Bol Keseden ne demek? | Bol Keseden anlamı nedir? | Bol Keseden

Bol Keseden anlamı nedir?

Bol Keseden ne demek?

Bol Keseden anlamı nedir?

Bol Keseden | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bol keseden

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaldırmak, bozmak; ilga etmek, feshetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaldırılma, ilga abolitionist i herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anfibol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amphibole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anabolisme

biy. özümleme

Özümlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir silikat familyası. Bunlar fizik ve kimya bakımından piroksenlerden farklı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Sepet topu mânâsına gelen bir top oyunu. Beşer kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunda tarafların amacı topu karşı tarafın sepetine sokmaktır. Sepet, üst tarafı daire şeklinde çemberli, altı açık bir ağdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. basketball

sp. sepet topu

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basketballbasketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Kriket’e benzer bir çeşit oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outfield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus güzel sesli bir göçmen kuş, zool. Dolichonyx oryzivorus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İn.). Şarap, likör ve maden suyuna meyve doğranarak yapılan içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geniş, çok, mebzul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. plentiful. generous. plenty. full. rich. wealthy. loose. hefty. wide. baggy. abounding. affluent. ample. bounteous. bountiful. copious. effusive. exuberant. fecund. flush. handsome. hearty. lavish. liberal. lush. luxuriant. opulent. plenteo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. ample. baggy. copious. full. hearty. large. lavish. lush. luxuriant. opulent. plenteous. plentiful. profuse. rank. redundant. rich. loose. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. ample. copious. plentiful. too large. abounding. bounteous. effusive. fat. full. generous. handsome. hearty. hefty. liberal. luxuriant. opulent. profuse. profusely. rich. rife. spacious. superabudant. unsparing. unstinting. wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading transport or Document used to acknowledge receipt of goods; may also be used to serve as a contract for the cargo. Bill of Lading Document used to acknowledge receipt of goods; may also serve as a contract for the transport of cargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading refers to the document on which a carrier acknowledges receipt of materials loaded onto the truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beginning of Life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oak Lawn Branch Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BOLometers technical device. [Welsh belly] Also as 'bwl'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Begin Of Life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bountiful. cut- and-come again. galore. by the gross. largely. liberally. richly. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. abundantly. quite loose. quite wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bold

bl. koyu

Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, gözüpek; atılgan, cüretli; arsız, küstah; çarpıcı, göz alan; dik, sarp. boldface i., matb. siyah harfler. make bold to cesaret etmek, cüret etmek. boldly z. cesaretle. boldness i. cesaret, yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç gövdesi; birkaç çeşit kil, balçık, çamur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bölme işleminde bölünenin kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı, maksumunaleyh. Ortak tam bölen = İki veya daha çok sayıyı kesirsiz olarak bölen sayılardan her biri. Tam bölen = Bir sayıyı kesirsiz olarak bölen sayılardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). İspanyol koregrafisinde belirli bir ritmi olan mâruf dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Bedeni kısa, kolsuz kadın ceketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Spanish dance, or the lively music which accompanies it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of small outer jacket, with or without sleeves, worn by women. a Spanish dance in triple time accompanied by guitar and castanets a short jacket; worn mostly by women music written in the rhythm of the bolero dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

İspanyol müziği ve dansı. önü açık kısa kadın ceketi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by SAG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In addition to Ja

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Afro-Latin ballad form usually with romantic lyric content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operational code name for the build up of US forces in Britain prior to the invasion of France.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Cuban bolero, a musical and dance style, keeps no much likenesses with its old ancestor, the Spanish bolero Romantic, sometimes too much sentimental, it takes its inspiration in opera tunes, French romances and Napolitan songs Ponctuated by a 2/4 time

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by Software AG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In additi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally a Spanish dance in 3/4 time, it was changed in Cuba initially into 2/4 time then eventually into 4/4 It is now present as a very slow type of Rumba rhythm The music is frequently arranged with Spanish vocals and a subtle percussion effect, usua

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Cuban bolero, originally a mid-paced form for string trios, became very popular internationally, usually in a slower and more sentimental form The modern bolero is a lush romantic popular-song form, largely distinct from salsa, and very few singers ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading Electronic Registry Organization An electronic alternative to the traditional bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Closely associated to the Latin-American Rumba, where body expression and rhythm is sensually pronounced, the Bolero too is danced with a strong, yet subtle hip-swinging action In character, the Bolero could be thought of as a slower version of the social

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish dance in 3/4 time, 19th century Also known as Cachuca [back]. short small jacket with rounded front corners. music written in the rhythm of the bolero dance. a short jacket; worn mostly by women. a Spanish dance in triple time accompanied by guita

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolero hat , bolero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlı bir ispanyol dansı; bu dansın müziği; bolero, cepken, bel hizasına kadar inen küçük ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk adlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölge, mıntaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. zone. region. district. division. section. belt. circumscription. climate. corner. department. latitude. phase. precinct. quarter. sector. sky. territory. tract. ward. parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. belt. country. district. latitudes. parish. place. precinct. quarter. region. section. sector. ward. zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

region. zone. area. belt. circumscription. clime. closet. denuclearize. dispensation. district. locale. precinct. section. sector. tract. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. sectional. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. vernacular. zonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video ile kullanılmaya başlanan oynatım yönetme sistemi, dünyayı altı satış bölgesine ayıran, her bölgenin tanımlama kodunu oynatıcılar ve disklerde belirleyen bir sistemdir. Disklerin yalnızca ilgili bölgede oynatılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bolgan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlak büyük göktaşı, bilhassa patlayıcı göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bolivya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia. bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bolivia) Başkent: La Paz.

Nüfus: 7.719.000.

Yüzölçümü: 424.164 km2.

Komşuları: Batıda Peru, Şili; Güneyde Arjantin, Paraguay; Doğuda ve Kuzeyde Brezilya.

Önemli Şehirleri: La Paz, Santa Cruz, Cochabamba.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca, Quechua ve Aymara dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İnkalar 13. yy. da bölgeyi ilk sahipleri Kızılderililerden alarak fethettiler. İspanya’nın hakimiyeti 1530’larda başladı ve 6 Ağustos 1825’e kadar sürdü, ülkenin ismi bağımsızlık savaşçısı Simon Bolivar’dan esinlenerek konuldu. 1879-1935 yılları arasında süren bir dizi savaşta Bolivya; Pasifik sahilini Şili’ye petrol yataklarına sahip Chaco’yu Paraquay’a ve kauçuk yetiştirilen bölgelerini de Brezilya’ya bıraktı. Özellikle maden işçileri arasında başgösteren ekonomik huzursuzluk, uzun süredir devam eden siyasi istikrarsızlığı besledi. 1951-64 yılları arasında Victor Paz Estensaro başkanlığındaki reformcu hükümet (kalay) madenlerini millileştirdi ve Kızılderili çoğunluğun yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çabalarda bulunda fakat askeri bir cunta tarafından devrildi. Darbeler ve karşı darbeler askeri cuntanın General Villay’ı devlet başkanı olarak seçtiği 1981 yılına kadar sürdü. 1982 Temmuz’unda askeri cunta büyüyen ekonomik kriz ve dış borç zorlukları arasında iktidarı devraldı. Cunta Ekim’de istifa etti ve 1980’de demokratik yollardan seçilen Kongre’nin iktidara gelmesine izin verdi. Kokainin hammaddesi olan koka üretiminin azaltılması yönündeki Amerikan baskısı, polisle koka üreticileri arasında çatışmalara yol açtı ve Bolivyalılar arasındaki Anti-Amerikan duyguları artırdı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohum kabuğu veya zarfı (pamuk , keten). boll weevil pamuk mahsülüne çok zarar veren bir çeşit kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bol hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wide. to get loose. to abound. to become plentiful. to be in good supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. iskele babası, duba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bol hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit loosely. to get wide. to get loose. to get loosely. to abound. to become plentiful. to be in good supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide liberally. to make plentiful. to loosen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. lashings. plenty. stores. plentifulness. wealth. looseness. wideness. affluence. ampleness. amplitude. bonanza. copiousness. cornucopia. effusion. effusiveness. exuberance. exuberancy. fleshpot. fleshpots. flood. fullness. fulness. glut. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. amplitude. glut. opulence. plenty. profusion. redundancy. stack. store. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. plenitude. plenty. wideness. looseness. amplitude. flood. glut. latitude. luxuriance. milk and honey. opulence. overmeasure. plethora. profusion. quantity. richness. stack. stores. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divisional. division. partition. splitting. dividing wall. screen. curtain. screening. section. compartment. closet. bay. chamber. fraction. hatch. hatchway. repartition. septum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. compartment. division. partition. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment. partition. screen. splitting. divison. dividing wall. bulkhead. dividing. separation. sectioning. severing. cutting. fission. pitch. side. index. panel. component. parcellation. panelling. cell. stall. pane. cabin. resolution. niche. bo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. separate. split. slice. divvy. divvy up. break down. carve up. cleave. parcel. parcel out. partition. portion. reduce. rend. section. segment. sever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. cleave. dismember. disrupt. divide. rend. section. segment. separate. split. spread. to divide. to dismember. to partition. to carve sth up. to cleave. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided. sectioned. paned. partitioned. checkered. checker-work. cellular. double-bucketed. cantoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek yüzlü uzun bir çeşit bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. Bologna sausage (argo) saçmalık saçma söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bolşevikliği benimseyen kimse, komünist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bolşevik. Bolshevist i. Bolşevik. Bolshevism i Bolşeviklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uzun süs yastığı; yastık, minder; f. yastıkla beslemek; gen. up ile desteklemek, destek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z. sürgü, kol demiri; kilit dili; cıvata; fırlama, kaçış; top (kumaş ,duvar kağıdı); yıldırım; kısa kalın ok; kitabın kesilmemiş kenarları ve sayfaları; f. süngülemek; fırlamak; düşünmeden söylemek, ağzından kaçırmak; çiğnemeden yutmak, alelacele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elemek, elek veya tulbentten geçirmek, süzmek; eler gibi dikkatle gözden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenin etrafına sağlamlaştırmak için dikilen halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k). 1. Bölme işaretinin (-5-) okunuşu. 16/4 ifadesi. «16 bölü 4» diye okunur. 2. Bir bayağı kesirde pay ile payda arasındaki yatay 20 çizginin okunuşu: —kesri «20 bölü 4» diye okunur. 4

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious. schismatic. schismatical. factionist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dividing. divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divider. intriguer. plotter. disrupter. separatist. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bölmek» ten) 1. Bölünmüş bir şeyin her parçası, kıt’a, kısım, cüz 2. Pay, hisse, sehim: Beş bölüğe ayırmak. 3. Duvar, çit, perde gibi bir şeyle ayrılmış bina vesaire kısmı, oda, daire: Bu ev dört bölüğe ayrılmıştır. 4. Bir büyük cemaatten ayrılmış cemaat, fırka, takım, taife, hizip, zümre: Toplanan adamlar beş bölük olmuştu, bölük bölük geldiler. 5. Umumiyetle kalabalık, cemaat, sürü, gürûh, fevc: Bir bölük halk geldi. 6. Memleketin bir kısmı, cihet, taraf. 7. Ortadan bölünmüş saçın bir tarafa taranmış kısmı: Saçını iki bölük etmiş. 8. Askerlikte eskiden yüz kişiden mürekkep, şimdi daha kalabalık, bir yüzbaşının kumandasındaki birlik. Filân taburun birinci, ikinci bölüğü, bölük subayları. Bölük ağası = Jandarma ve zabtiye yüzbaşısı. Bölük emini = Bölüğün hesaplarına bakan subay veya assubay. Bölük başı = Yeniçeri ocağında yüzbaşıya eşit subay, eskiden hamalların ileri gelenlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop. squad. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. troop. part. division. group. body. braid saç örgüsü. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. squadron. part. division. subdivision. compartment. group. body. section. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir bölme işlemi sonunda elde edilen sayı, haric-i kısmet 2. (askerlik). Ordu kuvvetlerinin gerektiği şekilde bölünüp dağıtılışı, taksîm-i kuvâ. 3. Herhangi bir bölme sonunda meydana gelen kısımlardan her biri, bölüm. Tabiat bilgisinde, bölümler, sınıftan başlayarak takım, familya, cins, tür ve çeşit kısımlarından geçerek fertte sona erer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Eşit kısımlara ayrılması gereken yani bölme işlemine uğratılan sayı, maksum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. splitting. separation. split. segmentation. cleavage. fission. rent. schism. secession. schizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. dichotomy. division. fission. partition. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. separation into parts. dissociation. disunion. fission. schism. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, birkaç parça haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. segment. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be divided. to be partitioned. to be separated. cleave. divide. fall into. part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible. unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölünmüş parça. Bir bütünün ayrılmış olduğu kısımlardan her biri, taksimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. section. schism. sect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. normalden daha büyük olan hap, kapsül; topak, top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split. to share. to go shares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to share sth. to divide it up among themselves. share. to go snacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). asit fenikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). fenollü. carbolic acid asit fenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbol asidi katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). dokularda maddelerin karışımının bozularak daha basit maddeler haline gelmesi, anabolizmin karşıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake area. disturbed area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeytani, şeytanca, iblisane, insaniyete aykırı. diabolically (z). şeytanlıkla. diabolicalness (i). şeytanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık; şeytanca hareket; şeytana inanma veya tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki ucu çubuklu bir iple havaya fırlatılan makara şeklindeki oyuncak, makara oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşvik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embolie

tıp damar tıkanıklığı

Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. amboli kan pıhtısının bir kan damarı veya arterini tıkaması; takvimler arasında uygunluk sağlamak amacıyla sene, ay veya gün ilâvesi, ay ve güneş senelerinin uzlaştırılması. embolus i., tıb. damar tıkanmasına yol açan kan pıhtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Order Split)

Girilen bir emrin, orijinal emrin fiyatına eşit ya da orijinal emrin fiyatından daha iyi fiyatlı yeni emirlere bölünmesidir. Emir bölünmesi gerçekleştirildiğinde, bölünen emirlerin toplam miktarının (toplam emir miktarının) ilk miktara eşit veya daha büyük olması zorunludur.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). gözlü cıvata, mapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). On birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. football

sp. ayak topu

Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football. soccer. association football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football. soccer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Futbol oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football player. footballer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footballer. football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer / football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gallipoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Topa yalnız el ile vurmak suretiyle iki takım arasında oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir koni eksenine paralel olarak kesilince meydana çıkan kesitin şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Hiperbole benzeyen. 2. Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. hiperbol. hyperbol'ic s. hiperbolik. hyperboloid s. hiperbole benzeyen, hiperboloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mübalâğa, abartma. hyperbol'ic(al) s. çok mübalâğalı. hyper'bolism i. mubalağaya kaçma, mübalağalı ifade kullanma. hyper'bolize f. mü- balağalı ifade kullanmak; abartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mevsimlere dengeli bir şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu populasyonlar “yosun ormanları,” “subtropikal orman,” “defne ormanları” gibi isimler alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division of labour. division of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon. collision. smashup. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carom. billiard. cannon. collision. smash up. confusion caused by a collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. catabolism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. catabolisme

biy. yadımlama

Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappearance. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. vanishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaybolmak, ortadan yok olup ne olduğu bilinmemek, bk. Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be lost. disappear. go astray. lose one's bearings. clear away. die away. die down. go. lose. lose out. smear. wander. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melt. sag. to get lost. to lose ones' bearings. to disappear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lost. to be lost. to disappear from sight. go. lose. set. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappearance. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana kilit, ana sürgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Almanya'da yerin altındaki kıymetli madenleri korumakla görevli olduğu sanılan bir cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. metabolizma metabol'ic s. metabolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Besinlerin vücutta çeşitli değişikliklere uğramasına «metabolizma» denir. Besinlerin vücudumuzda türlü şekillere ayrılıp çözülmesi, bunlardan faydalanmamız, sonunda kalan artıkların dışarıya atılması hep birer metabolizma işidir. İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda, bitkilerde de metabolizma hayatın temelini teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski bir Yunan gümüş sikkesi; eski Yunan ağırlık birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Bir koniyi ana doğrusuna paralel olarak kestiğimiz zaman meydana gelen kesitin biçimi, Osm. kat-ı mükâfî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabole. parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabole. parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. parabol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benzetme veya kıyas yoluyle ifade edilen; geom. parabolik. parabolically z. benzetme veya kıyas yoluyle ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Parabol biçiminde olan. 2. Parabol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabolic. parabolical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parabolic. parabolical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. parabolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir parabolü belirli bazı şartlar altında yürütünce meydana gelen biçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baldan çıkarılan güzel kokulu bir madde, balmumu yağı. 2. Arıların, kovanı sıvadıkları madde, duval.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halkalı civata, mapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial area. industrial community / district / region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituency district. polling district. electoral / election district. magisterial district. election district / precinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbole

simge

Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. emblem. attribute. banner. exemplar. representation. standard. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. byword. symbol. symbol simge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. byword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbolique

simgesel

Simge ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. symbolical simgesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symboliste

simgeci

Simgecilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. symbolisme

ed. simgecilik

Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve simge değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbole). Belirli bir mânâyı ifade eden şekil, harf vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbolisme). 1. Duygu ve düşünceleri senbollerle ifade etmeyi esas alan görüş. 2. 1885’e doğru Fransa’da doğan akım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free trade zone. free zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parola; belirli bir zümrenin benimsediği âdet; ağız, argo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stromboli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squadron. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sembol, simge, remiz, timsal, alamet, belirti, işaret, nişan. symbol'ic(al) s. sembolik, simgesel, remzi, remiz kabilinden. symbol'ically z. sembolik olarak. symbolism i. simgecilik, sembolizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sembolü olmak; simgelerle ifade etmek; mecazi yönden kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan renginde çelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldırım; şaşırtıcı şey; yıldırım gibi hareket eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tombala oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teknolojide cisimlerin sürtünmelerini inceleyen dal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tribology

sürtünme bilimi

Sürtünme olaylarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. u şeklinde her iki ucu yivli cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürmesini açmak, kilidini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). El ile oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. volleyball

sp. uçan top

Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volleyball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volleyball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by