çala ne demek? | çala anlamı nedir? | çala

çala anlamı nedir?

çala ne demek?

çala anlamı nedir?

çala | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakalorya; mezuniyet törenlerinde yapılan dini ayin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bohçaya sarmak, bohça içinde istif etmek, paket yapmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukabağı; sukabağından oyulmuş su kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, (k).dili hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i).

1.Isıran.

2.Azgın (köpek), çıyan. Çalagan otu = Isırgan otu.

3.Atmaca.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serî hareketli, eline ve ayağına ;abuk, hafif (ekseriya aynı mânâda olan cüst ile beraber kullanılır): Cüst ü çâlâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چالاک] çevik, kıvrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چالاکی] çeviklik, kıvraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha çok 18. asırda kullanılan desenli ve parlak yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Seylan ve Hindistan'da bulunan ve kerestesi oymacılıkta kullanılan sert bir ağaç, (bot). Diospyros quaesita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). tutya taşı. calamine lotion kalamin losyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belâ, felâket, afet. calamitous (s). felâketli, felâket getiren, vahim, belâlı. calamitously (z). felâket ve belâ getirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hintkamışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Tanrı. 2.Ateş. -İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı kulu- Abdullah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı’nın övgüsüne mazhar olmuş kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı, Mâbûd, Mevlâ, Hudâ (bu kelimenin aslı «çelîpâ» olup vaktiyle birtakım Süryanîler, Türkistan ve Moğolistan’a girdikleri vakit bu kelimeyi yaymışlardır). Ondan evvel «Tanrı» derlerdi ki, bu da muhtemelen Çince’den gelip asıl Türkçe’si «Uğan»dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zil, çıngırak, çan gibi şeyler çalacak düzeni olan, çalıcı: Çalar saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm clock. repeater. travelling clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeviklik, eline, ayağına çabukluk, tezcanlılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit hafif atlı araba; açıIır kapanır araba tentesi; kadınların eskiden giydikleri bir çeşit başlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bilhassa harbin) kuvvetini azaltmak; azalmak, ehemmiyetini yavaş yavaş kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) merdiven dayayarak duvar aşma, müstahkem bir yere merdivenleçıkıp hücum etme; (f.) merdivenle çıkıp hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yükselmek (fiyat, maaş); kızıştırmak, kızışmak (savaş,anlaşmazlık); artırmak, artmak. escala'tion (i.) artış, yükseliş, kızışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yürüyen merdiven. escalator clause (i.), A.B.D. hayat pahalılığına göre ücret artışlarını ayarlamak üzere toplu sözleşmelere konan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Francala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Fırça ile temizlemek: Elbiseyi, dişleri fijrçalamak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırça ile temizlenmek: Bu palto fırçalanmıyor. Kendi elbisesini fırça ile temizlemek: Saatlerce fırçalamak Adetidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fırça ile temizletmek: Bu elbiseyi iyice fırçalatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. frangiola’dan). Çeşitli şekillerde ve ekseri küçük yahut uzun ve dar has ekmek: Bira francalası = Kurabiye gibi küçüğü. Ay francalası = Hilâl şeklinde yumuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Francala yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) takvime ilave edilen; ilâve edilmiş ay veya günü olan (yıl); araya giren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) araya sokmak, araya ilâve etmek; takvime gün veya ay ilave etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kancayı atıp tutmak, takmak.

2.mec. Musallat olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to grapple. to pester. to pick on. hook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı.

2.Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor.

3.Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cassette recorder. cartridge player. cassette player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to fasten (using a hook and eye. hook in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kopça ile iliklenmek: Bu tozluk der olduğundan kopçalanmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kopça ile ilikletmek: Çocuğun tozluğunu dedısına kopçalatmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kaşımak, tahriş etmek.

2.Ellemek, karıştırma; ötesine berisine dokunmak: Onu çok kurcalamayın.

3.Azdırmak, tahrik etmek: Çıbanı kurcalamak, kurcalaştırmak iyi değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritate. tamper with. tamper. drag up. go round. monkey. monkey with. poke. poke up. rake up. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. scratch. tamper. to tamper with. to monkey with. to meddle with. to toy with. to fiddle with. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to rake sth up. to talk about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to jimmy or pry open. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to dwell on (a matter. fiddle about with sth. monkey about with sth. tamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tampered with. to be monkeyed with. to be irritated or scratched. to be gone into. to be dwelt upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İntikam alan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kırıp paralamak, doğramak, parça parça etmek, ufak ufak kesmek: Kurban etini parçalayıp dağıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull to pieces. break into pieces. tear to pieces. take to pieces. split. break up. dismember. smash. cut smth. asunder. bash in. comminute. crumble. cut up. dash. disintegrate. disjoint. dismantle. disrupt. lacerate. rend. scrap. shatter. shiver. sh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. bust. disintegrate. dismember. lacerate. mangle. maul. rip. savage. sever. shred. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear / to break / to pull sth into pieces. to tear / to cut to pieces. to piece. split. to smash. to shatter. to wreck. to break. to pare. to part. to dash. to chop. to demolish. to chop off. to crash. to decompose. to carve. to stave. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakup. disintegration. being torn. being broken. crash. disjunction. dismemberment. disruption. fragmentation. rent. schism. smash. smash-up. split. split-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smash. break-up. disintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. disintegration. fraction. crumbling. fragmentation. fissioning. smash. decomposition. breaking. shattering. rupture. break up. dismemberment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Parça parça olmak, doğranmak, ufak ufak kırılmak veya kesilmek: Kumaş öyle parçalandıktan sonra ne işe yarar?

2.mec. Çok çalışıp çabalamak, öteye beriye koşup çok uğraşmak: Zavallı adam bize ikram etmek için parçalandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to pieces. break. crash. crumble. crush. decay. digest. disrupt. fly to pieces. rend. rupture. shatter. shiver. shred. spall. splinter. sp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. disintegrate. fragment. sever. smash. to break into pieces. to break up. to smash. to disintegrate. to fragment. to wear oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment. to be broken into pieces. to wear oneself out trying to please sb. to break. to break up. to tear. to fraction. to fission. to crash. to shatter. to rupture. to decompose. to crumble. to disintegrate. burst. jag. part. to come to pieces. fall to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. disjoin. fragment. share out. take down. take to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parçalı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek.

2.(bk.) Bocalamak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme payı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. rakamlarla ifade edilebilen, yönsüz (nicelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili haylaz kimse, ciğeri beş para etmez adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurgasız, yumuşak vücutlu, çoğu suda yaşayan ve kabuklu olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by