Çaker I Güstah | Çaker I Güstah ne demek? | Çaker I Güstah anlamı nedir?

Çaker i Güstah | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: caker gustah

Türkçe Sözlük

(i. F. «besten» fiilinden) (c. bende-gân). 1. Bağlı, tutsak, esir. 2. Kul, köle, abd: Bende-i diremhârîde = Para rle satın alınmış köle. Bende-i dîrîne = Eski kul. 3. Kapılanmış, mensup, dost, tâbî: O, filânın bendesidir. Bende-hânem = Kulunuzun evi, evim. Bende-zâdem = Kulunuzun oğlu, oğlum. Bendeniz, bendeleri, kulunuz, çâkerleri: Birâder bendeniz. Bende-gân = Doğrudan doğruya padişah hizmetinde bulunanlar.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul, köle, Ar. abd (eski yazı dilinde zarafet tabiri olarak konuşan şahıs kendisi için kullanırdı). Çâkerleri = Bendeleri, bendeniz. Mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Bendenizin arzettiğim demektir ki, eskiden yazı dilinde sadrâzamlara böyle hitap edilirdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکر] kul. 2.hizmetkâr.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nezaket ve tevazu tâbiri: Kul ve bendenin yani konuşan şahsın evi, bende-hane, fakir-hâne: Çâkerhâneyi teşrif buyurursanız...

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, zade = doğmuş). Kul ve bendenin yani konuşanın evlâdı: Çâker-zâdenizi takdim ediyorum (eskiden nezaket ve tevazu makamında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye mensup ve müteallik veya lâyık (zarafet tabiri olarak, konuşan şahıs kendisi hakkında kullanırdı): Mâruz-ı çâkerânemdir, arîza-i çâkerânem.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve bendeye mensup ve müteallik (konuşan şahıs nezaket ve tevazu alâmeti olarak kendisi hakkında kullanırdı). Mârûz-ı çâkerîdir, sûy-i çâkerîye irsal buyurulması (tarafıma gönderilmesi).

Türkçe Sözlük

(i.). Kul, Fars. çâker, bende, gulâm (tevâzû ve saygı mübalâğası olarak) Köleniz, köleleri = Kulunuz, bendeniz, ben. («köle-zâde» demeyip «bende-zâde» denilir).

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esir, tutsak, eskiden savaşta esir edilip satılan adam. 2. Hizmet için satın alınmış, adam, köle, Ar. abd, Fars. bende, çâker: Kulları çok bir zengin. 3. Yaratık, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde, Tanrı kulu: Allah, kullarına dünyada nice nimetler vermiştir. 4. Vaktiyle başlıca esir ve kölelerden teşkil olunan padişahın şahsına bağlı asker: Kapıkulu. Kuloğlu = Cezâyir, Tunus ve Trablusgarb’de Osmanlı idaresinde Türk baba ve yerli anadan doğmuş melez ki, Türkçe konuşur ve bir askerî sınıf teşkil ederlerdi. Kulunuz, kulları = Tevâzu maksadıyla konuşan şahsın kendisi hakkında kullandığı tâbir; bendeniz, bendeleri, abd-i memlûklerî ile aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük

(MARUZ) (i. A. «arz» dan imef.) (mü. mârûza). 1. Bir şeyin karşısında bulunan, bir şeye karşı siper ve engeli olmayan: Bu ev güneşe mâruzdur; rüzgâra mâruz; herkesin alayına mâruz bir aktör. 2. Serilmiş, sergi hâlinde: O eşya üç ay sergide mâruz kaldı. 3. Bir büyük zâtın huzûruna çıkarılan, arz ve takdim kıJınan: Evrâk-ı mârûza. 4. Bir büyük zâta, makam ve hey’ete arz olunan: Falân tarafından mârûz keyfiyet. 5. Yukarıda bildirilmiş, anlatılmış ve arz edilmiş: Ahvâl-i mârûzadan dolayı. Mârûz-ı çâkeranemdir, mârûz-ı bendegânemdir, mârûz-ı dâiyânemdir, mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Eskiden arzuhallerin ve sadârette bulunan veya bulunmuş olan kimselere sunulan resmt yazıların ve resmî olmayarak küçükten büyüğe yazılan mektupların başına yazılması Adet tâbirler. El-mârûz = Bu şekil akran arasında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye ait, Fars. bendegâne, çâkerâne: Mârûzât-ı memlûkânem (eski nesir dilinde çok büyük birine hitaben kullanılırdı).