çar-pa ne demek? | çar-pa anlamı nedir? | çar-pa

çar-pa anlamı nedir?

çar-pa ne demek?

çar-pa anlamı nedir?

çar-pa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: car pa

Türkçe Sözlük

(i. F. çar = dört, pâ = ayak). Dört ayaklı (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alâkart, yemek listesine göre, her yemeğin ayrı ayrı fiyatı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılgan, kabına sığmaz, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anahtar, (Anahtar Rumca olup, asıl Türkçesi açar’dır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Becerikli. 2.Atılgan, ele avuca sığmaz. 3.Halk. 4.Yeni, taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik bulunan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roket, güdümlü mermi ve uzay gemilerinin çalışması konusunda tek bir tabaka sayılan atmosfer ve onun dışındaki boşluk. aerospace industry uzay gemileri ve bunların teçhizatlarını imal eden sanayi kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). doğumdan sonraki ağrılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kıç taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hacer). Taşlar, (bk.) Hacer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احجار] taşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - iyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2.Eski Türklerde bir rütbe adı. 3.Eski Türklerde bir kurt adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elinde fazla bir parmağı olan (Adam). 2. Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3. Yol yol bir cins kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal. capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. by the way. between brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çabuk, süratle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD' nin güneybatısında bulunan Kızılderili kabile gruplarından biri; (k.h.). pariste gece soyguncusu,külhanbeyi, apaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tombul ve iri küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anatomi). Körbarsağın ince bir parmak gibi olan 4-12 cm. uzunluğundaki son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendix. vermiform appendix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Telâş ve acele ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a panic. headlong. headfirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alıp götürmek: «Geçme nâmert köprüsünden, ko aparsın su seni».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry away. to make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). ayrı, bir tarafa, bir yana, bir tarafta; münferit olarak, birbirinden ayrı; bağımsız olarak, müstakil bir şekilde; parça parça; (s). ayrı, farklı. drift apart sürüklenmek ; uzaklaşmak; tedricen ayrı düşmek.,set apart ayırmak, bir tarafa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da ırk ayırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Külhanbeyi, hayta.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apache

hayta

Başıboş, bir baltaya sap olamamış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). duygusuzluk, duyumsamazlık , hissizlik, kayıtsızlık; soğukluk, cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: Hapaz). 1. Kapalı avuç, yumruk, muşt. 2. Kapalı avuca sığan miktar: Bir apaz buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). appal (f). dehşete düşürmek , korkutmak, yeise düşürmek. appalling (s). korkunç, müthiş. appallingly (z). dehşete düşürecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve: (f). giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina-da Akropol'ün yanında bulunan bir tepe; o tepede toplanan yüksek hukuk meclisi. Areopagite (i). Aeropagus meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerden, ekmek ve bira yapımında kullanılan, yem olarak hayvanlara verilen tahıl. Arpa saman = Hayvan yemi. Arpa ekmeği = Arpa unundan yapılan ekmek. Çorba, frenk, Nemçe arpası = Çorbalık kırılmış arpa. Peygamber arpası = Bir cins adi buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. barleycorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. money. dough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The agency which initially sponsored the development of the ARPAnet, the forerunner of the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advance Research Projects Agency. Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The governmental organization responsible for creating the beginnings of the Internet. sponsored a wide area network called ARPANET Today ARPA is called DARPA and the network is called The Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Now called DARPA, the U S government agency that funded the ARPANET.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The US governmental agency responsible for creating the ARPANET, the ancestor of the Internet Now known as Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and development organization for the Department of Defense It manages and directs selected basic and applied research and development projects for DoD, and pursues research and technolo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency of the U S Department of Defense ARPA funded research and experimentation with ARPANET, the predecessor to the Internet See also TCP/IP. 'The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and developme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency of the Department of Defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Research and development organization that is part of Department of Defense ARPA is responsible for numerous technological advances in communications and networking ARPA evolved into DARPA, and then back into ARPA again S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency USA's defense department agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

US Advanced Research Projects Agency This agency developed the first system of networked computers in the United States [week 1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Advanced Research Projects Agency , founded in 1957 by President Eisenhower and controlled by the U S Department of Defense, was part of the U S reaction to the Soviet Union's launch of Sputnik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the U S Advanced Research Projects Agency. US governmental organization responsible for creating an experimental network which heralded the beginning of the Internet Now known as Defence Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency An agency of the U S Department of Defense responsible for the development of new technology for use by the military ARPA was responsible for funding much of the development of the Internet we know today, including the Be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hordeum vulgare): Buğdaygillerden; taneleri ekmek ve bira yapmakta kullanılan bir bitkidir. Hayvan yemi olarak da verilir. Nişastası boldur. Kavrulup kahveye de karıştırılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve idrar yollarındaki iltihapları temizler. Böbrek ve kum taşlarının dökülmesine yardım eder. Prostat büyümesini önler. Asabi kusmaları durdurur. Boğaz ve yarımbaş ağrılarını dindirir. Dil iltihaplarını giderir. Temriye ve mayasılda haricen kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa ve umumiyetle hayvan yemi satan adam. mec. Arpacı kumrusu gibi düşünmek = Endişeli ve derin düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık. 2. Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Hafifletilmişi «arpa»). 1. Şaman Türkleri’nin din büyüklerinin hastalara okuduğu afsun, sihir. 2. Yılanı kovuğundan çıkarmak için veya zehirinin tesirini gidermek için okudukları afsun. (Doğu Türkçesi’nde afsun etmek, mânâsiyle «arpalmak» fiili dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yulafa benzer bir nebat. Yaban arpası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Efsun-ger, sihirbaz, üfürükçü, efsuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), rülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı. 2. Osmanlı devrinde ilmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat. 3. Toprağı kuvvetli (tarla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley field. a person from whom a sponger benefits. benefice. sinecure. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa vesaire bazı hububattan çıkarılan maruf gıda verici içki, bira.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. asparagus

uydurma

Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşkonmaz, (bot). Asparagus officinalis. asparagus fern perçemli kuşkonmaz. wild asparagus dişi kuşkonmaz, (bot). Asparagus acutifolius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. au pair

bakıcı

Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (Fr). hizmetçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.b.i.) (Kadın İsmi) - Ay parçası.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil kâgıdı ile oynanan bir Fransız kumarı, bakara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). daktiloda geri gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Ney’de ağıza alınan kısım ki, kamıştan değil, bağa, kehribar gibi sert bir maddedendir. Batı musikisinin nefesli sazlarında da böyle bir kısım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb. big toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. by-pass

1. devre dışı, 2. tıp köprüleme

1. Konudan uzak, ilgisiz. 2. Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak lâzımlığı; yatak ısıtacak kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel pump. gas pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برپا] ayakta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pul veya payet ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisidikenlilerden . bir deniz hayvanı. Beş ışınlı yıldız şeklindedir. Beşpençe (uraster).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bî-çâre’nin c. bîçâreler, zavallılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Başsız ve ayaksız, mec. Perişan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bicarbonate of soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Bİ-ÇARE) (i. F.). Çaresiz, çaresi kalmamış, zavallı. Fars. derdmend, miskin: Ne yapsın biçare. Biçare bir adamdır. Biçare kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچاره] çaresiz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki yana ait mihver; zool. ikiz doğuran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki bölümlü, iki kısımlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پایان] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. boarding card

uçuş kartı

Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small change. broken money. small cash. small currency. bit. loose cod. fractional coin. fractional coins. fractional currency. loose cash. loose change. loose money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasmantarıgilerden asalak bir mantar (puccinia graminis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). atlama; dolaştırma;kestirme yol; elektrik şube devresi; aşma borusu; (f). bertaraf etmek, atlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel yol, dolaylı vasıta veya yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک پا] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Lüzumsuz ve münasebetsiz yere çok söyleyen, geveze, şarlatan, lâfazan, çan çan eden.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. chiacchierone

geveze

Çok konuşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaçaronca davranış; çaçaron olma hali.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağ açacak kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalsiyumlu, kireçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın üst kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi deniz böceği. Yahudi çalparası: Bunun lekeli ve renkli nev’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (F. «çâr-pâre» den). Zil gibi çalınmak üzere parmaklara takılan tahtacıklar, şakşak (halk dilinde: çalpara).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپاره] çalpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sefer, seferberlik; kampanya; belirli bir sonuca ulaşmak için mücadele: (f). mücadele etmek; kampanyaya katılmak. campaigner (i). kampanyaya katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. campaniles, campanili) çan kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını teslim eden, canını fedâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını fedâ edercesine: Gayret-i cân-sipârâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can fedâ edicilik, fedâkârlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça). 1. Bir tarafı düz ve bir tarafı çatal bahçıvan kazması: Çapa vurmak = Çapa ile üstünden kazıp zararlı otları ayıklamak, çapalamak. 2. Harç karıştırmaya mahsus büyük gelberi. 3. (denizcilik). Kulaklı demir, lenger: Gemi çapası. 4. Denizcilerin üniformalarında yahut bahriyeye ait başka şeylerdeki lenger resmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoe. grubber. spud. anchor. drift anchor. pecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. hoe. mattock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoe. palmed anchor. anchor sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabiliyet, yetenek; istidat; iktidar, güç; kapasite; ehliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muktedir, ehliyetli, kabiliyetli. cspableness (i). muktedir olma. capably (z). kabiliyeti sayesinde başararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapa ile çalışan rençber. 2. Yeniçeri askerinin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük, içi çok şey alan. capaciously (z). geniş bir şekilde. capaciousness (i). genişlik, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hacim, oylum; istiap haddi; yetenek, kabiliyet; güç, iktidar; mevki, sıfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasaklı, bol paça, çulpa, biçimsiz, kıyafetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. slovenly. disordered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözden akıp kenarlarında ve kirpiklerde birikerek kuruyan şey: Göz çapağı. 2. Dökme demir vesairenin etrafında kalan pürüz. Çapak balığı = Sazan familyasından iri pullu, yassı bir cins göl balığı; boyu yarım metreye kadar uzar (abramis brama).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream. crust round the eyes. burr. gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscous crust round the eyes. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum. dried mucus. crust. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göz çapak tutmak. Gözden akan suyun göz kapağı kenarlarında ve kirpiklerde kurulması: Sabahları gözlerim çapaklanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapağı olan göz, çapağı olan demir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumy. crusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazmak: Bağı vaktinde çapalayamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazılmak: Bu mevsimde bağ çapalenmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa vurdurmak, çapa ile kazdırmak: Bağı kime çapalatıyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar, ulak, çapar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tatar, ulak, postacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılmış mal, kaçak mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin umulmadık kötü tarafı, insanı derde sokacak hal: İşi kurcalayınca altından çapanoğlu çıkacağını biliyordum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar, ulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaparız, çapari.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاپار] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cçeprast» tan gelir, sağ ve sol demektir). Engel, mâni: Sizin gecikmeniz işimize çaparız verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkı askeri, akıncı, ılgarcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kapadokya (merkezi Kayseri olan eski bir Roma devletinin üzerinde bulundugu bölge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Faydasız bağırıp çağırmayı ve gevezeliği ifade eder ve ekseriya mükerrer kullanılır: Bütün gün car car edip ağzı durmuyor. Ses, sedâ, Avâz, nidâ: Car çektirmek = Tellâl çağırtmak, tellâl vasıtasiyle ilân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum, yar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «izar»dan). Kadınların büründükleri değirmi çarşaf: Bir ipekli câra bürünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr»dan) (mü. câre) (c. ciyrân) (kaideye uygun olmayarak yapılmış bir kelimedir). Komşu. Cârullah = mec. Beytullah denilen KAbe civarında yerleşip itikâfa çekilen (İslâm bilginlerinden Zemahşerî’nin lakabıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cer» den imef.) (mü. câre). 1. Çeken, sürükleyen. 2. (Arap gramerinde) harf-i cer: Bir çeşit edat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört: Çâr-sû, çâr-clhet = Dört taraf, Osm. cihât-ı erbaa. Çâr-çeşm ile = Dört gözle. Çâr-ebrû = Dört keş, bıyığı yeni terlemiş delikanlı, (bk.) Cihâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça «czar» ki, bu da kayser, Sezar’dan gelir). Rusya imparatoru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâre’den hafifletilmiş olup yalnız çâr-nâçâr tâbirinde kullanılır ve ister istemez demektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Çabuk sıfatiyle kullanılır tekit edatı: Çarçabuk = Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czar. tsar. tzar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جار] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چار] çare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چار] dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomobil, araba; vagon; (balon veya asansörde) yolcu taşımaya mahsus kısım; içinde canlı deniz hayvanları muhafaza edilen delikli kutu veya sandık. car barn taşıt deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). On dört.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört kaşlı: Ter bıyıklı genç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinin 1 numaralı basit makamı ve bu musiki sisteminin ana dizisi ki, aynı adı taşıyan perdede (do perdesi) kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaresiz, (bk.) ÇAr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çar = dört, pâ = ayak). Dört ayaklı (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, pâre = parça. Türkçe’si çalpara). Raksederken parmaklara takılıp çalınan dört parçalı kaşık, kastanyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Çardak. 2. Dört köşe çadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört dost, yani dört Halîfe: Hz. Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali ki Hulefây-i RAşidîn denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâryâr’a yani ilk dört halîfeye bağlılık, Sünnîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina denilen tüfeği kullanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) italyan polisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins vaşak, karakulak, (zool). Felis caracal; bu hayvanın kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Caracas, Venezuela,nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). binicilikte yarım çark hareketi; (f). bu hareketi yaparak at sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). karakul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam sürahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılara renk ve lezzet vermede kullanılan yanmış şeker, karamel; karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanmıs şeker haline gelmek veya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kaplumbağa gibi hayvanların üst kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırat, değerli taşların ağırlık öIçü birimi, ayar (1 kırat=200 mg).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervan; üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba; kamyon; (ing). arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karaman kimyonu, (bot). Carum carvi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina, kısa tüfek, suvari tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbonhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). asit fenikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). fenollü. carbolic acid asit fenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbol asidi katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbon; kopya kağıdı, kopya kağıdı ile çıkarılmış nüsha, suret. carbon black is, lamba isi. carbon copy karbon kopyası. carbon cycle (biyol). karbon devresi. carbon dioxide karbondioksit. carbon monoxide (kim). karbon monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karbona ait; karbonlu; karbon gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ızgara et veya balık; (f). ızgara yapmak; gelişigüzel kesmek, parçalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah elmas, genellikle Brezilya'da çıkarılan koyu renk elmas parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) 19 asırda italya, ispanya ve Fransa'da faaliyette bulunan gizli siyasi kuruluşun üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). karbonat, karbon asit tuzu veya esteri; (f). kömür haline koymak, kömürleştirmek; karbonata çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbondioksitle kireç çökeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). karbonata ait, karbonik. carbonic acid karbonik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kömür hâsıl eden, kömürlü, karbonlu; (b.h)., (jeol). karbon devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kömürleştirmek, kömür haline koymak, yakmak. carboni za'tion (i). kömürleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damacana etrafında sepet örgü veya tahta muhafazası olan büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çıban, şirpençe; burun sivilcesi; lal taşı, yakut; yakut kırmızısı, kahverengimsi kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). karbon ile birleştirmek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbon ile birleştirmek. carburiza tion (i). karbon ile birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek çabuk, hemencecik, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lickety split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz yere çok söyleyen, geveze, ağzı durmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ieş, ceset (küçümseme ile); vücut, gövde (bugünkü dilde küçümseme veya şaka olarak); enkaz (gemi vb); bina iskeleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tellâl, çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kansere sebep olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -mata, -mas) (tıb). habis ur, kanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارچوبه] çerçeve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boşu boşuna harcanan, israf: Çarçurun lüzumu yok. Çarçur etmek = İsraf, boşuna harcamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kart koymak (masaya); fişlemek, kartlara yazmak; kart veya kartonlara yapıştırmak; (yünü, pamuğu) taramak. carder (i). tarakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kart, posta kartı; tebrik kartı; kartvizit; üyelik kartı; giriş kartı; program; iskambil kağıdı; (çoğ). kâğıt oyunları; (k).dili şakacı ve neşeli insan; yün, pamuk vb'ni taramaya mahsus tarak. (dokumacılıkta), kaşağı. card catalogue kart kataloğu. ca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, A. tak = kemer). 1. Dört kemer teşkil eden ufak köşk ve revak üstü. 2. Üstüne sarmaşıklı ağaç ve bitki sarılmak üzere birkaç direk ve kafesten yapılmış gölgelik. Fars. sâyebân. 3. Dört direk üzerine çalı çırpıdan yapılmış bahçıvan ve bekçi kulübesi. 4. Asma ve asmakabağı vesaire sarılmak için kurulmuş kafes: Asmayı çardağa almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola. bower. trellis. alcove. arbour. booth. dais. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbour. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbor. bower. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hardal familyasından bir bitki çesidi acı tere, (bot). Cardamine amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kakule, hemame, (bot). Elettaria cardamomum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukavva, karton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارده] ondört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (anat). kalbe ait, kalple ilgili; yüreği tembih eden; mide ağzına ait; (i). kalp'hastası; kalp ilâcı. cardiacdilatation kalp büyümesi. cardiac insuffi ciency kalp kifayetsizliği. cardiac murmur kalp hırıltısı. cardiac valve kalp kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). kalp ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırka, ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). belli başlı, ana, önemli; parlak kırmızı; (i). kardinal; parlak kırmızı renkli ve tepeli bir çeşit Amerikan ispinozu. cardinal numbers esas sayılar. cardinal point dört esas yönden her biri. Gardinalship (i). kardinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardinallik makamı; kardinaller zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün ve pamuk tarama carding machine yün ve pamuk tarama makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyograf cardiograph'ic (s). kardiyografi ile ilgili. cardiog'raphy (i). kardiyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). yürek şeklinde olan eğri, kardioit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpten ve kalbin görevlerinden bahseden ilim, kalp bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). kalp iltihabı, kardit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger, kengel, yabanenginarı, (bot). Cynara cardunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hileci kimse (iskambilde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Neticeye varmak üzere, engelleri kaldırmak için tutulması gereken çıkar yol. 2. Kurtuluş yolu: Her hastalığın bir çaresi vardır. Çaresine bakmak = Bir işin yolunu bulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy. cure. antidote. healer. relief. aid. help. curative. egress. expedience. expediency. expedient. medium. obviation. redress. resort. resource. shift. solution. way out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. expedient. means. relief. remedy. resource. shift. solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره] tedbir. 2.çare. 3.ilaç, derman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). endişe; merak; gaile; dikkat, ihtimam; tedbir, koruma, ilgi; eski üzüntü, sıkıntı. in care of eliyle. take care dikkatli olmak. take care of bakmak; muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). merak etmek, endişe etmek; ilgilenmek, alakadar olmak; üstüne almak, vazife edinmek; hoşlanmak, özel bir ilgi duymak, meyli olmak. care for bakmak; ilgilenmek; beğenmek; arzulamak. I don't care. Umurumda degil. Bana ne?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, cüsten = aramak). Çâre arayan, tedbir arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, sâhten = yapmak). Çâre bulan. Çâre ve tedbir düşünen, bulan: Kadıncağızın hastalığına kimse çâre-sâz olmadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره جو] çare arayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (den). karinaya bastırmak, gemiyi yan yatırmak; kalafat etmek; yan yatmak (gemi); ABD sarsılmak; (i). karinaya bastırma, yan yatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). meslek, meslek hayatı; meslekte başarı kazanma; sürat; (s). profesyonel. take up a career bir mesleğe girmek. career woman meslek sahibi kadın. in full career bütün hızı ile. careerist (i). meslek bakımından ilerlemeye meraklı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızla gitmek veya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli; itinalı, tedbirli; ölçülü. carefully (z). dikkatle. carefulness (i). dikkat, dikkatli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatsiz; ilgisiz, kayıtsız; düşünülmeden söylenmiş veya yapılmış; ihmalkar. carelessly (z). ihmalkar bir şekilde, dikkat etmeden. carelessness (i). dikkatsizlik, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره ساز] çare bulan. çâresâz olmak çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çare ve tedbiri olmayan, çaresi bulunamayan: Bu, çaresiz bir hastalıktır. 2. Kaçınılmaz, imkânsız, zarurî, elzem: Kışın ateş yakmak çaresizdir. 3. Bîçare, muhtaç, zarurette bulunan: Pek çaresiz kaldı. Zarurî olarak, mutlaka, behemehal: Bugün çaresiz gidilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irremediable. inevitable. incurable. irredeemable. past retrieve. beyond retrieve. remediless. without means. desperate. despairing. helpless. irreparable. shiftless. past cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. without means. irreparable. inevitably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. of necessity. inevitably. at loss. hopeless. inevitable. irredeemable. irremediable. irreparable. necessarily. perforce. beyond redress. past redress. resourceless. all at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tedbir ve ilâç kıtlığı ve imkânsızlığı. Acz, mecburiyet. 2. Bir şeyin zarûrî ve mecburî olması. 3. Bîçarelik, zaruret, ihtiyaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desperation. helplessness. despair. incurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness. poverty. desperation. fatality. resourcelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). okşama, kucaklama; (f). okşamak, sevmek, kucaklamak. caressingly (z). kucaklayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazıda çıkma işareti ; atlanan bir bülümün cümlenin neresine geleceğini gösteren işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerin hizmet işleriyle görevli olan kimse, bina yöneticisi. caretaker government geçici hukümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L. «küçük çar, Sezarcık»). Çarın büyük oğlu, Rusya imparatorluk veliahdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeden bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (otobüste) bilet parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگاه] Türk musikîsinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gemi, uçak) kargo, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگوشه] dört köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çark.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرخ] tekerlek. 2.çarkıfelek. 3.felek. 4.tef. 5.çıkrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçesi: çarka). Hafif birliklerin saf ilerisinde yaptıkları tâlim. Çarha cengi = Bu suretle yapılan yani ilerideki karavulların ettikleri harp. Çarha topu = Bu talim ve cenge mahsus hafif top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle ordunun ilerisinde keşif maksadıyla gezen ve cenk eden hafif asker, karavul, ileri karakol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki ordunun ileri karakolları harbe tutuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir vapurun makinesini veya diğer bir makineyi idare edip işleten adam, vapurun çarkçısı. Çarkçıbaşı = Bir makineye bakanların birincisi. 2. Bir makinenin tekerleğini döndüren işçi: Matbaa makinesi için bir makinist ile bir çarkçı lâzım. 3. Tekerlekli bileği ile bıçak vs. bileyen adam. (bk.) Çarkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili arabadan inmeden servis yapan açık hava lokantasında kadın veya erkek garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan İmef.) (mü. câriye). 1. Akan, akıcı. Fars. revân: Mâ-ı câri = Akar su. Fars. Ab-ı revân. 2. Geçmekte olan, hazır, hal: Mâh-ı câri = Bu ay. Sene-i câriye = Bu yıl 3. Tedavülde bulunan, geçen, kullanılan, mûteber: Usûl-i cariye, nizâm-ı cârt, hükmü cârî olmak. Hesâb-ı câri = İki malî müessese veya iki kimse arasında faiz ve sermayeleri hesap edilmek üzere cereyan eden karşılıklı hesap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running. prevailing. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. in force. present. flowing. running. moving. in effect. all in the day's work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارِ] geçerli, yürürlükte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current exchange rate. current rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Denizi sahillerinde yaşayan kızılderili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karayib Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus birkaç cins ren geyiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rusça’dan). Rusya imparatoriçesi, çar’ın eşi veya kadın çar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tsarina czarina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). diş veya kemik çürümesi; yenirce; (bot). bir bitki hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» ten) (mü. câriha). t. Cerheden, yaralayan, yara açan: Cârih (yaralayan) ile mecruh (yaralanan) zabıta merkezine gönderildiği. Alât-ı eâriha = Yaralayıcı, kesici Aletler. Esliha-i câriha = Yaralayıcı, kesici silâhlar: Bıçak, hançer, pala, kılıç vs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارحه] yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köylülerin giydikleri ayakkabı ki, sepilenmemiş sığır derisinden yapılır, kenarlarındaki deliklerine geçirilen deri şerit veya kınnapla ayağa bağlanır. 2. Çarık taklidi olarak bağlamalı hafif iskarpin. 3. Top arabasının tekerleğine İnişte konulan pabuç. Arnavut çarığı = Telâfinden, ucu sivri ve kıvrık, püsküllü ve süslü hafif ayakkabı. Çarığı çıkarmak = Nazikleşmek, köylülük hâlinden kurtulmak. Demir çarık = Çok dayanıklı ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal. shoe. sled. driver shoe. grouter. chock. mocassin. lug. slipper. trig. driving bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık yapan ve satan esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık giymiş. Çarıklı erkânıharp = Şaka maksadıyle uyanık köylüler hakkında söylenir: Sen bizim Mehmed’in görünüşüne bakma, o, öyle bir çarıklı erkânıharptir ki...

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhtelif tonlarda ses çıkaran çanlar; bu gibi çanlarla çalınan melodi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -nae) (bot)., (zool). omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük açık araba; (Kan). köpek ile çekilen kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). çürümüş (diş veya kemik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygaracı, geveze, terbiyesiz, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan) (c. cevârî). 1. Halaylık, eskiden parayla alınıp satılan kız: Bir câriye aldı. 2. Esasen savaşta esir olmuş veye ilk sahibi tarafından satılarak eş olmak üzere alınmış kız: Câriyesinden bir oğlu vardır. (Arapça’da birinci mânâsı umumiyetle kızdır. Yâ’nın teşdidiyle câriyye olarak okunması galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine. odalisque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاریه] halayık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dönen pervaneli tekerlek: Vapur, değirmen, dolap çarkı. 2. Bir makinenin döner tekerleği ki, ekseriya makineyi çalıştıran Alettir: Matbaa makinesinin çarkı. 3. Her çeşit tekerlekli makine, dönerek işleyen Alet: Bileği çarkı: Çarka tutmak, çarktan çekmek. 4. Eski astronomiye göre birbiri içinde dönen feleklerden mürekkep kâinat, felek, eflâk: Çarh-ı gerdân, çarh-ı gerdûn. 5. Baht, talih, felek: Ey çarh-ı dûn! Çark-ı felek = 1. Bir makine ve dolaba benzetilen gökyüzü. 2. mec. Talih, baht: Ah! Ey çarh-ı felek! 3. Yakıldığı zaman dönerek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeği. 4. Bir nevi sarmaşıklı bitkinin çiçeği. Çarkı bozulmak = İşine halel gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. flywheel. handwheel. cogwheel. barrel. rotor. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cogwheel. gear. wheel. lathe. flywheel. gear wheel. paddle wheel. grindstone. machine. machinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinery. propeller. rotor. turbine. wheel. lathe. water wheel. gear wheel. blade wheel. pulley. hand wheel. gear. paddle wheel. paddle. machine. mill. reel. leader. orb. mule. runner. roulette. rotation. revolution. flywheel. grindstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurların makina kısmına bakan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanic. engineer. miller. millwright. operator. turner. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurlarda birinci çarkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Vapur vs. makinesini idare eden adamın vazifesi: Çarkçılık kaptanlıktan aşağı sayılır. 2. Bir makinenin tekerleğini veya bir bileği çarkını çeviren bir işçinin işi, hal ve sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çarkıfelekgillerden, sarmaşık bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği (passiflora caerulca), 2. Yakılınca döne döne kıvılcım saçan havaî fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wheel of fortune. wheel of fortune. catherine-wheel. passionflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion flower fırıldakçiçeği. catherine wheel firework. fate. destiny talih. kader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune's wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fırıldakçiçeği): Çarkıfelekgillerden; çiçekleri tekerlek biçiminde, sarmaştığı için duvar kenarlarına ve kameriyelere ekilen bir çeşit süs bitkisidir. Hekimlikte yapraklarının üst kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Çarpıntıyı keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Spazmları çözer. Uyku verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döner bir tekerleği veya pervaneli çarkı olan. (bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (iskoç). iri yarı adam; eski köylü, çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineleri ve video kameralar için objektif geliştirmek ve tedarik etmek üzere Sony ile ortaklık kuran ünlü objektif imalatçısı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Carcar etmek, çok söylemek, gevezelik ve lafazanlık etmek. 2. Telâ111k etmek. 3. Tellâl vasıtasiyle ilân etmek, tellâl çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tellâl vasıtasiyle olunan ilân, yarlığ. Ar. menşur (Anadolu Türkçesi’nde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çar tarafından idare edilen devlet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanya prenslerinden Don Karlos veya Fransa kralı X. şarl'ın taraftarlığını gütme. Carlist (i). Don Karlos veya X. şarl taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba dolusu; (d.y). yük vagonu dolusu. carload lot (d.y). yük vagonunu dolduracak miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Franslz ihtilâlinde revaçta olan bir dans, şarkı veya kıyafet; Fransız ihtilâli askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, mıh = çivi. Türkçe’si çarmıh). Suçluyu haça germek için kurulmuş haç şeklinde darağacı. Ar. salîb: Çarmıha germek, (denizcilik) Bir teknenin direklerinin tepesinden aşağıya inen kalın ipler. Cıvadıra çarmıhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. crucifix. mainstays. shrouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. rood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارميخ] çarmıh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Ana direklerle gabya çubuklarını yan taraftan tutan halatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). (lal), kızıl; (i). kızıl renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارناچار] ister istemez, çaresiz, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katliam, kırım, kan dökme; eski ceset yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehevi; cinsel; bedensel; dünyevi. (i). şehvet. carnally (z). cinsel bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etoburlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil çiçeği, (bot). Dianthus plumarius; pembe, açık kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuyumculukta kullanılan kırmızımsı bir çeşit akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). et haline gelmek, et bağlamak; et gibi olmak. carnifica'tion (i). et bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnaval, eğlence; Katolik ve Ortodokslann büyük perhizden önce gelen eğlence zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). et yiyen; etoburlara ait. carnivorously (z). et yiyerek.carnivorousness (i). et yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçiboynuzu, keçiboynuzu ağacı, harnup, (bot). Ceratonia siliqua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). neşeli şarkı; halk şarkısı; (f). neşeyle şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak. Christmas carol Noel ilahisi. caroler (i). Noel şarkısı söyleyen gezginci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bir kadın adı; (s)., (ing). l ve ll Charles'a ve devirlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bilardo oyununda karambol; geri tepme; (f). karambol yapmak; çarparak geri tepmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). karotis, boynun iki tarafında bulunan iki şahdamar; (s). bu şahdamarlara ait. carotid artery karotis arteri, şahdamar. carotid gland şahdamar guddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içki âlemi, eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). içkili ve gürültülü eğlence, âlem; (f). böyle bir toplantıya katılmak; içmek, kafayı çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlıkarınca; at yarışlarında gösteri turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusur bulmak, beğenmemek; durmadan şikâyet etmek; tutturmak. carper (i). kusur bulan kimse. carping (s)., (i). fazla tenkitçi olan; (i). yersiz tenkit. carpingly (z). devamlı kusur bularak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sazan (zool). Cyprinus carpio. crucian carp havuz balığı, (zool). Carassius carassius. mirror carp aynalı sazan, (zool). Cyprinus carpio.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپا] dört ayaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). el bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lia) bilek kemiklerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde çarpılanın kaç kere tekrarlanacağını gösteren sayı: 8 X 4 = 32 işleminde 4 sayısı 8’in çarpanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. heady. multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. multiplier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Gününü gün et, yarını düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva yaprağı, karpel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). marangoz, dülger, doğramacı; (f). marangozluk etmek, doğramacılık yapmak. carpentery (i). marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halı, kilim, keçe; halı gibi bir örtü meydana getiren herhangi bir şey. carpet beetle güve gibi yün yiyen bir böcek. carpet sweeper halı süpürgesi. carpet tack halı çivisi. call on the carpet azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). halı döşemek; kaplamak; (ing). azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heybe carpetbagger (i) Amerikan iç Savaşından sonra Kuzey'den Güney'e giderek vurgun yapan kimse; vurguncu kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

times. multiplication sign. rough coating. scratch coat. multiplied by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication sign. times. multiplied by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. stunning. intense. flashy. showy. blazing. conspicuous. devastating. dramatic. salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspicuous. heady. salient. striking. impressive. compulsive. dramatic. devastating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. remarkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğrilip bükülmüş, bir tarafa yatık, doğru olmayan. Eğri büğrü: Çarpık direk, odun. 2. Bir tarafa yatık, muntazam olmayan: Çarpık duvar, çarpık arsa. 3. Çarpılmış, felce uğramış veya cin tutmuş: Çarpık adam. 4. Ters, uğursuz: Çarpık ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warped. wry. crooked. bent. awry. skew. bandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crooked. wry. bent. deviating. inclined. distorted. oblique. indirect. off center. deformed. out of line. skew. contorted. trapezium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skewness. skew. distortation. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde tekrarlanan sayı: 8X4 = 32. 8 sayısı çarpılandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand. multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi ve tarzı: Bir çarpılış çarpıldı ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi. (bk.) Çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision. being hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eğrilip bükülmek: Bu direk çarpıldı. 2. Yüzünü buruşturup münfail olmak, değişmek: Bu sözü işitince çarpıldı. 3. Cin tutmak, cin şerrine uğramak: Gece ağaçların altında dolaşma, çarpılırsın. 4. İnmede olduğu gibi bedenin bir kısmı eğrilmek, yerinden oynamak, tutmaz olmak: Ağzı, eli, ayağı çarpılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be multiplied. to be robbed. to become paralyzed. to become crooked/warped. to warp. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hit. to be robbed. to become paralized. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çarpma işleminin sonucu olan sayı: 8 X 4 = 32 işleminde 32 sayısı çarpımdır. Çarpım tablosu = Umumiyetle l’den 9’a kadar olan sayıların çarpımını gösteren cetvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurunmak, şiddetle oynamak, helecana gelmek: Tozların içinde çarpınıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şiddetle oynama, şiddetli hareket, helecan: Yürek çarpıntısı. 2. Deniz sularının ufak, lâkin fazlaca oynak dalgacıklar halindeki hareketi: Poyrazın dalgaları büyük değilse de çarpıntısı pek fazladır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir. Yorgunluk, sinirlilik veya kötü alışkanlıklardan kaynaklanan çarpıntılarda aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 2 bardak kaynak suya, 1 çorba kaşığı nane konur. 20 dakika bekletilip, süzülür. Çarpıntı hallerinde, 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. pit-a-pat. tremor. flutter. throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing. pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birbirine çarpmış, karışık, çapraşık. 2. Çarpık, eğri. 3. Birbirine binmiş (diş). 4. Düzgün ve muntazam olmayan, çetrefil (dil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Vuruşma, tokuşma. Ar. müsâdeme. 2. Tutuşma. Ar. mudârebe, mukatele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. collision. combat. conflict. impact. skirmish. smash. smash-up. fight. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşmak, tokuşmak, müsâdeme etmek: Pencere kanatları rüzgârdan çarpışıyordu. 2. Tutuşmak, Osm. mudârebe ve mukatele etmek: İki birlik birbirine rastgelip çarpıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. bump. clash. collide. fight. skirmish. to collide. to bump. to clash. to crash into each other. to fight. to battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak. 2. Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarpık hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. distort. to contort. to spring. to make crooked. to distort. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarından biri. Aslî notalardan olmayıp, yanındaki notaya akseden ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çarpmak işi. 2. Darbe, musîbet. 3. Vurarak kakmakla yapılmış, kabartmalı: Çarpma gümüş mamûlat. (bk.) Çarpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. blip. brunt. percussion. lash. stroke. impact. bump. multiplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. impact. impingement. percussion. shock. strike. stroke. blow. multiplication. five pointed fishing hook. beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulse. multiplication. percussion. strike. stroke. hitting. collision. hit. pulsation. impingement. impulsion. thrust. impact. dash. whipping. shock. concussion. patter. beating. batter. splashing. splash. slam. knock. knocking. clashing. stolen. bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çarpma fiili, .şiddetle vurmak, çatışmak: At hızla giderken duvara çarptı, rüzgâr yüzüme çarpıyordu. 2. Vurup yere düşürmek, yıkmak: Çarpıp geçti. 3. Zorla almak, çalıp çırpmak, kapıp gitmek: Aşiret, köyün koyunlarını çarptı. 4. Başa vurmak, baş ağrısı vermek: Bu sirke bana çarptı. 5. Vurmak, titremek, helecana gelmek: Yüreğim çarpıyor. . 6. Hızla tahrik olunarak bir yere vurmak: Kapı, pencere kanadı rüzgârdan çarpıyordu. Göze çarpmak = Dikkati çekmek: Paris’te ilk göze çarpan Eyfel (Eiffel) kulesidir. Gün, güneş çarpmak = Güneş altında çok durmaktan veya gezmekten sersemlenip hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunk. multiply. strike. bang. knock. bump. hit. slam. crash. bump into. smash. clash. lash. bang into. collide. crash into. run against. pulse. pulsate. barge. bash. cannon. clap. dash. greet. hurtle. impinge. kayo. knock out. knock over. mulct. pla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. bump. cannon. crack. dash. flap. hit. pound. pulsate. pulse. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. to bump. to hit. to dash against. to run into. to collide with. to strike. to smite. to paralize. to affect violently. to slam. to beat. to throb. to multiply. bang. collide. to come into collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). yanları açık garaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, çarpmasına sebep olmak: Rüzgâr pencerenin kanadını hızla duvara çarptırdı. 2. Çaldırmak, gasbettirmek: Eşyayı açıkta bırakıp çarptırdınız. 3. Eğriltmek, çarpık yapmak: İnme ağzını çarptırmış. 4. Oynamak, re ecana getirmek: Ansızın işittiğim bir ses yüreğimi çarptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crash. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose sth to a pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). el bileği, el bileğini meydana getiren kemikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kütüphanede küçük çalışma yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). binek arabası; (ing). vagon; top arabası; bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası; tavır, duruş; nakliye, taşıma; nakliye ücreti. carriage trade zengin müşteriler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den). yama bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taşıyan şey veya kimse; nakliye şirketi, nakliyeci; (tıb). bir mikrobu kendisi bağışık kalarak başkasına bulaştıran insan veya bitki; (kim). bir elemanı bir karışımdan diğer bir karışıma tasıyan katalitik madde. carrier pigeon posta güvercini. carrie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı araba, üstü kapalı araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Ieş: (s). pis, kokmuş; leş gibi veya leşe ait; leş yiyen. carrion crow leş kargası, (zool). Corvus corone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gemilerde kullanılan bir çeşit kısa ve hafif gülle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havuç, (bot). Daucus carota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). havuç renginde; kırmızı saçlı, kızıl saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taşımak; nakletmek; götürmek; çekmek; sürüklemek; -e hamile olmak; desteğini kazanmak; zaptetmek; satışa arzetmek; elde etmek; devam ettirmek; (mat). geçirmek; menzili olmak; (mecliste). kabul edilmek; taşıyıcı vazifesi görmek; atıcı veya fırlatıcı k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hasılât bakiyesi, nakliyekun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaptıkaçtı; büyük sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâder-i şeb» den olduğu sanılır). 1. Yatağa serilen ve yorgana kaplanan bezden örtü: Yatak çarşafı, yorgan çarşafı. 2. Kadınların örtündükleri dış giyecek: İpek çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. bedclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed sheet. garment covering a woman from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشب] çarşaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشنبه] çarşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çârsû = dört taraftan olduğu sanılır). İki tarafı dükkân ve üstü örtülü yahut açık alışveriş yeri, pazar. Ar. sûk. Çarşı ağası = Çarşı muhafızı. Çarşı halkı = Ehl-i sûk. Çam çarşı = Dört taraftan. İçi çıfıt çarşısı = İyi niyeti olmayan, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. bazaar. arcade. fair. mart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. market. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. shopping district. downtown region. the bazaars. bazaar. market square. mart. market place. souk. staple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba tutması; tren veya araba yolculuğundan hâsıl olan mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارسو] dört yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [چارسو] çarşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sert bir şeyin yırtılırken çıkardığı sesi ifade eder: Cart diye ikiye böldü. Cart curt etmek = Bir şey yapmaya iktidarı olmadığı halde, göz korkutmak maksadıyle öfkeli söylenmek. Cart kaba kâğıt = Yüksekten atanları küçümsemek, alaya almak için söylenir: Baktım ki adam yüksekten atıyor, «cart kaba kâğıt» dedim, «sen bunları yapamazsın».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaudy. showy. tearing noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common name for various kinds of vehicles, as a Scythian dwelling on wheels, or a chariot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two-wheeled vehicle for the ordinary purposes of husbandry, or for transporting bulky and heavy articles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light business wagon used by bakers, grocerymen, butchers, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open two-wheeled pleasure carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry or convey in a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To expose in a cart by way of punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry burdens in a cart; to follow the business of a carter. a heavy open wagon usually having two wheels and drawn by an animal transport something in a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heavy open wagon usually having two wheels and drawn by an animal. wheeled vehicle that can be pushed by a person; may have one or two or four wheels; 'he used a handcart to carry the rocks away'; 'their pushcart was piled high with groceries'. draw slo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classification and Regression Trees A type of decision tree algorithm that automates the pruning process through cross validation and other techniques.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-Assisted Realtime is real-time captioning shown on a screen projector for live events such as meetings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Swiss valet Prince Albert brought with him from Coburg, who had been in his service since the prince was a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Powered buggy used to transport golfer and equipment around the course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for cartridge, a cart is the container holding magnetic tape, that typically has one or more SPOTS for an advertiser recorded on it It is similar in size and operation to an 8-track tape The cart is inserted into a playback machine for broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Committee-Appointed Review Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Championship Auto Racing Teams, founded in 1978, sanctions open-wheel Indy car races In 1996, most of its teams began boycotting the Indianapolis 500 after Indianapolis Motor Speedway president Tony George changed the specifications for Indy cars and star

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Community Accountability and Reintegration Treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classification And Regression Trees A decision tree technique used for classification of a dataset Provides a set of rules applicable to a new dataset to predict which records will have a given outcome Segments a dataset by creating 2-way splits Requires

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As for buggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). atlı yük arabası; el arabası; (f). at arabası ile taşımak; taşımak. get the cart before the horse ters iş!er yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarta» dan). Yellenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba ile taşıma; araba ile nakletme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak. 2.kare şeklinde çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek listesi, menü; (iskoç). oyun kâğıdı; eski harita, plan; eskrimde bir hamle veya savunma durumu. carte blanche kayıtsız şartsız yetki. carte de visite kartvizit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kartel, ticaret birlikleri veya sendikalar arasında yapılan anlaşma; savaş halinde olan devletlerin esir mübadelesi için aralarında yaptıkları anlaşma; düelloya davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., i Dekart veya onun kuramlarına ait; (i). kartezyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartaca şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1084 tarihinde Fransa'da kurulmuş olan bir tarikata mensup keşiş veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kıkırdak, kıkırdak kısım. cartilage bone kıkırdaktan meydana gelen kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacı, kartograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hariritacllığa ait; kartografik, haritacıllkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacılık, kartografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil falcılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karton kutu, mukavva kutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karikatür; seri halinde yayınlanan karikatür; hayvanların canlandırıldığı karton filim, Miki Maus; büyük resim taslağı. cartoonist (i). seri halinde karikatür çizen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski abidelerde kral ismini gösteren kabartma resim veya şekil; fişeklik, hartuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişek; (foto). filim kutusu, kaset; kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sicil defteri veya sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CARUB) (I. F.). Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جارو] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CArC.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge, (bk.) çâr-rûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği tomurcuğu, tohumun hilum kısmının kenarındaki çıkıntı; (zool). horoz ibigi veya onun benzeri sarkık et. carun cular carun'culous (s). sarkık et biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارم] dördüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak, hakketmek; parçalara bölmek, kesmek (et, tavak) ; oymalarla süslemek. carver (i). oymacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). caravel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyulmuş sanat eseri; sofrada et kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاریار] dört halife, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇEYREK) (i. F. çâr = dört, yek = bir). 1. Çeyrek, dörtte bir. Ar. rub: Bir lelemanın çeyreği. 2. Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı, oraya ancak bir saat, bir çeyrekte gidilir. 3. Mecidiye denen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım. bk. Çeyrek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot).(buğday ve arpa gibi) tek tohumlu açılmaz kuru meyva, karyops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İngilizce "Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart." anlamındaki bu söz için nakit kartı karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cash card

nakit kartı

Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne basıldıkça veya yere sürtüldükçe hafif patırtılar çıkaran bir eğlence fişeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dili şivesiz ve yalan yanlış söylemeyi tasvir eder tâbirlerdendir: Çatra patra Türkçe söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haç, Ar. salîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چليپا] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Layık, uygun, münasip, yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampanya; şampanya rengi, uçuk veya yesilimsi sarı renk; (s). şampanyaya ait; bu renkte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gür çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). cimri; (i). peynir kabuğu; önemsiz bir şey; hasisçe bir davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şempanze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. chip card

varlık kartı

Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD)., (argo). cüret, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin sığır, koyun gibi parmakları çift olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer parçası, çok sevilen, mec. Evlât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرپاره] ciğer parçası. 2.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهل پا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Po nehrinin güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bir ayağı sakat olan: Çolpa adam. 2. Yürürken İlk defa sol ayağını atan, ayak İtibariyle solak:-Çolpa adam, at. 3. mec. Beceriksiz. Eli yakışıksız ve ayağı dolaşır: Pek çolpa bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çulpan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çoban yıldızı. 2.Aciz, beceriksiz, zavallı. 3.Zühre, venüs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). (i). yoğun, kesif, sıkı, sık; ince taneli; kısa özlü; of ile -den mürekkep; (f). tazyikle yoğunlaştırmak; (i). pudriyer, pudralık; (oto). küçük araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sözleşme, sözlü anlaşma; (f). sözleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. compact disc

bl. yoğun disk

Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). arkadaş, yoldaş, ahbap; eş; elkitabı, rehber; (astr). kendisinden daha parlak bir yıldıza çok yakın olan ikinci bir yıldız; (f). arkadaşlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaş gibi; müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). den. kamara iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grup; misafir grubu; misafir; şirket, kumpanya, ortaklık; beraberindekiler, arkadaşlar; eşlik, refakat, arkadaşlık; tiyatro oyuncu topluluğu; (ask). bölük; (den). mürettebat tayfa. company manners görgü kurallarına uygun davranışlar. company store bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşılaştırılabilir, karşılaştırması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). mukayeseli, karşılaştırmalı; nispi, orantılı; (gram). (sıfat veya zarflann) üstünlük derecesini gösteren; (i)., (gram). üstünlük derecesi. comparative anatomy karşllaştlrmall anatomi compnrative linguistics karşılaştırmalı dilbilim. in comparat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese, kıyas, karşılaştırma .beyond compare, without compare fevkalade, eşsiz, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile karşılaştırmak, karşılaştırılabilir olmak, kıyas kabul etmek; to ile benzetmek, benzemek; (gram). (sıfat veya zarfın) üstünlük derecesini göstermek. compare notes görüş ve fikir teatisinde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafını dolaşmak; şamil olmak, kapsamak; çevirmek, sarmak, kuşatmak; başarmak; kavramak, anlamak; gizli plan kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusula; pergel; çevre; sınır; saha, alan, menzil; devir, deveran, süre. compass card, compass rose pusula kartı, rüzgargülü. compass needle pusula ibresi, pusula inesi. compass saw delik testeresi. beam compass büyük daire çizmeye mahsus sürgülü perg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şefkat, merhamet, acıma, sevecenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şefkatli, merhametli, sevecen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis ve polis görevlisi asilerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelesenk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vernik imalâtında kullanılan bir reçine, kopal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ domuzu yavrusu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taydaş; karşılık, tamamlayıcı herhangi bir şey; kopya, ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Certified Public Accountant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıvrımlı, bukleli, dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ters ve huysuz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çolpa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, kabahatli. culpabil'ity (i). kabahat, kusur, suçluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. astronomi). Utarit’ten sonra güneşe en yakın olan gezegen, Çobanyıldızı, Zühre, Venüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere sarfolunan, zâyî, telef, heder yazık: O kadar kâğıdı çocuklar çurçar ettiler. Şimdi «çarçur» deniyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Konsollarda kullanılan baş parmak oyunda sağa sola, aşağı yukarı ve diagonal hareket etmemizi sağlayan düğme.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (z)., (f)., (A.B.D)., argo anlamsız bir yüz; (s). boş ve anlamsız yüz ifadesi olan; (z). duygularını açığa vurmadan, anlamsızca; (f). duygularını belli etmeden hareketetmek veya konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir maddedeki karbonu ,çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. départ

sp. çıkış

Verilen bir işaretle yarışa başlama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrılmak, gitmek; hareket etmek; ölmek, göçmek vefat etmek; from ile sapmak, inhiraf etmek ayrılmak; bir yeri terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geçmiş, müteveffa, vefat etmiş. the departed ölmüşler. ölmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yeis, üzuntü, keder, ümitsizlik; (f)., sık sık of ile ümitsiz olmak, meyus olmak. despairingly (z). üzüntüyle, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). El ve ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Fakir. 2. Dindar. 3. Mendil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). ahenk; bir çalgı veya sesin en ince perdeden en kalın perdeye kadar olan sesleri; iki kollu çelik ses öIçüsü, diyapazon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Musikide belirli bir sesi veren küçük Alet ki çatal ve düdük şeklinde iki çeşidi vardır. 440 çift titreşimli lâ sesini verir ve sazlar yahut ses, buna göre düzenlenir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas market. outside market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign trade. foreign commerce. external commerce / trade. foreign business / commerce / trade. external / foreign trade. foreign business. oversea business. overseas commerce. external trade. overseas business. oversea commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). atmak, Iskartaya çıkarmak, ihraç etmek, tardetmek, kovmak; iskambil kağıt atmak, boş kağıt oynamak; (i). atma, çıkarma; boş kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Hastalara ayakta bakılan yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dispensaire

sağlık ocağı

Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient clinic. dispensary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aleyhinde bulunmak, kötülemek, itibarını sarsmaya çalışmak, küçük görmek, küçük düşürmek, takdir etmemek. make disparaging remarks küçük düşürücü sözler söylemek, bozmak. disparagement (i). aleyhinde bulunma, kötüleme. disparagingly (z). tenkit e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eşit olmayan, birbirine benzemeyen, tamamen ayrı, farklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşitsizlik, müsavatsızlık, fark, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarafsız, hislerine kapılmayan, serinkanlı, sakin. dispassionately (z). tarafsızlıkla, hislerine mağlup olmadan. dispassionateness (i). tarafsızlık; serinkanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gönderme, sevketme, çekme (telgraf); öldürme, idam etme; acele, sürat; yazışma, mektup; telgraf; (f). göndermek (kurye veya mektup), çekmek (telgraf); sevk etmek; idam etmek; süratle bitirmek. dispatch boat resmi mektupları taşıyan devlet gem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, israf etmek, ziyan etmek, har vurup harman savurmak; dağılmak; müsrif olmak; ziyan olmak, harcanmak; sefahate dalmak. dissipated (s). müsrif, sefih; ayyaş; dağılmış, israf olunmuş. dissipa'tion (i). dağıtma, dağılma, zihin dağınıklığı;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Diapazon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diz mafsalının ön tarafı ve burada bulunan yassıca, oynak, kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çift oturacak yeri olan tek atlı ufak araba; köpeklerin koşulduğu hafif araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F). İki ayaklı HAr-ı dü-pâ = İki ayaklı eşek, mec. Eşek gibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ulaşmış, çatmış, düşkün. Ar. mübtelâ, Fars. giriftâr: Bir belâya dûçâr oldu: Ağır bir hastalığa dûçâr olmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دچار] uğramış, yakalanmış, maruz kalmış. dûçâr etmek uğratmak, müptela etmek. dûçâr olmak uğramak, müptela olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya kalın kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok ince, nispeten hafif ve özellikle duvara monte edilebilen televizyonlar. Mevcut düz panel televizyonlarda plazma veya LCD teknolojisi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kişi ile oynanan bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of bread. modest livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. andız otu, bot. ınula helenium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. elektro kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric shock. electrocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50 - 60 Hz.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse ‘Volt’ta odur. ‘Amper’ de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilme seviyesi; 10 miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50-60 HZ.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse “Volt” da odur. “Amper” de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre bir ila beş miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (elmas, pâre = parça). Elmas parçası, mec. Pek güzel ve parlak kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak; huk. aile hakimiyetinden kurtarmak. emancipa'tion i. azat etme, özgür kılma, serbest bırakma; aile hakimiyetinden kurtarma. emancipa'tionist i. koleleri azat etme taraftan. eman'cipator i. azat eden veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impanel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir başkasının duygularını anlayabilme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empathie

ruh b. duygudaşlık

1. Aynı duyguları paylaşma. 2. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. geçerken, sırası gelmişken, akla gelmişken. take the pawn en passant (satranç) piyadeyi an pasan vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, etrafını sarmak, çevirmek; içine almak, ihtiva etmek . encompassment i. kuşatma, sarma, sarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyvanın iç. dokusu, endokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir hayvanın iç organlarında yaşayan asalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ABD Çevre Koruma Kurumu ( Environmental Protection Agency )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ve ay yılları arasındaki gün farkı (genellikle on veya on bir gün); yeni doğan aydan itibaren geçen günlerin yılın ilk gününe eklenen sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da vali; Rum Ortodoks kilisesinde piskopos. eparchy i. eski ve bugünkü Yunanistan'da vilâyet; Rum Ortodoks kilisesinde piskoposluk bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. apolet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) epikardiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kiliseyi piskoposlar vasıtasıyla idare usulü; piskoposluk; piskoposlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait; piskoposlar tarafından idare olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait piskopos idaresi usulüne ait episcopalianism (i.) piskoposlarla idare usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piskoposluk; piskoposlar sınıfı; piskoposluk süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) kabarcık hası1 eden; (i.) yakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) levazım; konak arabası (atlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Becerikli erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yaramazlık, haylazlık; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecer). Şecerler, dallar, ağaçlar, (bk.) Şecer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشجار] ağaçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) bilhassa Fransa'da yenilen salyangoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hindiba, (bot.) Cichorium endivia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (ask.) hendeğin iç tarafı, sathı mail, eğik yüzey; (f.) sathı mail şekline koymak escarpment (i.) dik ve geniş olan herhangi bir şey; sıra halindeki dik kayaların yüzü; böyle meyillerle çevrelenmiş tahkimat. -escent sonek başlayan, azıcık (ado

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bahç.) meyva ağacı dallarının yelpaze şeklinde büyümesi için tek yüzeyli kafes; böyle açılmış ağaç veya ağaç sırası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), esparto grass halfa otu, (bot.) Stipa tenacissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espace

aralık

Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek; geliştirmek,inkişaf ettirmek; şişirmek; genişletmek, tevsi etmek; açmak, yaymak; büyümek, gelişmek,inkişaf etmek; genişlemek, şişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş saha veya meydan;açılma, yayılma; genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etraflıca yazmak veya söylemek. expatia'tion (i). etraflıca yazma veya söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). kusur, kabahat, pot,toplum kurallarına aykırı davranış. make afaux pas pot kırmak, çam devirmek, kusurlu bir davranışta bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). feldispat. feldspathic (s). feldispata ait, içinde feldispat bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feldspar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Granitin ve başka birçok ilkel kütlelerin birleşimine giren bir silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). feldspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). ikiye bölünme suretiyle üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilir bilmez söz söyleyen, düşüncesizce söylenmiş (söz). flippancy (i). küstahlık. flippantly (z). düşüncesizlikle, küstahca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş yürüyüş; merdiven sahanlıgı; ufak sahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yaya dolaşan haydut, yol kesen eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçi yolu, patika; (ing). yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frangipani (i). bir çeşit yasemin ıtırı; alyasemin kokusu; (ahçı). badem ve krema ile yapılan bir çeşit pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. flashy. attractive. eye-catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bahçede yapılan eğlence, bahçede verilen ziyafet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tomurcuk hâsıl eden; tomurcuklarla çoğalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevher seçici, saçan. 2. Çok güzel söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oyuncak çocuk arabası; çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tekerlekli sandalye; çocuk arabası; hafif araba; (bak.) gokart .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye lid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Elmas parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevahir saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cevher parçası.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Mümkün değilse, aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sofra tuzu, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat stroke. heatstroke. insolation. sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ciroskoplu pusula, topaç pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجار] taş işçisi, taşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hâk = toprak, pây = ayak). Ayağın toprağı, tozu, yahut ayağın bastığı toprak, yer (saygı mübalağası olarak kullanılır): Hâkpâyinize geldim, hâkpâyinize takdim ettim («hâkpayiniz geldiniz» suretinde yanlış kullanılırsa saygı değil hakaret olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) HAk-i pâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hempâ’dan galat). Fenalıkta arkadaş ve yardımcı, yardakçı, kafadar (iyilik için kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) drezin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el arabası, çekçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) hilekârlık, sinsilik; ABD, argo zina .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yun). Ancak bir kere görülen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money illegitimately acquired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sert toprak, killi toprak: işlenmemiş sert toprak; sağlam temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arpağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alay yollu bir okşama sözü; en çok kız ve kadınlar için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minx. baggage. pert young woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready cash. ready money. ready cash / money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakdaş, yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir pâye ve rütbede bulunanların beheri, akran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederate. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همپا] arkadaş, kafadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karacigere ait; karaciğer renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis. hapatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaciğer iltihabı, kara sarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزارپا] kırkayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırpalamak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to be buffetted. to have sb roughed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan kılıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. raggedly dressed. careless in one dress. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ispanyol, ispanya'ya ait, ispanyolcaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

homoeopath i., tıb. hastalığı benzeri ile tedavi eden doktor. homeopath'ic s. benzeri ile tedavi olunan hastalığa ait. homeop'athist i. hastalığı benzeri ile tedavi usulüne inanan kimse veya bu usul ile tedavi eden doktor. hcmeop'athy i. bu şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hoparlörün performansı, önemli ölçüde diyaframda kullanılan malzemeye bağlıdır. HOP (High Oriented Polyolefine) hoparlör diyaframları çok sağlam ve serttir. Çok hafif olduklarından mükemmel yüksek frekans tepkisine sahiptirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Oparlör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loudspeaker. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speaker. loud-speaker. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hop diye her şeye girişen, düşüncesiz ve hafif mizaçlı, çocuk mizaçlı, delişmen: Hoppa bir adam, pek hoppa alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flyaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flighty. frivolous. cronk. flyaway. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birdenbire atlamayı tasvir ve taklid eder: Pencereden hoppala aşağıya atladı. 2. Damdan düşer gibi münasebetsiz bir söz söyleyen hakkında alay yollu kullanılır: Hoppala! Hoppala beyim. 3. Küçük çocukları sıçratır veya uyuturken söylenir: Hoppala oğlum! Uyusun çocuğum hoppala!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there you go ! that's it ! how strange ! what an idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoppa olma hâli, hoppaca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlı tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. chutzpah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidropati, su kürü. hydropath'ic(al) s. hidropatik, su kürü ile yapılan. hy'dropath i. hidropatist, su ile tedavi uzmanu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hypethral s. üstü açık, damsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. uykuda telkinle öğretme metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kiraya verme: Evi İcâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. rent. hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایجار] kiralama. 2.kiraya verme. 3.kira.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar) (c. icârât). 1. Kira. 2. Vakıf veya devlete ait kira. İcâre-i zemin = Üzerine yapı veya bağ vesaire yapılan araziye karşılık devlete verilen vergi. Icâre-i muaccele = Peşin kira. İcâre-i müeccele = İleride verilecek kira. İcâre-i vahide = Vakıf mütevellisi tarafından ay ve yıl gibi bir müddet tayiniyle yapının veya arazinin kiralanması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجاره] kira geliri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). İki kira demek olan bu tabir, icâre-i muaccele ve icâre-i müeccele demektir. Böyle iki icâre ile kiralanan bina veya araziye «icâreteynli evkaf» denilir (zıddı: İcâre-i vâhide).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schizoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstabbing. two-faced. hypocritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kimlik kartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. başka bir hastallktan ileri gelmeyen veya sebebi bilinmeyen hastallk; alerjik hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idiopathie

tıp kapan duygu

Yalnız başına ilerleyen, belli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı kiraz, yabanî kiraz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, vuruş; vuruşma, çarpışma; etki, tesir. impact crater gök taşının çarpmasıyle açılan krater.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştlrmak, pekiştirmek. impac'tion i. sıkıştırıp birbirine kaynatma; tıb. inkıbaz, peklik. impacted tooth disçi. çene kemiğine kaynamış diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zaylflatmak; eksiltmek, azaltmak (kuvvet). impairment i. bozulma, zarar, noksan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan bir ceylan zool. Aepyceros melampus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kazıklamak kazığa sokarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulunca hissedilmez; kolay kavranılmaz. impalpably z. kavranılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, empanel f. (-ed, -ing veya -led, -ling) huk. jüri heyeti listesine kaydetmek; bu listedeki isimlerden jüri heyetini seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Latince: İmperator). Büyük kral, hâkan: Roma, Almanya, Rusya imparatorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. imperial. kaiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça nisbet ye’ si ile), imparatora ait: Bâ-emr-i imperatorî, zât-ı imparatorî (zevksiz ve yanlış bir Osmanlıca kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorun eşi: Almanya imparatoriçesi. 2. İmparatorluk tahtında oturan kadın: İngiltere kraliçesi Victoria, Hindistan imparatoriçesi unvanını da taşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir. 2. Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. emperorship. imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. reich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, musavatsızllk; oransızlık, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koru haline getirmek; park içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bildirmek, tebliğ etmek, söylemek; vermek, pay vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarafsız, bitaraf; kendi çıkarını düşünmeyen. impartially z. taraf tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçilemez, aşlıamaz, geçit vermez. impassabil'ity i. geçit vermezlik. impassably z. geçit vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinden çıkılmaz durum, kördüğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; ağrı duymaz; ıstıraba maruz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hırslandlrmak, hırsını tahrik etmek,kızdırmak, çileden çıkarmak; heyecanlandlrmak. impassioned s. ateşli, heyecanlı, kabına sığmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; etkilenmez, müteessir olmaz, vurdumduymaz; sakin; cansız, ruhsuz, heyecanse; ağrıduymaz. impassively z. heyecan duymayarak; heyecan göstermeyerek. impassive - ness, impassiv'ity i. vurdumduymazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yoğurmak, macun haline getirmek; macunla kaplamak; güz. san . koyu renk boya vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. koyu boya tabakası; koyu boya vurma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabırsız, tahammülsüz, içi tez, tez canlı; hoşgörü sahibi olmayan, müsamahakar olmayan; titiz, sinirli. impatience i. sabırsızlık. impatiently z. sabırsızllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, korkusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeteneksiz, kudretsiz, iktidarsız, ehliyetsiz, kabiliyetsiz, âciz. incapabil'ity i. güçsüzlük. incapably z. kabiliyetsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ih kabiliyetsizlik, ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. vücut bulmuş, insan şekline girmiş, mücessem; ten renginde; f. vücut kazandırmak, canlandırmak, cisimlendirmek. a fiend in carnate mücessem şeytan, şeytanın ta kendisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyas kabul etmez; emsalsiz, eşsiz; with veya to ile klyaslanamaz, mukayese edilemez. in comparably z. kıyas kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suçsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. inculpa'tion i. itham, suçlandırma. incul'patory s. suçlama türünden, suçlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kökünden sökülemez, kökleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fecr» den masdar). Şafak sökme

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastanede yatan hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmaz; bağlı; gram. ayrılmaz surette kullanılan (önekler). inseparables i. ayrılamayan şeyler, çok yakın dostlar. inseparableness i. ayrılmazlık. inseparably z. birbirinden ayrılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(-ned,- ning) arabaya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ara vermek, aralık bırakmak; (i.) ara, aralık, fasıla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) International Phonetic Alphabet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtrak çiçekleri, kurusa bile uzun süre kokusu gitmez. 2.Güzel koku, misk, anb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamir olunamaz, çaresiz, telâfisi imkânsız. irreparabil'ity (i.) tamir kabul etmeme. irrep'arably (z.) tamir veya telâfi edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefinger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemiyi toptan kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ispanakgillerin örnek bitkisi (spinacia oleracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(spinacia oleracea): Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Kullanıldığı yerler: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ıspanaktır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). Batı Avrupa’da bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiting. whitening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiting. whitening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa, Biskay Körfezi, Akdeniz, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında ve Pyrenees Dağları sınırında, Fransa’nın güneybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 4 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 504,782 km².

Sınırları: toplam: 1,917.8 km.

sınır komşuları: Andorra 63.7 km, Fransa 623 km, Cebelitarık 1.2 km, Portekiz 1,214 km, Fas (Ceuta) 6.3 km, Fas (Melilla) 9.6 km.

Sahil şeridi: 4,964 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Geniş, düz platolar engebeli tepeliklerle çevrilidir, dağlar kuzeyde yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico de Teide Tepesi (Kanarya Adalarında) 3,718 m.

Doğal kaynakları: Kömür, linyit, demir, uranyum, cıva, alçıtaşı, çinko, kurşun, tungsten, bakır, kaolin, potas, hidro enerji, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.18.

daimi ekinler: %9.85.

Diğer: %62.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 37,800 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 40,397,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.13 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.99 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.65 yıl.

Erkeklerde: 76.32 yıl.

Kadınlarda: 83.2 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,000 (2003 verileri).

Ulus: İspanyol.

Nüfusun etnik dağılımı: Akdeniz ve Nord uluslarının karışımından oluşuyor.

Din: Roma Katolikleri %94, diğer %6.

Diller: Castilia İspanyolca’sı (resmi) %74, Catalan %17, Galician %7, Basque %2.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İspanya Krallığı.

kısa şekli : İspanya.

yerel kısa şekli: Espana.

ingilizce: Spain.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Madrid.

İdari bölümler: 17 özerk bölge; Andalucia, Aragon, Asturias, Baleares (Balearic Adaları), Canarias (Canary Adaları), Cantabria, Castilla-La Mancha, Castilla y Leon, Cataluna, Communidad Valencian, Extremadura, Galicia, La Rioja, Madrid, Murcia, Navarra, Pais Vasco (Basque Bölgesi).

Bağımsızlık günü: 1492.

Milli bayram: İspanya Günü, 12 Ekim.

Anayasa: 6 Aralık 1978.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankas


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). ispanyalı, İspanya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İspanyol tarz, usul veya dilinde: İspanyol lisanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spanish. spanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasındaki tutamak vasıtasıyle işleyen demir sürgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette. cremone bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Halatın üzerine sarılmış ip ve kendir. 2. Halat meydana getiren üç boy bükmenin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Karagöz familyasından bir balık (sargus anularis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i ). Birkaç zincirin deniz içinde birbirine dolaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Denizin içinde birkaç zincirin birbirine karışması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. spermaceti = balina döl suyu). 1. Balinanın başından çıkan beyaz bic yağ. 2. Tasfiye edilmiş yağdan yapılmış, mum. bk. İspermeçet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSBAT) (i. A. «sübût» tan masdar). 1. Sağlamlaştırma. 2. Delil gösterek, senet ve şahitle doğruluğunu apaçık meydana çıkarma: Davasını isbat edemedi. Söylediğiniz şeyi ispat edebilir misiniz? 3. Var etme, mevcut bırakma, mahvetmeyiş: Filân kitabı mahv ve isbat yoluyla (yani bazı yerlerini kaldırıp bazı yerlerini bırakarak) kendi adına bastırdı. 4. Meydana çıkarma, gösterme, belirtme= Isbât-ı hüner. 5. Bir dava veya meselenin doğruluğunu göstermek için söylenen açık delil: Bu davaya isbatım yoktur, bunu isbat edemem. Gramerde menfînin zıddı. İsbât-ı vücOd = Hazır ve mevcut olduğunu göstermek için bir kere görünme (Fr. acte de prisence).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. confirmation. demonstration. substantiation. demo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. proof. proving. evidence. confirmation. demonstration. taking of evidence. line of argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. bring home. declare. evidence. father on / upon. justify. manifest. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarının yonca yaprağı şeklinde benekleri olanı, sinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerde kullanılan kalın bir sicim çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemilerde kullanılan bir çeşit kalın sicim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. stampe). Mürekkeple veya kuru olarak bir şeyin üzerine basılan büyük damga, kalıp: Istampa vurmak, )asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink pad. stamp. stamp pad. stamp. imprint. inkpad. stamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kira ile tutma, kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Himâye ve sığınak isteme, sığınma (ecr’den olan istîcâr ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), ilâç kullanma veya kullanılma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya. Sea of Japan Japon denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iaka parlak ve sert cilâ, Japon verniği; Japon tarzında işlenmiş ve cilâlanmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ned, ning) Japon lakası ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Japon, Japonya halkı; Japon dili, Japonca; (s.) Japonya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehlikeye atmak, tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike, nazik durum; huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali. in jeopardy of his life idam cezası tehlikesine maruz; hayatı tehlikede. double jeopardy huk. aynı suç için ikinci defa yargılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç sıfatının üleştirme şekli: Hamallar kaçar para alacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Bir çeşit saplı yemek tenceresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl deriden ve ona benzetilerek çuhadan, sarıksız, düz başlık: Tatar, Çerkeş, Bulgar, Acem kalpağı; süvari kalpağı; post, samur kalpak. Karakalpak (hi.) = Siyah kalpak giymeleri bu adı almalarına sebep olmuş bir büyük Türkmen boyu ki, Harzem (Hıyve)’de otururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap. calpac. kalpak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. calpac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak yapan ve satan esnaf: Kalpakçılar çarşısı; Kalpakçılarbaşı: İstanbul çarşısının vaktiyle kalpakçılara mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başında kalpak bulunan, kalpak giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalb = değiştirip bozma, Fars. zeden = vurmak). 1. Yalandan taklit para yapan, sahtekâr: Kalpazanın cezası büyüktür. 2. Yalancı, her hâli sahte, güvenilmeyecek: O, kalpazan bir adamdır (Farsça okunuşu «kalb-zen», Türkçe deyimi kalpazan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forger. counterfeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiter. false coiner. swindler. unreliable person. money forger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalpazan işi, para taklidi yapmak suçu, sahtekârlık. 2. Yalancılık, sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiting. false coining. money forging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Sıkı bir faaliyet devresi: Şeker kampanyası. 2. Sıkı ve maksatlı uğraşma: Gazeteler pahalılığa karşı kampanya açtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campaign. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive. election campaign. harvesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Her çeşit kabın üstünü örtmeye mahsus çeşitli şekil ve biçimde mahfaza ki, kaba bağlı veya ayrı olabilir: Sahan, tencere, kutu, cezve, ibrik, sandık kapağı. Kapağını açmak, kaldırmak. 2. Lâğım vesaire üstünü örtmeye yarayabilecek şekilde ince ve yassı yontulmuş taş: Su yolunun üstüne kapak örtmek. 3. Bazı vücut organlarını örtmeye mahsus zar veya uzuv: Göz kapağı, üst kapak, alt kapak, dizkapağı. 4. (denizcilik). Her tarafında iki sıra topu olan bir çeşit eski savaş gemisi: Kapak süvarisi = Eskiden bahriye miralayı (deniz albayı). Kapağı atmak = 1. Acele ile kaçıp kurtulmak. 2. İltica etmek, kaçıp sığınmak. Kapak vurmak = Saklamak, gizlemek, örtbas etmek. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = İki arkadaş veya karı koca birbirine uygun. Tencerede pişirip kapağında yemek = Darlıkla, kıtkanaat yaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. lid. cap. top. hatch. bonnet. capsule. clack. covering letter. flap. hatchway. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap. cover. lid. top. stopper. tap. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. tap. valve. cover. damper. head piece. lid. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valve. valvule. operculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valvula. valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağı takılıp yüzüstü düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall flat on one's face. to capsize. to overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapağı olan: Kapaklı cezve, kâse. 2. Gizli, saklı, Ar. mestur, mahfi, zıddı: açık: Bu gizli kapaklı bir iş değildir: Açık ve ortadadır. 3. Namlusunun kuyruğunda bir çeşit kapağı olan eski bir tüfek cinsi. 4. Topların cephane arabası ki, yağmurdan muhafaza için sağlam kapakla örtülü olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a lid or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapağı olmayan, açık, Ar. mekşûf: Kapaksız tencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lidless. coverless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasretme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açık olmayan, kapanmış, Ar. mesdûd: Kapalı kapı, pencere, kapak, göz. 2. Kapısı veya kapağı kapanmış: Kapalı ev, sandık, kutu. 3. Örtülü, örtünmüş, Ar. mestûr: Kapalı yüz, kapalı kadın. 4. Geçilmez, İşlemez, Ar. mesdûd, muattal: Kapalı yol, kapalı çarşı. 5. Açık ve berrak olmayan, bulutlu, bulanık: Kapalı hava. Bugün gökyüzü kapalıdır. 6. Açıkça ifade edilmeyen, Ar. muğlak, mübhem: Orasını kapalı geçti. Bu ibâre pek kapalı. Kapalı söz. Başı kapalı = Gizli, Ar. mektûm. Gözü kapalı = 1. Tecrübesiz, alışmamış, acemi, masum. 2. Düşünmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed. shut. covered. enclosed. sealed. unopened. indoor. cloudy. grey. gray. backhanded. cloistered. close. impenetrable. muggy. murky. off. overcast. privy. sable. secluded. skyless. sullen. cloudyly. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closed. cryptic. implicit. nebulous. obscure. off. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off. closed. shut. covered. roofed. who keeps her head covered. indirect. oblique. secret. overcast. blocked. close. heavy. hidden. recondite. secluded. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki), insan sesinin bir nağmeyi sözle değil, kapalı ağızla, mırıldanarak söylemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing in camera / chambers. closed-door hearing. closed hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable person. thing that one knows very little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered grandstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor swimming pool. natatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. indirection. obliqueness. obscurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine hasretmek, gasbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapamak İşi. 2. Kapı kapamaca: Toptan, bütün. Mektep kapaması: Bütün öğrencilerin gezintiye çıkması ve bunun alayı. 3. Elbise takımı: Kapama çıkmak: Eskiden zamanında giyecek verilmek (son iki mânâ bugün terkedilmiştir). Kapama-bahâ — Giyecek bedeli. 4. Bol taze soğanla pişmiş et yemeği: Kuzu kapaması, bk. Kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closing. shutting. covering. shutoff. sealing. shutting down. turning off. closure. enclosure. heaviness. inclosure. internment. obstruction. obturation. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closing. closure. stew of lamb. suit. clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closing. closure. lamb stewed in a covered pot with lettuce and fresh onions. concubine. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadece elbise, çamaşır ve ayakkabı gibi giyecek eşya satan esnaf: Bir kapamacıya yanaşıp üstünü başını düzeltmek (eski tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açık bir şeyi, bir deliği kapalı etmek: Kapıyı, pencereyi, deliği kapamak. 2. Bir şeyin kapısını veya kapağını örtüp kapalı hâline koymak: Evi, dükkânı, sandığı, kutuyu kapamak. 3. Örtmek, saklamak, üstüne perde veya örtü çekmek: Yüzünü kapamak. 4. Kesmek, tıkamak, geçilmez ve işlenmez hâle koymak: O yolu kapamışlar. Yıkılan bir kaya, caddeyi kapadı. 5. Bir yerin içinde kapalı tutmak, çıkarmamak; hapsetmek: Suçluyu hapishaneye kapamışlar. Şu tavukları kapamalısınız ki, bahçede zarar vermesinler. 6. İşletmemek, battal etmek: O fabrikayı kapadılar. Çarşıda bir lokanta açmıştı, lâkin bir ay geçmeden kapadı. 7. Sözünü etmemek, bahsinde geçmek: Orasını kapa. Güzel bir bahis açmışken hemen kapadı. 8. Doldurmak, Osm. imlâ etmek, kuyu ve hendek gibi çukur bir şeyi örtmek, körletmek: O kuyuyu, o hendeği, temel yerlerini kapadılar. 9. Açık bir hesabı doldurmak, mahsûb ederek tesviye etmek, ilişik bırakmamak: O hesabı kapadık. Alacağını vereceği ile kapadı. 10. ihtikâr maksadıyla biriktirmek: Buğday fiyatının çıkacağını anlayıp vaktiyle külliyetli miktar kapamış. Göz kapamak = 1. Uyumak: Bütün gece göz kapayamadım. 2. Görmezliğe gelmek, müsamaha etmek: Bazan ticarette göz kapamak zarurîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. dam. shut. to close. to shut. to block. to obstruct. to cover. to fill. to turn sth off. to switch sth off. to lock in. to confine. to close. to hang up. to hush up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power off. switch off. turn off. to shut. to close. to plug up. top up. to block. to obstruct. to cover. to conceal. to hide. to obscure. to veil. to close down. to shut down. to suppress. to abolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cebir ve şiddetle alan, kapıcı, gasb ve yağma eden. Demir kapan = Mıknatıs. Saman kapan = Kehribar. Kapan kapana = Yağma suretiyle. 1. içindeki yeme aldanarak yanaşan hayvanları tutan tuzak, Fars. dâm: Fare, sansar, kuş kapanı. 2. Gümrük, eskiden kara gümrüğü yeri: Un kapanı, yağ kapanı. Kapana tutulmak, düşmek = Tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trap. snare. gin. springe. wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lure. snare. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («çe» Farsça edatı ile teşkil olunmuş yanlış bir kelime). Küçük kuş kapanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da büyük devlet adamlarına mahsus olan geniş ve devrik yakalı muhteşem kürk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her tarafı kapalı olan, manzarası olmayan: Bu ev pek kapanık. 2. Bulutlu, kapalı, keder verici: Kapanık hava. 3. Karanlıkça, gölgeli: Kapanık renk. 4. Herkesle görüşmez, herkesten ayrı yaşar, mahçup: Pek kapanık adamdır. 5. Ferah verici olmayan, keder verici, hüzünlü. 6. Kapalı: Kapanık iştiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed. shut. cloudy. overcast. gloomy. dismal. shy. unsociable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed. shut. gloomy. oppressive. overcast. shut in. confined. shy. unsociable. withdrawn. covered with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloominess. oppressiveness. cloudiness. shyness. introversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue. closure. closedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Closing Price)

Bir seansta Borsa kaydına alınan (tescil edilen) en son işlemin fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapanmak işi. bk. Kapanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure. becoming closed or shut. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açık şey kapalı olmak: Kapı kapandı, bu pencere kapanmıyor. 2. Bir şeyin kapısı, kapağı veya diğer bir menfez ve giriş, tıkanmak, örtülmek: Ev, dükkân, kapı, kutu kapandı. 3. Örtülmek, üstüne örtü ve perde çekilmek, Osm. setrolunmak, mestûr olmak: Bu keçe ile döşemenin her tarafı kapanmıyor. Eğerin üstü haşa ile kapanır. 4. Kesilmek, engellenmek, işlemez ve geçilmez hâle gelmek: Yuvarlanan kayalardan yol kapanmış. Açılan lâğımlardan yollar kapandı. 5. Çıkmamak, içerde durmak, Osm. ihtibâs etmek: Evinde kapanıp okumakla meşgul oluyor. 6. Örtünmek, tesettür etmek, erkekten kaçmak: Bazı yerlerde kızlar evleninceye kadar kapanmazlar. 7. Tatil olunmak, işlememek, battal olmak: O değirmen, fabrika, lokanta kapandı. 8. Bahsi olunmamak, sükûtla geçirilmek: O söz, o bahis çabuk kapandı. 9. Doldurulmak, Osm. imlâ edilmek, kuyu ve hendek gibi yerleri ortadan kaldırmak: O kuyu, o hendek kapandı. 10. Hesap kesilmek, kat’ olunmak, mahsûb olup ilişik kalmamak: Benim hesabım, bu senenin defterleri kapandı. 11. Diz çökerek veya yüz üstü düşerek sarılmak: Ayaklarına, dizlerine kapandı. Yerlere kapandı. 12. Atın ön ayağı sürçüp başı üstüne düşmek: Bu hayvan çok kapanır. 13. Yara iyileşmek, her tarafının derisi birleşip örtülmek: Kurşun yaraları daha kapanmadı. 14. Gökyüzü bulutla örtülüp hava kapalı ve keder verici olmak: Ufkun her tarafı kapandı. (göz) Kapanık hâle gelmek, kör olup görmemek: Zavallının bir gözü kapandı. (bir aile, sülâle veya hanedân) Son bulmak, soyu kalmamak: Bermekkîler sülâlesi tâ eskiden kapanmış idi. O memlekette bir hanedan vardı, o da kapandı. Muhasaraya girmek, sığınmak: Açıkta mukavemet edemiyeceğini anlayınca, yanındaki askerlerle kaleye kapandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. shut. to close. to shut. to be closed. to be shut. to be blocked off. to be covered. to be concealed. to close down. to shut down. to heal up. to close up. to veil oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to close. to be shut. to be blocked off. to be covered. to be concealed. to be closed down. to be dissolved. to go out of business. to withdraw. to hunch down closely to or over. to be locked up. to veil herself. to come to an end. to cease. to he.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıl, ruh.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Meyvesinden turşu yapılan gebreotunun bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Pey olarak verilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnest money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. earnest money. key money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. earnest money. deposit. arra. foregift. initial payment. key money. bargain money. caution money. press money. prest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kapamak kelimesinden Rumca’ya uydurularak yapılmış acayip bir kelimedir). Haksız yere, gasp ve rüşvet suretiyle kapılmış mal, rüşvet, irtikâp. meşru olmayan kazanç: Kaparozu sever. Kaparozdan zengin oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşvet alan, rüşvetçi-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capability. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. capability. output rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. being closed down. being suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be closed. to be made to close. to be closed down. to be suppressed. to be abolished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapatılmış, tevkif olunmuş. 2. Bir adam tarafından bir yere yerleştirilerek başkalarıyla münasebeti kesilmiş fahişe, metres: O, filânın kapatmasıdır. Evli değildir, lâkin bir kapatması vardır. 3. Müzayedeye konmayıp gizlice alınmış, el altından bir adama ayrılmış (eşya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure. confinement. closing. mistress. concubine metres. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closing. concubine. mistress. closure. shutting. goods bought cheaply by trickery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıtasıyle kapamak, Osm. bendettirmek: Kapıyı kapattım. 2. Yolunu kesmek: Su yolunu kapatmışlar. 3. Kestirmek veya tıkatmak, işlemez hâle getirtmek: Yolu kimseye kapatmamalı. 4. Örttürmek, üstüne koydurtmak: Hayvana eğer, çul kapatmak. 5. Tatil ettirmek, son verdirmek: Mecliste müzakereleri kepattı. 6. Başkalarından ayırıp kendine mal etmek: Bir kadını kapatmak: Ayrıca bir yere çekerek kendine hasretmek. 7. Artırma ve eksiltmelerde başkalarının karışmalarını önlemek için nüfuz yoluyle ucuzca kendine temin etmek, (denizcilik) Yelken kapatmak = Orsa edip rüzgârı baş tarafa alarak aksine işletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. shut. shut down. switch off. cover. buy up. cap. clear. close down. close up. cloud. enclose. furl. impound. incarcerate. inclose. intern. liquidate. obturate. occlude. put up. seal. seal off. shut off. shut to. shut up. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. blot. close. confine. cover. envelop. liquidate. pen. shut. to close. to shut. to bar. to confine. to lock sb up. to turn sth off. to switch sth off. to cover. to envelop. to blot sth out. to pay sth off. to get cheaply/by deceit. to keep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. to close. to shut. to cover. to buy sth cheaply by trickery. to keep a mistress. to close down. to suppress. to abolish. bar. enclose. heal. incarcerate. lock away. occlude. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth closed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Grek alfabesinin onuncu harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share of profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit money. black money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Karakalpak people a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia. the Turkic language spoken by the Karakalpak people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelme iri yapraklı bir çeşit ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaygan, bir yerde durmayan, sıvışık. 2. Çalınmış, aşırılmış. Kaypak balık = Elde kayan yapışkan bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippery. slick. greasy. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mal aşıran, Ar. gaasıb, Fars. yağmâ-ger.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaypımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, pâye = rütbe). Rütbesi aşağı, kıymeti, itibarı az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kebâde» den galat). 1. Tâlim için kullanılır yay. itibarsız, kıymetsiz, müptezel: Ucuzlatmada biribirlerine rekabet ederek san’atı kepaze ettiler. 2. Saygıya lâyık olmayan, haysiyetsiz, rezil: Pek kepaze adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vile. infamous. scandalous. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculous and contemptible. shameless. disgraceful. infamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepazeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtibar ve haysiyetini kaybetmek, rezil, maskara rüsvây olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kıymetsiz ve itibarsız etmek, rezil ve rüsvây etmek, haysiyetini gidermek: Böyle hareketlerle kendini kepazeletti. 2. Pek ucuzlatarak veya bozarak kıymet ve itibardan düşürmek: San› attan anlamaz birtakım matbaacılar baskı san›atını kepâzelettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıymetsizlik, itibarsızlık, hakaret, rezalet: Onun ettiği kepazeliktir; ben, o kepazeliği yapmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignominy. degradation. contemptible act. scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within an ace of. narrowly. by a nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakanın göğüse doğru inen devrik kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapel. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dizkapağı kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calipers. caliper compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. copal). Cllâ zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kestirilmek, kat’ ettirilmek, çekilip ayrılmak, sökülmek, Osm. kal’edilmek: Bu İp el İle koparılmaz, kökleri koparılabllecek gibi mi? 2. (yemi; vs.) Kesilmek, toplanmak, değirilmek, Osm. iktitâf edilmek: Bu mevsimde bağdan yaprak, gül ağacından çiçek, üzüm, elma koparılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be snapped off. to be broken off. to be picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avulsion. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, yerinden ayırmak: Zinciri koparmak. 2. Çekip ayırmak, bağlantısını kesmek: Kuşun başını koperdı; köpek yakaladığı et parçasını kopardı. 3. Çekip çıkarmak, sökmek, Osm. kal’etmek: Fidanları kökleriyle koparmak, kapı kanadını yerinden koparmaya rrfuktedir. 4. mec. Zorla almak, bir şeyi sıkı tutan adamdan alabilmek: Ondan para koparmak ne kadar zor: Ben, kendisinden beş on lire koparacağımı umuyorum. 5. Gürültülü veya karışık bir hâli vücuda getirmek: Kıyamet koparmak, velvele koparmak, rüzgâr toz duman kopardı. mec. Zinciri koparmak = Çıldırmak KOPARTMAK

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break off. tear off. pluck. pull off. rip off. rip. break. cozen. cut off. deflorate. deflower. dissever. extort. pick. pick off. pry. rend. rive. rupture. snap. snap off. snatch. snatch away from. snatch from. sunder. take apart. tear. tear away. te.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. gather. pick. pluck. pull. rend. rupture. sever. snap. tear. utter. wangle. to break sth off. to snap. to tear off/away. to pick. to pluck. to wheedle out. to coax. to utter. to give. let out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break off. to tear off. to pluck off. to pick. to snap off. to set up. to let out. to pull away by force. to obtain with difficulty. to get sth out of sb. to wrangle. cull. detach. pluck. rupture. sever. take apart. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth broken. to have sth snapped off. to have sth picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle bracket. square brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Galeta tozuna bulanarak yağde kızartılmış pirzola.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast. paederast. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. compagnie). 1. Şirket: Vapur, demiryolu kumpanyası. Anonim kumpanya = Anonim şirket, isimsiz şirket. 2. mec. Zümre, takım, cemaat: Onlar hep bir kumpanyadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. business concern. theatrical company. troupe. group. gang. band. bunch. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (Fr. compas) Pergel. 2. mec. Ölçüp biçme, ölçüş: Kumpas etmek. 3. Tertip, kurma. 4. Hile, fesat, tezvir: Kumpas kurmak. 5. (Fr. composteur’dan) (basın) Mürettiplerin harfleri dizip satır boyunda sıralamak üzere elde tuttukları demirden Alet ki, harfleri elan kısmı vida ile açılıp kapanır. 6. (İng. compasse’dan) (denizcilik) Pusla. Çap kumpası = Çap ölçmeye mehsus eğri ayaklı pergel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. stick. plot. have. callipers. mariner's compass. trick. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. calipers. calper rule. mariner's compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertip edilmiş, tasarlanmış. 2. Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. coupe). 1. Su vesaire bardağı. 2. Bir bardağın aldığı miktar: Bana bir kupa su verin. 3. Oyun kâğıtlarının yürek biçimli beneklisi: Kupanın beşlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. coupi). Asıl yarım lando gibi kesme araba demekse de, eskiden umumiyetle kapalı ve yalnız arkadan oturulacak yeri olan arabalara denirdi. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. goblet. pot. mug. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. heart. plate. pot. brougham. coupé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking cup. cup given as a prize. heart. driver's cab. plate. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topaç, kunt, kısa ve biçimsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşte bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). En fazla çocuklarda olan mikroplu, bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalık, difteri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pirinçten suluca pilav gibi bir yemek. 2. Keten tohumundan ve başka maddelerden lapa kıvamında kaynatılıp sıcak olarak tülbend içinde vücudun şiş yerine konulan ilâç: Lapa koymak. 3. mec. Dayanıksız, sülpük, gevşek, semiz ve kuvvetsiz: Lapa gibi bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mash. slop. fill mass. massecuite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any watery. mushy food made from grain. poultice. blister. mash. mush. pap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lapa yemesini seven. 2. Tenbel ve korkak, rahatlık içinde büyümüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languid. flabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big but weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languid. flabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big but weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tembellik, korkaklık, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın duvarından geçirilen ve iç organlarının görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lap diye ses çıkaracak şekilde, birdenbire, ansızın, bk. Larpadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi kelime). Birden, hızla ve şiddetle bir işin yapılmasını anlatır ve taklit eder: Larp. Larpadak alıp götürdü, bk. Lappadak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hintli gemici; Hintli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pars, panter, zool. Panthera pardus. American leopard Amerika'ya mahsus bir çeşit panter, jaguar. black leopard siyah derili pars. hunting leopard avda kullanılan parsa benzer hayvan, zool. Acinonyx jubatus (cheetah ile aynı). snow leopard tekir,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebaht şehri ve limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. lalssez-passer). 1. Bir ülkenin sınırından geçebilmek için verilen izin kâğıdı. 2. Gümrük engellerini kaldırmak isteyen liberal ticaret sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Uskumruya benzeyen, karnı benekli bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalya’nın Lipari adalarının adından) (jeoloji). Bir talk çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime). 1. Yumuşak ve kalın bir şeyin düştüğünü ve düşerken çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Et loppadak yere düştü. 2. Hız, acele ve hırsla yutmayı tasvir eder:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Macarca’dan). 1. Orta Avrupa’da yaşayan Turan asıllı, Macarca konuşan bir kavim ve millet: Bu adam bir Macar’dır, Macarlarin asıl ve nesli, Macar altını (eski Osmanlı tarihlerinde «Engerus» olarak geçer). 2. Macarlarin oturdukları yer, Macaristan, Macar seferi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungarian. magyar. hungarian. magyar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by