Büyük Anne ne demek? | Büyük Anne anlamı nedir? | Büyük Anne

Büyük Anne anlamı nedir?

Büyük Anne ne demek?

Büyük Anne anlamı nedir?

Büyük Anne | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: buyuk anne

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternal. mother. mama. mom. mummy. ma. mam. mamma. mammy. mater. maw. mum. old woman. old lady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ma. mama. mammy. mom. momma. mother. mum. mummy. mommy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother. lady. ma. mama mamma. old lady. old women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sister Anne Sister of Fatima, the seventh and last of Bluebeard's wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Women in labor, Cabinet Makers, Horsemen, Housekeepers, Housewives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavlamak, kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak yumuşatmak: sertleştirmek. annealing oven tavlama fırım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool. halkalı; (s). halkalılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a mother to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve; ek bina, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilhak etmek, ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilhak (arazi); mülhak arazi; (huk). müsadere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Babanın annesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father's mother. paternal grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bayrak, sancak, alem; gazet. manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack- in-office. jumped up. snooky. puffed up with wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral of the fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large-sized. large size. ;. jumbo size. king size. large- sized. wide size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dude ranch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming on a large scale. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of final entry. general / ledger journal. general ledger. general journal. ledger book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. capital letter. uppercase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department store. emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T A). Türk musikisi sisteminde 5 koma değerinde aralık, bu değerde bemol ve diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Türk musikisinde 15 zamanlıdan daha fazla zamanlı usullerin hepsi. 15 zamanlı ve daha az zamanlılara küçük usul denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz kuvvetleri subaylarının en yüksek rütbesini taşıyan amiral, kara ordusunda meraşale eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kuzey Kutbu bölgesinde yedi yıldızdan meydana gelen, kabaca tava biçiminde bir takımyıldız. Dübbüekber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the great bear. the greater bear. dipper. big dipper. plough. the plough. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigwig. cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle (cows , oxen , water buffaloes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En yüksek pâyeli elçi. Osm. sefîr-i kebîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. ambassador sefiri kebir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendisini büyük göstermek, azamet satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become haughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyük etmek, büyütmek (doğru kelime olmayıp, yerine büyütmek kullanmalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hacim bakımından büyük olanın hali, irilik, ululuk, cesamet: Bu dağın, bu ağacın büyüklüğü. 2. Değer ve itibar fazlalığı, kibir, azamet: Tanrı’nın büyüklüğü. Fuzûlî’nin büyüklüğü. 3. Yaşlılık, olgunluk yaşı, ihtiyarlık: Çocuklar daima büyüklüğü arzu ederler. 4. Genişlik, vüs’at: Bahçenin, denizin, deliğin ‘’büyüklüğü. 5. Çokluk, kesret: Servetin büyüklüğü. 6. Şiddet, kuvvet: Bu acının bjjyüklüğü. 7. Kalabalık, çokluk, debdebe: Bu alayın, bu düğünün büyüklüğü. 8. Kibir, azamet, gurur: Büyüklük satıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. bigness. largeness. generosity. superiority. magnitude. ampleness. enormity. enormousness. grandeur. grandness. hugeness. sovereignty. substantiality. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. extent. grandeur. magnitude. size. greatness. importance. gravity. seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. importance. seniority. enormity. extent. grandeur. magnitude. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konserve halinde muhafaza edilmiş; argo önceden hazırlanmış, önceden söylenmiş, bir yenilik getirmeyen; argo kovulmuş, yol verilmiş; argo banda alınmış, plağa doldurulmuş (müzik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

linyit kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konserveci, konserve yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konserve imalâthanesi, konserve yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanala dökmek, mecraya sevketmek; kanal açmak, oymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak (nehir), kanal, mecra; bir su yolunun derin kısımları; geniş boğaz; U demiri, oluk demiri; (den) palasartalar; hat; oluk. the English Channel Manş Denizi. Channel Islands Angloormand Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oluklu demir, bir dikdörtgenin üç tarafı şeklinde olan U demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. astronomical. enormous. exquisite. extreme. fierce. gargantuan. huge. insurmountable. monumental. mortal. overwhelming. resounding. roaring. royal. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colossal. enormous. fantastic. gargantuan. gigantic. immense. mighty. monumental. prodigious. profound. resounding. royal. terrific. thumping. thundering. tremendous. vast. walloping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ed, Ied; ing,ling) fanila, pazen; (çoğ). fanila, iç çamaşırı; faniladan yapılmış spor pantolon; (f). fanila giydirmek, fanila ile oğmak. flanneled (s). fanila kaplı. flannelette' (i). hafif fanila, fanilaya benzer pamuklu kumaş, pazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i sumsuk kuşu, zool Morus bassanus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit doğan, (zool.) Falco biarmicus; doğancılıkta bu kuşun dişisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek doğan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsviçre'de Lozan şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hal ve hareket tarzı, tavır; âdet, usul; çeşit; çoğ. görgü, terbiye, her zamanki konuşma ve hareket şekli, tavır ve hareket; üslup, tarz. all manner of her seşit. by all manner of means muhakkak, her halde. by no manner of means katiyen, asla. He

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muayyen üslup veya hareket tarzı olan; yapma tavırlı. ill-mannered terbiyesiz. well-mannered nazik tavırlı, terbiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi bir tavır ve harekete fazla bağlı olma; yapma tavır; sanatta bir uslubu aşırı derecede kullanma. mannerist i. bir üslubu fazla kullanan sanatkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. terbiyeli; z. nazikçe. mannerliness i. görgülülük, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazınne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان نواز] misafirsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) misavirseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخنث] kalleş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «hanese» den imef.) (halk dilinde: muhannet). Korkak, alçak, nâmert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: muhannetlik). Korkaklık, alçaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «muhannes» den galat), (bk.) Muhannes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محنط] kalleş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalleşlik etmek, edilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kanûn» dan imef.) (mü. mukannene). Şaşmayan, vakit ve miktarı belirli, düzenli: Çalışması, yemeği her şeyi mukannendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sınf» tan imef.) (mü. musannefe). Sıraya konmuş, sınıflandırılmış, bir araya getirilmiş, yazılmış, te’lif edilmiş: XVI. asırda musannef bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kitaplar, te’ lif ve kalem eserleri: Musannefâtı bir kütüphane dolduracak miktardadır. Musennefât-ı meşhûre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ince, zayIlf; ahenksiz, cızırtılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışla ölçen kimse veya alet; İng. vida somunu anahtarı, ingiliz anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., leh. yepyeni, gıcır gıcır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. debbağ, tabak, sepici; (İng),( argo )altı penilik para. tannery i. debbağ hane, tabakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mürettebatsız; insansız; insansız çalışan; hadım edilmiş, enenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. nezaketsiz, saygısız, kaba; z. nezaketsizce. unman nerliness i. saygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. deem. guess. suppose. surmise. take for. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believe. deem. feel. guess. suppose. surmise. suspect. to suppose. to believe. to guess. to surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suppose. to think. to imagine. to believe. to guess. to reckon. expect. conjecture. deem. esteem. surmise. take for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by