Bula ne demek? | Bula anlamı nedir? | Bula

Bula anlamı nedir?

Bula ne demek?

Bula anlamı nedir?

Bula | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bula

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

N foam; bubbles; froth; soapsuds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'princess' onboard the Saucy Mare; one of Captain Capacitor's crew RB: 1 C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cankurtaran, ambulans : gezici hastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambulance

cankurtaran

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. blood-wagon. casualty department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gezmek, yürümek. ambulant (s) seyyar, gezici; (tıb). vücudun bir tarafından başka tarafına geçen; (tıb). hastayı yatırmaya lüzum göstermeyen. ambula'tion (i). gezme, gezinme, gezicilik. am'bulatory (i)., (s)., (mim). gezilecek yer; (s). g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pınar, kaynak, çeşme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kaynak, pınar, çeşme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulamak, bulaştırmak, kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to besmear. to bedaub. to smear. to cover with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll sth in. to besmear. to bedaub with. to smear. mix. malax. lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanmış olan: Bulanık su, bulanık hava. Bulanık suda balık avlamak = Karışık vaziyetlerden faydalanarak menfaat temin etmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddy. blurry. blurred. dim. cloudy. clouded. foggy. out-of-focus. dark. filmy. hazy. indistinct. mackled. misty. murky. troubled. turbid. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. fuzzy. hazy. milky. turbid. muddy. blurred. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. out of focus. muddy. turbid. not clear. hazy. thick. nebulous. opaque. blurred. obscure. impure. clear as mud. dirty. as clear as ditch water. dreamy. foggy. muzzy. unclear. vague. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. cloudiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. blur. mackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru halini kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get muddy. to get dirty. to become turbid. to cloud over. to be nauseated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be upset. to get muddy / dirty. to become turbid. film over. thicken. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusacak gibi bir duygu veren mide rahatsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea. nauseation. qualm. queasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. infectious. transmitted. catching. corruptive. taking. zymotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catching. communicable. contagious. infectious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. infectious. catching. communicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulaşmış olan, yemekte kirlenmiş kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash cloth. dishcloth. dishrag. wash rag. dish cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship with a bad bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulaşık yıkamayı iş edinmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher. pot walloper. scullion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scullery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess with. become entangled in. have one's hand in. have a hand in. be transmitted by. be contaminated by. catch. smear. rub on. be involved. get at. smudge. welter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smudge. to be smeared. to smudge. to be infected. to spread. to get involved in. to be embroiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be smeared to be spread by contagion. to be involved in an affair. catch. smudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. blurring. contamination. implication. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contamination. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat’ı Sultan Kayıtbay’a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafım dolaşmak; tavaf etmek. circumambula'tion (i). etrafını dolaşma. circumam'bulatory (s). etrafını dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sohbet etmek, başbaşa vermek, konuşmak. confabula'tion (i). sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). polise ait; (i). polis teşkilâtı, zabıta kuvveti; jandarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (A.B.D)., argo Arap saçı gibi karıştırmak, altüst etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -lae) (i)., (anat)., (zool). dizden aşağıdaki iki incik kemiğinden küçük olanı, kamış kemik, fibula; eski Roma'da elbiseyi tutturmak için kullanılan kancalı büyük iğne veya broş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde, küresel, kürevi; yuvarlardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,- ulate,- uliform s. huni şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren hale bulantı denir. Nedenleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karın zarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkoliklik ya da sinir bozukluğu mide bulantısına neden olabilir. 1-2 gün içinde geçmezse, doktora başvurmak gerekir. Mide ve bağırsak bozukluklarından kaynaklanan mide bulantılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı nane ve orta boyda bir limonun kabukları konup, 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nebülöz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) astr. pek uzak olduğundan bulut gibi görünen yıldızlar yığını, nebula; tıb. gözbebeğine arız olan duman. spiral nebula sarmal yapılı yıldız takımı, spiral nebula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulut gibi görünen yıldız kümesine ait. nebular hypothesis güneş sisteminin aslında bulut şeklinde bir madde yığınından ileri gelmiş olduğu varsayımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - On bulak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şurasını burasını gezmek, dolaşmak; etrafını gezmek; gözden geçirmek, teftiş etmek. perambu la'tion i. gezme, dolaşma. perambulator i., ing. çocuk arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. biz şeklindeki, sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kınlamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Analşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılmaz, görüntü retinada tam odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olaraka kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masa şeklindeki, masa gibi düz; cetvel şeklindeki; cetvele göre hesap olunmuş. tabularly z. masa şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. üzerine hiç yazı yazılmamış levha; yeni doğan çocuğun hiç bir eser taşımayan beyni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tabooed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. cetvel haline koymak; s. üstü düz; tabaka halindeki. tabula'tion i. cetvel haline koyma. tabulator i. cetvel haline koyan kimse veya alet: cetvelleyici, tabulatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihnet, musibet; dert, keder, büyük sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boru şeklindeki; borulu; boru sesi gibi. tubulous s. boru şeklindeki; borulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. turbulence

coğ. burgaç

Beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek sözlük, lügatçe; kelime bilgisi; bir dilde bulunan bütün kelimeler; güz. san. ifadeyi meydana getiren bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by