Br ne demek? | Br anlamı nedir? | Br

Br anlamı nedir?

Br ne demek?

Br anlamı nedir?

Br | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: br

Türkçe Sözlük

Brom elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. British.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). abridged, abridgement.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. counterweight. makeweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler; muska; anlamsız söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) aşındırmak, yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبراه] su yolu, kanal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steer a ship. to manage abnormal conditions. to master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Ebreş» ten). 1. Alaca benekli (At). 2. Tüysüz yerlerinde uyuz gibi bir hastalığı olan (At), yukarıda anılan illet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرش] alacalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) aşınma yenme, yıpranma; aşınmış veya aşındırılmış kısım yahut ondan kopan parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s) aşındırmak ve bilemek veya cilâ yapmak için kullanılan bir madde; aşındırıcı şey, yıprandırıcı madde; (s). aşındıran, bileme veya cilâ işinde kullanılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yan yana, beraber; aynı hizada, aynı seviyede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, kesmek; mahrum etmek abridgement (i) kısaltma, özetleme; azalma, kesilme; bir eser, demeç veya sözün kısaltılmış şekli; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبریز] tuvalet. 2.ıbrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) ortalıkta, halk arasında; dışarıda; dış memleketlerde, hariçte; şurada burada, her tarafta; memleket dışına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek; kaldırmak, bir tarafa koymak abroga'tion (i). ilga, iptal, yetkisini kullanarak feshetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ab-ı rû). 1. Yüzsuyu, yüz aklığı, ırz, namus. 2. Şeref, haysiyet, Abrû dökmek = haysiyetini ayaklar altına almak, yüzsuyu dökmek. 3. Emsaline şeref veren: Abrûy-ı Al-i Osman olan FAtih.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب رو] parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Fırça ile dikine taranacak şekilde kısa kesilmiş erkek saçı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cebir ilmi. algebra'ic (s). cebir ilmine ait, cebirsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. mitoloji). Olimpos tanrılarının yemeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Yunan tanrılarının ölümsüzlük veren yemekleri; çok lezzetli yiyecek veya içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kinin gibi bir ilâç, atebri n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtma tedavisinde kininin yerini tutan sarı renkli bir ilâcın adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslen İrlanda'nım Balbriggan şehrinde imal edilip çorap ve iç çamaşırları yapımında kullanılan ince pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaplana benzer ve ondan büyük ve pek yırtıcı bir canavar ki, Hindistan’da ve Afrika’da bulunur. Postu pul pul olup, güzel pösteki olur. Türkçe’de «bâbur» veya «babur» denir. Erkek adıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ببر] kaplan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bebr tavrı takınmak. (bk.) Böbürlenmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anların yavrulan için hazlrladıkları, çiçeklerin sarı tozu ve proteininden meydana gelen bir gıda karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. breweries. brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ey, be hey, yâhu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı bögürek). Böğürün iki tarafında idrarı toplayıp mesaneye veren iki organ. Ar. kilye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nephritic. renal. kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Böbreklerin üstüne gelecek şekilde haşlanmış veya çiğ lahana yaprağı konup, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mantık ve elektronik hesap makinelerine uygulanan bir çeşit cebir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Güney ABD) erkek kardeş, ağabey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili sütyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağ, kuşak, raptetmeye mahsus herhangi bir şey; mak. matkap kolu; den. prasya; gen. çoğ., (dişçi) tel; tıb destek; ing., çoğ. askı, pantolon askısı; çift; iki veya daha çok satırı birbirine bağlayan işaret; f. sağlamlaştırmak, destek olmak; birbiri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilezik; k.dili kelepçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destek, kuvvet veren şey veya kimse; A.B.D., k.dili canlandırıcı bir içki, tonik; kol bağı; ok atarken sol bilek ve kolun alt kısmını korumak için takılan bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika'dan ABD'ye getirtilen kontratlı tarla işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kola ait, kol gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. dalları geniş ve karşılıklı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kolsu-ayaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek kısa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısakafalı, brakisefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kuvvetlendirici, kuvvet verici; i. destek, dayanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit büyük eğreltiotu, bot. Pteridium aquilinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dirsek, destek, kenet; altından destekle tutturulmuş raf; vergi değerlendirmesi için gelire göre yapılan ayırım; parantez, köşeli parantez; f. parantez içine almak; destek veya dirsek ile tutturmak; bir tutmak, eşit kabul etmek; hedefi makas içine

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif tuzlu, acı; tatsız. brackishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. brakte, bürgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. brakteli, bürgülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve küçük başlı çivi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biz, kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskoç. bayır, yamaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. övünmek, kendini methetmek, yüksekten atmak; övmek, methetmek; i övünme, atma; övürlen kimse; ovünülecek şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Topu zabtetmek için kuyruğuna takılıp geminin bor dasına bağlanan halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palavra; palavracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i övüngen kimse, yüksekten atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One First Cause; also, one of the triad of Hindoo gods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The triad consists of Brahma, the Creator, Vishnu, the Preserver, and Siva, the Destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A valuable variety of large, domestic fowl, peculiar in having the comb divided lengthwise into three parts, and the legs well feathered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are two breeds, the dark or penciled, and the light; called also Brahmapootra. the Creator; one of the three major deities in the later Hindu pantheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part of the primary Hindu trinity of gods; the creator, whose breathes out the universe to make it come into existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inhabitant of the highest, non-sensual levels of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Hinduism, a post-Vedic deity Brahma is the god of creation and first in the Hindu triad of Brahma, Vishnu, and Shiva He is represented as red in color, with four heads and four arms, holding, respectively, a goblet, a bow, a sceptre, and the Vedas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The creator God and member of the Hindu trinity of deities, which also includes Shiva and Vishnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Creator God; the First Person of the Hindu Trinity, the other two being Vishnu and Siva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A creator god, with four heads to overlook each of the four directions Often just three heads, or only one, are shown Brahma is found both in Hindu and early Buddhist sculpture, eventually making his way to Japan as Bon-ten His vahana is a wild goose Desc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Infinite Eternal Element that manifests as all things and beings; literally that which bursts forth in the form of the universe; that which gives rise to the universe, supports it, and reabsorbs it. the Hindu creator god, one of the three chief manifestat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the three major deities of Hinduism, along with Visnu and Siva Adopted as one of the protective deities of Buddhism. the first created being of the universe; directed by Lord Visnu, he creates all life forms in the universe and rules the modes of p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The third aspect of the Hindu trinitySiva , Krishna and Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu name of God the Creator, one of the Trinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Creator God of the Trimurti in Bhakti Hinduism. creator. god of creation, knowledge, consort of Saraswati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Lord Creator. the Creator; one of the three major deities in the later Hindu pantheon. any of several breeds of Indian cattle; especially a large American heat and tick resistant grayish humped breed evolved in the Gulf States by interbreeding Indian

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma, büyük Hint ilahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bacakları tüylü, kuyruğu ve kanatları kısa olan bir çeşit iri Asya tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of the highest or sacerdotal caste among the Hindoos. any of several breeds of Indian cattle; especially a large American heat and tick resistant grayish humped breed evolved in the Gulf States by interbreeding Indian cattle and now used chiefly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the primary subject matter of the Upanishads, the very essence or principle of ultimate reality; the Absolute; the uncreated creator Brahman is the neuter, or impersonal, form of Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ultimate reality, as Hinduism speaks of it, the ground and source of all that is Sometimes it is referred to as impersonal or transpersonal, beyond all name and form But some Hindu traditions identify it as the transcendent Godhead that chooses to manifes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Brahmans of India have long maintained that they, by their birth, are worthy of the highest respect Buddhists borrowed the term 'brahman' to apply to arahants to show that respect is earned not by birth, race, or caste, but by spiritual attainment thr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Godhead The Absolute, the Supreme Reality, the Ultimate Reality, Truth or the Self of the Vedanta Philosophy are also used interchangeably for Brahman; See Sat-Chit-Ananda. also called Nirguna Brahman, this state of Voidness is regarded as the Unmanifest

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest of the Four Castes in ancient India at the time of Shakyamuni They served Brahma, with offerings; the keepers of the Vedas, i e priestly caste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transcendental ground of existence, or innermost essence of all reality In the Vedanta philosophy, Brahman is the Absolute, or sole reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Supreme soul of the universe underlying all existence, all pervading and infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu notion of the all-pervasive God who is identical to the self within us, especially as described in the Upanishads and Vedanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spiritual essence of the universe The spiritual essence of the universe. the name given by Hindu teachers to the infinite divine reality from which all has emerged, and to which all will ultimately return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Absolute, Whole. same as Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supreme reality. the Hindu concept of an impersonal Supreme Being; the source and goal of everything. a member of a social and cultural elite ; 'a Boston Brahman'. a member of the highest of the four Hindu varnas; 'originally all brahmans were priests'. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma rahibi, Brehmen; bir cins inek Brahmin i. soylu ve kültürlü kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brahmanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. örmek, örgü şeklinde dokumak; kurdele veya bant ile tutturmak, bağlamak (saç); şerit veya sutaşı ile süslemek; i. örgü, saç örgüsü; şerit, sutaşı; kurdele, bant, şerit (saç için). braiding i. saç örgüsü; saç örgüsü şeklindeki motif veya süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. yelken ipi, istinga ipi; f. istinga etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körlerin parmaklarıyla dokunarak okumaları için kabartma harflerden meydana gelen bir baskı sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafasını yarmak, beynini patlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin dimağ; çoğ. kavrayış, zeka, akıl, zihin, kafa. brain child k.dili fikri eser, buluş. brain fever beyin humması. brainpan i. kafatası. brainsick s. deli, akıl hastası. brainstorm i. ani ve şiddetli gelen cinnet krizi; k.dili ani gelen ilham. brain

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti veya sebzeyi yağda çevirdikten sonra kendi suyuyla yavaş yavaş pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalılık. braky s. çalıyla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fren; keten ve kenevir liflerini ayırmak için kullanılan tokmak veya makina; f. fren yapmak, frenlemek; fren tertibatı takmak; iş1emek (keten veya keneviri). brake adjustment oto. fren ayarı. brake block tekerlek baskı takozu, fren takozu. brake dr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit büyük eğreltiotu, bot. Pteridium aquilinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen çalısı, kaba diken, bot. Rubus fruticosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ ispinozu, zool. Fringilla montifringilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kepek. branny s. kepekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dal, kol, şube, bölüm; akarsu kolu: f. dal budak salmak; kollara ayrılmak, şubelere ayrılmak; bölmek, ayırmak; elişi ile süslemek. branch off ikiye ayrılmak; konu dışına çıkmak. branch out geniş1emek, yayılmak, dal budak salmak. root and branch baş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. solungaç, galsame. branchiate s. solungaş1ı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kabuklu deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. marka, alamet, alameti farika; dağlama, dağ, nişan, damga, işaret; namus lekesi, ayıp; dağlamada kullanılan demir; yanan veya yarı yanmış odun parçası; (eski), (şiir) kılıç; f. dağlamak; lekelemek, damgalamak. brander i. dağlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yepyeni, gıcır gıcır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Harp gemilerinde askerin asma yatağı, salıncak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor's hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor's hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. balecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak, savurmak; i. sallama, savurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. üzerinde sarı lekeleri olan. kızılkahverenkli ve daha çok gübre yığınlarında bulunan küçük solucan, zool. Helodrilus feotidus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konyak. brandied s. konyağa yatırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. branche

kol

Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. branch. major. province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch dal. kol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu renkli birkaç çeşit küçük kaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D. aceleci, atılgan, girgin; yüzsüz, küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufalanmış kaya parçaları; dalgaların sahile getirdigi buz parçacıkları; leh. hastalık krizi; sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brasilia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. pirinç (madeni alaşım); pirinçten yapılmış alet veya eşya; müz. pirinçten yapılmış nefesli çalgılar, bando; A.B.D., (argo) yüksek rutbeli subaylar, omuzu kalabalıklar; (argo) para, (slang) mangır; kendine güven; küstahlık, yüzsüzlük; s pirinçten ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para basma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazubent, kolun üst kısmına takılan bant; kol zırhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş kısmının altı pirinçten yapılmış golf değneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sutyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pirinçten yapılmış, pirinç kaplama; sert ve madeni; k.dili yüzsüz, arsız, cüretkar; cırtlak. brassily z. arsızca. brassiness i. arsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Yelken serenlerini çevirmek için iki uçlarına bağlı ip. Brasya etmek = Bu ipleri çekerek yelken serenlerini çevirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurcak, velet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir maden ocağında hava deliği meydana getiren tahta v.b.'nden yapılmış bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domuz etinden yapılmış ufak sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabadayılık, kuru sıkı atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. cesur, yürekli, yiğit; yağız, yakışıklı; i. yiğit kimse, kahraman; Kızılderili savaşçı; f. cesaretle karşı koymak, göğüs germek, karşı gelmek. bravely z. yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cesaret, kahramanhk, yiğitlik; gösteriş, ihtişam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Best Resolution Audio Visual Integrated Architecture ( En İyi Çözünürlüklü Sesli Görsel Entegre Mimari )

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Sync arkanıza dayanıp, BRAVIA TV’nizin uzaktan kumandasını kullanarak, Sony tarafından üretilmiş olan Handycam® video kamera ya da Blu-ray Disc™ oynatıcınızı kontrol etmenizi sağlar. Sony ürünlerinden daha da iyi yararlanmak için bir diğer inanılmaz basit yöntem. Örnek olarak, Blu-ray Disc™ oynatıcınız HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlıysa, BRAVIA uzaktan kumandanızın Play tuşuna basarak, film izleyebilirsiniz. Veya Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlarsanız, cihazda bulunan film ve fotoğrafları görüntülemek için TV’nin uzaktan kumandasını kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bravia Theatre Sync, Ev Sineması ayarlarını kontrol etmenin yeni yoludur. HDMI™ bağlantıları ve bir uzaktan kumanda kullanılarak, sistemi oluşturan çeşitli birimler arasında sinyaller gönderilebilir. BRAVIA Theatre Sync her türlü karmaşıklığı ortadan kaldırır; bu sayede, filmin keyfini çıkarmaya konsantre olabilirsiniz. Tek bir tuşa dokunmanızla ses cihazı ve TV açılır, doğru girişler seçilir ve Blu-ray Disc™ veya DVD oynatıcı çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Aferin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo!. well done!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A daring villain; a bandit; one who sets law at defiance; a professional assassin or murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo. well done. bully for you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Aferin! Bravo!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haydut, eşkıya, cani, suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. hareketli bir parça veya bölüm; yorumlamada hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gürültülü munakaşa, ağız dalaşı, kavga; A.B.D., (argo) gürültülü ziyafet; eski bir Fransız halk oyunu; f kavga etmek; patırtı etmek; gürül gürül akmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi gelişmiş adale; adale kuvveti; haş1anmış yabani domuz eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, adaleli. brawniness i. kuvvetlilik, adaleli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çogunlukla oldürücü olan sarı bir koyun hastalığı; s. bu hastalığa yakalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. anırma, kulakları tırmalayan herhangi bir ses; f. anırmak; gürültülü ve hoşa gitmeyen sesler çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezerek ufalamak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı iş1erinde mürekkebi düzgünce yaymak için elle kullanılan silindir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pirinçle kaplamak; pirince benzer hale getirmek; pirinçten imal etmek; pirinç veya çelikle kaynak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pirinçten yapılmış; pirinç gibi; utanmaz, yüzsüz, arsız. brazenfaced s. yüzsüz, arsız. brazenly z. yüzsüzlükle. brazenness i. yüzsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yüzsüzlükle karşılamak; yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirinç işleri yapan kimse; mangal, maltız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brezilya. Brazil nut Brezilya kestanesi. Brazilian i., s. Brezilyalı; s. Brezilya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brazzaville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for business reply envelope, a key element of the typical direct mail subscription promotion package BRE's are postage-paid by the publisher to encourage response from the prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym for business reply envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The industry short form description of a Business Reply service Envelope see Business Reply Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Reply Envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Reply Envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for business reply envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Research Establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for business reply envelope, a key element of the typical subscription promotion package BRE's are postage-paid to encourage response from the prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kırık, yarık, gedik; ihlâl, riayetsizlik (kanun v.b.); bozulma; balinanın suda sıçraması; dalgaların sahile vurarak kırılması; (eski) yara; f. gedik veya rahne açmak. breach of the peace asayişi ihlâl etme, kavga. breach of promise sözünden dönme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekmek, yiyecek; maişet, geçim; (argo) para breadbasket i. ekmek sepeti; mec. tahıl ambarı; (argo) mide. bread crumb ekmek kırıntısı, ekmek içi. breadfruit i. ekmek ağacı, bot Artocarpus. bread line parasız ekmek veya yemek almak için meydana gelen kuyr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genişlik, en, arz, enlilik. breadthways, breadthwisez enine, genişliğine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kırmak, parçalamak; ihlâl etmek, riayet etmemek, uymamak (kanuna); bir yerini kırmak, yaralamak; bozmak, araya girmek; sona erdirmek, bitirmek; nüfuz etmek, içine girmek; iflâs ettirmek; bozdurmak (para); kaçmak, firar etmek; elek. devreyi bozmak, devr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kırık, çatlak, aralık, açıklık, fasıla; atılma; kaçış; ani kesiş, ani düşüş; az bir miktar, parça, kısım; k.dili fırsat, şans; k.dili gaf, pot; elek. devrenin bozulması, devrenin kapanması; cazda solo bölüm; borsada ani fiyat düşüşü; matb. paragraflar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. cepheyi yarıp geçme; hamle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısılma, bozulma, dağılma, parçalanma; Kan. buzların çözülmeye başladığı zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırıcı şey veya kimse; sahile çarparak köpük haline gelen dalga; den. mancana, gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kahvaltı, sabah kahvaltısı; f. kahvaltı etmek; kahvaltı çıkarmak, kahvaltı vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, kafa göz yarabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çipura, karagöz, mercan gibi birkaç cins balık; çapak, zool. Abramis brama. fresh water bream sırtar balığı. sea bream karagöz balığı, zool Saryus; sarıgöz, zool. Cantharus lineatus; sarpa, zool. Padentus centrodontus. red sea bream mercan balığı, zool

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. karina yakmak,raspa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. göğüs, meme; sine, kalp, yürek, gönül, iç; f. göğüs germek, karşı durmak; göğüslemek. breastband i. eyerin göğüs kayışı, sinebent kayışı; den. iskandil atan neferin göğüs verip dayandığı halat. breastbone i. göğüs kemiği, kas kemiği, iman tahtası b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüslü. double breasted kruvaze, çift sıra düğmeli. single breasted tek sıra düğmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes, soluk; bir nefeslik zaman, dem, an; fısıltı; hafif rüzgâr; ağızdan çıkan buhar, buğu. breathtaking s. heyecan veren, insanın nefesini kesen. catch one-s breath soluğu kesilmek, soluk almak, dinlenmek. in the same breath bir solukta, aynı zamanda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nefes almak, teneffüs etmek, soluk almak; hafifçe esmek; yaşamak, var olmak; koku neşretmek; nefes alıp vermek; fısıldamak; ifade etmek, belirtmek; agzından püskürtmek; hayat vermek, canlandırmak; nefes aldırtmak. breathe again veya freely rahat nefes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes alan kimse; k.dili teneffüs, paydos, ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nefes nefese, soluğu kesilmiş; nefesini tutmuş, sessiz; soluğu kesen, korkutucu; ölü, cansız; hareketsiz, kımıldamayan. breathlessly z. soluk soluğa. breathlessness i. soluksuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol. breş, brike, birbirine yapışık köşeli parçalardan meydana gelmiş kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. breed bred out dejenere olmuş, cinsi karışmış. ill-bred s. terbiye görmemiş .well-bred s. iyi terbiye görmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuyruk takmak (tüfeğe); pantolon giydirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıç, dip, arka; top kuyruğu. breech block topun kuyruk kapağı, kama gövdesi. breechcloth i. edep yerlerini örtmek için kalça etrafıyla bacak arasına sanlan örtü. breechloader i. kuyruktan dolma top veya tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ pantolon; dizlik, külot pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cankurtaran varagelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın arkasından geçen kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. doğurmak, yavrulamak; çiftleştirmek, üretmek; özel olarak yetiştirmek; sebep olmak, hâsıl etmek, kaynak teşkil etmek; gelişmek; hâsıl olmak; türemek; i. cins, soy, nesil; çeşit, tip. breeder reactor üretici reaktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, üreme; yetiştirme; terbiye; bitki ve hayvan türlerini ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kok ve mangal kömürü artığı kul ve kömür parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif rüzgâr, esinti, meltem; ing., k.dili münakaşa, huzur bozucu bir şey; f., k.dili coşarak gitmek, kolayca bitirmek. in a breeze (argo) kolayca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki bina arasındaki yalnız üstü kapalı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadar, rüzgârlı; canlı, hareketli. breezily z. esintili olarak. breeziness i. rüzgarlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Brahmanizme mensup. 2. Brahman rahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. Al. jeoloji). Tabiî çimento ile kaynaşmış kırıntılardan meydana gelen kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. breccia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeşler; ihvan (dini konularda ve tarikatlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. iki tam notaya eşit nota; huk. resmi yazı; sesli harflerin kısa okunması için üzerlerine konulan ^ işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. subayların fahri ve salâhiyetleri sınırlı olarak atandıkları bir üst rütbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kilisesinde okunan günlük dua ve okuma parçalarından ibaret kitap; diğer kiliselerde kullanılan buna benzer kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. 8 puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mayalama yoluyla bira gibi içkiler yapmak; hazırlamak, kaynatmak, sebep olmak (fesat, kötülük v.b.); i. bir defada çekilen miktar (bira); mayalanmak suretiyle hazırlanmış içki. be brewing patlamak üzere olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya ile yapılmış içkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira yapan kimse, biracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. et suyu; tirit, et suyuna batırılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. A.). Baklagiller familyasından olan bazı ağaçların kırmızı renkli boya çıkarılan tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazilian. brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. brier.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rüşvet; f. rüşvet teklif etmek veya vermek. bribery i. rüşvetçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Dört kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak tefek süs eşyaları, biblolar, antikalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tuğla, tuğla biçiminde şey; k.dili mert ve iyi bir kimse; f. tuğla döşemek, tuğla ile örmek veya kapamak. brickbat i. tuğla parçası, fırlatılan herhangi bir şey; k.dili hoşa gitmeyen söz veya tenkit, taş. brirck dust tuğla tozu, horasan. brickkiln

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. brick game

tuğla oyunu

Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Tek atlı, yaylı araba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilardo oyununda bir vuruş; beklenmedik bir darbe veya dolaylı bir hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gelin veya düğüne ait; i. düğün. bridal chamber zifaf odası, gerdek. bridal wreath bof Spiraea cinsinden küçük beyaz çiçekli birkaç ,ceşit bitki; keçisakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel veya nakışta motifleri birbirine bağlayan bağ, atkı, ilmik v.b.; süslü kadın şapkası şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin, yeni evli kadın veya evlenmek üzere olan kız. give away the bride nikâhta gelini güveye teslim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvey, damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köprü; kaptan köprüsü; anat. burun kemiği; dişçi. köprü; müz. köprü; gözlüğün buruna oturan kısmı; f. köprü yapmak, köprü kurmak. bridgehead i., ask. köprübaşı mevzii. burn one's bridges ricat yolunu kesmek, geriye dönüş imkânını yok etmek. bridgew

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskambil briç, briç oyunu. bridge tournament briç turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın başına isabet eden kısmı; gem; bağ; den. iki gemi demirini birleştiren zincir veya halat. bridle hand dizgini tutan el, sol el. bridle path atlılara mahsus yol. bridle rein dizgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gem vurmak, dizginlemek; hareketlerini sınırlamak; baş kaldırmak; karşı gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzey Fransa'da Brie bolgesinde yapılan tuzlu ve yumuşak bir cins peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. kısa, muhtasar, birkaç kelime ile ifade edilen; i. özet, hulâsa; huk. dava özeti; lâyiha, yazılı belge; üzerinde Papa'nın mührü bulunan mektup; f. özetlemek, hulâsa çıkarmak; ing., huk. avukat tutmak. I hold no brief for him Ben onu müdafaa etm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrak cantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. funda, bot. Erica arborea. brierroot, brierwood i. funda kokunun pipo yapımında kullanılan tahtası; bu tahtadan yapılmış pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. briefing

bilgilendirme

Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing. emergency edition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. brik, iki direkli randalı kabasorta gemi; geminin hapishanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tugay, liva; ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan; f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek; alayları tugaylara göre tanzim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuğbay, albayla tuğgeneral arasında bir rutbe. brigadier general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkıya, haydut, saki. brigandage i. eşkıyalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. den.gulet (gemi); perkende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. parlak, ışıldayan, ışıklı, aydınlık; renkli; şeffaf, berrak; muhteşem, şaşaalı; zeki; canlı, hareketli; memnuniyet verici, mutlu; z. parlak bir şekilde. brightly z. parlak bir şekilde. brightness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. parlamak neşeli ve canlı olmak; parlatmak, aydınlatmak, canlandırmak, neşelendirmek. Bright's disease tıb. bir çeşit böbrek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). İki direkli, seren yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Oturulacak yerleri arabanın yanlarında karşılıklı iki sıradan ibaret olan yaylı at arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brig. two-masted ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Maden kömürü tozundan yapılan topak. 2. Bir çeşit tuğla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette. briquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette. briquet. brick. breeze block. patent fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalkan cinsinden yassı bir balık, dikensiz kalkan, zool. Rhombus laevis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fevkalade parlaklık; ihtişam; zekâ parlaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok parlak, göz alıcı; çok zeki; i. pırlanta; matb. üç puntoluk harf. brilliantly z. parlak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briyantin; alpakaya benzer bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bardak veya fincan gibi çukur bir kabın ağzı, kenar; dışarı doğru taşan veya çıkıntılı olan kenar; f. ağzına kadar dolu olmak; ağzına kadar doldurmak. brimful s. ağzına kadar dolu. brimmer i. ağzına kadar dolu kadeh veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kükürt; cadaloz kimse, kavgacı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gri veya kahverengi zemin üstüne benekli veya çizgili renk karışımı; benekli veya çizgili hayvan. brindled s. benekli, çizgili; gri; kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tuzlu su, salamura; deniz, okyanus; deniz suyu; f. tuzlu suya bastırmak salamura etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. getirmek; hâsıl etmek; sevketmek; icbar etmek, mecbur tutmak. bring about sebep olmak, hâs etmek; beraberinde getirmek. bring an action, bring suit dava etmek. bring around, bring round kandırmak, ikna etmek; ayıltmak, kendine getirmek. bring down the

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar (uçurum, felaket); kıyı. on the brink of destruction mahvolmak üzere. on the brink of the grave bir ayağı çukurda: ölmek üzere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli bir gayeye ulaşmak için büyük bir rizikoyu göze almak (çoğunlukla siyasi hayatta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzlu, salamura tadında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. paskalya çöreği hamuru ile yapılmış tatlı çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briket, sıkıştınlmış kömür tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. canlı, hareketli, uyanık: sert, kamçılayan (hava ve rüzgar); f. canlandırmak, hareketlendirmek; canlanmak, hareketlenmek. briskly z. canlı olarak. briskness i. canlılık, hareketlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın göğüs eti, döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kalın ve sert kıl, domuz kılı; f. tüylerini kabartmak, öfkelenmek: dikelmek; diken diken olmak (saş, kıl,ve tüy); sert kılları andıran bir şeyle dolu veya kaplı olmak; dikeltmek. bristly s. kıllı; öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak ringa balığı; bir cins kabuklu ufak deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Britanya, ingiltere adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Britanya, Britanya imparatorluğu. britannia metal bazen kaşık, çatal, bıçak yapımında kullanılan bir çeşit beyaz maden alaşımı, beyaz metal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Britanya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. breeches.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Britanya'ya ait; i. ingiliz, Britanyalı. Britisher i. ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanlarda Britanya adasmın güneyini istila eden Keltlerden biri; Britanya imparatorluğunda oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bretanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kolay kırılır, gevrek; i. içinde fındık v.b. bulunup soğuduğu zaman gevrekleşen ve erimiş şekilde yapılan tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü açılır kapanır uzun araba, brıçka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Saçları parlatmak, yatırmak ve şekillendirmek için kullanılan güzel kokulu bir çeşit yağ, saç yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliantine. hair gloss. lacquer. pomade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haarfestiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matkap, sivri ve delici bir alet, siş, boşaltma tığı, rayma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delmek, delik açmak; fıçı açmak; çekmek; ortaya atmak, öne sürmek (bira, şarap v.b.'ni); den. birdenbire orsaya gelip fazla yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geniş enli; hudutsuz; belli, açık; belli başlı, ana, genel, umumi; kaba; serbest, liberal; i. açıklık; (argo) kadın; (argo) fahişe. Broad Church i. ingiliz kilisesinde serbest fikirli zümre. broad bean bakla. broad daylight güpegündüz. broad jump u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., d.y. raylar arasında 15 m'lik veya daha geniş mesafe olan, geniş hat meydana getiren; A.B.D., mec. her şeyi ilginç bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş omuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balta, savaş baltası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuveyker (kuaker) mezhebine bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s., z. radyo ile yayınlamak, neşretmek; saçmak; etrafa yaymak (dedikodu v.b.); radyo ile yayın yapmak, haber iletmek; saçma suretiyle tohum ekmek; i. radyo yayını; neşriyat, radyo programı; s. yayınlanmış, neşredilmiş; neşriyata ait; saçılmış; z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince pamuklu,yünlü veya suni ipekten dokunmus kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişlemek, genişletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eksiz halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. Broadway Caddesi: Broadway tiyatro dünyası. offBroadway i. deneysel tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swift'in ,Guliliver'in Seyahatleri adlı kitabında adı geçen ve herşeyin aslından çok büyük olduğu üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. brokar, bir yüzü kabartmalı kumaş; f. desenli olarak dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kabartmalı bir çeşit kumaş; özellikle ispanya ve italya'ya has bir çeşit renkli süs mermeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karnıbahara benzer bir bitki: kıvırcık lahana; bu bitkinin yaprakları ve sapları yenen ve göbek vermeyen bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi kalın ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi erkek ayakkabısı; bir çeşit kaba ve sağlam ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingilizce'de irlanda aksanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ızgara yapmak, ateşte pişirmek; kızartmak; fazla ısıya maruz kalmak; sabırsızlık v.b.'nden tutuşmak, kendi kendini yemek; i. ızgara. broiler i. et veya balık pişirmeye mahsus ızgara veya tava; ızgaralık piliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. münakaşa, mücadele, kavga, kargaşalık: f. münakaşa etmek, patırtı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. i.). Sırmalı dîbâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s, k.dili meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s. kırılmış, parçalanmış, yarılmış, yarık, kırık (çizgi); eksik, parçaları kırılmış (çay, yemek takımı); ihlâl edilmiş, çiğnenmiş, yer yer kesilmiş, inkıtaa uğramış; ruhça ve bedence zayıf düşmüş; terbiye edilmiş (at v.b.); bozuk, fena konuşul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. broker

ekon. borsa simsarı

Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi.


Yabancı Kelime by

Genel Kültür

Broker, alım ve satım işlemlerine belli bir komisyon karşılığı aracılık eden, işlemleri kendi adına ancak taraf olduğu kişi veya kurumlar hesabına yapan işlemcilere verilen isimdir.

Genel Kültür by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simsar, komisyoncu, tellal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). 1. Civadan sonra sıvı halde bulunan tek eleman. Senbolü Br, yoğunluğu 297’dir. Deniz suyunda bulunur. 2. (botanik). Yabanî yulaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bromine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bromine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kim. bromat asidinin tuzu; f. bromin ile karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. bromür asidi, asit bromik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bromür asidinin tuzu; (argo) soğuk ve sıkıcı bir kimse; tatsız ve bayağı söz. bromide paper fotoğraf kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. brom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bromide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bak. bronchus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., anat. bronşlar, ciğer kasabaları. bronchial s. bronşlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bronşit, nefes borusu ile bronşların arasındaki zarın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir çeşit zaturree; bronş1arın ve ciğerlerin iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bronş, akciğer borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. anatomi). Nefes borusunun akciğerlere giden iki kolundan her birinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. anatomi). Bronşların, akciğerin içinde bölündükleri daha küçük dallardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Bronş ve bronşçukların iltihaplanması. Bronşitin öksürük, hafif ateş, baş ağrısı ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

- Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

- Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Okaliptus yaprağı

Hazırlanışı : Kuru okaliptus yaprakları, ince ince kıyılır. Pipoya doldurulup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis. cold on the chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Juraik devrinde yaşayan dinozor cinsinden çok büyük bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bakırla kalay karışımı, tunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronze. sunburned. sunburnt. bronze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronze. suntanned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bronz, tunç; bronz rengi; bronzdan yapılmlş sanat eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bronzlatmak, bronzla kaplamak; güneşte yakmak, karartmak. Bronze Age ark. Tunç Devri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suntan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tan. to bronze. to get brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broş, iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kuluçkaya yatmak: derin derin düşünmek, düşünceye dalmak; s damızlık. brooder i. kuluçka makinası; arpacı kumrusu, düşünceli kimse. broody s. kuluçkaya yatmak isteyen; düşünceye dalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, ırmak küçük nehir. brooklime i. bakabunga, bot. Veronica beccabunga brookweed i. su sıçan kuyruğu bot. Samolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, çekmek, dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saplı süpürge; katır tırnağı bot. Genista scoparia. butcher's broom Yalova mercam; tavşan memesi, yaban mersini, bot. Ruscus aculeatus. spiny broom şimşek ağacı, bot. Calycotome spinosa. broom corn süpürge darısı, bot. Andropogon sorghum. broomrape i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. broche). Kadınların göğüse veya başa taktıkları mücevherli büyük iğne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brooch. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brooch. fibula. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. brothers.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük kitap, risale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brochure. leaflet. literature. pamphlet. prospectus. booklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet. prospectus. tract. fascicle. broadside. keyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık suyu et suyuna çorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek kardeş, birader; aynı cemiyette üye. brotherhood i. kardeşlik, birlik, beraberlik; bir kuruluş veya kuruma üye olanlar. brotherin-law i enişte; kayınbirader: bacanak. brotherliness i. kardeşçe oluş. brotherly s. erkek kardeşe özgü, ağabeyce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupa arabası: elektrikle iş1eyen eski bir tip otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bring.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İhtisas belgesi, şahadetname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diploma. certificate diploma. şahadetname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Bir çeşit otomatik tabanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaş: alın: çehre, yüz: yamaç, sarp bir yerin kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sert bakış veya sözlerle gözünü korkutmak, yıldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kahve rengi; s. kahverengi, kahve renkli, esmer derili; güneşten yanmış; Malezya ırkına mensup; f. karartmak, kararmak; esmerletmek, esmerleşmek; kızartmak. brown bread siyah ekmek. brown paper kahverengi veya diğer koyu renk bir ambalaj kâğıdı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halk masallarında gizlice ev iş1erine yardımcı olan iyi huylu bir peri; A.B.D. fındıklı ve çikolatalı bir çeşit kek. Brownie 7-9 yaş1arı arasında kız izci; bir çeşit ucuz fotoğraf makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmi karartma, voltaj duşüklüğü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (otlamak, yemek sığır, koyun v.b.); (kitabı) gözden geçirmek; i. fidanların ve ağaçların taze sürgünleri veya dalları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çürütmek, berelemek, ezmek; incitmek, kırmak; dövmek (havanv.b.'de); çürük peyda etmek,bir yerini çürütmek, berelemek; incinmek; i. çürük, bere ezik. bruiser i. boksör; k.dili kaba ve güclü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafa yaymak, sayialar çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akaryakıtı yakıcı bir madde (hava, oksijen) ile birleştirerek tutuşturup, yakmaya yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner yakmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili sabah ile öğle arasında yenen, hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Bjumbura.

Nüfus: 5.451.000.

Yüzölçümü: 27.834 km2.

Komşuları: Kuzey’de Ruanda, Doğuda Tanzanya, Batıda ve Güneyde Zaire.

Önemli Şehirleri: Bjumbura, Kitega.

Din: Hıristiyan %85.5, Kabile dinleri %13.5, Müslüman %0.9.

Dil: Burundi dili, Fransızca (resmi).

Yönetim Biçimi: Askeri Yönetim.

Tarih: Orta Afrika’da bağımsız bir ülkedir. Almanya bölgeyi 1879’da yönetmeye başladı. Ancak Belçika Birlikleri Birinci Dünya Savaşı sırasında burasını işgal ettiler ve 1919’da Belçika MC tarafından Ruanda-Urundi’yi yönetmekle görevlendirildi. Ruanda-Urundi’nin 1962’de ikiye ayrılmasıyla Belçika’nın egemenliği sona erdi. Ruanda Cumhuriyet, Burundi ise Monarşiyle yönetilmeye başlandı. 1966’da Tutsi subayları Tutsi Kralı’nı devirdi ve bir Cumhuriyet kurdular. Hutular ve Tutsiler arasında savaş şiddetlendi. 1970’lerin başlarında Cumhurbaşkanı Micombera yönetimi Hutuları suçladı. Kısa aralıklarla binlerce Hutu öldürüldü. Sağ kalanlar komşu ülkelere sığındılar.


Ülke by

Ülke

Başkent: Bandor Seri Begawan.

Nüfus: 285.000.

Yüzölçümü: 2.226 km2.

Komşuları: Güneybatı’da Sarawak.

Önemli Şehirleri: Bandor Seri Begawan.

Din: %63 Müslüman, %14 Budist, %8 Hristiyan.

Dil: Malay, İngilizce, Çince.

Yönetim Biçimi: Bağımsız Sultanlık.

Tarih: Brunei sultanlığı 16. Yüzyılın ilk dönemlerinde, Sulu adalarının bir kısmı ve Filipinlilerin yanısıra Borneo adasının tümü üzerinde hakimiyeti olan güçlü bir devletti. 1988 yılında bir andlaşma ile Büyük Britanya’nın himayesine girdi. Brunei 1 Ocak 1984’te tam bağımsız bir devlet oldu.

1987’de Brunei Sultanı Nikaragualı kontragerillalara 10 milyon dolar bağışladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. koyu renk saç cilt ve göz; esmer oğlan veya adam; s. esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. esmer kız veya kadın; s. esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darbe, hamle, yüklenme. bear the brunt asıl yükü taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fırça; fırçalama: çok tüylü kuyruk, özellikle tilki kuyruğu: kısa bir temas veya karşılaşma; müfreze çarpışması; elek. fırça; f. fırçalamak; süpürmek; hafifçe dokunmak, değinmek; aceleyle ve telâş1a hareket etmek. brush aside brush away bir kenara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalıllk, fundalık: çalı çırpı; yer yer meskun olan ormanlık bölge. brushwood i. çalı çırpı; sık çalılık, fundalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olumsuz cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, ters kaba. brusquely z. kabaca. brusqueness i. kabalık terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bursa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brüksel. Brussels carpet Brüksel halısı. Brussels lace el dokuması. Brüksel danteli. Brussels sprouts Brüksel lahanası, ufak lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kesintisi çıkarılmamış, kesintisiz para

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross. before-tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, yabani; hayvani; merhametsiz, insanlıktan uzak; kaba, nezaketsiz; makul olmayan, mantıksız. brutally z. vahşi bir şekilde. brutal'ity i. vahşilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hayvan; hayvan gibi adam; insanların hayvanca arzu ve duyguları; s. düşüncesiz, mantıksız; hayvan gibi vahşi; zalim; şehvete ait, bedensel by brute force beden kuvveti ve zorla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaba, hayvan gibi, insanlıktan uzak; bedensel, cinsel; uygarlıktan yoksun. brutishly z. hayvanca. brutishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin yosunlar kısmı, yosun bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bo.t şeytan salgamı. white bryony akasma, bot. Bryonia dioica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yosun. bryophytic s. yosun cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban püskülü, yabani mersin, tavşan memesi, ölmez dikeni, bot. Ruscus aculeatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı ve körüklü hafif araba, kabriole; üstü açılabilen iki kapılı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). Kambriyum, paleozoik devrin ilk bölümü; Galli kimse; (s). Galler Ülkesine ait; Kambriyum'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince beyaz pamuklu veya keten kumaş; patiska. cambric tea sıcak su ile süt ve şeker karışımı bir içecek (bazen çay da ilâve edilir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört kaşlı: Ter bıyıklı genç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). meşhur bir dava; meşhur olan ihtilâf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cebir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبر] zorlama. 2.cebir. cebr etmek zorlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefsi zorlama, kendisini zorlama, kendisini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİBRİL (hi. İbrânîce’ den). Kerrûbiyân denilen büyük meleklerden biri olup, peygamberlere vahiy götürmeye memurdur, vahiy meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the archangel gabriel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy- ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2.Cibril, İbranice Allahın kulu. 3.Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Öm(Erkek İsmi) Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebir kullanarak, rızasını almaksızın: Malını cebren elinden aldı; yazdığı senedi kendisine cebren imza ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsorily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsion. under coercion. with strong hand. by the head and heels. by violent means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبرا] zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Zorlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebir» den imen.) (mü. cebriyye). 1. Zorla icra olunan, cebren yaptırılan: Cebrî bir muamele; muâmele-i cebriyye. 2. Cebir ilmine ait, mensup ve müteallik: Işârât-ı cebriyye = Cebir işaretleri. 3. Irade-i cüz’iyeyi inkâr eden cebriyye mezhebine mensup ve tâbî adam. Bu mânâ ile c. cebriyyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory. forcible. forced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced. compulsory. coercive. forcible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبری] zoraki, zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced march.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrade-i cüz’iyeyi inkâr eden bir mezheb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). törene katılan kimse; ayini idare eden papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutlamak, tesit etmek; ilân etmek; ayin yapmak, törenler tertip etmek; bayram yapmak celebra'tion (i). kutlama celebrator (i). kutlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meşhur, şöhretli, ünlü; hakkında çok yayın yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşhur bir kimse;şöhret,ün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). beyne ait; ussal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyin faaliyeti göstermek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beynin faaliyeti; düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) beyne ve omuriliğe ait, beyni ve omuriliği etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra)., (anat). asıl beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki renk iplikle dokunmuş pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya CEBİRE (i.). Suyu alınan üzüm vesair meyve posası: Cibre rakısı = Üzüm posasının inblkten çekilmesiyle çıkan düz rakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cebrâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Hıristiyan cizyesi): Hıristiyanlar’dan alınan cizye, vergi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kobra yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılana ait, yılan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). saçma, acayip; kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbur gibi delikli. cribriform tubes (bot). kalbur damarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). melez; (f). melez (i). elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tan, şafak, seher.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir asker, astronot v.b'ni) dönüşünde sorguya çekmek. debriefing (i). dönüşte yapılan soruşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). döküntü, yıkıntı, enkaz; (jeol). birikmiş parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal. clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). beynini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dağıtılmış kısımlar veya parçalar (yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. plainly. bluff. blunt. candid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money on Sao Tome e Principe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunt. unfront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money on Sao Tome e Principe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça söylemek, konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluntly. frankly. candidly. downright language. in plain english. flat footed. point blank. straight from the shoulder. straight out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herkesin katıldığı kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yukarı çekilip açı labilen köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابر] bulut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bulutlu, (kelimesi kelimesine) buluta bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ürkme, kaçma. 2.Birden bire ölme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç). Kaleler, kale burçları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابرآلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «berr» diliEbegümeci mizde kullanılmaz). Hayır sahipleri, temiz insanlar, takvâ sahibi adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرار] iyi insanlar, dürüst insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hayır sahipleri. 2.İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bars» tan smüş.). Bars yan miskin hastalığına yakalanmış, abraş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرد] dondurucu soğuk, çok soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berş» ten smüş.). Benekli (at), abraş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابرش] alacalı at. 2.alaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, bükülü ipek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ebruvân). Kaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça ebrî: Bulut renginde ve daha doğrusu Çağatayca ebre: Elbise yüzü, kürk kabı). 1. Hâre gibi dalgalı ve damarlı (kumaş, kâğıt vesaire). 2. kitap ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marbling. watering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابرو] kaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kaş. 2.Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. 3.Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hüsn-ü hat’ta kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Mermer gibi hâreli veya damarlı olarak boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde dalga dalga renkler bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. ebrû). Kaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Bilgili, tecrübeli, ehl-i vukuf, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل خبره] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kucaklamak, bağrına basmak, sevmek; sarmak, içine almak, kapsamak, ihtiva etmek; benimsemek, kabul etmek, almak; i. kucaklama, sarılma, bağrına basma. embracement i. kabul etme, benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. mahkemeyi tesir altında bırakmaya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hâkime, jüriye veya yeminli kimselere rüşvet vererek veya nüfuz kullanarak tesir etmeye çalışma. embracer i., huk. bu işi yapmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dallanma, kollara ayrılma (nehir gibi); dal, kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşırtmak, karıştırmak, dolaştırmak. embranglement i. şaşırtma; birbirine dolaşma, karışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embryon

anat. oğulcuk

Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Oğulcuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine nakış işlemek; süslemek; mübalâğaya kaçmak (hikâyede). embroidery i. nakış, işleme; süs embroidery frame kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışıklık içine girmek; karmakarışık etmek, bozmak, karıştırmak; bozuşturmak, aralarını açmak. embroilment i. bozuşma, kavga, anlaşmazlık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -os) s., biyol. embriyon, cenin, oğulcuk, bir organizmanın ilk oluşumu; başlangıç, iptida; s. ilkel, olgunlaşmamış. in embryo tasarı halinde, gelişmemiş halde. embryonic (embriyan'ik) s. embriyona ait; ilkel, gelişmemiş, olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. embriyoloji. embryologist i. embriyoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akrobat, ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene; bak. balance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.).....'nın kitaplığından (üzerinde kitap sahibinin ismi bulunan ve kitabın başına yapıştırılan etikete yazılan ibare). exo önek dış, harici: exoskeleton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz otu, (bot). Euphrasia officinalis; fırazya otu; lobelya, frengi otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaş. eyebrow pencil kaş kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş, bez, dokuma; bünye, nesiç, doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imal etmek, parçalarını bir araya getirerek yapmak; uydurmak yalan söylemek, slang atmak. fabrica'tion (i). imal etme; yalan, uydurma. fab'ricar (i). imalatçı; uyduran veya atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Sanayi mamullerinin büyük ölçüde imal edildiği yer. Fars. kârhane. Ar. ma’mel: Bez, kâğıt, cam fabrikası. 2. Eskiden, un fabrikası, buharla işleyen değilrmen: Filan kasabada üç değirmenle bir fabrika vardır. Fabrika işi = Usta elinden çıkmayıp fabrikada yapılmış Standard iş. Fr. fabrique.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. fabricca

üretimevi

İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. works. plant. mill. hacienda. workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. mill. plant. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. industrial plant. mill. works. manufactory. manufacturing. company. establishment. installation. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fabrika sahibi, bir fabrikayı idare eden adam: Kâğıt fabrikacısı, fabrikacılarla muhabere etmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fabrication

sıra işi

Değeri fazla olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine made. manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabrikation. fabrikat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fabrikacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. mill-owner. fabricator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. manufacturer. factory owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. factory owner. fabricant. fabricator. industrial producer. maker. manufacturing man. mill owner. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fast break

sp. hızlı hücum

Takım sporlarında karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuş beyinli, budala, ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ateş düşürücü ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hummalı, ateşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şubat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif, iplik, tel; karakter. fibered (s). Iifli, telli. fiberboard (i). komprime liflerden yapılmış tahta. fiberglass (i). cam elyafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük lif veya tel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif veya tellerin meydana gelmesi; (tıb). kalp hastalığında kalbin fazla hızlı ve zayıf çarpması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). Kan ve lenf serumunda bulunan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white, albuminous, fibrous substance, formed in the coagulation of the blood either by decomposition of fibrinogen, or from the union of fibrinogen and paraglobulin which exist separately in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is insoluble in water, but is readily digestible in gastric and pancreatic juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The white, albuminous mass remaining after washing lean beef or other meat with water until all coloring matter is removed; the fibrous portion of the muscle tissue; flesh fibrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An albuminous body, resembling animal fibrin in composition, found in cereal grains and similar seeds; vegetable fibrin. a white insoluble fibrous protein formed by the action of thrombin on fibrinogen when blood clots; it forms a network that traps red c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a white, insoluble protein formed by the chemical fibrinogen to form blood clots. an insoluble protein that forms the necessary fibrous network in the coagulation of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elastic filamentous protein in the blood that cannot be dissolved and which forms clots along with platelets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An insoluble protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clot forming protein these clots often remain suspended in the serum and cause problems within sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The substance that in combination with blood cells forms a blood clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tough, sticky protein threads that form during coagulation to bind and strengthen the platelet plug. a substance in the blood that combines with blood cells and platelets to form a chemically stable clot at the site of bleeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Natural body protein that is deposited on injured tissues, contributes to the stoppage of bleeding, and aids in tissue repair by forming a matrix for migrating fibroblasts and the formation of collagenous tissue The removal of this matrix is necessary to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., biyokim. fibrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyokim). kan pıhtısını meydana getiren madde, fibrinojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iifli, lif gibi, liften yapılmış. fibroid tumor lifli tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lifli tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hücre aralarındaki lifli bağdokunun artması, fibrosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iifli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). saçaklı, püsküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol gabro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı sıfat olup tozlu demek olan «ağber» büyütme isminin müennesidir). Yer, yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yer, yeryüzü, arz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ. jeoloji). Plajiyoklaz ve diyalajın birleşmesiyle meydana gelmiş kütle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş-perest, Mecûsî, Zerdüştî, eski İran dinine mensup (gâvur kelimesinin bundan çıktığı sanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گبر] ateşperest, ateşe tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir yabanî çalının turşuluk yemişi. Kabara. Fr. capre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At tımarı kesesi, çuldan yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Familyanın örnek bitkisi gebreotu’dur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cebelitarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., bot. düz, tüysüz, kılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İran isi beyaz porselen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski fışkı, araziye atılan hayvan tersi: Bu toprak gübre ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manure. dung. droppings. fertilizer. dressing. plant-food. cowpat. muck. ordure. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. muck. dung. droppings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. dung. droppings. compost. dressing. muck. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizing. fertilization. manuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre atmak, gübre ile beslemek: Tarlayı gübrelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to manure. to fertilize. fertilize the soil. muck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre ile beslenmek, gübre verilmek: Şu bahçe, bu sene gübrelenmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübresi olan, gübre atılmış: Gübreli toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübre saklanan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dunghill. dung hole. midden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehbâr). Benî İsrail Alimi ve umumiyetle bir kavmin Alim ve hukukçusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبر] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kıl payı; (i.) kıl kadar mesafe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i .) melez, yanm kan (kimse) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir el eninde ölçü (yaklaşık olarak 10 cm.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuş beyinli, kafasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük keder, kalp kırıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ibranilere veya ibraniceye ait. Hebraically (z). ibraniceye göre; ibranilere göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranice deyim; ibrani düşüncesi veya geleneği; Musa dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranice bilgini; Musevi gelenek ve mezhebine bağlı kimse. Hebraistic (s). ibranilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ibrani; Musevi; ibrani dili, ibranice; (s). ibranilere veya Musevilere ait. Hebrew calendar (bak). calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبر] Yahudi bilgini. 2.mürekkep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ehl-i hibre yerine yanlış olarak ehl-i kıble, kıble-nümâ yerine de hibre-nâme diyenler ve bunu lügat kitabına da kaydedenler vardır, (bk.) Hibret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبره] deneyim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir iş hakkında tam bilgi, bir işin gerçeğine ve derinliğine varma, vukuf ve tecrübe. Ehl-i hibret = Bir iş hakkında mükemmel bilgi ve tecrübesi olanlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu hibrit SACD (Super Audio CD), bir HD katmanı ve bir CD katmanında oluşmaktadır. Hibrit diskin CD katmanı geleneksel CD çalarlar tarafından okunabildiğinden ve SACD çalarlar mevcut CD’leri çalabildiğinden, SACD ve CD biçimleri arasında tam bir uyumluluk sağlanmaktadır. HD katmanında, 2 kanal ve çok kanallı DSD ses kayıtları ve çalmaları yapılabilir, ayrıca metin, grafik ve video verileri saklanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asil, soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). entellektüel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli, evde yetiştirilmiş, evde büyümüş, ehli; kaba, yontulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde yapılan içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibir, gururlanma, kasılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوبروی] güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. melez hayvan veya bitki; iki ayrı dilden alınmış kelimelerle yapılan bileşik kelime; s. melez, karışık. hybridism, hybrid'ity i. melezlik. hybridiza'tion i. melezleştirme. hybridize f. melez olarak yetiştirmek veya yetişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ber» den) (hukuk). Borçtan kurtarma, tebriye, alacak verecek kalmadığını beyan, beraat kazandırma. Ibrâ kâğıdı, ibrâ senedi = Alacak verecek kalmadığına dair verilen senet. İbrây-ı ıskat = Alacağın bir kısmını veya bütününü hibe ve indirme suretiyle verilen ibrâ. İbrây-i istifi = Borcun yerine getirilmesi ile verilen ibrâ. İbrâ-i hâs = Davanın yalnız bir tarafına ait olan ibrâ. İbrâ-i Am = Büsbütün ilişik kesildiğine dair verilen ibrâ senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. absolution aklama. temize çıkarma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. acquittal. acquittance. releasing. discharging another from debt. to acknowledge officially the receipt of. to close. discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian Bank Restructuring Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Bee Research Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian Bank Reconstruction Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interim Biogeographic Regionalisation for Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابراء] aklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Beri kılma, beraat etme, temize çıkarılma, aklanma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnananların babası. 2.Hakların babası. 3.Kur’an’da ismi geçen İbrahim peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibrâmât) Rica ve ve teklifte usandırıp mecbur edinceye kadar ısrar etme: Ibrâm etmek = Israrla istemek veya teklif etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرام] zorlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. ibrâniyye). Benî İsrail kavmine ait veya bu kavimden olen: Ibrânîler’in Arabistan Yarımadasından Filistin’e göçmüş olduklarına şüphe yoksa da, önce Irak’a gidip sonra Fırat’ı geçerek Kudüs’e gittikleri için «ubûr» kelimesinden «İbrânî» denilmişlerdir: İbrânî dili, İbrânî harfleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). ibrânîler’e ait: İbrânîce lisan, yazı. Ibrânîler’in dil, tavır veya usullerinde: Ibrânîce söylemek, yezmak, okumak. İbrânî dili: Ibrânîce SAmî dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebrew. hebraic. hebrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan masdar). Meydana koyma, Ar. izhâr: Şecaat ibrâzı, sadâkat ibrâzı. İbrâz etmek = İnandırıcı bir sika ibrâz edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. representation. sight. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing. presentation. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابراز] gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gösterilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. International Bank for Reconstruction and Development.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İğne. 2. (botanik) Çiçeklerin iğnesi, (fizik) İbre-i mıknatısiyye = Pusla, Osm. kıble-nümâ iğnesi. Ibre-i hevâm = Arı ve akrep gibi böceklerin iğnesi, dikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. indicator. needle. pointer. style. pine needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointer. needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابره] iğne. 2.gösterge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. iber). Bir şeyden kaçınmak üzere ders alıp kendine gelmeye sebep olacak olay ve hal; böyle bir hal ve hâdiseden ders alma, Osm. mütenebbih olma: Suç işleyenlere, başkaları ibret alsınlar diye ceza verilir. İbret alınacak bir haldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object lesson. lesson. example. warning. one in the eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesson. warning. example.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesson learned through a misfortune. an unhappy event serving as a deterrent. example. lesson. object lesson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبرت] hayat dersi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir olaydan, kötü bir durumdan ders alma. 2.İbret alınacak olay, iş, acaip, tuhaf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve as lesson to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. Amîhten = karıştırmak). İbretle karışık, ibret verici: Ibret-Amîz bir vak’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibret, Fars. bahşîden = bağışlamak). İbret veren, ibreti gerektiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. nümûden = göstermek). İbret gösteren, ibreti mucip: Bir ibret-nümâ ceza ile cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İbret gösteren, ibret olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت آميز] ibret verici, ders verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت بخش] ibret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İbret olmak üzere, ibret ve intibah vesilesi olmak için: İbreten cezasını vermeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبرة] ibret olsun diye, ibret olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cibre» den imen.) (mü. ibriyye) (botanik). İbresi olan bitki. İğne şeklinde olan (Fransızca: styloi’de).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İbriyye). İbrânî, Yahudi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İBRİK) (ka ile) (i. A.). Su dökmeye mahsus kulplu ve emzikli kap: Abdest ibriği; çay şerbet, kahve ibriği: Her biri bir şekilde kaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ewer. pitcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ewer. long-spouted water pitcher. watering can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابریق] ibrik, ıbrık, su, şarap gibi sıvı konulan kap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük bir dairede ve bilhassa Osmanlı sarayında leğen ve ibriğe ve abdest levazımına bakan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ibrikçibaşı. bk. İbrikdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İbrikdar vazifesi ve sıfat ve görevi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü parlak, güzel olan sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağaçta, çiçek açma, ağacın çiçeğinin tomurcuğunu yarıp çıkması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bükülmüş ipek, ipek ipliği. İbrişimden imal edilmiş: İbrişim püskül, saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk thread. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, ibrişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halis altın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Halis, saf altın. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiremit gibi bir biri üzerine bindirmek veya binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üst üste konmuş, imbrica'tion i. bu şekilde konulmuş süs veya şey; birbirine bindirme veya bindirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. imbroglios) karışık iş, dolambaçlı mesele; ciddi anlaşmazlık; kanşık küme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imroz adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sırılsklam yapmak (kan ile), bulaştırmak, boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanlaştırmak, hayvanlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, fıtri, aslında var olan; aynı soydan olan hayvanların dölünden elde edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soy ve cinsten hayvan ve bitkilerin çiftleştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sarhoş edici; i. sarhoş eden sey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., i. sarhoş etmek, mest etmek; s. sarhoş, mest; i. sarhoş kimse. inebria'tion i. sarhoş ol- ma. inebri'ety i. sarhoşluk, ayyaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlığa yaramaz, sağlığa dokunur, zararlı. insalubrity i. sıhhate aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarhoşluk, bekrilik, içkiye düşkünlük, itidalsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (bred) çeşitli hayvan veya bitkileri karıştırarak üretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (zool.) omurga kemiği olmayan, omurgasız, vertebrasız; mukavemetsiz, dayanıksız, zayıf iradeli; (i.) omurga kemiği olmayan hayvan; dayanıksız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sırma tellerle süslü kalın bir cins ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. idrardan sonra tenâsül organının temizlenmesi. 2. Nikâhla alınan dul kadının gebe olmadığına inanmak için bir Adet görünceye kadar yaklaşmama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبر] mezar kabir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel, gevşek, ağır. 1, Dalları kesilmiş kütük, ağaç. 2. (Rumeli şivesinde): Ölçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mezarlık, Ar. makbere: Kabristanın etrafına duvar çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cemetery. graveyard sinlik. gömütlük. mezarlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cemetery. graveyard. burying ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قبرستان] mezarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. calibration

1. ölçümleme, 2. ölçülüleme

Bir ölçü aletinin veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler ile ölçülenin bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belli koşullar altında inceleme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. calibre). Tüfeğin çapı, çap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. caliber. gauge. gage. bore. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. boreinternal diameter. bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. bore. gauge. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (cambria bölgesinin adından). En eski jeolojik kat. Omurgasız fosiller bu katta görünmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمان ابرو] kaşı yay gibi olan sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کبر] büyüklük taslama, şişinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Doğu Akdeniz’ de büyük bir ada. Zâc-ı Kıbrıs = Bakır sülfat, göztaşı, Osm. kibritiyyet-l tûtyâ. Kıbrıs taşı = Yalancı elmas. Kıbrıs dokuması = Yorgan veya yastık yüzü vesaire takımı yapılan kalınca beyaz bez üzerine karakalemle işlenmiş bir çeşit dayanıklı yazma kl, vaktiyle çok kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyprus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyprus. cypriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cyprus. cyprus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kıbrıs adası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cypriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cypriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Kükürt. Kibrit-I ahmer = 1. Altın. 2. Simyâda fevkalâde kudretli olduğuna inanılan hayâli cisim. 3. (Türkçe) Ateş, mum vesaire tutuşturmak için sert bir şeye sürülerek yanan, ucu, ilâçlı ince çöp: Kibrit yakmak, tutuşturmak: Kibrit kutusu, (kimya) HAmız-ı kibrit = Kükürt terkiplerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

match. lucifer match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibrit kutuları ve ona benzer şeyler satan adam. 2. mec. Pejmürde kıyafetli, hasis, pinti (bugün bu mânâsı terkedilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kibrîtiyye) (kimya). Kükürte ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kükürt renginde, açık sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büyüklük, Ar. azamet, celâl. 2. Allah: Huzûr-ı Kibriyâ’da.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilery. tile manufactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم ابریشم] ipek böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’da yaşayan çok zehirli bir çeşit gözlüklü yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummer , hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. ekber) En kebîr, en büyük. bk. Ekber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyük olan (Ekber’in müennesi). 2.Hadicetü’l-Kübra: Hz.Peygamberin ilk hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کبرا] en büyük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Kanada’da bir yarımadanın adından, jeoloji). 1. Plapiyoklaz serisinden olan alüminyum kalsiyum ve sodyum silikatı. 2. Atlas Okyanusu’nda bir su akıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A region of British America on the Atlantic coast, north of Newfoundland. the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Labrador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Labrador yarımadası. Labrador current Labrador akıntısı. labradorite (i.), Labrador spar en iyisi Labrador'da bulunan rengarenk bir çeşit feldispat, labrador.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Lapina balığının büyük bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde; ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panel. wainscot. dado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchboarding. panelling. wainscot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Terazi burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane müdürü, kütüphane memuru. librarianship i. kütüphanecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kütüphane binası; aynı matbaada basılan ve aynı türden kitaplar serisi; bir şahsa ait kitapların toplamı. circulating library, lending library ödünç kitap veren kütüphane. reference library kitapların okunmasına müsaade edip bunları harice

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terazi gibi sallanmak, titreşmek. libratory s. terazi gibi sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denge, muvazene; astr. yıldız ışıklarının titremesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. livre). Eski Fransız ağırlık ölçülerinden, takriben yüz elli dirhem yani beş yüz gram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pound. avoirdupois pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book containing the words of an opera or extended piece of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The words themselves. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of an opera or oratorio. the text of an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian for 'little book ' In music, the text or words of an opera, oratorio, or other musical work involving text. text of an opera or sometimes of an oratorio. the text of an opera or an oratorio. The text of an opera or oratorio In the past, it was pri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete book of words for an opera, oratorio, cantata, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of a work for the musical theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The literary text of an extended vocal composition such as an opera or musical comedy, whether or not it is published separately from the music The libretto of a musical comedy is sometimes called its book. text of a dramatic vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That cool book with all of the words to songs and vocal notes Usually rented, so don't loose them and always use pencil. [lih-breh-toh] 'Little book ' The text of an opera, oratorio, or other large-scale vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text of an opera or oratorio. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. İng. -tos, İt. -ti) müz. opera güftesi, opera metni; opera kitabı. librettist i. opera güftesi yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libreville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Librium i. bir müsekkin, yatıştırıcı bir ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, tahsil görmemiş, kültürsüz, basit (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yağlamak, yağlayarak kolay işler hale getirmek. lubricating oil makina yağı, motor yağı. lubricant i. yağlayıcı madde. lubrica'tion i. yağlama. lubricator i. yağlama cihazı; yağdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamparalık, kadın düşkünlüğü; yağlılık, kayar halde olma, kayganlık, kaypaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaygan; dönek; zampara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gece geç saatlere kadar çalışmak, kafa yorarak çalışmak; emekle eser meydana getirmek. lucubra'tion i. emekle meydana getirilmiş eser. lu'cubrator i. böyle emekle çalışan kimse. lu'cu- bratory s. gece çalışmasına ait; zahmetli, yorucu, sıkıntılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla hazin, acıklı; çok kasvetli, sıkıntılı; aslk suratlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölümü hatırlatan, ölümle ilgili; dehşetli, meşum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tebrike şayeste. Kullu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebruk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berr» den imef.) (mü. mebrûre). Makbûl, hayırlı, övülen: Hizmet-! mebrûresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beğenilmiş, hayırlı, yararlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebrur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zar, gışa; parşömen parçası. membrana'ceous, membranous s. zarımsı, zardan ibaret; tıb. zar hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğe. (cerrahî). Mlbred-i hasat = Mesane taşlarını ufaltıp düşüren Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beynin orta kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., k.dili az kültürlü, sıradan zevkleri olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sağlam, kaçınılmaz: Belây-ı mübrem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın olma hali, kadınlık; kadınlık hususiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبرم] kaçınılmaz, zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert tavırlı ve inatçı, nazik olmayan: Pek nobran adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukurlu, çukurları olan, engebelik: Obruk bir tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

katavothre. ponor. concave. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukurlanmak, oyulmak, çukur çukur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuyu) Çökmek, bir çukur hâlinde kalmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) New York'un tiyatro merkezinde olmayan (tiyatro); deneysel (tiyatro).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: ombra: gölge). Ceviz taklidi renklendirmede koyu kahverenginde boyamaya mahsus toprak boyeOMLET

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, omber i. bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu; utandırıcı, yüz kızartıcı. opprobriously z. utanç verecek şekilde. opprobriousness i. rezillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet; hakaret; ayıp; rezalet sebebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feveran, patlama, patlak verme, isyan; baş gösterme, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ahçı. kalın bir tavada yağsız veya az yağla pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. güneş veya ay tutulmasının başında veya sonunda görülen hafif gölge; yarı gölge; yarı aydınlık yarı karanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uyumlu dijital fotoğraf makinesi ve yazıcı arasında usb üzerinden direkt baskı imkanı sağlayan standardın adı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictBridge™ teknolojisi kullanıcının USB kablosu aracılığıyla fotoğraf makinesi veya video kamerayı doğrudan uyumlu bir yazıcıya bağlamasına olanak sağlar. Kullanıcı, fotoğraf makinesinin LCD ve kontrollerini kullanarak fotoğraf seçebilir, düzenleyebilir ve yazdırabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony görüntü ve video düzenleme yazılımı paketi

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüs tahtası dar ve çıkıntılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. kambriyum öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden hazırlamak, önceden imal etmek; bir binanın kurulmasını kolaylaştırmak için aksamını önceden hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. préfabriqué

kurma

Parçaları önceden hazırlanıp birleştirilerek oluşturulan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prefabricated önüretimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Yerin ilkel kabuğuna dayanan jeoloji sistemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) (rebroad cast veya ed) tekrarlanan (radyo veya televizyon programı); (f.) tekrarlamak; tekrar yayımlamak; naklen yayımlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılgerdan, nar bülbülü; kızıl göğüslü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski kitaplarda kırmızı harflerle basılan kısım, ayırıcı niteliği olan kırmızı harfler; kanun tasarısı başlığı; dua kitabında veya herhangi bir dini kitapta bölüm başı; bölüm başlığı; bölüm; kırmızı renk. rubricate f. kırmızı renkle yazmak; bölümleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süvari kılıcı. saber rattling savaş tehditi. sabertoothed tiger bugün yalnız fosil halinde bulunan ve uzun azı dişleri olan kaplan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sabır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبر] sabır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Özü tıpta kullanılan bir bitki ki, en İyisi Sokotra adasında çıkar: Sarı sabr, sabır ağacı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

israil yerlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. süvari subay çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be patient. endure. forbear. bear with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbear. to be patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be patient. to show patience. possess one's soul in patience. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabırla ilgili, sabra ilişkin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadınların sabırlısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sabri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D'ne mahsus bir çeşit kokulu çalı, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhatli, sıhhate yarar, sıhhi. salubriously z. sıhhate yarar surette. salubriousness, salubrity i. sıhhatlilik, sıhhi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir bitki. Sitar-1 berrt = Kekik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabuk bağlamış, pul pul; pürtüklü, sert; düğümlü, çapraşık, idare edilmesi güç; açık saçık. scabrously z. pürtüklü olarak; çapraşık olarak. scabrousness i. pürtüklülük; çapraşıklık; açık saçıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uskumrugillerden bir balık; s. uskumrugillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شب رنگ] siyah. 2.gece rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz., İng. tam nota, dörtlük nota, yuvarlak nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Paris'te 26 eylül 1792 katliamına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mayasız ekmek, hamursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerli galeta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek sıra düğmeli (ceket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستبر] kalın. 2.yoğun. 3.kaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan şalgamı, bot. Bryoniadiocia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ön kenarı aşağı veya yukarı bükülebilen şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itidal, ılımlılık, ağır başlılık, temkin; imsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka, sombrero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. operet ve güldürülerde oynak hizmetçi kız rolündeki oyuncu, subret; hoppa genç kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşankulağı, siklamen, buhurumeryem, bot. Cyclamen europaeum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısır unu ve yumurta ile yapılan yumuşak ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

üvey erkek kardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükbaş yetiştiren çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa tellalı, mubayaacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. meteliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sous-bras

koltukluk

Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgenin bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtlı yanıltıcı ifade; huk. hakikati gizleyerek bir ayrıcalık veya mülk elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasının (bilhassa alacaklının) yerine geçirmek. subroga'tion i. bir kimsenin yerine geçirme veya geçme; huk. alacaklıya olan borcu ödeyerek borçlunun alacaklısı yerine geçme, halefiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. el altından, gizli olarak, mahrem olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Suibriğigillerden bir bitki (nepenthes destiliatorie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial fertilizer / manure. artificial fertilizer. artificial manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katran fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûdet» ten masdar). 1. Soğutma, soğukluğu artırma: Suyu karla tebrîd etmeli, mec. İlgiyi gevşetme, sevgiyi azaltma, soğutma: Bu muamelesi beni kendisinden tebrîd etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرید] soğutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرئه] arındırma, temize çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temize çıkarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEBRİK) (i. A «bereket» ten masdar) (c. tebrîkât). Yeni bir şey için «bereketli, uğurlu olsun» diye dua etme veya iyi bir iş için sahibini övme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory. greeting. congratulation. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulation. greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulation. congratulating. greeting card. congratulory card / letter / telegram. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبریک] kutlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to felicitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greetings card. congratulation card. congratulation / greetings cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebrik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبریکات] kutlamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet» ten masdar). 1. Birini bir şüphe ve suçtan uzak tutma. 2. Borçtan kurtarma. Tebriye-i zimmet etmek = İlişiği olmadığını isbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Güney Azerbaycan’ın başkenti). Türk musikisinde ar tık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paskalyadan evvelki haftanın son üç gününde okunan dualar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık eden, karartan, kasvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık, kara, koyu; kasvetli .tenebros'ity, tenebrousness karanlık, kasvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan; soylu; tam; i. saf kan hayvan; b.h. bir cins at; k.dili. kültürlü kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toz halinde altın veya altın külçesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan zilli tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş fırçası. tooth brush tree misvak agacı, bot. Salvadora persıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) üç kısa heceli vezin parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi arabası, kağnı; Fransız ihtilâli zamanında suçluları idam yerine götürmek için kullanılan araba; eskiden suya batırmak maksadı ile üstüne suçlu kadınları bağladıkları tekerlekli iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. umbrae) gölge; astr. tam gölge; kötek, minakop, zool. Umbrina cirrhosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gücenme, alınma; gölge yapan şey (ağaç). give umbrage gücendirmek. take umbrage gücenmek, hatırı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölgelik, gölgeli; alıngan, kuşkulu, şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. şemsiye; denizanasının şemsiye şeklinde yüzme uzvu; s. şümullü, bütünü kapsayan. umbrella stand şemsiye konulacak yer, şemsiyelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leylek ve balıkçıla benzer Afrika'ya mahsus bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölge yapan, gölgeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısaltılmamış, orijinal, aslı gibi, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağlarını çıkarmak; çözmek; gevşetmek; zayıflatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örgüsünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilmemiş (hava); başkasına söylenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi yetiştirilmemiş, terbiyesiz, terbiye görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gem vurulmamış (at); azgın; küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılmamış, bütün; bozulmamış; devamlı; yarıda kesilmemiş; terbiye edilmemiş, alıştırılmamış (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi terbiye görmemiş, terbiyesi kıt; saf kan olmayan, cins olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman veya koruda büyük ağaçların altında bulunan çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, yüzüne vurmak. upbraidingly z. azarlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terbiye, yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek seviyeli, yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VBR, özel nesne tipine bağlı olarak görüntülerin farklı bit oranları kullanılarak daha etkili şekilde kaydedilmesine olanak sağlayan Değişken Bit Hızı’nı ifade eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. serbest nazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -brae, -bras) anat. omur, vertebra, fıkra. vertebral s. omurga kemiklerine ai. vertebral; omurga kemikleri olan, omurlu. vertebral column belkemiği, omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belkemiği olan, omurgalı; i. omurgalı hayvan. vertebrated s. omurgalı, belkemikli. vertebra'tion i. omurların yapısı; belkemiğinin omurlara bölünmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) zool. yosunsu hayvanların uzun ve kamçı şeklindeki korunma organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreşimli; canlı, enerjik; ateşli, coşkun; gür, dolgun, yankılı (ses); çarpıcı. vibrancy i. titreklik; coşkunluk; gürlük .vibrantly z. titreşimle; canlılıkla; coşkunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle işleyen kapacıklar yoluyle titreşimli ses çıkaran bir çeşit ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vibration

fiz. titreşim

Küçük ve hızlı salınım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. titremek; sallanmak, sakınmak; duraksamak, tereddüt etmek; titretmek, sallandırmak. vibratile s. titrek titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme, sallanma; titreşim; sallanış; salınım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. vibrato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreten şey; elektrik zilinin dili; osilatör; titreşimli masaj aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titretici; titreşim özelliği olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -sae) burun kılı; zool. bıyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli, kibar; soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur kervan çulluğu, zool. Numenius phaeopus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak eibise fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Bir nevi dağ turpu, kankurutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zebî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either one of two species of South African wild horses remarkable for having the body white or yellowish white, and conspicuously marked with dark brown or brackish bands. any of several fleet black-and-white striped African equines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mild mannered, even-tempered person wearing a black and white striped shirt while he/she merrily scores your baggie or launches your balloon into clear airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A horse-like animal with stripes Zebras have nothing to do with water, except that they drink a lot of it, but we felt we had to have something in this list that starts with Z so you would know that this is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

African striped horse-like quadruped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A striped horse that lives in Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A black and white striped horse. any of several fleet black-and-white striped African equines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zebra, zool. Equus burchelli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En gelişmiş dijital video kameralarda bulunan bir özelliktir. Parlaklık ve pozlama belirli bir seviyeyi aştığında, vizörde çapraz şeritler (zebra deseni) gösterilir. Bu özellik, diyafram açıklığı, kazanım ve enstantanenin ayarlanmasına yardımcı olan yararlı bir işlevdir.

Teknolojik Terim by