Canı Tatlı ne demek? | Canı Tatlı anlamı nedir? | Canı Tatlı

Canı Tatlı anlamı nedir?

Canı Tatlı ne demek?

Canı Tatlı anlamı nedir?

Canı Tatlı | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bürkâniyye). Yanardağa ait, mensup ve müteallik: Alâim-i bürkânîye = Volkanik işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CANİ) (i. A. «cinayet» ten) (mü. câniyye). Kanunen belirli olan cinayet fiillerinin fâili, cinayet işleyen: Caniler gibi prangaya vurulmak, bunun yaptığını bir câni de yapmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutthroat. murderer. butcher. malefactor. bravo. felon. homicide. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. homicide. thug. murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murderer. butcher. criminal. homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depressed. disgruntled. fraught. out of spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cenb»den) (c. cevânib, cânibîn). Yan, taraf, cihet. Fars. sû: O cânibden, onun cânibinden. Cânibeynden = Her iki taraftan. Cevânlb-i erbaa Dört taraf. Filânın cânib-i Altlerine, sûy-i vâlâlarına: Eskiden büyüklere hitâb edilirken yazılan tâbirler. Leben-ü cânib = Geçinmesi kolay, yumuşak huylu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جانب] taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ön taraf, cihet. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordunun bir yanında olan birlik (pişdâr ve dümdâr gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), iki yan, iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cânibiyye). Bir yana mensup ve müteallik. (Fr. latérale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felonious. criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Köpek Burcuna ait; Ağustosun en sıcak günlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köpek ve kurt gibi, köpek cinsine ait; (anat). köpekdişine ait; (i)., (zool). köpekgillerden bir hayvan, köpek; köpekdişi. canine tooth köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. bother. displease. exasperate. irk. perturb. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beleaguer. bother. depress. disappoint. displease. dissatisfy. exasperate. peeve. torment. trouble. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cânib.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) – Yumuşak huylu (kimse).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla madenden yapılmış olan çay, kahve vb kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kısmı koparılıp senet gibi alâkalı kimsenin eline verilen bir yaprağın deftere bağlı kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ecneb» Türkçe’de kullanılmaz). Ecnebiler, yabancılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجانب] yabancılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak.

2.Güzel yazı öğreticiliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. demitasse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A. c.). Mancınıklar. (bk.) Mancınık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecnûn). Mecnunlar, deliler, (bk.) Mecnun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانين] mecnunlar, çılgınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ücretsiz, bedava, parasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانی] parasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mücânise). Bir cinsten olan («mütecânis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mütecânise). Aynı cinsten olan: Hayvanât-ı mütecânise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجانس] aynı cinsten, homojen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağıza hoş gelen, zıddı: acı: Tatlı meyve, tatlı yemek.

2.Lezzetli, hoşa gider, latif: Mal tatlıdır, can tatlıdır, tatlı söz.

3.İçilir, içilmeye gelir, tuzlu ve acı olmayan su: Tatlı su balığı.

4.Tatlı yemek veya reçel. Sabahleyin bir kaşık tatlı yemek iyidir. Tatlı belâ = mec. Evlât. Tatlıdil = Gönül alan nazik söz. Tatlısu Frengi = Osmanlı Türkiyesi’nde doğmuş ve azınlıklara karışmış Avrupalı, levanten.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. nice. pleasant. sweet. agreeable. genial. delicious. dulcet. gentle. mild. quiet. sociable. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candied. soft spoken. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh water. fresh water (as opposed to salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suavely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az tatlı, tatlımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tatlı yemekler veya reçel ve şekerlemeler yapan ve satan.

2.Tatlı yemekleri, reçel ve şekerleme gibi tatlıları çok seven, çok tatlı yiyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of pastries soaked in syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» tan masdar). Boşama, bırakma, ayrılma: karısını tatlîk etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطليق] boşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak: Portakallar daha tatlılaşmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening. to become pleasant or genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tatlı şeyin hâli. 2.Lutuf, iyilik: Tatlılıkla kendisini vazgeçirmeli, tatlılıkla kandırdım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetness. sweet taste. pleasantness. agreeableness. niceness. amiability. geniality. deliciousness. melodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with kindness. amicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlıya benzer bir lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikatten olan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanardağ kabilinden, yanardağ gibi; yanardağ içinden çıkmış; volkan gibi; patlayan. volcanic ash yanardağ külü. volcanic bomb yanardağ patlamasında dışarıya flrlayan yuvarlak lav parçası. volcanic cone yanardağ lavlarından meydana gelen konik yığ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanardağ ısısının etkisine maruz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kükürtle sertleştirmek (kauçuk), ebonitleştirmek. vulcaniza'tion i. ebonitleştirme, vulkanizasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by