çarpma Kapı ne demek? | çarpma Kapı anlamı nedir? | çarpma Kapı

çarpma Kapı anlamı nedir?

çarpma Kapı ne demek?

çarpma Kapı anlamı nedir?

çarpma Kapı | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate way. main gate. gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarından biri. Aslî notalardan olmayıp, yanındaki notaya akseden ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çarpmak işi. 2.Darbe, musîbet.

3.Vurarak kakmakla yapılmış, kabartmalı: Çarpma gümüş mamûlat. (bk.) Çarpmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. blip. brunt. percussion. lash. stroke. impact. bump. multiplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. impact. impingement. percussion. shock. strike. stroke. blow. multiplication. five pointed fishing hook. beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulse. multiplication. percussion. strike. stroke. hitting. collision. hit. pulsation. impingement. impulsion. thrust. impact. dash. whipping. shock. concussion. patter. beating. batter. splashing. splash. slam. knock. knocking. clashing. stolen. bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çarpma fiili, .şiddetle vurmak, çatışmak: At hızla giderken duvara çarptı, rüzgâr yüzüme çarpıyordu.

2.Vurup yere düşürmek, yıkmak: Çarpıp geçti. 3.Zorla almak, çalıp çırpmak, kapıp gitmek: Aşiret, köyün koyunlarını çarptı.

4.Başa vurmak, baş ağrısı vermek: Bu sirke bana çarptı.

5.Vurmak, titremek, helecana gelmek: Yüreğim çarpıyor. .

6.Hızla tahrik olunarak bir yere vurmak: Kapı, pencere kanadı rüzgârdan çarpıyordu. Göze çarpmak = Dikkati çekmek: Paris’te ilk göze çarpan Eyfel (Eiffel) kulesidir. Gün, güneş çarpmak = Güneş altında çok durmaktan veya gezmekten sersemlenip hastalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunk. multiply. strike. bang. knock. bump. hit. slam. crash. bump into. smash. clash. lash. bang into. collide. crash into. run against. pulse. pulsate. barge. bash. cannon. clap. dash. greet. hurtle. impinge. kayo. knock out. knock over. mulct. pla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. bump. cannon. crack. dash. flap. hit. pound. pulsate. pulse. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. to bump. to hit. to dash against. to run into. to collide with. to strike. to smite. to paralize. to affect violently. to slam. to beat. to throb. to multiply. bang. collide. to come into collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outer door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the place where one works for one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran kapısı efekti, yansıtılan görüntüde pikselleri ayıran ince çizgilerin görülebilir hale geldiği yerdir. Bu ismi almıştır çünkü bu efekt ince bir delikli elekten bakmaya benzer. Dijital projektörünüzün lensi keskince odaklanmışsa, her bir piksel ekranda kendi küçük siyah kutusu içerisinde görüntülenir. Kutuların çizgileri kontrol elektronik devrelerinin, ışığın panelde parlamasını önlediği yerlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric shock. electrocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place where one earns one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshold gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance / front door. entrance / entry door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. customs station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Mümkün değilse, aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sofra tuzu, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat stroke. heatstroke. insolation. sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door. gate. portal. entrance. gateway. entry. hatchway. opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port. door. gate. possibility. place of work. course. outlet. valve. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasteners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door latch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ev, konak, daire ve her çeşit binanın girilip çıkılacak yeri, Ar. bâb, Fars. der: Ev, konak, saray kapısı, kapıdan içeri girmek, kapıdan dışarı çıkmak, oda kapısı, sokak kapısı: Sokağa açılan dış kapı.

2.Resmî daire, iş sahiplerinin başvurma yeri olup tabiatiyle büyük olan konak: Paşakapısı = Vaktiyle sadâret dairesi hükmünde olan BAbıâlî ve taşralarda hükümet konağı. Şeyhülislâm kapısı = Meşîhat dairesi. Serasker kapısı = Harbiye nazırlığı binası. Ağakapısı = Vaktiyle yeniçeri ağalığı dairesi. 3.Memurluk, görev, iş, hizmet: Kapı bulmak, kapıdan olmak.

4.Bir hizmetçinin, hizmetinde bulunduğu ev.

5.Her iş İçin başvurulan büyük kapı, Fars. der-bâr, dergâh, Ar. bâb, atebe: Bu kapıdan kovulursam hangi kapıya gidebilirim?

6.Tavla oyununda çeşitli yerlerden iki taş oynayıp ikisini bir hâneye getirmek, vurulmayacak surette birbiri üstüne koymak: Kapı yapmak, kapı kazanmak.mec. Söylenecek bir söze veya edilecek bir teklif veya ricaya giriş olacak bahane ve vesile: Edeceği teklife şimdiden kapı yapıyor. Kıpı açmak =

1.Başlamak, Osm. mübâşeret etmek.

2.Söze başlamak, mevzua girebilmek maksadıyle söz söylemek.

3.Yol açmak, misal olmak, misal vermek. Kapıyı büyük açmak = Çok masrafa girmek. Açık kapı = Misafir kabûl eden ev: Kapısı açıktır. Araba kapısı = Araba girip çıkacak surette büyük kapı. Kapıağası = Osmanlı devrinde saray-ı hümâyûn’da ak ağaların büyüğü. Kapıoğlanı = Osmanlı devrinde bir patrikhane veya büyükelçiliğin Adî işler için resmî dairelere gidip gelmeye memur hademesi. Kapıdan bakmak = Eve kapanıp çıkamamak: Mart kapıdan baktırır. Cümle kapısı = İçerde ayrı ayrı odalar ve meskenler bulunan bir yerin umumî kapısı: Üniversitenin cümte kapısı. Kapı Çukadarı = Osmanlı devrinde kapı kethudâsı maiyetinde memur. Kapı halkı = Vaktiyle paşaların askerî maiyeti. Demirkapı =

1.İki tarafı kayalık dağ olan tehlikeli boğaz ve derbend.

2.Nehrin içinde su trafiğine engel olan taşlar, şelâle: Tuna’nın demirkapıtarı. Kapı kapı dolaşmak = Her tarafa müracaat etmek. Kapıkulu = 1826’ dan önce ekserisi devşirme olan Osmanlı askerî sınıfları mensûbu ki, başlıcası yeniçerilerdir. Kapı kethudâsı = Osmanlı devrinde vilâyetlerin İstanbul’da olan işlerini yürütmeye memur zat. Kapı yapmak =

1.Bahse ve mevzua girişebilmek için söz açmak ve vesile yaratmak.

2.Tavla oyununda iki taşı boş bir hâneye toplamak. Kapı yoldaşı = Bir efendinin hizmetinde ve bir kapıda bulunan hizmet arkadaşı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir apartman veya resmî dairenin kapısını beklemeye, açıp kapamaya ve müracaat edenlerden icab edenleri kabûle memur hademe. Ar. bevvâb, Fars. der-bân: Mektep kapıcısı. Kapıcıbaşı =

1.Tanzimat’tan önce padişahın emir subayı.

2.Itibârî olarak bu rütbeyi taşıyan zat: Falâna rikâb-ı hümâyûn kapıcıbaşılığı verildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zorla alan, Ar. gaasıb, Fars. yağmâ-ger.

2.Uzaktan çeken, cezbeden, câzib: Nem kapıcı. Gönül kapıcı = Fars. dilber, dil-rübâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doorkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doorkeeper. janitor. porter. caretaker. commissionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janitor. doorkeeper. maintenance man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçektozu borususunun geçtiği yumurtacık deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapıcı hizmeti: Okul, apartman kapıcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a doorkeeper or maintenance man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Rus parası. Rublenin yüzde biri değerindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kopeck. kopek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapı bulup hizmete girmek, yerleşmek, kollanılmak, kayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to find a job with. to enter the service of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapılmak işi. bk. Kapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Zorla alınmak, gasbolunmak: Bu mal elinizden kapılırsa ne yaparsınız?

2.Bir şeye veya birinin asılsız sözlerine itimat ve emniyet edip aldanmak, hayran olmak: Bir dolandırıcıya kapılarak servetini kaybetti. Ucuzluğuna kapılarak çürük mal aldı. Sen onun sözüne kapılma. Gönlünü bir güzele kaptırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to. abandon oneself. fall in. be seized with. be taken with. give way. be drawn to smb. harden. be overcome by. be overcome with. be possessed by. be possessed with. sink into. slide into. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. to be seized. to be carried away. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seized. to be grabbed. to trust in sb only to be declined. to be carried away. to be washed away by. to be entranced by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cebir ve şiddetle alma, yağma, etme. Kapış kapış = Kapan kapana, yağma ederek: Kapış kapış yediler (hırsla ve aralarında kapışarak yediler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grab. snatch. way of seizing. scramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snatch. way of seizing. grab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapışmak işine maruz kalmak, kapış kapış alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grabbed up. to be taken away in a wild scramble. to have a ready sale. to be in great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kapısı olmayan: Kapısız ev olur mu?

2.Bir işi olmayan, kayrılmamış, açıkta, memuriyetsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a door or gate. without a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

row. scramble. scrap. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush to purchase. beginning to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her biri bir taraftan çekip yağma etmek: Bir sepet üzümü iki dakikada kapışıp bir tane bırakmadılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. recriminate. scramble. scrap. to scramble for sth. to snatch from one another. to quarrel. to fight. to tussle. to go at it hammer and tongs. to compete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snatch at. to scramble for. to buy eagerly. to rush to purchase. to begin to fight or wrestle with each other. scramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zorla alınmasına mâni olamamak, müsaade etmek, ettirmek: Eti elinde götürürken köpeklere kapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to incite people to fight or fussle with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capital

tic. sermaye

Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. capital sermaye. anamal. başmal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital , fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Sermaye sahibi. 2.Kapitalizmi benimseyen kimse.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitaliste

ekon. anamalcı

1. Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse.

2.Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic. moneyed man. plutocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sermaye sahiplerinin, sermayelerini serbest olarak işletmelerine imkân veren iktisadi sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitalisme

ekon. anamalcılık

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism. capitalism anamalcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dolgusu yer yer dikişle bastırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. padded. upholstered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. tufted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir ülkede yabancılara verilen İmtiyazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A peculiar mammal closely related to the giraffe, discovered in the deep forests of Belgian Kongo in 1900.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is smaller than an ox, and somewhat like a giraffe, except that the neck is much shorter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like the giraffe, it has no dewclaws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There is a small prominence on each frontal bone of the male.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The color of the body is chiefly reddish chestnut, the cheeks are yellowish white, and the fore and hind legs above the knees and the haunches are striped with purplish black and cream color. similar to the giraffe but smaller with much shorter neck and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to the giraffe but smaller with much shorter neck and stripe on the legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind door. false door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. entry point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı.

2.Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere

3.Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.


Genel Bilgi by