çalı Kuşu ne demek? | çalı Kuşu anlamı nedir? | çalı Kuşu

çalı Kuşu anlamı nedir?

çalı Kuşu ne demek?

çalı Kuşu anlamı nedir?

çalı Kuşu | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Paraya bağlı, paralı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renklerde, rengârenk. Alacalı bulacalı = istenmiyecek, hoşa gitmiyecek surette çok renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mottled. pied. motley. multicoloured. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. speckled. mottled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Amca olma hali. 2.Uvey amca.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare. ousel. ouzel. mavis. song-thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câl» den) (Arapça’da yoktur, Osmanlılar yapmışlardır). Yapma, sahte, uydurma, doğru ve samimî olmayan: Câlî bir muhabbetle, câlî bir zarafet göstermek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: «çalık). Ağaç ile ot arasında ve ekseriya dikenli bitki. Çalı çırpı = Çalı çeşidinden şeyler: Çalı çırpıdan bir kulübe. Kara çalı = Çalının bir nevi, Isa çalısı. Çalı fauslyesi = Çalıya sarılan fasulye nevi. Çalı horuzu = Tavukgillerden bir yaban kuşu (Tetrao urogallus). Çalıkuşu = Serçegiîlerden çalılık yerleri seven ötücü bir kuş (Troglodytes). Çalı süpürgesi = Süpürge çalısından yapılan süpürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tenth avatar or incarnation of the god Vishnu. city in southwestern Colombia in a rich agricultural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city in southwestern Colombia in a rich agricultural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. shrub. briar. tod. brier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. hedge. shrub. thicket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticks and twigs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepetçilikte kullanılan bir kavak çeşidi, sepetçi kavağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrub bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “celb”den) (mü. câlib). Celbeden, kendine doğru çeken, çekici, cezbeden: CSlib-i merhamet = Merhamet çekici. Cilib-i nazar-ı dikkat = Dikkat nazarını çekici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب] ilginç, çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çekici, celbedici, cazib.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب دقت ]dikkat çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Shakespeare'in ,'Tempest'' adlı oyunundaki çirkin ve hayvana benzeyen köle; vahşi tabiatlı insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kendine çeken, celbeden, çekici.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı çiçeklerde küçük kese, kesecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (çoğ. calicoes, calicos) pamuklu bez, basma; (ing). patiska, amerikan; (s). patiskadan yapılmış; benekli. calico cat beyaz, siyah ve turuncu renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). California.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan).

1.Bir tarafa eğilmiş, çarpık: Ağzı, burnu çalık.

2.Donmuş, oynamış, bozulmuş: Rengi çalık = Solmuş. Aklı çaJık = Budala.

3.Doğru yürümeyip yan yan giden: Çalık at.

4.İsmi çizilmiş, çıkarılmış, terkedilmiş: Defterden çalık sipâhî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاليک] çelik çomak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalı ile dolu ve örtülü, fundalık: Çalılık bir yer. Çalı ile örtülü yer, çalı ormanı: Orada bir çalılık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bushy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. bushy. copse. heath. scrubby. shrubbery. thicket. brushwood. scrub. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicket. bushes. brushwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan).

1.Kılıcın keskin tarafı, ağzı.

2.Tavır.

3.Sahte tavır, kurulma, caka: Çalımından geçilmez, çaltm satmak. Çalımına getirmek = Biçimine uydurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swagger. air. pass. side. feint. trick. ostentation. strut. strutting. swank. airs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. swagger. strut. swank. dash. dribble. rake. ribband line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected dignity. swagger. adroit movements designed to foil one's opponents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımı olan, çalım satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilferage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurulmak, darbolunmak, çarpılmak.

2.Yere vurulmak.

3.Hareket ettirilerek, veya vurularak ses çıkarmak: Çan, davul çalınmak.

4.(musiki Aleti) İcra olunmak: Piyano, düdük, ut çalınmak.

5.Ses vermek, ses çıkarmak, (ses) vasıl olmak: Kulağıma çalındı.

6.Dakkolunmak, vurulmak: Kapı çalındı.Kapılmak, hırsızlığa maruz kalmak: Gece bütün eşyası çalınmış, çalınan at bulundu.Bir şeyin lezzetini veya kokusunu vermek: İs, bakır çalınmak, tencereyi ocağın yanına bırakmışsınız, is çalmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be stolen. be played. sound. rattat. smite upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stolen. to be played.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen. stolen goods. plagiarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen goods. plagiarism. stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın üst kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın alt kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çap pergeli ile öIçmek; (i)., (gen). (çoğ). çap pergeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halifelik, hiIâfet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» tan) (mü. câllse). Oturan: Cilis-i taht-ı saltanat oldu = Saltanat tahtına oturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çiftleşme.

2.Nâz ile salınan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz.

2.İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz.

3.Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»),

1.çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır.

2.Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çalışmak işi. (bk.) Çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour. study hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çabalamak, emek ve gayret etmek: Filân işi görmeye çok çalıştımsa da muvaffak olamadım.

2.işlemek, iş görmek, uğraşmak: insan günde sekiz saat çalışmalıdır.

3.Derse ihtimam ve tahsile devam etmek, okuyup yazmak: Talebe çalışırsa, öğretmenlerine de heves gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. study. operate. function. endeavor. endeavour. labor. labour. practise. practice. serve. start up. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. to study. to work. to strive. to try. to run. to operate. attempt. belabour. endeavour. to have a go at sth. go. keep at sth. ply. toil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor.

2.İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor.

3.Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). calyx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جعلی] yapma, uydurma. 2.sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of paradise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afrika’da yaşayan, vücudunun ağırlığı ve tüylerinin azlığından dolayı uçamayan büyük bir kuş ki, kanatlarının tüyleri terbiye olunarak şapka süslerinde kullanılmakla pek kıymetlidir. Devekuşu tüyü, yumurtası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mihraka getirmek, bir merkezde toplamak, mihrakı ayar etmek: (tıb). bir noktada toplanmak (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoca olma hâli veya işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank and duties of a hodja. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşusu yapılan bir nevi yaban sarmısağı veya soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneous. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakkuşu, Fars. mürg-ı şeb-Avîz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Parça seçme ya da metin girme gibi işlemlerin kolayca ve hızla yapılmasını sağlayan çok işlevsel ergonomik bir kumanda.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalçası geniş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kancası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provided with a hook. hooked. barbed. crooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Baklagillerden, kurak yerlerde yetişen, dikenli bir fidancık (prunus spinosa).

2.Bir cins barbunya balığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackthorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

makebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel.

2.Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hibernation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşi olan kadın: Kocalı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a husband. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ihtiyarlık. Ar. şeyhûhet, Fars. ptrî.

2.Zevçlik, Ar. zevciyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a husband. old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kopçası olan, kopça ile iliklenen: Kopçalı tozluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık.

2.Cesurluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly. certain. doubtless. easily. indubitable. secure. unsuspecting. trustful. of course. certainly. surely. no doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuspecting. trusting. definite. absolute. certainly. doubtless. easily. by all means. and no mistake. open and shut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güceniklik, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küşâd ve küşâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneş tutulması:Ay’ ın araya girmesiyle güneşin tamamen veya kısmen örtülmesi: Küsûf-ı küllî, küsûf-ı cüz’İ, küsûf-ı dairevî (Ay’ın tutulmasına «husûf» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusulmuş: Kusuk şey. Kusmuk = Kusulan şey: Kedi kusmuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yendikten sonra ağızdan geri çıkarılmak: Kusulan şey meydanda bırakılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenik, dargın, bozuşuk, Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Erkeğini isteyip kızmak, azmak: Kısrak, koyun küsünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusulan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUSUR) (i. A.).

1.Eksiklik, noksan: Ben çalışmada kusur etmedim, kusur bırakmadım.

2.Ayıp, özür, sakatlık: Bu atın, binanın bir kusuru olmasaydı sahibi elinden çıkarmazdı.

3.Suç, kabahat, kötülük: Benim kusurum nedir? Bir kusur mu ettim?

4.ihmal, müsamaha, gevşeklik, keyifsizlik, tedbirsizlik: İnsan vazifesinde kusur etmemeli. 5.Artan kısım, fazla, bakıyye: Şu kadarını bana gönderin, kusuru sizin olsun.

6.Satın alınan şeyin kıymetinden fazla olarak verilen paradan geri alınması lâzım gelen miktar: Liranın kusurunu vermediniz (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kasr). Kasrlar, saraylar, bk. Kasr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kışr). bk. Kışr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kesr). Kesirler. bk. Kesir (cem’ül-cem’i: küsûrât). KûSURAT (I.). Küsûrlar, bk. Küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. fault. deficiency. vice. taint. failing. failure. blame. imperfection. infirmity. inaccuracy. blemish. cavil. culpability. defalcation. default. demerit. flaw. freckle. gaff. remissness. scar. shortcoming. stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blot. defect. deficiency. failing. fault. flaw. imperfection. offence. shortcoming. taint. blemish. offense. disadvantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. defect. deficiency. drawback. flaw. imperfection. shortcoming. disadvantage. blame. blemish. blot. structural defect. delinquency. demerit. faux pas. gall. hole. inaccuracy. legal negligence. misdemeanour. oversight. sin. taint. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractions. remainder. odd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd. remainder. what is left over. and a bit. and then some. odd- come shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصور] kasırlar. 2.eksiklik, hata, ihmal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to find fault with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihmalde bulunmak, hata yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. what is left over. fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Odd Lot Orders)

İşlem biriminin ihtiva ettiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir ayıp ve noksanı olan: Kusurlu hayvanı alıp da ne yapalım?

2.Bitmemiş, eksik: Kusurlu bir binâ.

3.Artanı ve iade olunacak kısmı olan: Kusurlu hesap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. blameworthy. defective. faulty. imperfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. faulty. imperfect. flawed. at fault. in the wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malformation. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusuru olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished. defi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. faultlessness. impeccability. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. exactitude. perfection. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cross with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gevşek, sülpük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Siyah ve pek ufak taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mevki, mahal, mevzi, mekan; bir şeyin bulunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. belirli bir yere sınırlamak; yerini bulup belirtmek. localiz'able s. sınırlanabilir. localiza'tion i. sınırlama, yerini belirtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A. c.) (m. mâclis). Meclisler. (bk.) Meclis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجالس] meclisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meskalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovebird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siesta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siesta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral fear. fear of death. blue funk. mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pantolon paçasının ayak bileğini saran kısmı.

2.Düğünün ertesi günü verilen ziyafet ve gelinin o gün giyeceği elbise.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in piece. pieced. sectional. partite. splintery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitty. pieced. in parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth made up of pieces. patchwork. limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baharatlı karışık turşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygulanabilme, tatbik imkanı, elverişli olma; pratik iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. objectionable. disadvantageous. prejudicial. unfavorable. unfavourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectionable. undesirable. inconvenient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has drawbacks. person whom it is wise to avoid. disadvantageous. objectionable. unfavo u rable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıraca hastalığına tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuthatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insana ter döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, buji ateşlediğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır. Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel, buz dolabına konulup çıkartıldığında kavanozdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kalınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasında akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde olduğu gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki de bir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulmaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdırlar. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konul mamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insanater döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, bji ateşlendiğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır.Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel,n buz dolabına konulup çıkartıldığında kavonazdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kaslınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasınnda akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde oldğu gibi kimyasal bir reaksiyonndur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki debir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulamaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdır. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konulmamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topun çapından daha küçük (mermi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle genel greve giderek üretim vasıtalarını işçi örgütlerine devretmeye çalışan siyasi hareket. syndical s. bu hareketle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik cihaz algılamasıyla donanım bileşenlerinin otomatik olarak yüklenmesi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrudan ve kolay ürün kullanımı. İlk kullanımdan önce uzun zaman alan ürün kurulumu kılavuzu gerekmez.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skylark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very light sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilmi nitelik; ilmi veya fenni terimlerin kullanılması; fen veya sanayi ile ilgili ayrıntılar; incelik, ayrıntı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributed work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karga cinsinden bir çeşit kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slumberous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumayan, uyuyamamış: Uykusuzum; bu gece uykusuz kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepless. wakeful. unsleeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomniac. sleepless. wakeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wakeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumama, uyuyamama: Uykusuzluk adamı sersem eder.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kakule, su.

Hazırlanışı : Yatmadan 1 saat önce kabukları çıkarılmış 5 tane kakule yenip üzerine bir bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağrı ve sızı veren: Pek vecâlı bir çıbandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikeylik. vertically z. dikey olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sesli kılmak, seslendirmek; sesli harf haline koymak, sesli harf yerine kullanmak; noktalamak (harf); müz. vokallemek, ağızlamak. vocaliza'tion i. seslendirme; müz. vokaliz, ağızlama, seslev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yonca tarlası.

Türkçe Sözlük by