Bre ne demek? | Bre anlamı nedir? | Bre

Bre anlamı nedir?

Bre ne demek?

Bre anlamı nedir?

Bre | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bre

Türkçe Sözlük

(bk.) Bire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for business reply envelope, a key element of the typical direct mail subscription promotion package BRE's are postage-paid by the publisher to encourage response from the prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym for business reply envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The industry short form description of a Business Reply service Envelope see Business Reply Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Reply Envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Reply Envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for business reply envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Research Establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for business reply envelope, a key element of the typical subscription promotion package BRE's are postage-paid to encourage response from the prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yan yana, beraber; aynı hizada, aynı seviyede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anların yavrulan için hazlrladıkları, çiçeklerin sarı tozu ve proteininden meydana gelen bir gıda karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ey, be hey, yâhu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı bögürek). Böğürün iki tarafında idrarı toplayıp mesaneye veren iki organ. Ar. kilye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nephritic. renal. kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Böbreklerin üstüne gelecek şekilde haşlanmış veya çiğ lahana yaprağı konup, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kırık, yarık, gedik; ihlâl, riayetsizlik (kanun v.b.); bozulma; balinanın suda sıçraması; dalgaların sahile vurarak kırılması; (eski) yara; f. gedik veya rahne açmak. breach of the peace asayişi ihlâl etme, kavga. breach of promise sözünden dönme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekmek, yiyecek; maişet, geçim; (argo) para breadbasket i. ekmek sepeti; mec. tahıl ambarı; (argo) mide. bread crumb ekmek kırıntısı, ekmek içi. breadfruit i. ekmek ağacı, bot Artocarpus. bread line parasız ekmek veya yemek almak için meydana gelen kuyr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genişlik, en, arz, enlilik. breadthways, breadthwisez enine, genişliğine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kırmak, parçalamak; ihlâl etmek, riayet etmemek, uymamak (kanuna); bir yerini kırmak, yaralamak; bozmak, araya girmek; sona erdirmek, bitirmek; nüfuz etmek, içine girmek; iflâs ettirmek; bozdurmak (para); kaçmak, firar etmek; elek. devreyi bozmak, devr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kırık, çatlak, aralık, açıklık, fasıla; atılma; kaçış; ani kesiş, ani düşüş; az bir miktar, parça, kısım; k.dili fırsat, şans; k.dili gaf, pot; elek. devrenin bozulması, devrenin kapanması; cazda solo bölüm; borsada ani fiyat düşüşü; matb. paragraflar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. cepheyi yarıp geçme; hamle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısılma, bozulma, dağılma, parçalanma; Kan. buzların çözülmeye başladığı zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırıcı şey veya kimse; sahile çarparak köpük haline gelen dalga; den. mancana, gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kahvaltı, sabah kahvaltısı; f. kahvaltı etmek; kahvaltı çıkarmak, kahvaltı vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, kafa göz yarabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çipura, karagöz, mercan gibi birkaç cins balık; çapak, zool. Abramis brama. fresh water bream sırtar balığı. sea bream karagöz balığı, zool Saryus; sarıgöz, zool. Cantharus lineatus; sarpa, zool. Padentus centrodontus. red sea bream mercan balığı, zool

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. karina yakmak,raspa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. göğüs, meme; sine, kalp, yürek, gönül, iç; f. göğüs germek, karşı durmak; göğüslemek. breastband i. eyerin göğüs kayışı, sinebent kayışı; den. iskandil atan neferin göğüs verip dayandığı halat. breastbone i. göğüs kemiği, kas kemiği, iman tahtası b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüslü. double breasted kruvaze, çift sıra düğmeli. single breasted tek sıra düğmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes, soluk; bir nefeslik zaman, dem, an; fısıltı; hafif rüzgâr; ağızdan çıkan buhar, buğu. breathtaking s. heyecan veren, insanın nefesini kesen. catch one-s breath soluğu kesilmek, soluk almak, dinlenmek. in the same breath bir solukta, aynı zamanda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nefes almak, teneffüs etmek, soluk almak; hafifçe esmek; yaşamak, var olmak; koku neşretmek; nefes alıp vermek; fısıldamak; ifade etmek, belirtmek; agzından püskürtmek; hayat vermek, canlandırmak; nefes aldırtmak. breathe again veya freely rahat nefes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes alan kimse; k.dili teneffüs, paydos, ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nefes nefese, soluğu kesilmiş; nefesini tutmuş, sessiz; soluğu kesen, korkutucu; ölü, cansız; hareketsiz, kımıldamayan. breathlessly z. soluk soluğa. breathlessness i. soluksuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol. breş, brike, birbirine yapışık köşeli parçalardan meydana gelmiş kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. breed bred out dejenere olmuş, cinsi karışmış. ill-bred s. terbiye görmemiş .well-bred s. iyi terbiye görmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuyruk takmak (tüfeğe); pantolon giydirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıç, dip, arka; top kuyruğu. breech block topun kuyruk kapağı, kama gövdesi. breechcloth i. edep yerlerini örtmek için kalça etrafıyla bacak arasına sanlan örtü. breechloader i. kuyruktan dolma top veya tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ pantolon; dizlik, külot pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cankurtaran varagelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın arkasından geçen kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. doğurmak, yavrulamak; çiftleştirmek, üretmek; özel olarak yetiştirmek; sebep olmak, hâsıl etmek, kaynak teşkil etmek; gelişmek; hâsıl olmak; türemek; i. cins, soy, nesil; çeşit, tip. breeder reactor üretici reaktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, üreme; yetiştirme; terbiye; bitki ve hayvan türlerini ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kok ve mangal kömürü artığı kul ve kömür parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif rüzgâr, esinti, meltem; ing., k.dili münakaşa, huzur bozucu bir şey; f., k.dili coşarak gitmek, kolayca bitirmek. in a breeze (argo) kolayca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki bina arasındaki yalnız üstü kapalı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadar, rüzgârlı; canlı, hareketli. breezily z. esintili olarak. breeziness i. rüzgarlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Brahmanizme mensup. 2. Brahman rahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. Al. jeoloji). Tabiî çimento ile kaynaşmış kırıntılardan meydana gelen kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. breccia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeşler; ihvan (dini konularda ve tarikatlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. iki tam notaya eşit nota; huk. resmi yazı; sesli harflerin kısa okunması için üzerlerine konulan ^ işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. subayların fahri ve salâhiyetleri sınırlı olarak atandıkları bir üst rütbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kilisesinde okunan günlük dua ve okuma parçalarından ibaret kitap; diğer kiliselerde kullanılan buna benzer kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. 8 puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mayalama yoluyla bira gibi içkiler yapmak; hazırlamak, kaynatmak, sebep olmak (fesat, kötülük v.b.); i. bir defada çekilen miktar (bira); mayalanmak suretiyle hazırlanmış içki. be brewing patlamak üzere olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya ile yapılmış içkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira yapan kimse, biracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. et suyu; tirit, et suyuna batırılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. A.). Baklagiller familyasından olan bazı ağaçların kırmızı renkli boya çıkarılan tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazilian. brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brazil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). meşhur bir dava; meşhur olan ihtilâf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebir kullanarak, rızasını almaksızın: Malını cebren elinden aldı; yazdığı senedi kendisine cebren imza ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsorily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsion. under coercion. with strong hand. by the head and heels. by violent means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبرا] zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Zorlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya CEBİRE (i.). Suyu alınan üzüm vesair meyve posası: Cibre rakısı = Üzüm posasının inblkten çekilmesiyle çıkan düz rakı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). melez; (f). melez (i). elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tan, şafak, seher.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرد] dondurucu soğuk, çok soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berş» ten smüş.). Benekli (at), abraş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابرش] alacalı at. 2.alaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Bilgili, tecrübeli, ehl-i vukuf, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل خبره] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fast break

sp. hızlı hücum

Takım sporlarında karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif, iplik, tel; karakter. fibered (s). Iifli, telli. fiberboard (i). komprime liflerden yapılmış tahta. fiberglass (i). cam elyafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir yabanî çalının turşuluk yemişi. Kabara. Fr. capre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At tımarı kesesi, çuldan yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Familyanın örnek bitkisi gebreotu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski fışkı, araziye atılan hayvan tersi: Bu toprak gübre ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manure. dung. droppings. fertilizer. dressing. plant-food. cowpat. muck. ordure. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. muck. dung. droppings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. dung. droppings. compost. dressing. muck. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizing. fertilization. manuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre atmak, gübre ile beslemek: Tarlayı gübrelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to manure. to fertilize. fertilize the soil. muck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre ile beslenmek, gübre verilmek: Şu bahçe, bu sene gübrelenmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübresi olan, gübre atılmış: Gübreli toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübre saklanan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dunghill. dung hole. midden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kıl payı; (i.) kıl kadar mesafe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i .) melez, yanm kan (kimse) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir el eninde ölçü (yaklaşık olarak 10 cm.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük keder, kalp kırıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ibrani; Musevi; ibrani dili, ibranice; (s). ibranilere veya Musevilere ait. Hebrew calendar (bak). calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ehl-i hibre yerine yanlış olarak ehl-i kıble, kıble-nümâ yerine de hibre-nâme diyenler ve bunu lügat kitabına da kaydedenler vardır, (bk.) Hibret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبره] deneyim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir iş hakkında tam bilgi, bir işin gerçeğine ve derinliğine varma, vukuf ve tecrübe. Ehl-i hibret = Bir iş hakkında mükemmel bilgi ve tecrübesi olanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asil, soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli, evde yetiştirilmiş, evde büyümüş, ehli; kaba, yontulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde yapılan içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İğne. 2. (botanik) Çiçeklerin iğnesi, (fizik) İbre-i mıknatısiyye = Pusla, Osm. kıble-nümâ iğnesi. Ibre-i hevâm = Arı ve akrep gibi böceklerin iğnesi, dikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. indicator. needle. pointer. style. pine needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointer. needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ابره] iğne. 2.gösterge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. iber). Bir şeyden kaçınmak üzere ders alıp kendine gelmeye sebep olacak olay ve hal; böyle bir hal ve hâdiseden ders alma, Osm. mütenebbih olma: Suç işleyenlere, başkaları ibret alsınlar diye ceza verilir. İbret alınacak bir haldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object lesson. lesson. example. warning. one in the eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesson. warning. example.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesson learned through a misfortune. an unhappy event serving as a deterrent. example. lesson. object lesson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبرت] hayat dersi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir olaydan, kötü bir durumdan ders alma. 2.İbret alınacak olay, iş, acaip, tuhaf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve as lesson to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. Amîhten = karıştırmak). İbretle karışık, ibret verici: Ibret-Amîz bir vak’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibret, Fars. bahşîden = bağışlamak). İbret veren, ibreti gerektiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. nümûden = göstermek). İbret gösteren, ibreti mucip: Bir ibret-nümâ ceza ile cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İbret gösteren, ibret olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت آميز] ibret verici, ders verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت بخش] ibret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İbret olmak üzere, ibret ve intibah vesilesi olmak için: İbreten cezasını vermeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبرة] ibret olsun diye, ibret olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, fıtri, aslında var olan; aynı soydan olan hayvanların dölünden elde edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soy ve cinsten hayvan ve bitkilerin çiftleştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (bred) çeşitli hayvan veya bitkileri karıştırarak üretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. calibre). Tüfeğin çapı, çap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. caliber. gauge. gage. bore. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. boreinternal diameter. bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. bore. gauge. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde; ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. livre). Eski Fransız ağırlık ölçülerinden, takriben yüz elli dirhem yani beş yüz gram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pound. avoirdupois pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book containing the words of an opera or extended piece of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The words themselves. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of an opera or oratorio. the text of an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian for 'little book ' In music, the text or words of an opera, oratorio, or other musical work involving text. text of an opera or sometimes of an oratorio. the text of an opera or an oratorio. The text of an opera or oratorio In the past, it was pri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete book of words for an opera, oratorio, cantata, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of a work for the musical theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The literary text of an extended vocal composition such as an opera or musical comedy, whether or not it is published separately from the music The libretto of a musical comedy is sometimes called its book. text of a dramatic vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That cool book with all of the words to songs and vocal notes Usually rented, so don't loose them and always use pencil. [lih-breh-toh] 'Little book ' The text of an opera, oratorio, or other large-scale vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text of an opera or oratorio. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. İng. -tos, İt. -ti) müz. opera güftesi, opera metni; opera kitabı. librettist i. opera güftesi yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libreville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölümü hatırlatan, ölümle ilgili; dehşetli, meşum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğe. (cerrahî). Mlbred-i hasat = Mesane taşlarını ufaltıp düşüren Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sağlam, kaçınılmaz: Belây-ı mübrem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبرم] kaçınılmaz, zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, omber i. bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feveran, patlama, patlak verme, isyan; baş gösterme, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüs tahtası dar ve çıkıntılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılgerdan, nar bülbülü; kızıl göğüslü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süvari kılıcı. saber rattling savaş tehditi. sabertoothed tiger bugün yalnız fosil halinde bulunan ve uzun azı dişleri olan kaplan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. süvari subay çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be patient. endure. forbear. bear with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbear. to be patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be patient. to show patience. possess one's soul in patience. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شب رنگ] siyah. 2.gece rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz., İng. tam nota, dörtlük nota, yuvarlak nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mayasız ekmek, hamursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerli galeta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek sıra düğmeli (ceket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka, sombrero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. operet ve güldürülerde oynak hizmetçi kız rolündeki oyuncu, subret; hoppa genç kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşankulağı, siklamen, buhurumeryem, bot. Cyclamen europaeum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısır unu ve yumurta ile yapılan yumuşak ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükbaş yetiştiren çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgenin bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtlı yanıltıcı ifade; huk. hakikati gizleyerek bir ayrıcalık veya mülk elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial fertilizer / manure. artificial fertilizer. artificial manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan; soylu; tam; i. saf kan hayvan; b.h. bir cins at; k.dili. kültürlü kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan zilli tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi arabası, kağnı; Fransız ihtilâli zamanında suçluları idam yerine götürmek için kullanılan araba; eskiden suya batırmak maksadı ile üstüne suçlu kadınları bağladıkları tekerlekli iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. şemsiye; denizanasının şemsiye şeklinde yüzme uzvu; s. şümullü, bütünü kapsayan. umbrella stand şemsiye konulacak yer, şemsiyelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leylek ve balıkçıla benzer Afrika'ya mahsus bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilmemiş (hava); başkasına söylenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi yetiştirilmemiş, terbiyesiz, terbiye görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi terbiye görmemiş, terbiyesi kıt; saf kan olmayan, cins olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. serbest nazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli, kibar; soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur kervan çulluğu, zool. Numenius phaeopus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by