Bün ne demek? | Bün anlamı nedir? | Bün

Bün anlamı nedir?

Bün ne demek?

Bün anlamı nedir?

Bün | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bun

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dip, temel. 2. Alt taraf, aşağı, kıç. 3. Kök, kütük. 4. Ağaç. Gülbün = Gül ağacı. Bî-ser ü bün = Başı, sonu bellisiz. Bî-ser ü bün lâflar söylemek = Münasebetsiz söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress. depression. boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slightly sweetened raised cake or bisquit with a glazing of sugar and milk on the top crust. small rounded bread either plain or sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BUN stands for blood urea nitrogen, a waste product normally excreted by the kidney Your BUN value represents how well your kidneys function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood Urea Nitrogen, a blood test that helps determine kidney function Urea is a waste product of protein breakdown in the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood Urea Nitrogen, a blood test that can show how well the liver and kidneys are working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A segment of FPF cut off from continuously produced slabstock type of FPF.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A segment of foam cut off from continuously produced slab stock type of foam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for blood urea nitrogen A test often used as a measurement of kidney function. stands for blood urea nitrogen, a waste product normally excreted by the kidney Your BUN value represents how well the kidneys function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of the urea level in the blood Urea is cleared by the kidney BUN is a laboratory blood test to assess how well the kidney is functioning Diseases, such as myeloma, which compromise kidney function, frequently lead to increased levels of BUN. : A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çörek; çörek şeklinde kıvırımış saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, çokluk, bereket; servet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bol, bereketli, mebzul abundantly (z). bol bol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «bâbune» den Arapçalaştırılmış) (botanik). Papatya, ukruvan. Bâbunc-ı kelbî = İt papatyası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابونه] babuna, papatya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kırmızıya yakın bir cins lezzetli balık ki, beyazca, alaca cinsine tekir derler. (Botanik): Bir nevi fasulya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman bean. kidney bean. red mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red mullet. kidney bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buna, bu zamirinin datifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir seşit sentetik lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. in one's dotage. dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. dotard. demented. arrage. silly. touch in the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. depression. the megrims. melancholy. down. megrims. crisis. dismay. moody. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. depression. despondency. juncture. stress. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. emotional upset. anxiety. crisis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress. boredom. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bunalmak, nefes almakta güçlük çekmek. 2. Fazlaca sıkılmak, sıkıntıya düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be snowed under. suffocate. swelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel suffocated. to get bored. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distressed. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. distress. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muggy. oppressive. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distressing. suffocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. oppress. stupefy. to suffocate. to oppress. to weary. to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distress. to cause anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. second childhood. dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateh getirmek, ihtiyarlıktan çocuk gibi olmak. 2. Alıklaşmak, söylediğini bilmez olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in one's dotage. become senile. dote. become a cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become senile. to reach one's dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Pınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («bu» zamiri ile «ca» ekinden mürekkeptir). Bu kadar, bu derecede, çok, fazla: Bunca zamandan beri, Hergün bunca faydalı keşifler yapılıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. demet yapmak, bir araya toplamak; salkım halinde meyva vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salkım, demet, hevenk, deste, grup, takım; kambur. bunchflower i., bot. yabani çörek otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili dolandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı bunçalayın) 1. Bu kadar, bu miktarda: Bunculayın işin ehemmiyeti yoktur. 2. Böyle, bu tarzda, bu halde. Bunculayın adam (yakın için olup, uzak için olan mukabili onculayındır, eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rıhtım, set; rıhtım caddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. birlik; dernek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. bunda). Bu zamirinin lokatifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin ablatifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from this. by this. therefrom. hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from this. about this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. further. furthermore. moreover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furthermore. moreover. thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth. as from now. as of now. from now on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. hence. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. hereby. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) dan+m] bundan başka, bunun yanısıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Almanya ve Avusturya parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paket, bohça; kundak; yığın; f. toplamak, bohçalamak, kundaklamak, sarıp sarmalamak; acele olarak bir yere göndermek; slang sepetlemek; veda etmeden aceleyle gitmek; soyunmadan aynı yatakta yatmak. bundle up sarınıp sarmalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Ufak ve yuvarlak tâne. 2. Tüfek kurşunu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa; fıçı deliği; f. tıpalamak, ağzını tıpa ile kapamak; dövmek, hırpalamak. bunghole i. fıçı ağzı. bung up (argo) hırpalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow. chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek katlı ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acemice iş yapmak, yüzüne gözüne bulaştırmak; i. acemice yapılan iş, beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ayakta hası1 olan iltihaplı sişlik. bunyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ranza; k.dili herhangi bir çeşit yatak; f. ranzada yatmak; rahatsız bir yerde yatmak. bunkhouse i. işşi yatakhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) boş laf, saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltı sığınağı;den. ambar, yerinden oynamayan ve depo olarak kullanılan büyük sandık; golf sahasında kumluk çukur veya toprak tümsek gibi topun gidişine engel olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin cemi hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

these.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

these. early bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşan, tavşancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tos vurmak; (beysbol) topa hafifçe vurmak; i. tos, boynuz darbesi; (beysbol) topa hafifçe vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelken eteğinin orta yeri; balık ağının şişen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit buğday hastalığı; bu hastalığın sebebi olan mantar, bot. Tilletia foetens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süs ve işaret flamaları için kullanılan pamuklu kaba kumaş, bayrak bezi; bir geminin bütün flamaları; kiraz kuşu, zoolş Emberizaden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kargafunda, yelken eteğinin orta yerini kaldırıp kapamak için kullanılan ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin akküzatifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin genitifi. (bk.) Bu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likewise. similarly. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thereupon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at this. hereupon. whereon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. however. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless. notwithstanding. all the same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibn» den). Oğulluk, evlâtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Temel, esas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yapı, bina.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yakub peygamberin en küçük oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücudun binası, canlı bedenin hali, tabiî hâli ve teşekkül sureti: Bünyesi sağlamdır. Kavî-yül-bünye = Bünyesi kuvvetli. Zaîf-ül-bünye = Bünyasi zayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. structure. physique. organization. contexture. fabric. habit of body. quality. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. fabric. structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

structure. bodily constitution. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çıban, şirpençe; burun sivilcesi; lal taşı, yakut; yakut kırmızısı, kahverengimsi kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer, kuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili. kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: dûr-bîn) (dûr = uzak, dîden = görmek). 1. Uzaktan görmeye mahsus, maddeleri büyütür mercekleri olan ve uzaktaki şeyleri yakın gösteren optik Alet. 2. Uzaktan gören, her işin neticesini önden anlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope. field glass. field glasses. binoculars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binoculars. field glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binoculars. field glasses. small telescope. glass. field glass. pair of binoculars. watchglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dementia praecox. dementia precocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağacı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered grandstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. matematik). Çarpan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gabn» dan imef.) (mü. mağbûne). Alış verişte aldanmış, gabna uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغبون] aldatılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağzûbualeyhâ, c. mağzûbüaleyhim). Birinin gazabına uğramış, kendisine gazab olunan: Tanrı’nın gazabına uğramış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölmek üzere, ölüm halinde, can çekişmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili neşeli, gürültülü; deliduman, delişmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Latince «sapo.dan). Kir çıkarmak, gerek vücudu ve gerek çamaşır vesaireyi yıkeyıp temizlemekte kullanılan, zeytinyağıyla kireç, kül, soda veseireden yapılan madde. Girit sabunu = Bir çeşit beyaz sabun. Arap sabunu = Hamur hâlinde ve koyu renklisi. Leke sabunu = Leke çıkarmaya mahsus terkip. Misk sabunu = Kokulu sabun. Sabun taşı = Leke çıkarmak için kullanılan bir çeşit kil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صابون] sabun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.

Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı(ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda derimizin, üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır.

Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kiraç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonrada karıştırmışlardır. Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olark kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de sığır, ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve raklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. İampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. suds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap bubble. suds. lather. suds soapsuds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabun yapılan yer, sabun fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of soap. manufacturing or selling soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapery. soap factory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sabOniyye). 1. Sabuncu. 2. Sebunle karışık, sabunlu. 3. Sabun çeşidinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit nişasta helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabunla yıkama, sabun sürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soaping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabun sürmek, sabunla yıkamak: Bu mendili güzelce sabunlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap. soap down. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. soap. to soap. wash with soap. to lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap. to lather (chin before shaving. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap oneself. to be soaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saponification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saponification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saponify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sabun karışmış: Sabunlu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. with soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. covered with soap. saponated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish. washcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek çok, mebzul, bol, taşkın. superabundantly z. pek bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Kapalı ve açık seyir yerlerinde seyirciler için yapılmış anfiteatr biçiminde oturacak yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tribune

sekilik

Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand. tribune. grandstand. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand. stands. bleachers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahkeme; hakim kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma tarihinde soylulara karşı halkın seçtigi ve halkı koruyan sulh hakimi; halkı savunan kimse. tribunate, tribuneship i. halkl savunan memur makamı. tribunicial, -tial s. bu makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kursu, platform, tribun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet soap. facial soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zayıf, kuvvetsiz, Fars. nâ-tüvân: Çok zebûn düştü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زبون] alçak. 2.aciz, zavallı. 3.güçsüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.alçaltmak. 2.aciz bırakmak. 3.güçsüz bırakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.alçalmak. 2.aciz kalmak. 3.güçsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zebûn = kuvvetsiz, küşten = öldürmek). Kuvvetsiz ve müdafaadan Aciz bulduğu adama merhamet etmeyen, düşküne vuran.

Türkçe Sözlük by