Bor ne demek? | Bor anlamı nedir? | Bor

Bor anlamı nedir?

Bor ne demek?

Bor anlamı nedir?

Bor | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bor

Türkçe Sözlük

(Aslı Arapça’dır). 1. işlenmeye elverişsiz ve tesviye edilmemiş çorak yer. 2. Bulanık suyun kapta bıraktığı pas: Bor (ve galatı bora) bağlamak, bora sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). B senbolü ile gösterilen 2.45 yoğunluğunda bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S Bureau of Reclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bureau of Reclamation. nIII: frontier, border, boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAP's Business Object Repository that contains the definitions of R/3 Business Objects and their associated BAPIs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first god, he was licked out of pure ice by Audhumla ' The Great Nurse' He later married one of the frost giant's daughters see 'Creation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric , boron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Deniz teknelerinin iskeleye, rıhtıma veya başka tekneye yanlamasına yanaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) çocuk düşürmek; boşa çıkmak; bitirmeden durdurmak; başarısızlıkla bitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) çocuk düşürme; düşük; olgunlaşmadan kurumuş çiçek, meyve veya ekin; tam başarısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vaktinden evvel doğmuş; boş, beyhude, eksik, akim; tıb çocuk düşürmeye sebebiyet veren abortively (z). akim kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bora)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). (bk.) Albora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing. overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. italyanca’dan). (Denizcilik). 1. Serenlerin direklerin üzerine kaldırılıp bağlanması. 2. Floka küreklerinin, selâmlamak için yukarı kaldırılması. 3. Dalyanlarda ağın yukarı alınması ile balığın toplanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). arbour (i). çardak, kameriye; (mak). mil, dingil. Arbor Day ABD'de ağaç dikmeye tahsis edilen bir ilkbahar günü. arborvitae (i). ömür ağacı, dirim ağacı, mazi ağacı, (bot). Thuya orientalis. arbored (s). kameriyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaca ait veya ağaç gibi olan; agaçsyl; ağaçlarda yaşayan veya gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), ağaç gibi; ağaçlı ağaçlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), ağaca benzeme, ağaç şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekil ve büyüklük bakımından ağaca benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Birdenbire çıkan fırtına. Pek şiddetli rüzgâr: Bora çıkmak, kopmak, patlamak, zuhur etmek, boraya tutulmak. mec. Pek şiddetli tekdir ve azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squall. tempest. flurry. gale. gust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. gust. squall. tempest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squall. fresh gale. gust of wind. hurricane. lightning storm. tempest. whole gale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe a katabatic wind in Yugoslavia. a regional downslope wind whose source is so cold that it is experienced as a cold wind, despite compression warming as it descends the lee slope of a mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cold, often dry, northeasterly wind which blows, sometimes in violent gusts, down from mountains on the eastern shore of the Adriatic It also applies to cold, squally, downslope winds in other parts of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Erkek İsmi) - Araziden çıkan şiddetli rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borasit, Bandırma taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buram buram dönerek kar veya yağmurla karışık esen şiddetli rüzgâr, fırtına: Bir borağana tutulduk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hodan, bot. Borago officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «bork» tan bude, F. «bore» den borak suretinde Avrupa lisanlarına da geçmiştir) (kimya). Alçıtaşı, tenkâr madeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ziraate elverişsiz, çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Borat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borağan. (bk.) Borağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me’mun’un zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili çeşidinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Makara dilinin pirinçten olan zıvanası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pirinçle karışık ıspanak veya diğer sebze yemeği. (Halîfe Me’mûn’ un evlendiği Boran’ın meşhur incili yeşil halısına renkçe benzediği için bu isimle adlandırılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Rumeli derelerinde kullanılan yekpare kütükten mamul tekne gibi balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Yumuşak beyaz kütle veya sert billûr halinde bulunan magnezyum borat ve kloriti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden meydana gelen tuz. Hekimlikte ve lehim işlerinde kullanılan borat, sodyum boratı olup boraks veya tenkâr adları ile de anılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. borat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boraks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. boru F. zeden = vurmak, çalmak). Askere kumandanın talimat ve tenbihatını tebliğ ve meselâ yemek, uyku vesaire vakitlerini ilân için boru çalmakla vazifeli olan ve savaş meydanında kumandanın yanından ayrılmayan çavuş veya er.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazancıların çaldığı perdesiz boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugle. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggle. trump. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazan çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri verilmek üzere faizle veya faizsiz alınan para. Ar. deyn, karz. Borç almak, etmek. İstikraz etmek: Borç vermek = İkraz etmek veya borcunu ödemek. Boru girmek, batmak = Çok borç etmek. Osm. müstağrak-ı düyûn olmak. mec. Vazife, vecibe. Boyun borcu = Yerine getirilmesi şart bilinen vazife: Bu işi yapmak boynumun borcudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debt. loan. obligation. liability. accommodation. arrear. care. debit. encumbrance. red. arrears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. debit. duty. obligation. loan. adjusted trial balance. charge. float. liability. commodate loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going into debt. loan contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Borca girmek, borca batmak, borçlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted to. to take on debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Borcu olan, Ar. medyûn, garım, verecekli. 2. Mecbur, mükellef: Bu işi yapmaya borçluyum. 3. Minnet altında kalmış, minnettar: O adama karşı borçlu kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. obliged. grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: Bordo). Geminin baş yanı. Borda etmek = Yanyana yanaşmak, rampa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. boardside. beam. cargo door. topside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bordo limanı; Bordo şarabı .Bordeaux mixture ağaçları korumak için kullanılan karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar; hudut, sınır; bir resim veya yazının etrafındaki süs. borderer i. sınırda oturan kimse. borderland i. sınır bölgesi. borderline i., s. sınır s. güçlükle ayırt edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sınır koymak; sınır meydana getirmek; sınırdaş olmak, hemhudut olmak; benzemek, yakın olmak. border on sınır komşusu olmak; eğiliminde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mora çalan koyu kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claret red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maroon. burgundy. claret red. bordeaux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). Alacak hesabı kâğıdı: Maaş bordrosu. Kasa bordrosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. wage slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. docket. list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. list. register. voucher. bordereau. deposit slip. paying- in slip. payroll sheet. salaries list. pay sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bordure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. border. border print. rand. fillet. rim. welt. cincture. framing. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. can sıkmak, bizar etmek, baş ağrıtmak; i. can sıkıcı kimse veya olay, baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. delik açmak, burgu veya matkap ile delmek oymak; i. delik, oyuk; kalibre, çap. bore bit taş delecek kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabarma sonucu oluşan yüksek tepeli dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. poyraza ait, kuzey rüzgarına ait; şimali, kuzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mitolojisinde kuzey rüzgarı, poyrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkıntı, can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Hamurdan veya yufkadan yapılıp içine kıyma, peynir veya sebze vesaire konmakla tepside veya tavada pişen yemek çeşidi. Peynirli, kıymalı börek, suböreği, pufböreği, sigara böreği, tatarböreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky pastry containing thin layers of cheese / minced meat. flan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip dükkânında veya sokakta satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delgi, matkap, burgu; meyva veya ağaç kurdu; beslenmek için diğer balıkların etine gömülen balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Halatın kalınlığını ölçmeye mahsus delikli tahta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. borik, borakslı. boric acid kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde bor bulunan bileşim, borit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Mayistra ve gabya yelkenlerini çeken ip. Borina patesi = Yelkenlerin iki ucuna bağlanıp ortasından borinaya tutturulan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sondaj, delme; delik; çoğ. delik açılırken cıkan moloz; s. can sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve kürksüz baş kabı, kalpak. Beybörkü = Katmerli horozibiği (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Geviş getiren memelilerde midenin kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmuş; doğuştan. He was born in Sivas Sivas'ta doğdu. Where were you born? Nerelisiniz?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear; s. taşınmış, götürülmüş; tahammül edilmiş, dayanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. bathing-gown. bath robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. barber's jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banyodan sonra giyilen havlu. (bk.) Burnus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba, kaza, ilçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ödunç almak, borç almak; mat. ödunç almak (çıkarma işleminde). borrow trouble önceden tasasını çekmek. borrowing i. başka bir dilden alınan kelime veya deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bourse). Sarraflarla nakit para ve tahvilât alışverişi edenlerin toplanıp muamele ettikleri yer. Paris borsası. Borsa cetveli, pusulası = Tahviller, para vesairenin her günkü rayicini gösterir cedvel. Borsa komiseri = Hükümet tarafından borsada bulundurulan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock market. stock exchange. money-market. share market. bourse. exchange. market. rialto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock exchange. stock market. exchange. stock exchange. bourse. dealing costs. exchange market. stock- exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-exchange value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Orders)

Müşteri emirleri, aracı kurum üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Price)

Borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre oluşan fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Members)

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetki belgesi ve Borsa’dan üyelik belgesi almış aracı kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahvil ve kâğıt para üzerine borsa oyunu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus sebze çorbası, borş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşük kalite elmas veya elmas kırıntıları, karaelmas, karbonado.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden top taşıyan büyük harp mavnası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçi boş üstüvâne. Ar. enbûbe, karn. Kurşun, demir, saç boru, soba borusu. 2. Dilsiz ve perdesiz olarak nefesle çalınan bir çalgı Aleti ki helezonî şekilde bir maden borudan ibarettir. Boru çalmak, yuf borusu, mec. Boş saçma, mânâsız şey. Boru gibi ötmek = Gür sesli olmak veya mânâsız, münasebetsiz söylemek. Ağaç borusu = Istramonye. Boruçlçeği = Turuncu, boru gibi bir çiçek kl çardağa çıkar ve duvara tırmanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortasında koyu bir benek olan bir çeşit ufak fasulye, (vigna sinensis). (bk.) Böğrülce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney-bean. cowpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Karnıkara): Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus kurt köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) Yel, şimşek ve gökgürültüleri ile karışık yağan ve kısa süren zorlu yağmur: Yazın sık sık buranlar olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-ria)., (mim), büyük kiliselerde mihrabın üstüne çekilen sayvan; Katolik kilisesinde içine takdis edilmiş ekmek konan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). destekleyici; (i). kuvvetlendirici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek. corroboratives doğrulayan, teyit edici. corroboratively (z). doğrulayarak. corrobora'tion (i). doğrulama, onaylama, teyit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign debt. external debt. overseas debt. oversea loan. oversea debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external borrowing. foreign indebtment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanoğlu; fani, dünyevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli. elaborately z. üzerinde dikkatle durarak, inceden inceye işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek. elabora'tion i. ihtimam, inceden inceye işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forbear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hür doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Gemilerin su sathından yukarıda kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) liman; sığınacak yer, sığınak; (f.) barındırmak; misafir etmek; beslemek. harborage (i.) barınacak yer, sığınak, melce .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iiman şefi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çöpleme, (bot). Helleborus. black hellebore kara çöpleme, karacaot, (bot). Helleborus niger. white hellebore akçöpleme, (bot). Veratrum album. helleborin (i). çöplemeden elde edilen zehirli bir madde. helleborism (i)., (tıb). bu maddeyi ilaç olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mit. kuzey daglarının ötesinde ebedi ışık ve bolluk ülkesinde yaşadığı farzolunan bir top- lumun ferdi; s. bu ülkede yaşayanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal debt. interior debt. domestic debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal borrowing. internal finance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, doğuştan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo cümbüş, eğlenti, slang gırgır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reveille.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black market. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black marketeer. black-market operator. illicit dealer. clandestine trader. illicit trader. trafficker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black marketeering. illicit trade. illegal traffic. trafficking. underhand trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Iskarmozların dış yüzeyinin ve buna benzer şeylerin çalımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Ana direğin kapele payından destemorasına kadar olan kısmı. 2. Eski tahta sava; gemilerinin baş ve kıç lumbarlarına konulan uzun bir cins top, Fr. couleuvrine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labour (f.) çalışmak, çabalamak; uğraşmak, emek vermek, sıkıntı çekmek, güçlükle ilerlemek; (den.) denizlerde çalkalanmak, çok hırpalanmak; doğurma halinde olmak; ağrı çekmek; emekle meydana getirmek. l will not labor the point. işin teferruatın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labour (i.) çalışma, iş, emek; işçi sınıfı; doğum ağrıları; zahmet, meşakkat, sıkıntı, zorluk; (den.) fırtınada geminin şiddetle çalkalanması. Labor Day ABD eylülün ilk pazartesi gününe tesadüf eden işçi bayramı. labor dispute iş ihtilafı, iş an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Laboratuvar işlerinde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant. laboratory worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab assistant , laboratory assistant , operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laboratuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlmî sınâİ çalışmalar, araştırmalar yapmaya yarayan çeşitli cihaz ve malzemenin bulunduğu yer: Kimya laboratuvarı, fen laboratuvarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab. laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işçi, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zahmetli, emekli, yorucu; çalışkan, işgüzar. laboriously (z.) emek vererek; çalışarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labourite (i.) işçi yandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşağı tabakadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint debt. solitary obligation. solidary obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trachea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. throttle. venting pipe. windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. komşu; yakın kimse veya şey; f. komşu olmak; yakın olmak; yaklaşmak, yaklaştırmak. good neighbor policy iyi komşuluk siyaseti. Howdy, neighbor! Merhaba kardeş! next door neighbor kapı komşu, yakın komşu. neighboring on komşu, yakın. neigh borly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head chute. waste drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blintz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puff pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yeniden doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i, tıb. kuvvetlendirici; i. kuvvet ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. namlusu yivsiz, kaval (tüfek veya top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinav usulü soğuk büfe; İskandinav usulü ordövr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzay yoluyle taşınan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölü doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, direngen, serkeş, dik başlı; sebatkâr, azimli; sert, çetin, müşkül. stubbornly z. inatla, ayak direyerek. stubbornness i. inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water carriage / carrier / pipe / tube. water carriage. water carrier. water pipe. water tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünya çevresinde tam bir devir yapmayan (uydu, roket); anat. göz çukuru altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. alttakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikinci dereceye koymak; birinin emri altına koymak; tabi kılmak. subordina'tion i. ikinci derecede veya planda olma; itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını çelmek, kışkırtmak, ifsat etmek, ayartmak; huk. yalan yere yemin etmeye teşvik etmek. subornation i. yalancı tanıklığa teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dümbelek; zilli tef; f. dümbelek çalmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak dümbelek; arkasız iskemle, tabure; elişi için kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümbelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodity exchange. commercial exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğuştan, hakiki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç gibi sağlam, kurt kadar güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmamış, henuz dünyaya gelmemiş; müstakbel, gelecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğu ispatlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat, kolay; tabii; işlenmemiş, çalışılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzen; su yoluyle taşınan; su yoluyle bulaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârın taşıdığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (briç) 9 ludan yüksek kağıt olmayan el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by