Bön ne demek? | Bön anlamı nedir? | Bön

Bön anlamı nedir?

Bön ne demek?

Bön anlamı nedir?

Bön | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bon

Türkçe Sözlük

(i.). Budala, saf, ahmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. simple. candid. foolish. gullible. muf. naive. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. Abonne). Gazete ve dergi gibi süreli yayınlara peşin para vererek belirli bir zaman için müşteri olan: Filan gazetenin aboneleri çoktur, bir dergiye abone olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonné

sürdürümcü

Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir gazete ve saireye abone olma, abone olanın hal ve sıfatı, iştirak. 2. Bir gazete ve süreli yayın ve sairenin belirli bir zaman için peşin verilmek suretiyle tahsis edilmiş bedeli, filan gazetenin bir sene için aboneliği şudur (Bunun yerine Fr. «abonnement» da kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having. subscribers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir imalâtçı ile müşteri arasında muntazam satın alma için yapılan anlaşma: Gaz abonmanı, elektrik abonmanı, gazete abonmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonnement

sürdürüm

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket. bus ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). omurga, belkemiği; görünüm veya görev itibariyle belkemiğine benzeyen herhangi bir ,şey; karakter kuvveti, metanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. zengin maden yatağı; refah ve talih kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee. candy. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sugar confectionery; a sugarplum; hence, any dainty. a candy that usually has a center of fondant or fruit or nuts coated in chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. comfit. goody. plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a candy that usually has a center of fondant or fruit or nuts coated in chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy , goody , lozenge , sweetmeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bonbon, şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. glass bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağ irtibat, rabıta; ip, zincir; fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki; yapışıklık; yapıştırıcı madde; mukaveler bono, senet, tahvilat; gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu; kefalet; örgü (duvar); f. kefalete rap

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard, calcified tissue of the skeleton of vertebrate animals, consisting very largely of calcic carbonate, calcic phosphate, and gelatine; as, blood and bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the pieces or parts of an animal skeleton; as, a rib or a thigh bone; a bone of the arm or leg; also, any fragment of bony substance. The frame or skeleton of the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything made of bone, as a bobbin for weaving bone lace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two or four pieces of bone held between the fingers and struck together to make a kind of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whalebone; hence, a piece of whalebone or of steel for a corset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: The framework of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To withdraw bones from the flesh of, as in cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put whalebone into; as, to bone stays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fertilize with bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To steal; to take possession of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sight along an object or set of objects, to see if it or they be level or in line, as in carpentry, masonry, and surveying. a shade of white the color of bleached bones rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates the porous calcif

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet. lady's cap. bathing cap. coif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates. the porous calcified substance from which bones are made. a shade of white the color of bleached bones. study intensively, as before an exam; 'I had to bone up on my Latin verbs before the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dense tissue that forms the skeleton Bone can be donated and transplanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connective tissue that contains a hardened matrix of mineral salts and collagen fibers Its cells include osteocytes, which are embedded within lacunae, and the free-roaming osteoblasts and osteoclasts. derived from naturally deceased animals Bone is usu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support tothe body, It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed aslong, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support to the body, It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed as long, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The size and density of the skeletal frame of the dog The Malamute must be a heavy-boned dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal bones can tell us much about a site: The occupants' diet The species of the animals The sex of the animals The numbers of animals involved How the animals were exploited How the animals interacted with man: domesticated, farmed, parasites They show

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support to the body It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed as long, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove the bones from meat, fish or fowl Use a sharp boning knife and angle the blade toward the bone to avoid tearing or nicking the flesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This refers to the measurement around the leg of a horse, just below the knee or hock It is purpose is to determine the horse's ability to carry weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cut meat away from the bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternate name for a domino or tile due to the fact that the original pieces were often made from animal bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove all meat from the bone before cooking Braise To cook food slowly in a small amount of liquid, in a tightly covered pan Food is cooked slowly by first sauteeing in hot fat and then simmering in a small bit of liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hard bone or wood used to rub off pencil or charcoal design to fabric for samples, or for enlargements '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hard type of connective tissue that contains collagen fibers, calcium phosphate, and hydroxyapatite. refers to a gray brown rather porous variety of the mineral smithsonite it is synonymous with drybone. n tulang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material which makes up the skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemiklerini ayyrmak, ayıklamak; gübre olarak toprağa ufalanmış kemik ilave etmek; balina geçirmek (korse ,gömlek v.b.'ne); (argo) çok çalışmak, hafızlamak, kuşlamak. bone for an exam imtihan için hazırlanmak. bone up on a subject bir mevzu üzerinde oku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemik, kılçık; çoğ. iskelet, vücut: kemikten yapılmış bir şey; balina (korse için); k.dili zar. bone ash kemik kulu. boneblack i. yanık kemiklerden yapılan siyah boya. bone china icinde kemik külü olan tabaklar. bone-dry s. kupkuru. boneless s. kemiksi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili aptal, mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) hata, ahmakça yapılan yanlışlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papatyaya benzer bir bitki, bot. Eupatorium perfoliatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sirloin steak. fillet steak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sirloin steak. fillet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şenlik ateşi, açık havada yakılan ateş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gong gibi ses çıkarmak; i. gong sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal Afrika ormanlarında yaşayan, büyük, kahverengi üzerine beyaz çizgili antilop, zool. Taurotragus eurycerus. bongo drums çift tamtam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. iyi huyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otelci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. torik, uskumru cinsinden birkaç çeşit balık. large bonito torik, peçuta, zool. Pelamys sarda. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bonjur, günaydın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ing., (argo) çakırkeyf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. nükte, espiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. hizmetçi kadın, dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcıkları olan kadın ve çocuk şapkası; başlık şeklindeki kapak; ing. arabanın motor kapağı, kaporta. bonnet box şapka kutusu. have a bee in one's bonnet bak. bee

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlık giydirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,ing., leh. göze hoş görünen, güzel, zarif, hoş; sıhhatli, gürbüz. bonnily z. güzel bir şekilde. bonniness i. güzel oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. bond. certificate of indebtedness. trade acceptance. bill of debt. ordinary bill. courtesy card. promissory note. sterling securities. unnegotiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göze hoş görünmesi için çeşitli metotlarla fazla büyümesi engellenmiş ağaç; bu çeşit ağaç büyütme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. testimonial. reference. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. testimonial. certificate of good service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. certificate of good service. bene decessit. character. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bonsuar, iyi geceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kibar davranış veya tarz; asalet; aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikramiye, fazladan ödenen bir meblağ, prim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. lüks hayatı seven kimse, keyfine düşkün adam; neşeli arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. iyi yolculuklar, yolunuz açık olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemiğe benzer, kemikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya veya Çin'de Budist rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hıyarcıklı veba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasık fıtığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbon; kopya kağıdı, kopya kağıdı ile çıkarılmış nüsha, suret. carbon black is, lamba isi. carbon copy karbon kopyası. carbon cycle (biyol). karbon devresi. carbon dioxide karbondioksit. carbon monoxide (kim). karbon monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karbona ait; karbonlu; karbon gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ızgara et veya balık; (f). ızgara yapmak; gelişigüzel kesmek, parçalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah elmas, genellikle Brezilya'da çıkarılan koyu renk elmas parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) 19 asırda italya, ispanya ve Fransa'da faaliyette bulunan gizli siyasi kuruluşun üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). karbonat, karbon asit tuzu veya esteri; (f). kömür haline koymak, kömürleştirmek; karbonata çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbondioksitle kireç çökeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). karbonata ait, karbonik. carbonic acid karbonik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kömür hâsıl eden, kömürlü, karbonlu; (b.h)., (jeol). karbon devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kömürleştirmek, kömür haline koymak, yakmak. carboni za'tion (i). kömürleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anat köprücük kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan bayrağındaki çapraz kemikler; elektrik veya zehir tehlikesini gösteren çapraz kemikler; (bak). skull and crossbones.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, tatlı, güler yüzlü, şirin, zarif, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir maddedeki karbonu ,çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., şiir siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. Fr.). Soğuk ve sıcağa karşı dayanıklılığı kükürt vasıtasıyle arttırılmış kauçuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebonite. hard rubber. vulcanite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard rubber , vulcanite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ebonit, bir çeşit siyah sert kauçuk, volkanit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). abanoz, abanoz ağacı, (bot.) Diospyros ebenum; (s).abanozdan yapılmış; siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vucutça toplu oluş, dolgunluk, şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. eurobond

ekon. avrovil

Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaka balinası yerine kullanılan kaz kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Commercial Papers)

İhraçcıların borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı kısa vadeli sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the west coast of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gabon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the west coast of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Libreville.

Nüfus: 1.390.000.

Yüzölçümü: 267.667 km2.

Komşuları: Kuzeyde Ekvator Ginesi ve Kamerun, Doğuda ve Güneyde Kango.

Önemli Şehirleri: Libreville.

Din: Hıristiyan %96.2, Diğer 3.8.

Dil: Fransızca, Bantu Dialektleri.

Yönetim Biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Tarih: 19.yy.’ın ikinci yarısında Fransa bölgede hakimiyet kurdu. 1960 yılında Gabon bağımsız oldu. 1990 yılında yeni anayasa oluşturuldu. Gabon zengin doğal kaynakları, dış yatırımları ve hükümetin kalkınma programlarını başarıyla uygulaması sayesinde bugün kara Afrikası’nın en müreffeh ülkelerinden biridir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gabonese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan ve Malezya' ya mahsus kuyruksuz ve uzun kollu şebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bills. certificate of indebtedness. treasury bill. treasury bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Treasury Bill)

Hazine tarafından vadesi bir yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T. kimya). Karbonu ve hidrojeni olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalça kemiği; aşık kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauble. trinket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trinket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tuzlama veya dumanlanarak muhafaza edilen domuz budu veya kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French: ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is the French word for 'ham' which consists of the hind leg of the pig, separated from the carcass at about the second joint of the verebrae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: carbon) (kimya). Bütün organik maddelerde bulunan ve C senbolü ile gösterilen bir elemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rusça’dan). Çarlık Rusya’sının takriben on dört kuruş kıymetinde bir gümüş parası.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: C

Atom Numarası: 6

Kütle Numarası: 12,011

Yoğunluk: 2,62 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 3527 °C

Kaynama Sıcaklığı: 4027 °C

Bileşikleri, doğada çok yaygın olarak bulunur. Yaşam için önemlidir.

Yeryüzündeki kireçtaşı kayaçların ve kömür, petrol, doğalgaz gibi kaynakların yapısında bulunur.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carboniferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Karbon atomlarının fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diğer süreçler sonucunda atmosfer, okyanuslar, yeryüzü vb. arasındaki dolaşımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İçerideki magnezyum alaşımlı kasanın karbon fiber ile kaplanması, VAIO dizüstü bilgisayarlara daha fazla dayanıklılık katmış ve boyut ve ağırlığı önemli ölçüde azaltmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Aktif karbon kullanılarak yapılan soğurma veya adsorpsiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karaelmas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). 1. Karbonik asidin bazlarla birleşerek yaptığı tuzların genel adı. 2. Sodyum bikarbonatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate. sodium bicarbonate. soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeterli oksijen koşullarında fosil yakıtların yanmasıyla oluşan, atmosferde mevcut bir bileşik. Soluduğumuz oksijeni yayan klorofilli bitkiler için gerekli olup kendi başına zehirli değildir, ancak yoğun haldeyken boğucu olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbohydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbohydrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Karbonik asit. Bir karbonla iki oksijenin birleşmesinden meydana gelen bir gazın adı olan »karbonik asit» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Birleşme değeri iki olan CO kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carburize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi sırçadan, iri boncuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organoklorlar diye de adlandırılırlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieidrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lizbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue bead (worn to avert the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. halkın yararına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karbonun radyoaktif izotopu. «Karbon 14» de denir. Fosil iskeletlerinin ne kadar önce yaşadığını bulmakta faydalanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kemikleri çıkık, çok zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski) riband i. kurdele: şerit: yazı makinasının şeridi; çoğ., k.dili araba atının dizgini; şövalyelik nişanı olan kurdele parçası. blue ribbon bak. blue . torn to ribbons lime lime olmuş ribbon. fish kâğıtbalığı, zool. Trachypterus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atta topuk nasırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hayvan hastalığı. Karakabarcık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında karakabarcık da denilen bu hastalık daha çok kasap, çiftçi veya veterinerlerde görülen ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır. Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha sonra patlar. Etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü bir hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Doktora gidinceye kadar aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru soğan.

Hazırlanışı : Üç baş kuru soğan ezilir. Hastanın ayaklarına sürülüp, iyice örtülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthrax. splenic fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthrax. anthrax karakabarcık. karayanık. yanıkara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) cerrah, slang. kasap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incik kemiği, (anat.) tibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarboante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving bond. savings bond. savings bond. national bond certificate. treasury bond certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Mâdeni nefesli ve pistonlu bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trombone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trambone. trombone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. trombon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. serseri, avare, derbeder (kimse). vagabondage i. serserilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balina çubuğu, korseye konulan balina, balık dişi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lâdes kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by