çar-yari ne demek? | çar-yari anlamı nedir? | çar-yari

çar-yari anlamı nedir?

çar-yari ne demek?

çar-yari anlamı nedir?

çar-yari | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

alâkart, yemek listesine göre, her yemeğin ayrı ayrı fiyatı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl mânâsı sulama ise de, dilimizde yalnız mecazî mânâsıyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat: Abyârî-i himmetinizle = Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılgan, kabına sığmaz, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Anahtar, (Anahtar Rumca olup, asıl Türkçesi açar’dır).


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Becerikli. 2.Atılgan, ele avuca sığmaz. 3.Halk. 4.Yeni, taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik bulunan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hacer). Taşlar, (bk.) Hacer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احجار] taşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - iyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عياری] kurnazlık. 2.düzenbazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil kâgıdı ile oynanan bir Fransız kumarı, bakara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bahtiyarlık, mes’ud olma.

2.İran’da büyük bir kabîle.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بختياری] bahtiyarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car wheel balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bî-çâre’nin c. bîçâreler, zavallılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bicarbonate of soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Bİ-ÇARE) (i. F.). Çaresiz, çaresi kalmamış, zavallı. Fars. derdmend, miskin: Ne yapsın biçare. Biçare bir adamdır. Biçare kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچاره] çaresiz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. boarding card

uçuş kartı

Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I.). Lüzumsuz ve münasebetsiz yere çok söyleyen, geveze, şarlatan, lâfazan, çan çan eden.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. chiacchierone

geveze

Çok konuşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaçaronca davranış; çaçaron olma hali.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağ açacak kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalsiyumlu, kireçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Faydasız bağırıp çağırmayı ve gevezeliği ifade eder ve ekseriya mükerrer kullanılır: Bütün gün car car edip ağzı durmuyor. Ses, sedâ, Avâz, nidâ: Car çektirmek = Tellâl çağırtmak, tellâl vasıtasiyle ilân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum, yar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «izar»dan). Kadınların büründükleri değirmi çarşaf: Bir ipekli câra bürünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr»dan) (mü. câre) (c. ciyrân) (kaideye uygun olmayarak yapılmış bir kelimedir). Komşu. Cârullah = mec. Beytullah denilen KAbe civarında yerleşip itikâfa çekilen (İslâm bilginlerinden Zemahşerî’nin lakabıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cer» den imef.) (mü. câre).

1.Çeken, sürükleyen.

2.(Arap gramerinde) harf-i cer: Bir çeşit edat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört: Çâr-sû, çâr-clhet = Dört taraf, Osm. cihât-ı erbaa. Çâr-çeşm ile = Dört gözle. Çâr-ebrû = Dört keş, bıyığı yeni terlemiş delikanlı, (bk.) Cihâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça «czar» ki, bu da kayser, Sezar’dan gelir). Rusya imparatoru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâre’den hafifletilmiş olup yalnız çâr-nâçâr tâbirinde kullanılır ve ister istemez demektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Çabuk sıfatiyle kullanılır tekit edatı: Çarçabuk = Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czar. tsar. tzar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جار] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چار] çare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چار] dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomobil, araba; vagon; (balon veya asansörde) yolcu taşımaya mahsus kısım; içinde canlı deniz hayvanları muhafaza edilen delikli kutu veya sandık. car barn taşıt deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). On dört.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört kaşlı: Ter bıyıklı genç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinin 1 numaralı basit makamı ve bu musiki sisteminin ana dizisi ki, aynı adı taşıyan perdede (do perdesi) kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaresiz, (bk.) ÇAr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çar = dört, pâ = ayak). Dört ayaklı (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, pâre = parça. Türkçe’si çalpara). Raksederken parmaklara takılıp çalınan dört parçalı kaşık, kastanyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F).

1.Çardak.

2.Dört köşe çadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört dost, yani dört Halîfe: Hz. Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali ki Hulefây-i RAşidîn denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâryâr’a yani ilk dört halîfeye bağlılık, Sünnîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina denilen tüfeği kullanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) italyan polisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins vaşak, karakulak, (zool). Felis caracal; bu hayvanın kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Caracas, Venezuela,nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). binicilikte yarım çark hareketi; (f). bu hareketi yaparak at sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). karakul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam sürahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılara renk ve lezzet vermede kullanılan yanmış şeker, karamel; karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanmıs şeker haline gelmek veya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kaplumbağa gibi hayvanların üst kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırat, değerli taşların ağırlık öIçü birimi, ayar (1 kırat=200 mg).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervan; üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba; kamyon; (ing). arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karaman kimyonu, (bot). Carum carvi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina, kısa tüfek, suvari tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbonhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). asit fenikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). fenollü. carbolic acid asit fenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbol asidi katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbon; kopya kağıdı, kopya kağıdı ile çıkarılmış nüsha, suret. carbon black is, lamba isi. carbon copy karbon kopyası. carbon cycle (biyol). karbon devresi. carbon dioxide karbondioksit. carbon monoxide (kim). karbon monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karbona ait; karbonlu; karbon gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ızgara et veya balık; (f). ızgara yapmak; gelişigüzel kesmek, parçalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah elmas, genellikle Brezilya'da çıkarılan koyu renk elmas parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) 19 asırda italya, ispanya ve Fransa'da faaliyette bulunan gizli siyasi kuruluşun üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). karbonat, karbon asit tuzu veya esteri; (f). kömür haline koymak, kömürleştirmek; karbonata çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbondioksitle kireç çökeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). karbonata ait, karbonik. carbonic acid karbonik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kömür hâsıl eden, kömürlü, karbonlu; (b.h)., (jeol). karbon devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kömürleştirmek, kömür haline koymak, yakmak. carboni za'tion (i). kömürleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damacana etrafında sepet örgü veya tahta muhafazası olan büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çıban, şirpençe; burun sivilcesi; lal taşı, yakut; yakut kırmızısı, kahverengimsi kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). karbon ile birleştirmek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbon ile birleştirmek. carburiza tion (i). karbon ile birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek çabuk, hemencecik, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lickety split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz yere çok söyleyen, geveze, ağzı durmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ieş, ceset (küçümseme ile); vücut, gövde (bugünkü dilde küçümseme veya şaka olarak); enkaz (gemi vb); bina iskeleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tellâl, çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kansere sebep olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -mata, -mas) (tıb). habis ur, kanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارچوبه] çerçeve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boşu boşuna harcanan, israf: Çarçurun lüzumu yok. Çarçur etmek = İsraf, boşuna harcamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kart koymak (masaya); fişlemek, kartlara yazmak; kart veya kartonlara yapıştırmak; (yünü, pamuğu) taramak. carder (i). tarakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kart, posta kartı; tebrik kartı; kartvizit; üyelik kartı; giriş kartı; program; iskambil kağıdı; (çoğ). kâğıt oyunları; (k).dili şakacı ve neşeli insan; yün, pamuk vb'ni taramaya mahsus tarak. (dokumacılıkta), kaşağı. card catalogue kart kataloğu. ca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, A. tak = kemer).

1.Dört kemer teşkil eden ufak köşk ve revak üstü.

2.Üstüne sarmaşıklı ağaç ve bitki sarılmak üzere birkaç direk ve kafesten yapılmış gölgelik. Fars. sâyebân.

3.Dört direk üzerine çalı çırpıdan yapılmış bahçıvan ve bekçi kulübesi. 4.Asma ve asmakabağı vesaire sarılmak için kurulmuş kafes: Asmayı çardağa almak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola. bower. trellis. alcove. arbour. booth. dais. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbour. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbor. bower. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hardal familyasından bir bitki çesidi acı tere, (bot). Cardamine amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kakule, hemame, (bot). Elettaria cardamomum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukavva, karton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارده] ondört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (anat). kalbe ait, kalple ilgili; yüreği tembih eden; mide ağzına ait; (i). kalp'hastası; kalp ilâcı. cardiacdilatation kalp büyümesi. cardiac insuffi ciency kalp kifayetsizliği. cardiac murmur kalp hırıltısı. cardiac valve kalp kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). kalp ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırka, ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). belli başlı, ana, önemli; parlak kırmızı; (i). kardinal; parlak kırmızı renkli ve tepeli bir çeşit Amerikan ispinozu. cardinal numbers esas sayılar. cardinal point dört esas yönden her biri. Gardinalship (i). kardinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardinallik makamı; kardinaller zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün ve pamuk tarama carding machine yün ve pamuk tarama makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyograf cardiograph'ic (s). kardiyografi ile ilgili. cardiog'raphy (i). kardiyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). yürek şeklinde olan eğri, kardioit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpten ve kalbin görevlerinden bahseden ilim, kalp bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). kalp iltihabı, kardit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger, kengel, yabanenginarı, (bot). Cynara cardunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hileci kimse (iskambilde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Neticeye varmak üzere, engelleri kaldırmak için tutulması gereken çıkar yol.

2.Kurtuluş yolu: Her hastalığın bir çaresi vardır. Çaresine bakmak = Bir işin yolunu bulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy. cure. antidote. healer. relief. aid. help. curative. egress. expedience. expediency. expedient. medium. obviation. redress. resort. resource. shift. solution. way out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. expedient. means. relief. remedy. resource. shift. solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره] tedbir. 2.çare. 3.ilaç, derman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). endişe; merak; gaile; dikkat, ihtimam; tedbir, koruma, ilgi; eski üzüntü, sıkıntı. in care of eliyle. take care dikkatli olmak. take care of bakmak; muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). merak etmek, endişe etmek; ilgilenmek, alakadar olmak; üstüne almak, vazife edinmek; hoşlanmak, özel bir ilgi duymak, meyli olmak. care for bakmak; ilgilenmek; beğenmek; arzulamak. I don't care. Umurumda degil. Bana ne?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, cüsten = aramak). Çâre arayan, tedbir arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, sâhten = yapmak). Çâre bulan. Çâre ve tedbir düşünen, bulan: Kadıncağızın hastalığına kimse çâre-sâz olmadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره جو] çare arayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (den). karinaya bastırmak, gemiyi yan yatırmak; kalafat etmek; yan yatmak (gemi); ABD sarsılmak; (i). karinaya bastırma, yan yatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). meslek, meslek hayatı; meslekte başarı kazanma; sürat; (s). profesyonel. take up a career bir mesleğe girmek. career woman meslek sahibi kadın. in full career bütün hızı ile. careerist (i). meslek bakımından ilerlemeye meraklı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızla gitmek veya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli; itinalı, tedbirli; ölçülü. carefully (z). dikkatle. carefulness (i). dikkat, dikkatli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatsiz; ilgisiz, kayıtsız; düşünülmeden söylenmiş veya yapılmış; ihmalkar. carelessly (z). ihmalkar bir şekilde, dikkat etmeden. carelessness (i). dikkatsizlik, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره ساز] çare bulan. çâresâz olmak çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çare ve tedbiri olmayan, çaresi bulunamayan: Bu, çaresiz bir hastalıktır.

2.Kaçınılmaz, imkânsız, zarurî, elzem: Kışın ateş yakmak çaresizdir.

3.Bîçare, muhtaç, zarurette bulunan: Pek çaresiz kaldı. Zarurî olarak, mutlaka, behemehal: Bugün çaresiz gidilecektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irremediable. inevitable. incurable. irredeemable. past retrieve. beyond retrieve. remediless. without means. desperate. despairing. helpless. irreparable. shiftless. past cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. without means. irreparable. inevitably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. of necessity. inevitably. at loss. hopeless. inevitable. irredeemable. irremediable. irreparable. necessarily. perforce. beyond redress. past redress. resourceless. all at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tedbir ve ilâç kıtlığı ve imkânsızlığı. Acz, mecburiyet.

2.Bir şeyin zarûrî ve mecburî olması.

3.Bîçarelik, zaruret, ihtiyaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desperation. helplessness. despair. incurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness. poverty. desperation. fatality. resourcelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). okşama, kucaklama; (f). okşamak, sevmek, kucaklamak. caressingly (z). kucaklayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazıda çıkma işareti ; atlanan bir bülümün cümlenin neresine geleceğini gösteren işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerin hizmet işleriyle görevli olan kimse, bina yöneticisi. caretaker government geçici hukümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L. «küçük çar, Sezarcık»). Çarın büyük oğlu, Rusya imparatorluk veliahdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeden bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (otobüste) bilet parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگاه] Türk musikîsinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gemi, uçak) kargo, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگوشه] dört köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çark.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرخ] tekerlek. 2.çarkıfelek. 3.felek. 4.tef. 5.çıkrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçesi: çarka). Hafif birliklerin saf ilerisinde yaptıkları tâlim. Çarha cengi = Bu suretle yapılan yani ilerideki karavulların ettikleri harp. Çarha topu = Bu talim ve cenge mahsus hafif top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle ordunun ilerisinde keşif maksadıyla gezen ve cenk eden hafif asker, karavul, ileri karakol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki ordunun ileri karakolları harbe tutuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir vapurun makinesini veya diğer bir makineyi idare edip işleten adam, vapurun çarkçısı. Çarkçıbaşı = Bir makineye bakanların birincisi. 2.Bir makinenin tekerleğini döndüren işçi: Matbaa makinesi için bir makinist ile bir çarkçı lâzım.

3.Tekerlekli bileği ile bıçak vs. bileyen adam. (bk.) Çarkçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili arabadan inmeden servis yapan açık hava lokantasında kadın veya erkek garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan İmef.) (mü. câriye).

1.Akan, akıcı. Fars. revân: Mâ-ı câri = Akar su. Fars. Ab-ı revân.

2.Geçmekte olan, hazır, hal: Mâh-ı câri = Bu ay. Sene-i câriye = Bu yıl

3.Tedavülde bulunan, geçen, kullanılan, mûteber: Usûl-i cariye, nizâm-ı cârt, hükmü cârî olmak. Hesâb-ı câri = İki malî müessese veya iki kimse arasında faiz ve sermayeleri hesap edilmek üzere cereyan eden karşılıklı hesap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running. prevailing. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. in force. present. flowing. running. moving. in effect. all in the day's work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارِ] geçerli, yürürlükte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current exchange rate. current rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Denizi sahillerinde yaşayan kızılderili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karayib Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus birkaç cins ren geyiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rusça’dan). Rusya imparatoriçesi, çar’ın eşi veya kadın çar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tsarina czarina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). diş veya kemik çürümesi; yenirce; (bot). bir bitki hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» ten) (mü. câriha). t. Cerheden, yaralayan, yara açan: Cârih (yaralayan) ile mecruh (yaralanan) zabıta merkezine gönderildiği. Alât-ı eâriha = Yaralayıcı, kesici Aletler. Esliha-i câriha = Yaralayıcı, kesici silâhlar: Bıçak, hançer, pala, kılıç vs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارحه] yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köylülerin giydikleri ayakkabı ki, sepilenmemiş sığır derisinden yapılır, kenarlarındaki deliklerine geçirilen deri şerit veya kınnapla ayağa bağlanır.

2.Çarık taklidi olarak bağlamalı hafif iskarpin.

3.Top arabasının tekerleğine İnişte konulan pabuç. Arnavut çarığı = Telâfinden, ucu sivri ve kıvrık, püsküllü ve süslü hafif ayakkabı. Çarığı çıkarmak = Nazikleşmek, köylülük hâlinden kurtulmak. Demir çarık = Çok dayanıklı ayakkabı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal. shoe. sled. driver shoe. grouter. chock. mocassin. lug. slipper. trig. driving bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık yapan ve satan esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık giymiş. Çarıklı erkânıharp = Şaka maksadıyle uyanık köylüler hakkında söylenir: Sen bizim Mehmed’in görünüşüne bakma, o, öyle bir çarıklı erkânıharptir ki...

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhtelif tonlarda ses çıkaran çanlar; bu gibi çanlarla çalınan melodi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -nae) (bot)., (zool). omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük açık araba; (Kan). köpek ile çekilen kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). çürümüş (diş veya kemik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygaracı, geveze, terbiyesiz, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan) (c. cevârî).

1.Halaylık, eskiden parayla alınıp satılan kız: Bir câriye aldı.

2.Esasen savaşta esir olmuş veye ilk sahibi tarafından satılarak eş olmak üzere alınmış kız: Câriyesinden bir oğlu vardır. (Arapça’da birinci mânâsı umumiyetle kızdır. Yâ’nın teşdidiyle câriyye olarak okunması galattır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine. odalisque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاریه] halayık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dönen pervaneli tekerlek: Vapur, değirmen, dolap çarkı.

2.Bir makinenin döner tekerleği ki, ekseriya makineyi çalıştıran Alettir: Matbaa makinesinin çarkı.

3.Her çeşit tekerlekli makine, dönerek işleyen Alet: Bileği çarkı: Çarka tutmak, çarktan çekmek.

4.Eski astronomiye göre birbiri içinde dönen feleklerden mürekkep kâinat, felek, eflâk: Çarh-ı gerdân, çarh-ı gerdûn.

5.Baht, talih, felek: Ey çarh-ı dûn! Çark-ı felek =

1.Bir makine ve dolaba benzetilen gökyüzü.

2.mec. Talih, baht: Ah! Ey çarh-ı felek!

3.Yakıldığı zaman dönerek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeği. 4.Bir nevi sarmaşıklı bitkinin çiçeği. Çarkı bozulmak = İşine halel gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. flywheel. handwheel. cogwheel. barrel. rotor. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cogwheel. gear. wheel. lathe. flywheel. gear wheel. paddle wheel. grindstone. machine. machinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinery. propeller. rotor. turbine. wheel. lathe. water wheel. gear wheel. blade wheel. pulley. hand wheel. gear. paddle wheel. paddle. machine. mill. reel. leader. orb. mule. runner. roulette. rotation. revolution. flywheel. grindstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurların makina kısmına bakan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanic. engineer. miller. millwright. operator. turner. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurlarda birinci çarkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Vapur vs. makinesini idare eden adamın vazifesi: Çarkçılık kaptanlıktan aşağı sayılır.

2.Bir makinenin tekerleğini veya bir bileği çarkını çeviren bir işçinin işi, hal ve sanatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çarkıfelekgillerden, sarmaşık bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği (passiflora caerulca),

2.Yakılınca döne döne kıvılcım saçan havaî fişek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wheel of fortune. wheel of fortune. catherine-wheel. passionflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion flower fırıldakçiçeği. catherine wheel firework. fate. destiny talih. kader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune's wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fırıldakçiçeği): Çarkıfelekgillerden; çiçekleri tekerlek biçiminde, sarmaştığı için duvar kenarlarına ve kameriyelere ekilen bir çeşit süs bitkisidir. Hekimlikte yapraklarının üst kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Çarpıntıyı keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Spazmları çözer. Uyku verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döner bir tekerleği veya pervaneli çarkı olan. (bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (iskoç). iri yarı adam; eski köylü, çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineleri ve video kameralar için objektif geliştirmek ve tedarik etmek üzere Sony ile ortaklık kuran ünlü objektif imalatçısı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Carcar etmek, çok söylemek, gevezelik ve lafazanlık etmek.

2.Telâ111k etmek.

3.Tellâl vasıtasiyle ilân etmek, tellâl çağırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tellâl vasıtasiyle olunan ilân, yarlığ. Ar. menşur (Anadolu Türkçesi’nde kullanılmaz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çar tarafından idare edilen devlet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanya prenslerinden Don Karlos veya Fransa kralı X. şarl'ın taraftarlığını gütme. Carlist (i). Don Karlos veya X. şarl taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba dolusu; (d.y). yük vagonu dolusu. carload lot (d.y). yük vagonunu dolduracak miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Franslz ihtilâlinde revaçta olan bir dans, şarkı veya kıyafet; Fransız ihtilâli askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, mıh = çivi. Türkçe’si çarmıh). Suçluyu haça germek için kurulmuş haç şeklinde darağacı. Ar. salîb: Çarmıha germek, (denizcilik) Bir teknenin direklerinin tepesinden aşağıya inen kalın ipler. Cıvadıra çarmıhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. crucifix. mainstays. shrouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. rood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارميخ] çarmıh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Ana direklerle gabya çubuklarını yan taraftan tutan halatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). (lal), kızıl; (i). kızıl renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارناچار] ister istemez, çaresiz, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katliam, kırım, kan dökme; eski ceset yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehevi; cinsel; bedensel; dünyevi. (i). şehvet. carnally (z). cinsel bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etoburlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil çiçeği, (bot). Dianthus plumarius; pembe, açık kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuyumculukta kullanılan kırmızımsı bir çeşit akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). et haline gelmek, et bağlamak; et gibi olmak. carnifica'tion (i). et bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnaval, eğlence; Katolik ve Ortodokslann büyük perhizden önce gelen eğlence zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). et yiyen; etoburlara ait. carnivorously (z). et yiyerek.carnivorousness (i). et yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçiboynuzu, keçiboynuzu ağacı, harnup, (bot). Ceratonia siliqua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). neşeli şarkı; halk şarkısı; (f). neşeyle şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak. Christmas carol Noel ilahisi. caroler (i). Noel şarkısı söyleyen gezginci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bir kadın adı; (s)., (ing). l ve ll Charles'a ve devirlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bilardo oyununda karambol; geri tepme; (f). karambol yapmak; çarparak geri tepmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). karotis, boynun iki tarafında bulunan iki şahdamar; (s). bu şahdamarlara ait. carotid artery karotis arteri, şahdamar. carotid gland şahdamar guddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içki âlemi, eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). içkili ve gürültülü eğlence, âlem; (f). böyle bir toplantıya katılmak; içmek, kafayı çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlıkarınca; at yarışlarında gösteri turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusur bulmak, beğenmemek; durmadan şikâyet etmek; tutturmak. carper (i). kusur bulan kimse. carping (s)., (i). fazla tenkitçi olan; (i). yersiz tenkit. carpingly (z). devamlı kusur bularak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sazan (zool). Cyprinus carpio. crucian carp havuz balığı, (zool). Carassius carassius. mirror carp aynalı sazan, (zool). Cyprinus carpio.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپا] dört ayaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). el bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lia) bilek kemiklerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde çarpılanın kaç kere tekrarlanacağını gösteren sayı: 8 X 4 = 32 işleminde 4 sayısı 8’in çarpanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. heady. multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. multiplier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplier. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Gününü gün et, yarını düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva yaprağı, karpel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). marangoz, dülger, doğramacı; (f). marangozluk etmek, doğramacılık yapmak. carpentery (i). marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halı, kilim, keçe; halı gibi bir örtü meydana getiren herhangi bir şey. carpet beetle güve gibi yün yiyen bir böcek. carpet sweeper halı süpürgesi. carpet tack halı çivisi. call on the carpet azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). halı döşemek; kaplamak; (ing). azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heybe carpetbagger (i) Amerikan iç Savaşından sonra Kuzey'den Güney'e giderek vurgun yapan kimse; vurguncu kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

times. multiplication sign. rough coating. scratch coat. multiplied by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication sign. times. multiplied by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. stunning. intense. flashy. showy. blazing. conspicuous. devastating. dramatic. salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspicuous. heady. salient. striking. impressive. compulsive. dramatic. devastating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. remarkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğrilip bükülmüş, bir tarafa yatık, doğru olmayan. Eğri büğrü: Çarpık direk, odun.

2.Bir tarafa yatık, muntazam olmayan: Çarpık duvar, çarpık arsa.

3.Çarpılmış, felce uğramış veya cin tutmuş: Çarpık adam.

4.Ters, uğursuz: Çarpık ayak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warped. wry. crooked. bent. awry. skew. bandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crooked. wry. bent. deviating. inclined. distorted. oblique. indirect. off center. deformed. out of line. skew. contorted. trapezium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skewness. skew. distortation. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde tekrarlanan sayı: 8X4 = 32. 8 sayısı çarpılandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand. multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi ve tarzı: Bir çarpılış çarpıldı ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi. (bk.) Çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision. being hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eğrilip bükülmek: Bu direk çarpıldı.

2.Yüzünü buruşturup münfail olmak, değişmek: Bu sözü işitince çarpıldı.

3.Cin tutmak, cin şerrine uğramak: Gece ağaçların altında dolaşma, çarpılırsın.

4.İnmede olduğu gibi bedenin bir kısmı eğrilmek, yerinden oynamak, tutmaz olmak: Ağzı, eli, ayağı çarpılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be multiplied. to be robbed. to become paralyzed. to become crooked/warped. to warp. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hit. to be robbed. to become paralized. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çarpma işleminin sonucu olan sayı: 8 X 4 = 32 işleminde 32 sayısı çarpımdır. Çarpım tablosu = Umumiyetle l’den 9’a kadar olan sayıların çarpımını gösteren cetvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurunmak, şiddetle oynamak, helecana gelmek: Tozların içinde çarpınıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şiddetle oynama, şiddetli hareket, helecan: Yürek çarpıntısı.

2.Deniz sularının ufak, lâkin fazlaca oynak dalgacıklar halindeki hareketi: Poyrazın dalgaları büyük değilse de çarpıntısı pek fazladır.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir. Yorgunluk, sinirlilik veya kötü alışkanlıklardan kaynaklanan çarpıntılarda aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 2 bardak kaynak suya, 1 çorba kaşığı nane konur. 20 dakika bekletilip, süzülür. Çarpıntı hallerinde, 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. pit-a-pat. tremor. flutter. throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing. pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birbirine çarpmış, karışık, çapraşık.

2.Çarpık, eğri. 3.Birbirine binmiş (diş).

4.Düzgün ve muntazam olmayan, çetrefil (dil).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Vuruşma, tokuşma. Ar. müsâdeme.

2.Tutuşma. Ar. mudârebe, mukatele.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. collision. combat. conflict. impact. skirmish. smash. smash-up. fight. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vuruşmak, tokuşmak, müsâdeme etmek: Pencere kanatları rüzgârdan çarpışıyordu.

2.Tutuşmak, Osm. mudârebe ve mukatele etmek: İki birlik birbirine rastgelip çarpıştılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. bump. clash. collide. fight. skirmish. to collide. to bump. to clash. to crash into each other. to fight. to battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak.

2.Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarpık hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. distort. to contort. to spring. to make crooked. to distort. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarından biri. Aslî notalardan olmayıp, yanındaki notaya akseden ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çarpmak işi. 2.Darbe, musîbet.

3.Vurarak kakmakla yapılmış, kabartmalı: Çarpma gümüş mamûlat. (bk.) Çarpmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. blip. brunt. percussion. lash. stroke. impact. bump. multiplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. impact. impingement. percussion. shock. strike. stroke. blow. multiplication. five pointed fishing hook. beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulse. multiplication. percussion. strike. stroke. hitting. collision. hit. pulsation. impingement. impulsion. thrust. impact. dash. whipping. shock. concussion. patter. beating. batter. splashing. splash. slam. knock. knocking. clashing. stolen. bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çarpma fiili, .şiddetle vurmak, çatışmak: At hızla giderken duvara çarptı, rüzgâr yüzüme çarpıyordu.

2.Vurup yere düşürmek, yıkmak: Çarpıp geçti. 3.Zorla almak, çalıp çırpmak, kapıp gitmek: Aşiret, köyün koyunlarını çarptı.

4.Başa vurmak, baş ağrısı vermek: Bu sirke bana çarptı.

5.Vurmak, titremek, helecana gelmek: Yüreğim çarpıyor. .

6.Hızla tahrik olunarak bir yere vurmak: Kapı, pencere kanadı rüzgârdan çarpıyordu. Göze çarpmak = Dikkati çekmek: Paris’te ilk göze çarpan Eyfel (Eiffel) kulesidir. Gün, güneş çarpmak = Güneş altında çok durmaktan veya gezmekten sersemlenip hastalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunk. multiply. strike. bang. knock. bump. hit. slam. crash. bump into. smash. clash. lash. bang into. collide. crash into. run against. pulse. pulsate. barge. bash. cannon. clap. dash. greet. hurtle. impinge. kayo. knock out. knock over. mulct. pla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. bump. cannon. crack. dash. flap. hit. pound. pulsate. pulse. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. to bump. to hit. to dash against. to run into. to collide with. to strike. to smite. to paralize. to affect violently. to slam. to beat. to throb. to multiply. bang. collide. to come into collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). yanları açık garaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurdurmak, çarpmasına sebep olmak: Rüzgâr pencerenin kanadını hızla duvara çarptırdı.

2.Çaldırmak, gasbettirmek: Eşyayı açıkta bırakıp çarptırdınız.

3.Eğriltmek, çarpık yapmak: İnme ağzını çarptırmış.

4.Oynamak, re ecana getirmek: Ansızın işittiğim bir ses yüreğimi çarptırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crash. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose sth to a pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). el bileği, el bileğini meydana getiren kemikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kütüphanede küçük çalışma yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). binek arabası; (ing). vagon; top arabası; bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası; tavır, duruş; nakliye, taşıma; nakliye ücreti. carriage trade zengin müşteriler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den). yama bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taşıyan şey veya kimse; nakliye şirketi, nakliyeci; (tıb). bir mikrobu kendisi bağışık kalarak başkasına bulaştıran insan veya bitki; (kim). bir elemanı bir karışımdan diğer bir karışıma tasıyan katalitik madde. carrier pigeon posta güvercini. carrie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı araba, üstü kapalı araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Ieş: (s). pis, kokmuş; leş gibi veya leşe ait; leş yiyen. carrion crow leş kargası, (zool). Corvus corone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gemilerde kullanılan bir çeşit kısa ve hafif gülle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havuç, (bot). Daucus carota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). havuç renginde; kırmızı saçlı, kızıl saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taşımak; nakletmek; götürmek; çekmek; sürüklemek; -e hamile olmak; desteğini kazanmak; zaptetmek; satışa arzetmek; elde etmek; devam ettirmek; (mat). geçirmek; menzili olmak; (mecliste). kabul edilmek; taşıyıcı vazifesi görmek; atıcı veya fırlatıcı k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hasılât bakiyesi, nakliyekun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaptıkaçtı; büyük sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâder-i şeb» den olduğu sanılır).

1.Yatağa serilen ve yorgana kaplanan bezden örtü: Yatak çarşafı, yorgan çarşafı.

2.Kadınların örtündükleri dış giyecek: İpek çarşaf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. bedclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed sheet. garment covering a woman from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشب] çarşaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشنبه] çarşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çârsû = dört taraftan olduğu sanılır). İki tarafı dükkân ve üstü örtülü yahut açık alışveriş yeri, pazar. Ar. sûk. Çarşı ağası = Çarşı muhafızı. Çarşı halkı = Ehl-i sûk. Çam çarşı = Dört taraftan. İçi çıfıt çarşısı = İyi niyeti olmayan, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. bazaar. arcade. fair. mart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. market. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. shopping district. downtown region. the bazaars. bazaar. market square. mart. market place. souk. staple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba tutması; tren veya araba yolculuğundan hâsıl olan mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارسو] dört yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [چارسو] çarşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sert bir şeyin yırtılırken çıkardığı sesi ifade eder: Cart diye ikiye böldü. Cart curt etmek = Bir şey yapmaya iktidarı olmadığı halde, göz korkutmak maksadıyle öfkeli söylenmek. Cart kaba kâğıt = Yüksekten atanları küçümsemek, alaya almak için söylenir: Baktım ki adam yüksekten atıyor, «cart kaba kâğıt» dedim, «sen bunları yapamazsın».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaudy. showy. tearing noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common name for various kinds of vehicles, as a Scythian dwelling on wheels, or a chariot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two-wheeled vehicle for the ordinary purposes of husbandry, or for transporting bulky and heavy articles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light business wagon used by bakers, grocerymen, butchers, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open two-wheeled pleasure carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry or convey in a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To expose in a cart by way of punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry burdens in a cart; to follow the business of a carter. a heavy open wagon usually having two wheels and drawn by an animal transport something in a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heavy open wagon usually having two wheels and drawn by an animal. wheeled vehicle that can be pushed by a person; may have one or two or four wheels; 'he used a handcart to carry the rocks away'; 'their pushcart was piled high with groceries'. draw slo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classification and Regression Trees A type of decision tree algorithm that automates the pruning process through cross validation and other techniques.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-Assisted Realtime is real-time captioning shown on a screen projector for live events such as meetings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Swiss valet Prince Albert brought with him from Coburg, who had been in his service since the prince was a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Powered buggy used to transport golfer and equipment around the course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for cartridge, a cart is the container holding magnetic tape, that typically has one or more SPOTS for an advertiser recorded on it It is similar in size and operation to an 8-track tape The cart is inserted into a playback machine for broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Committee-Appointed Review Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Championship Auto Racing Teams, founded in 1978, sanctions open-wheel Indy car races In 1996, most of its teams began boycotting the Indianapolis 500 after Indianapolis Motor Speedway president Tony George changed the specifications for Indy cars and star

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Community Accountability and Reintegration Treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classification And Regression Trees A decision tree technique used for classification of a dataset Provides a set of rules applicable to a new dataset to predict which records will have a given outcome Segments a dataset by creating 2-way splits Requires

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As for buggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). atlı yük arabası; el arabası; (f). at arabası ile taşımak; taşımak. get the cart before the horse ters iş!er yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarta» dan). Yellenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba ile taşıma; araba ile nakletme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak. 2.kare şeklinde çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek listesi, menü; (iskoç). oyun kâğıdı; eski harita, plan; eskrimde bir hamle veya savunma durumu. carte blanche kayıtsız şartsız yetki. carte de visite kartvizit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kartel, ticaret birlikleri veya sendikalar arasında yapılan anlaşma; savaş halinde olan devletlerin esir mübadelesi için aralarında yaptıkları anlaşma; düelloya davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., i Dekart veya onun kuramlarına ait; (i). kartezyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartaca şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1084 tarihinde Fransa'da kurulmuş olan bir tarikata mensup keşiş veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kıkırdak, kıkırdak kısım. cartilage bone kıkırdaktan meydana gelen kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacı, kartograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hariritacllığa ait; kartografik, haritacıllkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacılık, kartografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil falcılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karton kutu, mukavva kutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karikatür; seri halinde yayınlanan karikatür; hayvanların canlandırıldığı karton filim, Miki Maus; büyük resim taslağı. cartoonist (i). seri halinde karikatür çizen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski abidelerde kral ismini gösteren kabartma resim veya şekil; fişeklik, hartuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişek; (foto). filim kutusu, kaset; kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sicil defteri veya sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CARUB) (I. F.). Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جارو] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CArC.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge, (bk.) çâr-rûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği tomurcuğu, tohumun hilum kısmının kenarındaki çıkıntı; (zool). horoz ibigi veya onun benzeri sarkık et. carun cular carun'culous (s). sarkık et biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارم] dördüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak, hakketmek; parçalara bölmek, kesmek (et, tavak) ; oymalarla süslemek. carver (i). oymacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). caravel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyulmuş sanat eseri; sofrada et kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاریار] dört halife, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇEYREK) (i. F. çâr = dört, yek = bir).

1.Çeyrek, dörtte bir. Ar. rub: Bir lelemanın çeyreği. 2.Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı, oraya ancak bir saat, bir çeyrekte gidilir.

3.Mecidiye denen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım. bk. Çeyrek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot).(buğday ve arpa gibi) tek tohumlu açılmaz kuru meyva, karyops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İngilizce "Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart." anlamındaki bu söz için nakit kartı karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cash card

nakit kartı

Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. chip card

varlık kartı

Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere sarfolunan, zâyî, telef, heder yazık: O kadar kâğıdı çocuklar çurçar ettiler. Şimdi «çarçur» deniyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir maddedeki karbonu ,çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardım, Ar. muAvenet.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign trade. foreign commerce. external commerce / trade. foreign business / commerce / trade. external / foreign trade. foreign business. oversea business. overseas commerce. external trade. overseas business. oversea commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairenin yarı çapı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). atmak, Iskartaya çıkarmak, ihraç etmek, tardetmek, kovmak; iskambil kağıt atmak, boş kağıt oynamak; (i). atma, çıkarma; boş kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çift oturacak yeri olan tek atlı ufak araba; köpeklerin koşulduğu hafif araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ulaşmış, çatmış, düşkün. Ar. mübtelâ, Fars. giriftâr: Bir belâya dûçâr oldu: Ağır bir hastalığa dûçâr olmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دچار] uğramış, yakalanmış, maruz kalmış. dûçâr etmek uğratmak, müptela etmek. dûçâr olmak uğramak, müptela olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kişi ile oynanan bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. elektro kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric shock. electrocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50 - 60 Hz.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse ‘Volt’ta odur. ‘Amper’ de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilme seviyesi; 10 miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50-60 HZ.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse “Volt” da odur. “Amper” de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre bir ila beş miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyvanın iç. dokusu, endokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) epikardiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Becerikli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecer). Şecerler, dallar, ağaçlar, (bk.) Şecer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشجار] ağaçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) bilhassa Fransa'da yenilen salyangoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hindiba, (bot.) Cichorium endivia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (ask.) hendeğin iç tarafı, sathı mail, eğik yüzey; (f.) sathı mail şekline koymak escarpment (i.) dik ve geniş olan herhangi bir şey; sıra halindeki dik kayaların yüzü; böyle meyillerle çevrelenmiş tahkimat. -escent sonek başlayan, azıcık (ado

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oyuncak çocuk arabası; çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tekerlekli sandalye; çocuk arabası; hafif araba; (bak.) gokart .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Mümkün değilse, aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sofra tuzu, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat stroke. heatstroke. insolation. sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجار] taş işçisi, taşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) drezin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el arabası, çekçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlı tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kiraya verme: Evi İcâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. rent. hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایجار] kiralama. 2.kiraya verme. 3.kira.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar) (c. icârât).

1.Kira.

2.Vakıf veya devlete ait kira. İcâre-i zemin = Üzerine yapı veya bağ vesaire yapılan araziye karşılık devlete verilen vergi. Icâre-i muaccele = Peşin kira. İcâre-i müeccele = İleride verilecek kira. İcâre-i vahide = Vakıf mütevellisi tarafından ay ve yıl gibi bir müddet tayiniyle yapının veya arazinin kiralanması.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجاره] kira geliri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). İki kira demek olan bu tabir, icâre-i muaccele ve icâre-i müeccele demektir. Böyle iki icâre ile kiralanan bina veya araziye «icâreteynli evkaf» denilir (zıddı: İcâre-i vâhide).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kimlik kartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü ihtlyâriyye). İnsanın kendi irâde, arzu ve isteğiyle olan, mecburî olmayan: Mektebimizde Almanca öğrenmek ihtlyârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facultative. voluntary. optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختياری] kişisel seçime bağlı, isteğe bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı kiraz, yabanî kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. vücut bulmuş, insan şekline girmiş, mücessem; ten renginde; f. vücut kazandırmak, canlandırmak, cisimlendirmek. a fiend in carnate mücessem şeytan, şeytanın ta kendisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fecr» den masdar). Şafak sökme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neanderthal. strapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly. powerfully built. strapping. beefy. hefty. husky. spanking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren beş ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400, 800 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren dört ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kira ile tutma, kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Himâye ve sığınak isteme, sığınma (ecr’den olan istîcâr ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Acıhıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), ilâç kullanma veya kullanılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç sıfatının üleştirme şekli: Hamallar kaçar para alacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Bir çeşit saplı yemek tenceresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnı yarılarak kıyma doldurulan patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with meat filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish made of eggplant stuffed with ground meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hintli gemici; Hintli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Macarca’dan).

1.Orta Avrupa’da yaşayan Turan asıllı, Macarca konuşan bir kavim ve millet: Bu adam bir Macar’dır, Macarlarin asıl ve nesli, Macar altını (eski Osmanlı tarihlerinde «Engerus» olarak geçer).

2.Macarlarin oturdukları yer, Macaristan, Macar seferi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungarian. magyar. hungarian. magyar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Macar kavmine ait: Macarca bir yazı, dans.

2.Macarlarin tarz, usûl veya dilinde: Macarca söylüyor, yazıyor, çalgı çalıyor.

3.Macarlarin konuştukları dil: Macarca Turan dillerindendir ve Türkçe ile benzerliği vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Hungarian language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Macarlarin oturdukları ülke ki, Tuna’nın iki tarafında olup bir devlet teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary. hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Romanya’nın kuzeybatısı.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 93,030 km².

Sınırları: toplam: 2,171 km.

sınır komşuları: Avusturya 366 km, Hırvatistan 329 km, Romanya 443 km, Sırbistan 151 km, Slovakya 677 km, Slovenya 102 km, Ukrayna 103 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: Ilıman; kışlar soğuk, bulutlu ve nemli, yazlar ılımlı geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tisza Nehri 78 m.

en yüksek noktası: Kekes 1,014 m.

Doğal kaynakları: Boksit, kömür, doğal gaz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %49.58.

daimi ekinler: %2.06.

Diğer: %48.36 (2005).

Sulanan arazi: 2,300 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 9,981,334 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.86 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.66 yıl.

Erkeklerde: 68.45 yıl.

Kadınlarda: 77.14 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.32 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,800 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2001 verileri).

Ulus: Macar.

Nüfusun etnik dağılımı: Macar %89.9, Romalı %4, Alman %2.6, Sırp %2, Slovak %0.8, Romanyalı %0.7.

Din: Roma Katolikleri %67.5, Calvinist %20, Lutherci %5, ateist ve diğer %7.5.

Diller: Macar %98.2, diğer %1.8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.4.

erkekler: %99.5.

kadınlar: %99.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Macaristan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Macaristan.

Yerel tam adı: Magyar Koztarsasag.

yerel kısa şekli: Magyarorszag.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Budapeşt.

İdari bölümler: 19 bölge, 20 kentsel bölge ve 1 başkent; Bacs-Kiskun, Baranya, Bekes, Bekescsaba, Borsod-Abauj-Zemplen, Budapest, Csongrad, Debrecen, Dunaujvaros, Eger, Fejer, Gyor, Gyor-Moson-Sopron, Hajdu-Bihar, Heves, Hodmezovasarhely, Jasz-Nagykun-Szolnok, Kaposvar, Kecskemet, Komarom-Esztergom, Miskolc, Nagykanizsa, Nograd, Nyiregyhaza, Pecs, Pest, Somogy, Sopron, Szabolcs-Szatmar-Bereg, Szeged, Szekesfehervar, Szolnok, Szombathely, Tatabanya, Tolna, Vas, Veszprem, Veszprem, Zala, Zalaegerszeg.

Bağımsızlık günü: 1001 (Kral Stephen tarafından birleştirilmiştir).

Milli bayram: St. Stephen Günü, 20 Ağustos.

Anayasa: 18 Ağustos 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik K


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mecar kavminden ve Macaristan ahalisinden olan: Kendisi Macarlı’dır, bir Macarlı geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makarna; karmakarışık şey; 18. yüzyılda İngiltere'de züppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diğer bir dili taklit ederek mizahi bir şekilde yazılan (edebi eser).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acıbadem kurabiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar Adası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kral John tarafından 1215'te çıkarılan ve halkın bireysel hak ve dokunulmazlıklarını tanıyan siyasal belge; kişisel özgürlüğü savunan herhangi bir anayasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürme, rastık, rimel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecrâ). Mecrâlar. (bk.) Mecrâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. ve Kanada'da devlet sağlık sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. el tarağı metacarpal s. el tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk düşürme, düşük; işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık; yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başaramamak; boşa çıkmak, ters gitmek; çocuk düşürmek; yanlış yere götürülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp kası iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâresizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neccâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-ÇAR) (i. F.).

1.Çaresi olmayan, çaresiz, mecbur: Nâçar kaldı.

2.Zavallı. Çâr-nS-çar = İster istemez, çaresiz olarak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناچار] çaresiz, sorunda. 2.ister istemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناهنجار] doğru olmayan, uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dülg(Erkek İsmi) Marangoz. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğramacı, dülger, marangoz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nikaragua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) toprak veya madenden yumurta şeklinde nefesli bir çalgı, okarina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla dikkatli, çok titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz arabası, kağnı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ispanakgillerden bir bitki ve bunun kalın etli kökü. Pancar kesilmek = mec. Pek ziyade kızarmak. Pek ziyade mahcup olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beet. beetroot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(beta vulgaris): Ispanakgiller familyasından; ince köklü, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yem pancarı, sebzelik pancar ve şeker pancarı gibi çeşitleri vardır. Kırmızı pancarın kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. Sebze olarak kullanılır. Şeker pancarının kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. İçeriğinde sakaroz vardır. Kullanıldığı yerler: Kırmızı pancar, Karaciğer’in muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Şeker hastalığı ve vereme karşı korur. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. Vücudu kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Harici donanımların dizüstü bilgisayara bağlanmasını sağlayan standart bir yöntemdir. Küçük PC Card yuvaya takıldığında diğer donanım bileşenleriyle bağlantıları sağlar ya da kendi başına yeni bir donanımdır (ek hafıza, modem kartı, vs).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PCMCIA Kart olarak da bilinir. Dizüstü bilgisayarlarda, genellikle bir hafıza kartından (Smart Media, Compact Flash, Memory Stick™) ana PC’ye hızlı veri transferi için kullanılan bir ya da iki PC Card yuvası bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick™’in bir PC Card bağlantısıyla bağlanmasını sağlar (dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus ve domuza benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perikardiyal, kalp dış zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp dış zarının iltihaplanması, perikard iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp dış zarı, perikard, yürek perdesi, dış yürek zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyva örtüsü, perikard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edeb. külhanbeyler veya sabıkalılar arasında geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. başkasının karasularında balık tutma hakkı; balık avlama yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yafta, afiş, levha, ilân levhası; f. afişlerle ilân etmek; üzerine yafta yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güvenilmez, istikrarsız, esassız, asılsız, kararsız, şüpheli; nazik, tehlikeli, rizikolu; (eski) başkasının keyfine tabi. precariously z. tehlikeli bir şekilde; istikrarsızca. precariousness i. tehlikeli hal, riziko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yalnız tohum tutan organlardan ibaret olmayan elma gibi meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el ile itilerek sürülen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bedenli olmak, yeni bedene girmek; yeni bedene sokmak (ruh).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir bedenden diğerine geçmesi, ruh sıçraması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Taşçı, taş işçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time regulation. time signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimler biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpınıştır bile.

Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimleri biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpmnıştır bile. Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çevgan, cirit oynanılan eğri sopa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İstihkâm, tabya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısa kama. 2.Saplar, batırır, yen(Erkek İsmi) 3.Selçuklu sultanlarından birisinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çekirdekli meyvaların etli kısmı; herhangi bir etli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çıplak kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-red, -ring) yara izi; geçmişin bıraktığı kötü etki; bot. dökülmüş yaprağın dal üzerindeki izi; f. yara izi bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Mısırlıların kutsal saydıkları bokböceği, zool. Scarabaeus sacer; bokböceği şeklinde ve uğurlu sayılan küçük taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -es, -baei) bak. scarab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski italyan komedisinde soytarı; korkak soytarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. nadir, seyrek, az; eksik, kıt; güçbelâ, zoraki, yok gibi; z. hemen hemen hiç. make oneself scarce k.dili ortadan kaybolmak. scarce'ly z. ancak, güç belâ, zorla, güçlükle. scarce'ness, scarcity i. kıtlık, nadir oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. korkutmak, ürkütmek; i. ani korku, panik, sebepsiz korku. scare away veya off korkutup kaçırmak. scare up k.dili arayıp meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bostan korkuluğu; hırpani kılıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyük harf manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korkulu söylentiler yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. iki kerestenin ucunu birbirine geçirerek eklemek; i. geçme ek yeri, oyuk yer, yuva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, scarves) f. eşarp, enli ve uzun omuz atkısı; enli boyunbağı; f. eşarp örtmek; boyunbağı takmak, omuz atkısı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstderi, epiderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deriyi kazıyıp kanatmak; (toprağı) taramak; incitmek, gücendirmek. scarifica'tion i. tarama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızıl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. al renk, kırmızı renk; al renkli kumaş veya elbise; s. al renkli; iffetsiz. scarlet fever kızıl (hastalık). scarlet letter eskiden zina yapan bir kadının göğsünde taşımaya mecbur olduğu kızıl renkte A harti. scarlet tanager Amerika'ya mahsus v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uçurum; f. dikine kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses ve video sinyallerinin kullanışlı bir kabloda taşınması için ses/video konektörü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Euroconnector ya da Peritei olarak da bilinir. Uydu alıcıları, televizyon setlerini ve diğer görsel ekipmanları bağlamak için Avrupa’da çok kullanılan 21 pin’li bir konnektördür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korku veren; korkak, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca tek tohumlu karpellere ayrılan bileşik kuru meyva, skizokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdara ait, şâhâne. •

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریاری] hükümdarlık, şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosikletin yolcu taşıyacak yeri, sepet; bir çeşit kokteyl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition to be preminent in sth trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Video ekleme düzenlemesinde kullanılan işlev. Sıfır Ayar Hafızasıyla bitiş noktasını işaretleyerek ekleme kaydının otomatik olarak bu noktada durduğundan emin olabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sigara içenlere mahsus vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şilepte mal sahibi tarafından tayin olunan satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ayrı ayrı ufacık meyvalardan meydana gelen bileşik meyva (incir, böğürtlen gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp çarpıntısı, taşikardi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tecrübe). Tecrübele’r. (bk.) Tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجارب] tecrübeler, denemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çünkü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Tüm bu „çünkü’lerin anlamı esasında aynı yola çıkar.

Elektriğin, elektronların komşu atomlara çarpıp onları titreştirmesi ile iletilen bir enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir jeneratörden, kablonun içindeki iki telden biri ile çıkan akım, lambayı yakıp, görevini yaptıktan sonar diğer nötr telden geri döner.

Elektrik akımı direnci sevmez. Eve dönmek için daima en kısa ve kolay yolu tercih eder. Bir su birikintisi içinde iseniz ve elektrikli bir tele dokunursanız, akım telden en kolay yol olan vücudunuza girer, oradan da son derece iletken olan su birikintisine geçerek, topraktan eve döner.

Elektrik telleri üzerine konan kuşların toprakla alakaları yoktur. Onlar elektriğin evine dönmesi için bir kısa yol yaratmazlar. Elektik onların vücudundan geçmektense, kendisine kuş vücudundan daha az direnç gösteren, iki ayakları arasındaki teli tercih eder. Kuşlar da bu nedenle bütün gün boyu, yüksek voltaj taşıyan, çıplak elektrik telleri üzerinde durabilirler.

Eğer bu arada kuş kazara elektril tellerini taşıyan direğe temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile toprağa geçer ve kuş ölür. Yüksek enerji hatlarının direklerinde oturan kuşların telleri gagalama alışkanlıkları vardır. Bir zamanlar Almanya’da bu şekilde kuş ölümleri o kadar arttı ki, direkler ve destekler topraktan izole edilerek kuşlar ölümden kurtarıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Toprak mahsullerini veya sanayi mamullerini alıp satarak, alış ve satış arasındaki fiyat farkından faydalanma.

2.Ticarî çalışmadan elde edilen istifade, temettü: Bu sene hayli ticaret ettik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile. trade. commerce. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading. boom. business trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodity exchange. commercial exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile fleet. commercial fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trader. merchant ship. merchant vessel. merchantile vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial court. tribunal of commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial centre. emporium. centre of trade. trading / commercial center. central business district. centre center of trade. business center. commercial domicile. hub of commerce. merchandise mart. business centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of commerce. trade chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial register. commercial registry. trade register. commercial / trade register. business index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engaged in business. to trade. to carry on a business. carry on commerce. merchandise. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ticaret, Fars. gâh = yer). Ticaret yeri, ticaret yapmaya elverişli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. firm. trading house. business concerns. business establishment. business firm. business house. incorporated business. commercial house. commercial concern. trading concern. trading firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجارت خانه] ticaret yapılan işyeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticareti olan, ticaret yapmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ticâriyye). Ticaret ve tüccarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. trading. mercantile. merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. mercantile. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article of merchandise. articles of merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartela, bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük taşıyıp boşaltmaya mahsus at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücudun su toplamış yerinden sıvıyı çekmeye mahsus cerrah aleti, trokar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâclr). Tâcirler. (bk.) Tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant. tradesman. trader. commercial man. dealer. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. merchant. trader. dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. merchant. trader. tradesman. businessman. businesswoman. shopkeeper. commercial buyer. commercial man. commercial men. free dealer. market dealer. marketeer. merchandiser. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüccar işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade. commerce. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç aral.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجار] tacirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçan, gaz olup havaya karışan: Uçar ruhlar, sıvılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçan, uçucu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçar (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok çapkın, haşarı: Uçarı çapkınlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched. giddy. rakish. dissolute. debauchee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolous. licentious. profligate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewdness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmal edilmiş, bakımsız; düzensiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halı ile döşenmemiş, çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapıyı tutan iskelet; hav. iniş takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ürtiker, kurdeşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. admonitory. warning. notice. advice. tip-off. caution. admonition. caveat. commination. demerit. demerit mark. exhortation. injunction. lecture. monition. remark. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. instigation. notice. warning. notice ikaz. ihtar. tembih. stimulus. excitation. admonition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. attention. warning. alarm. stimulus. notification. notice. admonition. caveat. caution. suggestion. tip- off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. cautionary. admonitory. stimulative. stimulating. stimulant. exciting. premonitory. stimulant. stimulus. upper. reviver. speed. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. stimulant. stimulus. admonitory. warning. exciting. stimulating. exciter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. exciting. premonitory. stimulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Uyandırılmak.

2.Uyarma işine konu olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stimulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Salepgillerden esmer kırmızımtrak renkte feir süs bitkisi ve çiçekleri (cypripedium calceolus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papa veya piskopos vekili; kilise papazı. vicar general piskopos yardımclsı. vicarate, vicarship i. papa veya piskopos vekilliği; papazlık. vicarial s. papaz veya piskopos vekiline ait; vekâlet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazın görevi veya evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papa veya piskopos vekilliği; vekilin yetki veya görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkasının yerine yapılmış; vekaleten yapılan; başkasının yaşantısına katıldığını hayal ederek duyulan; tıb. vücudun umulmadık yerinde meydana gelen. vicariously z. başkası hesabına, vekaleten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oymacılık; tahtada oyma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir bütünün iki eşit parçasından biri, Ar. nısf, Fars. nîm: Ekmeğin yarısını kes, yolun yarısı.

2.Yarım olarak, vasati surette, ortalama, tamam olmak için daha o kadar istediği hâlde: Yarı pişmiş, yarı Türkçe, yarı Arapça konuşuyor, yarı gece, yarı yolda, yarı yerde. Yarı buçuk = Az bir şey, eksik, tamamlanmamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dostluk, muhabbet, sadâkat.

2.İmdat, yardım, muâvenet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half. quasi. half. moiety. meta-. part-. quasi-. semi-. hemi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-. half of the. demi -. half time. partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یاری] dostluk. 2.yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapın yarısı, nısıf kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius. radial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaran, kesip parçalayan veya açan: Odun yarıcı.

2.Birinin toprağını ekip mahsulün yarısını alan rençber.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gönül arkadaşı, sevgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ışık kaynağı önündeki saydam olmayan cismin, arkasındaki bir yere düşen gölgesinin çevresinde görülen ve asıl gölgeden zayıf olan gölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yarılıp açılmış yer, çatlak, Ar. ferce, rahne: Yüzünde bir yarık vardır. Kasık yarığı = Fıtık.

2.Yarılmış: Kasığı yarık. Karnıyarık = Uzunlamasına yarılıp kıyma ile doldurulmuş patlıcan yemeği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chappy. cloven. split. breach. chap. chink. cleft. cranny. crevasse. crevice. cut. fissure. gash. hiatus. incision. interstice. rent. rift. scissure. shake. slit. slot. split. tear. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. chink. chip. cleavage. crevice. cut. cutting. fissure. gap. incision. rent. rift. rip. slash. slit. slot. split. cleft. crack. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chink. cleavage. cleft. crack. crevice. fissure. gap. slit. split. slot. scissure. apperture. cleave. leak. spline. serrate. breach. chap. cloven. cranny. cutting. disruption. flaw. furrow. rent. rift. rip. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarısına varmak, yarısını bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. split. split-up. splitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ortadan kesilip ayrılmak: Tahta, karpuz yarıldı.

2.Paralanmak, parça parça kesilmek: Odun yarıldı mı?

3.Fazla yaralanmak, açılmak: Başı yarıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. chap. cleave. crack. dehisce. rip. slit. split off. tear. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gape. split. to be split. to split. to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be split / cleft. to be cleared. to be rent. to be slit. to be slit open. chap. cleave. crack. gape. split off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birin yarısı, Ar. nısf, Fars. nîm: Yarım saat.

2.mec. Eksik, Ar. nâkıs, Osm. nâtamam: Yarım adam. Yarım papuç = mec. Sürtük. Yarımı yamalak = Acele ile ve bitmemiş olarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half. mezzo-. semi-. hemi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. demi -. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicircle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Üç tarafı suyla çevrili kara parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chersonese. peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başın yarısının ağrıması, migren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarıma indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gelecek gün, bugünden sonraki gün, ferdâ: Yarın gel, yarın gideceğim. Yarın değil öbür gün = Yarından sonraki gün, iki gün sonra. Bugün yarın = Sallama, geri bırakma, Ar. te’hîr, tâvik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomorrow. manana. morn. morrow. tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morrow. tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erte, ferdası, bahsi geçen günden sonraki gün. Yarındası = Ertesi gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarın olacak, yarına mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Yarmak işi, yarma: Bu adamın odun yarışı tuhaf.

2.Müsabaka, mükâfat kazanmak için bir işte birbini geçmeye çalışma: At yarışı, koşu, kayık yarışı. Çene yarışı = mec. Beyhude yere çok söyleyiş, gevezelik. Sidik yarışı =

1.Beyhude ve ehemmiyetsiz işlerde sen, ben davalarıyla uğraşma.

2.Asla geçemiyeceği bir kimse ile rekabete kalkışma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racing. race. racing. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymkhana. race. run. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. race. contest. vying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout. competition. contest. contestation. emulation. event. match. meet. racing. rivalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. fray. tournament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. bout. contention. racing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contender. contestant. entrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contester. contestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compete. contend. contest. race. vie. to race. to complete. to compete. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to race. to race against each other. to compete. to contest. to contend. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb race. to have sb participate in a race. to have one person race against another. to have sb compete / contest / contend or vie with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «zengâr» dan Arapça’laşmış). (bk.) Zengâr.

Türkçe Sözlük by