Cuş ne demek? | Cuş anlamı nedir? | Cuş

Cuş anlamı nedir?

Cuş ne demek?

Cuş anlamı nedir?

Cuş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cûs

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaynama, coşma, galeyan, taşma: CÜşa gelmek = Coşmak. COş-u hurûş = Coşma, galeyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkebi durdurmak için kullanılıp, ahmakça harekette bulunan kimseler için de söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whoa ! you fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوش] coşku. 2.kaynama. cûş eylemek coşmak, coşup taşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hesap tahtası; (mim )sütun başlığmdan geçen düz tabla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suclamak, itham etmek, cürüm isnat etmek accusa'tion (i). cürüm isnadı, suçlama, itham; töhmet accused (s). sanık, maznun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak accustom oneself alışmak, âdet edinmek, itiyat peyda etmek be accustomed to itiyadında olmak , alışkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mercanköşk otu, (bot) Majorana hortensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). mahkemenin fahri müşaviri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. öğütücü dişlerle köpek dişleri arasında her bir tarafta dörder tane olmak üzere bulunan kesici dişler. bicuspid valve ikili kapakçık, mitral kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). (-ed, -ing, -sed, -sing) . ABD mahalli parti meclisi toplantısı; (ing). parti yönetim kurulu; parti disiplin kurulu; (f). parti kurulu toplantısı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sirk; sirk gösterileri: sirk pisti; arena; (ing). meydan; gösteri, numara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -ci) (bot). içli çekirdek, içi yenir çekirdek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). darbe vuruşu ile beyne tesir etmek; sarsmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarsma; darbe vurma; çarpışma; çarpışma neticesi olan şiddetli sarsıntı; (tıb). sadme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). safran, (bot). Crocus sativus; çiğdem, (bot). Colchicum autumnale; bir çeşit maden parlatma tozu, demir peroksit. yellow crocus pas lâlesi, sarı çiğdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Çok coşkun, taşkın. Pek coşkun ve taşkın bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشاجوش] coşkun, coşkulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonbaharda dökülen yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykuda gelen ağırlık, ağırbasma, kâbus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Coşan, kaynayan, coşkun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشان] coşan. 2.kaynayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den) (c. cüseymât). Küçük cisim, cisimcik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cüseym). Küçük cisimler, cisimcikler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yastık, minder; yastığa benzer şey; bir darbenin hızını kesen herhangi bir şey; bilardo masasının lastikli iç kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yastık veya minder koymak veya dayamak, bir darbenin hızını kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., argo rahat, kolay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaynama, galeyan, coşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشش] coşku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zirve, uç; (astr). yeni ayın sivri uçlarından her biri; (geom). iki eğrinin birbirlerine teğet oldukları nokta; (mim). dilim; (bot). sivri uç; cuspate, cusped (s). sivri uçları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dilimli, ucu eğri ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tükürük hokkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D). (k).dili küfretmek, sövmek, lanetlemek; (i). Iânet; (k).dili herif. a queer cuss (k).dili acayip yaratık. cussedness (i)., (A.B.D)., (k).dili terslik, huysuzluk; Iânetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gövde, beden, cisim, kalıp: Azîm-ül-cüsse = İri gövdeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cüsseli, iri yapılı, irikıyım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gövdesi büyük, cesîm, iri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big-bodied. bulky. burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. great. huge. hulking. portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eli ve ayağı çabuk, hareketli, tetik (aynı mânâda olan «çâlâk» ile beraber kullanılır): Cüst ü çâlâk bir genç idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) Ar. serîülhareke, çevik (ekseriya aynı mânâda olan «çâlâk» ile birlikte kullanılır): Çüst ü çâlâk bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arayıp sorma, araştırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğurt koyuluğunda, süt ve yumurtadan yapılmış bir tatlı, krema. custard apple Hint ayvası, (bot). Annona reticulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeviklik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaret eden kimse, koruyan kimse, muhafız; mesul kimse; kapıcı, odabaşı. custodial (s). nezaret ve emanete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhafaza, nezaret; hapsetme. be in custody mahpus olmak; bir kimsenin vesayeti altında bulunmak. give into custody teslim etmek, emanet etmek. take into custody tutmak, hapsetmek, tevkifetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). gelenek, adet; alışkanlık, itiyat; müşterilik, alışveriş; (çoğ). gelenekler, adap; (çoğ). gümrük, gümrük resmi; (s). ısmarlama, ısmarlama yapılmış; ısmarlama üzerine çalışan (esnaf). customs union gümrük anlaşması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısmarlama yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mutat, alışılmış, âdet hükmünde. customar'ily (z). âdete göre, alışıldığı şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşteri. a tough customer (k).dili çetin kimse, geçinilmesi zor adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gümrük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cism). Cisimler. (bk.) Ecsâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamahkârlık, pintilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şam; Şam çeliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). çaprazvari geçmek; X şeklinde geçmek; (s). X şeklinde, çaprazvari .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir alışkanlıktan vazgeçirmek, bir itiyadı bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor disk; disk atma sporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müzakere etmek, görüşmek, münakaşa etmek, tartışmak. discussant (i). bir toplantı veya seminere katılan kimse, konuşmacı. discussible (s). münakaşa edilebilir, müzakeresi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzakere, görüşme, münakaşa, sözlü veya yazılı tartışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri büğrü, çarpık çurpuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özür, mazeret, bahane, sebep; özür dileme; izin verme, izin, hâk verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak; suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak; from ile izin vermek, müsaade etmek. Excuse me özür dilerim, affedersiniz, kusuruma bakmayın. excuse oneself özür dilemek, izin istemek. excusable (s.) affedilebili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. cuses, ci), (f). (ed veyased, ing veya sing) odak, mihrak: belirli bir noktayı iyi görebilmek için göz veya aleti ayar etme; (mat). odak noktası, faaliyet merkezi; (f). bir noktaya getirmek, odağı ayar etmek; dikkatini toplamak. in focus o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. fuci) (i)., (bot) esmer deniz alglerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Biga'daki Kocabaş Irmağının tarihi ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber çiçeği; bamya ve ona benzeyen birkaç çeşit bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak; sarhoş etmek, sersemletmek; içine uyuşturucu madde katmak (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sihirbazın sözleri; göz boyayıcı hareketler, hokus pokus; hokkabazlık, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. incudes) i., Lat. ortakulaktaki örs kemikçiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur görülemez, affedilemez, mazeret kabul etmez. inexcusably z. affedilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) reddolunamaz, kabul olunması icap eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak, birbirini kucaklamak, boyun boyuna sarılmak, bk. Kocmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.)göllerde hâsıl olan; göle ait, gölcül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. loci) mevki, yer, mahal; geom. belirli şartlar altında herhangi bir hat veya noktanın kendi hareketiyle meydana getirdiği yüzey veya hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekirge, zool. Acridium; ağustosböceği, zool. Cicada; salkım ağacı, akasya ağacı, bot. Robinia pseudoacacia; keçiboynuzu, bot. Ceratonia siliqua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça «muğ»dan). Eski Iranlıiar’ın Zerdüşt dinine mensup halk: Mecûs dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mecûsiyye). Mecûs dinine tâbî, Zerdüştî, Ateş-perest veya bunlara ait: Mecûsîler’in Ayîni.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجوسی] ateşperest, ateşe tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı içbükey ve diğer tarafı dışbükey mercek; fiz. tepesi içbükey veya dışbükey duran sıvı sütunu; anat. menisk, oynak ayçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Farsça merzegûş’ tan), (bk.) Merzengûş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümük; balgam; balgam gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy ölçüşmek = İki kişi birbirinin derecesini anlamak için yarışmaya çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçülmemiş, götürü: Ölçüsüz pazarlık olmaz. 2. İtidalsiz, dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measureless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagant. immeasurable. immoderate. unmeasured. measureless. incalculable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoderate. measureless. unmeasured. uncalculated. incalculable. careless. haphazard. imprudent. excessive. beyond the measure of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmeasuredness. incalculableness. haphazardness. imprudence. immoderation. excessiveness. overmeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetli ve çabuk vurmak; tıb. muayene gayesiyle parmaklarla veya bir aletle hafif hafif vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; müz. piyano veya davul gibi bir çalgıya vurarak ses çıkarma. percussion cap tüfek kapsülü. percussion instrument vurularak çalınan m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğnedenlik, iğne yastığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pnomokok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) (İng.) (tar.) resmi kiliseye gitmeyi reddeden (kimse); (i.) resmi kilise kanunlarına karşı gelen kimse. recusancy (i.) boyun eğmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iltihap hâsıl eden bir çeşit mikrop, stafilokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coc, -ci) streptokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle sarsmak; tıb. göğsünde su olup olmadığını anlamak için sarsmak. succussion, succussation i., tıb. sarsma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flagrante delicto. red-handed. in the very act. in the fact. flagrant offence. in delicto. in fault. red handed. with hands red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ci) anat. oluk. (süleyman')

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç çatallı (azı diş leri veya kalp kapağl gibi). tricuspid valve anat. üçlü kapacık, triküspid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying. cruising. flight. flying. fly. homing. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. flying. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. fly. flying. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçuş modunda, örneğin bir uçak ya da hastanede, hassas cihazların etkilenmemesi amacıyla radyo işlevi kapatılır. Gelen aramalar alınamaz ve görüşme yapılamaz,ancak yine de telefonun bazı işlevleri kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birlikte ve birbirlerine karışarak uçmak: Kuşlar uçuşuyorlardı. 2. Kanatları vurarak telâşla uçmak: Ördek uçuşuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flit. to fly in a swarm. to fly about. to flit about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. göbek. umbiliform s. göbek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutat olmayan, alışılmamış; alışmamış; fazla tanınmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by