Cak,—cek ne demek? | Cak,—cek anlamı nedir? | Cak,—cek

Cak,—cek anlamı nedir?

Cak,—cek ne demek?

Cak,—cek anlamı nedir?

Cak,—cek | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

opener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener. any device used to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merhamete şayan, teessüf veren: Acınacak bir haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable. lamentable. pitiable. pitiful. regrettable. sad. sorry. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitiable. deplorable. miserable. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir kiraz çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir anlaşma veya hesaba göre alınması gereken para,, mal veya başka şey. Alacağı olsun = Günün birinde ona gösteririm anlamında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable. money owed to one. debt owed to one. credit. holding. claim. chose in action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. money owed to one. credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. credit. receivable. chose in action. adjusted trial balance. lien. money on account. receivable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de yer, toprak demek olan «al» dan yahut «alt» tan;.

1.Yüksek karşılığı, aşağı, pes.

2.Boyu kısa, kısır, (mec.)

1.Karakteri ve nesli aşağı, kötü huylu, zelil, dûn.

2.Hasis, pinti, cimri. 3.Korkak, nâmerd. Alçak gönüllü = Mütevazı, kibirsiz. Alçaktan görüşmek = Kibir etmemek, tevazu göstermek. Yalımı alçak = Kibri olmayan, tevazu sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az alçak, pek yüksek olmayan. Alçaklıkla, zillet ve tenezzülle: Alçakça yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yükseklik karşılığı, pestî.

2.Boy kısalığı, (mec.) Zillet.

2.Mübalağalı hasislik, cimrilik.

3.Korkaklık, nâmertlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Anca ve ancılayın gibi «an» suretini alan «o» işaret ismiyle «cak» edatından).

1.Tek, yalnız, sade, mücerret: İbâdete müstahak, ancak Cenâb-ı Hak’ tır.

2.Mahzâ, sırf hassaten: Ancak ilim öğrenmek ve terbiye için mektebe gidilir.

3.Tamamı tamamına, dara dar, güç hal ile: Bu iş ancak akşama kadar biter. Bu çuval ancak bir kile alır.

4.Lâkin, fakat, ama: Ava gidecektim, ancak hava müsaade etmedi. 5.O kadar, onun gibi, ancılayın: Kalenderlik ise ancak o kadar olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

only. barely. hardly. merely. purely. scarcely. however. on the other hand. but. nevertheless. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barely. but. hardly. only. merely. just. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

however. on the other hand. but. just. hardly. barely. only. solely. merely. bare. just about. nevermore. scarcely. simply. by the skin of one's teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmaya müstahak, pek kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Umumiyet üzere kalçadan tabana kadar olan uzva ve bilhassa kalçadan dize kadar olan kısmına denir. Hayvanlarda ön, art, kıç bacak.

2.Oyun kâğıtlarının oğlan resimli olanı, vale, fanti. 3.Bir çeşit av köpeği. Alabacak = Sekili (at). Eğri bacak, kılıç bacak = Çarpık bacaklı, ahnef. Şeytanın kıç yahut art bacağı = Yaramaz çocuk. Bacak kalemi = İncik kemiğinden düdük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crural. leg. limb. pin. shank. shin. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack. leg. limb. shank. knave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. leg. shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boylu, yüksek, uzun. Ar. tavîl-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having legs. long legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacakları ve boyu kısa, boysuz. Ar. kasîr-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no legs. short-legged. who tries sth he / she is too young to do. pint- sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, kısa boy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocers and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kabzasının siperi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

veya BALÇAK (i.). Kılıç kabzasının eli muhafaza etmeye mahsus siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bıçmak, biçmek» ten). Kesecek Alet ki, hançerin küçüğü ve çakının büyüğüdür. Çeşitleri vardır: Aşçı bıçağı, bahçıvan bıçağı, cerrah bıçağı, kasap bıçağı. Bıçak bıçağa = Bıçakları çıkararak birbirine hücum etme: Bıçak bıçağa geldiler. Ağzını bıçak açmaz = Pek meyus ve mükedder. Burun bıçağı = Oymacı Aleti. Yan bıçağı = Kınında olduğu halde, silâh makamında bele asılan bıçak, cenbiye.. (İki tarafı keser cinse kama derler). Bıçak yarası = Sahtiyanda ve ayakkabıda çatlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. chive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. guillotine. knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. couvert. cutlery. dagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back of a knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıçak yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köşe, Osm. zâviye: Bir bucağa tıkılmak. Ucu bucağı yok = Pek geniş. Bucak bucak = Her taraf. Köşe bucak = Her taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. township. burg. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. corner. nook. subdistrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook. subdistrict. corner. community district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen yuvarlak taneli hububat çeşidi. Cılban, ak burçak, kara burçak: Bunun cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. vetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lathyrus): Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer. Kullanıldığı yerler: Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek süratle, süratle ve gürültüsüzce, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippy. quickly. apace. at no time. in no time. in a snap. with a rush. double-quick. fast. hand over fist. by leaps and bounds. lickety-split. nimbly. in short order. posthaste. quick. readily. slick. speedily. swiftly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. quickly. in a flash. like a flash. in no time. in less than no time. chop-chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swift fashion. sharpish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Tâ, hattâ, dek, —ce: Çak bu kadar, çak sabaha dek. (bk.) Çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Kazma ve çekiçle vurma gibi fiillerin sesini taklit ve tasvir eder: Çak çuk, çakır çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Yarık, yırtık, çatlak. Çâk etmek = Yırtmak, paralamak: Perde-i nâmûsunu çâk etti. Girîbân-çâk = Yakası yırtık, keder ve üzüntüden yakasını paralamış. Çâk çâk = Parça parça. Yırtık yer: Çâk-i girîbânımdan = Yakamın yırtığından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاک] yırtık. 2.yırtmaç. çâk etmek yırtmak. çâk olmak yırtılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Sona gelen edat olup «—ye dek, —ye kadar» mânâsını ifade eder: Sabihacak = Sabaha kadar, sabâha dek. Şehrecek = Şehre kadar, şehredek. Yalnız dahi kullanılırdı: Cak bu kadar = Ta bu kadar, bu kadara varınca (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş, çalım. Caka satmak: Çalım, gösteriş yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. show off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. ostentation. monkey tricks. splash. swank. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şegal). Köpeğe benzer yabanî bir hayvan ki, ekseri sürü ile gezer ve çok yaygara ederler (canis aureus). Çakal eriği = Eriğin en Adi ve ekşi cinsi, yabanî erik (prunus spinosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal. coyote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka ile yapılan, cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık denizlerde alamana tarzında kullanılan bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashing. revolving lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parıldayan, ışık veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kalıplaşmak, kalıp seklini almak; katılaşmak, şekil almak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pasta, kek, çörek; kalıp; küspe. take the cake (k).dili birinci gelmek. That takes the cakel Aşk olsunl cakes and ale hayatın neşesi; rahat içinde yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul, köle, Ar. abd (eski yazı dilinde zarafet tabiri olarak konuşan şahıs kendisi için kullanırdı). Çâkerleri = Bendeleri, bendeniz. Mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Bendenizin arzettiğim demektir ki, eskiden yazı dilinde sadrâzamlara böyle hitap edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکر] kul. 2.hizmetkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nezaket ve tevazu tâbiri: Kul ve bendenin yani konuşan şahsın evi, bende-hane, fakir-hâne: Çâkerhâneyi teşrif buyurursanız...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, zade = doğmuş). Kul ve bendenin yani konuşanın evlâdı: Çâker-zâdenizi takdim ediyorum (eskiden nezaket ve tevazu makamında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye mensup ve müteallik veya lâyık (zarafet tabiri olarak, konuşan şahıs kendisi hakkında kullanırdı): Mâruz-ı çâkerânemdir, arîza-i çâkerânem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve bendeye mensup ve müteallik (konuşan şahıs nezaket ve tevazu alâmeti olarak kendisi hakkında kullanırdı). Mârûz-ı çâkerîdir, sûy-i çâkerîye irsal buyurulması (tarafıma gönderilmesi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکری] kulluk. 2.hizmetkârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Amerikan zencilelerinin oynadığı bir çeşit oyun; (f). çalımla dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanan ve tırnak, kalem vesaire kesmeye mahsus olan küçük cep bıçağı (Farsça’da «çâkî» denilirse de Türkçe’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket-knife. penknife. pocketknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penknife. pocketknife. jackknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacknife. pocketknife. chatelaine. jack- knife. penknife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irmak ve deniz kenarlarında suyun çalkayıp yuvarlattığı ufak taşlar ki, muhtelif renklerde olup, ev önlerinin ve bahçe yollarının döşenmesine yarar: Çakıl döşemek, çakıltaşı. Çakıl pidesi = Kızgın çakıl üzerinde pişmiş pide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble. shingle. gravel. ballast. hard core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglomerate. gravel. grit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel. pebble. grit. coarse. aggregate. silex. broken stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Su değirmeni üst taşının üzerine dokunarak devamlı bir çağıltı çıkaran tahta parçası.

2.Değirmen şeklinde ve döndükçe gürültü eden bir çocuk oyuncağı.

3.Keçi vesair bazı hayvanların arkasındaki kıllara asılıp kuruyan kaka veya çamur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çakıl taşlarının gürültüsüne benzer ses çıkarmak: Cevizler çuval içinde çakıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailed. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl düşmüş veya birikmiş yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazığa bağlanmak.

2.Mıhlanıp yerleşmek: Çingene horozu gibi ayağından çakılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed down. to be driven into place. to be pegged down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşları ve onlara benzer şeylerin, hareket ettirildikleri zaman çıkardıkları gürültü: Cevizlerin çakıltısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çakın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşek, berk (k kalın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Mavi çizikli ela renginde, mavi çizgili çil: Çakırgöz = Ar. aynı zerka. Pençesi iri ve pek keskin bir cins doğan. Çakırper.çe = Tuttuğunu bırakmaz, her şeyden istifade eder, harîs. Çakırdiken = Bir cins bitki. Çakırkanat = Kanatları çizgili bir nevi ördek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap, içki, mey, bâde. Çakır keyif (doğrusu çakır keyfi) = Düşmeyecek derecede sarhoş. Fars. nîm-mest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grayish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş avında çakırı tu. tan adam. Çakırcı başı = Çakırcıların reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan cinsinden bir yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı sarhoş, içki İçerken sarhoşluğun ilk demlerinde olan adam. (bk.) Çakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half tipsy. mellow. merry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakmak fiili ve tarzı.

2.Şimşek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakmak işi. (bk.) Çakmak.

2.Vurup çakmakla yapılmış kuyumcu işi: Erkek çakma = Bunun kabartmalısı. Dişi çakma = Bu işin çukurlusu, yani kabartmanın tersi. 3.Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

4.içki içmek, kadeh yuvarlamak (argo): İki kadeh çakalım!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pounding. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. nailed on. striking sth. driving. striking. embossing. ignition. flashing. lighting. beaming. glance. sparking. percussion. winking. hit-and-miss. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalıp çakmakla gümüşün üzerine’ kabartma şekiller yapan kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakacak Alet, çakmak taşına vurup kıvılcım çıkararak kavı yakan çelik Alet, zend.

2.Çakmaklı tüfeğin zembereği. Çakmak taşı = Çakmağa vurulunca kıvılcım çıkaran ve cam imaline yarayan parlakça taş, kadh. Çakmak kav ve kesesi = Bunları koymaya mahsus bir kese. Çakmak gibi kavisli şekilde olan: Çakmak pabuç, çakmak başlı kayık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kakmak, kakarak bir yere sokmak: Kazık çakmak.

2.Kazık kakıp hayvanı ona bağlamak: Atı çayıra çaktı.

3.Zembereği çekip, çakmağı çakmak taşına vurmak: Tüfek, zemberek, çakmak çakmak.

4.Kabûl ettirmek, geçirmek, vermek: Kalp parayı çaktı.

5.Isırmak (diş) geçirmek: Diş çakmak.

6.Vurmak: Suratına tokadı çakmak.Farkına varmak, sezinlemek: İşi çakmak. Uzun müddet sakladık, ama sonunda işi çaktı (argo).Anlamak, bilgisi olmak: Her işten çakar (argo).Parlamak, birdenbire pırıltı saçmak: Şimşek çakıyor.Birbirine geçmek, çitişmek: Dişler çakmak.İçip keyif yetiştirmek: Akşamları çakıyor.imtihanda başarı kazanamamak: Uç dersten çaktı. Çakaralmaz =

1.İşe yaramayacak halde olan, bozuk.

2.«Şaka» tabanca. Ateşlenmeyen silâh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kuruyunca kalın kabuk bağlayan kabarcıklardan ibaret olan ve en çok yüzde çıkan bir deri hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighter. gaslighter. drive in. drive. hammer. stick. understand. be aware of. beetle. cotton on to. flash. flunk. ground. land. pitch. ram. root. rumble. strike. tack. tack down. twig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. clout. drive. hammer. lighter. nail. savvy. strike. tack. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nail on. to drive sth in with blows. to hit. to strike to strike. to light. to know sth about. to comprehend. to flash. to fail. to fail. pocket lighter. cotton on. to fail i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak yapan sanatkâr. Çakmakçılar = Bu esnafın çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan (eski tüfek). Çakmaklı tüfek, fitilliden sonra ve kapsüllüden evvel icat olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işe yaramaz (tabanca ve tüfek). Şimdi kullanılan kimyevî kibrite vaktiyle bu isim verilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Amacına erişen, ulaşan kimse. 2.Süt mavisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yarı uykulu bakış. 2.Sert taş. 3.Pinti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ince kumaşlı uzun bir çeşit şalvar.

2.Kuşların ayağındaki tüy.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakşır denilen şalvarı giyen.

2.Ayağı tüylü güvercin vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily. on the sly. on the quiet. surreptitiously. secretly gizlice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kakdırmak, mıhlatmak, sokmak: Buraya bir çivi çaktırmalı, kazık çaktırmak.

2.mec. İçirmek, işret ettirmek: Kendisini çok çaktırmışlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail. to let be noticed. to fail. to pluck. to pip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hammered down. to let people take cognizance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Ağaçtan kulplu su kabı.

2.Ağaçtan bir nevi büyük kepçe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ses taklidi). Kılıç, bıçak ve benzeri şeylerin çarpışmasından çıkan ses. Çâkâçâk da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cheese cake

peynirli kek

İnce kek dilimi üzerine krem peynir ve kremayla hazırlanıp üzeri değişik malzemelerle süslenen bir tür tatlı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peynirli kek; (argo). güzel bir kızın bacaklarının resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Vücutları birbirine ekli halkalardan meydana gelen hayvanları içine alan bir hayvan sınıfı. Böcekler, örümcekler, kabuklular ve çokayaklılar bu sınıfa girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râcih» len itaf.). Daha veya pek çok tercih edilen, tercihe lâyık: O da iyidir, lâkin bu, ondan ercahtır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Koçak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.)

1.Yeryüzünde sıcaklığı eşit olan noktalar.

2.Bu noktaların meydana getirdiği eğri, isoterm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek az sıcak, ılıkça.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ارتجاعکار] gerici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da su veya süt ile yapılan mısır çöreği; Avustralya'da buğday unu çöreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kap kaçak şeklinde, kep sözüyle birlikte kullanılır, bk. Kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaçan, izinsiz ayrılan, firarî.

2.Kaçırılmış, gümrük veya resim vermemek için gizliden getirilip satılan: Kaçak mal; kaçak tütün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggled. contraband. illegal. fugitive. runaway. furtive. on the lam. run. truant. deserter. runaway. escapee. leakage. absconder. escape. fugitive. leak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootleg. breakaway. contraband. escape. fugitive. runaway. deserter. leak. leakage. smuggled. illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband. smuggled. illicit. leakage. absconder. bootleg. contact fault. deserter. escapee. fugitive. runaway. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband good. smuggled goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasaklara uymayarak bir memlekete gümrüksüz mal sokan veya mal kaçıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler. contrabandist. runner. trafficker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçakçının işi, yasak malı kaçırma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. contraband. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband. smuggling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. illegal trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run contraband. to engage in smuggling. to smuggle. to traffic in contraband goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaçma hâli, firar, firârîlik: Asker kaçağı olduğu haber alınıp yakalandı.

2.Gümrükten veya resimden kaçırılmış olma: Bu tütünün kaçaklığı bellidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kale muhasarasında duvara takılan büyük çengel.

2.Tulumbacı çengeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacakları eğri olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcrackers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in odd corners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yürekli, eli açık. 2.Yüce gönüllü. 3.Konuk sev(Erkek İsmi) 4.Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5.Açık kestane renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan yünden örme eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mitten. mitt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook and corner. nook and cranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açık kollarla göğüs arası, Fars. Ağûş: Kucağına aldı; kucağında büyüttü; kucakta gezdirmek.

2.Açık kollarla göğsün arasına sığabilen, bir defada sarılıp kaldırılan miktar: Bir kucak odun, ot vesaire. Kucakta, kucaklarda gezmek = Çocuk olmak. Kucağına düşmek = Sığınmak için en sonunda düşmanın eline düşmek. Kucak kucağa = Biribirine sarılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. lap. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. embrace. armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. armful. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı.

2.mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucak kucağa sarılmak, biribirini kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle up. embrace one another. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. to embrace one another. to cuddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace or hug each other. cuddle. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkası tokmaklı küçük balta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateş yakılan yer: Oda, mutfak ocağı, ocak başından ayrılmaz.

2.Dumanın çıkması için duvarda açılmış delik ve damdan yukarı çıkan baca.

3.Madencilerin maden erittikleri yer.

4.Kireç yakılan yer, kireç fırını: Kireç ocağı.

5.Taş ve maden çıkarmak için açılan çukur veya kuyu: Taş ocağı

6.Yeraltı su yolu, lâğım ocağı.Bahçenin bir cins sebze için ayrılmış ve çevresi yükseltilip çukur kalmış tarlası: Patlıcan, hıyar ocağı.mec. Ateşi sönmez hanedan, büyük aile’ Rumeli’nin tanınmış ocakları.Askerlik sınıfı: Yeniçeri ocağı. Ocak çekirgesi = Orakkuşu. Ocağa düşmek = İltica edip himaye istemek, sığınmak: Ocağınıza düştüm. Ocak söndürmek, ocağa incir dikmek = Bir ailenin mahvına sebep olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jan. january. stove. oven. fireplace. cooker. fire. furnace. range. grate. hearth. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooker. fender. fireplace. furnace. hearth. kiln. stove. oven. stone quarry. minejanuary. january.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookstone. range. kiln. blast furnace. forge. quarry. mine. den. meeting place. association. society. organization. family. household. oven. crucible. cookhouse. incinerator. pit. chimney. chimey casing. retort. uptake. hole. coal pit. coal mine. residenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grillroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Ocakları süpürüp temizlemekle geçinen adam.

2.Gemilerde kazanı yakan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. chimney sweep. man in charge of making coffee and tea in a coffee-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı.

2.Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca.

3.İri kereste, temel direği. 4.Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mümkün, kabil, muhtemel: Olacak iş değil.

2.Mukadder, kaçınılmaz iş: Olacak imiş, insan ne yapsa iş olacağına varır. Olacağı = Fiyatın kabûl edilebilecek miktarı, uyuşulabilecek fiyat: Olacağını söyleyin de alalım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. reasonable. something inevitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. acceptable. reasonable. sensible. so-called. sb who claims to be. the lowest price (at which a merchant will sell sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılması, söylenmesi yakışık olmayan, uygun olmayan: Olmayacak işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çocukların eğlenip oynaması için yapılmış tuhaf şey: Çocuk oyuncağı.

2.Ehemmiyetsiz ve lüzumsuz şey: Böyle oyuncaklarla uğraşmamalı.

3.Pek kolay ve asla düşünmeksizin ve yorulmaksızın yapılan iş: O benim nçin oyuncaktır.

4.Herkesin eğlencesi olan adam, gülünç, maskara: Ben, senin oyuncağın mıyım?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy. toy. plaything. putty. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaything. tool. toy. cinch. child's play. laughingstock. trifle. easy job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy job. duck soup. child's play. trifling matter. unimportant thing. puppet. pawn. novelties. plaything. sport. tie in. tool. toy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuklar için oyuncaklar yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ahçı. gözleme; taş pudra; hav. uçağın yere düz olarak düşüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رجاکار] ricası, yalvarırcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «saçmak» tan).

1.Dağınık ve perişan şey. 2.Süs için bir şeyin kenarından sarkan veye kenarına eklenen fazla kısım, sayvan: Perde saçağı.

3.Çatının binadan dışarıya taşan kenarı ve bunun kenarına eklenen oymalı tahtadan süs, damlalık: Geniş, dar saçak. mec. Ateş saçağa (saçağı) sarmak = İş sarpa varmak. Salkım saçak = Salkım ve püskül suretinde her taraftan sarkan süsler, mec. Darmadağınık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. eave. eaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. tag. valance. eave (s. lace. braid. trimming. frieze. tassel. appendix. cope. apron. cornice. canopy. thrum. tester. baldachin. bob. eaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cirrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenarları eskiyip yıpranmaktan saçak gibi tel tel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become frayed / raveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçağı olan. (bk.) Saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fimbriated. fringed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayat, yaşayış, ömür.

2.Sıhhat, Afiyet. Sağlıcakla = Ömür ve sıhhatle (dua).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü yrkanılan kerevet, teneşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlence veya jimnastik maksadiyle sallanmak üzere bir ağaca veya dikilmiş direklere asılı tahta.

2.Küçük çocukları uyutmada kullanılan iki ucundan iple asılı yatak.

3.Yine bu şekilde ve ekseriya ipten ağ hâlinde büyükler için yatak (hamak).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging down untidily. from every side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı sançmak’dan sançak). Ucu sivri demirden olup yere saplanan büyük bayrak, Ar. râyet, livâ: Sancak açmak, çekmek.

2.Eskiden her vilâyetin bölündüğü üç beş dairenin her biri ki, birkaç kazadan mürekkepti. 3.(denizcilik) Gemide, geminin başına doğru dönük durulunca, geminin sağ tarafı. Sol tarafa iskele denir. Sancak boğmak = Yardım sitemek için yapılan eski bir işarettir ki, sancak ortasınden boğularak asılırdı. Sancak beratı = Bir geminin tâbiiyetini belirten resmi vesika. İşaret sancağı = İşaret için çekilen dört köşeli sancak. Sancak-ı Şerif = Hz. Muhammed’in, mukaddes emanetler arasında bulunan sancağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starboard. flag. standard. banner. colors. oriflamme. starboard. sanjak. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. standard. starboard. the turkish flag. banner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banner. ensign. flag. standard. starboard. colours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National ensign. pennon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Doğrusu: alemdâr). Sancağı tutan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazing. astonishing. astounding. prodigious. wonderful. wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstüne ezilmiş meyva konulan gevrek kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: ISICAK) (i.).

1.Yakmayacak derecede kızgın, soğuk olmayan, üşütmez, ısınmış, Ar. hârr, Fars. germ: Sıcak su, sıcak hava, sıcak yemek, sıcak oda. Kanısıcak = Sevimli, herkesle çabuk dost olur.

2.Sıcaklık, hararet: Ben çok sıcaktan hoşlanmam; havada çok sıcak vardır; bu seneki sıcağı çoktan görmemiştik.

3.İçinde sıcak su ile yıkanılan yer, hamam: Sabah sıcağa gitmiştim.

4.Sıcak yer, ısınmış yer: Sıcaktan soğuğa çıkmak. Sıcağı sıcağında = mec. Tavında, zamanını geçirmeden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. warm. thermal. fervent. friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordial. friendly. heat. hot. pleasant. sultry. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeated. sultry Turkish bath. affectinate. cordial. cozy. fervent. heat. hot. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler, toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de sıcak renklerdirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torrid zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm-blooded. amiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. lovable. warmblooded. friendly. companionable. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. cordial. affectionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendliness. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hararet, ısı: Sobanın sıcaklığı uzaktan hissolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. heat. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warmth. caldarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيه چاک] göğsü parçalanmış, göğsü yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clasp knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchblade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetish. idol. image. idol fetiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet plane. jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tek sebebi var, vakum yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.

Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Termosun içine kahve konulursa ısısı dışarı kaçamayacağı için kahve sıcak kalır, soğuk su koyarsanız dışarıdan içeriye ısı giremeyeceği için su ısınmaz, soğukluğunu muhafaza eder.

Vakumlu yani havasız ortamın izolasyon özelliği, 1643 yılından, Toricelli’nin bugünkü termometrelerin atası olan civalı barometreyi icadından beri biliniyordu. Ne var ki yaratılan vakumu muhafaza edebilecek, aynı zamanda da ısıyı iletmeyecek lastik türü malzemelerden o zamanlar kimsenin haberi yoktu.

Termos başlangıçta kahve veya soğuk suyun sıcaklığını muhafaza etmek için değil, bir laboratuar aleti olarak sıvı ve gazları muhafaza etmek amacı ile tasarlandı. İngiliz fizikçi Sir James Dewar, 1890’lı yıllardaki bu buluşunun patentini hiç bir zaman almadı ve bilimsel kuruluşlara bağışladı.

Dewar’ın Alman asistanı Reinhold Burger bu cihazdaki ticari geleceği iyi gördü ve 1903’de Almanya’da patentini aldı. Hatta ismi için ödüllü bir yarışma dahi açtı. Kazanan isim Yunanca ‘ısı’ anlamına gelen ‘Thermos’ oldu. Bu isim 1970 yılına kadar ticari bir marka olarak kaldı. Sonraları bu tip cihazların genel ismi olarak herkes tarafından kullanılması kabul edildi.

Termosun daha çok tanınmasını ve evlerde yaygın olarak kullanılmasını sağlayanlar kuzey ve güney kutbuna giden kaşifler, Everest’in tepesine çıkan dağcılar ve zeplin yolcuları oldu. Dünyanın bir ucuna giderken bile kahveyi sıcak tutabilen termosa karşı insanların güven duyguları arttı. Termos piknik çantasında unutulmaması gerekenlerin içinde en baştaki yerini aldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pot holder. pot-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Uçarak yol alan taşıt, tayyare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aero. aeroplane. airplane. plane. aircraft. airship. craft. kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeroplane. airbus. aircraft. airplane. craft. hijacker. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. aeroplane. air craft. air plane. air vessel. aircraft. airliner. flier. flying machine. kite. ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Düşman uçaklarıyla yerden savaşmak için kullanılan top, makineli tüfek vs.

2.Aynı maksatla kurulan askerî birlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anti-aircraft. anti-aircraft gun. flak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiaircraft. antiaircraft weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Utanabilir: Hiç utanacak adama benziyor mu? O, utanacak adam değildir.

2.Utandıran: Utanacak bir iş yapmadım.

3.Kendisinden utanılır, karşısında dikkatli bulunulması gereken, yabancı: İçimizde utanacak kimse yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax evasion. tax fraud. tax evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsı sağlamak için yakılan her çeşit madde, Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkta kışlayan atlara örtülen uzun tüylü kebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslında Marmara’nın bu isimle anılan bir köyünden çıkmış bir nevi üzüm: Yapıncak üzümü, Rumeli yapıncağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seyrek taneli, kırmızı bereli bir üzüm türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). El değirmeni.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat. urchin. child. naughty child. urchin esk. monkey. bubo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Veba hastalığının işareti olmak üzere koltuk altında veya kasıkta çıkar ur.

2.Veba.

3.mec. Öfke sırasında küçük çocuklara söylenir: Durmuyor yumurcak.


Türkçe Sözlük by