Boz ne demek? | Boz anlamı nedir? | Boz

Boz anlamı nedir?

Boz ne demek?

Boz anlamı nedir?

Boz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: boz

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak ve deve tüyü renginde olan. Boz aba. Bozbakkal = Ardıç kuşuna benzer bir cins bahar kuşu. Bozdoğan = 1. Doğanın bir cinsi. 2. Doğan başlı çomak, topuz. 3. Bir cins armut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. dun. grizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. uncultivated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. groan. rough. waste. grey. grizzly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective in moral sense. filthy. immoral. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak with an accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir çeşit fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Bağlarda sona kalan mahsullerin toplanması. 2. Bu işin yapıldığı mevsim, güz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Düzensiz. 2. Asker olmayan, sivil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. lawless. bashibazouk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Darı hamurundan yapılan ekşimsi bir Türk içkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acidulated fermented drink of the Arabs and Egyptians, made from millet seed and various astringent substances; also, an intoxicating beverage made from hemp seed, darnel meal, and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage made of slightly fermented millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozayı yapan ve sokaklarda gezdirip satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhlâl ve fesheden, (bk.) Bozmak. Oyunbozan = Huysuz, arkadaşlarına uym8z (adam). Hatırbozan = Hatır saymaz, hatır kırıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah’a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Boz rengini almak, boz renginde görünmek: Kızarıp bozarmak = Utanmadan veya diğer bir sebepten benzi değişmek ve renklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç kuşunun bir türü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kır beyi, gri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boz rengine çalar, bozumsu. 2. İşlenmemiş, ham ve çalılık halinde toprak. Bozcaada = Çanakkale Boğazı dışında küçük bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tenedos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Doğan kuşunun bir türü. 2. Eski devirlerde kullanılan altı toplu bir gürz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir şahin türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir vasıta ile bozmak, bozmaya sevk ve mecbur veya müsaade etmek, ihlâl veya tahrip ettirmek: Ben yaptığım işi kimseye bozdurmam. 2. Parayı değiştirmek, ufaklığa çevirtmek: Yüz lira bozduracağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. to cause to spoil/ruin. to change. to cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get change for. to break a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tenli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozulmuş, perişân, harap. 2. Mağlûp, dağılmış: Bozgun asker. 3. Bozulma, perişanlık, haraplık. 4. Mağlûbiyet, inhizam. Bozgun vermek = Sınmak, mağlûp ve perişan olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rout. debacle. defeat. discomfiture. beating. cropper. fiasco. stampede. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. rout. stampede. unrest. disorder. checkmate hezimet. routed. defeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. rout. debacle. discomfiture. fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. defeatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. copperhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Mağlûbiyet, çözülme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçsız ve susuz, çora ova, çorak arazi, step, pampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steppe. desert. moor. moorland. veld. veldt. wold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie. savanna. steppe. steppe step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparsely vegetated plain. desert areas. desert. steppe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozmak işi, Ar. ifsâd, ihlâl, fesh. 2. Bozulup bir halden diğer hale geçme. Bozum olmak = Beklenmeyen ters bir cevap alarak mahcup olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defilement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation. corruption. dissolution. frustration. rape. spoiling. quashing. made out of. reconstructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoiling. ruining. cassation. abrogation. quashing. made out of. adapted from. annulment. breach. cancellation. deletion. garble. infringement. violation. vitiating. vitiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamirci, eskici, meremetci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düzgünlüğünü izale etmek, başka hâle sokmak: Odayı düzeltmiştim, kim bozdu? 2. Harap ve vîran etmek: Bahçenin duvarını bozmuşlar. 3. Muattal ve battal etmek, işlemez bir hâle getirmek: Saatini kim bozdu? 4. İzâle, fesh ve lağvetmek: O usûlü bozdular. 5. ifsad, ihlâl etmek: Terbiyesiz adamlarla görüşmesi ahlâkını bozdu, yağmur yolları bozmuş. 6. Dokunmak, zarar etmek: Ham meyveler sıhhati bozar, şeker mideyi bozar. 7. Geri almak, nakzetmek: Yeminini, pazarlığı bozdu. 8. Mağlûp ve münhezim etmek: Düşmanın bir tümenini bozdu. 9. Beklenmeyen bir ters cevapla mahcup etmek: Herkesin önünde adamı bozmak iyi bir şey değildir. 10. Çıldırmak. 11. Çıldıracak surette bir şeyin üzerine düşmek: Bu adam atıyla bozacaktır. Abdest bozmak = Defi hâcet etmek. Ağız bozmak = Sövmek, küfretmek. İstifini bozmak = Kımıldamak, rahatını ihlâl etmek. Oruç bozmak = iftar etmek. Bağ bozmak = Üzümleri toplamak. Tarla bozmak = Açmak, işlemek. Latifey», şakaya bozmak = Ciddî olarak başlanmış bir sözü lâtifeye çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum up. undo. break. unmake. break down. upset. put out of action. vitiate. damage. whittle away. disorder. whittle down. disrupt. whittle off. adulterate. discomfit. ruin. spoil. corrupt. violate. wreck. cash. change. exchange. put to shame. disappo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. addle. annul. attack. bastardize. bedevil. blight. break. bungle. cancel. contaminate. cripple. decay. decompose. disarrange. discolour. disorder. disrupt. disturb. embarrass. frustrate. humiliate. infringe. mar. mutilate. oversimplify. perish. per

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to put out of running order. to destroy. to ruin. to demolish. to disassemble. to undo. to take to pieces. to violate. to deflower. to rape. to close. to disband. to change for the worse. to be overly obsesse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz rengine çalar, bozca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destructive. disruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. wrecker. demolisher. altering. demolishing. ruining. damaging. decomposing. deforming. dismantling. distorting. denaturalizing. spoiler. dissolving. disturbing. corrodent. nullifying defect. vitiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tanbura: Bozuk çalmak. Bozok da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozulmuş, fesâda uğramış, Ar. muhtel: Bozuk yol, bozuk ahlâk. 2. işlemez, muattal, battal: Bozuk saat, bozuk piyano. 3. Yıkılmış, harap, vîran: Bozuk duvar. 4. Tertipsiz, nizamsız: Bozuk düzen. 5. Ekşimiş, kokmuş, yenmez hâle gelmiş: Bozuk yemek, et, peynir. 6. Ufak para: Bozuk para. Bozuk adam = Ahlâksız. Başıbozuk = 1. Gayri muntazam asker. 2. Asker olmayan, sivil. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olan, çopur. Akidesi bozuk = İtikatsız, inançsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. broken down. out-of-action. damaged. disordered. distorted. wrong. imperfect. in bad order. upset. disappointed. bad. bum. dead. deranged. dirty. doric. embroiled. faulty. flyblown. foul. on the fritz. gone. hard-set. haywire. heavy. hipshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. broken. bumpy. corrupt. cranky. dead. dud. foul. impassable. off. rotten. upset. wrong. spoilt. ruined. out of order. out of action. on the blink. on the bum. inactive. faulty. disordered. disarranged. broken. bad. dirty. rotten. tainted. bumpy. depr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small change. broken money. small cash. small currency. bit. loose cod. fractional coin. fractional coins. fractional currency. loose cash. loose change. loose money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.), 1. Bozuk şeyin hâli, halel. 2. Ufak akça, ufak para, ufaklık: Bozukluk yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. malfunction. small change. change. breakdown. defect. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. change. defect. small change. vice. corruption. defeat. trouble. blemish. impurity. fault. marring. mar. break-down. break. tie-up. decay. fouling. divisional coin. fractional coin. token coin. defectiveness. disturbance. malfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. spoilage. decomposition. upset. breach. breakup. confusion. corrosion. corruption. decay. declension. deformation. degeneration. degradation. derogation. deterioration. devolution. disfiguration. disfigurement. disruption. dissolution. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. decay. degeneration. dissolution. rot. deterioration. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Düzgünlüğünü kaybetmek, başka hâl almak: Bu kitap bozuldu, bahçe bakımsızlıktan bozulmuş. 2. Harap ve vîran olmak, yıkılmak: Duvarlar bozulmuş. 3. Muattal ve battal olmak, işlemez ve kullanılmaz olmak: Saat bozuldu. 4. Fenâ bulmak, mahvolmak, perişan olmak, fesholunmak: O usul şimdi bozuldu. 5. Kötüleşmek, fenalaşmak: Bu çocuğun terbiyesi bozuldu, yağmurdan yollar bozulmuştur. 6. Çürümek, kokmak veya ekşimek: Bu et, bu yemek bozulmuş. 7. Mağlûp ve perişan olmak, bozgun vermek: Düşmanın filân tümeni bozuldu. 8. Beklenmeyen, ters bir cevap almakla mahcup olmak: Zavallı çocuk o cevaptan bozuldu. 9. Zayıflamak, benzi solmak: Hastalıktan çok bozulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get out of hand. lose face. go haywire. break down. get out of order. fail. go wrong. spoil. decay. upset. go bad. go sour. turn sour. sour. bust. collapse. conk. decline. deteriorate. disrupt. dwindle. ebb. go off. go under. perish. retrograde. retr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. decay. decompose. discolour. perish. repine. rot. shatter. sour. spoil. to spoil. to deteriorate. to go bad. to go sour. to turn sour. to rot. to sour. to decompose. to decay. to be disconcerted. to be embarrassed. to look small. to feel small. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to go bad. to go sour. to become depraved / corrupt. to be embarrassed. to be flustered. to be angry and upset. to have bad health. to go wrong. to change for the worse. to disintegrate. to rot. to ruin. to decay. to dissolve. to defor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgruntled. disillusioned. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterated. corrupt. decayed. degenerate. disconcerted. off the hinges. impaired. out of joint. putrid. rancid. vitiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozma, ifsat, tahrip. Bağ bozumu = Üzümün devşirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kertenkele.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük Selçuklu emirinin adı. 2.Sürülmemiş tarla.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozulmuş bir şeyin kalan kısımları, döküntü, enkaz, harabe: Bir eski mâbedin bozuntusu, bozulma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ara açılma, sevginin soğukluğa dönmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ara açılmak, araya soğukluk girmek: Evvel çok iyi ahbap idik ama sonra bozuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up with one another. disagree. dissent. quarrel. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası açılmış, iyi müj nasebette olmayan, biriyle arasına soğukluk ve anlaşmazlık girmiş olan: Filânla bir sebepten bozuşmuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yağmur getiren lodos rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu kalın ve kısa, başı küçük, zararsız bir yılan (eryx).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porthole. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Mayalanmaya engel olabilen madde.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nifakçı, karıştırıcı, iş bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pesky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jarring. pesky. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam yonca konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by