (geminin) Dibi sığda toprağa dokunmak, karaya gelmek: Az kaldı vapur oturuyordu. 7. (bir Sıvının tortusu) Dibe çökmek, süzülmek, teressüb etmek: Tortu şişenin dibine oturmuş. Aşağı oturmak = Rahat etmek. Geri oturmak = Edepsizce vaziyet almak. Kan oturmak = Kan toplanıp mor ve kırmızı bir hâlde görünmek: Gözüme kan oturdu. Kuluçkaya oturmak = Tavuk vesaire, piliç çıkarmak üzere yumurtaların üzerine yatmak ve mec. Daima bir yerde kalıp hareket etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sit. sit down. be seated. take a seat. sit oneself. seat oneself. sit on. fit. live. reside. occupy. dwell in. indwell. inhabit. gear. hang out. locate. lodge. park oneself. perch. room. set. settle. stable. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. inhabit. live. reside. sit. to sit. to sit down. to squat. to live. to reside. to inhabit. to occupy. to dwell. to fit well. to settle. to sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to sit down. to sit upon. to reside at. dwell to fit on to settle. to subside. to house. to stay. to quarter. to inhabit. to lodge. to rest. stabilize. to precipitate. to sink. to r.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturtulmuş, yerleştirilmiş. Patlıcan oturtması = Tekerlek tekerlek kesilip sahana oturtulmuş patlıcan ile kıymadan yapılan yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of ground meat and vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of ground meat and vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oturma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. embed. fix. quarter. rest. seat. sit. to seat. place. to set mount. to let dwell. to sit sb down. to let sb dwell. to allow to rest. to set. to mount. to embed. to bed. to deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seat. to sit sb down. to put. to place sth in a specified place. to set. to mount. to let sb sit. to let sb live or dwell in. to run aground. to make sth fit on sth else. domicile. dominance. nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oturmaya zorlanmak veya izin verilmek: Bir sandalyeye oturtuldu. 2. Yerleştirilmek, konulmak: Bu taş, duvarın üzerine oturtulacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seated. to be placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seated. to be placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Sebep gösterir, dolayı, binâen-aleyh. Bundan ötürü = Bundan dolayı, bu sebepten, binâen-aleyh. Neden ötürü = Ne sebeple, niçin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkamet edilmek: Burada oturulmaz, orada kaç gün oturulacaktır? Bütün gün işsiz oturulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). 1. Celse. bk. Celse. 2. Oturmak işi, ikamet. Açık oturum = Bir meselenin karşılıklı görüşülüp, enine boyuna münakaşa edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sessional. sitting. session. hearing. meeting. seance. conclave. court. diet. forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. hearing. session. sitting. residence. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting. hearing. banc. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturmak işi ve tarzı: Bu, nasıl oturuş?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of sitting. sit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yatışmak: Kargaşalık, fırtına oturuştu (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ötmek işi ve tarzı: Bu ne güzel ötüş, bu horozun ötüşü ne tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. way of singing. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. way of singing. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine karşı veya hep birden ötmek: Kuşlar ötüşmeye başladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chirp. cheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Üç kere on: 30.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirty. thirty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her keresinde otuz: Herkese otuzar lira verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Otuz yaşına erişmek: Orada erkekler otuzlamayınca evlenmezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Otuz parçadan yapılmış. 2. Otuz metre yahut karış veya diğer bir ölçü ile otuz boyunda veya eninde bulunan: Otuzluk direk, tahta. 3. Otuz lira veya kuruş değerinde olan: Otuzluk çuha. 4. Otuz yaşında bulunan: Otuzluk bir adam. 5. Otuz kısma bölünmüş para vs.: Buna bir otuzluk vereyim ‘mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yirmi dokuzdan sonra gelen, otuz derece ve mertebesinde bulunan: Ayın otuzuncu günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uykusuzluk ve asabiyet hallerinde kullanılan bir uyku ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. filebit, flebit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Potlu, kırmalı ve geni;.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşmak, pot olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Buruşmuş, kırmalı ve potlu. 2. Kırmalı ve buruşuk şey: Damağın poturu. 3. Kıçında kırmaları çok, bacakları sıkı alt giyeceği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yasak etmek, engel olmak, resmen menetmek; mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yasak; yasak emri; içki yasağı. prohibitionist i. içki yasağı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yasaklayıcı; engelleyici. prohibitive price satışa mâni olacak kadar yüksek fiyat, aşırı fiyat. prohibitively z. yasak edilecek derecede; engelleyecek şekilde. prohibitiveness s. yasaklayıcılık; engelleyici oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiş, tümsek, dışarı fırlamış, yumru gibi, çıkık. protuberance, -cy i. tümsek, şiş, yumru, çıkıntı. protuberantly z. tümsek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, dışarı uğramak, yumrulanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tavşan, zool. Lepus cuniculus; adatavşanı, zool. Oryctolagus cuniculus; f. tavşan avlamak. rabbit hutch, rabbit warren evcil tavşan üretmeye mahsus kafes veya yer. rabbit punch enseye indirilen el darbesi. rabbity s. tavşana benzer; tavşanlarla d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rapt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if.). 1. Rapteden, bağlayan. 2. Nefsini Ahırete bağlamış olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan) (c. revâbıt). 1. Bağ, İp, bend vs.: Bunu tutturacak bir râbıta lâzım. 2. Münasebet, alâka: Bir gönül râbıtası. 3. Mensûp olma, intisap. 4. Nizam, tertip, usûl, düzen, münasebet: Bu işte, bu adamda râbıta yoktur (cem’i dilimize mahsus olan bu son mânâ ile kullanılmaz). 5. Cümleleri birbirine bağlayan edat: Bu iki cümle arasında bir râbıta ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. connection. congruity. bond. relation. order. system. method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. bond. connection. link. tie. relation. affiliation. order. orderliness. system. fastening. adhesion. linkage. association. coupler. knot. nexus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رابظه] bağ, ilişki, temas. 2.sıra, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İki şeyi birbirine bağlayan şey, bağ. 2.Münasebet, ilgi. 3.Bağlılık, mensub olma. 4.Sıra, tertip, usul, düzen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رابطه دار] bağlantılı, ilintili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tertipli, muntazam, yolunda, sözünü ve işini bilir: Râbıtalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. coherent. consistent and logical. conscientious and capable. decorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızartılmış ekmeğe sürülen eritilmiş peynir, (bak.) Welsh rabbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. râbıta). Râbıtalar, ilgiler, (bk.) RAbıta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روابط] bağlar, ilgiler, ilişkiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yuvarlak, toparlak; dolgun ve kuvvetli (ses). rotundity, rotundness i. yuvarlaklık, toparlaklık; dolgunluk (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daire şeklinde kubbeli bina veya oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. avamdan biri, köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çekilmiş fotoğraf filmi üzerinde sonradan fırça İle tashihler yapmak. 2. Herhangi bir eserde yapılan düzeltmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a retouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retouching. masking out. retouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retoucher. person who does retouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seblt, sübût» tan if.) (mü. slblte) (c. sevlblt). 1. Yerinde duran, hareket etmeyen, yeril: Değirmenin alt taşı sâblttir, ben fikrimde slbittim. 2. Gerçekleşmiş, ispatlanmış, müsbet, muhakkak, zan ve vehim üzerine kurulmayan: Bu gerçek, İlmen sâbit oldu. 3. Gökyüzünde hareket etmez gibi görünen yıldız: Nücüm-l slbite (slbit yıldızlar). Slbit-kadem = Sebatlı, dönek olmayan: Verdiği sözde slbit-kadem kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. stationary. set. settled. immobile. immovable. permanent. stable. firm. attached. changeless. entrenched. established. fast. flat. flat-footed. immutable. indelible. invariable. irremovable. put. real. rigid. staid. standing. staring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fast. firm. fixed. immobile. immovable. immutable. indelible. invariant. set. settled. stable. stationary. steady. static. fast. established. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fixed. stable. stationary. indelible. proven. established. localized permanent. deep seated. entrenched. fixed assets. immobile. immovable. immutable. irremovable. sedentary. settled. standing. steadfast. steady. substanti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثابت] kanıtlanmış. 2.yerinde duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değişmeyen, kımıldamayan. 2.Kanıtlanmış, anlaşılmış.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed idea / opinion. a bee in one's bonnet. fixed idea. fixed opinion. mad point. monomania. set opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. intransigent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established / fixed rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. 2.Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stabilize. to become stable. to become fixed. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. immutability. unchangeableness. stable equilibrium. stabilization. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garlic mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alliarie): Turpgiller familyasından; dik saplı, küçük beyaz çiçekli bir bitkidir. Oluşturulduğu zaman sarımsak kokusu verir. Hemen hemen her yerde bulunur. Kullanıldığı yerler: Temriye uyuz ve yaraların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. torba derisi, skrotum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerin örnek bitkisi (ruta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıtaçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sedefotudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizotugillerden bir sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purslane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purslane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(semizebe): Semizotugiller familyasından; bir yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi toprak üzerine yatık, yaprakları sapsız ve etlidir. Yenilen kısmı, küçük, yuvarlak yeşil yaprakları ve körpe saplarıdır. C vitamini ve Demir bakımında zengindir. İçeriğinde kuzukulağı asidi bulunduğundan tadı biraz mayhoştur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. Vücuda serinlik verir. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir. İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Zayıflamaya faydalıdır. Dalak hastalıklarında şikayetleri geçirir. Uykusuzluk, sinirlilik ve zihin yorgunluğunda faydalıdır. Lapası, yanık ve apsede rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki çeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi semlzotudur.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayaotu): Kendirgiller familyasından; yurdumuzda da yetişen tırmanıcı gövdeli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Gövde ince ve serttir. Yaprakları uzun saplıdır. Kullanılan kısımları dişi çiçek durumları, çiçekler üzerinde bulunan salgı tüyleri ve köküdür. Çiçeklerin terkibinde uçucu yağ, acı maddeler, reçineler, tanen gibi maddeler vardır. Kullanıldığı yerler:Vücudu kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. Uyku verir. Şehveti azaltır. İdrar söktürür. Kanı temizler. İştah açar. Mide ağrılarını giderir. Romatizma ve böbrek taşlarının sebep olduğu şikayetleri giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bira imalinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Bu modda, resme sesli bir not ekleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâbite). (bk.) SAbit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثوابت] yıldızlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinirotu): Sinirotugiller familyasından; bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Birçok yabani türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir. Cerahatı boşaltır. Nasırların sökülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(scrophuiaria): Sıracagiller familyasından; pis kokulu, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boğumlu sıracaotu ve köpeksıracaotu en yaygın olan türlerdir. Kullanıldığı yerler: Lapası sıraca tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelincikgillerden bir bitki ve meyvesi (ornithopus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tanacetum vulgare): Bileşikgiller familyasından; Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesinde doğal olarak yetişen bir bitkidir. Taze bitkinin çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. incontestable. indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., müz. birden, derhal, ani; çabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünya çevresinde tam bir devir yapmayan (uydu, roket); anat. göz çukuru altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. deliğinin üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. ling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(polygala): Sütotugiller familyasından; bir veya çok yıllık, odusu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri kırmızı, beyaz veya mavidir. Yurdumuzda polygala supina ve polygala anatolica denilen türleri vardır. Kökü kullanılır. Kokusu bulantı vericidir. Kullanıldığı yerler: Bronşitte faydalıdır. Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü çoğaltır. Yüksek dozda kullanılacak olursa kusturur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin ayrıldığı dört şubeden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahtakurusu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir bitki (saxifraga).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siğil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumar kabilinden topaç çevirme oyunu; el ile çevrilen topaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübût» tan). Sağlamca yerleştirme, yerinden oynamaz hâle koyma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تثبيت] sağlamlaştırma, tutturma. 2.kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturulmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok iyi ve lezzetli parça; cazip ve ilginç ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. ala lokma, çok iyi ve lezzetli parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırmanıcı, güzel kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türkler’de askeri vali.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedeninde üç bölme bulunan ve şimdi soyları tükenmiş olan deniz böcekleri takımından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yaya kaldırımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Zambakgillerden portakal renkli bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa gagalı ve göğsü kabarık tüylü evcil bir güvercin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanımeligillerden bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. beş paralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gemsiz, yularsız; idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamet edilmemiş, oturulmamış; ıssız, boş, tenha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(şeytanotu): Tarakotugiller familyasından; bir veya çok yıllık bir bitkidir. Birçok türü vardır. Yabanileri, genellikle kumlu yerlerde yetişir. Kullanıldığı yerler: Cilt hastalıklarında kullanılır. Uyuzda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due date. date of maturity. maturity date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çengelli dikenleri olan herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerden küçük bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(meragülü): Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(avrupaçayı): Sıracagiller familyasından; çiçekleri mavi veya beyaz renkte olan bir bitkidir. Yuvarlak saplıdır. Duvar çatlaklarında yetişir. Taze iken kokusuzdur. Kuruduktan sonra güzel kokar. Kullanıldığı yerler: Hazmı kolaylaştırır. Baş ve kulunç ağrılarını keser. Çay gibi içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sıracaotu familyasından, çiçekleri yüksük biçiminde olan bitki (difitabi porpurea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(digitalis): Sıracagiller familyasından; Avrupa, Batı Asya ve Akdeniz bölgesinde yetişen, iki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri dik ve uzun olup salkım şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Yurdumuzda 10 türü yetişir. İçeriğinde kardiyotonik (kalbi kuvvetlendirici) glikozitler taşır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması ve tavsiye edilen miktarın aşılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp ilaçlarında kullanılır. Nabız atışını azaltır. Kan dolaşımını yavaşlatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zabt» tan) (mü. zâbite). 1. İdareye muktedir, hükmetmeye ehil olan: Zâbit adamdır. 2. Subay (Fars. c. zâbitân). Mektepli zâbit = Eskiden harp okulunu bitirmiş olan. Alaylı zabit = Eskiden neferden yetişme olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضابط] subay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Askere kumanda eden rütbeli ask(Erkek İsmi) 2.Ticaret gemilerinden, geminin hareketini yöneten idareci. 3.İdare etme gücü olan. (Mecaz): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şehir veya yerin nizam ve Asâyişi işlerine bakan idare, polis, zaptiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc. especially those dealing with prices. fair marketing. building construction and sanitation. police fiscal. county constabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضابطه] güvenlik görevlisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ZAbit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضابطان] subaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İdareye iktidar ve ehliyet. 2. Subaylık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi zâbıta dilimizde bu mânâ ile az kullanılmıştır). Kaideler, nizamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zavâbit.

Türkçe Sözlük by