Can't ne demek? | Can't anlamı nedir? | Can't

Can't anlamı nedir?

Can't ne demek?

Can't anlamı nedir?

Can't | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger otu, ayı yoncası,(bot), Acanthus;(mim). sütun başlıklarında kullanılan akantos yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). cannot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kütükleri devirmeye mahsus ucunda madeni kancası olan tahta kaldıraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşin veya kumaş kaplı ve açılıp kapanan, yukarı tarafı demir pervazından yapılmış torba ile çekme arasında mahfaza ki, çeşitli büyüklükte nevileri olup, esvap ve çamaşır, evrak, yiyecek, para vesaire taşımaya yarar: Yol çantası, evrak çantası, para çantası, mec. Çantada Çan çiçeği keklik = Hazır veya tedariki kolay şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. case. purse. handbag. briefcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. handbag. purse. briefcase. suitcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). nağmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanta yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). huysuz, aksi, geçimsiz. cantankerously (z). huysuzluk yaparak. cantankerousness (i). huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kantat, kısa bir oratoryoyu andıran beste; bestelemek için yazılan şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). matara; kantin, büfe; ordu satış kooperatifi; (ask). yemek takımlarının içinde durduğu göz veya sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek can, eşsiz can.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eşkin gidiş (at); (f). eşkin gitmek; eşkin sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit çançiçeği, (bot). Campanula medium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tez canlı, aceleci.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -tharides) (ecza). kuduzböceğinden yapılan bir ilâç; kuduzböcegi, (zool). Cantharis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezmurların bestelenmiş şekli, ilâhi; (b.h)., (çoğ). Süleyman;ın neşideleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). dirsek, yalnız bir ucu destekli olan kol; binanın dışarıya çıkık olan kısmı. cantilever bridge her biri bir ayak üzerinde dengeli oturan iki parçadan ibaret köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tilâvet etmek, Kur'an ı nağme ile okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eyerin arka kaşı; köşe; parça bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzun bir şiirin bolumlerinden biri; kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). idari bölümlere ayırmak, kantonlara ayırmak; (kanton ) askerleri konaklatmak. cantoral (s). kantonlara ayırmayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kanton. Canton crepe ince ve hafif bir cins krep ipekli kumaş. Canton flannel bir yüzü tüylü pamuklu kumaş. Cantonese' (i). Güney ,Çinli; Güney çin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanton, eyalet; bir bayrağın bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askerlerin sevkedildiği büyük kamp; askeri bölge veya karargâh; kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinagog ayinlerinde taganni edenlerin lideri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi hasletlere sahip Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). dini musiki; şarkı, melodi. cantus firmus (müz). çok sesli bir parçanın bölümlerinin eklendiği esas musiki parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilgi veren kimse, konuşan kimse; Aşai Rabbaniyi (komünyon) alan veya almaya hakkı olan kilise üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). kosekant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sulu bir şeyi tortusundan ayırmak için dikkatlice dökmek, şarap v.b.'ni şişeden sürahiye boşaltmak. decanta'tion (i). bir kaptan bir kaba aktarma, boşaltma, dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hararetli konuşma; (müz). melodi, beste; birkaç sesle söylenen bestede en yüksek ses, asıl melodinin yanısıra söylenen üst ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hararetli konuşmak: en yüksek sesle şarkı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag. hand baggage / luggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attache case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günah ve hatadan arı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efsun, büyü, sihir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız; önemsiz, ehemmiyetsiz; cüzi, pek az; ufak; değersiz, değmez. insignificantly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sarhoş edici; (i.) sarhoş eden madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastamn kendini kurt zannederek kurt gibi hareket etme deliliği; halk edebiyabnda sihirbazlıkla bir insaın kurt haline konulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dilencilik eden, dilenen; dilenciye mahsus; i. dilenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ticarete ait, ticari. mercantile agency tüccarlar hakkında bilgi toplayıp bildiren acente, ticaret ofisi mercantile fleet ticaret filosu. mercantile marine ticaret filosu; ticaret gemileri. mercantile law ticaret hukuku. mercantile system Avrupa'da d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag. purse. money bag. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrim teorisinde insanla maymun arasında olduğu farzolunan insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş alıcı, bot. Pyracantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sözünü geri almak, vaz geçmek, caymak. recanta'tion (i.) sözünü geri alma, dönme, cayma, vaz geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. az, kıt, dar; kifayetsiz, yetersiz; sınırlı, tahdit edilmiş; f. tahdit etmek, sınırlamak, kısmak. scant'ly z. yetersizce . scant'ness i. yetersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayan külotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşantiyon; kereste kalınlığı ince uzun kereste parçası; numune, az bir miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok az, kıt; dar, eksik; sınırlanmış. scantily z. kıt olarak, eksik olarak. scantiness i. anca yeterlik; kıtlık, eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kateden, kesen; i., geom. sekant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manidar, anlam taşıyan, manalı; önemli, mühim. significantly z. manalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knapsack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backpack. rucksack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsack. rucksack. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. rica ve niyaz eden, yalvaran (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitre; geven, bot. Astragalus; zamk ağacı, kitre ağac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boş, münhal, açık; işsiz; bön bakışlı; huk. terkedilmiş, sahipsiz; vârissiz. vacant lot A.B.D. şehirde boş arsa. vacantly z. ifadesizce, boş boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by