çatı Kirişi ne demek? | çatı Kirişi anlamı nedir? | çatı Kirişi

çatı Kirişi anlamı nedir?

çatı Kirişi ne demek?

çatı Kirişi anlamı nedir?

çatı Kirişi | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudunda hâsıl olan zehirli maddeden zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kireçleşme, kireç haline gelme; kireçlenme, kalsifikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). incirlerin bir arı tarafından döllenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çatılmış yani birbirine bağlanmış kereste vesaireden kurulmuş şey, taslak.

2.Binayı örten kiremitleri tutan eğik örtü ki, çatılmış keresteden yapılmıştır: Evin çatısı, temelden çatıya kadar. Çatı altı = Çatı ile tavan arası. mec. Mesken.

3.İnsan bedeninde kemikler heyeti, iskelet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roofing. roof. framework. skeleton. frame. fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. frame. framework. roof. skeleton. voice. structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeleton. roof. framework of a roof. attic. shell. cover. framing. carcass. truss. chassis. frame. framework. pubis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garret. attic storey. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uçlarından bitişik, kavuşuk.

2.Birbirine kavuşmuş, bitişmiş, fasılasız: Çatık kaşlar.

3.Buruşturulup ekşitilmiş, abûs: Çatık çehre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted together. joined. stocked. frowning. sulky. carcass. construction. structure. skeleton. stack. frame. framework. studding. cage. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowning brows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurulmak: Çardak çatıldı.

2.Apışıp kalakalmak.

3.(hayvan) bacakları ayrılıp ölmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz)., (kim). elektroliz usuIünde katotta hâsıl olan madde, pozitif yüklü iyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi).

1.Kereste, diş ve kemik gibi gevrek şeylerin gürültüsünü taklit edip mükerrer kullanılır: Bina çatır çatır yıkıldı, yılan, hayvanı sıkıp kemiklerini çatır çatır kırdı.

2.Art arda kullanılınca sökercesine mânâsına gelir: Paramı çatır çatır almasını bilirim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a crackling and snapping noise. by force. like it or not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackling. chattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevrek bir şey çatır çatır etmek: Hiddetinden dişleri çatırdıyordu, tahtalar çatırdıyarak yıkılıyor veya yanıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a crackling noise. crackle. creak. clack. clash. crack. crepitate. scrunch. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle. to creak. to chatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatır çatır ettirmek, gevrek bir şeyi ses çıkaracak surette sıkmak, yıkmak veya yakmak: Dişlerini çatırdattı, yangın tahtaları çatırdatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevrek bir şeyin düşerken, kırılırken, yanarken veya sıkıştırıldığı vakit çıkardığı ses ve ettiği gürültü: Dişlerin, tahtaların, ağaçların veya kemiklerin çatırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a crackling. snapping noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışma hâlinde bulunan, birbiri ile çatışan: Bu soru üzerine bir sürü çatışık düşünceler ileri sürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. clashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. battle. run-in. conflict. disagreement. brush. coincidence. collision. rencontre. scrimmage. skirmish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. clash. collision. conflict. skirmish. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. argument. dispute. skirmish. clash. collision. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kavuşmak, ilişmek, uç uca bağlanmak, tutturulmak.

2.Tokuşmak, birbirine çatmak, çarpışmak, müsademe etmek.

3.(Köpek ve ona benzer hayvanlar, böcekler) Çiftleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. coincide. collide. conflict. contravene. skirmish. to clash. to collide. to conflict. to quarrel. to skirmish. to coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clash. to collide. to have a quarrel. to be in conflict with. to fit into one another. to interconnect. to jam. to intersect. to engage. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uç uca kavuşturmak, iliştirmek, birbirine bağlamak, birleştirmek.

2.Tokuşturmak, çarpıştırmak, müsademe ettirmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aydınlatma, açıklama, vuzuha kavuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topallama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karma öğretim. coeducational (s). karma öğretimi uygulayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haberleşme; ulaşım; ulaştırma; bağlantı irtibat; haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşkan, duygulannı serbestçe dile getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmaşık hale getirme; bir işe giriştikten sonra meydana çıkan engel, zorluk; karışıklık: (tıb) ihtilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; toplantıya davet; kilise temsiicileri meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilah derecesine çıkarma, tanrılaştırma, yüceltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hudut tayini, sınır çekme. Iine of demarcation sınır çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) zihni ve ahlâki yönden geliştirme, yetiştirme, takviye etme; bilgi verme; ıslah ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğitim, eğitim ve öğretim, tedris, tahsil, maarif, yetiştirme, eğitme; ilim, irfan; pedagoji, eğitim bilimi. educational (s). tahsille ilgili, eğitimsel, terbiyevi .educationally (z). terbiye bakımından, eğitim yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikleme, elektriklenme, elektrik uygulaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zihinde uyandırma,aklına getirme; huk davanın daha yüksek bir mahkemeye ref'i ve devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çağıran, davet eden, uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). karıncalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istihkam; kuvvetlendirme, tahkim etme; istihkam yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram). frikatit, (f)., (v), (s), (z) gibi sürtme sesi çıkaran sızıcı harflere benzer; (i). frikatif harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaz haline koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. medih, övme, ululama, yüceltme, hamt, sena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) memnuniyet, zevk, haz; zevk veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bildirme, anlatma, gösterme; belirti, delil, kanıt; tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteren, belirten; bildiren; i., gram. basit zaman çekimindeki fiil, bildirme kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dua, niyaz, münacat; toplu halde dua etme; dua cümleleri. invocatory (s.) dua veya münacat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümbüş eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haklı çıkarma veya çıkma, mazur gösterme; huk. iftira davalarında sanığın iddialarının doğruluğunu ispat etmesi; mazeret, sebep, hak; temize çıkarma, ispat; matb. sayfanın sağ kenarındaki yazıları taşırmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur gösteren, haklıçıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışmış olan: Örtünün kırışıklarını düzelt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkled. wrinkly. crinkly. crisp. crispy. liny. wrinkle. corrugation. crease. crinkle. furrow. pucker. ruck. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haggard. wrinkle. crease. pucker. wrinkled. creased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. wrinkled. crinkle. crinky. crisp. furrow. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. pucker. ruck. seam. wrinkle. furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkledness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mahal, mekân, mevki; iskân, sakin olma; huk. kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bazı kaynaşık dillerde yer gösteren isim hali, ismin -de hali; s. bu şekildeki isimlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyültme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tadil, biraz değiştirme, degişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük düşme; küçük düşüren şey; çile, nefse eza, nefsi körletme; tıb kangren veya doku harabiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl adı İsa’dır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) nitratlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. bir mahalde düşmanı yok etme; kontrol altma alma; barışma; uzlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasdik edici, doğrulayıcı. predicatively z., gram. yüklem olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kışkırtma, tahrik, teşvik; dürtü; gücendirme, öfkelendirme; kızılacak şey, güce gidecek mesele. do (it) under provocation kışkırtı tesirinde kalarak yapmak, tahrik sonucu yapmak. on the slightest provocation en hafif etkenle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tahrik edici, kışkırtıcı, etkileyici; kızdırıcı, sinirlendirici; çekici, cazip; i. tahrik edici kimse veya şey. provocatively z. tahrik edici şekilde, kış- kırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayımlama, ilan etme; yayım, yayma; yayın, yayımlanmış eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temizleme; arıtma, tasfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, liyakat, vasıf, meziyet; şart; kayıtlama, tadil, kısıtlama. He has all the qualifications. Bütün niteliklere sahiptir. It requires qual ification. Kısmen doğrudur. with many qualifications birçok meziyetlerle: birçok şartlarla, çok tered

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dallanma; bot. ufak dal; kol, şube, dal; sonuç; çapanoğlu, çaparız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki kat etme veya olma, iki misline çıkarma veya çıkma, tekerrür; (gram.) bir hece veya harfi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savunanın cevabına davacı tarafından verilen cevap; aksiseda, yankı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade veya imtiyazın geri alınması; fesih, hükümsüz kılma, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. kurutucu; i. kurutucu madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlam, mana, meal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlamlı, manalı, bir kavram belirten. significatively z. bir mana ifade ederek. significativeness i. bir anlam veya kavram belirtme. significatory s. manalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılaştırma; mücessem şekil verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tayin, belirtme; belirli bir türden olma; ayrıntılarıyle tanımlama; muayyen bir madde veya keyfiyeti belirtme; bir icadın tarifnamesi; huk. beyanname; şartname, şartlaşma. specifications i. teferruat, ayrıntılar, şartlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir yazı veya seriyi gazete veya mecmualara satma; sendikacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekomünikasyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ketum, ağzı sıkı, az konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşme, birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatil; huk. adli tatil. vacation school yaz tatilinde öğrenim yapan okul. summer vacation yaz tatili. vacationist i. tatile çıkan kimse, turist, gezgin kimse. vacationland tatil yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçekleme; doğrulama; huk. soruşturma, tahkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meslek, sanat, iş; memuriyet, hizmet; çağırma, davet. vocational s. meslek veya vazife kabilinden. vocational guidance okullarda ögrencilere meslek seçiminde yardımcı olmak için yapılan sistemli test ve görüşmeler. vocational school meslek okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağırmayla ilgili. gram. bir ismin hitap hali veya buna ait; çağrı, nida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by