Canı Tez ne demek? | Canı Tez anlamı nedir? | Canı Tez

Canı Tez anlamı nedir?

Canı Tez ne demek?

Canı Tez anlamı nedir?

Canı Tez | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Bütün vücutta veya vücudun bir kısmında duyumların az veya çok kaybı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthesia. anaesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthesia. anesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mukabil, karşı tez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. by the way. between brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Fransa’da Artois eyaletinin adından). Toprağı burgu ile delerek açılan kuyu. Artezyen kuyularının suyu yükseklere fışkırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bürkâniyye). Yanardağa ait, mensup ve müteallik: Alâim-i bürkânîye = Volkanik işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CANİ) (i. A. «cinayet» ten) (mü. câniyye). Kanunen belirli olan cinayet fiillerinin fâili, cinayet işleyen: Caniler gibi prangaya vurulmak, bunun yaptığını bir câni de yapmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutthroat. murderer. butcher. malefactor. bravo. felon. homicide. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. homicide. thug. murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murderer. butcher. criminal. homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depressed. disgruntled. fraught. out of spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cenb»den) (c. cevânib, cânibîn). Yan, taraf, cihet. Fars. sû: O cânibden, onun cânibinden. Cânibeynden = Her iki taraftan. Cevânlb-i erbaa Dört taraf. Filânın cânib-i Altlerine, sûy-i vâlâlarına: Eskiden büyüklere hitâb edilirken yazılan tâbirler. Leben-ü cânib = Geçinmesi kolay, yumuşak huylu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جانب] taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ön taraf, cihet. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordunun bir yanında olan birlik (pişdâr ve dümdâr gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), iki yan, iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cânibiyye). Bir yana mensup ve müteallik. (Fr. latérale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felonious. criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Köpek Burcuna ait; Ağustosun en sıcak günlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köpek ve kurt gibi, köpek cinsine ait; (anat). köpekdişine ait; (i)., (zool). köpekgillerden bir hayvan, köpek; köpekdişi. canine tooth köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. bother. displease. exasperate. irk. perturb. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beleaguer. bother. depress. disappoint. displease. dissatisfy. exasperate. peeve. torment. trouble. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cânib.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) – Yumuşak huylu (kimse).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla madenden yapılmış olan çay, kahve vb kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tez canlı, aceleci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kısmı koparılıp senet gibi alâkalı kimsenin eline verilen bir yaprağın deftere bağlı kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ecneb» Türkçe’de kullanılmaz). Ecnebiler, yabancılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجانب] yabancılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(mus.) (Fr.). Musikide serbest stilde yazılmış parça. Türk musikisinde serbest stilde yazılmış şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. fancy. fantasy. phantasy. flamboyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantasy. fancy. fantasia. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. caprice. whim. fanciful. distinctive looking. original. fantasy. phantasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Faraziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. demitasse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Descartes’ın doktriniyle alâkalı.

2.Descartes felsefesi taraftarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı bakteriler, güneş ışınları olmadan, inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri için gerekli, enerji bakımından zengin organik maddeleri elde ederler. Buna kemosentez denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

church bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. kinesthésie

fizy. devin duyumu

Devinmekten ve özellikle kasların kasılmasından canlının edindiği duyum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle bracket. square brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتزلزل] sarsılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A. c.). Mancınıklar. (bk.) Mancınık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecnûn). Mecnunlar, deliler, (bk.) Mecnun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانين] mecnunlar, çılgınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ücretsiz, bedava, parasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانی] parasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métathèse

db. göçüşme

Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bezliden imef.) (mü. mübtezele).

1.Hor kullanılan, İtibarsız, hakir, kepaze.

2.Pek bol ve ucuz: Bu yıl yemiş pek mübtezell


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mücânise). Bir cinsten olan («mütecânis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den imef.) (mü. muhtezene). Biriktirilip hazineye konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den if.) (mü. muhtezine). Biriktirip hazineye koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan imef.).

1.İktizâ eden, lâzım gelen, icab eden: Kanunun falanca maddesi muktezasınca.

2.Eskiden kanun veya fermân hükümlerine göre yazılan şerh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mukteziyât şekli galattır).

1.İktizâ eden ve lâzım gelen şeyler, lüzumlu işler: Yolculuğun muktezeyâtını hazırlamak.

2.Neticeler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan İf.) (mü. mukteziyye). iktizâ eden, lâzım gelen, icap eden, lâzım, lüzumlu: Bu işin böyle olması muktezîdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقتضی] gereken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüz0m»dan imef.) (mü. mültezeme). İltizâm olunan, lâzım sayılan: Sizin hazır bulunmanız mültezemdlr; bence bu iş mültezemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüz0m»dan if.) (mü. mültezime).

1.İltizâm eden, bir şey veya şahsı lâzım sayıp taraftarlık gösteren.

2.Tahsildar (c. mültezimin). Eskiden götürü olarak bir yerin vergisini üzerine alan: Aşâr mültezimi; maden kömürünün, filân gölün balık avının mültezimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaseholder. obligant. supplier. furnisher. tenant of the demesne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Götürü vergi alma işi: Mültezimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den if.) (mü. mümtezice).

1.Karıştırılmış.

2.Biribirine tamamiyle uygun olan, hiç münasebetsizlik görülmeyen: Bu resmin renkleri mümtezietir.

3.Tamamiyle kapayan, aralık bırakmayan, imtizaçtı, uygun: Bu çerçeveler, bu kapı mümtezic değildir.

4.Herkesle iyi geçinen, arkadaşlarıyla uyuşabilen: Mümtezic adamdır (son iki mânâda «imtizaçlı» daha çok kullanılmıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtezel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. common. ordinary. cheap and plentiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıZk» dan İf.) («tâife-i mürtezıka» dan kısaltılmış). Vaktiyle ulûfe alanlara verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zlyâdet» ten imef.) (mü. müstezâde).

1.Artmış, fazlalaşmış, ziyadeleşmiş.

2.(edebiyat) Her mısraına onunla kafiyeli kısa bir mısrâ eklenen şiir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İstizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2.Kibirli, gururlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mütecânise). Aynı cinsten olan: Hayvanât-ı mütecânise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEZADD) (i. A. «zıdd» dan if.) (mü. mütezâdde). Birbirine zıd olan, biribirinin aksi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zihâm» dan if.) (mü. mütezâhime). Birbirini iterek ve birbiri üstüne çıkarak biriken, kalabalık ve izdihamla toplanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ziyâde» den if.) (mü. mutezâide). Artan, çoğalan: Serveti günden güne mütezâyid oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kesreli «zı’f» dan if.) (mü. mutezâıfa). İki veya birkaç kat olan, kat kat arten («muzâaf» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zebzebe» den if.) (mü. mütezebzibe). Kararsız, tereddüt içinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten if.) (mü. mütezellile). Alçaklanan, tenezzül eden, zillete katlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zelzele» den if.) (mü. mütezelzile). Sarsılan, oynayan, sallanan, sabit olmayan, zıngıldayan, zelzeleye tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevç» ten if.) (mü. mütezevvice). Evli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zâd» dan if.) (mü. mütezevvide). Yol için azığını tedarik etmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den if.) (mü. mûtezile). Cemaatten ayrılıp bir tarafa çekilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cemâat-i mûtezile’den kısaltılmış). Ehl-i Sünnet’ten ayrılan eski bir İslâm mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den if.). (mü. mûtezire). Özür dileyen, Osm. İtizâr eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبتذل] ele ayağa düşmüş. 2.orta malı. 3.çok bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهتز] titrek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجانس] aynı cinsten, homojen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متزاید] artan, çoğalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متزلزل] sarsılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sarsılmak. 2.bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen eğri işaret. Köşeli parantez = Köşeleri kırık düz parantez. Parantez açmak = Söz veya yazı içine asıl konu ile ilgisi az olan bir kısım sıkıştırmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parenthesis. parentheses. brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis. bracket ayraç. paranthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis. round brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prothèse

1. tıp takma,

2.db. ön ses türemesi

1. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan (organ veya parça).

2.Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis. prothesis. replacement. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denture. prosthesis. artificial substitute for a missing part. dental prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y, Fr.). Unsur veya parçaların bir araya getirilerek bir bütün meydana getirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis. synthesis bireşim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Duyum ikiliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synésthésie

ruh b. duyum ikiliği

Bir duyunun başka nitelikte bir duyum uyandırması, bir sesin aynı zamanda bir renk duygusu vermesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fars «tîz»den). t. Hızlı, acele, çabuk. Tez elden = Acele ile. Eline tez = Hamarat, eli çabuk. Tez canlı = Sabırsız. (bk.) Tİz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. prompt. nimble. hasty. expeditious. quickly. promptly. thesis. discourse. disquisition. dissertation. treatise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. crisp. prompt. quick. swift. treatise. thesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. thesis. idea. view. piece of written research. speedy. quickly. speedily. dissertation. fast. hasty. as quick as lightning. nimble. rapid. treatise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impetuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who dislikes delay. peppery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضاد] zıtlık, çelişki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahm» dan). Çokluk ve kalabalıkla toplanma, yığılma, kalabalıkla bîrinin etrafını alma, Ar. izdiham

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûr» dan), t. Birbirine karşı görünme, ortaya çıkma: İki devletin donanmaları tezahür etti; hastalığın belirtileri tezahür etti. 2.Birbirine arka verme, yardımlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. sign. appearing. becoming visible. becoming manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. ovations. cheers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. public demonstration. ovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestations. signs. demonstration (to protest sth. ovation. cheering. applause. booing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تظاهر] ortaya çıkma, belirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, belirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تظاهرات] ortaya çıkışlar, oluşlar. 2.destekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tezkire). Tezkereler. (bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zahmetle yutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk, hızlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. contradiction. incompatibility. extreme. interference. setoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis. contrast. mutual opposition. contradiction. incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppositeness. contradiction. contrariety. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıdd»dan). t. Birbirine zıt olma, birbirinin aksine olma, aykırılık: Aralarında tezad vardır.

2.(edebiyat) Cümlede veya mısrâda birbirine zıt iki mânâyı bir araya getirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), iki kat olma: Beş on sene zarfında sermayesi tezâuf etti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tezal). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çoğalma, artma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزاید] artma, çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

artmak, çoğalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zebzebe» den). Kararsızlık, tereddüt, intizamsızlık, karışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zühd»den). Kendini dine verme, zâhid olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zühre»den). Çiçeklenme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çiçeklenme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.inek tersi: Tezekle sıvanmış duvar: Tezek tütsüsü.

2.Odunu kıt yerlerde yakacak olarak kullanılmak için kurutulmuş samanla karışık fışkı kalıbı.

3.Büyük parça şeklinde sapan veya belden çıkmış toprak: Tarlanın tezeklerini kırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowpat. dried dung. dried dung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried cow dung (used as fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Temizlenme, temize çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr.den) (c. tezekkürât).

1.Hatıra, akla getirme: Geçmişi tezekkür etti. 2.Birkaç kişi toplanıp bir iş için konuşma, görüşme, müzakere: Bu işi tezekkür ettiler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تذکر] ele alınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.inek tersiyle sıvanmış, tezeğe bulanmış: Tezekli duvar.

2.mec. Sert: Tezekli hava.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çabuk iş gören, becerikli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten) (c. tezellüât). Kendini hor ve hakir gösterme, zillete katlanma, tenezzül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zelzele» den). Sallanma, sarsılma, deprem (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزلزل] sarsılma, sarsıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk hızlı, çevik kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk ulaşan, erişen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تذرو] sülün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevç» den). Evlenme, nikâhla karı alma, zevce edinme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزوج] evllilik, evlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeyn»den) (c. tezyînât). Süslenme, zînetlenme: Ortalık çiçeklerle tezeyyün etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Fars. «dest-gâh» dan; dest = el, gâh = yer).

1.Dokumacıların bez vesaire dokudukları Alet.

2.Dükkânlarda satıcının önündeki uzun masa.

3.Kahveci ve meyhaneci gibi esnafın büyük masaları, büfe.

4.Karada yapılan gemilerin oturtulmasına mahsus keresteden tertibat: Alman tezgâhlarına sipariş olunan gemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bench. collusion. conspiracy. counter. cradle. stall. stand. workbench. loom. shipbuilding yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladentisch. theke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Over The Counter Markets)

Organize bir borsa dışında yapılan işlemleri kapsayan gevşek ve gayriresmi nitelikteki borsa dışı piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir tezgâhta çalışan.

2.Ağaçtan tezgâh, kuyu çıkrığı, dolap vesaire gibi şeyler yapan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dokunacak bez vesaireyi tezgâha koymak.

2.mec. Hazırlamak, hazırlığa girişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazino ve meyhane vesairede tezgâhı idare eden usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. salesclerk. one who serves at a counter. salesman. shop assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تذهيب] süsleme. 2.yaldızlama. 3.altın sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeheb.den). Altın varak sürme, yaldızlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. gilding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. ornamenting sth with gilted and painted designs. gilding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları yaldızlamakla meşgul olan adam, Ar. müzehhib.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kanı kaynayan, heyecanlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anma, akla getirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تذکار] anma hatırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum. note. official certificate. licence. discharge papers. short note. official certificate or receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note. message. official communication. official message. permit. license. certificate. discharge certificate. letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den) (c. tezâkir).

1.Hatırlamaya vesile olan kâğıt, pusula, varaka.

2.Bir şehrin içinde bulunan daireler arasında alınıp verilen yazışmalar: Tezkere yazmak.

3.Nüfusa, esnaf vesaireye verilen resmî kâğıt: Nüfus tezkeresi, esnaf tezkeresi. Esnaf tezkeresi = Satış izin kâğıdı. Mürûr tezkeresi = Pasaport. Gümrük tezkeresi = Bir malın gümrük resmi verildiğini belirten pusula.

4.Bir ilim ve fenne dair kısa bilgileri havi risale, ajanda.

5.Bazı meşhurların kısa biyografisini ve bazı hususiyetlerini havi kitap: Tezkiretü’ş-şuarâ, tezkiretü’l-evliyâ vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den).

1.Akla getirme.

2.Bir kelimeyi müzekker kullanma.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تذکير] hatırlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatılmak, dile getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatmak, dile getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tezkîr). Tezkirler. (bk.) Tezkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «zekâ» dan).

1.Pâk ve temiz etme.

2.Birinin hâllerini, kendisini tanıyanlardan tahkik ile iyi hâl sahibi olduğunu meydana çıkarma. Meyyiti tezkiye etmek = Ölüyü kefenledikten sonra cenâzede hazır bulunan cemaate ahvalini sormak.

3.Malın zekâtını verme.

4.(hukuk) Tezkiye-i şuhûd = Bir dâvâda şahitlerin Adil olup olmedıklarını mahkemenin tahkik etmesi. Tezkiyesi bozuk = İyi hâline kimsenin şahitlik etmeyeceği surette kötü hâl sahibi. Tezkiyesini düzeltmek = HAlini iyileştirmek, düzeltmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele etmek, sabırsızlıkla hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Keskinlik.

2.Çabukluk, sürat.

3.Sabırsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten). Tahkir etme, horlama, zelil etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تذليل] aşağılama, zelil etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Duyarlı, reaksiyon(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevç» den) (bir erkek veya kızı) Evlendirme: Filânı tezvîc ediyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزویج] evlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

evlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزویر] arabozuculuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevr»den) (c. tezvîrât).

1.Sahtelendirme, yalan karıştırma.

2.Dolandırma, hiyie ve desise kullanma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ziyâde» den) (c. tezyîdât). Arttırma, çoğaltma, ziyadeleştirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزیيد] arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arttırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arttırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeyf» den) (c. tezyîfât).

1.Sahte ve kalp nazarı ile bakma, çürütme.

2.Eğlenme, maskaraya alma (küçümseme).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeyl» den). İlâve etme, ekleme, bir kitaba zeyl yazma: Şakayık-ı NÜmâniye’yi birkaç kişi tezyil etmişlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamenting. decorating. embellishing. adorning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تزیين] süsleme. 2.süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süslenmek, bezenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notayı süsleme işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zînet»ten). (c. tezyînât). Süsleme, süslendirme, zînetlendirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorations. embellishments. ornamentation. decoration. trappings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزیينات] süslemeler, süsler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental. decorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. act of increasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikatten olan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanardağ kabilinden, yanardağ gibi; yanardağ içinden çıkmış; volkan gibi; patlayan. volcanic ash yanardağ külü. volcanic bomb yanardağ patlamasında dışarıya flrlayan yuvarlak lav parçası. volcanic cone yanardağ lavlarından meydana gelen konik yığ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanardağ ısısının etkisine maruz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kükürtle sertleştirmek (kauçuk), ebonitleştirmek. vulcaniza'tion i. ebonitleştirme, vulkanizasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by